Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İyi iş çıkaran uzun yaşar!

Pazarlama gurusu Philip Kotler, “İster 500 büyük şirketten biri ister küçük bir işletme olsun iyi iş yapan her şirket daha uzun yaşıyor” diye konuşuyor. Peki iyi iş yapmanın yolları neler biliyor musunuz? İşte cevabı…

Pazarlama gurusu Philip Kotler, “İster 500 büyük şirketten biri ister küçük bir işletme olsun iyi iş yapan her şirket daha uzun yaşıyor” diye konuşuyor. Peki iyi iş yapmanın yolları neler biliyor musunuz? İşte cevabı…

İYİ İŞ YAPAN UZUN YAŞAR

Kotler’e göre doğru olanı yapmak, şirketlere pazarda bir numara olmayı garantilemiyor.

Ünlü pazarlama gurusu PHILIP KOTLER, yeni kitabı “Good Works”de (İyi İşler), daha iyi bir dünya yaratmak üzere yapılan girişimleri anlatıyor. 60 örnek uygulama üzerinden iyi iş yapmanın inceliklerini sıralıyor. Kotler’e göre doğru olanı yapmak, şirketlere pazarda bir numara olmayı garantilemiyor. Ancak son 30 yılda yapılanlara bakıldığında dünyayı daha yaşanılır bir yer haline getiriyor… Sosyal sorumluluk projelerinin şirketlere sağladığı katkıların araştırmalarla kanıtlandığına işaret eden Kotler, “İster 500 büyük şirketten biri ister küçük bir işletme olsun iyi iş yapan her şirket daha uzun yaşıyor” diye konuşuyor. IBM’den Pepsi’ye, FedEx’den Pfizer’e dünyada pek çok şirket iyi işlere imza atıyor. Sadece yıl sonu bilanço rakamlanna, pazar payına değil daha iyi bir dünya yaratılmasına katkı sağlayan iyi işlere… Pazarlama konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden biri sayılan Philip Kotler, David Hessekiel ve Nancy R. Lee ile birlikte yazdığı yeni kitabı “Good Works”de (İyi İşler) işte bu iyi işleri anlatıyor. Günümüzde sosyal sorumluluk kavramının yeni uygulamalarla son derece sofistike hale geldiğine işaret eden kitap, onlarca örnek uygulama üzerinden pazarlama ve kurumsal odaklı sosyal sorumluluk projelerinin dünyada ve şirketlerde yarattığı değişimi, sağladığı faydaları ortaya koyuyor. Bir sosyal sorumluluk projesinin şirketin satışlarını artıracak, müşterilerle iletişimini kuvvetlendirecek, kurumsal değerleri ve amaçları geliştirecek şekilde nasıl hayata geçirileceğine ışık tutuyor. “Good Works” 500 büyükten küçük işletmelere, pazarlamadan insan kaynaklatma günümüz iş dünyasında her kademedeki profesyonel için müthiş bir rehber niteliğinde.

ODAKTA NE OLMALI?
Philip Kotler, cause (dava) ile commerce’in (ticaret) ne olduğunu karıştırmamak gerektiğini söylüyor. “Bunu yapanlar, fırsatçılar ya da vizyoner sosyal girişimcilerdir” diye konuşuyor. Good Works, buradan yola çıkarak şirketlere finansal ve sosyal kârlılığı dengeli biçimde elde etmeye imkan verecek bir rehber sunmayı hedefliyor. Philip Kotler, sosyal sorumluluk girişimcilerini iki ana başlıkta inceliyor. Birinci başlıkta pazarlama odaklı girişimler var. Bu girişimler şirketlere, örneklerden de görüldüğü üzere daha yüksek satış ve müşterilerle daha etkili iletişim imkanı veriyor. İkinci başlık ise kurumsal odaklı girişimler. Şirket değerlerini ve amaçları geliştiren bu girişimler, tıpkı pazarlama odaklı olanlar gibi günümüzde çok sayıda şirket tarafından uygulanıyor. Peki “iyi iş” ne anlama geliyor? Kotler, 500 büyük Amerikan şirketinin internet sayfasında hızlı bir gezinti yapıldığında, şemsiye konsept altında şu kavramlara rastlandığına işaret ediyor: Kurumsal vatandaşlık, kurumsal hayırseverlik, kurumsal sosyal sorumluluk, toplum ilişkileri, toplum geliştirme, kurumsal sorumluluk… Kitapta ise “kurumsal sosyal sorumluluk” kavramı kullanılıyor ve ifadesi de “Kurumsal kaynaklara katkı sağlayacak isteğe bağlı iş uygulamalarıyla toplumun refahını geliştirme vaadi” şeklinde yapılıyor.

ÖNE ÇIKAN 6 UYGULAMA
Bu kavram ve anlam şemsiyesi altındaki iyi işler belli başlı 6 uygulama üzerinden inceleniyor. Kot-ler bu uygulamaları, güzel iş ortaya koyan sosyal girişimler olarak adlandırıyor. Bu girişimlerden üçünü pazarlama odaklı, diğer üçünü ise kurumsal odaklı girişimler olarak ifade ediyor. Pazarlama odaklı sosyal girişimlerde ilk sırada amaç odaklı kampanyalar var. Örneğin Body Shop’un, Avrupa Birliği’nde kozmetik endüstrinin hayvanlar üzerinde deney yapmasını yasaklayan önergeyi desteklemesi gibi. Yine pazarlama odağındaki ikinci uygulama tipi ise amaç ilişkili pazarlama. Bu alanda en sık rastlanan uygulama bir şirketin ürünleri aracılığıyla bağış yapması. Örneğin Krafts Food, açlıkla mücadele programı kapsamında, belli başlı ürünlerinin satışında belli bir payı bu programa aktarıyor. Kurumsal sosyal pazarlama, pazarlama odaklı girişimlerde sık rastlanan son uygulama. Örneğin Home Depot’un su tüketimini azaltmaya yönelik verdiği danışmanlık servisi bu kapsamda değerlendiriliyor.
Kurumsal odaklı girişimlerde ise kurumsal hayırseverlik, çalışanların gönüllülük faaliyetleri, Fransız DuPont’un fabrikalarında yeşil enerji kullanması gibi iş uygulamaları yer alıyor,

HANGİ ŞİRKET NASIL YAPTI?
Good Works, günümüz sosyal sorumluluk girişimlerini örnek şirket uygulamaları üzerinden anlatıyor. Kotler ve ekibi, 60 kadar şirketin uygulamalarını incelemiş, kitapta en iyilere yer vermiş. Örneğin Macy’s’in çocuk okur yazarlığını artırmak amacıyla Reading is Fundamental adlı sivil toplum kuruluşuyla ortaklaşa gerçekleştirdiği girişim, dava odaklı kampanyalara bir örnek. Bu kampanya ile Amerika’da çocukların daha çok kitap okumasına katkı sağlayan Macy’s satışlarında da gözle görülür bir artış yakalamış. Doğrudan bir amaca yönelik olmayan ama amaç ilişkili olan pazarlama odaklı sosyal sorumluluk girişimlerine örnek olarak ise Avon, TOMS Shoes gibi şirketlerin uygulamalarını göstermek mümkün. Avon’un göğüs kanserine yönelik “pembe kurdele” kampanyası, Avon ürünlerini satın alan kadınların yine Avon tarafından kurulmuş vakfa göğüs kanseriyle mücadele için yardım yapmalarına olanak veriyor. TOMS Shoes müşterileri, şirketin ihtiyacı olan çocuklara ayakkabı sağlamak amacıyla yürüttüğü kampanyası sayesinde, her alışverişte bir çift de ihtiyacı olana bağışlıyor. Procter&Gamble’ın UNICEF işbirliğindeki pazarlama odaklı sosyal sorumluluk kampanyaları, örnek uygulamalar arasında. P&G, “her kutu için bir aşı” kampanyasıyla 2008’den bu yana tüm dünyada satışlarını gözle görülür biçimde artırdı. Sadece İngiltere’de 2006’da toplanan 287 milyon dolarlık yardım, 2010 sonunda 2,5 milyon dolara ulaştı. Almanya’da kampanya, müşterilerin satın alma sıklığında yüzde 29 oranında kaldıraç etkisi yarattı.

DAVRANIŞ DEĞİŞTİREN GİRİŞİMLER
Philip Kotler ve ekibinin incelediği örnek uygulamaların ortak noktasında tüketici davranışlarını olumlu yönde değiştirmek var. Örneğin Levi Stra-uss, ürünlerin üzerine iliştirdiği etiketlerden sosyal medyaya pek çok alanda yürüttüğü faaliyetlerle kot pantolon tüketicilerinin kullanma alışkanlıklarını değiştirdi.

Kotların soğuk suyla yıkanması, sererek kurutulması gerektiğini tüketiciler bu sayede öğrendi. Levis bu girişimiyle ayrıca, Goodwill adlı sivil toplum kuruluşuna da yüklü miktarda bağışta bulundu. BestBuy, kullanılmış elektronik cihazların geri dönüşümü projesiyle dünyayı elektronik çöplüğe dönüşme olasılığından bir miktar uzaklaştırmayı başardı. Bugün artık her BestBuy müşterisi eski bir bilgisayarı ya da cep telefonunu, bir kulaklık ya da bir klavyeyi herhangi bir BestBuy mağazasında geri dönüştürebileceğini biliyor, çevreyi kirletmiyor. Energizer aynı şeyi pillerin geri dönüşümü için yapıyor. Şirket, 23 yıldır 6 bin 200’den fazla itfaiye istasyonuyla gerçekleştirdiği kampanyasıyla tüketicilerin yangın güvenliği konusunda bilinçlenmesini sağlıyor.

HAYIRSEVERLİK ARTTI MI?
Geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmaya göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde hayırseverlik, krize rağmen artmış. Şirketlerin yardım için ayırdıkları para 2009-2010 arasında yüzde 10,6 düzeyinde artış göstererek 15,29 milyar dolara ulaşmış. Şirketlerin sosyal sorumluluk amaçlı sponsorluk girişimlerinde 2010 yılında yüzde 6,7, 201 l’de ise yüzde 3,7 oranında artış kaydedilmiş. Diğer yandan şirketlerin hayırseverlik biçimlerinde de önemli değişimler olduğu dikkat çekiyor. Yine 2010’da yapılan bir araştırma, ilk 100 Amerikan şirketinin hayırlarını yüzde 46 nakit, yüzde 35 vakıf parası, yüzde 19 gayri nakdi şekilde yaptıklarını ortaya koyuyor. Oysa 80’li yıllarda sadece yardım kuruluşlarına nakit para verilerek yapılıyordu. Kurumsal odaklı sosyal sorumluluk projelerindeki çeşitliliğin hızla arttığına dikkat çeken Kotler, günümüzde bu kapsamda 8 tipik uygulamaya işaret ediyor. Bunları da nakit para yardımı, hibeler, burs imkanları sağlama, hizmet sunma, teknik uzmanlık sunma, dağıtım kanalını tahsis etme, sahip olunan teçhizatı kullandırma olarak sıralıyor.

BİNLERCE YOL VAR
Philip Kotler, “Önemli olan kurumsal itibarı nasıl inşa edeceğinizi, iş gücünüzü nasıl motive edeceğinizi, sosyal konular üzerinde nasıl etki yaratabileceğinizi bilmenizdir” diye konuşuyor. Bunları bilerek hayata geçirilen projelerin sadece iyi bir dünya yaratmaya katkı sağlamaya değil, verimliliği artırmaya, pazar payı hedeflerini tutturmaya, yeni pazarlar ve yeni müşteriler yaratmaya, en önemlisi geleceği garanti altına almaya imkan sağlayacağına da dikkat çekiyor. Bu konuda başarılı örneklerden bir tanesi de Pepsi. Pepsi’nin CEO’su Indra Nooyi, 2006 yılında göreve geldiğinde, şirketi dünyanın en sorumlu şirketi haline getireceğine kendi kendine söz verdi. Nooyi, bu sözünü gerçekleştirmek için Kotler’in “Amaçla performans” şeklinde özetlediği bir yön izledi. Pazarlama yöneticilerine, Pepsi markaları için yeni sosyal endişe taşıyan yönler tayin etmelerini söyledi. Nooyi önderliğinde kolları sıvayan pazarlama yöneticilerinin çabalarının ilk meyvesi 2009 sonbaharında ortaya çıktı. Şirket geleneksel Super Bowl reklamlarında kullandığı milyonlarca dolarlık yatırım bütçesini sosyal sorumluluk projelerine aktaracağını müjdeledi. Bugün Pepsi, her ay bin projeyi inceliyor, 43 sivil toplum kuruluşuyla işbirliğinde 183 bin farklı fikre değer biçiyor ve bağış yapıyor.

Kotler’in gözünden KSS’de yeni dönem gerçekleri
1- Şirketlerin yardım için ayırdıkları para, 2009-2010 arasında yüzde 10,6 düzeyinde artış göstererek 15,29 milyar dolara ulaştı.
2- Şirketlerin sosyal sorumluluk amaçlı sponsorluk girişimlerinde 2010 yılında yüzde 6,7, 2011’de ise yüzde 3,7 oranında artış kaydedildi.
3- İlk 100 Amerikan şirketi hayırlarını yüzde 46 nakit, yüzde 35 vakıf parası, yüzde 19 gayri nakdi şekilde yapıyor. Eskiden yardım kuruluşlarına nakit para veriliyordu.
4- KSS, satış ve pazar payına katkı sağlıyor. Marka konumlanmasını güçlendiriyor. Kurumsal imajı geliştiriyor.
5- KSS, şirketin motive, sadık çalışanları çekmesi için de iyi bir araç. Operasyonel maliyetleri düşürüyor. Yatırımcıların ve finansal analistlerin ilgisini artırıyor.
6- Pazarlama odaklı sosyal sorumluluk girişimlerinde ilk sırada amaç odaklı kampanyalar yer alıyor. Body Shop’un, Avrupa Birliği’nde hayvanlar üzerinde deney yapılmasını yasaklayan önergeyi desteklemesi gibi.
7- Kurumsal sosyal pazarlama da KSS’de rastlanan bir uygulama. Home Depot’un su tüketimini azaltmaya yönelik verdiği danışmanlık servisi, bu kapsamda yer alıyor.
8- Kurumsal hayırseverlik, gönüllülük faaliyetleri, DuPont’un fabrikalarında yeşil enerji kullanması gibi iş uygulamaları da son dönemde rastlanan kurumsal odaklı girişimler.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND