Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İstanbul’a insan çağlayanı aktı!

İstanbuldaki dev Cumhuriyet mitinginde bir milyondan fazla insan Çağlayanda toplandı. Mitingde yaşananların özeti ve mitinge katılımın kişisel nedenlerini anlatan bir makale Kigem’de…

Ankara’da büyük yankı uyandıran Cumhuriyet Mitingi’nin bir benzeri bugün İstanbul Çağlayan Meydanı’nda düzenlendi. Miting nedeniyle yüzbinlerce kişi Çağlayan Meydanı’nda buluştu.

Mitingde ülkenin laikliğine vurgu yapılırken, muhalefete de ’’birleşin’’ çağrısı yapıldı. Çağlayan Meydanı hınca hınç doldu, özellikle genç katılımcıların fazlalığı dikkat çekti.

Şenol Demirci, Şakir Aydın, Tahsin Aksu, Haluk Atalay, Osman Kara’dan oluşan Milliyet Ekibi, İstanbul Çağlayan Mitingi’ni Milliyet.com.tr için adım adım izledi…

Meydana 19 ayrı güvenlik kapısından giriş yapıldı. Alanda 7 bin polis görev yaptı. Çağlayan Meydanı’na açılan bütün yollar trafiğe kapatıldı.

Saat 09.30 sıralarında yaklaşık 200-250 kişilik Ankara Atatürkçü Düşünce Derneği’nin üyeleri PERPA’nın bulunduğu alana geldi. Halk otobüsü ve belediye otobükleri ile halk alana gelerek küçük küçük gruplar oluşturarak meydana inmeye başladı. Halk özellikle PERPA’dan inip Piyade Paşa Bulvarı üzerinden Çağlayan Meydanı’na giriş yaptı.

Saat 09:45… Mitinge katılmak için çok sayıda vatandaş başta Ankara olmak üzere diğer illerden İstanbul’a geldi. Mitinge, CHP, DSP, SHP, İP gibi çeşitli siyasi partiler ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu destek verdi. Miting için geniş güvenlik önlemleri alınırken, vatandaşlar, kontrol noktalarından geçerek Çağlayan Meydanı’na geldi.

Saat 10:15… Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı AKP İl Başkanlığı’nın önünde toplanan insanlar, ellerinde Türk bayrakları, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül posterleriyle birlikte binanın önünden geçerken yuhalayarak protesto etti. ’Çankaya yolu şeriata kapalı’, ’Çankaya’da imam istemiyoruz’ sloganları atıldı.

Saat 11:20… Çağlayan Mitingi’ne birçok ilden katılım var ancak Ege çıkartması hakim denebilir. Çankaya Belediyesi çalışanları meydana geldi. Alana kırmızı-beyaz renkler damgasını vurdu. ’Hepimiz Biriz, Hepimiz Mustafa Kemal’iz’ şeklinde slogan atıldı. Siyasi partilerin de destek verdiği mitingde katılımcılar hep bir ağızdan 10. Yıl Marşı’nı söyledi. Mitingte çok sayıda genç yaştan katılımcının olması dikkat çekti.

Saat 11:45… Çeşitli güzergahlarda toplanan gruplar, ellerindeki Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle polislerin oluşturduğu kontrol noktalarına gelmeyi sürdürdü. Buralarda üst aramalarından geçirilen gruplar, alana giriş yaptı. Çeşitli illerden otobüslerle gelen gruplar da, PERPA civarında park edilen araçlardan inerek Piyalepaşa Bulvarı’ndan miting alanına ulaştı. Bu arada polisin, panzerlerin de desteğiyle çevrede çok yoğun güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

Saat 12:05… Mitinge 1 saatten az bir süre kaldı şu anda meydan tıka basa dolu. Ankara’da açılan 2 km uzunluğundaki Türk Bayrağı buraya da getirildi. Katılımcılar hep bir ağızdan şarkılar, marşlar söyleyip, sloganlar attı. Şehir dışından meydana gelen katılımcılar izdiham nedeniyle E-5 karayolunda kaldı. Otobüsler yolda hareket edemeyecek şekilde kaldı ve katılımcılar alana ulaşmakta güçlük çekti. Halk açılan pankartlarla hükümeti hedef aldı, cumhurbaşkanlığı seçimine göndermede bulundu. Etraf Türk bayraklarıyla kıpkırmızı oldu. ’Türkiye Laiktir Laik Kalacak’ sloganı atıldı.

Saat: 12:45… PERPA civarında yoğunluk da iyice arttı. Katılımcılar park edilen araçlardan inerek Piyalepaşa Bulvarı’ndan hınca hınç dolu olan miting alanına ulaştı. Vatandaşların mitinge yoğun ilgisi, Çağlayan Meydanı’nın vaktinden önce dolup taşmasına neden oldu. Miting alanından taşarak, Kağıthane ve Şişli yönüne doğru kuyruklar oluşturan kalabalık, şarkılar ve sloganlar eşliğinde mitingin başlama saatini bekledi. Hoparlörlerden devamlı olarak başta “10. Yıl Marşı” olmak üzere çeşitli marşlar çalındı. Yüzlerce Türk bayrağı ve Atatürk posterinin açıldığı meydanda, sık sık “Hepimiz Kemalist, Hepimiz Türk’üz” sloganı atıldı.

Saat 13:10… Ve Miting büyük bir katılımla başladı. Burada kadın, erkek, genç, yaşlı, çoluk çocuk demeden her yaş grubundan insan yer aldı. Bulutsuz Özlemi konser verdi. Meydanda adım atmak mümkün değil inanılmaz bir kalabalık var. Ayrıca izdiham nedeniyle telefonlar da kilitlendi.

Saat 13:25… Bulutsuzluk Özlemi’nin konsenin sona ermesinin ardından, halk 10. Yıl Marşı’nı hep bir ağızdan söyledi. Giriş noktaları özellikle Beşiktaş iskelesi, PERPA ve Şişli yönünden tamamen tıkanmış durumda. Sivil toplum örgütleri, sanatçılar da katılımcılar arasında. Çoğunlukta ’Çankaya Yolları Şeriata Kapalı’ pankartı açılmış durumda.

Saat 13:30… Sanatçı Sadık Gürbüz, miting alanını dolduran kalabalığı ’çatlamaya hazır sabır taşları’ diye selamlayıp Çanakkale Türküsü’nü yüzbinlerle birlikte söyledi…

Saat 13:35… Mitingteki izdiham nedeniyle bazı vatandaşlar baygınlık geçirdi, ambulanslar hazır bekletildi…

Saat 13:55… Mitingden “Türkiye laiktir laik kalacak”, “Parola vatan işaret namus”, “Hükümet istifa” sesleri yükseldi.

Saat 14:00… Saat 14:00’te miting katılımcıların hep bir ağızdan söylediği İstiklal Marşı’yla resmi olarak başladı.

Saat 14:05… Miting kalabalığı “Çankaya’ya şeriat çıkmayacak” sloganları atarken metrelerce uzunluktaki Türk bayrakları yolları süslüyor. Tolga Çandar’ın söylediği Ege türkülerine kalabalık eşlik etti.

Saat 14:08… Güvenlik görevlileri mitinge katılanların sayısını yüzbinler olarak ifade ederken kalabalığın ucu Ali Sami Yen Stadyumu’na dayandı.

Saat 14:10… Oyuncu Halit Ergenç mikrofondan Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okudu, mitinge katılanlar hep bir ağızdan tekrarladı.

Saat 14:20… Mitinge katılan yüzbinlerce insanın sorunsuz dağılabilmesi için İETT ücretsiz 100 ek sefer koyduğunu açıkladı.

Saat 14:40… Miting alanını incelemek için gelen İstanbul Valisi Muammer Güler, hiçbir sıkıntı yaşanmadığını söyledi.

Saat 16:00… Sabahın erken saatlerinden itibaren Çağlayan Meydanı’na ulaşan tüm yollar da araç trafiğine kapatıldı. Miting, Rutkay Aziz’in okuduğu Nazım Hikmet’in “Memleketim” şiiri ile sona erdi.

BÜYÜK MEDYANIN AKP KORKUSUNDAN MİTİNGİ YAYINLAMAMASI TEPKİ ÇEKTİ!

Çağlayan’da düzenlenen “Cumhuriyet Mitingi”, KanalTürk, Kanal B, Sky Turk ve Avrasya TV’den canlı olarak yayınlanırken, NTV, CNN Turk ve 24 kanallarında ise zaman zaman gerçekleştirilen canlı yayınlar ve mitinge ilişkin tartışma programları ile ekrana geldi.

ÇAĞLAYANDAKİ O KIZ!

HÜRRİYET YAYIN YÖNETMENİ ERTUĞRUL ÖZKÖK ÇAĞLAYAN MİTİNGİNİ BİR KADININ GÖZÜNDEN YAZDI…

O kızı çok küçük yaşında tanıdım. Bebekliğinde.Orta halli bir ailenin çocuğuydu.

Altın rengi saçları, cıvıl cıvıl gözleri vardı.

İlkokulu Ankara’da bir devlet okulunda okudu.

Ortaokulda yabancı bir büyükelçiliğin okuluna yazıldı.

Arkadaşlarının çoğu yabancıydı.

* * *

Orta ve lise yıllarında sakin bir çocuktu.

Pop müziği çok severdi.

Depeche Mode ve Inxs hayranıydı.

Akşamları küçük odasındaki yatağına girince hep dua ederdi.

Oysa annesinden ve babasından hiçbir dini telkin almamıştı.

Çevresinde namaz kılan yoktu. Babası merak edip sorduğunda şu cevabı vermişti:

“Okuldaki Hıristiyan arkadaşlarımın hepsi dua ediyor. Ben de kendi dinimi çok seviyorum ve dua ediyorum.”

Babası bu cevabı dinledi ve hiçbir şey demedi.

Gündüz mini etek giyiyordu, gece yatağa girdiğinde dua ediyordu.

* * *

Üniversiteye girdiğinde başına çok ilginç bir olay geldi.

Ankara’nın büyük bir üniversitesinde, seçmeli olarak aldığı bir dersin ilk günüydü.

Sınıfa türbanlı bir kız girmişti.

Hocası çok sert tepki gösterdi ve azarlayıcı bir tonla “Dışarı çık” dedi.

Genç kız bu sahneyi sessizce izledi.

Ders bittiğinde hocasının odasına gitti ve ona şunu söyledi:

“Bu kıza sınıfta böyle bir muamele yapmaya hakkınız yok. Ben bu dersi severek, isteyerek almıştım. Ama sırf bu davranışınız yüzünden dersi değiştiriyorum.”

Dersini değiştirdi.

Atatürkçüydü, moderndi, laikti, ama kendi yaşında bir kıza bu muamelenin yapılmasına çok içerlemişti.

* * *

O kız şimdi 34 yaşında.

İki çocuğu var.

Dünyaya hoşgörülü bir biçimde bakıyor.

AKP’ye oy vermemişti, ama iktidara geldiğinde, “Önyargılı davranmamak lazım” demişti.

Ekonomi politikalarını beğeniyordu.

Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinin başladığı gece çok mutluydu.

Çocuklarının güzel ve modern bir Türkiye’de yaşayacağına olan inancı nedeniyle sevincinden ağlamıştı.

“Bunu başarabilirlerse, bu partiye oy verebilirim” demeye başlamıştı.

Çevresinde birçok arkadaşının da böyle düşündüğünü söylüyordu.

Dün, işte o kız Çağlayan mitingindeydi.

Üstelik ne hoşgörüsünde, ne öteki insanlara bakışında değişen bir şey yoktu.

Ama değişen şeyler vardı.

Mesela korkuları.

Hayat tarzının zorla değiştirileceği, Türkiye’nin Atatürk’le kurulan imajının bozulacağı, “devletin baştan sona zapt edileceği” korkusu.

Mesela kendisi gibi kadınlar başlarını örtmediği takdirde, eşlerinin devlette yüksek makamlara çıkamayacağı duygusu.

Başlarını örtmedikleri takdirde, ne kendilerinin, ne eşlerinin ihaleleri kazanamayacağı, en hak ettikleri işleri bile alamayacakları duygusu.

Bu gerçek bir korku mudur?

Yoksa hayali mi?

Hiç fark etmez.

Geçen 4 yıl içinde bu iktidar onlarda işte bu duyguyu yaratmıştı.

* * *

Türkiye’de çok önemli bir şeyler oluyor.

Bu ülkenin kadınları iktidarı ele geçiriyor.

Evet iki hafta önce Ankara’da, dün İstanbul’da başlayan, yarın ülkenin başka şehirlerine de yayılacak olan bu hareketin motoru kadınlardır.

Bu bir kadın ihtilalidir ve bir Müslüman ülkede ilk defa böyle bir ihtilal gerçekleşmektedir.

Kimsenin kuşkusu olmasın ki, bu ihtilal yakında İran’a da sıçrayacaktır.

28 Şubat’ı büyük bir cesaretle destekleyen ben, işte bu nedenle artık askeri müdahalelere, bildirilere karşı çıkıyorum.

Çünkü Türkiye’nin “Sivil 28 Şubat” süreci başlamıştır.

Dün yazdığım gibi, ilk defa siviller “durumdan vazife çıkarmaktadır”.

Bunu hepimizin çok, ama çok iyi okuması gerekiyor…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND