Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

‘iş’te kıskançlık dosyası…

Profesyonel yaşam mantık merkezli kabul edilir. Ancak profesyonel dünyada da duyguların gücü yadsınamaz. Özellikle de kıskançlık gibi duyguların. Kimi çalışma arkadaşının başarısını, kimi maaşını, kimi ayrıcalıklarını kıskanır. İş yerindeki kıskançlık halleri ve bu hallerle baş etme tüyoları bu yazıda…

Kıskançlık da aslında sevgi, özlem, üzüntü gibi herkesin içinde var olan hislerden biri. İş hayatında çok yaygın. Kimi zaman çevremizdekilerin maaşını, kimi zaman yaptığı işi kıskanırız. Sadece iş arkadaşları değil eşler bile birbirlerinin işlerini kıskanabiliyor zaman zaman. Daha yüksek maaş, daha iyi statü, çiftler arasında problemlerin çıkmasına neden olabiliyor.

45 yaşında kurumsal bir firmada yıllardır üst düzey yönetici olan bir iş adamı bunalımda olduğu düşüncesi ile terapiye başlıyor. İçinde bulunduğu negatif durumun nedenleri irdelendiğinde anlaşılıyor ki, bunalımın asıl kaynağı 12 senedir evli olduğu eşinin durumu; iyi bir eğitime sahip olmasına rağmen 1 sene öncesine kadar hiç çalışmayan eşinin birden çalışmaya karar verip kendi danışmanlık işini kurması, çok da başarılı olup iyi paralar kazanması… Bu durumdan her ne kadar mutlu olduğunu ve eşi ile gurur duyduğunu belirtse bile zaman içinde aslında kendisinin eşi ile ilgili daha farklı negatif düşünceler içinde olduğu ortaya çıkıyor. Danışan zamanla aslında kendisini çok yetersiz hissettiğini, eşinin artık ona muhtaç olmamasından dolayı endişeli olduğunu kabul ediyor. Aynı zamanda en başlarda eşini küçümseyip içten içe başarısız olacağını düşünmesine rağmen, kısa sürede bu kadar başarılı olduğu gerçeğinin de onu çok etkilediğini vurguluyor. Eşi ile de ayrı ve ortak terapilere başlanıyor. Ve görülüyor ki kadının da aslında işe başlama nedeni, içten içe kocasının ona maddi konularda baskı yaptığına ve hatta bazen ev kadını olduğundan dolayı onu aşağıladığına inanması ve kendini ispat etme ihtiyacı duymasıdır.

Bu sadece bir örnek, kıskançlığın pek çok farklı türü var. Bir arkadaşım ve eşi aynı şirkette fakat farklı şubelerde çalışıyorlardı. Eşi birkaç ay önce rakip firmalardan birine transfer oldu. Arkadaşım şimdi sürekli olarak, “Hiçbir iş yapmıyor, benden çok daha fazla para kazanıyor” diye içten içe eşini kıskanmaya ve sürekli şikayet etmeye başladığını itiraf ediyor.

Kariyer yapmış çiftlerde sık görülüyor
Kıskançlık, çoğumuzun yaşamını etkileyen rahatsız edici duygulardan biri. İş dünyasında kıskançlığa çok sık rastlıyoruz. Bir de eşlerin birbirini kıskanma durumu var. Eşlerin birbirlerini duygusal olarak kıskanmasından değil, birbirlerinin mesleklerini, işlerini kıskanmalarından bahsediyoruz. Kariyer yapmış çiftlerde sıklıkla kıskançlığa rastlanabiliyor. Günümüzde, erkekler kadar kadınların da iş hayatında önemli pozisyonlarda, prestijli işlerde çalışması nedeniyle çiftlerde, karı- koca arasında kıskançlıkların yaşandığı görülüyor. Özellikle, kadın eşinden daha çok kazanıyorsa veya daha yüksek bir statüdeyse zaman içinde bu durum ilişkilerinde sorun oluşturabiliyor.

Uzman Psikolog Selin Uçal, böyle durumlarda erkeğin özgüven ve değer algısı ile kadının eşine yaklaşımının çok büyük önem taşıdığını düşünüyor: “Eğer kadın da eşinin işini maddi açıdan daha az kazandığı için küçümsüyorsa erkeğin de bu konuya negatif tutum içerisinde olması çok normal. Önemli olan ilişkilerde iş hayatının getirisi olan maddi konuların çiftler tarafından iyi belirlenmesi. Birbirlerine iş hayatında destek olmaları, takdir etmeleri, gerektiğinde yardım edip yönlendirmeleri önemli. Şayet bir taraf maddi konuları karşı tarafı kontrol etme amaçlı kullanıyor ise bu ilişkilerde çok büyük sorunlara temel oluşturabilir.”

Hayatın müşterek olduğunu, kadının da erkek kadar artık iş hayatında aynı konumlarda olup başarıları elde edebileceği, iyi para kazanabileceği gerçeğini kabullenmek gerekir diyor Uçal: “Her şeyde olduğu gibi kişi iş hayatında karşılaştırmaları, rekabeti ne başka kişilerle ne de eşi ile yapmalı. Sadece kendisi ile bunu gerçekleştirirse iş hayatında, arkadaşlıklarında ve özel hayatında kıskançlık duygusuna çok fazla kapılmaz ve kendisini daha mutlu, huzurlu ve iyi hisseder.”

Kadınlar daha kıskanç
İşyerinde de sürekli olarak birilerinin maaşını, işini, pozisyonunu kıskanıyoruz. İlk bakışta kötü bir özellik gibi görünse de kıskançlık hem işte hem evde fırsata çevrilebilir. Kıskançlık kararında olduğunda çalışanın motivasyonunu ve performansını artırırken fazlası hem şirkete hem çalışana hem de çalışanın arkadaşlarına olumsuz yansıyor. Uçal, bu durumun iletişim bozukluklarına, gerginliğe ve uzun vadede çalışma ortamında kaosa neden olabileceğini belirtiyor: “Kıskançlık çoğu zaman rekabetin olduğu ortamlarda görülüyor. Kişi, başka bir iş arkadaşıyla girdiği mücadeleyi kaybettiği anda kıskançlık duygusunu hissedebiliyor. Yapılan araştırmalar, rekabet duygusundan kaynaklanan kıskançlığın kadınlarda, erkek çalışanlardan daha fazla olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, erkeklerin rekabetçi ortama daha alışkın olup bu duygu ile nasıl baş edebileceklerini bilmeleri. Oysa kadınlar iş hayatındaki rekabetçi ortamdan çok, sosyal hayatlarında yaşayacakları tehditlere daha açıklar ve farkındalıkları var.”

Buna ek olarak, işyerinde yapılan taraf tutmalar da çalışanların kıskançlığa kapılmasına neden olabiliyor. Örneğin, patronun özellikle çalışanlardan birisine yönelik aşırı ilgisi, özel görevlerde onu tercih etmesi, önemli ve kritik işleri sürekli aynı kişiye vermesi, zaman geçirmesi, danışması diğer çalışanların kıskançlık duygusuna kapılmalarına neden oluyor.

Uçal, çok sık rastlanan bir örneği anlatıyor: “Başka bir kıskançlık nedeni ise terfi beklentisindeki çalışanlarda görülüyor. Bu terfi potansiyel adaylar dışında yeni işe alınan bir kişiye verilirse kıskançlık olabiliyor. Özellikle de bu yeni gelen kişi gerek yetkinlikleri gerek yaşı gerekse dış görünüşü açısından kendilerinden üstün ise.”

Aşırı hırslılar kıskançlığa daha açık
İş yerlerinin hassas dengelerin olduğu yerler olduğunu belirten Uzman Psikolog İlknur Yılmaz, herhangi bir pozisyonda çalışan bir kişinin hem iyi performans göstermek, enerjik olmak, hem de bunları bir dengede tutmak zorunda olduğunu belirtiyor: “Zira aşırı hırslı görünen ve başarıya endekslenmiş kişiler kıskançlığa daha açık. Bu durum, özellikle, alt-üst ilişkilerinde görülüyor. Herkesin öncelikli ve temel ihtiyacı kendi yerini korumak ve savunmak olduğundan, altındaki kişinin başarıları, kazançları, üst pozisyonda çalışan birisinde bir tehdit algısı yaratabilir.”

Kıskançlığın, hiyerarşik yapılanmanın ve görev derecelendirmelerinin bulunduğu kurumsal şirketler-de daha sık görüldüğünü ifade eden Yılmaz, bu tür şirketlerde çalışanların başarı ve performansının sık sık ölçümlendiğini, değerlendirildiğini ve bu durumun da çalışanların kendilerini çalışma arkadaşlarıyla kıyaslamasına neden olduğunu söylüyor. Böylelikle, çalışanlar arasında rekabet de kaçınılmaz oluyor.

Çalışan kişilerin, genellikle kıskançlık duygularını ifade etmediğini, bunun ayıplanacağını düşündüklerini belirten Yılmaz, bu duyguların herkesin içinde olduğunu söylüyor: “Kişiler, böyle hissettiklerini kendilerine bile itiraf edemezler bazen. Bu kişiler kıskançlık duygularını yok saymak yerine kendi içinde kabullenirse, bundan sonraki adımlarını daha iyi yönetebilirler. Örneğin, kendisiyle aynı düzeydeki bir iş arkadaşının terfi aldığını öğrenen bir kişi, o kişiye karşı kıskançlık hissedebilir, ancak bu duygunun kendi içinde büyümesine izin vermek yerine, kabullenip, bunun normal bir reaksiyon olduğunu kendi kendine telkin edebilir. Sonrasında yöneticisine gidip, kendi performansıyla ilgili geribildirimler isteyebilir, başarısını artırmak için somut olarak neler yapabileceğini sorabilir. Böylelikle, hem duygusunun ona zarar vermesini önlemiş olur hem de işi üzerinde daha kontrollü hisseder ve genel anlamda kaygısını azaltmış da olur.” Yılmaz, işyerinde kıskançlığın zararlı boyutlara ulaşmasını engellemek için, yöneticilerin, çalışanlarının her birine eşit mesafede olması ve herkesin ihtiyaçlarının, taleplerinin dikkate alındığı bir zemin hazırlaması gerektiğini söylüyor.

Eğitim düzeyi yüksek kişilerde daha sık görülüyor
Selin Uçal, işyeri kıskançlığı konusunda literatür incelemesi yapıldığında Notre Dame Univeristesi profesörlerinden R. Vecchio’nun çalışmalarına göre çalışanların yüzde 77’sinin işyerinde kıskançlık çektiğini söylüyor: “Bu araştırmaya göre, iş yeri kıskançlıklarının en önemli nedenlerinden biri, çalışanlar arasında ayrımcılık olarak saptanmış. Buna ek olarak, kadınlar özellikle kendilerinden daha alımlı bir kadın işe alındığında kıskançlık hissediyor. Aynı zamanda, kıskançlık olgusu küçük ölçekli şirketlerde, 30’lu yaş grubunda, eğitim düzeyi yüksek kişilerde daha
çok rastlanmış.”

Kıskandığınız kişiyi tanımaya çalışın
Kıskançlık neden kaynaklanıyor dendiğinde ortaya çıkan en önemli nedenler kişinin özgüven eksikliği, özdeğer algısının zayıflığı, sürekli olarak kendisini başkaları ile karşılaştırması, kaybetme korkusu sıralanıyor. Peki kıskançlığı nasıl önleyebiliriz? Uçal, şunları tavsiye ediyor:
– İlk kural, her sorunu çözmenin de altın kuralı olan kabul etmektir. Kıskançlık hissettiğini kabullenmek ve farkına varmak.
– Neden bu duygunun yaşanıldığını analiz etmek ve daha sonrasında bu nedenleri irdelemek ve nasıl çözebileceğini düşünmek gerekiyor. Bu noktada kişi kendisine ve çevresindekilere dürüst olmalı.
– Özgüven artırıcı şeyler yapmalı. Özellikle kişi kendisinin iyi, kuvvetli olduğu özelliklerini düşünüp bunlara odaklanmalı ve kıskançlığa sebep olan kişi veya olaydan ilgisini başka şeylere kanalize etmeli. Örneğin, hobilerine zaman ayırabilir, spor ve sanatla uğraşabilir. Daha doğrusu, kendisini iyi hissettiren şeyleri yapmalı.
– Olanak varsa yöneticilerine durumu aktarmalı; hatta kıskançlık duyduğu kişiyi daha yakından tanımak için zaman harcamalı. Böylelikle kişinin aklında oluşan soru işaretleri cevap bulabilir.
İşle ilgili kıskançlıkla nasıl baş edebilirsiniz?
– İşyerindeki ilişkilerinizi profesyonel seviyede tutun. Hakaretler savurmak ve insanlara isim takmak çok ilgi çekici olsa da, bu davranışlar profesyonelliğinize leke sürmekten başka bir işe yaramaz. Ayrıca bu davranışlar diğer insanların kıskançlıklarını da perçinler. Davranışlarınızı ve vücut dilinizi hep kontrol altında tutun ve çocukça davranışlardan uzak durun. Kıskanç meslektaşlarınızı muhattap almaktan kaçınmak düşmanlıklarınızı da azaltır.
– Motivasyonunuzu kaybetmemek için, etrafınızı pozitif çalışma arkadaşlarınızla çevirin. Güçlü bir destek sistemi yaratmak, izole edilmişlik ve dışlanmışlık hislerini azaltır. Ayrıca iş arkadaşlarınızı açıkça düşmanca davranmaktan da caydırır. Mesela bir anda çok fazla görev binmesi ya da küçümseyici imalar gibi. Düzgün iş arkadaşları bulmanız için işyerindeki başka departmanlara da uğramanız gerekebilir. Dolaylı ya da doğrudan olarak kıskançlıktan kaynaklanan dedikodu yapmaktan uzak durun, çünkü bu sizi profesyonel göstermeyecektir.
– Sinir eden davranışlarınızı belirlemek için kendinizi gözden geçirin. Size yönelik tüm kıskanç davranışları önlemeniz mümkün olmayabilir ama tahmin edilebilecek tuzakları da ekarte etmenizi sağlar. Örneğin yeni terfinizle ilgili, bu terfiyi alamamış bir meslektaşınıza övünmek, gerginliği daha da artırır. Ya da gayri ihtiyari olarak eşinizin ve ev hayatınızın ne kadar mükemmel olduğunu anlatmak da bastırılmış kıskançlıkları perçinleyebilir.
– İşyerindeki performans hedeflerinize odaklanın. Enerjinizi yapıcı aktivitelere yöneltmek, dikkatinizin dağılmamasını sağlar. İşlerinizi düzgün şekilde yapmak, yeteneksiz olduğunuza ya da patronla fazla yakın olduğunuza dair dedikoduların da azalmasını sağlar. Eğer üstleriniz size karşı kıskançlık ediyorsa, işle ilgili sorumluluklarınızı örnek şekilde bitirmek özellikle önemlidir.
– Kıskanç iş arkadaşlarınızla açık bir dille yüzleşin. Bu tip yüzleşmelerden hoşlanmasanız bile, açık bir iletişim bazen negatif hislerin azalmasını sağlar. Bir iş arkadaşınıza sıkıntılarını anlatma fırsatı vermek, her ikinizin de geçmişte yaşanan şeyleri geride bırakmanızı sağlayacaktır. Yaklaşımınızı karşıdakinin kişiliğine ve işyerindeki ilişkinize göre belirleyin. Arkadaşınızın kişiliğine göre farklı yaklaşın. Bir meslektaşınıza durduk yerde öğle yemeği teklifinde bulunmak, daha iyi bir iş ilişkisi yaratabilir.
Öneri: İş dışındaki bir arkadaşınızla iş sorunlarınızdan bahsetmek stresinizi azaltabilir. İş yerinde verilen rehbere danışarak, uygun stratejileri belirleyebilirsiniz. İnsan kaynakları departmanından iş yerindeki sorununuza aracılık etmesini isteyebilirsiniz.
Uyarı: Karşınızdakini kıskançlıkla suçlamaktan uzak durun. Böyle bir davranış sizi paranoyak gösterebilir.
(Kaynak: http://www.ehow.com)

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Dünya’da en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?

turizm, singapur, seyahat, paris, londra, en çok ziyaret edilen şehirler, dubai, bangkok

“Dünyada en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?” sorusundan hareketle bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucunda ise öne çıkan ilk 5 şehir belirlenmiş. Peki, sizce hangi şehirler bu listede yer almıştır? İşte yanıtı…

Dünya’da En Çok Ziyaret Edilen Şehirler

Küresel seyahat ve turizm endüstrisi tahmini olarak yılda 8,8 trilyon dolar değerinde. Ziyaretçileri ve harcama alışkanlıklarını izleyen bir araştırmanın sonuçlarına göre son 10 yılda da turizm harcamalarında ortalama %7,4 bir artış görülmekte.

Bu esnada da bazı şehirler öne çıkmakta. Örneğin, önümüzdeki yıl Japonya’da yapılacak 2020 Olimpiyatları ile Tokyo’nun (şu anda 9. sırada) %10’un üzerinde bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

İşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

5.Singapur

2018’de 14.76 milyon ziyaretçi Singapur’a gitti. Listedeki en çok ziyaret edilen şehirlerin yarısı, son 10 yılda büyük artış gösteren Asya-Pasifik bölgesinden. Bölge ağırladığı turist kapasitesi açısından son 10 yılda %9,4 büyüdü.

4.Dubai

60 yıl önce Dubai sadece bir balıkçı köyüydü. Bugün ise Emirlik nüfusu 3 milyondan fazla. Geçen yıl şehrin ağırladığı ziyaretçi sayısı 15.93 milyonu buldu.

Ziyaretçilerin seçtikleri destinasyonda ne kadar para harcadıkları söz konusu olduğunda; alışveriş merkezi, konferanslar ve sergiler ilk sırada. 2018’de ziyaretçiler 30.82 milyar dolar harcadı.

3.Londra

Big Ben, Parlamento, Buckingham Sarayı…
Londra, ünlü simge yapılar ile doludur. Bu sebeple geçen yıl 19.09 milyon insanın oraya gitmesi çok da şaşırtıcı değil.

Ancak, Londra, ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşayan ilk 10’daki tek şehir – geçen yılın sıralamasına göre bu düşü %4 civarında

Tate Modern sanat galerisi (5.86 milyon), İngiliz Müzesi (5.82 milyon) ve Ulusal Galeri (5.73 milyon) şehrin en büyük üç ziyaretçi çeken merkezi.

2.Paris

Londra’nın kayıp yaşaması Paris’e kazanç olarak döndü. Paris, sıralamada üçten ikiye yükseldi; İngiltere’nin başkentinden ziyaretçi çaldı. Paris’te görülecek çok sayıda şey var bunların en başında da dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi Louvre geliyor.

Her yıl bu müzeye gelen 10.2 milyon insandan yaklaşık %80’inin de sadece Mona Lisa’yı görmeye geldiği düşünülüyor.

1992’de açılan Disneyland Paris, şehrin diğer turistik yerlerine gölge düşürüyor. 1992 ve 2017’de açılma arasındaki 25 yılda 320 milyon ziyaret ağırlayarak Avrupa’nın en iyi turizm merkezi haline geldi. Fransız ekonomisine 75 milyar dolar (68 milyar €) katkıda bulundu ve Fransa’nın turizm gelirinin %6.2’sini temsil ediyor.

1.Bangkok

Dört yıl boyunca en üst sıralarda yer alan Tayland’ın başkenti geçen yıl 22 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin 2018 verilerine göre, Tayland Güneydoğu Asya’daki en büyük turizm ekonomisine sahip. Turistlerin geçen yıl Bangkok’da bıraktığı 70,1 milyar doların Tayland ihracat gelirlerinin %20,8’ini oluşturduğu düşünülüyor.

Tayland para biriminin güçlenmesi ve küresel ekonomideki yavaşlamanın Tayland’ın turizm gelirini etkilemesi bekleniyor.

Yazar: Büşra Meral
Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kariyer diyetine var mısınız?

şirket, Manşet, kariyere yön vermek, kariyer diyeti, kariyer, iş hayatı, 90 günlük kariyer diyeti

Patronunuz işinize kattığınız değerin farkında mı? En son ne zaman bir üst pozisyona atandınız? Ekibin kilit oyuncularından biri misiniz? Eğer bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız doğru yerdesiniz. İşte kariyerini daha doğru yönetmek isteyenler için 90 günlük kariyer diyeti…

90 günlük kariyer diyetiyle kariyerinizi şekillendirin

Milyonlarca kişi her yıl, sağlıklı yaşam için diyete başlıyor ve hayatında bir şeyleri yoluna sokmaya çalışıyor. Global danışmanlık şirketi Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison’da, çalışanlara kariyerlerini daha iyi yönlendirmeleri için “90 günlük kariyer diyeti” tavsiye ediyor…

Şu anki işiniz ne kadar ilginizi çekiyor?

Sabahları işe gitmekte zorlanıyor musunuz?

Patronunuz işinize kattığınız değeri farkında mı?

En son ne zaman takdir edildiniz?

Son performans değerlendirme notunuz iyi miydi?

Şirketinizde vazgeçilmez biri olarak görülüyor musunuz?

En son ne zaman terfi ettiniz?

En son ne zaman işinizde yeni bir şey öğrendiniz?

Eğer yukarıdaki sorulardan birkaçına olumsuz cevap veriyorsanız, 90 günlük kariyer diyetini yapmak için iyi bir adaysınız demektir. Soruları cevaplarken, kendinize karşı dürüstseniz, süreç sizin için daha kolay ilerleyebilir.

Gary Burnison’ın kariyerine yeni bir yön vermek isteyenlere önerileri şöyle;

1- Kendinizi iyi tanıyın

Kariyerinizi şekillendirmeye çalışırken, disiplinli olmaya ve yeni alışkanlıklar edinmeye ihtiyacınız var. Vücudunuzu şekillendirmek için bir spor salonuna üye olmak gibi, kariyerinizi şekillendirmek için de bir plana ve koçluğa ihtiyacınız var.

Ödeviniz: Mevcut durumu değerlendirme

Kendinizi tanımalı ve kendinizle ilgili bir bakış açısına sahip olmalısınız. Güçlü ve zayıf yanlarınız, becerileriniz ve deneyimleriniz, tutkulu olduğunuz şeyler, amaçlarınız, sizi motive eden şeyler konusunda net olmalısınız.

Kim olduğunuzu farkında olun!

İddialı mısınız yoksa pasif misiniz?

Risk almaktan kaçıyor musunuz?

Tecrübenize ne kadar güveniyorsunuz?

2- Hedeflerinizi belirleyin

Motivaston kaynaklarınızı bilin ve hedefleriniz konusunda net olun. Sizi, motive eden şey ne? Hangi şirket kültüründe çalışmak sizin için daha uygun, bu konuda net bir karar verin. Bu kararı alırken internetten ya da çevrenizden destek alın. Çalışmayı planladığınız şirketle ilgili detaylı bilgi edinin.

3- Network’ünüzü yönetin

Yeni bir iş bulmanın önemli noktalarından biri de güçlü bir network’e sahip olmak. İş hayatında tanıdığınız bir kişinin size ne zaman yardımcı olabileceğini kimse bilemez. Bu nedenle ilişkiler konusunda da iyi olmanız gerekiyor. Belli aralıklarla network’ünüzdeki kişilerle kontakta olun ve ilişkilerinizi sıcak tutun.

4- Özgeçmişinizi güncelleyin

Sizi en iyi şekilde anlatan bir özgeçmişe sahip olmalısınız. Hakkınızda önemli bilgileri içeren ve kendi içinde tutarlı olan bir özgeçmiş hazırlamalısınız. Bugüne kadar farklı deneyimler edinmiş ve farklı görev almış olabilirsiniz. Burada önemli olan başvurduğunuz pozisyona en uygun olan deneyimlerinizi ön plana çıkarmanız.

5- Mülakatlara özenle hazırlanın

Bir mülakat için yapılması gereken en önemli hazırlık “Psikolojik” hazırlıktır. Heyecan seviyenizi kontrol altında tutarak iyi bir görüşme süreci geçirmek için mülakatlarınıza öncelikle ruhsal olarak hazırlanın. Güler yüzlü olun ve sorular sormaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz pozisyona uyan yetkinliklerinizin altını çizerek anlatın.

6- İşe alındıktan sonra da diyete devam edin

Tüm bu hazırlıklar sonrasında yeni bir işe başladıktan sonra da kariyeriniz için çalışmaya devam etmelisiniz. Günümüzde aynı şirkette çalışma süresi çok uzun değil. Bu nedenle yeni bir değişikliğine en azından asgari düzeyde hazır olmak için gerekli önlemleri almanız gerekiyor.

Unutmayın, 90 günlük kariyer diyetinin amacı; disiplin kazanmak ve daha fazla başarı elde ederek bu başarıları sürdürecek alışkanlıklar edinmektir.

Yazar:  Özden Yılmaz 
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş yerinde istikrar ne kadar önemli?

performans, Manşet, iş yerinde istikrar, iş hayatı, çalışmak, çalışma süresi

Bir iş yerinde ne kadar süreyle çalışmak doğrudur? Çok iş değiştirmek mi yoksa uzun süre aynı iş yerinde çalışmak mı gerekir? Tüm bu soruların ideal bir cevabı var mıdır? İşte www.bbc.com sitesinin yanıtı…

Aynı işte ne kadar çalışmalı?

Bazıları bir işte sekiz ay çalıştıktan sonra ayrılmanın normal olduğunu, bazıları ise 18, 48, hatta 72 ay kalıp yeteneklerinizi kanıtlamanız gerektiğini söylüyor.

Bu konudaki farklı düşünceleri almak için Quora adlı paylaşım sitesine başvurduğumuzda karşılaştığımız cevapları şöyle özetleyebiliriz.

Yeni başladığınız işte ne kadar kalıp kalmayacağınızı belirleyen iki faktör vardır: O işten ne kadar öğrendiğiniz ve kariyeriniz için yaratabileceği fırsatlar.

İşinizi 8, 18, 48 ve 72 aylık dönemler halinde değerlendirmeniz salık veriliyor. İyi bir gerekçeniz olmadan yeni başladığınız bir işten 8 aydan önce ayrılmanız başarısızlık olarak algılanabilir; deneme süresinden ya da ilk performans değerlendirmesinden geçmediğiniz düşünülebilir.

Makul süre

Uzmanlar 18 ayın kabul edilebilir sosyal limit olduğunu, sizin en azından bir değerlendirme dönemini başarılı tamamladığınız anlamına geleceğini belirtiyor.

Performansınızın özellikle kötü olduğuna ya da yerinizde saydığınıza dair bir bilgi yoksa dört yıllık (48 ay) bir süre sizin için “tam not” demektir. Başarınız sürekli artış göstermiş ve en azından bir kez terfi etmişseniz iyi durumdasınız demektir. Bunların hiçbiri henüz olmamışsa iki yıl daha o işte kalıp bu eksikleri gidermek gerekir.

Altı yıl geçmiş ve hala terfi etmemiş ya da daha iyi bir projeye geçmemişseniz artık kaygılanma vakti gelmiş demektir. Altı yıl aynı mevkide kalmak kişinin yeterince hırslı ya da motivasyonlu olmadığının göstergesi olarak algılanır. En azından işten çıkarılmamış olmak da belki bir başarıdır, ama averajdır. Oysa terfi ettiğiniz sürece o işte istediğiniz kadar çalışabilirsiniz demektir.

İstikrarın önemi

İstikrar konusunda da söylenmesi gerekenler vardır. Çok yönlü bir ofis işinde ortalama bir insan en çok iki yılda her şeyi öğrenebilir. İşinizi çok iyi yapıyorsanız terfi edilirsiniz, edilmediyseniz de o işten nefret etmeniz ya da çok daha iyi başka bir fırsat çıkması halinde ancak ayrılmanız tavsiye edilir.

Fakat kısa sürede birçok kez iş değiştirmek de iyi karşılanan bir şey değildir. Çabuk sıkıldığınızın, işten çıkarıldığınızın ya da her an çalışma ekibinizi bırakmaya hazır olduğunuz şeklinde algılanabilir.

İstisnalar da var

Ama her durumda olduğu gibi burada da istisnalar olabilir. Quora’da verilen bir örnek şöyle: Her ikisi de sekiz yıllık tecrübeye, benzer eğitim düzeyine sahip iki aday aynı işe başvuruyor. Biri her işinde ikişer yıl kalarak dört iş değiştirmiş, diğeri ise iki ayrı işte dörder yıl çalışmış. Hangisini seçerdiniz?

Müdür, daha çok sayıda işte çalışarak farklı alanlarda tecrübe edinmiş birinci adayı seçmiş. Onun esneklik, tecrübe çeşitliliği ve uyum sağlama yeteneği sergilediğini düşünmüş.

Yani bir şirkette uzun süre çalışmış ve iş değiştirmek istiyorsanız önce orada somut bir başarı kaydettiğinizden emin olmalı, sonra yeni sorumluluklara hazır olduğunuzu göstermelisiniz.

Kalbinizin sesini dinleyin

Bazıları ise yaptığınız işi sevmiyorsanız ille de belli bir süre tamamlamanız gerektiğini düşünerek o işte kalmanın doğru olmadığını, kendi hayatınızı başkalarının belirlediği kurallara göre değil kendi kurallarınıza göre yaşamak gerektiğini söylüyor.

Yeni başvuracağınız işte önceki işinizden ayrılma nedeniniz sorulduğunda ise eski işinizden neden memnun olmadığınızı, bu işin neden farklı olduğunu anlatmanız, güçlü ve özgüvenli olduğunuzu göstermeniz yeterli olabilir.

Yazar: Maria Atanasov 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND