Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşsiz yönetici olmanın dayanılmaz ağırlığı

Ekonomik krizin işsiz bıraktığı üst düzey yöneticiler yeni bir iş ararken deneyimsizliklerinin kurbanı oluyor. Pek çok yönetici iş görüşmelerinde yaptığı hatalar ve duygusallıkları nedeniyle yeni iş fırsatlarını kaçırıyor. İşte işsiz yöneticilere iş arama tüyoları…

Küresel ekonomik krizin yoğun olarak hissedildiği geçen sonbahardan bu yana hemen her sektörden pek çok çalışan koltuğundan oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre yalnızca son bir yılda işini kaybedenlerin sayısı, 1 milyonun üzerinde. Üstelik lokomotif sektörleri birbiri ardına vuran krizden yalnızca alt kademe çalışanlar ya da yeni mezunlar değil, üst kademe yöneticiler de olumsuz etkilendi.
Danışmanlık şirketi Human Resources Management’ın kurucu ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, son krizde işsiz kalanların yüzde 13’ünün birinci kademe yönetici oldukları tahmininde bulunuyor. Bu da yaklaşık 150 bin civarında yöneticinin işinden olduğu anlamına geliyor. Ancak insan kaynakları danışmanlarına göre krizin ortalama 20 yılın üzerinde deneyim sahibi binlerce yöneticiyi işsiz bırakması yeni bir sorunu da beraberinde getirdi: Deneyimli üst düzey yöneticiler iş aramaya nereden ve nasıl başlayacaklarını bilmiyor!

“Deneyimsiz gibi davranıp işi kaybediyorlar”
Artan deneyim ve yetkinliğin, krizde işini kaybeden üst düzey yöneticilerin iş bulmasını olumsuz etkilediği insan kaynakları danışmanlarının ortak görüşü. Uzun yıllar aynı şirket ve pozisyonda görev yaptığı için gerçek bir iş görüşmesi deneyiminden uzak kalan “işsiz” yöneticiler, deyim yerindeyse iş aramayı yeniden öğreniyor. BSH Kurumsal İletişim Müdürü Fatmanur Erdoğan, iş görüşmesi yapmaya alışık olmayan ve genellikle masanın diğer tarafında olan üst düzey yöneticilerin, yeni bir iş bulmaya nereden başlayacakları konusunda bocaladıklarını söylüyor. Erdoğan, “Birinci kademe yöneticiler yeni bir iş bulma konusunda sanıldığı kadar şanslı değil. Kısıtlı sayıda pozisyon için yarışıyorlar. Üstelik çevrelerini haberdar etseler de, iş görüşmesi pratiklerini yitirdikleri için genellikle görüşmeleri başarısız sonuçlanmakta” diyor. Nazlıaka da, yıllarca başarılı işlere imza atmış ancak son krizle birlikte işsiz kalmış yöneticilerin yeniden kendilerini “kanıtlamak” durumunda kalmalarının, deneyimli yöneticileri “alıngan”laştırdığı görüşünde. Kimi yöneticilerin iş görüşmesinde sorulan soruları kişisel olarak algıladığını, bu nedenle de hassaslaşarak ‘yanlış’ cevaplar verildiğini belirten Nazlıaka, sırf bu yüzden teklif edilecek işi kaybeden yöneticiler olduğunu söylüyor. Bu duruma çare olarak bazı danışmanlık şirketleri de kendi çözüm yollarını geliştiriyor: Yeni iş arayan kimi üst düzey yöneticileri prova niteliğinde bir iş görüşmesine tabi tutmak… Gerçek bir iş görüşmesi öncesi yapmaları ve kaçınmaları gerekenler konusunda ‘eğitimden’ geçirilen yöneticiler, ilk işe başladıkları güne geri döndürülüyor.

“Gurur yapıyorlar”
Krizle birlikte işini kaybeden ancak profesyonel bir isimle iş görüşmesi yapmaya alışık olmayan üst düzey yöneticiler, şimdilerde insan kaynakları danışmanlarının rehberliğinde şirketlerin kapısını çalıyor. Genellikle “işe alan taraf” olan birinci kademe yöneticiler, uzun yıllardır uzak kaldıkları iş arama sürecini adım adım yeniden öğreniyor. Ancak üst düzey yöneticiler yeni mezunlara ya da az deneyimlilere göre bu süreçte daha kolay pes edebiliyor. Özellikle de arka arkaya olumsuz geçen iş görüşmeleri, ümitsizliği de beraberinde getiriyor. Fatmanur Erdoğan’a göre üst düzey yöneticilerin iş görüşmelerinde başarısız olmalarının arkasında yatan iki temel neden var: Başarıya alışkın deneyimli yöneticilerin kendilerini yeniden karşısındaki insan kaynakları yöneticisine ‘ispat etme’ çabası, kimi tecrübeli yöneticilere ağır gelebiliyor. Özellikle kendilerinden yaşça küçük isimlerle mülakata giren işsiz yöneticilerin bu durumu, “gurur meselesi” yaptığına işaret eden Aylin Nazlıaka, mülakat esnasında hassaslaşan yöneticilerin kimi zaman işi reddettiğini de söylüyor.
Başarısız bir iş arama sürecinin arkasındaki bir diğer neden de üst düzey yöneticilerin bulundukları pozisyonda kapıldıkları rehavet olarak açıklanıyor. Erdoğan bu durumu “Yöneticiler bulundukları şirket ve pozisyonlarda sahip oldukları rahatlığın büyüsüne kapılıyor. Bu yüzden de kendi ortamları dışındaki fırsatların yaratacağı değişim zor geliyor” sözleriyle açıklıyor.
Deneyim sahibi yöneticilerin iş ararken düştüğü hatalar yalnızca duygusal sebeplerle sınırlı değil. Uzun süredir herhangi bir iş başvurusu yapmak zorunda kalmayan yöneticiler, bu süreçte teknik olarak da bazı hatalara düşüyor. Hatalı CV’ler ise en sık rastlananların başında yer alıyor. Görüşlerini aldığımız insan kaynakları danışmanları, işsiz kalan üst düzey ve deneyimli isimlerin, insan kaynakları yöneticilerinin “olur”unu alamayacak hatalarla dolu CV’ler gönderdikleri konusunda hemfikir. “Bazı yöneticiler İnternet’ten buldukları Amerikan formatlı CV’leri örnek alıyor. Bu yüzden de CV’sinde Türkiye’de ihtiyaç duyulmayan boy, kilo ve sağlık durumu gibi detaylara yer veren yöneticiler var” diyen insan kaynakları danışmanı Aylin Nazlıaka, gereksiz detayların verildiği CV’lerle sıkça karşılaştıklarını dile getiriyor: “Bizim için önemli olan bu durumdaki yöneticilerin iş deneyimleri. Ancak kimi yöneticiler bu bilgileri kısaca geçmelerine rağmen ilkokulu nerede okuduklarına kadar detaylara yer verebiliyor.”

“Nezaketen bile dönen olmadı”
Üst düzey yöneticilerin iş ararken karşılaştığı sorunlar yurtdışındaki örneklerle de kimi benzerliklere sahip. Krizin işsiz bıraktığı her biri deneyimli –üstelik Harvard gibi parlak okullardan mezun – kimi yöneticiler, bu süreçte iş hayatının acımasız yüzüyle karşı karşıya kalıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan The Wall Street Journal gazetesi, krizle birlikte işsiz kalan üst düzey yöneticilerin iş ararken yaşadığı sıkıntıları hazırladığı bir blog’da okuyucularla paylaşıyor. Amerikan seyahat şirketi Orbitz Worlwide’ın pazarlama müdürlüğü görevini yürütürken son krizle birlikte işinden olan Amanda Sundt, yeni bir iş ararken tanıdıklarına mail attığını ancak hiç kimsenin nezaketen de olsa geri dönmediğini söylüyor blog’da. Sundt, “Çok meşgul olduğunu söyleyen bu tanıdıkların her 15 dakikada bir Facebook iletilerini yenilediğini görebilirsiniz.
Ancak zor durumdaki bir dosta cevap yazacak vakitleri yok maalesef” diyor. Yine bilgi işlem şirketi ServiceMaster’ın finans eski direktörü Kevin Hudson da krizle birlikte işini kaybedenlerden. Hudson, iş arayanların en büyük endişesinin bu sürecin ne zaman sona ereceğini bilmemek olduğunu belirtiyor İnternet blog’unda. Henüz yeni bir iş bulamayan deneyimli yönetici “Eskiden önüme gelen CV’leri uzun zaman beklettiğim olurdu. Şimdi aynı durumla ben karşı karşıyayım. Maalesef kriz nedeniyle şirketlerin başvurulara geri dönüş süresi de uzadı” diyor.

“Yaşı problem etmeyin”
Yeniden iş arama sürecine giren ancak kapıldığı ümitsizlik nedeniyle hata yapan üst düzey yöneticiler için insan kaynakları uzmanları birtakım tavsiyelerde bulunuyor. Aylin Nazlıaka, üst düzey yöneticilerin iş görüşmesine gitmeden önce görüşecekleri kişi ve firmalarla ilgili bilgi almalarının yararlı olacağını söylüyor. Ancak Nazlıaka’nın bir uyarısı var: “Görüşeceğiniz ilk insan kaynakları yöneticisi sizden genç ve daha az deneyimli olabilir. Bunu problem etmeyin. Aksi halde bir sonraki adıma geçmeniz zor.”
Fatmanur Erdoğan ise işini kaybeden yöneticilere yönelik tavsiyelerini farklı başlıklar altında topluyor. Erdoğan’ın ilk ve en önemli tavsiyesi, profesyonel bir isim eşliğinde CV hazırlanması. Özensiz hazırlanmış bir CV’nin deneyimli bir yöneticiyi dahi “alelade” gösterdiğini söyleyen Erdoğan, tanıdıkları devreye sokmanın da iş bulma şansını artıracağını söylüyor. Erdoğan’nın değindiği diğer noktalar ise şöyle:

İŞSİZ YÖNETİCİLERE İŞ ARAMA TÜYOLARI
– Soruları kişisel algılamayın: Karşınızdakinin her şeyi biliyor olmasını ya da ne kadar başarılı olduğunuzu bilmesi gerektiği düşüncesini kafanızdan atın. Kendinizi ve yaptıklarınızı en iyi şekilde anlatmaya çalışın. Gerekiyorsa bu alanda uzman bir kişiden profesyonel destek alın.
– Ne fazla mütevazı olun ne de fazla övünün: Bazı üst düzey yöneticiler başarılarını öne çıkartmanın kendini fazla övmek olduğunu düşünür, güçlü yanlarını göstermekte zorlanır. Bazıları da tersine aşırı güven sergiler. Kendi kendinize yapacağınız bir iş görüşmesi pratiği, tahmininizden daha fazla yardımcı olacaktır. Bir-iki profesyonel dosttan da sizi dinlemesini ve geri bildirim yapmasını rica ederseniz, konuşmanızda ve anlatımınızda göze çarpan konuları daha net yakalayabilirsiniz.
– Tercih etmediğiniz şirketlerle ilk görüşmeleri yapmak: İlk birkaç iş görüşmenizi, çalışmayı pek de tercih etmeyeceğiniz şirketlerle yapmanız avantaj sağlar. Hem tecrübe edinmiş olursunuz hem de hayalinizdeki şirket ve pozisyonlar için hazırlamış olursunuz.
– Planlı hareket etmek hızdan daha önemli: Yeniden arayışa geçerken planlı adım atmak önemli. Her yere CV’nizi yollamaktansa, piyasada güven duyulan, itibar kazanmış beş-altı danışmanlık şirketiyle çalışmayı denemeniz akıllıca olur.
– Kitap okumak: Üst düzey yöneticilerin iş arama sürecindeki zorlukları ve çözüm önerilerini anlatan kitaplar var. Bunları mutlaka okuyun. Kendinizi bir iş görüşmesine hazırlamanıza faydası olacak.
– Korkuyu dizginlemek: Bazı yöneticiler yeniden iş aramak zorunda olduklarının bilinmesinden hoşlanmıyor. Durumunuzdan kimseye bahsetmek zorunda değilsiniz. İstediğiniz kişilerle bu bilgiyi paylaşmakta serbestsiniz. Yeni iş arıyor olduğunuz konusunda ne kadar rahat hissederseniz, iş görüşmelerinizin o kadar kolay geçtiğini de göreceksiniz.

Müge Yalçın / My Executive Yönetici Ortağı
“Aramak yerine teklif bekliyorlar”
Üst düzey yöneticiler iş ararken çekingen davranıyor. Birilerinin onları bulmasını bekliyorlar. Nereden başlayacaklarını bilmemeleri en büyük sorun. Tanıdık aracılığıyla iş aramalarını tavsiye edebilirim. Güncel bir CV hazırlanmış olması gerekiyor tabii. Bir de daha girişken olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Cihangir Erdem / E&E Yönetim Danışmanlığı
“Bu yaşımda CV mi yazacağım?”
Üst pozisyondayken işsiz kalanların iş bulması daha zor. Daha alt pozisyonlarda çalışanlar çevrelerinden rahatlıkla iş isteyebiliyor. Ancak bir üst düzey yönetici işinden olduğunda sessizce evinde oturmayı tercih ediyor. Bu durumdaki yöneticilerin egoları yüksek olduğu için işsiz kaldığını ya da iş aradığını kimseye söylemiyorlar. “Bu saatten sonra CV mi yazacağım?” diyen yöneticiler var. Eve kapanmak yerine işin üzerine gitmelerini tavsiye ederim. Kendilerine bu konuda yardımcı olacak kişilerin bir listesini hazırlamakla işe başlayabilirler.

Ömür İlbaş / STE Danışmanlık
“Çocuk kadar hassaslar”
Deneyimli isimlerin üzerindeki baskı iş hayatına yeni atılanlara göre daha fazla. Bu da onların hata yapmasına neden oluyor. İşimi kaybettim demek zor geliyor. Prestij meselesi olarak baktıkları için iş aramakta da çekingen davranıyorlar. Eksiklerinin farkında olmadıkları gibi bunu duyduklarında da çocuk gibi duygusallaşabiliyorlar. Tavsiyem bu çekingenliği bir kenara bırakmaları. Bir de farklı sektörlerde şanslarını denemeleri başarısızlığa yol açabilir. En iyi bildikleri işi yapmalarını öneriyorum.

Network oluşturmak önemli
İş hayatına Unilever’de atılan Murat Ergene, burada geçirdiği 12 yılın ardından iki yıl da Carrefour’da görev yapan bir yönetici. 2009 yılına kadar Garanti Bankası’nda Birim Müdürü olarak çalışan Ergene, şu anda iş hayatına insan kaynakları danışmanlığı yaparak devam ediyor. Ergene, üst düzey yöneticilerin iş arama sürecini anlatırken “Çalışmayanın halinden çalışan anlamıyor. İş arma süreci oldukça yıpratıcı olabiliyor” ifadesini kullanıyor.
Uzun yıllar aynı şirkette çalışanların başka şirketlere uyum sağlamakta zorlandığını söyleyen Ergene, üst düzey yöneticilere, kendini yeniden ispatlama gerekliliğinin ağır geldiğini düşünüyor. Murat Ergene’nin bu sürece ilişkin tavsiyeleri de var: “Piramidin tepesine doğru çıktıkça iş bulmak zor. Tabii çalışırken kimsenin aklına network oluşturmak gelmiyor. İşten ayrılıp bu network’e ihtiyaç duyduğunuzda ise iş işten geçmiş oluyor. Bu nedenle çevrenizle ilişkilerinizi henüz çalışırken güçlendirin. Özellikle de beyin avcılarıyla her zaman iletişim içinde olun.”
Ergene, bu süreçte hizmet veren bazı danışmanlık şirketlerini de eleştiriyor. Bazı firmaların, işsiz kalan CEO ya da genel müdürlerin karşısına mülakat için son derece deneyimsiz kişileri çıkardığını söylüyor. Bu durumun kimi üst düzey yöneticilerin görüşmelerinin olumsuz geçmesine neden olduğunu belirtiyor.
Uluslararası bir hızlı tüketim şirketinde 11 yıl boyunca çalışan Burak Nukan da krizle birlikte şirketle yolunu ayıran bir satış yöneticisi. Geçtiğimiz ay çalıştığı şirketten ayrılan Nukan, son bir ayda yaptığı iş görüşmelerinin çoğunluğunu çevresi aracılığıyla gerçekleştirmiş. Profesyonel bir danışmanlık şirketinden de destek alan Nukan, büyük bir gıda firmasında işbaşı yapmaya hazırlanıyor. İş arama sürecini “Yıpratıcı ve zor” olarak tanımlayan Nukan, yeni bir iş bulana kadar işsiz olduğunu ailesine söyleyememiş. Bu dönemde aile ve arkadaş çevresinin manevi desteği oldukça önemli bulan yöneticinin benzer durumda olan adaylara tavsiyeler ise şunlar: “Çevrenizi mutlaka haberdar edin. Aynı günde birden fazla iş görüşmesi asla yapmayın. Aile ve arkadaşlarınızın desteğine açık olun. Telaşa kapılmayın”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND