Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşte ilk gününüz kabus olmasın

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bu yeni dönemde her şeyin yolunda gitmesi için ilk gün bırakacağınız izlenim çok önemli. İşte işteki ilk günde mutlaka yapılması ve asla yapılmaması gerekenler…

yeni işe başlayanlara tavsiyeler, yeni işe adaptasyon süreci, iş yerinde ilk gün

Yeni başlanan işte ilk gün genelde stresli geçer. Öğrenilmesi gereken birçok şey, tanışılacak yeni iş arkadaşları vardır. İlk gün ne giymek gerektiği, kime nasıl hitap edileceği, neler yapılacağı, kaçta çıkılacağı işe başlayanda baskı oluşturabiliyor. Uzmanların ilk günle ilgili tavsiyelerinin başında dakik olmak, işe vaktinde gitmek geliyor. İlk izlenim önemli olduğu için işe uygun kıyafet seçimi, soru sorma, iş yapma isteği ve çalışma arkadaşlarıyla kurulacak olan iletişim hakkınızda olumlu düşünülmesini sağlayabilir.

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bundan sonra önemli olan, yarattığınız ilk olumlu izlenimi devam ettirerek işinizde kendinizi kanıtlamak ve başarılı olmak. Başlangıçtaki heyecan, gurur, mutluluk ve rahatlama duyguları, işe başlanacak o ilk gün yaklaştıkça yerini, gerginliğe, strese ve endişeye bırakabilir. İş psikoloğu Selin Uçal genelde kişilerde heyecan, panik ve kaygıya sebep olan soruların başında:

Acaba beni neden beni seçtiler?

Ne yapacağımı tam olarak bilemezsem?

Ya beklentilerini karşılayamazsam? gibi sorular olduğunu söylüyor. Bu da kişide güvensizlik, kendinden şüphe etme duygularını doğuruyor ve besliyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, işe başlanan günü takip eden ilk 90 gün çok önemli, çünkü bir çalışanın ilk 90 gündeki davranışları ile hatırlandığı saptanmış.

İşteki ilk gün aslında bir anlamda hissedilen duygular ve yaşananlar açısından okuldaki ilk güne benzetiliyor. Sürekli yeni bilgiler öğrenmek, ortama adapte olmak, arkadaşlar edinmek ve kendi çalışma arkadaşı çevresini kurmak, insanları tanımaya ve anlamaya çalışmak, kendini kanıtlamak, yeni kuralları, prosedür ve sistemleri öğrenmek gibi zorunlulukların baskısını duyar insan. Doğal olarak da, özellikle yeni ortama girmek ve kendini göstermeye çalışmak kişi üzerinde psikolojik baskı oluşturuyor. Eğer iş gerçekten de kişi için anlam ifade ediyor ve önem taşıyorsa, bu tarz duyguları hissetmek çok normal.

İlk izlenim önemlidir

Acaba çalışan ilk iş gününe nasıl hazırlanmalı? Rahatlamak için neler yapmalı? Selin Uçal’ın bu konudaki tavsiyeleri şöyle:

İnanın o iş yerinde çalışanlar da aynı duyguları hissediyor ve aynı süreci yaşıyor. Bu gerçeği düşünmek sizi biraz daha rahatlatabilir. Çalışma arkadaşlarınız, sizi anlayacaktır.

İşin ilk günü son dakikada gitmek yerine her ihtimale karşı önceden yola çıkmak ve dakik bir şekilde iş yerine varmak stresinizi daha aza indirecektir. Profesyonelliğin ve güvenilirliğin en önemli göstergesi dakikliktir.

Bir gece önceden o gün giyeceğiniz kıyafetleri belirlemek; belirlerken işe uygunluğuna göre karar vermek önemlidir. İyi ve ortama uygun giyineceğinizi biliyorsanız kendinizi daha iyi hissedersiniz.

İşe başlamadan önce, mümkün olduğunca çalışma arkadaşlarınız, yöneticileriniz ve şirket hakkında bilgi edinmeye çalışın. İşteki ilk gününüzde, iş tanımınızı öğrenmek ve yöneticinizin sizden beklentilerini kavrayabilmek adına yeni yöneticinizden görüşme talep edin.

Yeni ofis kültürüne adapte olmaya çalışın. Eski çalıştığınız işyeri ile karşılaştırma yapıp çalışma arkadaşlarınız ve yöneticilere sürekli örnekler vermeyin. Eski alışkanlıklarınızı yeni işyerine adapte etmeye çalışın.

Kendinizi takdim ederken tebessümünüzü, sıkı el sıkmayı ve içten davranmayı unutmayın. İlk izlenim her zaman önemlidir. (Talleyrand “İlk izlenime dikkat edin, genelde doğru olan budur” der.)

Kendi arkadaş çevrenizi oluşturmaya çalışın. Araştırmalar, işyerinde en önemli ilişkilerinizin, resmi olmayan ilişkiler olduğunu gösteriyor. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya özen gösterin. Meselá, öğle yemeğine çıkma tekliflerini asla reddetmeyin. Hatta siz onları davet edin. Ofis içindeki küçük sohbetlere katılmaya çalışın çünkü iş arkadaşlarınız en iyi güvenlik ağınızdır.

İyi bir dinleyici olmaya çalışın. Bilmediğiniz konularda da yorum yapmaktan ve fikir yürütmekten kaçının. Unutmayın, ilk aylarınızda iyi bir dinleyici olmak, size ileriki zamanlarda büyük avantajlar sağlayacak.

En önemlisi kendinize güvenin. İşin ilk günlerinde ’hoca’ değil; ’öğrenci’ olduğunuzu hatırlayın.

Ağır makyajdan kaçının

Antal International Türkiye’nin Genel Müdürü Mine Batıyel’in işte ilk gün konusundaki tavsiyeleri ise şöyle:

Aşırı takı takmaktan ve makyaj yapmaktan kaçının.

Erkekler mutlaka tıraşlı gitmeli.

Sabah mutlaka sıkı bir kahvaltı yapın.

Resepsiyoniste kendinizi tanıtın. Beden dili ve konuşma tekniklerine dikkat edin.

Hevesli ve meraklı olmaya çalışın.

İlk gün normalde sıkıcı bir gündür. Oryantasyon, formaların doldurulması, şirketi fiziksel anlamda tanımak, hatırlayamayacağınız kadar insanla tanışmak… Her günün bu şekilde geçmeyeceğini unutmayın. Ancak siz artık maaşlı bir elemansınız ve ilk gününüz olmasına rağmen sizden iş de beklenecektir. İlk gün sadece oryantasyonla geçer görüşü uygun bir görüş değildir.

Soru soran kişi ilgili bir kişi olarak algılanır. Cevabını bildiğiniz soruları dahi çekinmeden sormalısınız. Ancak not almayı da ihmal etmeyin. Not almak ciddiyetin bir göstergesidir.

Şirket çalışanlarının birbirlerine nasıl hitap ettiklerine dikkat edin. İlk günde Bey/Hanım hitaplarını kullanın. Konuştuğunuz insanlara isimleriyle hitap etmeye özen gösterin. Herkesin ismini hatırlamanız mümkün değil, hatırlayamadığınızda ismini sorun. Ancak özür dilemeyin bu sizin kendinize olan güvensizliğini ve/veya ne kadar heyecanlı olduğunuzun göstergesi olarak algılanabilir. İsim haricinde çalışanların unvanları için de geçerlidir.

Çalışanların birbirleriyle olan iletişimine/ilişkilerine dikkat edin. ’Politik’ konuşmalara dahil olmayın. Kahve/çay ve öğle yemeği molaları formaliteden uzak olan ortamlar olduğundan bu ortamlarda sözü geçen konu hakkında çok daha gerçekçi ve net bilgi edinilebilinir. Unutmayalım ki insanların beden dili de önemli bir kaynaktır.

Size sorular yöneltilerek sizin hakkınızda bilgi alınacaktır. Cevaplarınızda kendinizle ilgili özel/derin konulara bu aşamada girmemeye özen gösterin.

Size ters gelen görüşlere tepki vermeyin.

Aşırı davranışlardan kaçının. Kahkaha atmak, çok konuşmak, az konuşmak, her konuya ilişkin birşey söylemek, söz kesmek, espri yapmak vs. Dengeyi bulmanın en iyi kuralı şudur: Yeni tanıştığınız bir insanda sizi neler rahatsız ediyorsa bunları yapmamaya çalışın.

İlk günün sonunda çalışanların iş sonrası bir programı varsa ve davete katılsanız bile gün boyunca göstermiş olduğunuz tutum ve davranışlarınızı sergilemeye devam edin. Normalde yediğiniz ve içtiğiniz miktardan daha az yemeye ve içmeye dikkat edin.

İşten eve döndüğünüzde ilk gününüzü derinlemesine analiz edin.

Bazı çalışanlar size daha yakın davranacaktır bazıları ise temkinli. İlk etapta önyargılı olmayın.

Düşünlerinizi netleştirmek için zamana ihtiyacınız olacak. İlk günden karar vermeyin.

Karşılaştığınız herkese cana yakın, profesyonel ve kibar olun.

Herkesle iletişimde olun; daha ilk günden bazı kişilere/grupları daha yakın olmaktan kaçının.

Yöneticinizi detaylı bir şekilde gözlemleyin.

Günün sonunda yöneticinize şu konularda bilgi aktarmış olmaya özen gösterin. Neler yaptınız, neleri bitirdiniz ve sonuçlar…

İlk günde boş boş oturmamaya özen gösterin. “Şu dosyalara göz atabilir miyim” demek bile ilk gün için inisiyatif kullanma örneğidir ve çalışma arzunuzun bir göstergesidir.

İşten ilk çıkan olmayın. Yöneticinizin bilgisi olmadan da işten çıkmayın.

Şirketler işe yeni başlayan çalışanları için ne yapıyor?

Vodafone: GSM şirketi Vodafone’a yeni katılan çalışanların, şirkete ve görevlerine daha çabuk adapte olabilmeleri için kapsamlı bir oryantasyon süreci yürütülüyor. Oryantasyon sürecinin en önemli aşamalarından birini de “Welcome Box” olarak adlandırılan “başlangıç paketi” oluşturuyor. Yeni çalışma arkadaşı işe girdiği ilk gün, masasında adına özel hazırlanmış bir başlangıç paketi ile karşılaşıyor. Bu kutunun içinde yeni çalışanın şirkete adaptasyonu aşamasında kendisine destek olacak, “buddy” olarak adlandırdıkları ekip arkadaşının ve kişinin çalışacağı fonksiyondan sorumlu İK iş ortağının bilgileri, Vodafone’u yerel ve global olarak tanıtan, değerlerini ve stratejik önceliklerini detaylı bir şekilde kapsayan bir kitapçık olan “Vodafone’a hoş geldiniz” mektubu yer alıyor. Kutuda ayrıca Türkiye Vodafone Vakfı’nı tanıtan kitapçığın yanı sıra işe başlayan kişinin yeni görev ve iletişim bilgilerini içeren kartviziti, Vodafone Mobil Modem ve Vodafone kupası bulunuyor. İşe yeni başlayan çalışanlar, oryantasyonun yanı sıra “Buddy” sistemi ile çalışma ortamına ısındırılıyor. Bu sistem ile çalışanın şirketteki ilk haftalarını rahat bir şekilde geçirmesine, çalışma ortamını tanımasına, ihtiyaç duyacağı bilgileri veya sistemleri ilk ağızdan öğrenebilmesine olanak sağlanıyor. Bunlara ek olarak şirket içi intranet sayfasından kişinin şirket politika ve prosedürleri, süreçler ve benzeri tüm bilgilere ulaşmasına imkán veriliyor.

Bilim İlaç: Aileye yeni katılan ferdi evinde hissettirmek ve sosyal ortama adapte etmek için en önemli sürecin bu ilk hafta olduğuna inanan Bilim İlaç, işe her yeni başlayana bir “kanka” atıyor. Kanka işe yeni başlayan çalışanla aynı departmanda yer alan, departman içinde en son işe girmiş ve oryantasyon sürecini tamamlamış çalışanlar arasından gönüllülük esasına göre seçiliyor. Kanka ne yapıyor? Yeni başlayan çalışana ilk gün heyecanında eşlik ediyor, ne nerede, kim kimdir desteğini veriyor, öğle yemeğini ve molaları yeni işe başlayan çalışanla birlikte geçiriyor, yeni işe başlayan çalışanın ihtiyaç duyduğu konularda kendisine bilgi veriyor, destek oluyor, yeni başlayan çalışanın iş ortamında sosyalleşmesine, yeni arkadaşlar kazanmasına yardımcı oluyor, şirketin ortak alışkanlık ve ilişki tarzını daha kısa sürede öğrenmesini sağlıyor.

Janssen-Cilag: İlaç firması Janssen-Cilag’da oryantasyon süreci dışında yeni gelen çalışanlara, genel J&J bilgilerinin ve JC Türkiye ile ilgili tüm bilgilerin yer aldığı bir “Çalışan Rehberi” veriliyor. Çalışan Rehberi, herkesin nasıl bir şirkette çalıştığını, iş yapış biçimlerini ve nihai amacı, yani insan sağlığına katkıda bulunmanın sorumluluğunu kavranmasına yardımcı olmanın yanı sıra kurum kültürünü de aktarıyor. Yönetici, çalışanın tüm şirketle tanışmasını sağlıyor, görev tanımının kapsamını ve sorumluklarını detaylı paylaşıyor, şirkete en kısa zamanda adapte olması için tüm desteği veriyor. Yeni başlayan kişiye pozisyonu ne olursa olsun her J&J çalışanın almak zorunda olduğu 3 zorunlu eğitimin CD’si veriliyor ve en kısa zamanda bu eğitimlere katılarak, sertifika alması bekleniyor.

Casper: Bilgisayar üreticisi Casper’da işe başlayan “Beyaz yakalılar” ilk günlerinde şirketi tanıma amaçlı olarak birkaç günlük bir oryantasyona tabi oluyor. ’Mavi yakalılar’a ise işin ilk gününde şirket kültürü ve personel yönetmeliğinin anlatıldığı bir metin veriliyor. Ayrıca kişinin çalışmaya başladığı bölümden bir mentor gün boyu kendisiyle ilgileniyor.

TAV Havalimanları: İşe başlayacak olan her yeni çalışana, ilk iş gününden önce grubu tanıtan katalog, faaliyet raporu, çalışanlara yönelik yayınlanan kurum dergisi NewsPort veriliyor. Yöneticiye ise işe başlayacağına dair hatırlatma ve bilgilendirme yapılıyor. Çalışan, ilk iş gününde, üst yönetimden kişisel bir mektup alıyor. Yapılan işi fiilen algılayabilmesi için tüm havalimanını yetkililer eşliğinde geziyor ve süreçlerle ilgili bilgi alıyor. İK Bölümü tarafından düzenlenen ilk öğlen yemeğinde İK, bölüm arkadaşları ve diğer yeni başlayanlarla buluşuyor. Bölüm arkadaşlarıyla tanışıyor ve bölümünden bir kişi onun oryantasyon sorumluluğunu üstleniyor.

IBM: Bilgi teknolojisi, yazılım şirketi IBM’de “Connections Program” adında bir program uygulanıyor. Program kapsamında, iş teklifini kabul eden kişiye IBM’le ilgili detaylı bilgi edinebileceği özel bir web sitesine erişim veriliyor. Ayrıca şirketle ilgili temel bilgilere ulaşabileceği hoşgeldiniz paketi elektronik posta aracılığıyla ilk gün yeni IBM’ciye gönderiliyor. Aynı zamanda bir süredir IBM’de çalışan bir iş arkadaşı “Connection Coach” olarak atanıyor. “Connection Coach”ların görevi IBM’e ilk işe başlayanlara danışmanlık çerçevesinde, oluşabilecek sorularına yanıt vermek ya da rehberlik edecek kaynaklara ulaşmalarını sağlamak. Connection coach ilk gün yeni işe başlayan IBM’ciyi önce bölümündeki kişilerle tanıştırıyor daha sonra tüm bölümleri, kafeteryayı, doktorun odasını, spor salonunu vs. gezdirerek IBM’i tanıtıyor. İlk günlerde yeni IBM’cinin ihtiyacı olabilecek her konuda ona yardımcı oluyor.

Avea: GSM operatörü Avea’da çalışanın işe başlayacağı güne kadar, tüm gereksinimlerinin karşılanması için gerekli hazırlıkların yapılması (ofis, bilgisayar, e-posta adresi, lojistik ihtiyaçlar, araç ya da servis, yemek, telefon vb.), binaya girişinden itibaren artık şirketin bir çalışanı olduğunun hissettirilmesi ve birlikte çalışacağı ekibin o gün kendisini bekliyor olmaları önemli. Yeni Avealı işe başladığı gün bir insan kaynakları yetkilisi tarafından karşılanıyor. Yöneticisi ile kısa bir hoşgeldin toplantısından sonra yeni Avealı çalışma arkadaşları ile tanıştırılıyor. Şirketteki ilk günlerinde ihtiyaç duyacağı tüm bilgileri ve çalışma prensiplerini bulabileceği “Avea’da Yaşam” adlı Çalışan El Kitabı ile kurum kültürü ve değerlerini içselleştirmesini sağlayacak malzemelerden oluşan “Hoşgeldin Paketi” veriliyor. İlk günün karşılama programı, yeni Avealı’nın Buddy’si ile tanıştırılması ile tamamlanıyor. Buddy uygulaması, yeni başlayan çalışanlara aynı birimde çalışan daha deneyimli bir çalışanın 15 gün süreyle sorumluluklar dahilinde yardımcı olarak atanması demek. Buddy, yeni başlayan çalışanı departmandaki diğer çalışanlar ve işi ile ilgili kişilerle tanıştırma; işleyiş hakkında bilgi verme; bina ve lojistik konularında bilgilendirme ve yönlendirme; ilgili doküman ve bilgilere erişimini kolaylaştırma ve ilk günlerde oluşabilecek sorularına cevap arama konularından sorumlu. Yeni Avealılar şirket içinde duyuru yaparak, özgeçmişi, organizasyonu ve görevi ile birlikte tanıtılıyor. Ayrıca intranette ve üç ayda bir yayınlanan iç iletişim dergisi AveaTime’da yeni çalışanlara yer veriliyor.

Acıbadem Sağlık Grubu: İlk günlerinde yeni personeli, İnsan Kaynakları karşılıyor. Hastane binasında yapılan bina turundan sonra, çalışma ortamları ve partner olarak çalışacakları diğer departman ekipleri ile tanıştırıyorlar. Çalışma alanları daha önce İnsan Kaynakları ve birim yöneticileri tarafından hazırlanıyor. Kurum içi iletişimlerini sağlayacakları iletişim adresleri, kartvizitleri, kimlik kartları ile üniformalı çalışanların üniformaları, ilk gün veriliyor. İşe yeni başlayan kişinin ilk gün mümkün olduğu kadar öğle yemeklerini yöneticileri ile yemeleri sağlanıyor. Ayrıca her hastanede üst yönetiminin bir araya geldiği “yürütme kurulu” toplantılarına da yeni başlayan kişiyi davet ederek, hem hastane yönetimini tanımalarını, hem de kendilerini tanıtmalarına fırsat veriyorlar.

Yazar: Uzm.Psk.Selin Uçal
Kaynak: www.ispsikologum.blogspot.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND