Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşte ilk gününüz kabus olmasın

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bu yeni dönemde her şeyin yolunda gitmesi için ilk gün bırakacağınız izlenim çok önemli. İşte işteki ilk günde mutlaka yapılması ve asla yapılmaması gerekenler…

yeni işe başlayanlara tavsiyeler, yeni işe adaptasyon süreci, iş yerinde ilk gün

Yeni başlanan işte ilk gün genelde stresli geçer. Öğrenilmesi gereken birçok şey, tanışılacak yeni iş arkadaşları vardır. İlk gün ne giymek gerektiği, kime nasıl hitap edileceği, neler yapılacağı, kaçta çıkılacağı işe başlayanda baskı oluşturabiliyor. Uzmanların ilk günle ilgili tavsiyelerinin başında dakik olmak, işe vaktinde gitmek geliyor. İlk izlenim önemli olduğu için işe uygun kıyafet seçimi, soru sorma, iş yapma isteği ve çalışma arkadaşlarıyla kurulacak olan iletişim hakkınızda olumlu düşünülmesini sağlayabilir.

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bundan sonra önemli olan, yarattığınız ilk olumlu izlenimi devam ettirerek işinizde kendinizi kanıtlamak ve başarılı olmak. Başlangıçtaki heyecan, gurur, mutluluk ve rahatlama duyguları, işe başlanacak o ilk gün yaklaştıkça yerini, gerginliğe, strese ve endişeye bırakabilir. İş psikoloğu Selin Uçal genelde kişilerde heyecan, panik ve kaygıya sebep olan soruların başında:

Acaba beni neden beni seçtiler?

Ne yapacağımı tam olarak bilemezsem?

Ya beklentilerini karşılayamazsam? gibi sorular olduğunu söylüyor. Bu da kişide güvensizlik, kendinden şüphe etme duygularını doğuruyor ve besliyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, işe başlanan günü takip eden ilk 90 gün çok önemli, çünkü bir çalışanın ilk 90 gündeki davranışları ile hatırlandığı saptanmış.

İşteki ilk gün aslında bir anlamda hissedilen duygular ve yaşananlar açısından okuldaki ilk güne benzetiliyor. Sürekli yeni bilgiler öğrenmek, ortama adapte olmak, arkadaşlar edinmek ve kendi çalışma arkadaşı çevresini kurmak, insanları tanımaya ve anlamaya çalışmak, kendini kanıtlamak, yeni kuralları, prosedür ve sistemleri öğrenmek gibi zorunlulukların baskısını duyar insan. Doğal olarak da, özellikle yeni ortama girmek ve kendini göstermeye çalışmak kişi üzerinde psikolojik baskı oluşturuyor. Eğer iş gerçekten de kişi için anlam ifade ediyor ve önem taşıyorsa, bu tarz duyguları hissetmek çok normal.

İlk izlenim önemlidir

Acaba çalışan ilk iş gününe nasıl hazırlanmalı? Rahatlamak için neler yapmalı? Selin Uçal’ın bu konudaki tavsiyeleri şöyle:

İnanın o iş yerinde çalışanlar da aynı duyguları hissediyor ve aynı süreci yaşıyor. Bu gerçeği düşünmek sizi biraz daha rahatlatabilir. Çalışma arkadaşlarınız, sizi anlayacaktır.

İşin ilk günü son dakikada gitmek yerine her ihtimale karşı önceden yola çıkmak ve dakik bir şekilde iş yerine varmak stresinizi daha aza indirecektir. Profesyonelliğin ve güvenilirliğin en önemli göstergesi dakikliktir.

Bir gece önceden o gün giyeceğiniz kıyafetleri belirlemek; belirlerken işe uygunluğuna göre karar vermek önemlidir. İyi ve ortama uygun giyineceğinizi biliyorsanız kendinizi daha iyi hissedersiniz.

İşe başlamadan önce, mümkün olduğunca çalışma arkadaşlarınız, yöneticileriniz ve şirket hakkında bilgi edinmeye çalışın. İşteki ilk gününüzde, iş tanımınızı öğrenmek ve yöneticinizin sizden beklentilerini kavrayabilmek adına yeni yöneticinizden görüşme talep edin.

Yeni ofis kültürüne adapte olmaya çalışın. Eski çalıştığınız işyeri ile karşılaştırma yapıp çalışma arkadaşlarınız ve yöneticilere sürekli örnekler vermeyin. Eski alışkanlıklarınızı yeni işyerine adapte etmeye çalışın.

Kendinizi takdim ederken tebessümünüzü, sıkı el sıkmayı ve içten davranmayı unutmayın. İlk izlenim her zaman önemlidir. (Talleyrand “İlk izlenime dikkat edin, genelde doğru olan budur” der.)

Kendi arkadaş çevrenizi oluşturmaya çalışın. Araştırmalar, işyerinde en önemli ilişkilerinizin, resmi olmayan ilişkiler olduğunu gösteriyor. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya özen gösterin. Meselá, öğle yemeğine çıkma tekliflerini asla reddetmeyin. Hatta siz onları davet edin. Ofis içindeki küçük sohbetlere katılmaya çalışın çünkü iş arkadaşlarınız en iyi güvenlik ağınızdır.

İyi bir dinleyici olmaya çalışın. Bilmediğiniz konularda da yorum yapmaktan ve fikir yürütmekten kaçının. Unutmayın, ilk aylarınızda iyi bir dinleyici olmak, size ileriki zamanlarda büyük avantajlar sağlayacak.

En önemlisi kendinize güvenin. İşin ilk günlerinde ’hoca’ değil; ’öğrenci’ olduğunuzu hatırlayın.

Ağır makyajdan kaçının

Antal International Türkiye’nin Genel Müdürü Mine Batıyel’in işte ilk gün konusundaki tavsiyeleri ise şöyle:

Aşırı takı takmaktan ve makyaj yapmaktan kaçının.

Erkekler mutlaka tıraşlı gitmeli.

Sabah mutlaka sıkı bir kahvaltı yapın.

Resepsiyoniste kendinizi tanıtın. Beden dili ve konuşma tekniklerine dikkat edin.

Hevesli ve meraklı olmaya çalışın.

İlk gün normalde sıkıcı bir gündür. Oryantasyon, formaların doldurulması, şirketi fiziksel anlamda tanımak, hatırlayamayacağınız kadar insanla tanışmak… Her günün bu şekilde geçmeyeceğini unutmayın. Ancak siz artık maaşlı bir elemansınız ve ilk gününüz olmasına rağmen sizden iş de beklenecektir. İlk gün sadece oryantasyonla geçer görüşü uygun bir görüş değildir.

Soru soran kişi ilgili bir kişi olarak algılanır. Cevabını bildiğiniz soruları dahi çekinmeden sormalısınız. Ancak not almayı da ihmal etmeyin. Not almak ciddiyetin bir göstergesidir.

Şirket çalışanlarının birbirlerine nasıl hitap ettiklerine dikkat edin. İlk günde Bey/Hanım hitaplarını kullanın. Konuştuğunuz insanlara isimleriyle hitap etmeye özen gösterin. Herkesin ismini hatırlamanız mümkün değil, hatırlayamadığınızda ismini sorun. Ancak özür dilemeyin bu sizin kendinize olan güvensizliğini ve/veya ne kadar heyecanlı olduğunuzun göstergesi olarak algılanabilir. İsim haricinde çalışanların unvanları için de geçerlidir.

Çalışanların birbirleriyle olan iletişimine/ilişkilerine dikkat edin. ’Politik’ konuşmalara dahil olmayın. Kahve/çay ve öğle yemeği molaları formaliteden uzak olan ortamlar olduğundan bu ortamlarda sözü geçen konu hakkında çok daha gerçekçi ve net bilgi edinilebilinir. Unutmayalım ki insanların beden dili de önemli bir kaynaktır.

Size sorular yöneltilerek sizin hakkınızda bilgi alınacaktır. Cevaplarınızda kendinizle ilgili özel/derin konulara bu aşamada girmemeye özen gösterin.

Size ters gelen görüşlere tepki vermeyin.

Aşırı davranışlardan kaçının. Kahkaha atmak, çok konuşmak, az konuşmak, her konuya ilişkin birşey söylemek, söz kesmek, espri yapmak vs. Dengeyi bulmanın en iyi kuralı şudur: Yeni tanıştığınız bir insanda sizi neler rahatsız ediyorsa bunları yapmamaya çalışın.

İlk günün sonunda çalışanların iş sonrası bir programı varsa ve davete katılsanız bile gün boyunca göstermiş olduğunuz tutum ve davranışlarınızı sergilemeye devam edin. Normalde yediğiniz ve içtiğiniz miktardan daha az yemeye ve içmeye dikkat edin.

İşten eve döndüğünüzde ilk gününüzü derinlemesine analiz edin.

Bazı çalışanlar size daha yakın davranacaktır bazıları ise temkinli. İlk etapta önyargılı olmayın.

Düşünlerinizi netleştirmek için zamana ihtiyacınız olacak. İlk günden karar vermeyin.

Karşılaştığınız herkese cana yakın, profesyonel ve kibar olun.

Herkesle iletişimde olun; daha ilk günden bazı kişilere/grupları daha yakın olmaktan kaçının.

Yöneticinizi detaylı bir şekilde gözlemleyin.

Günün sonunda yöneticinize şu konularda bilgi aktarmış olmaya özen gösterin. Neler yaptınız, neleri bitirdiniz ve sonuçlar…

İlk günde boş boş oturmamaya özen gösterin. “Şu dosyalara göz atabilir miyim” demek bile ilk gün için inisiyatif kullanma örneğidir ve çalışma arzunuzun bir göstergesidir.

İşten ilk çıkan olmayın. Yöneticinizin bilgisi olmadan da işten çıkmayın.

Şirketler işe yeni başlayan çalışanları için ne yapıyor?

Vodafone: GSM şirketi Vodafone’a yeni katılan çalışanların, şirkete ve görevlerine daha çabuk adapte olabilmeleri için kapsamlı bir oryantasyon süreci yürütülüyor. Oryantasyon sürecinin en önemli aşamalarından birini de “Welcome Box” olarak adlandırılan “başlangıç paketi” oluşturuyor. Yeni çalışma arkadaşı işe girdiği ilk gün, masasında adına özel hazırlanmış bir başlangıç paketi ile karşılaşıyor. Bu kutunun içinde yeni çalışanın şirkete adaptasyonu aşamasında kendisine destek olacak, “buddy” olarak adlandırdıkları ekip arkadaşının ve kişinin çalışacağı fonksiyondan sorumlu İK iş ortağının bilgileri, Vodafone’u yerel ve global olarak tanıtan, değerlerini ve stratejik önceliklerini detaylı bir şekilde kapsayan bir kitapçık olan “Vodafone’a hoş geldiniz” mektubu yer alıyor. Kutuda ayrıca Türkiye Vodafone Vakfı’nı tanıtan kitapçığın yanı sıra işe başlayan kişinin yeni görev ve iletişim bilgilerini içeren kartviziti, Vodafone Mobil Modem ve Vodafone kupası bulunuyor. İşe yeni başlayan çalışanlar, oryantasyonun yanı sıra “Buddy” sistemi ile çalışma ortamına ısındırılıyor. Bu sistem ile çalışanın şirketteki ilk haftalarını rahat bir şekilde geçirmesine, çalışma ortamını tanımasına, ihtiyaç duyacağı bilgileri veya sistemleri ilk ağızdan öğrenebilmesine olanak sağlanıyor. Bunlara ek olarak şirket içi intranet sayfasından kişinin şirket politika ve prosedürleri, süreçler ve benzeri tüm bilgilere ulaşmasına imkán veriliyor.

Bilim İlaç: Aileye yeni katılan ferdi evinde hissettirmek ve sosyal ortama adapte etmek için en önemli sürecin bu ilk hafta olduğuna inanan Bilim İlaç, işe her yeni başlayana bir “kanka” atıyor. Kanka işe yeni başlayan çalışanla aynı departmanda yer alan, departman içinde en son işe girmiş ve oryantasyon sürecini tamamlamış çalışanlar arasından gönüllülük esasına göre seçiliyor. Kanka ne yapıyor? Yeni başlayan çalışana ilk gün heyecanında eşlik ediyor, ne nerede, kim kimdir desteğini veriyor, öğle yemeğini ve molaları yeni işe başlayan çalışanla birlikte geçiriyor, yeni işe başlayan çalışanın ihtiyaç duyduğu konularda kendisine bilgi veriyor, destek oluyor, yeni başlayan çalışanın iş ortamında sosyalleşmesine, yeni arkadaşlar kazanmasına yardımcı oluyor, şirketin ortak alışkanlık ve ilişki tarzını daha kısa sürede öğrenmesini sağlıyor.

Janssen-Cilag: İlaç firması Janssen-Cilag’da oryantasyon süreci dışında yeni gelen çalışanlara, genel J&J bilgilerinin ve JC Türkiye ile ilgili tüm bilgilerin yer aldığı bir “Çalışan Rehberi” veriliyor. Çalışan Rehberi, herkesin nasıl bir şirkette çalıştığını, iş yapış biçimlerini ve nihai amacı, yani insan sağlığına katkıda bulunmanın sorumluluğunu kavranmasına yardımcı olmanın yanı sıra kurum kültürünü de aktarıyor. Yönetici, çalışanın tüm şirketle tanışmasını sağlıyor, görev tanımının kapsamını ve sorumluklarını detaylı paylaşıyor, şirkete en kısa zamanda adapte olması için tüm desteği veriyor. Yeni başlayan kişiye pozisyonu ne olursa olsun her J&J çalışanın almak zorunda olduğu 3 zorunlu eğitimin CD’si veriliyor ve en kısa zamanda bu eğitimlere katılarak, sertifika alması bekleniyor.

Casper: Bilgisayar üreticisi Casper’da işe başlayan “Beyaz yakalılar” ilk günlerinde şirketi tanıma amaçlı olarak birkaç günlük bir oryantasyona tabi oluyor. ’Mavi yakalılar’a ise işin ilk gününde şirket kültürü ve personel yönetmeliğinin anlatıldığı bir metin veriliyor. Ayrıca kişinin çalışmaya başladığı bölümden bir mentor gün boyu kendisiyle ilgileniyor.

TAV Havalimanları: İşe başlayacak olan her yeni çalışana, ilk iş gününden önce grubu tanıtan katalog, faaliyet raporu, çalışanlara yönelik yayınlanan kurum dergisi NewsPort veriliyor. Yöneticiye ise işe başlayacağına dair hatırlatma ve bilgilendirme yapılıyor. Çalışan, ilk iş gününde, üst yönetimden kişisel bir mektup alıyor. Yapılan işi fiilen algılayabilmesi için tüm havalimanını yetkililer eşliğinde geziyor ve süreçlerle ilgili bilgi alıyor. İK Bölümü tarafından düzenlenen ilk öğlen yemeğinde İK, bölüm arkadaşları ve diğer yeni başlayanlarla buluşuyor. Bölüm arkadaşlarıyla tanışıyor ve bölümünden bir kişi onun oryantasyon sorumluluğunu üstleniyor.

IBM: Bilgi teknolojisi, yazılım şirketi IBM’de “Connections Program” adında bir program uygulanıyor. Program kapsamında, iş teklifini kabul eden kişiye IBM’le ilgili detaylı bilgi edinebileceği özel bir web sitesine erişim veriliyor. Ayrıca şirketle ilgili temel bilgilere ulaşabileceği hoşgeldiniz paketi elektronik posta aracılığıyla ilk gün yeni IBM’ciye gönderiliyor. Aynı zamanda bir süredir IBM’de çalışan bir iş arkadaşı “Connection Coach” olarak atanıyor. “Connection Coach”ların görevi IBM’e ilk işe başlayanlara danışmanlık çerçevesinde, oluşabilecek sorularına yanıt vermek ya da rehberlik edecek kaynaklara ulaşmalarını sağlamak. Connection coach ilk gün yeni işe başlayan IBM’ciyi önce bölümündeki kişilerle tanıştırıyor daha sonra tüm bölümleri, kafeteryayı, doktorun odasını, spor salonunu vs. gezdirerek IBM’i tanıtıyor. İlk günlerde yeni IBM’cinin ihtiyacı olabilecek her konuda ona yardımcı oluyor.

Avea: GSM operatörü Avea’da çalışanın işe başlayacağı güne kadar, tüm gereksinimlerinin karşılanması için gerekli hazırlıkların yapılması (ofis, bilgisayar, e-posta adresi, lojistik ihtiyaçlar, araç ya da servis, yemek, telefon vb.), binaya girişinden itibaren artık şirketin bir çalışanı olduğunun hissettirilmesi ve birlikte çalışacağı ekibin o gün kendisini bekliyor olmaları önemli. Yeni Avealı işe başladığı gün bir insan kaynakları yetkilisi tarafından karşılanıyor. Yöneticisi ile kısa bir hoşgeldin toplantısından sonra yeni Avealı çalışma arkadaşları ile tanıştırılıyor. Şirketteki ilk günlerinde ihtiyaç duyacağı tüm bilgileri ve çalışma prensiplerini bulabileceği “Avea’da Yaşam” adlı Çalışan El Kitabı ile kurum kültürü ve değerlerini içselleştirmesini sağlayacak malzemelerden oluşan “Hoşgeldin Paketi” veriliyor. İlk günün karşılama programı, yeni Avealı’nın Buddy’si ile tanıştırılması ile tamamlanıyor. Buddy uygulaması, yeni başlayan çalışanlara aynı birimde çalışan daha deneyimli bir çalışanın 15 gün süreyle sorumluluklar dahilinde yardımcı olarak atanması demek. Buddy, yeni başlayan çalışanı departmandaki diğer çalışanlar ve işi ile ilgili kişilerle tanıştırma; işleyiş hakkında bilgi verme; bina ve lojistik konularında bilgilendirme ve yönlendirme; ilgili doküman ve bilgilere erişimini kolaylaştırma ve ilk günlerde oluşabilecek sorularına cevap arama konularından sorumlu. Yeni Avealılar şirket içinde duyuru yaparak, özgeçmişi, organizasyonu ve görevi ile birlikte tanıtılıyor. Ayrıca intranette ve üç ayda bir yayınlanan iç iletişim dergisi AveaTime’da yeni çalışanlara yer veriliyor.

Acıbadem Sağlık Grubu: İlk günlerinde yeni personeli, İnsan Kaynakları karşılıyor. Hastane binasında yapılan bina turundan sonra, çalışma ortamları ve partner olarak çalışacakları diğer departman ekipleri ile tanıştırıyorlar. Çalışma alanları daha önce İnsan Kaynakları ve birim yöneticileri tarafından hazırlanıyor. Kurum içi iletişimlerini sağlayacakları iletişim adresleri, kartvizitleri, kimlik kartları ile üniformalı çalışanların üniformaları, ilk gün veriliyor. İşe yeni başlayan kişinin ilk gün mümkün olduğu kadar öğle yemeklerini yöneticileri ile yemeleri sağlanıyor. Ayrıca her hastanede üst yönetiminin bir araya geldiği “yürütme kurulu” toplantılarına da yeni başlayan kişiyi davet ederek, hem hastane yönetimini tanımalarını, hem de kendilerini tanıtmalarına fırsat veriyorlar.

Yazar: Uzm.Psk.Selin Uçal
Kaynak: www.ispsikologum.blogspot.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kahveyi ne kadar tanıyorsunuz?

Manşet, kahvenin faydaları, kahve içmek, kahve çeşitleri, kahve

Günde kaç bardak kahve içmek idealdir? Aç karnına tüketmenin zararı var mıdır? Kahvenin faydaları nelerdir? İşte tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikteki makalenin tamamı…

Kahve içerken dikkat edilmesi gerekenler ve püf noktalar

Sohbetlerin vazgeçilmezi kahve; gün içinde enerji veriyor, uykuyu açıyor ve kişiyi zinde tutuyor. Tüm bunların yanında birçok hastalıktan korunmada da yardımcı oluyor. Ancak kahvenin kaliteli malzeme ile uygun koşullarda hazırlanıp, belirli miktarlarda tüketilmesi gerekiyor.

Kahve hakkında en çok merak edilenler… Memorial Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Aslıhan Altuntaş, kahvenin doğru tüketimi için önemli önerilerde bulundu.

Hazır kahvelerden uzak durun

Sağlıklı bir kahveden bahsetmek için öncelikle kahvenin çeşitlerine değinmek gerekmektedir. İlk olarak marketlerde satılan granül kahve adı verilen işlenmiş hazır ürünlerin tercih edilmesi önerilmemektedir.

Kahvesel özelliğini yitirmiş, işlenmiş, endüstriyel granül kahvelerin dışında, öğütülmüş kahve olarak adlandırılan diğer tüm kahve türleri damak zevkine göre seçilebilir.

Türk kahvesi, espresso, americano, filtre kahve gibi daha birçok çeşidi bulunan öğütülmüş kahvelerin aromaları geldikleri bölgeye göre değişirken, sertlik dereceleri kavurma ve pişirme yöntemlerine göre değişmektedir.

Örneğin Asya bölgesinden gelen kahveler daha acımsı bir tat vermektedir. Orta ve Güney Amerika kahveleri en çok bilinen ve bizim aslında en çok tükettiğimiz türlerdir. Afrika bölgesinden gelenler ise daha vanilyalı, meyveli tatlarda hafif kahvelerdir.

Aromalı kahveler alınan kalori miktarını artırıyor

Kahvenin sağlıklı tüketilmesinin temel noktası, kahveyi sade bir şekilde tüketmektir. Eğer sütlü tercih edilecekse bu oran kişinin günlük tüketmesi gereken süt miktarına göre belirlenmelidir. Ancak çok az tatlandıracak kadar eklenen sütler hesaba katılmayabilir.

Bunun yanında karamel, fındık, çikolata gibi aromaların tümü kahvenin kalorisini artırmaktadır. Sürekli olmamak şartıyla aromalı kahveler tüketilebilir ancak yüksek kalori oranlarıyla günlük tüketim hakkından kaybedilerek öğünlerde kısıtlamaya gidilmesi gerekliliği unutulmalıdır.

Çok kavrulan kahve besin değerini yitiriyor

Meyve ve sebzelerde bulunan flavonoidler yararlı biyokimyasal ve antioksidan etkiye sahip aromatik pigment bileşikleridir. Isı işlemiyle bütün besin maddelerindeki flavonoidler belli bir miktar değişime uğramaktadır. Kahveler ısı işlemiyle bu değişime uğradığı için lezzetinde bazı değişiklikler yaşanır. Bu nedenle çok koyu kavrulmuş kahveler yerine daha az kavrulmuş ve orta kavrulmuş kahveler tercih edilmelidir.

Böylece hem flavonoidlerden daha çok yararlanılır hem de lezzet kaybı yaşanmaz. Az kavrulmuş kahveler biraz daha ekşimsi tada sahiptir. Orta kavrulmuş kahveler ise biraz daha yumuşak içime sahiptir. Lezzeti hangi kahvenin çeşidinin tüketildiğine göre de değişmektedir. Ancak hangi kahve türü olursa olsun hem sağlık hem de lezzet açısından çok kavrulmuş kahvelerden ziyade az ya da orta kavrulmuş kahveleri tercih etmek daha faydalı olacaktır.

Günde 2 bardak ideal

Her şeyde olduğu gibi kahvede de bir dengeye göre gitmek gerekir. Ancak günlük kahve tüketim miktarı içilen kahvenin sertlik derecesine göre değişmektedir. Örneğin espressonun kafein miktarı filtre kahveye göre daha fazladır. Kahve türünün sertliği kavurma şekline göre de değişir. Bu nedenle daha orta sertlikte 3. ve 4. seviye kahveler önerilmektedir.

İçerisine koyulan kahve miktarı da önemlidir. Ortalama 2 tatlı kaşığı kadar kahve ile yapılan 300-400 ml’lik bir kupadan günde 2 tane içmek tavsiye edilen tüketim miktarıdır.

Aç karnına kahve tüketmeyin!

Ev için satın alınan kahveler tüketim miktarına göre en fazla 1-2 ay içerisine bitirilecek şekilde satın alınmalıdır. Kahveyi uzun süreler bekletmek hem lezzet açısından hem de içeriğindeki flavonoidler açısından uygun değildir.

1-2 ayda bitecek kadar kahveyi evlerde stoklamak en doğrusudur. Bunun yanında aç karınla, öğün yerine kahve tüketimi kesinlikle önerilmemektedir. Kahve mide asidinin yükselmesine sebep olarak gastrit ve reflü riskini artırmaktadır.

Doğru tüketildiğinde diyabetten kansere kadar birçok hastalığa kalkan oluyor

Tüm bu koşullara uygun tüketilen sağlıklı bir kahve alışkanlığının vücuda birçok faydası bulunmaktadır.

En önemli ve en çok konuşulan özelliği metabolizmayı hızlandırmasıdır.

Spor öncelerinde tüketimi önerilmektedir. Antrenmandan ve yoğun bir egzersizden sonra tüketilen kahve kaslardaki ağrıların ve yorgunluğun atılmasında yardımcı olur.

Gün içerisinde zinde kalmayı sağlar.

Günde ortalama 2 fincan tüketildiğinde tip 2 diyabetten korunma sağlamaktadır.

İçeriğindeki kafeinden dolayı bilişsel performansı artırmaktadır.

Özellikle erkeklerde daha sık görülen safra kesesi taşı oluşumlarını azalttığı bilinmektedir.

Oksidatif strese bağlı ritim hasarının oluşumunu önlemekte ve koruyuculuk sağlamaktadır.

Erkeklerde gut oluşumu riskini azalttığı bilinir.

Depresyonu ve depresyon riskini azalttığı da çalışmalarla ortaya konmuştur.

Bilişsel performansı artırmasıyla Alzheimer ve Parkinson hastalıklarının riskini azaltmaktadır.

İçeriğindeki kafeik asit ve klorojenik asit gibi bazı antioksidan maddeler sayesinde vücudu tüm hastalıklara karşı savunduğu gibi DNA bütünlüğünü koruduğu için bazı kanser türlerinin tedavisinde de tüketimi önerilmektedir.

Kaynak: www.indigodergisi.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dopamin orucuna var mısınız?

SİLİKON VADİSİ, Manşet, DOPAMİN ORUCU, DİJİTAL İÇERİK TÜKETİMİ, DİJİTAL İÇERİK

ABD’de yapılan araştırmalar sonucunda dijital içerik tüketimi gün geçtikçe artıyor. Buna karşı son dönemlerde popüler olan dopamin orucu da oldukça ilgi çekiyor. Peki, Silikon Vadisi’nin yeni trendi dopamin orucu nedir?

Dopamin orucu: Silikon Vadisi’nin yeni trendi

ABD’de yapılan araştırmalar insanların her zamankinden çok daha fazla dijital içerik tükettiğini gösteriyor. Bu içerik tüketimi, beynin ödül algısını oluşturan bölümünü harekete geçererek alışkanlık ve hatta bağımlılık yaratıyor. Buna karşı son dönemde Silikon Vadisi’nde kullanılan yöntem ise “dopamin orucu” olarak adlandırılıyor.

ABD’de yapılan araştırmalar insanların her zamankinden çok daha fazla dijital içerik tükettiğini gösteriyor. Bu içerik tüketimi, beynin ödül algısını oluşturan bölümünü harekete geçirerek alışkanlık ve hatta bağımlılık yaratıyor.

Son dönemlerde özellikle teknolojinin dünyadaki merkezi Silikon Vadisi’nde, yeme alışkanlığı olarak popülerleşen aralıklı oruç (intermittent fasting) yöntemini teknolojiye uyarlayanların sayısı artıyor.

Business Insider sitesindeki bir haberde, ABD’nin California eyaletinin San Francisco şehrinde yer alan Silikon Vadisi’nde çalışan çok sayıda üst düzey yöneticinin son dönemde “dopamin orucuna” başladığı belirtildi.

Dopamin, beynin salgıladığı özel işlevli bir hormon. Beynin, öğrenme ve yeniliklere verdiği tepkiyi de kontrol ediyor.

San Francisco’da yaşayan psikiyatrist Dr. Cameron Sepah ise “dopamin orucu” terimini ortaya atan uzman.

Sepah’a göre dikkatin bağımlılık yarattığı bir ekonomide yaşıyoruz.

Twitter yerine kitap

Amerikalılar günde ortalama olarak 11 saatini medya iletişim araçlarını kullanarak geçiriyor.

CEO’larla ve yatırımcılarla çalışan Sepah, teknolojinin de yemeğin de ofis yaşamında bağımlılık yaratan unsurlar olduğunu vurguluyor.

Sepah, yeme alışkanlıklarını temel alan aralıklı orucu örnek göstererek teknolojiden sürekli olarak uzak durmanın mümkün olmadığını ancak belli bir süre için bunun gerçekleştirilebileceğini belirtiyor.

Instagram’da dolanmak ya da Reddit’teki yazıları okumak beynin dikkat süresini düşürdüğü gibi duygularımızı kontrol altına almayı da zorlaştırıyor.

Sürekli uyarıcılara maruz kalmak zamanla dopamine duyulan hassaslığı azaltıyor; Sepah bunu “dopamin hacking” olarak tanımlıyor.

O yüzden Sepah’a göre geceleri bilgisayarı kapatmak, haftasonları boş zaman geçirmek ve tatile çıkmak bununla başa çıkmak için iyi yöntemler.

Sepah, Twitter’da vakit geçirmek yerine bir kitap okumanın bile faydalı olacağı görüşünde.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

İnsanlar nasıl ikna edilir?

temel aksoy, öykü, Manşet, liderlik öyküleri, insanları ikna etme, ikna nedir, ikna etmek, ikna etme ile ilgili örnekler

Temel Aksoy, ‘’ İkna etmek için öykülerden daha etkili bir yol yok. ’’ diyor. Peki, herkes öykü anlatmayı öğrenebilir mi? Bu bir yetenek işi değil midir? Bu yetenek sahne sanatçılarının sahip olduğu, sıradan insanların isteseler de yapmayacakları bir iş değil midir? İşte tüm bu soruların yanıtı…

Siz de İkna Etmek İster misiniz?

Mutlaka başınıza gelmiştir. Çok iyi bildiğiniz bir konuda bir arkadaşınıza fikrinizi anlatıyorsunuz, söyledikleriniz onun aklına yatacak çünkü anlattığınızın doğruluğundan eminsiniz. Fakat şaşırarak görüyorsunuz ki beklediğiniz olmuyor. Arkadaşınız fikrinizi kabul etmiyor. Bu sefer siz görüşünüzü farklı açılardan, farklı örnekler vererek bir daha bir daha anlatıyorsunuz ama nafile  siz ikna etmeye çalıştıkça arkadaşınız sizden uzaklaşıyor ve kendi fikrine daha fazla tutunuyor. Sizin için aşikâr olan bu konuyu bir türlü anlamıyor. Hayal kırıklığı yaşıyor, sinirleniyorsunuz. Nasıl oluyor da kendinizi anlatmakta bu kadar zorluk çekiyorsunuz?

Bu durum size tanıdık geliyor mu? Eğer cevabınız evetse bilin ki yalnız değilsiniz. Hemen her gün, herkes bu sorunu yaşıyor.

Peki, bir konuda fikrinizi anlattığınızda; karşınızdakinin sizi kolayca anlamasını, ikna olmasını hatta verdiğiniz bu fikri kendisi bulmuş gibi sahiplenmesini ister miydiniz? Böyle bir güce sahip olsaydınız hayat daha kolay olur muydu?

Böyle bir güce sahip olmanın bir yolu var. Belki de sadece tek bir yolu var: Öykü anlatmak.

İkna etmek için öykülerden daha etkili bir yol yok. Bu, özel ilişkilerimizde de, iş hayatımızda da, siyasette de geçerli.  Birisini ikna etmek istiyorsanız onu mantıkla ikna etmek çok zor, çok uzun ve çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanan bir yol. (Liderlik Dili, Öykü Dilidir.)

Peki, herkes öykü anlatmayı öğrenebilir mi? Bu bir yetenek işi değil midir? Bu yetenek sahne sanatçılarının sahip olduğu, sıradan insanların isteseler de yapmayacakları bir iş değil midir?

Herkes ama herkes öykü anlatabilir. Konuşabilen herkes öykü anlatma becerisini geliştirebilir. Öykü anlatmanın bazı kuralları var, bunları öğrendikten ve yeterince emek verdikten sonra herkesin kendi fikrini anlatabilme ve karşısındakini ikna etme gücü artar.

Öykü anlatarak ikna etmek, özel ilişkilerimizde kullanabileceğimiz bir yol olduğu kadar bir şirketi yöneten liderin de vazgeçilmez silahıdır. Öykü anlatmasını bilen lider, çalışanlarına kendi düşüncelerini kolaylıkla aktarabilir. Onların zihinlerindeki direnci kırarak, şirket vizyonu doğrultusunda güç birliği yapmalarını sağlayabilir.

1.Öykü anlatmak sadece hoşça vakit geçirmek için yapılan bir uğraş değildir. Liderlerin hayallerini amaçlara, amaçlarını sonuçlara dönüştürmek için kullandıkları bir yöntemdir.

IBM’nin eski CEO’su, Louis Gerstner, yaptığı işi”‘fillere dans etmeyi öğretmek” olarak tarif etmişti. Gerstner IBM’de, gerçekten çok önemli bir dönüşümü gerçekleştirmiş bir liderdi. Ama aynı zamanda verdiği mesajlarla tüm iş dünyasını etkilemiş iyi bir öykü anlatıcısıydı. En ciddi konuları bile her zaman sade ve neşeli bir dille ama aynı zamanda heyecanla anlatırdı.

Steve Jobs da sadece çok tutkulu bir lider değil, aynı zamanda doğal bir öykü anlatıcısıdır. Apple’ın başarısının arkasında, Jobs’un bütün çalışanlara verdiği ilham vardır, sistemin tamamına farklı düşünmeyi (Think Different) öykülerle anlatmıştır.

2.Öykü anlatmak gerçeklikten kopmak, “hikâye uydurmak” değildir. Öykü, her şeyden önce gerçek olmalıdır. Aslında her liderin, her şirketin ve her insanın mutlaka bir öyküsü vardır.

Bir şirketin duvarlarının arasında sayısız öykü dolaşır. O şirkette oluşmuş öyküler; iyi anlatıldığında, kurum değerlerini en iyi ifade eden ve aynı zamanda kurumsal iklimi yaratan unsurlardır. Şirketin felsefesini en iyi anlatan, o şirkette yaşanmış öykülerdir.

3. Öykü anlatmak ancak ve ancak içten olunarak yapılacak bir şeydir. Öykü anlatanın kendini olduğu gibi ortaya koyması; korkularını, endişelerini, zayıflıklarını dinleyenlerle paylaşması yani gönlünü açması gerekir. Hepimiz bize kalbini açana kalbimizi açarız. Öykü anlatmanın en önemli gücü de burada saklıdır. Öyküler bizi birbirimize bağlar. Biz ancak duygusal bir motivasyon bulduğumuz zaman ilham alır, harekete geçeriz.

Öykü anlatanın ses tonu ve vücut dili, anlattığı içerikle bir bütünlük içinde olmalıdır. Hiç kimse başkasını oynayarak insanları etkileme gücüne sahip değildir.

Öykü anlatmak, anlatacağınız konunun “çok önemli” olduğunu vurgulamakla yapılmaz. Aksine böyle yapmak öykünün inandırıcılığını ve değerini yok eder. Ama anlattığınızı önemseyerek, coşkuyla, tutkulu anlatmak   vermek istediğiniz mesajın önemini dinleyicilere geçirir.

4. Öykü anlatmak dinleyenle gizli bir kontrattır. Anlattığınız şey karşılığında dinleyen, kendi değerli zamanını verir. Anlattığınız öyküde dinleyeni aptal yerine koymayan onun gerçekten ihtiyaç duyduğu bilgiyi sağlayan bir içerik olması gerekir.

Dinleyicinin bilmek istedikleri vardır. Bu ihtiyaçlarla hitap eden bir içerik ve bu içeriğe uygun bir biçim, anlatanla dinleyeni aynı dalga boyuna getirir. Aynı dalga boyunda olmak, üstten bakmamak demektir. Öykü anlatıldığı andan itibaren anlatanın değil herkesin paylaştığı bir öyküdür. Sahibi hem anlatandır hem dinleyen.

5. Farklı amaçlar için farklı öykü türleri kullanılmalıdır. Örneğin bir değişimi başlatacak öykünün tonu ve teması, kurumsal değerleri paylaşmak için anlatılacak öyküden farklıdır. Hatta aynı öykü bile değişen ortamlarda tıpatıp aynı şekilde anlatılmaz çünkü her öykünün anlatıldığı ortam yani bağlam farklıdır. Ortama göre öyküyü uyarlamak gerekir.

6. Liderlerin de herkes gibi bir yaşam öyküsü vardır. Bir kişiyle veya bir toplulukla ilk bağı kurmak için, herkes gibi liderin de önce kendi öyküsünü anlatması gerekir. Bu dinleyenle bağ kurmak için bir ön koşuldur.

Bunun dışındaki bütün durumlarda, anlatanın kendini değil öyküyü ön plana çıkarması gerekir. İyi bir öykü anlatıcısı, öykünün anlamını ortaya çıkarmak için anlatır.  Değişim öyküleri bunlara en iyi örnektir: Martin Luther King insanları, “kurduğu düş” ile harekete geçirmiştir, kendini anlatarak değil. Son seçimlerde Obama da, Amerikan halkına aynı yöntemle seslenmiş, başarılı olmuştur.

7. Ancak şunu da unutmamalıyız ki, öyküyü coşkuyla, tutkuyla ve samimi bir şekilde anlatmak aslında iyi hazırlanmış olmakla mümkündür. Ancak çok prova yapmış bir anlatıcı, ses tonunu ve vücut dilini doğal kullanma becerisine kavuşabilir. İyi öykü anlatmak için emek vermek gerekir. Ne kadar çok öykü anlatırsanız diliniz  o kadar çözülür. Zaman içinde tarzınız oturur ve doğallığınız artar. Performansınız sizi bile şaşırtabilir.

8. Öykü anlatmadaki amacımız duygusal bağ kurmak ve insanlarla yakınlaşmaktır. Öykü anlatırken gizliden gizliye tehdit etmek, ya da “haddini bildirmek” öykünün doğasına terstir. Bu sebeple anlatacağınız öyküler, korku kültürü yaratmayan öyküler olmalıdır.

Öyküler yoluyla insanları suçlu hissettirmek ve olumsuz bir havayla öyküyü sonlandırmak da yakışık almaz. Bu sebeple öykü, nasıl olursa olsun mutlu sonla bitmelidir. Yaşanan tüm olumsuzluklar, öykünün sonunda bir iyiliği getirmelidir. Aksi takdirde öykünün olumlu etkisi ve harekete geçirici gücü zayıflar. Pandora’nın kutusunda bile dünyaya bütün kötülükler yayıldıktan sonra kutunun içinde umudun kaldığını unutmamak gerekir.

9. Öykülerin tümünde ortak olan bir yapı vardır. Joseph Campbell buna “Kahramanın yolculuğu” der. Her öykü, bir kahramanın başından geçen olaylar etrafında kurulur. Bu akışa göre kahramanın dengesi, her şey yolunda giderken, hiç beklemediği bir anda bozulur. Bu kahramana yapılmış bir “çağrıdır”. Kahraman bir serüvene çıkmak zorunda kalır çünkü içindeki ve dışındaki güçler bir çatışma içindedir.

Bu yolculuk sırasında kahramanımız zorluklarla karşılaşır, çelişkilere düşer, savaşır… Bu yolda karşısına çelme takanlar da çıkar, kutsal armağanlar veren akıl hocaları da. En sonunda “eve dönüş” başlar. Kahraman girdiği çatışmadan olgunlaşarak döner. Kahraman geçirdiği dönüşümle, gerek içsel gerekse sosyal olarak yeni bir insan olur.

Kahramanın Yolculuğu bütün romanların ve bütün sinema filmlerinin temel yapısını oluşturur hatta hepimiz kendi hayatımızla ilgili öyküleri anlatırken farkında olmadan bu yolu izleriz.

Pretty Woman filminde kahramanın (Richard Gere) karşısına hiç beklemediği bir anda bir sokak kadını (Julia Roberts) çıkar. Bu kadının – kendisinden beklenmeyen- şahsiyeti ve güzelliği, kahramanın ezberini bozar ve yolculuk başlar. Kahraman, serüvenin sonunda olgunlaşır ve bambaşka bir insan olur.

İş hayatında öykü anlatmak, yukarıda kısaca değindiğim klasik öykü kalıbının dışında da olabilir. Bu öykü anlatma biçimine Stephen Denning, “minimalist” öykü kalıbı ismini veriyor. Ben Denning’in kitaplarını okudum ve ikna oldum. Gerçekten de iş hayatında insanlara ilham vermek ve değişimi başlatmak için minimalist öyküler yararlı olabiliyor. Zaten iş hayatı için, çoğu kez ihtiyaç duyulan ve kullanılabilecek öyküler tam anlamıyla klasik öykü kalıbına uymuyor. Ama şaşırtıcı bir şekilde bu öyküler de insanları ikna etmeye, ateşlemeye yetiyor. Başkalarının yaşadığı ve size ilham verecek gerçek öyküler, iş hayatında çok faydalı olabiliyor.

10. Siz de yapabilirsiniz

Daha iyi bir gelecek için, mevcut davranış kalıplarını ve alışkanlıkları değiştirmek gerekiyor. Bunun için önce fikirleri değiştirmek lazım. Siz de ister bir şirketi yöneten bir lider olun, ister kendi fikrinizi anlatmak isteyen sıradan bir insan; umudu ve değişimi dile getirdiğinizde, iyi anlaşılmak ve dinleyen üzerinde kalıcı etki yaratmak istiyorsanız  fikrinizi öykü(ler) kullanarak anlatın.  Severek ve hissederek anlatılan yani iyi anlatılan bir öyküden daha etkili bir ikna aracı yoktur.

Öykü anlatmayı kimseden öğrenmenize gerek yok. Zaten biliyorsunuz. Siz de herkes gibi öykülerle büyüdünüz. Bence, hemen şimdi öykü anlatmaya başlayabilirsiniz. Yapmanız gereken anlatmak istediğiniz fikre uygun, yaşanmış ve gerçek bir olay (öykü) bulmak.  Bunu en iyi en güzel şekilde anlatmak için plan yapmak. Sonra defalarca prova yapmak ve  öyküyü içselleştirmek yani anlatım doğallığına erişmek.  Artık repertuarınızdaki bu öyküyü her seferinde daha iyi anlattığınızı görecek ve  giderek bu işin ustası olacaksınız.

İyi bir öykü, iyi anlatıldığında sizi şaşırtacak kadar güçlüdür. Öyküyü anlattığınızda önce bırakın öykü dinleyende istediğiniz etkiyi gerçekleştirsin sonra siz gerekli kanıtları ve açıklamaları sunarak, görüşünüzü daha da sağlamlaştırabilirsiniz. Çünkü artık sıra mantığa gelmiştir.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak:  www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER8 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER9 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND