Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşten kovulmanın 101 eğlenceli yolu !

İşinizden hızla ayrılmak mı istiyorsunuz? Bu yazıdaki taktiklerle işinizden hemen kurtulabilirsiniz. HR World editörleri tarafından hazırlanan bu listedeki her öneri birbirinden ilginç, fakat bunları uyguladıktan sonra akıl sağlığınızdan şüphe ederlerse şaşırmayın.
Kaynağımızın okurlara bir de notu var; “tavsiyemize kulak verin, bunları ofiste denemeyin!..

1. Devir müzayede devri: Eğer biri tel zımbanızı ödünç almak isterse ona müzayededeki herkes gibi açık artırmaya katılmasını söyleyin.

2. Saçmalamanın dayanılmaz zevki: Kendinize yüksek öncelikli görevler belirleyip bunların listesini yapın. Listenin en başına da ofiste gevezelik etmeyi koyun. Sonra bu listeyi tüm ofise dağıtın.

3. Mevziinizi savunun: Ofiste size ait bölgeyi kaleye çevirin ve geçmek isteyen herkesten parolayı söylemesini isteyin.

4. Fotokopi makinesi çıldırmış olmalı: Fotokopi makinesinin ayarlarını bozun. Örneğin, her belgeden 300 kopya çekecek şekilde ayarlayın.

5. Çekmece de bir tür enstrümandır: Seçtiğiniz birkaç arkadaşınızın çekmecesine düğmesine basınca müzik çalarak dans eden oyuncaklardan koyun. Böylece oyuncak kapanana kadar arkadaşınızın gürültü etmesini sağlamış olacaksınız.

6. Eskiden sandalye mi vardı: Erkenden gelin ve tüm ofistekilerin sandalyelerini ortadan kaldırın, bir tek sizinki kalsın.

7. Mikrodalga hayatı kolaylaştırır: Haşlanmış yumurtayı ofisteki micro dalgaya koyun ve hiçbir şeyi temizlemeyin.

8. Sen yenisin galiba: İşe yeni başlayanların yolunu keserek hâlâ vakitleri varken kaçmalarını haykırın.

9. Tart almaz mıydınız: Arkadaşlarınıza dağıtmak için ofise küçük meyveli tartlar getirin. İkram ederken tartların meyvelerini çalın.

10. Çay-kahve makinesinin Robin Hood’u: Bir bozuk paranın ortasını delip ip geçirin. İpi elinizde tutarak parayı çay-kahve makinesini atın. İçeceğinizi aldıktan sonra herkesin gözünün önünde parayı geri çekin ve hiçbir şey olmamış gibi davranın. Hatta aldığınız içecekleri sizi kınayanlara ikram edin.

11. Evcil hayvanım olmadan asla: Evcil hayvan olarak yılan besleyin ve ofisinize götürüp serbest bırakın.

12. Monitörlerin tatil günü: Ofise mesai başlamadan bir saat önce gelin ve kendinizinki hariç herkesin bilgisayarının monitörünün fişini çekin. İş arkadaşlarınız ne olduğunu anladığında en sevimli gülüşünüzü takınıp “Bugün monitörlerin tatil günü” diye haykırın.

13. Minder şakası: Herkesin sandalyesine kötü sesler çıkaran hava yastıklarından koyun. Oturdukları zaman karşılarına geçip gülün.

14. Telefon sanatı: Canınız sıkıldığında sevdiğiniz bir şarkının melodisini telefonunuzun tuş sesleriyle oluşturmayı deneyin. Mesela “Daha dün annemizin” şarkısını 321 2333 222 333 321 2333 321 321 sayılarıyla çalabilirsiniz. Böylece hem yakınınızdaki arkadaşlarınızı rahatsız etmiş hem de telefonunuzu meşgul etmiş olursunuz.

15. Buzdolabının rayihası: Cuma akşamı işten çıkarken buzdolabının fişini çekin. Pazartesi günü herkes ofise sinen pis kokuyla haftaya başlasın.

16. Kukla saldırısı: Tuvaletlere pantolonu ve ayakları gözüken kuklalar koyup içeride biri varmış gibi gözükmesini sağlayın. Ofiste büyük bir kriz yaratmayı başarabilirsiniz.

17. Ofiste havuz keyfi: Ofise bir çocuk havuzu getirin. Herkes çalışırken su soğutucusundan bardak bardak su taşıyarak havuzu doldurun. Sonra da mayonuzu giyip içine oturun.

18. Yazın dondurma gibisi yok: Yaz aylarında, sıcağın en çok hissedildiği bir gün ofise dondurma getirip arkadaşlarınıza ikram edin. Fakat dondurmaları vermeden önce yalayın.

19. Ojeli kalemler: Ofisinizdeki mürekkepli kalemlerin içini kırmızı ojeyle doldurun. Bütün resmi belgeler ve yazışmalar süslü olsun!

20. Ofiste tatil: Masanızın etrafına biraz kum serpin, yanınıza bir plaj şemsiyesi açın, bikninizi giyip kokteylinizi aldıktan sonra patronunuzdan sırtınızı yağlamasını isteyin.

21. Mazaret kağıdı: İşe geç kalın. Patronunuz neden geç kaldığınızı sorduğunda annenizden aldığınız mazaret kağıdını gösterin.

22. Alternatif asansör müziği: Ofisteki asansörün müziğini heavy metal şarkılarla değiştirin.

23. Yemeğin üzerine şekerleme: Her gün öğle yemeğinden sonra koltuğunuzda geriye yaslanıp bir saat kadar uyuyun. Sizi uyandırmalarını önlemek için büyük bir kağıda “Lütfen rahatsız etmeyin” yazıp masanızın önüne yapıştırın.

24. Kağıt bardak sabotajı: Ofisteki tüm kağıt bardakların altına küçük birer delik açın. Sonra herkese birer tane poşet çay ikram edin.

25. Anlaşılmaz e-posta adresi: E-posta isminizi çok uzun ve karmaşık bir isimle değiştirip değiştiremeyeceğinizi sorun. Örneğin, ofisin_ilahe_peri_prensesi@şirketiniz.com gibi.

26. Arkadaşlarla mangal sefası: Ofise bir mangal getirin. Tüm arkadaşlarınızı ofisten arayarak mangal yapmaya davet edin. Diğer ofis çalışanlarının önünde mangal yapıp yiyin ve onlara ikram etmeyin.

27. Define avı: Yazıcının kartuşunu ve kağıtları saklayın. İş arkadaşlarınızın bunları bulması için not kağıtlarına küçük ipuçları yazıp arkadaşlarınızın define avı oynamasını seyredin.

28. Vücut geliştirme şampiyonu: Sanki bir anda kaslanmışsınız gibi gömleğinizin içine koyacağınız yastıkçıklarla tüm dikkati üzerinizde toplayın.

29. Cilt bakımı ihmale gelmez: Önemli bir toplantıdan önce tuvalette yüz maskesi yapın ve toplantıya öyle girin.

30. Müzik “zevki”: Arabeskten rap müziğe kadar her türden şarkıyla dolu bir CD hazırlayıp ofiste çalın. Teybinizin sesini sonuna kadar açmayı da unutmayın.

31. Patronun evi satılık: Gazeteye kelepir ev ilanı verip patronunuzun telefonunu yazın.

32. Klavyeler de ayran sever: Akşam herkes çıktıktan sonra tüm klavyelere ayran dökün.

33. Elm Sokağında Kabus: Korkutucu olmak için sürekli ölümden bahseden şarkılar dinleyin, ölüm hakkında konuşun, bilgisayarınızın duvar kağıdını ve ekran koruyucusunu ölüm temalı resimlerden seçin. En beğendiğiniz filmin Elm Sokağı’nda Kabus olduğunu her yerde söyleyin.

34. Şarkılarla yaşamak: Size sorulan tüm sorulara Sezen Aksu’nun şarkılarıyla yanıt verin. Örneğin “Sıkıldım sıkıldım uçmak istiyorum” gibi.

35. Tişört farkı: Her gün üzerinde iğrenç, saldırganca yazılar yazan tişörtler giyerek işe gidin.

36. Ofiste tadilat var: Masanızın yanındaki duvara kocaman bir delik açarak kendi pencerenizi inşa edin.

37. Yapılacak en iyi şey, hiçbir şey yapmamaktır: Bırakın telefon çalsın. E-postaları görmezden gelin. Bırakın tüm işleri patronunuz yapsın.

38. Beyaz yalanlar: Her yerde, herkese olur olmaz yalanlar söyleyin. Örneğin “Türkçe anlamıyorum” gibi.

39. Bayramlar özeldir: Yılın özel günlerinde o güne uygun giyinin. Mesela Kurban Bayramı’nda koç boynuzları takın.

40. Pasta deyip geçmemek lazım: Kurufasulye, nohut gibi baklagillerle hazırlayacağınız çikolatalı pastayı ofise getirip kestaneli pasta olduğunu söyleyin. Büyük bir pasta yapıp malzemesini bol tutun. Bölmece bütün arkadaşlarınıza kocaman bir dilim ikram edebilirsiniz.

41. Histerik anlar: Patronunuz sizden bir iş istediğinde ya da arkadaşlarınız işle ilgili bir şey sorduğunda “Bunu bana nasıl yaparsın” diyerek ağlayın.

42. Paronaya zamanı: Bilgisayarların içinde küçük kamerelar yerleştirildiğini ve herkesin ne kadar çalıştığının sürekli izlendiğini iddia edin. Size inanan en azından birkaç kişi çıkacaktır.

43. Megafonun iktidarı: Ofiste yalnızca megafondan konuşun. Özellikle patronunuzla telefonda konuşurken…

44. Ofisin virüs kaynağı: Tüm arkadaşlarınıza şarkı gönderme bahanesiyle virüs yollayın. Teknik destek departmanı virüsleri temizledikçe yenisini yollayın.

45. Kim takar mesai saatini: Çıkış vaktinde işe gelip giriş saatinde eve gidin.

46. Huysuz kedi sendromu: Soyunuzun kedilere dayandığını iddia edin. Her cümlenizin sonunda miyavlayın; sizi kızdırdıklarında ise tıslayın.

47. Çalışmak vakit kaybıdır: Birkaç gün üst üste işe gitmeyin Eğer işyerinden yapacak daha önemli işleriniz olduğunu, şirketin önemsiz işleriyle vakit kaybedemeyeceğinizi söyleyin.

48. Çok iş var: Mesai saatleri içerisindeki bankalardaki işlerinizi halledin, faturalarınızı yatırın, arkadaşlarınızla yemeğe çıkın, sinemaya gidin, ofis gereçlerini kişisel işleriniz için kullanın. Neden böyle davrandığınızı soranlara basit bir işle ilgilenemeyecek kadar değerli olduğunuzu söyleyin.

49. Çığlığın gücü: Farklı durumlar için birçok çığlık geliştirin. Konuşmak yerine çığlık atmayı tercih edin.

50. Kuşku duymak kuşkusuz gerekli: İnsanları bıktırana kadar sürdürün her şeyle ve herkesle ilgili sorular sorun. Verdikleri cevapları tatmin edici bulmadığınızı, araştırmaya devam etmelerini söyleyin.

51. “Yok ben anlamak”: Yabancıymışsınız gibi davranın. Ara sıra diliniz Türkçeye kaysa da bunu reddedin.

52. Kokulu uğur: Bir kalıp peyniri evinizde iyice kokutun. Daha sonra bu peyniri ofisteki masanızın üzerine koyun. Kaldırmanızı isterlerse yıllardır atmadığınız uğurlu peyniriniz olduğunu söyleyin.

53. Herkesin felekten bir gün çalmaya ihtiyacı vardır: Bir gün işe gelirken içkinizi ve mezelerinizi de getirin. Kendinize güzel bir çilingir sofrası kurun. Elbette ki çalışma arkadaşlarınızı da davet edin.

54. Heavy metal vazgeçilmezdir: Ofisinizin duvarlarına heavy metal gruplarının posterlerini asın. En önemlisi her an yüksek sesle heavy metal dinleyin.

55. Borazan sesi, sahibinin sesi: İş arkadaşlarınıza seslenmek istediğinizde borazanı çalın. Telefonu açtığınızda da “Alo” yerine borazanı kullanın. En önemlisi patronun odasına girerken kapıyı çalmak yerine borazanınızı konuşturun!

56. “Hayırlı” işler: Taşıyabildiğiniz tüm ofis malzemelerini toplayıp hayır kurumlarına bağışlayın.

57. İmkansız randevular: Randevularınızı var olmayan günlere verin. Örneğin 30 Şubat ya da 31 Eylül gibi.

58. Kapı açmak zor zanaat: Mesai saati başlamadan 30 dakika önce gelip ofisteki tüm kapılara vernik ya da renksiz tutkal sürün.

59. Nargile keyfi: Ofise nargile getirin. Büro sandalyenizde bağdaş kurup nargilenizi keyifle için. Hatta isteyenlere saatlik kiraya verebileceğinizi söyleyin.

60. E-posta kontrolt: E-postalarınızı o kadar sık kontrol edih ki başka bir iş yapmaya vaktiniz kalmasın. Ancak ‘Gelen Kutusu’ yerinde ‘Silinmiş Öğeler’e bakın.

61. Haberdar olmak herkesin hakkı: Başta patronunuz olmak üzere işyerinizdeki herkese, her konuda e-posta gönderin. Tuvalete her gittiğinizde, her kahve molası verdiğinizde, tel zımbanıza zımba doldurduğunuzda, annenize telefon ettiğinizdeki ofisteki herkesi bir e-posta ile bilgilendirin.

62. Alternatif performans kartları: Çalışma arkadaşlarınız için performans kartları hazırlayın. Onları dış görünüşlerine, aptallıklarına, tembelliklerine ve maaşlarına göre sınıflandırın.

63. Yeni bir e-posta imzası: E-postanızdaki imzanıza saldırganca bir yazıyla değiştirin. Mesela “Bu e-postayı cevaplarsan yakarım” gibi.

64. “İlet” şampiyonu: Size gelen tüm gereksiz e-postaları işyerinizdeki herkese gönderin. Hatta her gönderdiğiniz mail için “Okundu Bilgisi” isteyin.

65. “Ben yapmadım, o yaptı”: Patronunuzun sandalyesine kuvvetli bir yapıştırıcı dökün ve suçu arkadaşlarınızın üzerine atın.

66. Ortalık toz duman: Evinizi temizlediğiniz elektrik süpürgesinin toz kesesini ofisin en kalabalık yerine dökün. Evden getirdiğiniz bir saç kurutma makinesiyle tozları iyice dağıtın. Tabii bunu yapmadan önce ağız maskesi takmayı unutmayın.

67. Ciklet tiryakisi: Ofiste sürekli ciklet çiğneyin. Hatta patronunuzla konuşurken, toplantılarda da çiğnemeye devam edin. Arada balon yapmayı da unutmayın.

68. Tuzlu su süprizi: Herkesin ortak kullandığı su bidonunu 1 torba tuz boşaltın.

69. Patronun özel sigarası: Öğle yemeği arasında patronunuzun odasına gizlice girin ve sigara paketinin içine patlayan sigaralardan yerleştirin.

70. Önemli olan iç güzelliğidir: Tüm çalışma arkadaşlarınıza birbirinden güzel iç çamaşırları hediye edin.

71. Cep telefonu korsanı: Patronunuzun ve iş arkadaşlarınızın cep telefonu rehberlerindeki tüm isimleri silin.

72. Gıcık: Sık sık arkadaşlarınıza telefon edin. Siz telefondayken patronunuz sizi görürse, arkadaşınıza kapatmanız gerektiğini çünkü gıcık patronunuzun baktığını söyleyin. Sizi çağırdığında ise bunu söylediğinizi inkar edin.

73. Senin kalemin benim kalemim: Patronunuzun en sevdiği kalemi yürütün ve birlikte girdiğiniz ilk toplantıda o kalemi kullanın.

74. Cırcırböceği: Patronunuza kocaman bir saksı ağacı hediye edin. Ertesi gün bir kutu dolusu cırcırböceğini odasına bırakın.

75. Açılış sayfası: Patronunuzun bilgisayarına, internet tarayıcısı açıldığı anda sürekli yetişkinlerin girebileceği siteleri açan bir casus yazılım yükleyin. Daha sonra patronunuzu bilgi işlem departmanına şikayet edin.

76. Telefon şakası: Patronunuzun masa telefonunun sesini kapatın. Bunu özellikle çok önemli bir telefon beklediğinde yapın. Arayan kimse ona ulaşamasın.

77. Mıknatıs etkisi: “Kazara” patronunuzun bilgisayarının yanına sabit disk silen bir mıknatıs bırakın.

78. Ofis kapmaca: Patronunuz tatildeyken, ofisine taşının. Tabii ofisi kendinize göre yeniden düzenlemeyi de ihmal etmeyin.

79. Lazer saldırısı : Toplantıda lazer ışığını patronunuzun gözüne tutun.

80. “Hepinizi seviyorum”: Patronunuza ve tüm iş arkadaşlarınıza ilanı-ı aşk e-postaları gönderin.

81. Fısıltı gazetesi yazarı: Patronunuzun ofis notlarından ve geçmişteki yaşadıklarından yola çıkarak yaratıcı dedikodular bulup ofiste yayın.

82. Dahili telefon şakası: Dahili telefondan patronunuzu arayarak telefon şakası yapın.

83. Süper yapıştırıcılı fare: Patronunuzun bilgisayarının faresini masasına yapıştırın.

84. Tuz eklemeyi ihmal etmeyin: Patronunuzun ‘mouse ped’ine yapıştırıcı sürün. Fakat üzerine tuz eklemeyi de unutmayın.

85. Herkesin bir takma adı vardır: Patronunuza sinir bozucu fakat şirin bir lakap takın. Örneğin “şişko patates”.

86. Patronunuza tapının: Patronunuzu her sabah arabasındayken karşılayın, kahvesini hazırlayın, herkese nasıl harika bir patronunuz olduğunu, ona ne kadar hayran olduğunuzu söyleyip durun. Fakat tüm bunları yaparken ikiyüzlü bir tavır takınmayı ihmal etmeyin.

87. Klavye scrable’ı: Patronunuzun klavyesinin tuşlarını komik, utanç verici kelimeler oluşturacak şekilde yeniden düzenleyin.

88. Lezzetli kurabiyeler: Patronunuza, bütün gün tuvaletten çıkamamasını sağlayacak “lezzetli” kurabiyeler ikram edin.

89. Araba kokusu: İş çıkışı saatında otoparka inip patronunuzun arabasının bulunduğu yere koku bombası bırakın.

90. Düşünce: Patronunuzun imleç ayarını meşgul anlamına gelen kum saatine çevirin. Böylece oturup boşyere bilgisayarının görevini bitirmesini beklesin.

91. Park sorunu: Arabanızı her gün patronunuzun park yerine bırakın. Size neden arabanızı oraya park ettiğinizi her sorduğunda unutkanlık sorunu yaşadığınızı söyleyin.

92. Sarımsaklı Telefon: Bir diş sarımsağı ikiye bölüp patronunuzun telefonunun ahizesine yerleştirin.

93. “Yemekler benden”: Piyangodan bir ikramiye kazandığınızı söyleyip işyerinizdeki herkesi lüks bir restoranda yemeğe davet edin. Tatlıya sıra geldiğinde tuvalete gitme bahanesiyle kaçın.

94. Bizim havalar: Cep telefonunuza çok uzun ve gürültülü bir melodi seçin ve telefona asla cevap vermeyin. Bırakın çalsın.

95. Dışavurumculuğa teşvik: Ofisinizdeki insanların yolunu kesip sizi sevip sevmediklerini sorun. Cevap vermek istemezlerse hisleri dışavurmanın öneminden bahsederek onları bıktırın. Sizi sevdiklerini söyleyenlere sıkı sıkı sarılın. Sizi sevmediklerini söyleyenlerin karşısında tepinip ağlamaya başlayın.

96. Parfüm aşkı: Sabah herkesin çayını kahvesini alıp işe başladığı saatte 7-8 farklı parfümü üzerinize sıkın. Tüm kokuların iyice karışması ve üzerinize sinmesi için hepsinden bol bol kullanın.

97. Doğum günü hediyesi: Patronunuza doğum gününde hamster (evcil fare) armağan edip “Bana sizi hatırlattı” deyin.

98. E-postalara ölüm: İşyerinizdeki herkesin tüm e-postalarını silin. Neden böyle bir şey yaptığınız sorulduğunda da yüz yüze iletişime inandığınızı söyleyin.

99. Toplantı notu: Toplantılarda bol bol not tutun. Toplantının sonuna doğru not tuttuğunuz kağıtlardan uçak yapıp uçurun. Ne yaptığınızı sorarlarsa toplantıda kayda değer bir şey konuşulmadığını söyleyin.

100. Umutsuz vaka: Patronunuza sonunu hiç iyi görmediğinizi, çok çalıştığı için gün geçtikçe çöktüğünü söyleyin. Çalışıyormuş gibi görünüp kaytarmasını, her gün internette gezinip bilgisayarında oyun oynamasını tavsiye edin. Kendi sağlığınızı buna borçlu olduğunuzu eklemeyi unutmayın.

101. İltifatın gücü: İş arkadaşlarınıza her gün iltifat edin. Örneğin “Bugün her zamanki kadar berbat görünmüyorsun” “Sonunda doğru dürüst bir kıyafet giyebilmişsin” ya da “Bu sabah dişlerini mi fırçaladın? Ağzın kamyon lastiği gibi kokmuyor” diyebilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND