Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşten atılmadan önce..!

Şirketiniz finansal sıkıntı içindeyse, artık daha az sorumluluk veriliyor yahut yeni projelere dahil edilmiyorsanız, daha önce katıldığınız önemli toplantılara artık davet edilmiyorsanız, yöneticilerinizden daha az geribildirim alıyorsanız…

kişisel gelişim

Şirketiniz finansal sıkıntı içindeyse, artık daha az sorumluluk veriliyor yahut yeni projelere dahil edilmiyorsanız, daha önce katıldığınız önemli toplantılara artık davet edilmiyorsanız, yöneticilerinizden daha az geribildirim alıyorsanız…

 Kovulmadan önce yapabilecekleriniz

Eğer işyerinde bazı şeyler yolunda gitmiyorsa, işinizi kaybedeceğinizi seziyorsanız erkenden önleminizi almalısınız. Ne demişler “iş işte bulunur”. İşaretleri doğru okuyarak, karamsarlığa kapılmadan, network’lerinizi geliştirerek tedbirinizi alın ve bu sürece kendinizi en iyi şekilde hazırlayın.

Şirketiniz finansal sıkıntı içindeyse, artık daha az sorumluluk veriliyor yahut yeni projelere dahil edilmiyorsanız, daha önce katıldığınız önemli toplantılara artık davet edilmiyorsanız, yöneticilerinizden daha az geribildirim alıyorsanız… belli ki sizi zor günler bekliyor, işinizi kaybetmeniz olasılığı yüksek. Tabii bu durum mesela bir yönetim değişikliği sonrası yahut, şu sıralar çok yaygın, şirket satın almaları veya birleşmelerden birine denk gelmeniz halinde de ortaya çıkabilir. Muhtemelen birileri işini kaybedecek, belki de siz. Zaten her an herkesin işini kaybedebilecekmiş gibi hazırlıklı olmasında fayda var.

O nedenle sadece kendi işinize odaklanmak yerine büyük resmi görmeli, şirketinizde ve sektörde neler olduğunu yakından takip etmelisiniz, çünkü olacakları ne kadar erken görüp eyleme geçerseniz o kadar iyi. 

İş işte bulunur

Bir İK uzmanı işten çıkarılma konusunda iki nedenden söz ediyor: ‘Sektörel ve kurumsal nedenler’ ve ‘bireysel nedenler’. 

Birinci nedenler söz konusu olduğunda, sizin yapabileceğiniz çok şey yok. İkinci grup nedenler içinse, bireyin performansı, potansiyeli, kurum içi ilişkileri önemli etkenler. Performansa dikkat etmek, nitelik ve potansiyeli geliştirmek, iyi ilişkiler kurmak zaten her zaman yapılması gereken şeyler. Ancak işten çıkarılmanın yakın olduğunu hissettiğiniz zaman  olumlu referans kazanmak/korumak için işini iyi yapmak kritik. 

İşsiz kalmadan yeni iş bulabilmek daha kolay ve rahat. Network genişletmek, gerekirse koçluk almak özellikle daha tecrübeli çalışanlar için hayati önemde. CV hazırlamak ve iş aramak, uzun zamandır yapmayanlar için oldukça zor.

Bu bir fırsat olabilir

Eğer işten çıkarıldıysanız bilin ki yalnız değilsiniz ve bu her zaman başarısızlık anlamına gelmez. Pek çok başarılı insan işinden olabilir. Mesela Steve Jobs’un daha önce kovulduğunu unutmayın. Diğer taraftan böyle zamanları fırsat olarak görün. ‘Bu sektöre, bu işi yapmaya devam etmek istiyor muyum?’ sorusunu kendinize sorabilirsiniz. Eğer sadece şirket değil sektörde de durum kötü gidiyorsa, aynı sektörde tekrar iş aramak mantıklı değil. Daha geniş bakın meseleye. Belki başka sektörlere bakmak gerekiyordur. Bu opsiyon özellikle İK, mali işler, muhasebe gibi her sektörde iş bulabilecekler için geçerli. 

Ayrıca siz de hep kendi işinizi kurmak isteyenlerdenseniz işte size fırsat. ‘Ne yapacağım?’ diye düşünmeden önce bunu bir fırsata çevirin ve asıl ‘Ne yapmak istiyorum?’ diye düşünün.

Sinyalleri iyi okumanız gerekiyor
Bilgi alma ve söylentileri doğrulama

Bir şirkette tatsızlıklar başladığı zaman doğru yanlış söylentiler havada uçuşur. Söylentilere bakmayın, mutlaka (doğru) karar verebilmek için araştırın ve doğrulayın, mümkünse rakam alın. Siparişler azaldı mı, basında sizin şirketiniz hakkında neler söyleniyor? Önemli olan en doğru bilgiyi herkesten önce alıp en doğru kararı herkesten önce vermek. Çalıştığınız şirket gerçekten batıyorsa, işler daha fazla bozulmadan piyasaya çıkıp iş aramak gerek, henüz herkes iş aramaya başlamamışken. 

İyi bir pozisyon bulmak için erken harekete geçin

Geçerli bilgilere sahip olmak doğru ve hızlı hareket etmek için gerekli. Bu yapılanma ve yeniden yapılanma döneminde mesleki açıdan çok fırsat çıkabilir. Hatta en iyi fırsatlar bu dönemlerde ortaya çıkar. Reorganizasyon söz konusu ise yeni pozisyonlar açılabilir. Ücret pazarlığı yapılabilir. Veya iş değişikliği talep edilebilir veya başkaları üşüşmeden daha iyi şartlarda işten ayrılınabilir. Bu çağda herkesin bir B planı olmalı. Ne kadar ileriyi görerek erken hareket ederseniz o kadar iyi yer tutarsınız. En erken harekete geçip en iyi pazarlık yapanlar en iyi yerlere gelirler. 

Olduğunuz yere yapışın

Eğer aldığınız bilgiler şirketin kötü gittiğini göstermiyorsa şirketin ayakta kalacağına oynamak da bir opsiyon olabilir. Böyle bir ortamda çalışan maaşından fedakarlık edebilir. Eğer zor günleri atlatırsanız daha sonra anlayış ve sadakat göstermiş çalışanlar hatırlanabilir. Tabii iyi bir tazminatla işten çıkarılmayı beklemek de bir fikir. Mutlaka uzmanlardan görüş alın. 
(Kaynak, Journal du Net)

Bu göstergeler de aklınızda bulunsun

İş ve teknoloji dergisi eWeek işinizi kaybetmenizin yakın olduğunu gösterir 10 sinyali  şöyle sıralıyor:

1- Şirketinizde bir takım görev değişiklikleri yapıldı ve patronunuz yeni gelenleri yere göğe koyamıyor, her fırsatta yeni gelenlerin ne kadar farklı olduğunu ve şirkete ne çok şey kattığını söylüyor.

2- Birilerine yer açmak gerekti ve sizin büronuz koridorun dibindeki o penceresiz odaya taşındı.

3- Sizin işinizle ve sicilinizle ilgili her şey birden bire ‘yazılı’ yapılır hale geldi.

4- Ekibiniz haberiniz olmadan toplanmaya, yanınızdakiler sizi atlayarak toplantıya çağrılmaya başlandı.

5- Size, daha önce defalarca denenmiş ama her seferinde başarısızlıkla sonuçlanmış projeler verilmeye başlandı. (Tabii ayağınızı kaydırmaya hazırlananlar açısından bu yöntem bir kumar çünkü 
kimsenin başaramadığını siz yaparsanız birden eliniz güçlenir.)

6-  Bir de bakıyorsunuz ki şirketiniz, neredeyse sizinle aynı görev tanımına sahip birisini aramaya başlamış.

7-  Yönetim sizi terfi ettiriyor ama sorumluluklarınızı ve yetkilerinizi kaybediyorsunuz. (‘İçi boş terfi’ en kötüsüdür. Buna batıda ‘altın kaplama gömme dolap’ derler. Bazı kurum ve kuruluşlarda bunun bir sakıncası yoktur, işe bile gelmeden tatlı maaşı almayı sürdürürsünüz. Ama gerçek bir şirkette durum farklı, kapıya giderek yaklaşıyorsunuz demektir.)

8-  Çalışma arkadaşlarınız sizinle kahveye inmekten kaçınıyorlar.

9-  Şirketiniz satıldı. Eğer ilk haftalarda ‘hizmetleriniz için teşekkür ediyoruz’ diye bir mesaj almadıysanız, bu satışın adı (politically correct şekliyle)  ‘şirket birleşmesi’dir. Çıkış mektubunuz geldiyse bu işlem bildiğiniz ‘satış’tır. Satışta kural, esir alınmaz biliyorsunuz.

10-   Halihazırda çalışmakta olduğunuz görev için.. yeniden iş başvurusu yapmanız istendi. (Bizde pek bilinmeyen, ABD’de yaygın bir uygulama.)

İşten ayrılacağınızı seziyorsanız…

OneWorld Consulting Danışmanı Hale Beyhan, işten ayrılacağını hissedenlere şu tavsiyelerde bulunuyor:
– Sakin olun, duygularınızı kontrol altına alın, büyük resmi görmeye çalışın. Kendinize güveninizi ve profesyonelliğinizi kaybetmeyin. Fevri davranışlardan kaçının.

– Fazla karamsarlığa kapılmayın ve varsayımlarda bulunmayın. İnsanlar sık sık işaretleri yanlış okuyabiliyor, çok iyimser ya da çok karamsar olabiliyorlar. 

– Her zaman bir B planınız olmalı, alternatiflerin neler olabileceğini düşünün. Bunun yanı sıra kendi değerinizin farkında olun. İşinizi, kendi yetersizliğiniz olmaksızın, sektördeki değişimler, şirket satın almaları ve birleşmeler sonucu kaybetmiş olabilirsiniz. 

– İşinizi kaybettikten sonra, destek almak için arayacağınız ilk 10 kişiyi düşünün ve bu kişileri işinizi kaybetmeden önce arayın. ‘Networking’ gerçekten çok önemli, gerçek, değerli bağlantılarla network’ünüzü genişletin. Bu kişilerdan yardım isteyebileceğiniz gibi, onlara nasıl yardım edebileceğinizi de düşünün.

– Değerlerinizi ve sizi gerçekten nelerin motive ettiğini düşünün. Belki de doğru bir kariyer yolunda değilsiniz ve bu kriz aslında bir fırsat. 

– Güçlü yönlerinizi ve nelerden hoşlandığınızı düşünün. Piyasadaki arz ve talep dengesini de göz önünde bulundurarak, bu dengeler doğrultusunda nerelerde başarılı olabileceğinizi düşünün.

– Danışmanlık firmalarıyla ilişkilerinizi güçlendirin, onların nasıl çalıştıklarını anlamaya çalışın.

– İş arama sürecini de bir iş gibi değerlendirin, proaktif ve sistematik olun.  

– Eğer işten çıkarılmanız söz konusu olursa, bunu iyi şartlarda ve pozitif şekilde yaptığınızdan emin olun. Ayrılmanızın ardından referanslara ihtiyaç duyacağınızı unutmayın.

– Dürüst olun, bazı adaylar gerçekleri saklıyor ve CV hazırlarken dürüst olmuyorlar. Bu durum er ya da geç ortaya çıkıyor ve işe alım sürecini engelleyen ciddi bir soruna dönüşüyor. 

Haklarınızı bilin

– Bilgisayarınızdaki kişisel dosyalarınızı, e-maillerinizi, kontakt kişilerin bilgilerini saklayın. 

– Eğer bir sonraki işvereninize gösterebileceğiniz örnek çalışmalarınız varsa eve götürün. Tabii bunu yaparken iş anlaşmanızı tehlikeye sokmadığınızdan emin olun.

– İş Kanunu’ndan doğan haklarınızın farkında olun. 

– İşten çıkarılıyorken size ne kadarlık bir tazminat paketi sunacaklarını, sağlıksigortasının daha ne kadar devam edeceğini sorun. 

– Eğer kanuni haklarınızı arayacaksanız bolca doküman toplayın. Davanızı kanıtlayacak yazışmaları, işleri, e-mailleri kaydedin. Çünkü dava yıllarca sürebilir ve maliyetli olabilir, elinizi kuvvetlendirmek için doküman toplayın.   

– Eğer sağlık harcamaları yapmayı planlıyorsanız hemen yapın, hâlâ sigortanız varken doktor muayenelerinizi yaptırın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND