Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşsizlik arttı kahvehaneler doldu taştı

Türkiye’de resmi işsiz sayısı 3 milyon 650 bine ulaştı ama gerçek rakamın 6 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. İşsizlerin yüzde 61.5’ini lise ve daha düşük eğitimliler oluşturuyor. İş bulamayan, borç-harçla ayakta durmaya çalışan işsizler artık umudu kesip kahvehanelere akın ediyor. Kahvehaneleri ziyaret edip, onlara işsizliği sorduk.

Görüştüğümüz kişilerin neredeyse tamamı ilkokul mezunuydu. Onlar devletin ilkokul mezunlarına bir kerelik bir hak tanımasını istiyorlar. Kimisi hükümetten, göz boyamadan, belediyenin yaptığı gereksiz harcamalardan, kimisi Güneydoğu’ya aktarılan paralardan şikayetçi, kimisi de köyüne dönmeyi düşünüyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’de resmi işsiz sayısı geçen senenin aynı ayına göre 1 milyon 59 bin kişi artışla 3 milyon 650 bine yükseldi. Ama esas rakamın 6 milyonun üzeridne olduğu tahmin ediliyor. Bu dönemdeki işsizlerin; yüzde 74.4’ü erkek nüfus, yüzde 61.5’i lise altı eğitimli. Yüzde 22.1’i bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor. “Umutsuzlar” olarak bilinen, iş aramayıp, çalışmaya hazır olanların sayısı ise 497 bin kişi artarak 2 milyon 394 bine çıktı. Bu grup içinde yer alan, iş bulma ümidi olmayanların sayısı ise 199 bin kişi artarak 873 bine yükseldi.

İşsizliğin ne kadar arttığının en önemli göstergesi kahvehaneler. Haftaiçi işsizlerle dolup taşan kahvehaneler, ülkede işsizliğin ne boyutlara geldiğinin ispatı. Evde iyice bunalıma girmemek için kahvehanelere koşanlar, vakitlerinin tamamını buralarda geçiriyorlar. Kimisi eş dost vasıtasıyla “uzaktan” iş arıyor, kimisi de “iş yok ki, nerede aracağız, bütün kapılar yüzümüze kapanıyor” diyor. Kahvehanelerdeki hakim hava ise umutsuzluk.

Aralarında dalga geçenler de yok değil tabii. Ama şu bir gerçek ki, işsizlik kahvehanelere gidenlerin sayısını patlatmış. Önceden haftaiçi sadece bir iki masanın dolu olduğunu kahvehanelerde şimdi yer bulmak çok zor. Ama kahvehaneciler de veresiyeden ve para alamamaktan şikayetçi. Görüştüğümüz kahvehane sahiplerinden biri “Ben buraya elimden geldiğince işsizleri almamaya çalışıyorum, çünkü hep veresiye istiyorlar” diyor.

Tek umutları altılı ganyan

Koray Özdoğan (34), Bülent Topçu (33) ve Hüseyin Güler (35) 6 aydır işsiz. Zeytinburnu’nda yaşayan ve daha önce tekstil sektöründe çalışan üç arkadaşı Zeytinburnu’nda tıklım tıklım dolu kahvehanelerden birinde bulduk ve onlara işsizliği sorduk. Onlar vaktinin büyük çoğunluğunu sigara dumanı altında, çay içip, okey ve altılı oynarak geçiren işsizlerden yalnızca üçü. Hepsi ilkokul mezunu, hepsi ailesinin yardımıyla ayakta durmaya çalışıyor. İşsizlikten ve parasızlıktan dert yanıyorlar ve cinnet getirip birilerine zarar vermekten ya da kötü yollara sapmaktan korkuyorlar. İş bulma umutları artık tükenmiş. Ne olacağımız meçhul, diyorlar. Devleten beklentileri, ilkokul mezunlarına bir defaya mahsus hak tanınması. “Eğer lise diplomamız olsa iş bulurduk” diyen (yahutta zanneden) gençler, “bu kadar ilkokul mezunu var, tıpkı engellilere tanınan hak gibi ilkokul mezunlarına da bir defalık hak tanınsın” diyorlar. “Çünkü artık her yerde lise diploması isteniyor…”

Koray Özdoğan’a “İş arıyor musunuz, umudunuz var mı?” diye soruyoruz ki tam o sırada, bizimle sohbet ederken göz ucuyla izlemeye devam ettiği, tepemizdeki TV ekranından oynadığı altılı ganyan kuponunun “yattığını” görüyor. “Tüh bee! 4 numara çıktı, yine hayallerimiz suya düştü” diye cevap veriyor. Şans topu, sayısal gibi oyunlarda kazanma ihtimali milyonda bir diyen işsizler, “Paramız yok ama en azından altılıda cebindeki para kadar oynabiliyorsun, biz de o nedenle ganyan’a sardık” diyorlar. Kahvehaneler kadar ganyan bayileri de işsizliği anlatıyor. İşsizliği en iyi onlar bilir dedik ve bu hafta sözü onlara bıraktık.

Bülent Topçu: Aslen Giresunluyum ama doğma büyüme Zeytinburnu’nda yaşıyorum. Tekstil sektöründe çalışıyordum, 6 aydır işsizim. Tekstil piyasası için sürekli 10-15 günde açılacak diyorlar ama açılsa bile eskisi gibi iş imkanı yok. Ben tekstilde A’dan Z’ye herşeyi yapıyordum. 13-14 yıldır bu sektördeyim, ilk kez bu kadar işsizlik görüyorum. Sürekli sezon sonları bir işsizlik olurdu ama 15 gün bilemedin bir ay boşluk oluyordu, patronlar da paraları verirdi şimdi onu da vermiyorlar. 6 aydır kahve, altılı ganyan, park, sahil dolaşıyorum. İş aramak için bir şey yapmıyorum çünkü iş yok. Şu anda ilkokul mezunu kimseyi işe almıyorlar.

Devlet sektörü olsun, özel olsun bugün güvenliğe bile gitsen lise diploması istiyor, ben de lise diploması olsa ben her yere girerim. Ben araştırdım bu sene bu yaştan sonra ortaokul diploması almaya çalışacağım. Mecbur, nereye gitsen kapı üstüne kapatılıyor.

Koray Özdoğan: İş aramıyorum, yok çünkü, bulsak da paramızı alamıyoruz. Arkadaşlarımın çoğunun işi yok, işten çıkarmalar hala devam ediyor. Herkes okumuş insanları istiyor, ben istiyorum ki devlet ilkokul mezunlarına bir hak tanısın. Nasıl özürlü insanlar çalışıyorsa biz de çalışalım. Bu işsizliğin çözümü belki ilkokul mezunlarına bir öncelik tanınmasındadır.

2 bine TL’ye lise diploması

Koray Özdoğan: Yeni kanun çıkana kadar güvenlikteydim, sonra lise mecburiyeti aramaya başladılar. Lise diplomasını değişik yollarla alma ihtimali var ama ben yollara girmedim.

Bülent Topçu: Evet, 2 bine lise diploması verenler var, biz yapmıyoruz onu. Yarın öbür gün olur da devlet işine girersek bizim için zor olur. Ama yapan çok. Geçen bir firmanın müdürü “gidin kaçak yoldan lise diploması alın ben sizi işe alayım” dedi.

Koray Doğan: İnsanlar mecbur kaldı mı herşeyi yapabilir, biz iyi olanlardanız. Çok zor durumda olan hırsızlık da yapıyor, başka yollara da sapabiliyor. Para kazanıyor, alacağı ceza umurunda olmuyor, ben ailemi geçindiriyorum diye düşünüyor. Biz bu yollara girmedik, ama böyle giderse ne olacak bilmiyorum.

Bülent Topçu: 3-5 ay içinde iş bulamazsak ne yapacağımız meçhul. Eve haciz gelirse ya avukatı vuracağım ya da gidip banka soyacağım. Benim bu yaştan sonra evime haciz gelirse yapacak bir şeyim yok. Ben ailemle yaşıyorum. Yine de kredi borcum var. Bankalar insanları sömürüyor. Evime haciz gelecek diye korkuyla yaşıyorum. Biz de hazıra alıştık, para olmayınca kredi kartına sarılıyoruz. İnsan öderken çok zor geliyor. Geçen ay bu yaşta babamdan borç alıp öyle ödedim. Umutlarımız artık şans oyunları oldu. Elimizde bir tane bülten kahvede 6’lıyı bulma umudundayız. Sabahtan akşama oynuyoruz.

Hüseyin Güler: Ben bazı günler gidip bir kahvede 20 liraya çalışıyorum.

Bülent Topçu: Allah’tan anne babamız var, onlar da olmasa…

Son çare… köyümüze geri dönmek

İşsizlik nedeniyle geçim sıkıntısına düşenler köylerine geri dönme planları yapıyor. Beşyüzevler’de ziyaret ettiğimiz kahvehanelerden birinde konuştuğumuz Ahmet Yiğit (45) 1990 yılında ailesini daha iyi imkanlara kavuşturmak umuduyla Samsun’dan İstanbul’a gelmiş. 13 yıl trikoda çalışan Yiğit, krizden dolayı işyeri kapanınca bir daha iş bulamamış. Yaşından dolayı tüm kapılar yüzüne kapanan Yiğit, 1 senedir işsiz: “Nereye gitsem önce bir bakıp, bize dinamik adam lazım diyorlar. Geçinemiyoruz, 7 yaşında bir kızım var, okul aile birliği için para istiyorlar, ben zaten yardıma muhtacım, 3-4 gündür çocuğu da gönderemiyorum okula. Aslında ben Samsun’a memlekete geri dönmeyi düşünüyordum ama evdekiler karşı çıktı. Köye gitseydim hiç olmazsa aç kalmazdık, bu kadar kötü olmazdı. Psikolojim de bozuldu, bunalıma girdim, artık evde de duramıyorum, o nedenle hep buraya geliyorum.” Yiğit’in büyük çocukları istememişler İstanbul’u bırakıp köye gitmeyi.

Beşyüzevler’de ziyaret ettiğimiz başka bir kahvehanede, başka bir grup “knonik” işsizle söyleşiyoruz, ortalama 2 yıldır işsiz olanlar, iş çıktıkça dönem dönem çalışıyorlar. Onlar sabah 10’da kahveye girip, gece 12’de çıkıyorlar. İçlerinden biri son çare köye geri dönmekten bahsediyor: “2 yıldır işsizim, daha önce Zeytinburnu’ndan işletmeciydim, iflas ettik, kapattık, sonrası boş geziyoruz. İş arıyoruz da yok, daha önceki birikimlerimizi tükettik hep. O da bitince köyümüze geri döneceğiz.”

Aralarında işi gücü umursamayanlar da var tabii. 10 yıldır işsiz olduğunu söyleyen biri, iş arıyor musunuz sorumuza “valla olsa iyi olur tabii” diyor. İçlerinden biri “Bunlara 5 milyar verseniz yine çalışmazlar, alışmışlar burada oturmaya” diyor. Bir diğeri “pazar günü bile çalışırım”, öteki “iş bulsak hemen çalışırız” diye tepki gösteriyor. Kahvede herkes borç harçla ayakta duruyor, içlerinden biri “fotoğrafımızı çekmeyin, alacaklılar görecek” diye itiraz ediyor.

Hükümete ve belediyeye tepki

Zeytinburnu’nda başka bir kahvehanedeyiz. Kahvedeki herkes Mardin Midyat’tan gelme. Hemen hemen hepsi işsiz. Normal zamanda haftaiçi bomboş olan kahvede şimdilerde boş masa bulmak mümkün değil. Müşterilerinin çoğunu genç işsizler oluşturuyor. Kahvehanenin sahibi bol müşteriden mutlu mu derseniz, hayır o da çay paralarını toplayamamaktan şikayetçi. Tamamen gençlerden oluşan masalardan birinin yanın yanaşıp onlara işsizlikle ilgili haber yaptığımızı söylüyoruz. Aldığımız cevap:

-Şu anda olmaz işimiz var.

-Ne işiniz var?

-Okey oynuyoruz.

Daha sonra kendi söylediklerine kendileri de gülüyorlar.

Bir başka masaya doğru ilerliyoruz. Bu sefer konuşmaya yanaşıyorlar. Masada 8-9 kişi var, hepsi dericilik sektöründe ve hepsi şu anda işsiz. Onlar da diğerleri gibi ailelerinden ve arkadaşlarından destek alarak ayakta durmaya çalışıyorlar. Kimi evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış olmasına rağmen halen ailesiyle birlikte yaşıyor. Onlar da iş bulmaktan umudu kesmiş, iş yok ki ne arayacağız diyorlar. İşsizliğin göz boyamayla, gıda yardımı yapmakla, inşaat işiyle olmayacağını söylüyorlar; hükümete ve belediyeye karşı tepkililer. Sadaka dağıtıp, emekliden kesip millete veriyor, kendi etrafındakileri kayırıyorlar diyorlar. Milletvekillerinin kemerlerinin sıkılması, belediyenin aşırı harcamalarının kesilmesini istiyorlar. İçlerinden bir tanesi “Her tarafa lale koymuşlar, burada bir sürü lale var” diye tepkisini ortaya koyuyor.

15 yıldır İstanbul’dayım böyle işsizlik görmedim

Mehmet Sait Baran (30) görüştüğümüz işsizlerden biri. O da masadaki (bir lise mezunu hariç) herkes gibi ilkokul mezunu. 7-8 yıldır çalıştığı deri firması kapasite indirimine gidince, aylık alamaz olmuş ve tazminatı verilmeden kibarca kapının önüne konmuş. O da dava açmış. Şu anda başka mesleği olmadığı için, sektörün de durumu belli olduğundan boşta geziyor. Zamanının büyük kısmını evde veya kahvehanede geçiriyor. O şimdilik arkadaşlarından borç alarak geçiniyor, ama nereye kadar dayanır bilmiyor: “Ben 15 senedir İstanbul’dayım böyle bir işsizlik görmedim. Ne olacağımız belli değil, ev sahibi ne zamana kadar bizi idare edecek bilmiyorum. Şu anda kirayı ödeyemiyoruz.” Baran, eğer Güneydoğu sorunu çözülürse işsizliğin de bir nebze olsun ortadan kalkacağına inanıyor: “30 senedir Güneydoğu’ya harcanan paralar Türkiye’de işsizliği giderirdi. Orada binlerce köy korucusu var, onlara verilen para, devletin harcadığı paralar, her gün yapılan operasyonlar Türkiye’deki işsizliğe harcansa Türkiye’de hiç bir problem kalmaz.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND