Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşkolik bir patronla nasıl çalışılır?

Bazı insanlar bir türlü çalışmaya doyamaz. Eğer böyle bir patron için çalışıyorsanız, siz de aynı şekilde mi çalışmalısınız? Doğru beklentileri ve sınırları nasıl koymalısınız? Patronunuzla karşılaştırıldığınızda az çalışıyor gibi görünmediğinizden emin olmak için neler yapmalısınız?

işkoliklerle nasıl çalışılır, işkolik insanlar, işkolik bir patronla çalışmanın yolları

 

Bazı insanlar bir türlü çalışmaya doyamaz. Eğer böyle bir patron için çalışıyorsanız, siz de aynı şekilde mi çalışmalısınız? Doğru beklentileri ve sınırları nasıl koymalısınız? Patronunuzla karşılaştırıldığınızda az çalışıyor gibi görünmediğinizden emin olmak için neler yapmalısınız? 

İşkolik bir patronla nasıl çalışılır?

Çalışmak güzel şey. Peki ya, fazla çalışmak? Her şeyin fazlası fazla. Hele de patronunuz her dakikasını işle geçiriyorsa…

Bazı insanlar bir türlü çalışmaya doyamaz. Uzun saatler çalışır, ofisten en son çıkan olurlar, her an e-postalarına bakarlar, hafta sonu akılları işte olduğu gibi, en az birkaç saat bilgisayarlarının başına geçmekten kendilerini alıkoyamazlar. 

Eğer böyle bir patron için çalışıyorsanız, siz de aynı şekilde mi çalışmalısınız? Doğru beklentileri ve sınırları nasıl koymalısınız? Patronunuzla karşılaştırıldığınızda az çalışıyor gibi görünmediğinizden emin olmak için neler yapmalısınız? 

Uzmanlar ne diyor? 

Harvard Business Review’da yayınlanan Rebecca Knight imzalı makalede uzmanların görüşlerine yer veriliyor. Harvard İşletme profesörü Linda Hill’e göre, bazı durumlarda iş odaklı ve sonuç alınmasını her şeyin üzerinde tutan bir yönetici için çalışmak sizi motive edebilir. Ancak eğer bu üstün başarılı yönetici ofise saplantılı, iPhone’una yapışık yaşayan bir işkolikse, takımı için her şey tersine döner ve herkes için yürütülmesi zor bir çalışma şartları yaratılmış olur. Bir diğer deyişle, iş ve iş dışı yaşam arasında bir denge yoksa, patronunuz size yeterli desteği vermiyor, değer yaratacak işleri yapabileceğiniz nicelikte delege etmiyorsa, işlerin altında ezilme olasılığınız çok yüksektir. 

Bu gibi durumlarda kalan çalışanların en büyük şikâyetleri sınırların kaybolması çevresinde dile getirilmekte. University of Pennsylvania Wharton profesörü Nancy Rothbard’a göre, bir işkoliğe raporlamanın en zor tarafı, işinizin yaşamınızın her yönüne nüfuz etmesi ve iş stresinin tüm zamanınıza yayılması. Patronunuz size mesai saatleri içinde bitiremeyeceğiniz ölçüde iş mi yüklüyor, yoksa sürekli yüz yüze toplantı mı talep ediyor, ya da her türlü iletişime 7 gün 24 saat anında geri dönmenizi mi talep ediyor? Bunlardan hangisi sizin durumunuz olursa olsun, kendinizi rahatsız, özel zamanınıza müdahale edilmiş, bir kapana sıkışmış kalmış hissetmeniz normal. Hemen harekete geçin.

İşte size işkolik bir patronla çalışırken huzur bulmak için HBR’dan pratik yöntemler: 

Patronunuzun perspektifinden durumlara bakın 

Katlanılmaz, saplantılı bir patron için çalıştığınız hükmüne varmadan önce, patronunuzun sandalyesine oturun ve onun açısından konulara bakmayı deneyin. Onun konumundan her şey nasıl gözüküyor? Ne gibi baskılara göğüs germesi gerekiyor? Onun projelerinin teslim tarihleri ne kadar gerçekçi? Organizasyon yapısı onun bazı kararları almasına engel mi oluyor? Patronunuzun öncelikleri neler? Onu motive eden, kamçılayan nedir? Bu sorulara cevap verdiğinizde patronunuzu daha objektif bir şekilde, duygusal değil, mantık çerçevesinde ele almış olacaksınız. 

Gerçekten “problem” nedir? 

Sizi çileden çıkaran nedir? Tam olarak adını koyun. Ne sizi deli ediyor? Ne kadar çok işinizin olduğu mu? Her şeyin acil olması mı? Patronunuzun gerçekçilikten uzak mükemmellik beklentisi mi? Sizi neyin en çok huzursuz ettiğini bulun. Daha sonra, kendinize dönün ve kendi çalışma tercihlerinizi ve prensiplerinizi belirleyin. Günün hangi saatinde daha verimlisiniz. Hangi sıklıklarda ara vermeyi tercih ediyorsunuz? Kısacası, sizi huzursuz eden hatta delirten problemi hafifl etmenin yollarını kendi kendinize bulmaya çalışın. Kendinize esnek olabileceğiniz alanlar yaratın. Sonra alternatif çözümlerle patronunuzun kapısını çalın. Böylece, sadece şikâyetlerle değil, çözümlerle patronunuza gitmiş ve daha verimli olmanın yolları üzerine kafa yorduğunuzu göstermiş olursunuz. 

Patronunuzla konuşun 

Şimdi sıra, spesifik problem ve kendi kendinize geliştirdiğiniz çözümü patronunuzla konuşmada. Konuyu açmak ve çözümlere odaklı bir konuşma yapmak çok önemli. Ancak, herkesin içindeki korku; patron tarafından yanlış anlaşılmak ve tembel, işine bağlı olmayan ve de üretmekten kaçan biri olarak algılanmak. Yapmanız gereken “kendinize” ve “kendi çalışma tercihlerinize” odaklanmak. Bu konuşmada amacınız, sınırlarınızı belirlemek ve başarı için uygun şartları oluşturmak olmalı.

Geç saatlerde e-posta cevaplamanız gerekiyorsa… 

Patronunuz gece geç saatte e-postalar gönderiyor ve sizden hemen cevap yazmanızı bekliyorsa, yapmanız gereken konuşma şöyle olmalıdır: “Benim için geç saatlerde e-posta yazmak çok zor çünkü gece insanı değilim, sabahları zinde olabilmek ve sıkı çalışabilmek için erken yatmam gerekiyor. Bunun için bir çözüm bulsak… Gerçekten o an cevap verilmesi gereken acil bir durum varsa, telefonuma mesaj atabilir misiniz?” Bu şekilde, patronunuzun çalışma biçimine ayak uydurmaya çaba harcadığınızı kanıtlar, iş saatleri dışında size en etkili nasıl ulaşabileceğini gösterir, kendi sınırlarınızı koymak için bir adım atmış olursunuz. 

İş yoğunluğu ana problemse… 

İşlerin yoğunluğu sizi mesai dışı çalışmaya itiyorsa, önceliklerinizi belirleme zamanı gelmiş demektir. Haftada bir toplanıp nelerin öncelikli nelerin ikincil sırada olduğunu saptayın. Nelerin kritik olduğunu, hangi teslim tarihlerinin nelere bağlı olduğunu büyük resme bakarak görmek daha da önemli olacaktır. Bir yandan, siz günlük yaptığınız rutini anlatırken, diğer yandan nelere öncelik vermeniz gerektiğini netleştirirsiniz.Patronunuz ise, yoğun programınız içinde neleri yapabileceğinizi, neleri yapamayacağınızı görür. Böyle transparan bir çalışma rutini kurulduğunda, patronunuz çok da önemli olmayan konuların hemen yapılması konusunda ısrarcı olmayacaktır. 

Patronunuz geç saatlere kadar ofiste olmanızı istiyorsa… 

Resmi çalışma saatleriniz nedir? Patronunuzun sizin saat kaça kadar ofiste olmanızı istiyor? Ortak bir noktada buluşmayı deneyin. Açık açık konuşun. 

Patronunuz sizi sürekli bölüyor mu? 

Patronunuz günün her anı ofisinize dalıyor, telefon ediyor, mesaj atıyor veya e-posta atarak kendisine o an cevap vermenizi mi istiyor? Çalışmalar sürekli bölünmenin etkin çalışmaya büyük zararlar verdiğini göstermekte. Hele ki yaratıcılık gerektiren bir işle uğraşıyorsanız, iyi işler çıkarmak için bölünmeden çalışmanız şart. 

İyi bir iş çıkarın ancak kendinizi de ihmal etmeyin 

Bu konuşmayı yaptıktan sonra, takıma bağlı bir çalışan olduğunuzu göstermeniz önemlidir. Eğer iyi bir çalışansanız, en iyi sonuçları getiriyorsanız, işkolik patronunuz iş etiğiniz konusunda herhangi bir şikâyette bulunmayacaktır. Ancak kendinizi işe kaptırıp özel hayatınızı ihmal etmeyin. Duygusal ve fiziksel sağlığınızı her zaman önceliğiniz yapın. 

Değişen bir şey yoksa, yolunuza devam edin 

Eğer bu kritik konuşmadan sonra, hiçbir şey değişmediyse, durumunuzu tekrar gözden geçirin. Patronunuz değişmek istemediği gibi, sizinle çalışmak için esneklik göstermek niyetinde değil. O zaman iş değiştirmenin zamanıdır. Bilin ki alabileceğiniz en büyük risk, bir işkolik için çalıştığınızdan ötürü mesleğinize duyduğunuz heyecanı kaybetmek olacaktır.

Yapın

– Patronunuzu anlamaya çalışın. Onun gözüyle olaylara bakmak sizi daha az duygusal daha mantıklı kararlar almaya itecektir. 

– Tercih ettiğiniz çalışma biçimi ve optimum verimliliğe ulaşmak için patronunuzla dürüstçe konuşun. 

– İşinizi en iyi şekilde yapmaya çalışın. Çoğu zaman siz en üstün seviyede çalıştığınız sürece, patronunuzun işkolikliği önemli bir konu olmayacaktır.

Yapmayın

– Patronunuzun size nasıl baskı yaptığının bilincinde olduğunu varsaymayın. Günlük programınızı gösterin ki patronunuz sizin nelerle uğraştığınızı, hangi projeleri hangi kısa süreler içinde yerine getirmeniz gerektiğini bilsin. 

– Sadece şikâyet etmeyin. Onun yerine, ortak hedefl erinize destek olacak çözüm önerileri geliştirin ve bunları patronunuzla paylaşın. 

– Bir işkolik patronla gereğinden fazla zaman çalışmayın. Siz konuşmanızı yapın, sınırlarınızı belirleyin. Eğer patronunuz değişmek ve adapte olmak konusunda isteksizse, yolunuza başka yerde devam edin. 

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND