Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş yerindeki gerginliğiniz kavgaya dönüşmesin!

Bir takım dedikodular, yoğun iş stresi, alay etme ya da rahatsız edici gürültüler… Bu gibi nedenlerden dolayı işyerlerinde zaman zaman sözlü atışmalar ve dolayısıyla kavgalar yaşanılabiliyor. Peki iş yerinde kavga etmenin hukuki açıdan ne gibi sonuçları olabilir?

işyerinde yaşanan problemler, işyerinde kavga ve tartışma, iş hayatı

Bir takım dedikodular, yoğun iş stresi, alay etme ya da rahatsız edici gürültüler… Bu gibi nedenlerden dolayı işyerlerinde zaman zaman sözlü atışmalar ve dolayısıyla kavgalar yaşanılabiliyor. Peki iş yerinde kavga etmenin hukuki açıdan ne gibi sonuçları olabilir?

İşyerinde kavga

Tıpkı normal hayatmızda olduğu gibi iş hayatımızda da kimi zaman diğer çalışanlarla çatışmaya girebiliyoruz. Çatışma aslında son derece normal bir süreç. Önemli olan bu sürecin bizi nasıl etkilediği ve bu süreci nasıl yönettiğimiz. Kimi zaman ne yazık ki bu çatışmalar sözlü sataşmalar, hakaretler, tartışmalar, hatta kavgalar şeklinde görülebiliyor.  

Bir işyerinde en çok görülen tartışma ya da kavga sebepleri, adaletsiz iş dağılımı, rekabet, aşırı stres, dedikodu, mobbing, mesai arkadaşını yöneticiye şikayet etme, arkasından konuşmak, bütün başarıyı ekibe değil kendine mal etmek, riyakarlık, alınan kararlara katılmamak olarak sıralanıyor. 

Eğitim seviyesi ve dolayısıyla pozisyon düştükçe tartışmalar daha çok fiziksel kavgaya dönebiliyor.

Hüriyet İK olarak Yenibiris.com üzerinden 5.491 katılımcı ile yaptığımız ankete göre, katılımcıların yüzde 91’i işyerinde bir kavgaya karıştıklarını veya tanık olduklarını söylüyorlar. Bu kavgaların da;

– yüzde 33’ü yönetici ile çalışan arasında,
– yüzde 25’i aynı pozisyonda çalışanlar arasında,
– yüzde 22’si farklı departmanlarda çalışan kişiler arasında,
– yüzde 20’si de aynı departmanlarda çalışanlar arasında yaşanmış.

‘Dahil olduğunuz veya tanık olduğunuz kavgalar hangi sebeplerden çıktı?’ sorusuna ise katılımcıların

– yüzde 33’ü sözlü sataşma, hakaret etme
– yüzde 28’i adaletsiz iş dağılımı
– yüzde 9’u dedikodu
– yüzde 5’i alay etme
– yüzde 2’si gürültü
– yüzde 1’i klima cevabını vermiş. 

İletişimsizlikten kaynaklanıyor
Uzmanlar işyerlerinde çıkan çatışma ve kavgaların pek çoğunun iletişimsizlikten kaynaklandığını söylüyorlar. DBE Kurumsal Gelişim Merkezi Yöneticisi ve profesyonel koç Ayşegül Horozoğlu Enkavi, “İnsanlar, genelde birbirlerini iyi tanımadığı zaman kavga eder. Bu kavgalar bazen sözlü sataşma şeklinde, bazen de hiç arzu edilmeyen fiziksel kavga şekline dönüşebilir. Ancak taraflar birbirlerini tanıyıp, aralarında bir bağ oluşturduklarında bir daha münakaşa ve kavga etmekten kaçınıyor” diyor. 

Avita Çalışan Destek’ten endüstri ve örgüt psikoloğu Sibel Karamaraş ise kavga ve tartışma şekillerinin de oldukça farklılık gösterebileceğine dikkat çekiyor: “Kavga her zaman gürültülü ve/veya dışarıdan görünür olmak zorunda değil. Mesela, bir çalışan hak ettiğini düşünmesine rağmen terfi almadığından dolayı yöneticisiyle yoğun çatışma yaşadığını belirtmişti. Bu durum görünürde kavga edilmesine sebep olmamasına rağmen çalışanın gereken işler konusunda erteleyici ve özensiz olmasına, iletişimin aksamasına sebep olup, dolayısıyla ilerleyen zamanlarda oluşabilecek başka kavga/tartışma olasılıklarına kapı açabiliyor. Bu durum yöneticiyle yaşanan gerginliğin aslında sözel olmayan yollarla ifadesi olarak görülebilir. Aynı pozisyonda olan çalışanlar ise kendi aralarında daha görünür kavga edebiliyorlar. Karşılıklı sözlü saldırılar bunun bir örneğidir.”

Kavgadan sonra ne oluyor?

Yenibiriş üzerinden yaptığımız ankette katılımcılara ‘kavga sonrası ne olduğunu’ da sorduk. Katılımcıların,

– yüzde 55’i hiçbir şey olmadığını,
– yüzde 17’si yöneticiden uyarı geldiğini,
– yüzde 16’sı işten atıldığını,
– yüzde 13’ü yöneticinin sorunu çözdüğünü söylemiş. 

İşyerinde çıkan anlaşmazlıklarda çalışanlar, sorunu kendi aralarında çözemiyorsa bu durumu öncelikle yöneticisine aktarmalı. Yönetici veya işverenin de bu konuda duyarlı olması ve çalışanlar arasında uyumu sağlamak için soruna çözüm getirmesi gerekiyor. 

Tazminatsız işten çıkarma sebebi

İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Uzmanı ve Bilirkişisi Av. Cüneyt Alihan Danar’ın verdiği bilgiye göre işyerinde sataşma ve kavga tazminatsız işten çıkarma sebebi. İşyerinde kavga yumruk yumruğa olmayabilir, sadece sözlü sataşma da (genelde hakaret şeklinde oluyor) kavga ile aynı sonucu doğuruyor, yani işverene kıdemsiz ve ihbarsız iş sözleşmesini fesih hakkı tanıyor. 

‘İşçinin yakınının işyerine gelip de başka bir işçiye sataşması ya da fiili kavga etmesi’ ve ‘sataşmanın işyeri dışında olması’ halinde de Yargıtay’a göre kıdemsiz ve ihbarsız fesih yapılabiliyor. Peki kavga/sataşma eylemlerinde mağdur olan işçinin aslında diğer tarafı tahrik etmesi halinde ne oluyor? Danar bu soruya şöyle cevap veriyor: “Bu durumda somut olaya göre her iki işçinin de iş sözleşmesinin feshi söz konusu olabilecektir. Yargıtay önceki kararlarında kavga/sataşma olayına kimin sebep verdiğine göre karar vermekteydi ve mağdur olsa bile kavgaya sebep vermişse o işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesini haklı bulmaktaydı. Ancak sonraki kararlarında bu görüşünden farklı olarak, kimin olaya sebep verdiğine bakmaksızın kavga ya da sataşmayı işverenin güven duygusunu sarstığı ve iş ilişkisini olumsuz etkilediği gerekçesiyle fesih sebebi olarak saydığını ve her iki işçinin de iş sözleşmesinin feshedilmesini haklı bulduğunu görüyoruz.”

Kavgaya karışırsak veya tanık olursak ne yapmalıyız?
Ayşegül Horozoğlu Enkavi

– Herhangi bir kavgaya tanık olursak öncelikle tarafsız kalmaya çalışıp mümkünse kavga eden tarafları sakinleştirerek ortamdan uzaklaştırmaya çalışmamız yerinde olur. 

– Biz sakinleştirip uzaklaştıramadıysak kavga daha da büyüyorsa mutlaka üst yöneticimize ya da işyeri sahibine bilgi vermemiz gerekir. 

– Tartışmaya girmeyin, dahil olmayın. Sinirlendiğinizde sert çıkışlar yapmak yerine sakinleşmeye çalışın, biraz kendinize zaman tanıyın, nefes alın. 

– Sesinizi yükseltmek, bağırmak yanlış anlaşılmanıza da sebep olur. Sinirlendiğinizde durumunuzu değiştirebilirsiniz, ayaktaysanız oturabilirsiniz ya da yürüyebilirsiniz, oturuyorsanız ayağa kalkıp o ortamdan uzaklaşabilirsiniz. Durum değişikliği düşünce değişikliğine de sebep olur. Düşünce değişikliği duygularınızı etkiler. 

– İşyerinde gün içinde pek çok olay yaşanır. Farklı birçok karar alınır. Biz alınan bazı kararlarda hem fikir olmayabiliriz ya da bu kararlar bizim dışımızda alınabilir. Bu durumda fikrimizi uygun şekilde başkalarının da fikrine saygı göstererek söylememiz ve tartışmaya girmememiz gerekir. Bunu bir çekişmeye ve çatışmaya götürmememiz gerekir. Fikir ayrılıklarında karşı taraf ile inatlaşıp çatışmaya ve kavgaya girmek işyerinde daha büyük zorluklar yaşamamıza yol açar. Özellikle yöneticinizle bir tartışmaya girerseniz kazanma şansınız olmaz. 

– Bir kişiye sinirlendiğimizde, bir anlaşmazlık yaşadığımızda sorunu o kişi ile aramızda hatta o konu ile sınırlı bırakmak işlerimize odaklanmak gerekir. 

– Özellikle kendimize taraf oluşturmak için başkalarına konuyu anlatmamak gerekir. Herkese anlatıldığında çözümlenecek sorun çözümlenemez hale gelebilir.

– Hata yapmışsak da özür dilemeyi bilmek gerekir. 

Kavga sırasında yöneticiye ve İK’ya düşen görevler
Sibel Karamaraş

Yöneticiler her durumda çalışanlar arasındaki kavgaları çözümleyici bir konumda olmamalıdır. Görev ve grup dinamiklerine bağlı olarak bu durum değişir. Çalışanların kendi aralarındaki kişisel sorunları kişisel boyutlarda çözmeleri desteklenmeli, yöneticiler hakem rolüne girmemelilerdir. Ancak kurumla ilgili olarak çıkan tartışmalarda destek istenildiği noktada her iki taraf da anlayış ve empatiyle dinlenmeli, birbirlerini anlamaları için destek olunmalıdır. 

– Kazan-kaybet durumu oluşturulmamalı, tersine yapıcı ve destekleyici bir ortam yaratarak kazan-kazan durumu oluşturulmalıdır. Direkt bir çözüm üretmek kimi zaman kısa sürede faydalı ve etkili gibi görünse de uzun vadede altta yatan asıl sorunları ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla herkesin fikrini almak ve mümkünse ortak bir yoldan ilerlemek daha yapıcı bir süreç getirecektir. 

– Kimi zaman çalışanlar her ne olursa olsun ve yapılırsa yapılsın direnmeye devam edebilirler ve çözüm odaklı yaklaşmak istemeyebilirler. Bu gibi durumlarda yöneticiler emin oldukları takdirde doğru olduğunu düşündükleri yoldan gidebilir ve bunu sebebiyle beraber her iki tarafa da anlatabilirler. 

– Hem İK hem yönetim, öncelikle tüm çalışanların duygu yönetimi konusunda bilinçlendirilmesi için gerekli eğitimlerin ve çalışmaların yapılmasını sağlamalıdır. Duygu yönetimi ve bu tarz yoğun çatışmalı süreçlerde nasıl hareket edileceği konusu aslında daha çok olaya, kişiye ve şirket kültürüne göre değişkenlik gösterebilir. Şirketin kendi kültürüyle beraber çatışmayla baş etme mekanizmalarının çalışana doğru aktarabilmesi için alanında uzman kişilerle gerçekleştirilecek bilgi paylaşım grupları, sağlıklı bir temel oluşması konusunda yardımcı rol üstlenebilirler.

Yazar: Burcu Özçelik
Kaynak: www.hurriyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND