Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşte ilk gününüz kabus olmasın

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bu yeni dönemde her şeyin yolunda gitmesi için ilk gün bırakacağınız izlenim çok önemli. İşte işteki ilk günde mutlaka yapılması ve asla yapılmaması gerekenler…

yeni işe başlayanlara tavsiyeler, yeni işe adaptasyon süreci, iş yerinde ilk gün

Yeni başlanan işte ilk gün genelde stresli geçer. Öğrenilmesi gereken birçok şey, tanışılacak yeni iş arkadaşları vardır. İlk gün ne giymek gerektiği, kime nasıl hitap edileceği, neler yapılacağı, kaçta çıkılacağı işe başlayanda baskı oluşturabiliyor. Uzmanların ilk günle ilgili tavsiyelerinin başında dakik olmak, işe vaktinde gitmek geliyor. İlk izlenim önemli olduğu için işe uygun kıyafet seçimi, soru sorma, iş yapma isteği ve çalışma arkadaşlarıyla kurulacak olan iletişim hakkınızda olumlu düşünülmesini sağlayabilir.

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bundan sonra önemli olan, yarattığınız ilk olumlu izlenimi devam ettirerek işinizde kendinizi kanıtlamak ve başarılı olmak. Başlangıçtaki heyecan, gurur, mutluluk ve rahatlama duyguları, işe başlanacak o ilk gün yaklaştıkça yerini, gerginliğe, strese ve endişeye bırakabilir. İş psikoloğu Selin Uçal genelde kişilerde heyecan, panik ve kaygıya sebep olan soruların başında:

Acaba beni neden beni seçtiler?

Ne yapacağımı tam olarak bilemezsem?

Ya beklentilerini karşılayamazsam? gibi sorular olduğunu söylüyor. Bu da kişide güvensizlik, kendinden şüphe etme duygularını doğuruyor ve besliyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, işe başlanan günü takip eden ilk 90 gün çok önemli, çünkü bir çalışanın ilk 90 gündeki davranışları ile hatırlandığı saptanmış.

İşteki ilk gün aslında bir anlamda hissedilen duygular ve yaşananlar açısından okuldaki ilk güne benzetiliyor. Sürekli yeni bilgiler öğrenmek, ortama adapte olmak, arkadaşlar edinmek ve kendi çalışma arkadaşı çevresini kurmak, insanları tanımaya ve anlamaya çalışmak, kendini kanıtlamak, yeni kuralları, prosedür ve sistemleri öğrenmek gibi zorunlulukların baskısını duyar insan. Doğal olarak da, özellikle yeni ortama girmek ve kendini göstermeye çalışmak kişi üzerinde psikolojik baskı oluşturuyor. Eğer iş gerçekten de kişi için anlam ifade ediyor ve önem taşıyorsa, bu tarz duyguları hissetmek çok normal.

İlk izlenim önemlidir

Acaba çalışan ilk iş gününe nasıl hazırlanmalı? Rahatlamak için neler yapmalı? Selin Uçal’ın bu konudaki tavsiyeleri şöyle:

İnanın o iş yerinde çalışanlar da aynı duyguları hissediyor ve aynı süreci yaşıyor. Bu gerçeği düşünmek sizi biraz daha rahatlatabilir. Çalışma arkadaşlarınız, sizi anlayacaktır.

İşin ilk günü son dakikada gitmek yerine her ihtimale karşı önceden yola çıkmak ve dakik bir şekilde iş yerine varmak stresinizi daha aza indirecektir. Profesyonelliğin ve güvenilirliğin en önemli göstergesi dakikliktir.

Bir gece önceden o gün giyeceğiniz kıyafetleri belirlemek; belirlerken işe uygunluğuna göre karar vermek önemlidir. İyi ve ortama uygun giyineceğinizi biliyorsanız kendinizi daha iyi hissedersiniz.

İşe başlamadan önce, mümkün olduğunca çalışma arkadaşlarınız, yöneticileriniz ve şirket hakkında bilgi edinmeye çalışın. İşteki ilk gününüzde, iş tanımınızı öğrenmek ve yöneticinizin sizden beklentilerini kavrayabilmek adına yeni yöneticinizden görüşme talep edin.

Yeni ofis kültürüne adapte olmaya çalışın. Eski çalıştığınız işyeri ile karşılaştırma yapıp çalışma arkadaşlarınız ve yöneticilere sürekli örnekler vermeyin. Eski alışkanlıklarınızı yeni işyerine adapte etmeye çalışın.

Kendinizi takdim ederken tebessümünüzü, sıkı el sıkmayı ve içten davranmayı unutmayın. İlk izlenim her zaman önemlidir. (Talleyrand “İlk izlenime dikkat edin, genelde doğru olan budur” der.)

Kendi arkadaş çevrenizi oluşturmaya çalışın. Araştırmalar, işyerinde en önemli ilişkilerinizin, resmi olmayan ilişkiler olduğunu gösteriyor. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya özen gösterin. Meselá, öğle yemeğine çıkma tekliflerini asla reddetmeyin. Hatta siz onları davet edin. Ofis içindeki küçük sohbetlere katılmaya çalışın çünkü iş arkadaşlarınız en iyi güvenlik ağınızdır.

İyi bir dinleyici olmaya çalışın. Bilmediğiniz konularda da yorum yapmaktan ve fikir yürütmekten kaçının. Unutmayın, ilk aylarınızda iyi bir dinleyici olmak, size ileriki zamanlarda büyük avantajlar sağlayacak.

En önemlisi kendinize güvenin. İşin ilk günlerinde ’hoca’ değil; ’öğrenci’ olduğunuzu hatırlayın.

Ağır makyajdan kaçının

Antal International Türkiye’nin Genel Müdürü Mine Batıyel’in işte ilk gün konusundaki tavsiyeleri ise şöyle:

Aşırı takı takmaktan ve makyaj yapmaktan kaçının.

Erkekler mutlaka tıraşlı gitmeli.

Sabah mutlaka sıkı bir kahvaltı yapın.

Resepsiyoniste kendinizi tanıtın. Beden dili ve konuşma tekniklerine dikkat edin.

Hevesli ve meraklı olmaya çalışın.

İlk gün normalde sıkıcı bir gündür. Oryantasyon, formaların doldurulması, şirketi fiziksel anlamda tanımak, hatırlayamayacağınız kadar insanla tanışmak… Her günün bu şekilde geçmeyeceğini unutmayın. Ancak siz artık maaşlı bir elemansınız ve ilk gününüz olmasına rağmen sizden iş de beklenecektir. İlk gün sadece oryantasyonla geçer görüşü uygun bir görüş değildir.

Soru soran kişi ilgili bir kişi olarak algılanır. Cevabını bildiğiniz soruları dahi çekinmeden sormalısınız. Ancak not almayı da ihmal etmeyin. Not almak ciddiyetin bir göstergesidir.

Şirket çalışanlarının birbirlerine nasıl hitap ettiklerine dikkat edin. İlk günde Bey/Hanım hitaplarını kullanın. Konuştuğunuz insanlara isimleriyle hitap etmeye özen gösterin. Herkesin ismini hatırlamanız mümkün değil, hatırlayamadığınızda ismini sorun. Ancak özür dilemeyin bu sizin kendinize olan güvensizliğini ve/veya ne kadar heyecanlı olduğunuzun göstergesi olarak algılanabilir. İsim haricinde çalışanların unvanları için de geçerlidir.

Çalışanların birbirleriyle olan iletişimine/ilişkilerine dikkat edin. ’Politik’ konuşmalara dahil olmayın. Kahve/çay ve öğle yemeği molaları formaliteden uzak olan ortamlar olduğundan bu ortamlarda sözü geçen konu hakkında çok daha gerçekçi ve net bilgi edinilebilinir. Unutmayalım ki insanların beden dili de önemli bir kaynaktır.

Size sorular yöneltilerek sizin hakkınızda bilgi alınacaktır. Cevaplarınızda kendinizle ilgili özel/derin konulara bu aşamada girmemeye özen gösterin.

Size ters gelen görüşlere tepki vermeyin.

Aşırı davranışlardan kaçının. Kahkaha atmak, çok konuşmak, az konuşmak, her konuya ilişkin birşey söylemek, söz kesmek, espri yapmak vs. Dengeyi bulmanın en iyi kuralı şudur: Yeni tanıştığınız bir insanda sizi neler rahatsız ediyorsa bunları yapmamaya çalışın.

İlk günün sonunda çalışanların iş sonrası bir programı varsa ve davete katılsanız bile gün boyunca göstermiş olduğunuz tutum ve davranışlarınızı sergilemeye devam edin. Normalde yediğiniz ve içtiğiniz miktardan daha az yemeye ve içmeye dikkat edin.

İşten eve döndüğünüzde ilk gününüzü derinlemesine analiz edin.

Bazı çalışanlar size daha yakın davranacaktır bazıları ise temkinli. İlk etapta önyargılı olmayın.

Düşünlerinizi netleştirmek için zamana ihtiyacınız olacak. İlk günden karar vermeyin.

Karşılaştığınız herkese cana yakın, profesyonel ve kibar olun.

Herkesle iletişimde olun; daha ilk günden bazı kişilere/grupları daha yakın olmaktan kaçının.

Yöneticinizi detaylı bir şekilde gözlemleyin.

Günün sonunda yöneticinize şu konularda bilgi aktarmış olmaya özen gösterin. Neler yaptınız, neleri bitirdiniz ve sonuçlar…

İlk günde boş boş oturmamaya özen gösterin. “Şu dosyalara göz atabilir miyim” demek bile ilk gün için inisiyatif kullanma örneğidir ve çalışma arzunuzun bir göstergesidir.

İşten ilk çıkan olmayın. Yöneticinizin bilgisi olmadan da işten çıkmayın.

Şirketler işe yeni başlayan çalışanları için ne yapıyor?

Vodafone: GSM şirketi Vodafone’a yeni katılan çalışanların, şirkete ve görevlerine daha çabuk adapte olabilmeleri için kapsamlı bir oryantasyon süreci yürütülüyor. Oryantasyon sürecinin en önemli aşamalarından birini de “Welcome Box” olarak adlandırılan “başlangıç paketi” oluşturuyor. Yeni çalışma arkadaşı işe girdiği ilk gün, masasında adına özel hazırlanmış bir başlangıç paketi ile karşılaşıyor. Bu kutunun içinde yeni çalışanın şirkete adaptasyonu aşamasında kendisine destek olacak, “buddy” olarak adlandırdıkları ekip arkadaşının ve kişinin çalışacağı fonksiyondan sorumlu İK iş ortağının bilgileri, Vodafone’u yerel ve global olarak tanıtan, değerlerini ve stratejik önceliklerini detaylı bir şekilde kapsayan bir kitapçık olan “Vodafone’a hoş geldiniz” mektubu yer alıyor. Kutuda ayrıca Türkiye Vodafone Vakfı’nı tanıtan kitapçığın yanı sıra işe başlayan kişinin yeni görev ve iletişim bilgilerini içeren kartviziti, Vodafone Mobil Modem ve Vodafone kupası bulunuyor. İşe yeni başlayan çalışanlar, oryantasyonun yanı sıra “Buddy” sistemi ile çalışma ortamına ısındırılıyor. Bu sistem ile çalışanın şirketteki ilk haftalarını rahat bir şekilde geçirmesine, çalışma ortamını tanımasına, ihtiyaç duyacağı bilgileri veya sistemleri ilk ağızdan öğrenebilmesine olanak sağlanıyor. Bunlara ek olarak şirket içi intranet sayfasından kişinin şirket politika ve prosedürleri, süreçler ve benzeri tüm bilgilere ulaşmasına imkán veriliyor.

Bilim İlaç: Aileye yeni katılan ferdi evinde hissettirmek ve sosyal ortama adapte etmek için en önemli sürecin bu ilk hafta olduğuna inanan Bilim İlaç, işe her yeni başlayana bir “kanka” atıyor. Kanka işe yeni başlayan çalışanla aynı departmanda yer alan, departman içinde en son işe girmiş ve oryantasyon sürecini tamamlamış çalışanlar arasından gönüllülük esasına göre seçiliyor. Kanka ne yapıyor? Yeni başlayan çalışana ilk gün heyecanında eşlik ediyor, ne nerede, kim kimdir desteğini veriyor, öğle yemeğini ve molaları yeni işe başlayan çalışanla birlikte geçiriyor, yeni işe başlayan çalışanın ihtiyaç duyduğu konularda kendisine bilgi veriyor, destek oluyor, yeni başlayan çalışanın iş ortamında sosyalleşmesine, yeni arkadaşlar kazanmasına yardımcı oluyor, şirketin ortak alışkanlık ve ilişki tarzını daha kısa sürede öğrenmesini sağlıyor.

Janssen-Cilag: İlaç firması Janssen-Cilag’da oryantasyon süreci dışında yeni gelen çalışanlara, genel J&J bilgilerinin ve JC Türkiye ile ilgili tüm bilgilerin yer aldığı bir “Çalışan Rehberi” veriliyor. Çalışan Rehberi, herkesin nasıl bir şirkette çalıştığını, iş yapış biçimlerini ve nihai amacı, yani insan sağlığına katkıda bulunmanın sorumluluğunu kavranmasına yardımcı olmanın yanı sıra kurum kültürünü de aktarıyor. Yönetici, çalışanın tüm şirketle tanışmasını sağlıyor, görev tanımının kapsamını ve sorumluklarını detaylı paylaşıyor, şirkete en kısa zamanda adapte olması için tüm desteği veriyor. Yeni başlayan kişiye pozisyonu ne olursa olsun her J&J çalışanın almak zorunda olduğu 3 zorunlu eğitimin CD’si veriliyor ve en kısa zamanda bu eğitimlere katılarak, sertifika alması bekleniyor.

Casper: Bilgisayar üreticisi Casper’da işe başlayan “Beyaz yakalılar” ilk günlerinde şirketi tanıma amaçlı olarak birkaç günlük bir oryantasyona tabi oluyor. ’Mavi yakalılar’a ise işin ilk gününde şirket kültürü ve personel yönetmeliğinin anlatıldığı bir metin veriliyor. Ayrıca kişinin çalışmaya başladığı bölümden bir mentor gün boyu kendisiyle ilgileniyor.

TAV Havalimanları: İşe başlayacak olan her yeni çalışana, ilk iş gününden önce grubu tanıtan katalog, faaliyet raporu, çalışanlara yönelik yayınlanan kurum dergisi NewsPort veriliyor. Yöneticiye ise işe başlayacağına dair hatırlatma ve bilgilendirme yapılıyor. Çalışan, ilk iş gününde, üst yönetimden kişisel bir mektup alıyor. Yapılan işi fiilen algılayabilmesi için tüm havalimanını yetkililer eşliğinde geziyor ve süreçlerle ilgili bilgi alıyor. İK Bölümü tarafından düzenlenen ilk öğlen yemeğinde İK, bölüm arkadaşları ve diğer yeni başlayanlarla buluşuyor. Bölüm arkadaşlarıyla tanışıyor ve bölümünden bir kişi onun oryantasyon sorumluluğunu üstleniyor.

IBM: Bilgi teknolojisi, yazılım şirketi IBM’de “Connections Program” adında bir program uygulanıyor. Program kapsamında, iş teklifini kabul eden kişiye IBM’le ilgili detaylı bilgi edinebileceği özel bir web sitesine erişim veriliyor. Ayrıca şirketle ilgili temel bilgilere ulaşabileceği hoşgeldiniz paketi elektronik posta aracılığıyla ilk gün yeni IBM’ciye gönderiliyor. Aynı zamanda bir süredir IBM’de çalışan bir iş arkadaşı “Connection Coach” olarak atanıyor. “Connection Coach”ların görevi IBM’e ilk işe başlayanlara danışmanlık çerçevesinde, oluşabilecek sorularına yanıt vermek ya da rehberlik edecek kaynaklara ulaşmalarını sağlamak. Connection coach ilk gün yeni işe başlayan IBM’ciyi önce bölümündeki kişilerle tanıştırıyor daha sonra tüm bölümleri, kafeteryayı, doktorun odasını, spor salonunu vs. gezdirerek IBM’i tanıtıyor. İlk günlerde yeni IBM’cinin ihtiyacı olabilecek her konuda ona yardımcı oluyor.

Avea: GSM operatörü Avea’da çalışanın işe başlayacağı güne kadar, tüm gereksinimlerinin karşılanması için gerekli hazırlıkların yapılması (ofis, bilgisayar, e-posta adresi, lojistik ihtiyaçlar, araç ya da servis, yemek, telefon vb.), binaya girişinden itibaren artık şirketin bir çalışanı olduğunun hissettirilmesi ve birlikte çalışacağı ekibin o gün kendisini bekliyor olmaları önemli. Yeni Avealı işe başladığı gün bir insan kaynakları yetkilisi tarafından karşılanıyor. Yöneticisi ile kısa bir hoşgeldin toplantısından sonra yeni Avealı çalışma arkadaşları ile tanıştırılıyor. Şirketteki ilk günlerinde ihtiyaç duyacağı tüm bilgileri ve çalışma prensiplerini bulabileceği “Avea’da Yaşam” adlı Çalışan El Kitabı ile kurum kültürü ve değerlerini içselleştirmesini sağlayacak malzemelerden oluşan “Hoşgeldin Paketi” veriliyor. İlk günün karşılama programı, yeni Avealı’nın Buddy’si ile tanıştırılması ile tamamlanıyor. Buddy uygulaması, yeni başlayan çalışanlara aynı birimde çalışan daha deneyimli bir çalışanın 15 gün süreyle sorumluluklar dahilinde yardımcı olarak atanması demek. Buddy, yeni başlayan çalışanı departmandaki diğer çalışanlar ve işi ile ilgili kişilerle tanıştırma; işleyiş hakkında bilgi verme; bina ve lojistik konularında bilgilendirme ve yönlendirme; ilgili doküman ve bilgilere erişimini kolaylaştırma ve ilk günlerde oluşabilecek sorularına cevap arama konularından sorumlu. Yeni Avealılar şirket içinde duyuru yaparak, özgeçmişi, organizasyonu ve görevi ile birlikte tanıtılıyor. Ayrıca intranette ve üç ayda bir yayınlanan iç iletişim dergisi AveaTime’da yeni çalışanlara yer veriliyor.

Acıbadem Sağlık Grubu: İlk günlerinde yeni personeli, İnsan Kaynakları karşılıyor. Hastane binasında yapılan bina turundan sonra, çalışma ortamları ve partner olarak çalışacakları diğer departman ekipleri ile tanıştırıyorlar. Çalışma alanları daha önce İnsan Kaynakları ve birim yöneticileri tarafından hazırlanıyor. Kurum içi iletişimlerini sağlayacakları iletişim adresleri, kartvizitleri, kimlik kartları ile üniformalı çalışanların üniformaları, ilk gün veriliyor. İşe yeni başlayan kişinin ilk gün mümkün olduğu kadar öğle yemeklerini yöneticileri ile yemeleri sağlanıyor. Ayrıca her hastanede üst yönetiminin bir araya geldiği “yürütme kurulu” toplantılarına da yeni başlayan kişiyi davet ederek, hem hastane yönetimini tanımalarını, hem de kendilerini tanıtmalarına fırsat veriyorlar.

Yazar: Uzm.Psk.Selin Uçal
Kaynak: www.ispsikologum.blogspot.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kahvaltılı sabahlar, başarılı yarınlar!

sağlıklı çocuk kahvaltıları, okula giden çocuğun kahvaltısı, okul başarısı, Manşet, kahvaltı tabağı

Çocukların okul başarısını önemli ölçüde etkileyen kahvaltı nasıl olmalı? Hangi besinleri kahvaltıda mutlaka tüketmeliyiz? İşte Diyetisyen İzan Işık’tan dengeli ve sağlıklı kahvaltı önerileri…

Kahvaltı, okul başarısını olumlu etkiliyor

Diyetisyen İzan Işık, sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı söyledi.

Diyetisyen İzan Işık, kahvaltının gece boyu süren açlığın sonunda vücut için gerekli ilk enerji kaynağı olduğunu belirterek, “Gece açlığında düşen kan glikozunun dengelenmesini sağlayan kahvaltı, bilişsel ve fiziksel performansın devamı için son derece önemli. Kahvaltı, glikojen (enerji) depolarını doldurur ve metabolizmayı çalışmaya başlatır” dedi. İzan Işık, MAT-FEN Eğitim Kurumu lise seviyesindeki öğrencilerine yönelik kahvaltı konulu beslenme eğitiminde konuştu. Eğitimde, gençlere örnek kahvaltı da sunuldu.

Kahvaltı okul başarısını etkiler

Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı sağladığını, hafızayı geliştirdiğini, derslerde konsantrasyonu sağladığını vurgulayan İzan Işık, bunun yanında derslere geç kalmayı önleme ve devamsızlığı azaltmaya da yaradığını anlattı. İzan Işık kahvaltının duygu durumuna etkisinin de bilindiğini belirterek, “Kahvaltı ile duygu durumları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kahvaltı yapan çocuk ve adölesanlar yaşama daha pozitif bakmakta, daha az negatif duyguya sahip olmaktadırlar” diye konuştu.

6-12 ve 12-18 yaş dönemi bireylerin kahvaltı ve genel olarak sağlıklı beslenme konusunda alışkanlığı kazanmasının, gelecekte hastalıklardan korunmasına katkı verdiğine işaret eden İzan Işık, “Bu dönemler fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun oldukları ve yetişkinlik hastalıklarının gelişimi açısından ise en riskli dönemlerdir. Çocuklarda ve adölesanlarda (12-18 yaş) kahvaltı öğününün atlanması oldukça yaygın görülüyor. Kahvaltı öğününü atlayan adölesanlar arasında, bu oranın kızlarda erkeklere göre daha fazla olduğu biliniyor. Kahvaltı öğününün atlanmasının temel nedenleri zaman yetersizliği, sabah iştahın olmaması ve adölesanların vücut ağırlıkları hakkında duydukları endişe nedeniyle besin alımını sınırlamak istemeleridir” bilgisini verdi.

Kahvaltı yapmak yetişkinlikte obezite riskini azaltıyor

Diyetisyen İzan Işık, bazı gençlerin kahvaltıyı kilo alma endişesiyle atlamasına karşılık, kahvaltı yapmanın yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını da vurgulayarak, “Kahvaltıyı atlayan veya yeterli ve dengeli bir kahvaltı öğünü tüketmeyen çocuk ve 12-18 yaş arasındaki bireylerde ilerleyen yıllarda obezite görülme oranın daha fazla. Total kolesterol, LDL kolesterol ve insülin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkili olduğunu, bireylerin yetişkinlik döneminde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve osteoporoz risklerinin daha yüksek” bilgisini verdi.

Ailelere uyarı

Ailelerin kahvaltıya yönelik tutumlarının çocukların ve adölesan çağdaki (12-18 yaş) gençlerin davranışlarını etkilediğine işaret eden İzan Işık, evde kahvaltı hazırlanmaması ve kahvaltıda gerekli olan besinlere yer verilmemesinin çocuk ve gençleri kahvaltıdan uzaklaştırabildiğini anlattı. İzan Işık, “Adölesan bireylere aileleri tarafından sağlıklı beslenme konusunda yol gösterilmeli, kendi besin alımlarını düzenleyerek yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının gelişimi desteklenmelidir”  diye konuştu.

İyi bir kahvaltı nasıl olmalı?

Öğrencilere kahvaltı tavsiyelerinde de bulunan Diyetisyen İzan Işık, iyi bir kahvaltının günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25’ini karşılaması gerektiğini belirtti. Dört temel besin grubu olan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, tahıl grubu ve sebze meyve grubunu içermesi gerektiğini belirten Diyetisyen Işık, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri de önerdi. İzan Işık, örnek bir kahvaltıyı şöyle sıraladı:

“1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim beyaz peynir, 2 ceviz veya 5 adet zeytin, 1 avuç yeşillik, söğüş doğranmış mevsim sebzeleri, 1 tatlı kaşığı ölçü ile bal veya ev yapımı reçel, 2-3 dilim tam tahıllı ekmek şeklinde hazırlanmış bir kahvaltı yaklaşık 500 kilokalori (kcal) enerji içerir ve aynı zamanda bireye tüm besin gruplarını sağlamış olur”

Öğrencilerin kahvaltıya bakışında olumlu değişiklik oldu

Bilgilendirme öncesi ve sonrasında tutum ve düşünceye yönelik yapılan kısa ankette de, MAT-FEN öğrencilerinin kahvaltıya yönelik tutumlarında olumlu değişiklik gözlendi.  Kahvaltısını artık atlamayacağını söyleyenler yüzde 43,4’ten yüzde 60,8’e yükseldi.

Kaynak: www.dunya.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dikkatimizi artırmak için neler yapmalıyız?

psikoloji, odaklanma, dikkati artırma yöntemleri, dikkat problemi, dikkat

Etkili ve verimli çalışabilmek için iyi odaklanmamız gerekir. Fakat zor ve sıkıcı işlerle uğraşırken bu pek kolay olmuyor. Neyse ki bilim dikkati geliştiren kolay ve etkili yollar keşfetti. İşte o 5 bilimsel çözüm…

Dikkati geliştirecek 5 yöntem

Zor veya sıkıcı bir işe yoğunlaşmaya çalışanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Ama dikkati artırmayı sağlayan bazı bilimsel çözümler de var.

Yaptığımız işe daha iyi konsantre olmak için yapmamız gerektiğini sandığımız şeylerin çoğu beynimizin doğal işleyişine aykırıdır. Peki, daha fazla verim almak için, dikkat konusundaki araştırmalardan neler öğrenebiliriz?

1. Zihni dağıtmak

Yaptığınız iş üzerinde yoğunlaşmakta güçlük çekiyorsanız kısa süreliğine zihninizi dağıtacak başka bir şeye yönelmek en iyi yöntemlerden biridir.

Psikologlar zamanımızın yaklaşık yüzde 50’sini uğraştığımız işten farklı şeyler düşünerek geçirdiğimizi söylüyor. O halde zihni dağıtmak beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir.

Beyne baktığımızda, konsantrasyonun neden bozulduğunu anlayabiliriz. Konsantre olmak için beynin bazı bölgeleri arasında iyi bağlantılar kurulması gerekir.

Zamanımızın yarısını hayal kurarak geçiriyorsak bunun vaktini kendimizin belirlemesi daha yararlı olabilir.

Beynin ön kısmındaki kıvrımlardan oluşan frontal korteks, dikkat dağıtan şeylere karşı direnmeyi ve daha eğlenceli şeylerle uğraşmaya yönelten doğal içgüdümüzü kontrol etmeyi sağlar.

Bu bağlantıları çalışır halde tutmak için, özel bir şeyle uğraşmadığımızda beynin aktif olan kısımlarından daha fazla enerji gerekir. Ama kaçınılmaz olarak gün içinde bu enerji tükenip yorulduğumuzda, dikkatimiz dağılır, aklımız başka şeylere kaymaya başlar.

Eğer bu durum zaten yaşanacaksa bunun vaktini en uygun ana ayarlamak neden mümkün olmasın?

Harvard Üniversitesi’nde psikolog Paul Seli, zihnin dağılması konusunda kasıtlı ve kazara dağılma ayrımı yapıyor. Yapılan işi olumsuz etkileyen işte bu kazara zihin dağılmasıdır.

Oysa bu zamanı kendisi belirleyenler daha az zarar görür. Bilerek ve planlayarak zihni dağıtacak bir şeylere yönelmenin yararı olabilir.

“Uğraştığınız işle ilgisi olmayan başka bir konuyu düşünün, örneğin kafanıza takılan başka bir sorunu çözmeye çalışın, sonra da asıl işinize dönün” tavsiyesinde bulunuyor Seli.

İş dışındaki başka bir konuyu düşünmesi için zihninize izin vermek, hem aklın başka şeylere kayması sırasındaki suçluluk duygusunu hem de bu kaymaya neden olan ve zihni meşgul eden konuları gidermiş olacaktır.

İşyerinde şaka ortamına izin vermek verimliliği artırabilir. Bunun bir yolu da kedi videoları izlemek olabilir mi?

2. Boş boş dolanmak

Komik kedi videolarının dikkat dağıttığı düşünülür, ama bazı psikologlar bunların bizi işimize devam etmemizi sağlayacak kıvama getirebileceğine inanıyor.

İşinizi ne kadar seviyor olsanız da zor bir işe yoğunlaşmak irade ister. İrade gücünü artırmanın bir yolu da gülmekten geçer. Yapılan araştırmalar, zor bir bilmece üzerinde kafa yorma konusunda, komik bir video izleyen kişilerin, rahatlatıcı ama komik olmayan video izleyenlerden daha uzun süre çaba gösterdiklerini ortaya koydu. Bu nedenle işyerlerinde daha şakacı bir ortamın teşvik edilmesini savunanlar var.

Avustralya Üniversitesi’nde liderlik araştırmaları uzmanı David Cheng’e göre, “Ekibiniz için eğlenme kültürü yaratmak, onları güldürecek komik bir video bulup izletmek iş verimliliğini artırır. Bu elbette gün boyunca kedi videoları izlemek anlamına gelmiyor, ama özellikle yorgun hissedilen anlarda, arada bir fırsat yaratarak şakalaşıp gülmek gerekir.”

3. Düzen değil karmaşa mı?

Daha iyi konsantre olmak için, dikkat dağıtacak tüm dış etkenlerden arınmak gerektiği düşünülür. Oysa başka bir teoriye göre tersini yapmak gerekir.

Belli düzeyde karmaşanın yoğunlaşmaya yararı olabileceği söyleniyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden psikolog Nilli Lavie 1995’te ‘Yükleme Teorisi’ni gündeme getirdi. Buna göre, beynimizin dış dünyadan alıp işleme koyabileceği bilgi sınırlıdır. Bu kapasite dolduğunda, beynin dikkat sistemi devreye girerek neye konsantre olacağına karar verir.

Lavie’nin deneyleri, temiz, düzenli ve sessiz ortamlardan ziyade dağınık ve karmaşık ortamlarda çalışmak daha verimli olabilir. Algı bölgeleri tümüyle dolduğunda beynimiz tüm enerjisini en önemli işe yoğunlaştırır. Dikkat dağıtıcı etkenleri devre dışı bırakır.

Ancak bunu uygularken dikkat dağıtıcı doğru faktörleri bulmak ve enerjimizi tüketecek seviyeye çıkmasına izin vermemek önemlidir. Düzenli görsel ve müzikli araçları devreye sokup bu işi kolaylaştırmak için ommwriter veya focus@will gibi bazı uygulama programları geliştirilmiş olsa da bunlar bilimsel araştırmalarda sınanmış olmadığından bir radyo da aynı işi görebilir.

Burada önemli olan, beynin başka yerde stimülasyon aramasına fırsat vermeyecek doğru dengeyi bulmaktır. Çoğu insan neyin daha iyi işe yarayacağını deneme yanılma yoluyla bulabilir. Ama dikkat dağıtıcı etkenleri ortadan kaldırmak yorucu olabileceğinden, hafiften başlayarak bu yönteme başvurulabilir.

Öğle arasında dışarı çıkıp parkta egzersiz yapmak dikkati yenilemeyi sağlar.

4. İşe ara vermek

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda işe ara vermek aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat bu şekilde daha fazla iş yapmanın mümkün olduğunu gösteren çok sayıda veri bulunuyor.

Önemli olan, ne zaman, ne kadar süreyle işe ara verileceği ve bu sırada ne yapılacağıdır.

Araştırmalar, konsantrasyon sınırının 90 dakika olduğunu gösteriyor. Bundan sonra 15 dakikalık ara almak gerekiyor.

Birkaç saniyelik mini araların bile işe yaradığını gösteren çalışmalar var. Ama bu sırada pencereden dışarı bakmak yerine, zihin aritmetiği gibi daha yoğun bir egzersize başvurmak yararlı olacaktır.

İşe ara verdiğinizde fiziksel egzersiz yapmanın, ardından kafein içeren kahve gibi bir içecek içmenin de beyni güçlendirdiği görülmüştür. Bunları dışarıda bir parkta yapmak daha etkili olacaktır.

Başka bir seçenek de meditasyon olabilir. Meditasyon konusunda tecrübeli olanlar dikkatleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu gibi, ne zaman ara vermeleri gerektiğini de daha iyi bilir.

Bütün bunları zaman kaybı olarak görüyorsanız bir fincan kahve ile kafein yüklemesi yapmak da kısa vadeli olarak hafızayı, reaksiyon ve dikkat süresini artırır.

Egzersiz yapamayanlar için kafein de kısa süreli bir çözüm olarak dikkati yenileyebilir.

5. Fazla zorlamayın

Uzun süreli konsantre olmak gerektiğinde, kısa süreli bir yoğunlaşma dönemlerinin ardından kısa araların alınmasının daha verimli olduğu gözlendi.

Boston Dikkat ve Öğrenim Laboratuvarı’nda yapılan beyin taramalarında, uzun süre konsantre olmaya çalışanların, kısa süreli yoğunlaşma ve kısa ara, ardından yeniden yoğunlaşma şeklinde bir yöntem izleyenlerden daha fazla hata yaptığı görüldü.

Aynı şekilde Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada da, sürekli konsantre olmaktansa kısa süreli ara verip başka bir konuda düşünmenin dikkati daha artırdığı görüldü.

Beyin hakkındaki bilgimiz arttıkça stresin konsantrasyona zarar verdiğini daha net görüyoruz. Bu nedenle sakinleşmek için ara almak, kontrolü yeniden ele geçirmek ve daha verimli çalışmak için de önemlidir.

Yazar:  Caroline Williams 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND