Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşçi ailenin çocuğu ülkesinin en zengini oldu

Fabrika işçisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesinin ’oku, geleceğini kurtar’ sözü hayatını değiştirdi. Üniversiteyi bitirdikten 10 yıl sonra ülkesinin en zengin adamı oldu. İşte Çin usulü bir başarı öyküsü…

Fabrika işçisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesinin ’oku, geleceğini kurtar’ sözü hayatını değiştirdi. Üniversiteyi bitirdikten 10 yıl sonra ülkesinin en zengin adamı oldu. İşte Çin usulü bir başarı öyküsü…

AİLESİ İŞÇİYDİ BUGÜN 9.4 MİLYAR DOLAR SERVETİ VAR

Çin’de 2000’li yıllarda yaşanan ekonomik devrimi Komünist Parti’nin yardımıyla fırsata dönüştüren, fabrika işçisi bir ailenin çocuğu 10 yıl gibi kısa süre içinde 9.4 milyar dolarlık bir servetin sahibi oldu. Şimdi gözünü arama motoru Google’ın tahtına dikti.

Çin’in Şançi kentinde fabrika işçisi bir anne-babanın beş çocuğundan biri olan Li Yanhong, annesinin şu öğüdünü duyarak büyüdü: “Bizim ailenin bir geleceği yok. Gelecekte iyi bir iş sahibi olmak istiyorsan, okumalı ve üniversiteye gitmelisin.” Annesinin bu öğüdünü hiçbir zaman kulak arkası etmeyen Li Yanhong, disiplinli ve sonuç odaklı çalışmanın semeresini alarak genç yaşta Çin’in en zengin adamı olmayı başardı.

2011 yılında 9.4 milyar dolar servetiyle Çin ana karasının en zengin adamı unvanını alan Li Yanhong (Robin Li) 17 Kasım 1968’de fabrika işçisi bir anne-babanın tek erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. Şançi kentinde okula başlayan küçük Li, özellikle annesinin yönlendirmesi sayesinde okulda başarılı bir öğrenciydi. Çocukluğu ve öğretim yılları zorluklar içinde geçen Li Yanhong, liseyi bitirdikten sonra komünist rejimin kalbi başkent Pekin’de üniversiteye başladı.

Lisede başarılı bir öğrenci olan Li Yanhong biraz da şans eseri, üniversitede bölüm tercihini yaparken o dönemde geleceğin meslekleri arasında gösterilen bilişimi tercih etti. Pekin Üniversitesi’nde dört yıllık bir öğrencilik hayatının ardından genç Li Yanhong, rüyalarını gerçekleştirmek için tek çıkış yolunun ABD’ye giderek, eğitimini orada devam ettirmekte olduğuna kendisini inandırmıştı.

ÖĞRENCİ EYLEMLERİNDEN UZAK DURDU
Li Yanhong Pekin Üniversitesi’nde öğrenci olduğu yıllarda dünyada büyük değişim rüzgarları esiyordu. 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması sonrasında başta Sovyetler Birliği olmak üzere Doğu Bloku çökmüştü. Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde esen rüzgarlar, totaliter bir rejime sahip olan komünist Çin’i de etkilemeye başlamıştı. Başta üniversite öğrencileri olmak üzere aydınlar ve işçiler, demokrasi talepleriyle başkent Pekin’de Tiananmen Meydanı’nda eylemler düzenliyordu. Çin Komünist Partisi, demokrasi talebiyle yapılan eylemlerin önünü kesemeyince, Tiananmen Meydanı’nı tanklarla basarak yüzlerce eylemciyi katletti. İşçi bir ailenin çocuğu olan Li ise, bu eylemlere katılmamıştı. O rüyasının peşinde koşuyordu. Üniversiteyi biran önce bitirecek ve eğitimini devam ettirmek için ABD’nin yolunu tutacaktı.

HAYATINI ’ARAMA MOTORU’NA ADADI
Li Yanhong bu hayalini 1991 yılının sonbaharında gerçekleştirdi. ABD’de Buffalo Üniversitesi’nde bilgisayar eğitimi almaya başladı. Buffalo Üniversitesi’nden 1994 yılında master derecesiyle ayrılan Li Yanhong, ülkesine dönmek yerine, ABD’de iş hayatına atıldı. Amerikan ekonomi gazetesi Wall Street Journal’ın internet sitesinde işe başlayan Li Yanhong, sitenin çevrim içi basım programını geliştiren ekibin içinde yer aldı. Burada arama motoru algoritmaları üzerinde çalışan Li, hayatının daha sonraki dönemini arama motoru geliştirmeye adadı.

GOOGLE’LA İLK KARŞILAŞMA
Kısa bir süre sonra IDD Bilişim Hizmetleri’nde işe başlayan Li Yanhong, burada arama motorları için site sıralamasını ölçen RankDex adlı bir algoritma geliştirdi. Genç Li, RankDex algoritmasını geliştirdiği sırada, ilerde rakip olacağı Google’ın sahipleri Larry Page ve Sergey Brin de “PageRank” adlı benzer bir algoritma üzerinde çalışıyorlardı. ABD’de iş hayatına atıldıktan sonra Robin Li ismini alan Li Yanhong, geliştirdiği “RankDex” algoritması için Amerikan Patent Enstitüsü’nden patent aldı. IDD’den ayrılan Robin Li, bu defa da 1994 yılında Steve Kirsch tarafından kurulan arama motoru Infoseek’te işe başladı. 1997-1999 arasında personel mühendisi olarak arama motorlarının öncüsü Infoseek’te çalışan Robin Li, İnfoseek’in el değiştirmesi ve arama motoru alanındaki faaliyetlerini azaltması üzerine buradan ayrıldı.

KOMÜNİST PARTİ’DEN DAVET
Infoseek’ten ayrılma kararı alan Robin Li iş alanında yeni fırsatlar peşindeydi. Ona bu fırsatı, Çin Komünist Partisi sağladı. Çin hükümeti, Robin Li’yi 1999 yılında komünist rejimin 50 yıl kutlamalarına davet etti. Çin hükümeti birçok alanda olduğu gibi internette de yerli yatırımdan yanaydı. Komünist Parti için Robin Li bu alanda biçilmiş kaftandı. Hükümetten yeşil ışık alan Robin Li, biyokimyacı arkadaşı Eric Xu’la birlikte arama motoru Baidu’yu kurdu. ABD yatırım bankaları Integrity Partners ve Peninsula Capital’dan 1.2 milyon dolar kredi alarak Baidu’yu kuran Robin Li ve ortağının önü bundan sonra açıktı.

İDEAL İÇİN KALICI ARAYIŞ
Robin Li kurduğu arama motorunun adını koyarken çok titiz davrandı. Baidu ismi 800 yıl önce Song Hanedanlığı döneminde yazılmış bir şiirden alındı. “Baidu” ideal için kalıcı arayış anlamına geliyordu. Robin Li’ye göre, 1.3 milyar nüfusuyla dünyanın en hızlı gelişen internet piyasası olan Çin’de arama motorunun ismi de yerli olmalıydı. Çin’de 2000’li yılların başında internet siteleri alanında bir patlama yaşanmıştı. Baidu söz konusu sitelere ücretle hizmet veriyordu. Ancak Robin Li, kısa bir süre sonra kendisi ve şirketinin bir alana sıkışıp kaldığı düşüncesine vardı. 2001 yılında abonelik sisteminden vazgeçen Baidu, artık ücretsiz bir arama motoru olarak hizmet vermeye başladı.

BÜROSUNDA YATIP KALKTI
Robin Li de şirketteki başkanlık görevini bir kenara bırakarak, AR-GE çalışmalarının başına geçti. Haftalık toplantıların sayısını iki katına çıkaran ve genellikle büroda yatıp kalkmaya başlayan Li, 2002 yılına gelindiğinde Çin arama motoru pazarının yüzde 50’sini ele geçirdi. Bir yıl sonra ise Çin’in en büyük arama motoru unvanına sahip oldu. Çin’de her yıl milyonlarca insan bilgisayar sahibi olarak, internete bağlanıyordu. Müşteri zaten vardı. Yapması gereken, sadece yatırım yaparak teknolojinin gerisinde kalmamaktı. Sonraki yıllarda Çin’deki liderliğini sürdüren Baidu, 2005 yılında New York Borsası’nda Nasdaq endeksine kote olmayı başardı.

ABD’NİN İKİ KATI İNTERNET KULLANICISI
Fabrika işçisi bir anne-babanın oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Robin Li, 10 yıl gibi kısa bir süre içinde dünyanın en büyük şirketlerinden birini yarattı. 2010 verilerine göre Baidu’da 11 bin kişi istihdam ediliyor. Çin 500 milyon internet kullanıcısıyla, ABD’deki internet kullanıcısı pazarının iki katına ulaştı. Önümüzdeki üç yıl içinde bu rakamın 750 milyona çıkması bekleniyor. Bu kadar hızlı büyüyen bir pazarda Baidu’nun sahibi Robin Li de hergün servetine servet katmaya devam ediyor.

KOMÜNİST PARTİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRTIYOR
Çin’deki internet pazarını elinde tutmak isteyen Baidu’nun hükümetin birçok isteğine boyun eğdiği de iddialar arasında. Baidu’nun ayrıca yerli olmanın avantajını kullanarak, Google’a karşı haksız bir rekabet yürüttüğü de savunuluyor. 2009 yılında bir Baidu çalışanının sızdırdığı belgeye göre, şirketin birçok web sayfasını bloke ettiği ve bazı kelimelere sansür uyguladığı ortaya çıktı. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü de Baidu’ya sansür suçlamasında bulundu. Çin’de yasak olan Falun Gong örgütünün ismiyle Baidu’da arama yaptıklarını belirten Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, siteyle erişim kuramadıklarını açıkladı.

İRAN ’HACKLEDİ’ İDDİASI
Baidu 2010 yılı ocak ayında İranlı internet korsanları tarafından saldırıya uğradı. Dört saat boyuncu girişi engellenen siteye İran bayrağının yanısıra Farsça bir mesaj bırakıldı. Baidu’dan yapılan açıklamada, “Bu sabah ABD’de kayıtlı olan domainimiz saldırıya uğradı ve sitemize giriş engellendi” denildi. Ancak saldırının İranlı hackerlar tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hiçbir zaman anlaşılamadı.

İŞE KOMŞULARDAN BAŞLADI
Baidu sadece Çin’de faaliyet göstererek arama motoru devi Google’la mücadele edemeyeceğini biliyordu. Bu nedenle Robin Li, Google ile rekabete Çin’e komşu ülkelerden başladı. Japonya ve Güney Kore ve Hindistan’da faaliyete geçen Baidu daha sonra Mısır’da Arapça arama moturu oluşturdu.

’EŞİM OLMASAYDI MÜHENDİS KALACAKTIM’
Robin Li başarılı olmasında eşi Dongmin Ma’nın katkısı çok büyük. Çift 1995’te Çinli öğrencilerin Greater New York alanındaki eylemleri sırasında tanıştı. 10 Ekim 1995’te New Jersey’de evlenen çift, Baidu’yu kurmak için Çin’e taşındı. Robin Li başarıya ulaşmada eşi Dongmin Ma’nın verdiği desteği şu sözlerle tanımlamıştı: “Eşimin benim üzerimde büyük bir etkisi var. Çok sabırsız, hızlı karar alarak hemen uygulamaya geçiyor. Ben Amerika’da Silicon Valley’de bir mühendis olarak çalışmaktan mutluydum. Ancak o kendi işimi kurmam için sürekli beni teşvik etti. Çin’e dönme kararı aldığımda da en büyük destekçim yine eşim oldu. Çinli genç kızlar yurtdışında yaşamak ister. Ama eşim benim kariyerimi düşündüğü için Çin’e döndü ve sürekli beni desteklemeye devam ediyor. Bu hiç de kolay bir şey değil.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND