Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşsiz kalma korkusu nasıl aşılır?

Eski çağlarda insanın hayatta kalma güdüsünü gerçek ölüm kalım mücadeleleri tetiklerken bugün yırtıcı hayvan tehlikesinin yerini işsiz kalmak gibi dertler aldı. Ama bir kurtuluş yolu var… Nasıl mı?

motivasyon ihtiyacı, işsiz kalma korkusu, depresyon süreci

Eski çağlarda insanın hayatta kalma güdüsünü gerçek ölüm kalım mücadeleleri tetiklerken bugün yırtıcı hayvan tehlikesinin yerini işsiz kalmak gibi dertler aldı. Ama bir kurtuluş yolu var… Nasıl mı?

Depresyona mahkûm olmamanın basit yolu

İnsanoğlu birkaç yüzyıldır az hareket ederek yaşayabiliyor. Eski çağlarda insanın hayatta kalma güdüsünü gerçek ölüm kalım mücadeleleri tetiklerken bugün yırtıcı hayvan tehlikesinin yerini işsiz kalmak gibi dertler aldı. Kısacası hareket az, depresyona girme riskimiz yüksek! Ama bir kurtuluş yolu var…

Depresyon… Depresyon… Hepimizin yaşantısına mutlaka uğrayan, kimi zaman teğet geçen, kimi zaman da derinlemesine iz bırakan ruh sıkıntısı. Depresyonun öyle çok sebebi olabilir ki saymakla bitmez. Üstelik sebepsiz olanları da vardır, ancak yaşayan bilir. Hele ki günümüzde, depresif bir havaya girmek için malesef fazla çabalamaya gerek yok…
Gelgelelim depresyon, içinden çıkılması imkânsız bir durum asla değil. Çoğumuz depresyondayken metanetle geçip gitmesini bekleriz. Aslında sanıldığı gibi içine kapanıp, kendiliğinden geçmesini beklemenin pek bir faydası olmaz, üstelik gereği de yok. Bilimsel çalışmalar, beden sağlığına olumsuz etki eden depresyonun kararlılıkla ve düzenli çabayla alt edilebildiğini ortaya koyuyor. En kolay ve hızlı sonuç veren mücadele yöntemi olarak da egzersiz öneriliyor.Depresyonla mücadeleye başlamadan önce yapılacak ilk hamle, onun farkına varmak ve onu kabul etmek. Çünkü bilinçaltının bu ruh halinden çıkma kararını alması, ancak bilinçli biçimde adını koyduktan sonra gerçekleşebiliyor.

DEPRESYONDA YA AŞIRI, YA ÇOK AZ YERİZ

Depresyon hayatımıza girdiğinde, kimi zaman sessiz sakin, hissettirmeden gelir; kimi zaman da inme gibi bir anda çöker sahneye. Depresyona hep ‘bizim girdiğimiz’ söylenir ancak aslında biliriz ki hayatımıza ‘giren’ odur. İşte özellikle sessiz sakin, yavaş yavaş, kendini pek belli etmeden gelen depresyon, beraberinde bezginlik ve hüzün halinden daha fazla sıkıntı getiriyor. Kimi zaman depresyonda olduğumuzu anlamamız haftalar hatta aylar sürebiliyor. Kişinin kendi öz farkındalık seviyesiyle ilgili olan bu depresyonu kavrama hali, içe dönük kişiliklerde daha da zorlaşabiliyor. Günlük sorunların, her daim süregelen dertlerin bir yansıması olduğu sanılan iç sıkıntısı halinin aslında teşhis edilebilir depresyon olduğunu fark edene kadar epey vakit alabiliyor. Depresyona girince kendimize bakmayı bırakıyoruz, aynı zamanda hareket etmeyi ve egzersiz yapmayı, iyi beslenmeyi de bırakıyoruz. Depresyona giren insanlar çoğunlukla ya aşırı ya da çok az yerler. Aynı zamanda ruh haliyle başedebilmek adına sigara, alkol ve zararlı maddeleri kullanmaya daha yatkın olurlar. İşte bütün bunlar da çeşitli kalp rahatsızlıklarına sebep olabiliyor.

 

KALBİNİZ SIKIŞIYOR, EVET!

Amerika’da yakın zamanda gerçekleştirilen bir çalışma sonucunda depresyonun hormonal değişikliklere yol açarak kalpte ritim bozuklularını tetikleyebildiği keşfedilmiş. Araştırma için daha evvel kalp rahatsızlığı veya depresyon/sinir hastalığı teşhisi konulmamış 965 kişiyle çalışılmış. Kişilere depresyon ve günlük fiziksel aktivitelerinin seviyesini anlamak üzere sorular sorulmuş. Ardından kalp rahatsızlıklarının erken belirtileri incelenmiş. Hareketsiz yaşayanların hastalıkların erken belirtilerini sergilemeye yatkınlığı açık biçimde görülürken, egzersiz yapanlarınsa çok daha az risk taşıdığı gözlenmiş. Depresyon halindeyken “Kalbim sıkışıyor” deriz. Demek ki hiç de boşa söylenen bir deyim değil bu. Üstelik depresyonun kalp damarlarını ve ana arterleri sertleştirip daraltarak kalp krizi kadar büyük risklere yol açma ihtimalinden de söz ediliyor. Yine “Kalbim daralıyor” derken belki de tam olarak kastettiğimiz şey budur. 

Araştırmayı yürüten doktorlar, depresyonun bedene, özellikle de kalp gibi kritik bir hayati organa etkilerini azaltmak için egzersiz yapmanın önemini vurguluyorlar. Keza yapılan çalışmanın sonucunda düzenli egzersizin, depresyon tarafından tetiklenen kalp rahatsızlıklarında iyileşmeye yol açtığı gözlenmiş. 2014 yılında yapılan başka bir çalışma ise düzenli olarak egzersiz yapanların depresyon semptomlarını daha az sergilediğini ortaya koymuş. Egzersizin insanın modunu yükseltme, kaygı bozukluklarını giderme ile genel ruh ve akıl sağlığı kalitesini yükseltme etkisine dair farklı bilimsel çalışmalar da bulunuyor.

 

YIRTICI HAYVAN KORKUSUNUN YERİNİ İŞSİZ KALMAK ALDI

Egzersiz yaptığımızda kendimizi iyi hissetmemizin temelinde yatan sadece endorfin salgılamak değil. Endorfin, mutluluk duygusu vererek kendimizden memnun olmamızı sağlıyor. Fakat bunun da ötesinde egzersiz yapmanın insan ruhuna ‘yaşadığını hissettirmek’ gibi benzersiz bir etkisi var. Çağlar öncesinde hareket etmek, bu ister yürümek, koşturmak, avlanmak ya da meyve toplamak için ağaçlara tırmanmak olsun, hayatta kalmanın baş koşuluydu. Eski çağlarda hareket etmeyen ya da az hareket eden insanların yaşama tutunabilmesi diğerlerine göre çok daha zordu. Ve bu, milyonlarca yıl böylece süregelerek DNA’mıza işledi. Şimdiyse, sadece birkaç yüzyıldır az hareket ederek yaşayabiliyoruz. Fakat hayat, yine de bizi strese sokarak hayatta kalma içgüdümüzün tetiklenmesini sağlıyor. Eski çağlarda bu güdüyü tetikleyen şey gerçek ölüm kalım mücadeleleriydi, yırtıcı bir hayvanla karşılaşmak gibi. Tam o sırada salgılanan stres hormonu, ya kalıp mücadele etmeyi ya da tabana kuvvet koşup kaçmayı mümkün kılıyordu.Bugün aynı stresi, masa başında çekiyoruz; işler yolunda gitmediğinde veya patrondan ters bir mail geldiğinde…Günümüzde sadece ağaçlardan meyve toplayarak yaşayamayacağımız için, işsiz kalma korkusu da doğrudan yırtıcı bir hayvanla karşılaşmaya eşdeğer oluyor. Bizi strese sokanlar tabii ki yalnızca bunlar değil. Büyük çabayla yolunda tutmaya çalıştığımız hayat düzenimizi bozabilecek her şey, sevgiliyle tartışmaktan tutun da çocuğun okulda yaşadığı probleme kadar, yaşamın kolayca akışını tehdit ediyor.

Pekala, bu stresleri yok edemiyorsak da onları çekmeye mahkum muyuz? Hiç öyle değil. Sorunlardan koşup kaçamıyorsak ormana gidip temiz havada koşmak, hayatın yüklerini kaldıramıyorsak kendi ağırlığımızı kaldırıp ter atma fırsatımız her zaman var. Böylece bedenimiz, ruhumuza ‘fiziki olarak gerekenin yapıldığı’ sinyalini verir ve bütün benliğimiz yaşadığını, sorunlarla başa çıkabildiğini hisseder.

KURTULUŞ HAREKETTE… 

Eğer depresyonla baş edebilmek istiyor fakat motive olmakta zorlanıyorsanız, egzersiz yapmanın en kolay kurtuluş yolu olduğunu kendinize hatırlatın. Egzersiz yapmayı asla gözünüzde büyütmeyin, mutlaka bir spor salonuna kaydolmanız ya da büyük bir disiplin içinde olmanız gerekmiyor. Sizi motive edecek bir yardımcınız olsun isterseniz, ‘Cebinizdeki Koç’ FitWell’in hedef programlarını inceleyin. Kendinize bir hedef seçin ve bu hedef hem fit olmak, hem de depresyonu hayatınızdan çıkarmak olsun!

Ve son söz:
Biliyorsunuz ki gerçekten istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Kendinize zaman tanıyın ve bu kararınızdan vazgeçmeyin. Üstelik bahar mevsimi yaklaşıyor, yaza hala vakit var. Tatil aylarına formda girdiğinizi hayal edin, insana kendisini daha iyi hissettirecek ne olabilir? 

Kaynak: www.radikal.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Dünya’da en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?

turizm, singapur, seyahat, paris, londra, en çok ziyaret edilen şehirler, dubai, bangkok

“Dünyada en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?” sorusundan hareketle bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucunda ise öne çıkan ilk 5 şehir belirlenmiş. Peki, sizce hangi şehirler bu listede yer almıştır? İşte yanıtı…

Dünya’da En Çok Ziyaret Edilen Şehirler

Küresel seyahat ve turizm endüstrisi tahmini olarak yılda 8,8 trilyon dolar değerinde. Ziyaretçileri ve harcama alışkanlıklarını izleyen bir araştırmanın sonuçlarına göre son 10 yılda da turizm harcamalarında ortalama %7,4 bir artış görülmekte.

Bu esnada da bazı şehirler öne çıkmakta. Örneğin, önümüzdeki yıl Japonya’da yapılacak 2020 Olimpiyatları ile Tokyo’nun (şu anda 9. sırada) %10’un üzerinde bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

İşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

5.Singapur

2018’de 14.76 milyon ziyaretçi Singapur’a gitti. Listedeki en çok ziyaret edilen şehirlerin yarısı, son 10 yılda büyük artış gösteren Asya-Pasifik bölgesinden. Bölge ağırladığı turist kapasitesi açısından son 10 yılda %9,4 büyüdü.

4.Dubai

60 yıl önce Dubai sadece bir balıkçı köyüydü. Bugün ise Emirlik nüfusu 3 milyondan fazla. Geçen yıl şehrin ağırladığı ziyaretçi sayısı 15.93 milyonu buldu.

Ziyaretçilerin seçtikleri destinasyonda ne kadar para harcadıkları söz konusu olduğunda; alışveriş merkezi, konferanslar ve sergiler ilk sırada. 2018’de ziyaretçiler 30.82 milyar dolar harcadı.

3.Londra

Big Ben, Parlamento, Buckingham Sarayı…
Londra, ünlü simge yapılar ile doludur. Bu sebeple geçen yıl 19.09 milyon insanın oraya gitmesi çok da şaşırtıcı değil.

Ancak, Londra, ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşayan ilk 10’daki tek şehir – geçen yılın sıralamasına göre bu düşü %4 civarında

Tate Modern sanat galerisi (5.86 milyon), İngiliz Müzesi (5.82 milyon) ve Ulusal Galeri (5.73 milyon) şehrin en büyük üç ziyaretçi çeken merkezi.

2.Paris

Londra’nın kayıp yaşaması Paris’e kazanç olarak döndü. Paris, sıralamada üçten ikiye yükseldi; İngiltere’nin başkentinden ziyaretçi çaldı. Paris’te görülecek çok sayıda şey var bunların en başında da dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi Louvre geliyor.

Her yıl bu müzeye gelen 10.2 milyon insandan yaklaşık %80’inin de sadece Mona Lisa’yı görmeye geldiği düşünülüyor.

1992’de açılan Disneyland Paris, şehrin diğer turistik yerlerine gölge düşürüyor. 1992 ve 2017’de açılma arasındaki 25 yılda 320 milyon ziyaret ağırlayarak Avrupa’nın en iyi turizm merkezi haline geldi. Fransız ekonomisine 75 milyar dolar (68 milyar €) katkıda bulundu ve Fransa’nın turizm gelirinin %6.2’sini temsil ediyor.

1.Bangkok

Dört yıl boyunca en üst sıralarda yer alan Tayland’ın başkenti geçen yıl 22 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin 2018 verilerine göre, Tayland Güneydoğu Asya’daki en büyük turizm ekonomisine sahip. Turistlerin geçen yıl Bangkok’da bıraktığı 70,1 milyar doların Tayland ihracat gelirlerinin %20,8’ini oluşturduğu düşünülüyor.

Tayland para biriminin güçlenmesi ve küresel ekonomideki yavaşlamanın Tayland’ın turizm gelirini etkilemesi bekleniyor.

Yazar: Büşra Meral
Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kariyer diyetine var mısınız?

şirket, Manşet, kariyere yön vermek, kariyer diyeti, kariyer, iş hayatı, 90 günlük kariyer diyeti

Patronunuz işinize kattığınız değerin farkında mı? En son ne zaman bir üst pozisyona atandınız? Ekibin kilit oyuncularından biri misiniz? Eğer bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız doğru yerdesiniz. İşte kariyerini daha doğru yönetmek isteyenler için 90 günlük kariyer diyeti…

90 günlük kariyer diyetiyle kariyerinizi şekillendirin

Milyonlarca kişi her yıl, sağlıklı yaşam için diyete başlıyor ve hayatında bir şeyleri yoluna sokmaya çalışıyor. Global danışmanlık şirketi Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison’da, çalışanlara kariyerlerini daha iyi yönlendirmeleri için “90 günlük kariyer diyeti” tavsiye ediyor…

Şu anki işiniz ne kadar ilginizi çekiyor?

Sabahları işe gitmekte zorlanıyor musunuz?

Patronunuz işinize kattığınız değeri farkında mı?

En son ne zaman takdir edildiniz?

Son performans değerlendirme notunuz iyi miydi?

Şirketinizde vazgeçilmez biri olarak görülüyor musunuz?

En son ne zaman terfi ettiniz?

En son ne zaman işinizde yeni bir şey öğrendiniz?

Eğer yukarıdaki sorulardan birkaçına olumsuz cevap veriyorsanız, 90 günlük kariyer diyetini yapmak için iyi bir adaysınız demektir. Soruları cevaplarken, kendinize karşı dürüstseniz, süreç sizin için daha kolay ilerleyebilir.

Gary Burnison’ın kariyerine yeni bir yön vermek isteyenlere önerileri şöyle;

1- Kendinizi iyi tanıyın

Kariyerinizi şekillendirmeye çalışırken, disiplinli olmaya ve yeni alışkanlıklar edinmeye ihtiyacınız var. Vücudunuzu şekillendirmek için bir spor salonuna üye olmak gibi, kariyerinizi şekillendirmek için de bir plana ve koçluğa ihtiyacınız var.

Ödeviniz: Mevcut durumu değerlendirme

Kendinizi tanımalı ve kendinizle ilgili bir bakış açısına sahip olmalısınız. Güçlü ve zayıf yanlarınız, becerileriniz ve deneyimleriniz, tutkulu olduğunuz şeyler, amaçlarınız, sizi motive eden şeyler konusunda net olmalısınız.

Kim olduğunuzu farkında olun!

İddialı mısınız yoksa pasif misiniz?

Risk almaktan kaçıyor musunuz?

Tecrübenize ne kadar güveniyorsunuz?

2- Hedeflerinizi belirleyin

Motivaston kaynaklarınızı bilin ve hedefleriniz konusunda net olun. Sizi, motive eden şey ne? Hangi şirket kültüründe çalışmak sizin için daha uygun, bu konuda net bir karar verin. Bu kararı alırken internetten ya da çevrenizden destek alın. Çalışmayı planladığınız şirketle ilgili detaylı bilgi edinin.

3- Network’ünüzü yönetin

Yeni bir iş bulmanın önemli noktalarından biri de güçlü bir network’e sahip olmak. İş hayatında tanıdığınız bir kişinin size ne zaman yardımcı olabileceğini kimse bilemez. Bu nedenle ilişkiler konusunda da iyi olmanız gerekiyor. Belli aralıklarla network’ünüzdeki kişilerle kontakta olun ve ilişkilerinizi sıcak tutun.

4- Özgeçmişinizi güncelleyin

Sizi en iyi şekilde anlatan bir özgeçmişe sahip olmalısınız. Hakkınızda önemli bilgileri içeren ve kendi içinde tutarlı olan bir özgeçmiş hazırlamalısınız. Bugüne kadar farklı deneyimler edinmiş ve farklı görev almış olabilirsiniz. Burada önemli olan başvurduğunuz pozisyona en uygun olan deneyimlerinizi ön plana çıkarmanız.

5- Mülakatlara özenle hazırlanın

Bir mülakat için yapılması gereken en önemli hazırlık “Psikolojik” hazırlıktır. Heyecan seviyenizi kontrol altında tutarak iyi bir görüşme süreci geçirmek için mülakatlarınıza öncelikle ruhsal olarak hazırlanın. Güler yüzlü olun ve sorular sormaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz pozisyona uyan yetkinliklerinizin altını çizerek anlatın.

6- İşe alındıktan sonra da diyete devam edin

Tüm bu hazırlıklar sonrasında yeni bir işe başladıktan sonra da kariyeriniz için çalışmaya devam etmelisiniz. Günümüzde aynı şirkette çalışma süresi çok uzun değil. Bu nedenle yeni bir değişikliğine en azından asgari düzeyde hazır olmak için gerekli önlemleri almanız gerekiyor.

Unutmayın, 90 günlük kariyer diyetinin amacı; disiplin kazanmak ve daha fazla başarı elde ederek bu başarıları sürdürecek alışkanlıklar edinmektir.

Yazar:  Özden Yılmaz 
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş yerinde istikrar ne kadar önemli?

performans, Manşet, iş yerinde istikrar, iş hayatı, çalışmak, çalışma süresi

Bir iş yerinde ne kadar süreyle çalışmak doğrudur? Çok iş değiştirmek mi yoksa uzun süre aynı iş yerinde çalışmak mı gerekir? Tüm bu soruların ideal bir cevabı var mıdır? İşte www.bbc.com sitesinin yanıtı…

Aynı işte ne kadar çalışmalı?

Bazıları bir işte sekiz ay çalıştıktan sonra ayrılmanın normal olduğunu, bazıları ise 18, 48, hatta 72 ay kalıp yeteneklerinizi kanıtlamanız gerektiğini söylüyor.

Bu konudaki farklı düşünceleri almak için Quora adlı paylaşım sitesine başvurduğumuzda karşılaştığımız cevapları şöyle özetleyebiliriz.

Yeni başladığınız işte ne kadar kalıp kalmayacağınızı belirleyen iki faktör vardır: O işten ne kadar öğrendiğiniz ve kariyeriniz için yaratabileceği fırsatlar.

İşinizi 8, 18, 48 ve 72 aylık dönemler halinde değerlendirmeniz salık veriliyor. İyi bir gerekçeniz olmadan yeni başladığınız bir işten 8 aydan önce ayrılmanız başarısızlık olarak algılanabilir; deneme süresinden ya da ilk performans değerlendirmesinden geçmediğiniz düşünülebilir.

Makul süre

Uzmanlar 18 ayın kabul edilebilir sosyal limit olduğunu, sizin en azından bir değerlendirme dönemini başarılı tamamladığınız anlamına geleceğini belirtiyor.

Performansınızın özellikle kötü olduğuna ya da yerinizde saydığınıza dair bir bilgi yoksa dört yıllık (48 ay) bir süre sizin için “tam not” demektir. Başarınız sürekli artış göstermiş ve en azından bir kez terfi etmişseniz iyi durumdasınız demektir. Bunların hiçbiri henüz olmamışsa iki yıl daha o işte kalıp bu eksikleri gidermek gerekir.

Altı yıl geçmiş ve hala terfi etmemiş ya da daha iyi bir projeye geçmemişseniz artık kaygılanma vakti gelmiş demektir. Altı yıl aynı mevkide kalmak kişinin yeterince hırslı ya da motivasyonlu olmadığının göstergesi olarak algılanır. En azından işten çıkarılmamış olmak da belki bir başarıdır, ama averajdır. Oysa terfi ettiğiniz sürece o işte istediğiniz kadar çalışabilirsiniz demektir.

İstikrarın önemi

İstikrar konusunda da söylenmesi gerekenler vardır. Çok yönlü bir ofis işinde ortalama bir insan en çok iki yılda her şeyi öğrenebilir. İşinizi çok iyi yapıyorsanız terfi edilirsiniz, edilmediyseniz de o işten nefret etmeniz ya da çok daha iyi başka bir fırsat çıkması halinde ancak ayrılmanız tavsiye edilir.

Fakat kısa sürede birçok kez iş değiştirmek de iyi karşılanan bir şey değildir. Çabuk sıkıldığınızın, işten çıkarıldığınızın ya da her an çalışma ekibinizi bırakmaya hazır olduğunuz şeklinde algılanabilir.

İstisnalar da var

Ama her durumda olduğu gibi burada da istisnalar olabilir. Quora’da verilen bir örnek şöyle: Her ikisi de sekiz yıllık tecrübeye, benzer eğitim düzeyine sahip iki aday aynı işe başvuruyor. Biri her işinde ikişer yıl kalarak dört iş değiştirmiş, diğeri ise iki ayrı işte dörder yıl çalışmış. Hangisini seçerdiniz?

Müdür, daha çok sayıda işte çalışarak farklı alanlarda tecrübe edinmiş birinci adayı seçmiş. Onun esneklik, tecrübe çeşitliliği ve uyum sağlama yeteneği sergilediğini düşünmüş.

Yani bir şirkette uzun süre çalışmış ve iş değiştirmek istiyorsanız önce orada somut bir başarı kaydettiğinizden emin olmalı, sonra yeni sorumluluklara hazır olduğunuzu göstermelisiniz.

Kalbinizin sesini dinleyin

Bazıları ise yaptığınız işi sevmiyorsanız ille de belli bir süre tamamlamanız gerektiğini düşünerek o işte kalmanın doğru olmadığını, kendi hayatınızı başkalarının belirlediği kurallara göre değil kendi kurallarınıza göre yaşamak gerektiğini söylüyor.

Yeni başvuracağınız işte önceki işinizden ayrılma nedeniniz sorulduğunda ise eski işinizden neden memnun olmadığınızı, bu işin neden farklı olduğunu anlatmanız, güçlü ve özgüvenli olduğunuzu göstermeniz yeterli olabilir.

Yazar: Maria Atanasov 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND