Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İşçi ailenin çocuğu ülkesinin en zengini oldu

Fabrika işçisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesinin ’oku, geleceğini kurtar’ sözü hayatını değiştirdi. Üniversiteyi bitirdikten 10 yıl sonra ülkesinin en zengin adamı oldu. İşte Çin usulü bir başarı öyküsü…

Fabrika işçisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesinin ’oku, geleceğini kurtar’ sözü hayatını değiştirdi. Üniversiteyi bitirdikten 10 yıl sonra ülkesinin en zengin adamı oldu. İşte Çin usulü bir başarı öyküsü…

AİLESİ İŞÇİYDİ BUGÜN 9.4 MİLYAR DOLAR SERVETİ VAR

Çin’de 2000’li yıllarda yaşanan ekonomik devrimi Komünist Parti’nin yardımıyla fırsata dönüştüren, fabrika işçisi bir ailenin çocuğu 10 yıl gibi kısa süre içinde 9.4 milyar dolarlık bir servetin sahibi oldu. Şimdi gözünü arama motoru Google’ın tahtına dikti.

Çin’in Şançi kentinde fabrika işçisi bir anne-babanın beş çocuğundan biri olan Li Yanhong, annesinin şu öğüdünü duyarak büyüdü: “Bizim ailenin bir geleceği yok. Gelecekte iyi bir iş sahibi olmak istiyorsan, okumalı ve üniversiteye gitmelisin.” Annesinin bu öğüdünü hiçbir zaman kulak arkası etmeyen Li Yanhong, disiplinli ve sonuç odaklı çalışmanın semeresini alarak genç yaşta Çin’in en zengin adamı olmayı başardı.

2011 yılında 9.4 milyar dolar servetiyle Çin ana karasının en zengin adamı unvanını alan Li Yanhong (Robin Li) 17 Kasım 1968’de fabrika işçisi bir anne-babanın tek erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. Şançi kentinde okula başlayan küçük Li, özellikle annesinin yönlendirmesi sayesinde okulda başarılı bir öğrenciydi. Çocukluğu ve öğretim yılları zorluklar içinde geçen Li Yanhong, liseyi bitirdikten sonra komünist rejimin kalbi başkent Pekin’de üniversiteye başladı.

Lisede başarılı bir öğrenci olan Li Yanhong biraz da şans eseri, üniversitede bölüm tercihini yaparken o dönemde geleceğin meslekleri arasında gösterilen bilişimi tercih etti. Pekin Üniversitesi’nde dört yıllık bir öğrencilik hayatının ardından genç Li Yanhong, rüyalarını gerçekleştirmek için tek çıkış yolunun ABD’ye giderek, eğitimini orada devam ettirmekte olduğuna kendisini inandırmıştı.

ÖĞRENCİ EYLEMLERİNDEN UZAK DURDU
Li Yanhong Pekin Üniversitesi’nde öğrenci olduğu yıllarda dünyada büyük değişim rüzgarları esiyordu. 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması sonrasında başta Sovyetler Birliği olmak üzere Doğu Bloku çökmüştü. Rusya ve Doğu Avrupa ülkelerinde esen rüzgarlar, totaliter bir rejime sahip olan komünist Çin’i de etkilemeye başlamıştı. Başta üniversite öğrencileri olmak üzere aydınlar ve işçiler, demokrasi talepleriyle başkent Pekin’de Tiananmen Meydanı’nda eylemler düzenliyordu. Çin Komünist Partisi, demokrasi talebiyle yapılan eylemlerin önünü kesemeyince, Tiananmen Meydanı’nı tanklarla basarak yüzlerce eylemciyi katletti. İşçi bir ailenin çocuğu olan Li ise, bu eylemlere katılmamıştı. O rüyasının peşinde koşuyordu. Üniversiteyi biran önce bitirecek ve eğitimini devam ettirmek için ABD’nin yolunu tutacaktı.

HAYATINI ’ARAMA MOTORU’NA ADADI
Li Yanhong bu hayalini 1991 yılının sonbaharında gerçekleştirdi. ABD’de Buffalo Üniversitesi’nde bilgisayar eğitimi almaya başladı. Buffalo Üniversitesi’nden 1994 yılında master derecesiyle ayrılan Li Yanhong, ülkesine dönmek yerine, ABD’de iş hayatına atıldı. Amerikan ekonomi gazetesi Wall Street Journal’ın internet sitesinde işe başlayan Li Yanhong, sitenin çevrim içi basım programını geliştiren ekibin içinde yer aldı. Burada arama motoru algoritmaları üzerinde çalışan Li, hayatının daha sonraki dönemini arama motoru geliştirmeye adadı.

GOOGLE’LA İLK KARŞILAŞMA
Kısa bir süre sonra IDD Bilişim Hizmetleri’nde işe başlayan Li Yanhong, burada arama motorları için site sıralamasını ölçen RankDex adlı bir algoritma geliştirdi. Genç Li, RankDex algoritmasını geliştirdiği sırada, ilerde rakip olacağı Google’ın sahipleri Larry Page ve Sergey Brin de “PageRank” adlı benzer bir algoritma üzerinde çalışıyorlardı. ABD’de iş hayatına atıldıktan sonra Robin Li ismini alan Li Yanhong, geliştirdiği “RankDex” algoritması için Amerikan Patent Enstitüsü’nden patent aldı. IDD’den ayrılan Robin Li, bu defa da 1994 yılında Steve Kirsch tarafından kurulan arama motoru Infoseek’te işe başladı. 1997-1999 arasında personel mühendisi olarak arama motorlarının öncüsü Infoseek’te çalışan Robin Li, İnfoseek’in el değiştirmesi ve arama motoru alanındaki faaliyetlerini azaltması üzerine buradan ayrıldı.

KOMÜNİST PARTİ’DEN DAVET
Infoseek’ten ayrılma kararı alan Robin Li iş alanında yeni fırsatlar peşindeydi. Ona bu fırsatı, Çin Komünist Partisi sağladı. Çin hükümeti, Robin Li’yi 1999 yılında komünist rejimin 50 yıl kutlamalarına davet etti. Çin hükümeti birçok alanda olduğu gibi internette de yerli yatırımdan yanaydı. Komünist Parti için Robin Li bu alanda biçilmiş kaftandı. Hükümetten yeşil ışık alan Robin Li, biyokimyacı arkadaşı Eric Xu’la birlikte arama motoru Baidu’yu kurdu. ABD yatırım bankaları Integrity Partners ve Peninsula Capital’dan 1.2 milyon dolar kredi alarak Baidu’yu kuran Robin Li ve ortağının önü bundan sonra açıktı.

İDEAL İÇİN KALICI ARAYIŞ
Robin Li kurduğu arama motorunun adını koyarken çok titiz davrandı. Baidu ismi 800 yıl önce Song Hanedanlığı döneminde yazılmış bir şiirden alındı. “Baidu” ideal için kalıcı arayış anlamına geliyordu. Robin Li’ye göre, 1.3 milyar nüfusuyla dünyanın en hızlı gelişen internet piyasası olan Çin’de arama motorunun ismi de yerli olmalıydı. Çin’de 2000’li yılların başında internet siteleri alanında bir patlama yaşanmıştı. Baidu söz konusu sitelere ücretle hizmet veriyordu. Ancak Robin Li, kısa bir süre sonra kendisi ve şirketinin bir alana sıkışıp kaldığı düşüncesine vardı. 2001 yılında abonelik sisteminden vazgeçen Baidu, artık ücretsiz bir arama motoru olarak hizmet vermeye başladı.

BÜROSUNDA YATIP KALKTI
Robin Li de şirketteki başkanlık görevini bir kenara bırakarak, AR-GE çalışmalarının başına geçti. Haftalık toplantıların sayısını iki katına çıkaran ve genellikle büroda yatıp kalkmaya başlayan Li, 2002 yılına gelindiğinde Çin arama motoru pazarının yüzde 50’sini ele geçirdi. Bir yıl sonra ise Çin’in en büyük arama motoru unvanına sahip oldu. Çin’de her yıl milyonlarca insan bilgisayar sahibi olarak, internete bağlanıyordu. Müşteri zaten vardı. Yapması gereken, sadece yatırım yaparak teknolojinin gerisinde kalmamaktı. Sonraki yıllarda Çin’deki liderliğini sürdüren Baidu, 2005 yılında New York Borsası’nda Nasdaq endeksine kote olmayı başardı.

ABD’NİN İKİ KATI İNTERNET KULLANICISI
Fabrika işçisi bir anne-babanın oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Robin Li, 10 yıl gibi kısa bir süre içinde dünyanın en büyük şirketlerinden birini yarattı. 2010 verilerine göre Baidu’da 11 bin kişi istihdam ediliyor. Çin 500 milyon internet kullanıcısıyla, ABD’deki internet kullanıcısı pazarının iki katına ulaştı. Önümüzdeki üç yıl içinde bu rakamın 750 milyona çıkması bekleniyor. Bu kadar hızlı büyüyen bir pazarda Baidu’nun sahibi Robin Li de hergün servetine servet katmaya devam ediyor.

KOMÜNİST PARTİ İSTEDİĞİNİ YAPTIRTIYOR
Çin’deki internet pazarını elinde tutmak isteyen Baidu’nun hükümetin birçok isteğine boyun eğdiği de iddialar arasında. Baidu’nun ayrıca yerli olmanın avantajını kullanarak, Google’a karşı haksız bir rekabet yürüttüğü de savunuluyor. 2009 yılında bir Baidu çalışanının sızdırdığı belgeye göre, şirketin birçok web sayfasını bloke ettiği ve bazı kelimelere sansür uyguladığı ortaya çıktı. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü de Baidu’ya sansür suçlamasında bulundu. Çin’de yasak olan Falun Gong örgütünün ismiyle Baidu’da arama yaptıklarını belirten Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, siteyle erişim kuramadıklarını açıkladı.

İRAN ’HACKLEDİ’ İDDİASI
Baidu 2010 yılı ocak ayında İranlı internet korsanları tarafından saldırıya uğradı. Dört saat boyuncu girişi engellenen siteye İran bayrağının yanısıra Farsça bir mesaj bırakıldı. Baidu’dan yapılan açıklamada, “Bu sabah ABD’de kayıtlı olan domainimiz saldırıya uğradı ve sitemize giriş engellendi” denildi. Ancak saldırının İranlı hackerlar tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hiçbir zaman anlaşılamadı.

İŞE KOMŞULARDAN BAŞLADI
Baidu sadece Çin’de faaliyet göstererek arama motoru devi Google’la mücadele edemeyeceğini biliyordu. Bu nedenle Robin Li, Google ile rekabete Çin’e komşu ülkelerden başladı. Japonya ve Güney Kore ve Hindistan’da faaliyete geçen Baidu daha sonra Mısır’da Arapça arama moturu oluşturdu.

’EŞİM OLMASAYDI MÜHENDİS KALACAKTIM’
Robin Li başarılı olmasında eşi Dongmin Ma’nın katkısı çok büyük. Çift 1995’te Çinli öğrencilerin Greater New York alanındaki eylemleri sırasında tanıştı. 10 Ekim 1995’te New Jersey’de evlenen çift, Baidu’yu kurmak için Çin’e taşındı. Robin Li başarıya ulaşmada eşi Dongmin Ma’nın verdiği desteği şu sözlerle tanımlamıştı: “Eşimin benim üzerimde büyük bir etkisi var. Çok sabırsız, hızlı karar alarak hemen uygulamaya geçiyor. Ben Amerika’da Silicon Valley’de bir mühendis olarak çalışmaktan mutluydum. Ancak o kendi işimi kurmam için sürekli beni teşvik etti. Çin’e dönme kararı aldığımda da en büyük destekçim yine eşim oldu. Çinli genç kızlar yurtdışında yaşamak ister. Ama eşim benim kariyerimi düşündüğü için Çin’e döndü ve sürekli beni desteklemeye devam ediyor. Bu hiç de kolay bir şey değil.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND