Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşte ilk gününüz kabus olmasın

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bu yeni dönemde her şeyin yolunda gitmesi için ilk gün bırakacağınız izlenim çok önemli. İşte işteki ilk günde mutlaka yapılması ve asla yapılmaması gerekenler…

Yeni başlanan işte ilk gün genelde stresli geçer. Öğrenilmesi gereken birçok şey, tanışılacak yeni iş arkadaşları vardır. İlk gün ne giymek gerektiği, kime nasıl hitap edileceği, neler yapılacağı, kaçta çıkılacağı işe başlayanda baskı oluşturabiliyor. Uzmanların ilk günle ilgili tavsiyelerinin başında dakik olmak, işe vaktinde gitmek geliyor. İlk izlenim önemli olduğu için işe uygun kıyafet seçimi, soru sorma, iş yapma isteği ve çalışma arkadaşlarıyla kurulacak olan iletişim hakkınızda olumlu düşünülmesini sağlayabilir.

CV hazırlamalar, başvurular ve yoğun iş görüşmeleri trafiğinden sonra sonunda işi kaptınız. Hayatınızda yeni bir döneme başlıyorsunuz. Bundan sonra önemli olan, yarattığınız ilk olumlu izlenimi devam ettirerek işinizde kendinizi kanıtlamak ve başarılı olmak. Başlangıçtaki heyecan, gurur, mutluluk ve rahatlama duyguları, işe başlanacak o ilk gün yaklaştıkça yerini, gerginliğe, strese ve endişeye bırakabilir. İş psikoloğu Selin Uçal genelde kişilerde heyecan, panik ve kaygıya sebep olan soruların başında:

Acaba beni neden beni seçtiler?

Ne yapacağımı tam olarak bilemezsem?

Ya beklentilerini karşılayamazsam? gibi sorular olduğunu söylüyor. Bu da kişide güvensizlik, kendinden şüphe etme duygularını doğuruyor ve besliyor.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, işe başlanan günü takip eden ilk 90 gün çok önemli, çünkü bir çalışanın ilk 90 gündeki davranışları ile hatırlandığı saptanmış.

İşteki ilk gün aslında bir anlamda hissedilen duygular ve yaşananlar açısından okuldaki ilk güne benzetiliyor. Sürekli yeni bilgiler öğrenmek, ortama adapte olmak, arkadaşlar edinmek ve kendi çalışma arkadaşı çevresini kurmak, insanları tanımaya ve anlamaya çalışmak, kendini kanıtlamak, yeni kuralları, prosedür ve sistemleri öğrenmek gibi zorunlulukların baskısını duyar insan. Doğal olarak da, özellikle yeni ortama girmek ve kendini göstermeye çalışmak kişi üzerinde psikolojik baskı oluşturuyor. Eğer iş gerçekten de kişi için anlam ifade ediyor ve önem taşıyorsa, bu tarz duyguları hissetmek çok normal.

İlk izlenim önemlidir

Acaba çalışan ilk iş gününe nasıl hazırlanmalı? Rahatlamak için neler yapmalı? Selin Uçal’ın bu konudaki tavsiyeleri şöyle:

İnanın o iş yerinde çalışanlar da aynı duyguları hissediyor ve aynı süreci yaşıyor. Bu gerçeği düşünmek sizi biraz daha rahatlatabilir. Çalışma arkadaşlarınız, sizi anlayacaktır.

İşin ilk günü son dakikada gitmek yerine her ihtimale karşı önceden yola çıkmak ve dakik bir şekilde iş yerine varmak stresinizi daha aza indirecektir. Profesyonelliğin ve güvenilirliğin en önemli göstergesi dakikliktir.

Bir gece önceden o gün giyeceğiniz kıyafetleri belirlemek; belirlerken işe uygunluğuna göre karar vermek önemlidir. İyi ve ortama uygun giyineceğinizi biliyorsanız kendinizi daha iyi hissedersiniz.

İşe başlamadan önce, mümkün olduğunca çalışma arkadaşlarınız, yöneticileriniz ve şirket hakkında bilgi edinmeye çalışın. İşteki ilk gününüzde, iş tanımınızı öğrenmek ve yöneticinizin sizden beklentilerini kavrayabilmek adına yeni yöneticinizden görüşme talep edin.

Yeni ofis kültürüne adapte olmaya çalışın. Eski çalıştığınız işyeri ile karşılaştırma yapıp çalışma arkadaşlarınız ve yöneticilere sürekli örnekler vermeyin. Eski alışkanlıklarınızı yeni işyerine adapte etmeye çalışın.

Kendinizi takdim ederken tebessümünüzü, sıkı el sıkmayı ve içten davranmayı unutmayın. İlk izlenim her zaman önemlidir. (Talleyrand “İlk izlenime dikkat edin, genelde doğru olan budur” der.)

Kendi arkadaş çevrenizi oluşturmaya çalışın. Araştırmalar, işyerinde en önemli ilişkilerinizin, resmi olmayan ilişkiler olduğunu gösteriyor. İş arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya özen gösterin. Meselá, öğle yemeğine çıkma tekliflerini asla reddetmeyin. Hatta siz onları davet edin. Ofis içindeki küçük sohbetlere katılmaya çalışın çünkü iş arkadaşlarınız en iyi güvenlik ağınızdır.

İyi bir dinleyici olmaya çalışın. Bilmediğiniz konularda da yorum yapmaktan ve fikir yürütmekten kaçının. Unutmayın, ilk aylarınızda iyi bir dinleyici olmak, size ileriki zamanlarda büyük avantajlar sağlayacak.

En önemlisi kendinize güvenin. İşin ilk günlerinde ’hoca’ değil; ’öğrenci’ olduğunuzu hatırlayın.

Ağır makyajdan kaçının

Antal International Türkiye’nin Genel Müdürü Mine Batıyel’in işte ilk gün konusundaki tavsiyeleri ise şöyle:

Aşırı takı takmaktan ve makyaj yapmaktan kaçının.

Erkekler mutlaka tıraşlı gitmeli.

Sabah mutlaka sıkı bir kahvaltı yapın.

Resepsiyoniste kendinizi tanıtın. Beden dili ve konuşma tekniklerine dikkat edin.

Hevesli ve meraklı olmaya çalışın.

İlk gün normalde sıkıcı bir gündür. Oryantasyon, formaların doldurulması, şirketi fiziksel anlamda tanımak, hatırlayamayacağınız kadar insanla tanışmak… Her günün bu şekilde geçmeyeceğini unutmayın. Ancak siz artık maaşlı bir elemansınız ve ilk gününüz olmasına rağmen sizden iş de beklenecektir. İlk gün sadece oryantasyonla geçer görüşü uygun bir görüş değildir.

Soru soran kişi ilgili bir kişi olarak algılanır. Cevabını bildiğiniz soruları dahi çekinmeden sormalısınız. Ancak not almayı da ihmal etmeyin. Not almak ciddiyetin bir göstergesidir.

Şirket çalışanlarının birbirlerine nasıl hitap ettiklerine dikkat edin. İlk günde Bey/Hanım hitaplarını kullanın. Konuştuğunuz insanlara isimleriyle hitap etmeye özen gösterin. Herkesin ismini hatırlamanız mümkün değil, hatırlayamadığınızda ismini sorun. Ancak özür dilemeyin bu sizin kendinize olan güvensizliğini ve/veya ne kadar heyecanlı olduğunuzun göstergesi olarak algılanabilir. İsim haricinde çalışanların unvanları için de geçerlidir.

Çalışanların birbirleriyle olan iletişimine/ilişkilerine dikkat edin. ’Politik’ konuşmalara dahil olmayın. Kahve/çay ve öğle yemeği molaları formaliteden uzak olan ortamlar olduğundan bu ortamlarda sözü geçen konu hakkında çok daha gerçekçi ve net bilgi edinilebilinir. Unutmayalım ki insanların beden dili de önemli bir kaynaktır.

Size sorular yöneltilerek sizin hakkınızda bilgi alınacaktır. Cevaplarınızda kendinizle ilgili özel/derin konulara bu aşamada girmemeye özen gösterin.

Size ters gelen görüşlere tepki vermeyin.

Aşırı davranışlardan kaçının. Kahkaha atmak, çok konuşmak, az konuşmak, her konuya ilişkin birşey söylemek, söz kesmek, espri yapmak vs. Dengeyi bulmanın en iyi kuralı şudur: Yeni tanıştığınız bir insanda sizi neler rahatsız ediyorsa bunları yapmamaya çalışın.

İlk günün sonunda çalışanların iş sonrası bir programı varsa ve davete katılsanız bile gün boyunca göstermiş olduğunuz tutum ve davranışlarınızı sergilemeye devam edin. Normalde yediğiniz ve içtiğiniz miktardan daha az yemeye ve içmeye dikkat edin.

İşten eve döndüğünüzde ilk gününüzü derinlemesine analiz edin.

Bazı çalışanlar size daha yakın davranacaktır bazıları ise temkinli. İlk etapta önyargılı olmayın.

Düşünlerinizi netleştirmek için zamana ihtiyacınız olacak. İlk günden karar vermeyin.

Karşılaştığınız herkese cana yakın, profesyonel ve kibar olun.

Herkesle iletişimde olun; daha ilk günden bazı kişilere/grupları daha yakın olmaktan kaçının.

Yöneticinizi detaylı bir şekilde gözlemleyin.

Günün sonunda yöneticinize şu konularda bilgi aktarmış olmaya özen gösterin. Neler yaptınız, neleri bitirdiniz ve sonuçlar…

İlk günde boş boş oturmamaya özen gösterin. “Şu dosyalara göz atabilir miyim” demek bile ilk gün için inisiyatif kullanma örneğidir ve çalışma arzunuzun bir göstergesidir.

İşten ilk çıkan olmayın. Yöneticinizin bilgisi olmadan da işten çıkmayın.

Şirketler işe yeni başlayan çalışanları için ne yapıyor?

Vodafone: GSM şirketi Vodafone’a yeni katılan çalışanların, şirkete ve görevlerine daha çabuk adapte olabilmeleri için kapsamlı bir oryantasyon süreci yürütülüyor. Oryantasyon sürecinin en önemli aşamalarından birini de “Welcome Box” olarak adlandırılan “başlangıç paketi” oluşturuyor. Yeni çalışma arkadaşı işe girdiği ilk gün, masasında adına özel hazırlanmış bir başlangıç paketi ile karşılaşıyor. Bu kutunun içinde yeni çalışanın şirkete adaptasyonu aşamasında kendisine destek olacak, “buddy” olarak adlandırdıkları ekip arkadaşının ve kişinin çalışacağı fonksiyondan sorumlu İK iş ortağının bilgileri, Vodafone’u yerel ve global olarak tanıtan, değerlerini ve stratejik önceliklerini detaylı bir şekilde kapsayan bir kitapçık olan “Vodafone’a hoş geldiniz” mektubu yer alıyor. Kutuda ayrıca Türkiye Vodafone Vakfı’nı tanıtan kitapçığın yanı sıra işe başlayan kişinin yeni görev ve iletişim bilgilerini içeren kartviziti, Vodafone Mobil Modem ve Vodafone kupası bulunuyor. İşe yeni başlayan çalışanlar, oryantasyonun yanı sıra “Buddy” sistemi ile çalışma ortamına ısındırılıyor. Bu sistem ile çalışanın şirketteki ilk haftalarını rahat bir şekilde geçirmesine, çalışma ortamını tanımasına, ihtiyaç duyacağı bilgileri veya sistemleri ilk ağızdan öğrenebilmesine olanak sağlanıyor. Bunlara ek olarak şirket içi intranet sayfasından kişinin şirket politika ve prosedürleri, süreçler ve benzeri tüm bilgilere ulaşmasına imkán veriliyor.

Bilim İlaç: Aileye yeni katılan ferdi evinde hissettirmek ve sosyal ortama adapte etmek için en önemli sürecin bu ilk hafta olduğuna inanan Bilim İlaç, işe her yeni başlayana bir “kanka” atıyor. Kanka işe yeni başlayan çalışanla aynı departmanda yer alan, departman içinde en son işe girmiş ve oryantasyon sürecini tamamlamış çalışanlar arasından gönüllülük esasına göre seçiliyor. Kanka ne yapıyor? Yeni başlayan çalışana ilk gün heyecanında eşlik ediyor, ne nerede, kim kimdir desteğini veriyor, öğle yemeğini ve molaları yeni işe başlayan çalışanla birlikte geçiriyor, yeni işe başlayan çalışanın ihtiyaç duyduğu konularda kendisine bilgi veriyor, destek oluyor, yeni başlayan çalışanın iş ortamında sosyalleşmesine, yeni arkadaşlar kazanmasına yardımcı oluyor, şirketin ortak alışkanlık ve ilişki tarzını daha kısa sürede öğrenmesini sağlıyor.

Janssen-Cilag: İlaç firması Janssen-Cilag’da oryantasyon süreci dışında yeni gelen çalışanlara, genel J&J bilgilerinin ve JC Türkiye ile ilgili tüm bilgilerin yer aldığı bir “Çalışan Rehberi” veriliyor. Çalışan Rehberi, herkesin nasıl bir şirkette çalıştığını, iş yapış biçimlerini ve nihai amacı, yani insan sağlığına katkıda bulunmanın sorumluluğunu kavranmasına yardımcı olmanın yanı sıra kurum kültürünü de aktarıyor. Yönetici, çalışanın tüm şirketle tanışmasını sağlıyor, görev tanımının kapsamını ve sorumluklarını detaylı paylaşıyor, şirkete en kısa zamanda adapte olması için tüm desteği veriyor. Yeni başlayan kişiye pozisyonu ne olursa olsun her J&J çalışanın almak zorunda olduğu 3 zorunlu eğitimin CD’si veriliyor ve en kısa zamanda bu eğitimlere katılarak, sertifika alması bekleniyor.

Casper: Bilgisayar üreticisi Casper’da işe başlayan “Beyaz yakalılar” ilk günlerinde şirketi tanıma amaçlı olarak birkaç günlük bir oryantasyona tabi oluyor. ’Mavi yakalılar’a ise işin ilk gününde şirket kültürü ve personel yönetmeliğinin anlatıldığı bir metin veriliyor. Ayrıca kişinin çalışmaya başladığı bölümden bir mentor gün boyu kendisiyle ilgileniyor.

TAV Havalimanları: İşe başlayacak olan her yeni çalışana, ilk iş gününden önce grubu tanıtan katalog, faaliyet raporu, çalışanlara yönelik yayınlanan kurum dergisi NewsPort veriliyor. Yöneticiye ise işe başlayacağına dair hatırlatma ve bilgilendirme yapılıyor. Çalışan, ilk iş gününde, üst yönetimden kişisel bir mektup alıyor. Yapılan işi fiilen algılayabilmesi için tüm havalimanını yetkililer eşliğinde geziyor ve süreçlerle ilgili bilgi alıyor. İK Bölümü tarafından düzenlenen ilk öğlen yemeğinde İK, bölüm arkadaşları ve diğer yeni başlayanlarla buluşuyor. Bölüm arkadaşlarıyla tanışıyor ve bölümünden bir kişi onun oryantasyon sorumluluğunu üstleniyor.

IBM: Bilgi teknolojisi, yazılım şirketi IBM’de “Connections Program” adında bir program uygulanıyor. Program kapsamında, iş teklifini kabul eden kişiye IBM’le ilgili detaylı bilgi edinebileceği özel bir web sitesine erişim veriliyor. Ayrıca şirketle ilgili temel bilgilere ulaşabileceği hoşgeldiniz paketi elektronik posta aracılığıyla ilk gün yeni IBM’ciye gönderiliyor. Aynı zamanda bir süredir IBM’de çalışan bir iş arkadaşı “Connection Coach” olarak atanıyor. “Connection Coach”ların görevi IBM’e ilk işe başlayanlara danışmanlık çerçevesinde, oluşabilecek sorularına yanıt vermek ya da rehberlik edecek kaynaklara ulaşmalarını sağlamak. Connection coach ilk gün yeni işe başlayan IBM’ciyi önce bölümündeki kişilerle tanıştırıyor daha sonra tüm bölümleri, kafeteryayı, doktorun odasını, spor salonunu vs. gezdirerek IBM’i tanıtıyor. İlk günlerde yeni IBM’cinin ihtiyacı olabilecek her konuda ona yardımcı oluyor.

Avea: GSM operatörü Avea’da çalışanın işe başlayacağı güne kadar, tüm gereksinimlerinin karşılanması için gerekli hazırlıkların yapılması (ofis, bilgisayar, e-posta adresi, lojistik ihtiyaçlar, araç ya da servis, yemek, telefon vb.), binaya girişinden itibaren artık şirketin bir çalışanı olduğunun hissettirilmesi ve birlikte çalışacağı ekibin o gün kendisini bekliyor olmaları önemli. Yeni Avealı işe başladığı gün bir insan kaynakları yetkilisi tarafından karşılanıyor. Yöneticisi ile kısa bir hoşgeldin toplantısından sonra yeni Avealı çalışma arkadaşları ile tanıştırılıyor. Şirketteki ilk günlerinde ihtiyaç duyacağı tüm bilgileri ve çalışma prensiplerini bulabileceği “Avea’da Yaşam” adlı Çalışan El Kitabı ile kurum kültürü ve değerlerini içselleştirmesini sağlayacak malzemelerden oluşan “Hoşgeldin Paketi” veriliyor. İlk günün karşılama programı, yeni Avealı’nın Buddy’si ile tanıştırılması ile tamamlanıyor. Buddy uygulaması, yeni başlayan çalışanlara aynı birimde çalışan daha deneyimli bir çalışanın 15 gün süreyle sorumluluklar dahilinde yardımcı olarak atanması demek. Buddy, yeni başlayan çalışanı departmandaki diğer çalışanlar ve işi ile ilgili kişilerle tanıştırma; işleyiş hakkında bilgi verme; bina ve lojistik konularında bilgilendirme ve yönlendirme; ilgili doküman ve bilgilere erişimini kolaylaştırma ve ilk günlerde oluşabilecek sorularına cevap arama konularından sorumlu. Yeni Avealılar şirket içinde duyuru yaparak, özgeçmişi, organizasyonu ve görevi ile birlikte tanıtılıyor. Ayrıca intranette ve üç ayda bir yayınlanan iç iletişim dergisi AveaTime’da yeni çalışanlara yer veriliyor.

Acıbadem Sağlık Grubu: İlk günlerinde yeni personeli, İnsan Kaynakları karşılıyor. Hastane binasında yapılan bina turundan sonra, çalışma ortamları ve partner olarak çalışacakları diğer departman ekipleri ile tanıştırıyorlar. Çalışma alanları daha önce İnsan Kaynakları ve birim yöneticileri tarafından hazırlanıyor. Kurum içi iletişimlerini sağlayacakları iletişim adresleri, kartvizitleri, kimlik kartları ile üniformalı çalışanların üniformaları, ilk gün veriliyor. İşe yeni başlayan kişinin ilk gün mümkün olduğu kadar öğle yemeklerini yöneticileri ile yemeleri sağlanıyor. Ayrıca her hastanede üst yönetiminin bir araya geldiği “yürütme kurulu” toplantılarına da yeni başlayan kişiyi davet ederek, hem hastane yönetimini tanımalarını, hem de kendilerini tanıtmalarına fırsat veriyorlar.

Yazar: Uzm.Psk.Selin Uçal
Kaynak: www.ispsikologum.blogspot.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND