Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşsiz yönetici olmanın dayanılmaz ağırlığı

Ekonomik krizin işsiz bıraktığı üst düzey yöneticiler yeni bir iş ararken deneyimsizliklerinin kurbanı oluyor. Pek çok yönetici iş görüşmelerinde yaptığı hatalar ve duygusallıkları nedeniyle yeni iş fırsatlarını kaçırıyor. İşte işsiz yöneticilere iş arama tüyoları…

Küresel ekonomik krizin yoğun olarak hissedildiği geçen sonbahardan bu yana hemen her sektörden pek çok çalışan koltuğundan oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre yalnızca son bir yılda işini kaybedenlerin sayısı, 1 milyonun üzerinde. Üstelik lokomotif sektörleri birbiri ardına vuran krizden yalnızca alt kademe çalışanlar ya da yeni mezunlar değil, üst kademe yöneticiler de olumsuz etkilendi.
Danışmanlık şirketi Human Resources Management’ın kurucu ortağı Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka, son krizde işsiz kalanların yüzde 13’ünün birinci kademe yönetici oldukları tahmininde bulunuyor. Bu da yaklaşık 150 bin civarında yöneticinin işinden olduğu anlamına geliyor. Ancak insan kaynakları danışmanlarına göre krizin ortalama 20 yılın üzerinde deneyim sahibi binlerce yöneticiyi işsiz bırakması yeni bir sorunu da beraberinde getirdi: Deneyimli üst düzey yöneticiler iş aramaya nereden ve nasıl başlayacaklarını bilmiyor!

“Deneyimsiz gibi davranıp işi kaybediyorlar”
Artan deneyim ve yetkinliğin, krizde işini kaybeden üst düzey yöneticilerin iş bulmasını olumsuz etkilediği insan kaynakları danışmanlarının ortak görüşü. Uzun yıllar aynı şirket ve pozisyonda görev yaptığı için gerçek bir iş görüşmesi deneyiminden uzak kalan “işsiz” yöneticiler, deyim yerindeyse iş aramayı yeniden öğreniyor. BSH Kurumsal İletişim Müdürü Fatmanur Erdoğan, iş görüşmesi yapmaya alışık olmayan ve genellikle masanın diğer tarafında olan üst düzey yöneticilerin, yeni bir iş bulmaya nereden başlayacakları konusunda bocaladıklarını söylüyor. Erdoğan, “Birinci kademe yöneticiler yeni bir iş bulma konusunda sanıldığı kadar şanslı değil. Kısıtlı sayıda pozisyon için yarışıyorlar. Üstelik çevrelerini haberdar etseler de, iş görüşmesi pratiklerini yitirdikleri için genellikle görüşmeleri başarısız sonuçlanmakta” diyor. Nazlıaka da, yıllarca başarılı işlere imza atmış ancak son krizle birlikte işsiz kalmış yöneticilerin yeniden kendilerini “kanıtlamak” durumunda kalmalarının, deneyimli yöneticileri “alıngan”laştırdığı görüşünde. Kimi yöneticilerin iş görüşmesinde sorulan soruları kişisel olarak algıladığını, bu nedenle de hassaslaşarak ‘yanlış’ cevaplar verildiğini belirten Nazlıaka, sırf bu yüzden teklif edilecek işi kaybeden yöneticiler olduğunu söylüyor. Bu duruma çare olarak bazı danışmanlık şirketleri de kendi çözüm yollarını geliştiriyor: Yeni iş arayan kimi üst düzey yöneticileri prova niteliğinde bir iş görüşmesine tabi tutmak… Gerçek bir iş görüşmesi öncesi yapmaları ve kaçınmaları gerekenler konusunda ‘eğitimden’ geçirilen yöneticiler, ilk işe başladıkları güne geri döndürülüyor.

“Gurur yapıyorlar”
Krizle birlikte işini kaybeden ancak profesyonel bir isimle iş görüşmesi yapmaya alışık olmayan üst düzey yöneticiler, şimdilerde insan kaynakları danışmanlarının rehberliğinde şirketlerin kapısını çalıyor. Genellikle “işe alan taraf” olan birinci kademe yöneticiler, uzun yıllardır uzak kaldıkları iş arama sürecini adım adım yeniden öğreniyor. Ancak üst düzey yöneticiler yeni mezunlara ya da az deneyimlilere göre bu süreçte daha kolay pes edebiliyor. Özellikle de arka arkaya olumsuz geçen iş görüşmeleri, ümitsizliği de beraberinde getiriyor. Fatmanur Erdoğan’a göre üst düzey yöneticilerin iş görüşmelerinde başarısız olmalarının arkasında yatan iki temel neden var: Başarıya alışkın deneyimli yöneticilerin kendilerini yeniden karşısındaki insan kaynakları yöneticisine ‘ispat etme’ çabası, kimi tecrübeli yöneticilere ağır gelebiliyor. Özellikle kendilerinden yaşça küçük isimlerle mülakata giren işsiz yöneticilerin bu durumu, “gurur meselesi” yaptığına işaret eden Aylin Nazlıaka, mülakat esnasında hassaslaşan yöneticilerin kimi zaman işi reddettiğini de söylüyor.
Başarısız bir iş arama sürecinin arkasındaki bir diğer neden de üst düzey yöneticilerin bulundukları pozisyonda kapıldıkları rehavet olarak açıklanıyor. Erdoğan bu durumu “Yöneticiler bulundukları şirket ve pozisyonlarda sahip oldukları rahatlığın büyüsüne kapılıyor. Bu yüzden de kendi ortamları dışındaki fırsatların yaratacağı değişim zor geliyor” sözleriyle açıklıyor.
Deneyim sahibi yöneticilerin iş ararken düştüğü hatalar yalnızca duygusal sebeplerle sınırlı değil. Uzun süredir herhangi bir iş başvurusu yapmak zorunda kalmayan yöneticiler, bu süreçte teknik olarak da bazı hatalara düşüyor. Hatalı CV’ler ise en sık rastlananların başında yer alıyor. Görüşlerini aldığımız insan kaynakları danışmanları, işsiz kalan üst düzey ve deneyimli isimlerin, insan kaynakları yöneticilerinin “olur”unu alamayacak hatalarla dolu CV’ler gönderdikleri konusunda hemfikir. “Bazı yöneticiler İnternet’ten buldukları Amerikan formatlı CV’leri örnek alıyor. Bu yüzden de CV’sinde Türkiye’de ihtiyaç duyulmayan boy, kilo ve sağlık durumu gibi detaylara yer veren yöneticiler var” diyen insan kaynakları danışmanı Aylin Nazlıaka, gereksiz detayların verildiği CV’lerle sıkça karşılaştıklarını dile getiriyor: “Bizim için önemli olan bu durumdaki yöneticilerin iş deneyimleri. Ancak kimi yöneticiler bu bilgileri kısaca geçmelerine rağmen ilkokulu nerede okuduklarına kadar detaylara yer verebiliyor.”

“Nezaketen bile dönen olmadı”
Üst düzey yöneticilerin iş ararken karşılaştığı sorunlar yurtdışındaki örneklerle de kimi benzerliklere sahip. Krizin işsiz bıraktığı her biri deneyimli –üstelik Harvard gibi parlak okullardan mezun – kimi yöneticiler, bu süreçte iş hayatının acımasız yüzüyle karşı karşıya kalıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan The Wall Street Journal gazetesi, krizle birlikte işsiz kalan üst düzey yöneticilerin iş ararken yaşadığı sıkıntıları hazırladığı bir blog’da okuyucularla paylaşıyor. Amerikan seyahat şirketi Orbitz Worlwide’ın pazarlama müdürlüğü görevini yürütürken son krizle birlikte işinden olan Amanda Sundt, yeni bir iş ararken tanıdıklarına mail attığını ancak hiç kimsenin nezaketen de olsa geri dönmediğini söylüyor blog’da. Sundt, “Çok meşgul olduğunu söyleyen bu tanıdıkların her 15 dakikada bir Facebook iletilerini yenilediğini görebilirsiniz.
Ancak zor durumdaki bir dosta cevap yazacak vakitleri yok maalesef” diyor. Yine bilgi işlem şirketi ServiceMaster’ın finans eski direktörü Kevin Hudson da krizle birlikte işini kaybedenlerden. Hudson, iş arayanların en büyük endişesinin bu sürecin ne zaman sona ereceğini bilmemek olduğunu belirtiyor İnternet blog’unda. Henüz yeni bir iş bulamayan deneyimli yönetici “Eskiden önüme gelen CV’leri uzun zaman beklettiğim olurdu. Şimdi aynı durumla ben karşı karşıyayım. Maalesef kriz nedeniyle şirketlerin başvurulara geri dönüş süresi de uzadı” diyor.

“Yaşı problem etmeyin”
Yeniden iş arama sürecine giren ancak kapıldığı ümitsizlik nedeniyle hata yapan üst düzey yöneticiler için insan kaynakları uzmanları birtakım tavsiyelerde bulunuyor. Aylin Nazlıaka, üst düzey yöneticilerin iş görüşmesine gitmeden önce görüşecekleri kişi ve firmalarla ilgili bilgi almalarının yararlı olacağını söylüyor. Ancak Nazlıaka’nın bir uyarısı var: “Görüşeceğiniz ilk insan kaynakları yöneticisi sizden genç ve daha az deneyimli olabilir. Bunu problem etmeyin. Aksi halde bir sonraki adıma geçmeniz zor.”
Fatmanur Erdoğan ise işini kaybeden yöneticilere yönelik tavsiyelerini farklı başlıklar altında topluyor. Erdoğan’ın ilk ve en önemli tavsiyesi, profesyonel bir isim eşliğinde CV hazırlanması. Özensiz hazırlanmış bir CV’nin deneyimli bir yöneticiyi dahi “alelade” gösterdiğini söyleyen Erdoğan, tanıdıkları devreye sokmanın da iş bulma şansını artıracağını söylüyor. Erdoğan’nın değindiği diğer noktalar ise şöyle:

İŞSİZ YÖNETİCİLERE İŞ ARAMA TÜYOLARI
– Soruları kişisel algılamayın: Karşınızdakinin her şeyi biliyor olmasını ya da ne kadar başarılı olduğunuzu bilmesi gerektiği düşüncesini kafanızdan atın. Kendinizi ve yaptıklarınızı en iyi şekilde anlatmaya çalışın. Gerekiyorsa bu alanda uzman bir kişiden profesyonel destek alın.
– Ne fazla mütevazı olun ne de fazla övünün: Bazı üst düzey yöneticiler başarılarını öne çıkartmanın kendini fazla övmek olduğunu düşünür, güçlü yanlarını göstermekte zorlanır. Bazıları da tersine aşırı güven sergiler. Kendi kendinize yapacağınız bir iş görüşmesi pratiği, tahmininizden daha fazla yardımcı olacaktır. Bir-iki profesyonel dosttan da sizi dinlemesini ve geri bildirim yapmasını rica ederseniz, konuşmanızda ve anlatımınızda göze çarpan konuları daha net yakalayabilirsiniz.
– Tercih etmediğiniz şirketlerle ilk görüşmeleri yapmak: İlk birkaç iş görüşmenizi, çalışmayı pek de tercih etmeyeceğiniz şirketlerle yapmanız avantaj sağlar. Hem tecrübe edinmiş olursunuz hem de hayalinizdeki şirket ve pozisyonlar için hazırlamış olursunuz.
– Planlı hareket etmek hızdan daha önemli: Yeniden arayışa geçerken planlı adım atmak önemli. Her yere CV’nizi yollamaktansa, piyasada güven duyulan, itibar kazanmış beş-altı danışmanlık şirketiyle çalışmayı denemeniz akıllıca olur.
– Kitap okumak: Üst düzey yöneticilerin iş arama sürecindeki zorlukları ve çözüm önerilerini anlatan kitaplar var. Bunları mutlaka okuyun. Kendinizi bir iş görüşmesine hazırlamanıza faydası olacak.
– Korkuyu dizginlemek: Bazı yöneticiler yeniden iş aramak zorunda olduklarının bilinmesinden hoşlanmıyor. Durumunuzdan kimseye bahsetmek zorunda değilsiniz. İstediğiniz kişilerle bu bilgiyi paylaşmakta serbestsiniz. Yeni iş arıyor olduğunuz konusunda ne kadar rahat hissederseniz, iş görüşmelerinizin o kadar kolay geçtiğini de göreceksiniz.

Müge Yalçın / My Executive Yönetici Ortağı
“Aramak yerine teklif bekliyorlar”
Üst düzey yöneticiler iş ararken çekingen davranıyor. Birilerinin onları bulmasını bekliyorlar. Nereden başlayacaklarını bilmemeleri en büyük sorun. Tanıdık aracılığıyla iş aramalarını tavsiye edebilirim. Güncel bir CV hazırlanmış olması gerekiyor tabii. Bir de daha girişken olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Cihangir Erdem / E&E Yönetim Danışmanlığı
“Bu yaşımda CV mi yazacağım?”
Üst pozisyondayken işsiz kalanların iş bulması daha zor. Daha alt pozisyonlarda çalışanlar çevrelerinden rahatlıkla iş isteyebiliyor. Ancak bir üst düzey yönetici işinden olduğunda sessizce evinde oturmayı tercih ediyor. Bu durumdaki yöneticilerin egoları yüksek olduğu için işsiz kaldığını ya da iş aradığını kimseye söylemiyorlar. “Bu saatten sonra CV mi yazacağım?” diyen yöneticiler var. Eve kapanmak yerine işin üzerine gitmelerini tavsiye ederim. Kendilerine bu konuda yardımcı olacak kişilerin bir listesini hazırlamakla işe başlayabilirler.

Ömür İlbaş / STE Danışmanlık
“Çocuk kadar hassaslar”
Deneyimli isimlerin üzerindeki baskı iş hayatına yeni atılanlara göre daha fazla. Bu da onların hata yapmasına neden oluyor. İşimi kaybettim demek zor geliyor. Prestij meselesi olarak baktıkları için iş aramakta da çekingen davranıyorlar. Eksiklerinin farkında olmadıkları gibi bunu duyduklarında da çocuk gibi duygusallaşabiliyorlar. Tavsiyem bu çekingenliği bir kenara bırakmaları. Bir de farklı sektörlerde şanslarını denemeleri başarısızlığa yol açabilir. En iyi bildikleri işi yapmalarını öneriyorum.

Network oluşturmak önemli
İş hayatına Unilever’de atılan Murat Ergene, burada geçirdiği 12 yılın ardından iki yıl da Carrefour’da görev yapan bir yönetici. 2009 yılına kadar Garanti Bankası’nda Birim Müdürü olarak çalışan Ergene, şu anda iş hayatına insan kaynakları danışmanlığı yaparak devam ediyor. Ergene, üst düzey yöneticilerin iş arama sürecini anlatırken “Çalışmayanın halinden çalışan anlamıyor. İş arma süreci oldukça yıpratıcı olabiliyor” ifadesini kullanıyor.
Uzun yıllar aynı şirkette çalışanların başka şirketlere uyum sağlamakta zorlandığını söyleyen Ergene, üst düzey yöneticilere, kendini yeniden ispatlama gerekliliğinin ağır geldiğini düşünüyor. Murat Ergene’nin bu sürece ilişkin tavsiyeleri de var: “Piramidin tepesine doğru çıktıkça iş bulmak zor. Tabii çalışırken kimsenin aklına network oluşturmak gelmiyor. İşten ayrılıp bu network’e ihtiyaç duyduğunuzda ise iş işten geçmiş oluyor. Bu nedenle çevrenizle ilişkilerinizi henüz çalışırken güçlendirin. Özellikle de beyin avcılarıyla her zaman iletişim içinde olun.”
Ergene, bu süreçte hizmet veren bazı danışmanlık şirketlerini de eleştiriyor. Bazı firmaların, işsiz kalan CEO ya da genel müdürlerin karşısına mülakat için son derece deneyimsiz kişileri çıkardığını söylüyor. Bu durumun kimi üst düzey yöneticilerin görüşmelerinin olumsuz geçmesine neden olduğunu belirtiyor.
Uluslararası bir hızlı tüketim şirketinde 11 yıl boyunca çalışan Burak Nukan da krizle birlikte şirketle yolunu ayıran bir satış yöneticisi. Geçtiğimiz ay çalıştığı şirketten ayrılan Nukan, son bir ayda yaptığı iş görüşmelerinin çoğunluğunu çevresi aracılığıyla gerçekleştirmiş. Profesyonel bir danışmanlık şirketinden de destek alan Nukan, büyük bir gıda firmasında işbaşı yapmaya hazırlanıyor. İş arama sürecini “Yıpratıcı ve zor” olarak tanımlayan Nukan, yeni bir iş bulana kadar işsiz olduğunu ailesine söyleyememiş. Bu dönemde aile ve arkadaş çevresinin manevi desteği oldukça önemli bulan yöneticinin benzer durumda olan adaylara tavsiyeler ise şunlar: “Çevrenizi mutlaka haberdar edin. Aynı günde birden fazla iş görüşmesi asla yapmayın. Aile ve arkadaşlarınızın desteğine açık olun. Telaşa kapılmayın”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND