Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşkolik bir patronla nasıl çalışılır?

Bazı insanlar bir türlü çalışmaya doyamaz. Eğer böyle bir patron için çalışıyorsanız, siz de aynı şekilde mi çalışmalısınız? Doğru beklentileri ve sınırları nasıl koymalısınız? Patronunuzla karşılaştırıldığınızda az çalışıyor gibi görünmediğinizden emin olmak için neler yapmalısınız?

 

Bazı insanlar bir türlü çalışmaya doyamaz. Eğer böyle bir patron için çalışıyorsanız, siz de aynı şekilde mi çalışmalısınız? Doğru beklentileri ve sınırları nasıl koymalısınız? Patronunuzla karşılaştırıldığınızda az çalışıyor gibi görünmediğinizden emin olmak için neler yapmalısınız? 

İşkolik bir patronla nasıl çalışılır?

Çalışmak güzel şey. Peki ya, fazla çalışmak? Her şeyin fazlası fazla. Hele de patronunuz her dakikasını işle geçiriyorsa…

Bazı insanlar bir türlü çalışmaya doyamaz. Uzun saatler çalışır, ofisten en son çıkan olurlar, her an e-postalarına bakarlar, hafta sonu akılları işte olduğu gibi, en az birkaç saat bilgisayarlarının başına geçmekten kendilerini alıkoyamazlar. 

Eğer böyle bir patron için çalışıyorsanız, siz de aynı şekilde mi çalışmalısınız? Doğru beklentileri ve sınırları nasıl koymalısınız? Patronunuzla karşılaştırıldığınızda az çalışıyor gibi görünmediğinizden emin olmak için neler yapmalısınız? 

Uzmanlar ne diyor? 

Harvard Business Review’da yayınlanan Rebecca Knight imzalı makalede uzmanların görüşlerine yer veriliyor. Harvard İşletme profesörü Linda Hill’e göre, bazı durumlarda iş odaklı ve sonuç alınmasını her şeyin üzerinde tutan bir yönetici için çalışmak sizi motive edebilir. Ancak eğer bu üstün başarılı yönetici ofise saplantılı, iPhone’una yapışık yaşayan bir işkolikse, takımı için her şey tersine döner ve herkes için yürütülmesi zor bir çalışma şartları yaratılmış olur. Bir diğer deyişle, iş ve iş dışı yaşam arasında bir denge yoksa, patronunuz size yeterli desteği vermiyor, değer yaratacak işleri yapabileceğiniz nicelikte delege etmiyorsa, işlerin altında ezilme olasılığınız çok yüksektir. 

Bu gibi durumlarda kalan çalışanların en büyük şikâyetleri sınırların kaybolması çevresinde dile getirilmekte. University of Pennsylvania Wharton profesörü Nancy Rothbard’a göre, bir işkoliğe raporlamanın en zor tarafı, işinizin yaşamınızın her yönüne nüfuz etmesi ve iş stresinin tüm zamanınıza yayılması. Patronunuz size mesai saatleri içinde bitiremeyeceğiniz ölçüde iş mi yüklüyor, yoksa sürekli yüz yüze toplantı mı talep ediyor, ya da her türlü iletişime 7 gün 24 saat anında geri dönmenizi mi talep ediyor? Bunlardan hangisi sizin durumunuz olursa olsun, kendinizi rahatsız, özel zamanınıza müdahale edilmiş, bir kapana sıkışmış kalmış hissetmeniz normal. Hemen harekete geçin.

İşte size işkolik bir patronla çalışırken huzur bulmak için HBR’dan pratik yöntemler: 

Patronunuzun perspektifinden durumlara bakın 

Katlanılmaz, saplantılı bir patron için çalıştığınız hükmüne varmadan önce, patronunuzun sandalyesine oturun ve onun açısından konulara bakmayı deneyin. Onun konumundan her şey nasıl gözüküyor? Ne gibi baskılara göğüs germesi gerekiyor? Onun projelerinin teslim tarihleri ne kadar gerçekçi? Organizasyon yapısı onun bazı kararları almasına engel mi oluyor? Patronunuzun öncelikleri neler? Onu motive eden, kamçılayan nedir? Bu sorulara cevap verdiğinizde patronunuzu daha objektif bir şekilde, duygusal değil, mantık çerçevesinde ele almış olacaksınız. 

Gerçekten “problem” nedir? 

Sizi çileden çıkaran nedir? Tam olarak adını koyun. Ne sizi deli ediyor? Ne kadar çok işinizin olduğu mu? Her şeyin acil olması mı? Patronunuzun gerçekçilikten uzak mükemmellik beklentisi mi? Sizi neyin en çok huzursuz ettiğini bulun. Daha sonra, kendinize dönün ve kendi çalışma tercihlerinizi ve prensiplerinizi belirleyin. Günün hangi saatinde daha verimlisiniz. Hangi sıklıklarda ara vermeyi tercih ediyorsunuz? Kısacası, sizi huzursuz eden hatta delirten problemi hafifl etmenin yollarını kendi kendinize bulmaya çalışın. Kendinize esnek olabileceğiniz alanlar yaratın. Sonra alternatif çözümlerle patronunuzun kapısını çalın. Böylece, sadece şikâyetlerle değil, çözümlerle patronunuza gitmiş ve daha verimli olmanın yolları üzerine kafa yorduğunuzu göstermiş olursunuz. 

Patronunuzla konuşun 

Şimdi sıra, spesifik problem ve kendi kendinize geliştirdiğiniz çözümü patronunuzla konuşmada. Konuyu açmak ve çözümlere odaklı bir konuşma yapmak çok önemli. Ancak, herkesin içindeki korku; patron tarafından yanlış anlaşılmak ve tembel, işine bağlı olmayan ve de üretmekten kaçan biri olarak algılanmak. Yapmanız gereken “kendinize” ve “kendi çalışma tercihlerinize” odaklanmak. Bu konuşmada amacınız, sınırlarınızı belirlemek ve başarı için uygun şartları oluşturmak olmalı.

Geç saatlerde e-posta cevaplamanız gerekiyorsa… 

Patronunuz gece geç saatte e-postalar gönderiyor ve sizden hemen cevap yazmanızı bekliyorsa, yapmanız gereken konuşma şöyle olmalıdır: “Benim için geç saatlerde e-posta yazmak çok zor çünkü gece insanı değilim, sabahları zinde olabilmek ve sıkı çalışabilmek için erken yatmam gerekiyor. Bunun için bir çözüm bulsak… Gerçekten o an cevap verilmesi gereken acil bir durum varsa, telefonuma mesaj atabilir misiniz?” Bu şekilde, patronunuzun çalışma biçimine ayak uydurmaya çaba harcadığınızı kanıtlar, iş saatleri dışında size en etkili nasıl ulaşabileceğini gösterir, kendi sınırlarınızı koymak için bir adım atmış olursunuz. 

İş yoğunluğu ana problemse… 

İşlerin yoğunluğu sizi mesai dışı çalışmaya itiyorsa, önceliklerinizi belirleme zamanı gelmiş demektir. Haftada bir toplanıp nelerin öncelikli nelerin ikincil sırada olduğunu saptayın. Nelerin kritik olduğunu, hangi teslim tarihlerinin nelere bağlı olduğunu büyük resme bakarak görmek daha da önemli olacaktır. Bir yandan, siz günlük yaptığınız rutini anlatırken, diğer yandan nelere öncelik vermeniz gerektiğini netleştirirsiniz.Patronunuz ise, yoğun programınız içinde neleri yapabileceğinizi, neleri yapamayacağınızı görür. Böyle transparan bir çalışma rutini kurulduğunda, patronunuz çok da önemli olmayan konuların hemen yapılması konusunda ısrarcı olmayacaktır. 

Patronunuz geç saatlere kadar ofiste olmanızı istiyorsa… 

Resmi çalışma saatleriniz nedir? Patronunuzun sizin saat kaça kadar ofiste olmanızı istiyor? Ortak bir noktada buluşmayı deneyin. Açık açık konuşun. 

Patronunuz sizi sürekli bölüyor mu? 

Patronunuz günün her anı ofisinize dalıyor, telefon ediyor, mesaj atıyor veya e-posta atarak kendisine o an cevap vermenizi mi istiyor? Çalışmalar sürekli bölünmenin etkin çalışmaya büyük zararlar verdiğini göstermekte. Hele ki yaratıcılık gerektiren bir işle uğraşıyorsanız, iyi işler çıkarmak için bölünmeden çalışmanız şart. 

İyi bir iş çıkarın ancak kendinizi de ihmal etmeyin 

Bu konuşmayı yaptıktan sonra, takıma bağlı bir çalışan olduğunuzu göstermeniz önemlidir. Eğer iyi bir çalışansanız, en iyi sonuçları getiriyorsanız, işkolik patronunuz iş etiğiniz konusunda herhangi bir şikâyette bulunmayacaktır. Ancak kendinizi işe kaptırıp özel hayatınızı ihmal etmeyin. Duygusal ve fiziksel sağlığınızı her zaman önceliğiniz yapın. 

Değişen bir şey yoksa, yolunuza devam edin 

Eğer bu kritik konuşmadan sonra, hiçbir şey değişmediyse, durumunuzu tekrar gözden geçirin. Patronunuz değişmek istemediği gibi, sizinle çalışmak için esneklik göstermek niyetinde değil. O zaman iş değiştirmenin zamanıdır. Bilin ki alabileceğiniz en büyük risk, bir işkolik için çalıştığınızdan ötürü mesleğinize duyduğunuz heyecanı kaybetmek olacaktır.

Yapın

– Patronunuzu anlamaya çalışın. Onun gözüyle olaylara bakmak sizi daha az duygusal daha mantıklı kararlar almaya itecektir. 

– Tercih ettiğiniz çalışma biçimi ve optimum verimliliğe ulaşmak için patronunuzla dürüstçe konuşun. 

– İşinizi en iyi şekilde yapmaya çalışın. Çoğu zaman siz en üstün seviyede çalıştığınız sürece, patronunuzun işkolikliği önemli bir konu olmayacaktır.

Yapmayın

– Patronunuzun size nasıl baskı yaptığının bilincinde olduğunu varsaymayın. Günlük programınızı gösterin ki patronunuz sizin nelerle uğraştığınızı, hangi projeleri hangi kısa süreler içinde yerine getirmeniz gerektiğini bilsin. 

– Sadece şikâyet etmeyin. Onun yerine, ortak hedefl erinize destek olacak çözüm önerileri geliştirin ve bunları patronunuzla paylaşın. 

– Bir işkolik patronla gereğinden fazla zaman çalışmayın. Siz konuşmanızı yapın, sınırlarınızı belirleyin. Eğer patronunuz değişmek ve adapte olmak konusunda isteksizse, yolunuza başka yerde devam edin. 

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND