Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşyerinde ilk gün stresi

Üniversiteden mezun oldunuz, pek çok iş başvurusu ve mülakattandan sonra nihayet işi aldınız. İşe başlamanıza bir kaç gün kala başlar ‘işte ilk gün’ stresi. Hiç bilmediğiniz bir ortama girecek, yeni insanlarla tanışıp beraber çalışacaksınız… Peki sizi neler bekliyor…

İlk gün korkusu

Üniversiteden mezun oldunuz, pek çok iş başvurusu ve mülakattandan sonra nihayet işi aldınız. İşe başlamanıza bir kaç gün kala başlar ‘işte ilk gün’ stresi. Hiç bilmediğiniz bir ortama girecek, yeni insanlarla tanışıp beraber çalışacaksınız… Peki sizi neler bekliyor… 

Üniversiteden mezun oldunuz, pek çok iş başvurusu ve mülakattandan sonra nihayet işi aldınız. İşe başlamanıza bir kaç gün kala başlar ‘işte ilk gün’ stresi. Hiç bilmediğiniz bir ortama girecek, yeni insanlarla tanışıp beraber çalışacaksınız. Bazı şirketlerde oturmuş sistemler vardır, herşey önceden düşünülmüştür, bazılarında ise daha ilk adımda, güvenlikte sorun yaşamaya başladsınız. Kurumsal olarak bir karşılama programı olsun olmasın, sizin de bu süreçte dikkat etmeniz gereken şeyler var. 

Yeni bir işyerindeki ilk gün, hepimiz için son derece stresli. Hele hele iş hayatına ilk defa adım atacak yeni mezunlar için. İşe başlamaya bir kaç gün kala stres başlar, bir gün öncesinde en üst düzeye çıkar, gece uyuyamazsınız, ‘acaba nasıl bir şirket, çalışma arkadaşlarım kimler olacak, nasıl insanlar” gibi sorular kafanızı meşgul eder. Bugün hala bir çok şirkette işe yeni başlayanlar için oturmuş sistemler yok. İşe gittiğinde güvenliğe bilgi verilmediği için daha kapıda takılanlar, kimse karşılamadığı için ofislerinin yerini zar zor bulanlar, gittiğinde çalışmak için bir bilgisayarı olmayanlar, yemekhanenin, tuvaletin yerini bilmediği için sıkıntı çekenler, işyerinde ilk günlerinde tam bir kabus yaşıyorlar.

Tabii yeni çalışanın bu en zor gününü kolaylaştımak, en başta şirketlerin sorumluluğunda. İşte Mülakat kitabının yazarlarından, aynı zamanda DeFacto İK Direktörü Oğuz Erdoğan, işte ilk günü şöyle anlatıyor: “Bütün başlangıçlar heyecanlı, heyecanlı olduğu kadar da streslidir. Bu stresi azaltmak aslında kurumun sorumluluğundadır. Ama maalesef bu farkındalıkta olan kurum sayısı çok az. Deneyimli veya yeni mezun işe yeni başlayan bir çok aday ilk gün kapıda güvenliği geçemez. Ne öncesinde giriş kartı verilmiştir ne de güvenliğin işe başlayacağınızdan haberi vardır. Bir de şansınıza inatçı bir güvenlik görevlisi ile karşılaşırsanız işiniz epeyce zor demektir. İçeri alındıktan sonra muhtemelen sizin için hazırlanmış bir masa yoktur. Masanın olmamasını makul karşılayan ve ‘Ben de başladığımda altı ay oturacak bir masam olmadı’ diyen mutlaka bir üst yöneticiniz vardır. Moralinizi hemen bozmayın, bu durum sizin yeni mezun olmanızla ilgili değildir. Bir haftada masasına bilgisayar kurduramayan genel müdürler bile gördüm.”

Şöyle devam ediyor Erdoğan: “İlk gün her türlü sürprize hazır bir ruh haliyle gitmekte yarar var. Başladığınız bölümde size “hoş geldin” bile demeyen çalışma arkadaşlarınız olursa şaşırmayın. Siz geldiğiniz için terfi edemeyeceğini düşünen, size yer açılması için oturduğu yer değiştiğinden daha tanımadan size diş bileyen, yapmaktan hoşlandığı iş elinden gittiği için sinir olan, sizi tehdit olarak gören müstakbel çalışma arkadaşlarınız olabilir, siz farkında bile olmayabilirsiniz. Bütün bunlara hazırlıklı, top mermisinin yıkamayacağı bir ruh hali ile başlamakta yarar var.”

Oğuz Erdoğan’ın yeni başlayanlara tavsiyeleri ile şöyle:

* İlk günün en büyük sıkıntısı; tuvalet nerede, yemekhane nerede, nasıl ve nereden çay içebilirim, hangi servise bineceğim vb gibi hayati soruların cevaplarını bulmaktır. Bu basit sorular eğer başladığınız kurum bunların farkında değilse sizin için kabus olabilir. Bu sorunun üstesinden gelmek için, sizden bir süre önce başlamış, sizin yaşadığınız sıkıntıları yaşamış birini gözünüze kestirip peşinden ayrılmamanızı tavsiye ederim.

* Bütün bunların yanında yeni başlayanlara en önemli tavsiyem, bütün duyu organlarını devreye sokmalarıdır. Her kurumun bir kültürü vardır. İşe yeni başlayan çalışanların kurumun kültürünü öğrenmek için özel çaba göstermesi gerekir. Kurum kültürünü öğrenirken duyu organlarını maksimum kullanmakta yarar var. Sadece gözünüzün gördüğüne ya da sadece kulağınızın duyduğuna inanmayın. Hem görün hem duyun hem de hissedin. Aklınıza yatmayan konular olduğunda mutlaka çapraz sorularla konuyu tam olarak anlamaya çalışın.

* Bir diğer önemli ve kritik konu ise size görüş sorulduğunda veya başladığınız kurum ile ilgili algınız sorulduğunda yeteri kadar öğrenmeden tez canlı davranıp hata yapmayın. 

BNP Paribas Cardif İK ve Organizasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşçı Firuzbay, yeni başlayanlara ilk günlerinde ön yargılardan uzak olarak bulundukları ortamı iyi gözlemlemelerini, aceleci olmadan işi, şirketi ve departman arkadaşlarını tanımaya çalışmalarını tavsiye ediyor: “Bu noktada açık iletişim kurabilmeleri de çok önemli, akıllarındaki tüm soruları tanıma döneminde net olarak sormalı ve destek almaktan çekinmemeliler. Yine alışma dönemi, işe yeni başlayan çalışanlar için bir parçası olduğu şirketin işleyişlerini öğrenebilmesi için iyi bir fırsat olup bu dönemde faaliyet raporları, prosedür ve yönetmelikler gibi kaynakları incelemelerinin yanı sıra olabildiğince çok departman ve çalışanla tanışmaları onlar için faydalı olacaktır.”

İlk gün dinleyin

Businessinsider’da yer alan bir makalede yönetici koçları çalışanların işte ilk gün yapabileceklerini şöyle sıralanıyor: 

• Dinleyin ve soru sorun: Yönetici koçu Mark Strong, “Daha çok dinleme günüdür, gerektiğinde soru sormalısınız, genel olarak meraklı ve öğrenmeye açık olduğunuzu gösteriyorsunuz. İşyerinde yapılabilecek en iyi şey, dinlemek. Koyu fikirlerin zamanı değil, arkadaşça olun, insanlarla tanışın, gülümseyin ve dinleyin.”
• Asansör konuşması hazırlayın: 30 saniyede kendinizi tanıtmaya, daha önce nerede çalıştığınızı, yeni görevinizde nelerden sorumlu olduğunuzu anlatmaya hazır olun. 
• Rahat olun: Bir yandan stratejik olurken bir yandan da rahat olmaya bakın, böylece verimliliğinizi artırırsınız. 
• Gülümseyin: Bu aşamaya gelmek için çok uğraştınız, iş arama, mülakat derken nihayet işi aldınız. Öyleyse mutlu olmayı ve anın tadını çıkarmayı unutmayın. 
• Cep telefonunuzu sessize alın: Cep telefonunuzu sessize alın. İlk gün kendinizi yüzde 100 işe verin. 
• İlgi gösterin: Pek çok kişi ile tanıştırılacaksınız, onlar sizin hakkında bilgi edinmek isteyecekler, siz de onlar hakkında bilgi edinmeye bakının. 
• Vücut dilinize dikkat edin: Vücut diliniz sizin iletişiminizin çoğu eder. 
• Ve kendiniz olun! 

Esas iş kurumlara düşüyor

İşyerlerinde ilk günler, tecrübeli çalışanlar için bile heyecanın yanında belirsizlik, tedirginlik ve çekinceleri barındırır. Yeni mezunlar için ise çok daha fazlasını. Çünkü işyerine ve yapılacak işe alışmadan öte, çalışma hayatına alışma süreci de gerekir. Towers Watson Türkiye İK Danışmanlığı Direktörü Murat Karakaş, çalışma saati disiplininden masanda oturma sürelerine, kesintisiz iş yapma zorunluluğundan kıyafete, hafta içi kaçamak yapamamaktan iki haftaya sıkışmış tatil imkanlarına kadar herşey bu alışma döneminin etkenleri olduğunu söylüyor. Karakaş, bu alışma sürecini kısaltmak ve başarılı şekilde geçmesini sağlamak için çalışanlara staj veya part-time çalışmayı tavsiye ediyor. Kurum tarafında ise yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

• İş ilanından başlayacak şekilde işe alım sürecinde açık ve net olunması, adayın beklentilerinin de dikkate alınması.
• Pozisyon ve kurum için uygun profilin güncel şekilde tanımlanmış olması.
• İş tecrübesi ve dolayısıyla yaşanmışlığı olmayan adaylar söz konusu olduğundan, etkinliği kanıtlanmış seçme araçlarının kullanılması ve olabildiğince çoklu araçtan yararlanılması.
• Oryantasyonun “şirket ve bölümlerin anlatıldığı sunum”dan öteye geçerek bir on-boarding şekline dönüşmesi, iş hayatına alıştırmayı da kapsamasının sağlanması.
• Yakın zamanda benzer aşamalardan geçmiş ve kuruma bağlığında sorun olmayan çalışanların “buddy” (rehber) olarak belirlenmesi.
• Kurum içerisinde uygulanması gereken kuralları, yapılması beklenenleri net ve açık şekilde anlatan basılı ve elektronik materyallerin hazırlanmış olması.
• İş hayatına geçişi kolaylaştıracak şekilde sosyal kulüplerin oluşturulmasının teşvik edilmesi.

BNP Paribas Cardif’te ‘on-boarding’ 3 ay sürüyor

BNP Paribas Cardif, işe yeni başlayacaklar için oluşturdukları adaptasyon sürecini on-boarding olarak adlandırıyorlar. İlk iş gününden önce başlayan bu süreç 3 ay devam ediyor. Yeni başlayacak çalışan gelmeden önce kendisine ona bir ay boyunca rehberlik edecek bir kişi belirleniyor. Rehber belirlendikten sonra yeni katılacak arkadaşa ilk iş gününden önceki gün hoşgeldin mail’i iletiliyor. 

Bu mail’de genel ofis uygulamaları, iç iletişim portalı gibi pratik bilgilerin yanı sıra rehberi ile de e-mail ortamında buluşması sağlanıyor. 

Yeni çalışanı ilk iş gününde masasında bir hoşgeldin kutusu karşılıyor. Bu kutuda, hoş geldin kitapçığı ile birlikte şirketi tanıtan ve gerekli olan tüm bilgileri ekip arkadaşlarıyla paylaşabileceği küçük sürprizler ve ofis malzemeleri oluyor. İlk ofis günü için bağlı olduğu departmanın tüm üyeleri ile birlikte bir sabah kahvaltısı organize ediliyor. Ardından IK ekibi ve rehberi birlikte şirket içinde mini bir oryantasyon düzenleniyor ve eş zamanlı olarak genel bir duyuru ile tüm şirkete yeni katılan kişi tanıtılıyor.

İlk karşılamanın ardından İK, 1. ve 3. aylarda yaptığı geri bildirim görüşmeleri ile ilk izlenimleri ile sonrasındaki görüşlerini alıyor, gerekli ise destek olunabilecek noktalarda aksiyonlar alıyor.

DeFacto’da hoş geldin maili, badi ve pusula 

DeFacto, aday ile çalışma kararı alır almaz “Hoş Geldin Mail’i” ile birlikte kurum kültürünün tanıtıldığı video tabanlı bir oryantasyon eğitimi ataması yapıyor. Seçme yerleştirme departmanı yeni çalışanın işe başlangıcından önce masası, bilgisayarı, kırtasiye malzemeleri, telefonu gibi ihtiyacı olan tüm malzemeleri hazırlıyor ve kendisine bir rehber atıyor. Rehberlik sistemi ile çalışan ihtiyaç duyacağı bilgileri ve sistemleri deneyimli bir çalışandan öğreniyor ve bu sayede şirkete hızlıca adapte oluyor. İlk gün geldiğinde ise mutluluk departmanı tarafından karşılanıyor ve kendisine bir “Hoş Geldin Paketi” sunuluyor. Kendisine DeFacto’da yaşamı anlatan “Pusula” veriliyor, masasına kadar eşlik ediliyor ve rehberi ile tanıştırılarak süreci başlatılıyor. Eğitim bölümü ise oryantasyon sürecini organize ediyor. İşe alım bölümü de şirkete yeni başlayan çalışanın duyurusunu mailing ile yapıyor. 

Genellikle yeni mezun çalışan ile ilk temas  “Empower” staj programı ile oluyor. Empower programı başlamadan önce İK ekibi, görev alacakları departman yöneticileri ve ekibi ile tanıştırmak için “Hoş Geldin Partisi”ne davet ediyor. Staj döneminde gelişiminden sorumlu olacak ve birebir çalışacağı “Eğitim Koçu” ile staj programının tanıtımı yapılıyor. Aynı gün şirket gezisi organize ediliyor. Yönetici adayı programlarında ise “Hoş Geldin Kahvaltısı” ile karşılama yapılıyor. 

Yıldız Holding’te hoşgeldin yemekleri var

İşe yeni başlayan çalışanlara farklı iş birimleri ve fonksiyonlar tanıtılıyor, üretimden satışa tüm süreçleri yakından deneyimleyebilecekleri bir oryantasyon programı sunuluyor. Programda, fabrika ziyaretleri de oluyor. Çalışanların işe kolaylıkla adapte olmalarını sağlayacak rehberlik sistemi var. Oryantasyon sürecinde rehberler, yeni çalışanlara ilk öğle yemeğinin birlikte yenilmesi, yaşam alanlarının kullanımı, servis kullanımı gibi temel konularda da destek veriyor. Ülker ürünlerinden oluşan hediye paketleri, çalışanları yeni masalarında bekliyor. Bunun yanı sıra, ekip içi hoş geldin yemekleri düzenleniyor. 

Yıldız Holding İK Strateji ve Sistem Geliştirme Grup Direktörü İdil Şeker işe yeni başlayacaklara şu tavsiyelerde bulunuyor: “İlk iş günü farklı bir deneyim. Yeni ortam, ilişkiler… öncelikle kendilerini bu farklı deneyime zihinlerinde hazırlamalılar. Şirketi daha iyi tanımak ve anlamak için kendileri için yeni olan her konuda soru sormaktan çekinmemeliler. Görevlerinin içeriğini, anlamını ve kapsamını doğru analiz etmeleri, atacakları adımların daha sağlam ve sürekli olmasına yardımcı olur.”

 

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND