Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İso’nun ilk kadın başkanı olacağım !

Hey Tekstil’in sahibi Aynur Bektaş, TOBB’un da Kadın Girişimci Kurulu Başkanı. Kadınların aktif iş hayatında ve söz sahibi olabilmesi için çabalayan, buna örnek olmak için de Sanayi Odası Başkanlığı’na aday olmaya karar veren Bektaş, kadınlara “hayata katılın, çalışın” diyor…

Başbakan olsa, hadi ondan vazgeçtim Kadından Sorumlu Devlet Bakanı; bir yıla kalmaz bütün kadınları girişimci yapardı Aynur Bektaş. Bankacıydı, emekli olup tekstil işine girdi, ardından turizm ve bilişim sektörüne el attı, birçok insana istihdam sağladı. Etrafında kim varsa iş kuruyor, ona başvuranlara para yerine para bulmalarını sağlayacak proje öneriyor. Kimsenin boş oturmasını kabullenmiyor. O her konuşmadan proje üreten ve gerçekleştiren bir kadın…

Örneğin Ariel’le birlikte düzenledikleri projeye girişimci olmak isteyen 3 bin kadından proje gelmiş. Hepsi birbirinden güzel projeler arasından seçimlerini yapmışlar. Ama dereceye giremeyen bazı projelerde aklı kalmış. Örneğin Zile’den yazan ve bir evi restore etmek ve pansiyon yapmak için 30 bin lira isteyen kadının projesini geliştirmiş ve hemen mimar Hasan Mingü’yü arayıp ondan örnek bir ev-otel yapmasını rica etmiş. Çünkü bakmış orada turizm potansiyeli var; turizm okulu var, gençler staj yapıp işe girer, kadınlara iş çıkar, diğer kadınlara örnek olur. Harekete geçmiş bile.

Müthiş bir kadın Aynur Bektaş. Çok dinamik; kendi deyimiyle arı gibi… Sabahın köründe işine gidiyor, gece yarılarına kadar çalışıyor; ayağında yüksek ökçeler bir toplantıdan diğerine koşuyor ama kendine vakit ayırmasını da biliyor.

EN BÜYÜK LÜKSÜ ALIŞVERİŞ

Her daim bakımlı, hoş ve şık. Alışverişi çok seviyor pek çok kadın gibi. “En büyük lüksüm bu!” diyerek beğendiği bir şeyi düşünmeden alıyor. Kendi kazandığı parayı harcıyor ama son zamanlarda aldığı her malın etiketine bakar ve meblağ çok yüksekse vazgeçer olmuş. 3 milyon dolara satılan evlerden alıp almadığını soran gazetecilere, “Ben o paraya Anadolu’da fabrika açarım” demiş. Gerçekten şu aralar aklı fikri Anadolu’da ve kadın girişimcilerde. 73 bin olan kadın girişimcilerin sayısını artırmak, en büyük hayali. Bu amaçla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TOBB’a bağlı kadın üyelerin sayısını artırmaya çalışıyor öncelikle. Bir yıl önce bu sayı 55 iken bugün 1400 civarında. İlk hedef var olan kadınları ortaya çıkarmak, ikincisi de rol modeli olup evde oturanları evden çıkarmak.

Aslında en büyük rol modeli kendisi… Kayınpederinin yanında fısıltıyla konuşan, yemek yerken çekinen, yolda yürürken karşıdan gelen erkek olursa, önüne çıkıp uğursuzluk getirmemek için kenarda bekleyen bir annenin kızı olarak yetişen Aynur Bektaş, büyüdükçe görmüş ki uğursuzluk ne demek, tam tersine çok uğurlu bir kadın. Kimin önüne çıksa ona şans getiriyor. En büyük şansı ise onu destekleyen ve önünü hiç kesmeyen ve “Haydi koş hanım!” diyen kocası…

Proje üzerine proje üretiyor. Her konuştuğu, her tanıştığı kişiye, “Önerin var mı?” diye soruyor. Özellikle de insan potansiyeline güveniyor. Bir kenarda atıl duran insanları bulup çıkarmak ve onlara uygun projeler yüklemek en büyük keyfi.

TOBB’un kadın girişimcileri olarak geçtiğimiz ay Ankara’da toplandınız. Neler gözlemlediniz kadınları bir araya getirince?

Girişimci kadınlarla ilgili iki önemli problemimiz var. Biri girişimci olduğu ve kocasından, babasından daha çok çalıştığı halde, ortaya çıkmayan, işin sosyal veya sivil toplum boyutunu erkeklere bırakan, daha doğrusu işin kaymağını erkeklere bırakan kadınlar var. Birinci hedefimiz bu kadınları meydana çıkarmak. 77 ilden seçilmiş kadın profilleri geldi. Odalara kayıtlı, işin başında olan kadınlar bunlar ve sayıları 1400 civarında. Bu kadınların 800’e yakınını bir salonda topladık. Bütün kadınlar son konuşmacıya kadar, hiç dışarı çıkmadan, büyük bir merakla konuşmaları dinlediler.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da katıldı toplantıya…

Amacımız bütün iş insanlarını bir araya getirmek. İşkadınını ayrı, işerkeğini ayrı tutarsak bir yere varamayız. Umutluyum, TOBB Başkanı’nı pek çok yerde izledim, ilk kez bu kadar coşkulu, heyecanlı gördüm. Neden? Çünkü çok güzel bir elektrik aldı, onu can kulağıyla dinleyen kadınlardan.

Kadınlar nasıl ayrıldı toplantıdan?

800’e yakın işkadını ilk kez bir araya geldi ve kendi gibi ‘iş kadınları’nın olduğunu gördü. Aslında o kadar azız ki! İstanbul’da biraya gelmek istesek, en fazla 30 kadın toplanıyoruz. Anadolu’ya gidiyorum, kadın girişimciler adına bir şeyler söylüyorum, salonda kadın yok. Birlikten neler doğmaz? Kadın kadına da olsa, TOBB çatısı altında işverenler olarak kendimizi bir hissedelim, erkeklerden farklı olmadığımızı, hatta çok daha iyi olduğumuzu görelim.

İkinci hedef ne?

Birilerinden bir şey istememelerini sağlamak. Dedik ki onlara; siz zaten kendinizi ispatlamış, işkadını olmuşsunuz. Sizin artık desteğe, kotaya ihtiyacınız yok. Siz bundan sonra oda seçimlerine girmek için uğraşacaksınız.

SEÇİLMEK ZOR DEĞİL

Kaç kadın delegesi var TOBB’un?

Bildiğim kadarıyla iki tane. Bir Trabzon, bir de İzmir’den. Koskoca oda, 3 bin 500 kişi ve hiç kadın yok.

Sizin hedefiniz ne?

Ben de Sanayi Odası’nın başkanlığına aday olacağım. İnanın ne ticaret odasının ne de sanayi odasının yolunu bilirim. İşim düştüğü zaman kocama havale ettim hep. Ama bu olay beni de motive etti. Gereken mücadeleyi vereceğim. Şanslıyım; benim gireceğim komitede çok sevdiğim arkadaşlarım var, rica edeceğim onlardan bana destek olmalarını, çekilmelerini, bir süre için yolumuzu açsınlar.

Odaların, partilerin kadın kolları hep tartışılır. Erkeklerin aralarına almak istemediği kadınları bu kollarda oyaladıkları düşünülür… Aslında ben de karşıyım kadın kollarına. Ancak şu andaki durumumuz itibarıyla gerekli. Bir buçuk milyon erkek girişimciye karşın 73 bin kadın girişimci var. Önce bu sayıyı çoğaltalım, sonra kaldırırız kadın kollarını. Çünkü çok da ayrı durmamak lazım erkeklerden. Tamam KAGİDER, TİKAD gibi kadın kuruluşları var, çok da başarılılar, ben de üyesiyim KAGİDER’in ama TOBB Kadın Kurulu olarak daha farklıyız onlardan. TOBB gibi TÜSİAD gibi erkeklerin çoğunlukta olduğu yerlerde yer almamız ve çoğalmamız lazım.

DIŞARI ÇIKMAK ŞART

Kadın girişimci sayısının artması için ne yapmak gerekiyor?

Kadının önce evden çıkması, çalışma hayatına girmesi lazım. Getirin benim işçilerimden bir kadını, bir de evde oturan üniversite mezunu bir kadını; iş hukuku, ticaret, finans konusunda bir karşılaştırın bakalım. Benimkiler canavar gibi. Doğru iş seçtiği zaman kadın haklarını biliyor. Biz asıyoruz duvara haklarını. Güvenini kazanmak zorundayız. Bakıyor ki hamile olduğu için işten atılmıyor hatta daha az çalıştırılıyor, doğum iznini kullanıyor, doğumdan sonra işi hazır oluyor, bize daha çok yararlı oluyor. Ve işte bu kadın karşısına fırsat çıkarsa girişimci olabilir. Ama evde oturan kadın istediği kadar üniversite bitirsin, cesaret edemez iş kurmaya.

KAGİDER’in yaptırdığı araştırmaya göre, kadınlarımızın yarısı ekonomik özgürlüğe sahip olmayı gereksiz görüyormuş…

Çok kötü bir şey bu. Kadınların bunu aşması lazım. Bizim amacımız kadınları evden çıkarıp girişimci yapmak. Hacıbektaş’a gideceğim yakında. Kocamın memleketi, fabrikam var ama bu yüzden gitmiyorum. KOSGEB’in verdiği bir fon var; Kütahya, Isparta, Çorum, Pendik, Hacıbektaş’a. Diğerleri bu fondan yararlanıp girişimci kadın çıkarmış, bir tek Hacıbektaş çıkaramamış. Neredeyse süre bitecek, kimse yok fonu alacak! Gidip bakacağım, neler yapabiliriz diye.

Ne var aklınızda?

İlk aklıma gelen, bizim turizm acentemiz var ya, her arabaya binen turiste bir çanta veriyoruz. Toplayacağım kadınları, o çantaları yapıp bana satmalarını söyleyeceğim. Az buz değil, 25 bin çanta. Bebek yapıyorlar ha bire. Bebek, iğne oyası satılmıyor artık. Üç gündür kafa yoruyorum bu konuya. Rüyalarıma giriyor.

BAHAR KORÇAN’A GÖREV DÜŞÜYOR

Hediyelik eşya olayı var bir de. Çok kötü ürünlerimiz var turistlere satılan…

Kapadokya’da dolaşırken bir satıcı kadın kolumdan tuttu beni ve “Sen giyimin başı değil misin?” dedikten sonra ne dese beğenirsiniz; “Çinliye Çin malı satıyoruz. Hiç utanmıyor musunuz bundan?” Haklı. Çinlilerin ülkesinde güneş var, en lüks oteller var, adamlar ne yapsın Antalya’yı, lüksü? Onlar Kapadokya’yı, Pamukkale’yi, Nemrut’u, Hasankeyf’i görmek istiyorlar. Onlara güzel ve değişik mallar satmalıyız. Yapacağız bir şeyler. Burada Bahar Korçan’a görev düşüyor.

Neden?

Çok takdir ediyorum kendisini, çok da teşekkür ediyorum. İlk defa Türkiye’de Moda Tasarım Derneği’ni kurdu, çok seçme üyeleri var. Anadolu motiflerini bütün giysilerinde kullanıyor. Hediyelik eşya konusunda da bizlerden destek alıp bir çalışma başlatması lazım. Herkes tişört yapıyor ama küçük bir motif, onun satılabilirliğini artırıyor.

——————————————————————————–

GİRİŞİMCİLERİN KRALİÇESİNDEN KADINLARA ÖNERİLER:

* Beyninizdeki karamsar düşünceleri ayıklayın. “Ben ne yapabilirim, nasıl para kazanabilirim?” diye düşünün. Eve para sokmaya çalışın.

* Aslında evde oturan her kadın esnaf sayılır, şirket kurmasına gerek yok. Anneniz bir börek yaptı, siz kek, gidip her yerde satabiliyorsunuz. Yüzde 2 stopaj ödüyorsunuz. İstanbul’un her yeri, iş yeri. Çıkın evinizden, apartmanın alt katındaki veya yan sokaktaki veya bir sokak ötedeki iş yerlerine gidin. Konuşun oradakilerle, “Her öğle size yemek getireyim”, “Beş çayına kurabiye getireyim” deyin. Fatura da kesin. Bu yasa var.

* Sivil toplum örgütlerine girin. Belediyelere, siyasi partilere, derneklere üye olun. Korkmayın! Ben de korkuyorum ama çalışarak, başararak korkumu yeniyorum.

* Her kadın, her genç bir potansiyel ama ulaşamıyoruz. Bize ulaşanlar da para istiyor. Para vermek olayı çözmüyor. Daha çok işkadınlarıyla birlikte olup iş öğrensinler, kendilerini geliştirsinler.

* Hiç kimse size bir şey vermez, vermeyecek, siz isteyeceksiniz. Oy vermiyor musunuz milletvekili, belediye başkanı seçmek için? Gidin başkana, valiye, “Neden benim memleketime yatırım gelmiyor?” deyin, hesap sorun.

——————————————————————————–

İŞ HAYATINDA ACIMASIZIM

* İş hayatında acımasız bir kadınım ben. Bunu kabul ediyorum. Tavizim az. Ama hayatımda hiç kimseyi işten atmadım.

* Sinirlendiğim zaman haksızlık yapıyorumdur mutlaka ama özür dilemeyi de bilen bir insanım. Her zaman şunu söylerim yanımdakilere; “Benim ilk sözlerimi dikkate almayın, ona kadar sayın içinizden, sonra tepki verin.” Geri adım atarım çünkü.

* Eşimle karakterim çok farklı. Ben başarılıyım ama o da çok başarılı. O finansa, insan kaynaklarına bakıyor. Ben üretime. Bu şirket başarılıysa yönetimin başarısı var demektir. Onun yaptığı işi ben yapardım ama benim yaptığım işi o yapamazdı.

* Oğullarım mı iyi kız seçiyor bilmiyorum ama gelinlerim mükemmel. Çocuklarıma karşı daha acımasızım. Büyüğü sıfırdan başlattım işe. O zaman biz de yeniydik, beraber paket yaptık. Küçük daha şanslı.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND