Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşten atılmadan önce..!

Şirketiniz finansal sıkıntı içindeyse, artık daha az sorumluluk veriliyor yahut yeni projelere dahil edilmiyorsanız, daha önce katıldığınız önemli toplantılara artık davet edilmiyorsanız, yöneticilerinizden daha az geribildirim alıyorsanız…

Şirketiniz finansal sıkıntı içindeyse, artık daha az sorumluluk veriliyor yahut yeni projelere dahil edilmiyorsanız, daha önce katıldığınız önemli toplantılara artık davet edilmiyorsanız, yöneticilerinizden daha az geribildirim alıyorsanız…

 Kovulmadan önce yapabilecekleriniz

Eğer işyerinde bazı şeyler yolunda gitmiyorsa, işinizi kaybedeceğinizi seziyorsanız erkenden önleminizi almalısınız. Ne demişler “iş işte bulunur”. İşaretleri doğru okuyarak, karamsarlığa kapılmadan, network’lerinizi geliştirerek tedbirinizi alın ve bu sürece kendinizi en iyi şekilde hazırlayın.

Şirketiniz finansal sıkıntı içindeyse, artık daha az sorumluluk veriliyor yahut yeni projelere dahil edilmiyorsanız, daha önce katıldığınız önemli toplantılara artık davet edilmiyorsanız, yöneticilerinizden daha az geribildirim alıyorsanız… belli ki sizi zor günler bekliyor, işinizi kaybetmeniz olasılığı yüksek. Tabii bu durum mesela bir yönetim değişikliği sonrası yahut, şu sıralar çok yaygın, şirket satın almaları veya birleşmelerden birine denk gelmeniz halinde de ortaya çıkabilir. Muhtemelen birileri işini kaybedecek, belki de siz. Zaten her an herkesin işini kaybedebilecekmiş gibi hazırlıklı olmasında fayda var.

O nedenle sadece kendi işinize odaklanmak yerine büyük resmi görmeli, şirketinizde ve sektörde neler olduğunu yakından takip etmelisiniz, çünkü olacakları ne kadar erken görüp eyleme geçerseniz o kadar iyi. 

İş işte bulunur

Bir İK uzmanı işten çıkarılma konusunda iki nedenden söz ediyor: ‘Sektörel ve kurumsal nedenler’ ve ‘bireysel nedenler’. 

Birinci nedenler söz konusu olduğunda, sizin yapabileceğiniz çok şey yok. İkinci grup nedenler içinse, bireyin performansı, potansiyeli, kurum içi ilişkileri önemli etkenler. Performansa dikkat etmek, nitelik ve potansiyeli geliştirmek, iyi ilişkiler kurmak zaten her zaman yapılması gereken şeyler. Ancak işten çıkarılmanın yakın olduğunu hissettiğiniz zaman  olumlu referans kazanmak/korumak için işini iyi yapmak kritik. 

İşsiz kalmadan yeni iş bulabilmek daha kolay ve rahat. Network genişletmek, gerekirse koçluk almak özellikle daha tecrübeli çalışanlar için hayati önemde. CV hazırlamak ve iş aramak, uzun zamandır yapmayanlar için oldukça zor.

Bu bir fırsat olabilir

Eğer işten çıkarıldıysanız bilin ki yalnız değilsiniz ve bu her zaman başarısızlık anlamına gelmez. Pek çok başarılı insan işinden olabilir. Mesela Steve Jobs’un daha önce kovulduğunu unutmayın. Diğer taraftan böyle zamanları fırsat olarak görün. ‘Bu sektöre, bu işi yapmaya devam etmek istiyor muyum?’ sorusunu kendinize sorabilirsiniz. Eğer sadece şirket değil sektörde de durum kötü gidiyorsa, aynı sektörde tekrar iş aramak mantıklı değil. Daha geniş bakın meseleye. Belki başka sektörlere bakmak gerekiyordur. Bu opsiyon özellikle İK, mali işler, muhasebe gibi her sektörde iş bulabilecekler için geçerli. 

Ayrıca siz de hep kendi işinizi kurmak isteyenlerdenseniz işte size fırsat. ‘Ne yapacağım?’ diye düşünmeden önce bunu bir fırsata çevirin ve asıl ‘Ne yapmak istiyorum?’ diye düşünün.

Sinyalleri iyi okumanız gerekiyor
Bilgi alma ve söylentileri doğrulama

Bir şirkette tatsızlıklar başladığı zaman doğru yanlış söylentiler havada uçuşur. Söylentilere bakmayın, mutlaka (doğru) karar verebilmek için araştırın ve doğrulayın, mümkünse rakam alın. Siparişler azaldı mı, basında sizin şirketiniz hakkında neler söyleniyor? Önemli olan en doğru bilgiyi herkesten önce alıp en doğru kararı herkesten önce vermek. Çalıştığınız şirket gerçekten batıyorsa, işler daha fazla bozulmadan piyasaya çıkıp iş aramak gerek, henüz herkes iş aramaya başlamamışken. 

İyi bir pozisyon bulmak için erken harekete geçin

Geçerli bilgilere sahip olmak doğru ve hızlı hareket etmek için gerekli. Bu yapılanma ve yeniden yapılanma döneminde mesleki açıdan çok fırsat çıkabilir. Hatta en iyi fırsatlar bu dönemlerde ortaya çıkar. Reorganizasyon söz konusu ise yeni pozisyonlar açılabilir. Ücret pazarlığı yapılabilir. Veya iş değişikliği talep edilebilir veya başkaları üşüşmeden daha iyi şartlarda işten ayrılınabilir. Bu çağda herkesin bir B planı olmalı. Ne kadar ileriyi görerek erken hareket ederseniz o kadar iyi yer tutarsınız. En erken harekete geçip en iyi pazarlık yapanlar en iyi yerlere gelirler. 

Olduğunuz yere yapışın

Eğer aldığınız bilgiler şirketin kötü gittiğini göstermiyorsa şirketin ayakta kalacağına oynamak da bir opsiyon olabilir. Böyle bir ortamda çalışan maaşından fedakarlık edebilir. Eğer zor günleri atlatırsanız daha sonra anlayış ve sadakat göstermiş çalışanlar hatırlanabilir. Tabii iyi bir tazminatla işten çıkarılmayı beklemek de bir fikir. Mutlaka uzmanlardan görüş alın. 
(Kaynak, Journal du Net)

Bu göstergeler de aklınızda bulunsun

İş ve teknoloji dergisi eWeek işinizi kaybetmenizin yakın olduğunu gösterir 10 sinyali  şöyle sıralıyor:

1- Şirketinizde bir takım görev değişiklikleri yapıldı ve patronunuz yeni gelenleri yere göğe koyamıyor, her fırsatta yeni gelenlerin ne kadar farklı olduğunu ve şirkete ne çok şey kattığını söylüyor.

2- Birilerine yer açmak gerekti ve sizin büronuz koridorun dibindeki o penceresiz odaya taşındı.

3- Sizin işinizle ve sicilinizle ilgili her şey birden bire ‘yazılı’ yapılır hale geldi.

4- Ekibiniz haberiniz olmadan toplanmaya, yanınızdakiler sizi atlayarak toplantıya çağrılmaya başlandı.

5- Size, daha önce defalarca denenmiş ama her seferinde başarısızlıkla sonuçlanmış projeler verilmeye başlandı. (Tabii ayağınızı kaydırmaya hazırlananlar açısından bu yöntem bir kumar çünkü 
kimsenin başaramadığını siz yaparsanız birden eliniz güçlenir.)

6-  Bir de bakıyorsunuz ki şirketiniz, neredeyse sizinle aynı görev tanımına sahip birisini aramaya başlamış.

7-  Yönetim sizi terfi ettiriyor ama sorumluluklarınızı ve yetkilerinizi kaybediyorsunuz. (‘İçi boş terfi’ en kötüsüdür. Buna batıda ‘altın kaplama gömme dolap’ derler. Bazı kurum ve kuruluşlarda bunun bir sakıncası yoktur, işe bile gelmeden tatlı maaşı almayı sürdürürsünüz. Ama gerçek bir şirkette durum farklı, kapıya giderek yaklaşıyorsunuz demektir.)

8-  Çalışma arkadaşlarınız sizinle kahveye inmekten kaçınıyorlar.

9-  Şirketiniz satıldı. Eğer ilk haftalarda ‘hizmetleriniz için teşekkür ediyoruz’ diye bir mesaj almadıysanız, bu satışın adı (politically correct şekliyle)  ‘şirket birleşmesi’dir. Çıkış mektubunuz geldiyse bu işlem bildiğiniz ‘satış’tır. Satışta kural, esir alınmaz biliyorsunuz.

10-   Halihazırda çalışmakta olduğunuz görev için.. yeniden iş başvurusu yapmanız istendi. (Bizde pek bilinmeyen, ABD’de yaygın bir uygulama.)

İşten ayrılacağınızı seziyorsanız…

OneWorld Consulting Danışmanı Hale Beyhan, işten ayrılacağını hissedenlere şu tavsiyelerde bulunuyor:
– Sakin olun, duygularınızı kontrol altına alın, büyük resmi görmeye çalışın. Kendinize güveninizi ve profesyonelliğinizi kaybetmeyin. Fevri davranışlardan kaçının.

– Fazla karamsarlığa kapılmayın ve varsayımlarda bulunmayın. İnsanlar sık sık işaretleri yanlış okuyabiliyor, çok iyimser ya da çok karamsar olabiliyorlar. 

– Her zaman bir B planınız olmalı, alternatiflerin neler olabileceğini düşünün. Bunun yanı sıra kendi değerinizin farkında olun. İşinizi, kendi yetersizliğiniz olmaksızın, sektördeki değişimler, şirket satın almaları ve birleşmeler sonucu kaybetmiş olabilirsiniz. 

– İşinizi kaybettikten sonra, destek almak için arayacağınız ilk 10 kişiyi düşünün ve bu kişileri işinizi kaybetmeden önce arayın. ‘Networking’ gerçekten çok önemli, gerçek, değerli bağlantılarla network’ünüzü genişletin. Bu kişilerdan yardım isteyebileceğiniz gibi, onlara nasıl yardım edebileceğinizi de düşünün.

– Değerlerinizi ve sizi gerçekten nelerin motive ettiğini düşünün. Belki de doğru bir kariyer yolunda değilsiniz ve bu kriz aslında bir fırsat. 

– Güçlü yönlerinizi ve nelerden hoşlandığınızı düşünün. Piyasadaki arz ve talep dengesini de göz önünde bulundurarak, bu dengeler doğrultusunda nerelerde başarılı olabileceğinizi düşünün.

– Danışmanlık firmalarıyla ilişkilerinizi güçlendirin, onların nasıl çalıştıklarını anlamaya çalışın.

– İş arama sürecini de bir iş gibi değerlendirin, proaktif ve sistematik olun.  

– Eğer işten çıkarılmanız söz konusu olursa, bunu iyi şartlarda ve pozitif şekilde yaptığınızdan emin olun. Ayrılmanızın ardından referanslara ihtiyaç duyacağınızı unutmayın.

– Dürüst olun, bazı adaylar gerçekleri saklıyor ve CV hazırlarken dürüst olmuyorlar. Bu durum er ya da geç ortaya çıkıyor ve işe alım sürecini engelleyen ciddi bir soruna dönüşüyor. 

Haklarınızı bilin

– Bilgisayarınızdaki kişisel dosyalarınızı, e-maillerinizi, kontakt kişilerin bilgilerini saklayın. 

– Eğer bir sonraki işvereninize gösterebileceğiniz örnek çalışmalarınız varsa eve götürün. Tabii bunu yaparken iş anlaşmanızı tehlikeye sokmadığınızdan emin olun.

– İş Kanunu’ndan doğan haklarınızın farkında olun. 

– İşten çıkarılıyorken size ne kadarlık bir tazminat paketi sunacaklarını, sağlıksigortasının daha ne kadar devam edeceğini sorun. 

– Eğer kanuni haklarınızı arayacaksanız bolca doküman toplayın. Davanızı kanıtlayacak yazışmaları, işleri, e-mailleri kaydedin. Çünkü dava yıllarca sürebilir ve maliyetli olabilir, elinizi kuvvetlendirmek için doküman toplayın.   

– Eğer sağlık harcamaları yapmayı planlıyorsanız hemen yapın, hâlâ sigortanız varken doktor muayenelerinizi yaptırın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND