Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş kapılarını açan kilit sorular…

Türkiye”nin önde gelen şirketlerinin patronları ve üst düzey yöneticileri, işe alımlarda adaylara sordukları kilit soruları açıkladı. Adaylarda en çok dürüstlük, açıklık, problem çözme yeteneği, takım çalışmasına uyum ve yüksek motivasyon aranıyor.

mülakat soruları, kilit mülakat soruları, iş görüşmesi taktikleri

Türkiye”nin önde gelen şirketlerinin patronları, üst düzey yöneticileri işe alımlarda adaylara sordukları kilit soruları Milliyet kariyerim”e açıkladı.
Onlar adaylarda en çok dürüstlük, açıklık, problem çözme yeteneği, takım çalışmasına uyum ve yüksek motivasyon arıyor. Bu özelliklerin olup olmadığını anlamak için de birbirinden ilginç sorular soruyorlar.

Yanıtları sizin için yaptıkları referans araştırmalarıyla karşılaştırıp doğruluğunuzu ölçüyorlar. onların sınavından geçmenin tek yolu dürüst olmak…

Kimi Türkiye”nin önde gelen şirketlerinin sahibi, kimi genel müdürü veya insan kaynakları alanındaki en üst düzey yöneticisi. İşe alımlarda son söz onlara ait.
Özellikle üst düzey alımlarda adaylar şirketin sahibi veya en üst düzey yöneticisi tarafından süzgeçten geçiriliyor. Adaylar en zor sınavı da burada veriyor. Çünkü bu görüşmeler klasik olan ”o pozisyon için uygun olup olmadığınızı anlamaya” yönelik değil. Tüm kişiliğinizi, düşüncelerinizi, birikiminizi ölçüyorlar.

Patron veya üst düzey yöneticiler, zaten birçok testi geçip karşılarına gelmiş olan adayda en çok dürüstlük, iletişim yeteneği, problem çözme yeteneği, takım çalışmasına uyum, cesaret ve yüksek bir motivasyon bekliyor. Bu özelliklerin olup olmadığını anlamak için de çok değişik sorular soruyorlar.
En çok merak ettikleri şeyler ise; bir önceki işinizden neden ayrıldığınız, güçlü ve zayıf yönlerinizin ne kadar farkında olduğunuz, şirketten beklentileriniz ve katkılarınızın neler olacağı.

”Abartılı ve yanıltıcı bilgi verenden çekinirim”

Süreyya Ciliv
Microsoft Satış, Pazarlama ve Servis Grubu Strateji ve Sistemler Genel Müdürü

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Ekibim için doğru kişi mi? Karşımdaki aday, karakter, beceri ve bilgi açısından ekibimize uygun mu? Burada aradığım özellikler: Dürüstlük, iletişim (açık, net, direkt ve saygılı), çoşku, hırs, pozitif enerji, olgunluk, cesaret, iş bitiricilik. Açık pozisyon için doğru ve uygun kişi mi? Burada aradığım özellikler: Direkt açık pozisyondaki iş tecrübesi, başarısı, öğrendikleri, benzeri pozisyonlardaki iş tecrübesi, vizyonu, temel başarı ilkeleri, tavsiyeleri ( bu pozisyona geçecek kişiye).

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Mülakâtlarda uyguladığım ve tercih ettiğim tarz, mülakâtı soru – cevap şeklinde bir sözlü imtihan durumuna sokmadan, karşımdaki kişiyi rahatlatıp onu gerçekten ve çok yönlü şekilde tanıyabileceğim bir sohbet haline dönüştürmektir. Burada amaç, kişi ve şirket/pozisyon arasında uygunluk var mı, yok mu, onu tespit etmektir.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Mülakâtta, dürüstlüğe çok önem veririm. Fazla abartanlar ve bilhassa yanıltıcı bilgi verenlerden çekinirim. Kısaca, dikkat ettiğim özellikler ve davranış şekillerini şu şekilde özetleyebilirim: Dürüstlük, açık, net, direkt, saygılı iletişim, zeka, tutku, hırs, pozitif enerji, olgunluk. Pozisyona uygunluk açısından en önem verdiğim konu, adayın açık pozisyona benzer iş tecrübesinin olup olmadığı ve oradaki başarısıdır. Kişinin geçmişteki davranışlarının ilerisi için de en iyi gösterge olacağına inanırım. Bilhassa, aday kişinin verdiği değil de kendi bulduğum referanslardan aday hakkında detaylı bilgiler almaya çalışırım.

”Referansınız, olumsuz yönlerinizi nasıl sayar?”

Erol Bilecik
Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Mülakât için görüştüğüm adayların iyi bir takım oyuncusu olmasını ve pozitif iletişim becerisine sahip olmasını ararım. Günümüz iş dünyasında, bireysel başarılardan çok takım başarısı ön planda. Takım çalışmasında başarılı olan kişiler, şirketlerin başarısı için daha fazla katkı sağlıyorlar ve toplam katma değeri yükseltiyorlar.

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Kilit sorum şudur: “Bir referansınıza iş hayatınızdaki olumsuz yönlerinizi sorsak neleri sayar?”

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Mülakât sırasında adayın doğallığı ve rahatlığı, sorulara verdiği cevapların doğruluğunun ölçütüdür. Adayın davranışlarını, duruşunu, tarzını ve konuşma biçimini kapsayan doğal bütünlük, karar verme noktasında çok belirleyicidir.

”Hedefi anlatıp yapabilir misin derim”

Orhan Göksal
DOL İcra Kurulu Başkanı

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Sonuç odaklı olup olmadığını tespit etmeye çalışırım.

2 – Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Hedefi detaylı şekilde anlattıktan sonra, bu işi yapabilir misin, bunu en iyi sen cevaplayabilirsin dedikten sonra, yapıp yapamayacağını sorarım.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Bu noktada, her şeyiyle emin bir şekilde yaparım demesi önemlidir. Vücut hareketlerinden, bakışlarından ve ses tonundan anlamaya çalışırım. Cevabı güven veriyorsa, nasıl yapacağını anlatmasını isterim. Bu cevabı detaylı analiz ederim. Sonucuna göre karar veririm.

”Yönetsel bilgi ve becerileri ölçeriz”

Fuat Erbil
Garanti Bankası Bireysel Bankacılık ve İnsan Kaynakları”ndan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Yönetici olarak kurumumuzda çalışacak adayların mülakâtında, sorumlu olacakları görevin gerektirdiği iş deneyimine sahip olmaları önemlidir. Ancak bundan da önemlisi, adayın sahip olduğu deneyimden bağımsız olarak yönetsel anlamdaki bilgi ve becerileridir.

2- Kilit sorunuz nedir?
Bu anlamda, kritik bir soru sorarak adayı tanımaya çalışmak yerine, görevin gerektirdiği yetkinlikler üzerinden değerlendirme yapmak daha sağlıklıdır. Garanti Bankası işe alım süreçleri görev yetkinlikleri bazında yapılandırılmıştır. Buna bağlı olarak mülakâtlar yetkinlik bazlı gerçekleştirilir.

3- Sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Yönetici düzeyinde yetkinlikleri sorgularken; adaydan sektörle ilgili gelişmeleri (rakipler, yenilikler, fırsatlar) takip edip, vizyonel ve stratejik bakış açısına sahip olması ve bunu işine yansıtabilmesi beklenir. Ekibini hedefler doğrultusunda motive ederek yönlendirmesi, onların performansını gözlemleyerek olumlu olumsuz geribildirim vermesi, zamanında ve riski iyi hesaplanmış kararlar alabilmesi ve bunları deneyimlerinden yola çıkarak örnekleyebilmesi istenir.

”Neden iş değiştirdiniz, hayat görüşünüz ne?”

Ayça Dinçkök
Akkök Grubu Yön. Kurulu Üyesi

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Karşımdaki insanın motivasyon kaynağını anlamaya çalışırım. İşin ona vereceği ile onun beklentisi uyuşmalı. Motivasyon para mıdır, başarı mıdır, takdir midir, hangisinin daha ağır bastığı önemli benim için.

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Yemek için yaşamak veya yaşamak için yemek diye iki farklı bakış açısı var hayatta. Bunu anlamak için bir kişinin neden iş değiştirdiğini, hayatında hangi etkilerin baskın olduğunu anlamak gerek. Ben açıkca neden iş değiştirdiğini sorarım. Eğer okul sonrası boş vakit geçirmişse, tabii görüştüğüm insanın seviyesi ve yaşına bağlı olarak, boş vakit insanı körelten bir süreç olduğundan, boş vaktin sebebini de mutlaka anlamak isterim.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Vücut dili çok önemli. Karşımdaki insanın samimiyetini hemen hissediyorum. Gözlerinin içine bakmak, rahat oturmak, yüzünü ellememek, sorduğum sorulara kolay cevap verdiğini ve kendine güvendiğini gösterir. Benim için cevaplar tatmin edici olmasa da güvenle verilmiş olması önemlidir. Yine de takdir ederim. Samimi bulmadığım kişilerle mülakâtı çok kısa tutarım, samimi bulduklarımla ise hayat görüşü dahil sohbet etmek isterim. Sonuçta bir aileyiz hepimiz, birbirimizi anlamak, tanımak en önemli kuvvetimiz olur.

”Gelişmesi gereken yönlerin neler?”

Michel Akavi
DHL Genel Müdürü

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Mülakât sürecindeki adayların karakter özellikleri ve iş yapış şekilleri ile ilgili maksimum bilgi edinmeye çalışırım. Bunu yaparken özellikle iş değişim süreçleri üzerinde dururum. Adayın iş değişikliği sebepleri nelerdir ya da şirket seçim kriterleri nedir? gibi konular üzerinde konuşurum.

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Benim için en kilit sorulardan biri ”kişilerin gelişime açık” olan yönleri ile ilgili. Mülâkat sürecindeki kişiler doğal olarak her zaman iyi ve güçlü yönlerini ön plana çıkarmak isterler. Ben mutlaka adayın kendine göre gelişmesi gereken yönlerini sorarım. Bunu yaparken kendimden de örnekler vererek herkesin gelişmesi gereken yönleri olduğunu mutlaka söyler ve empati kurarım.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Aldığım cevabın içeriği adayın kendi farkındalığı, gelişime açık olup olmadığı, dürüstlüğü ve pozisyonun gerektirdiği yetkinliklere sahip olup olmadığı ile ilgili bir fikir verir.

”Seni iş ortamında en çok ne demotivize eder?”

Meltem Kurtsan
Otacı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
İşe alınacak adayın en çok kariyeriyle ilgili hedefi nedir , bu işle istekleri örtüşüyor mu diye bakarım ve işi ne kadar istediğini öğrenmeye çalışırım. Çünkü her görev, en çok isteyen kişi tarafından, yüksek motivasyonla çalışılarak yerine getirilmelidir. İşe geçici olarak başlanmamalı, şirketimiz o kişinin kariyerinde bir basamak olarak kullanılmamalıdır.

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Onu iş hayatında nelerin mutsuz ettiğini ve kendisinde beğenmediği özellikleri sorarım .Özellikle iş ortamında onu nelerin demotive edebileceğini sorduğumda stresli bir ortamda ne kadar verimli çalışabileceği konusunda bir fikrim oluşur.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Duruş , davranış , konuşma şekli , beden dili hatta el sıkışı aday hakkında bana fikir verir.
Adayın kendisine ne kadar güvendiği, doğru söyleyip söylemediği tüm bunlar birlikte incelenerek anlaşılabilir.

Dört kategori var: Hayalkırıcı, OK, iyi, çok iyi

Serdar Hotiç
Hotiç Yönetim Kurulu Başkanı

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
”Siz çalışılacak en iyi yeri nasıl tanımlarsınız?”, ”Kendi okuduğunuz okul ya da mesleğiniz hakkında hoşlandığınız veya hoşlanmadığınız şeyler nelerdir?”, ”Kısa ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?”, ”Tecrübelerinizin size öğrettiği şey nedir?”

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Firmamızın mülakât tekniklerinde önce aday bilgileri ve şirket hakkındaki bilgilerini ölçer, sonra profesyonel görünümü ve giyimi, Türkçe”ye hakimiyeti, hırsı ve motivasyonu, kendini geliştirme, adaptasyon yeteneğini ölçmeye çalışırız. Bu tür sorular sayesinde, adayın kişiliği, zekası, bilgisi, motivasyonu, firmamız kültürüne uygunluğu ve gelecekteki potansiyel performansı konularında bilgi toplanmaya çalışılır.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Tüm sorularla ilgili bir skorlama yapılır.
Bu skorlar 1 ile 4 arasındadır.(Hayalkırıcı, OK, İyi, Çok iyi). Böylece her adayla ilgili toplam bir skor elde edilir.

”Çapraz sorularla, temel değerleri test ederim”

Alper Utku
MCT Genel Müdürü

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
En çok baktığımız noktalar, adayın bilgisi, becerisi, öncelikli değerleri ve hayata bakış açısı. Elimizde değer çatışmalarını ortaya çıkartan soru setlerimiz var. Buradaki soruları yöneltiyoruz.

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Belli temel değerlere uyumunu çapraz sorularla test ederim. Değer çatışmalarını ortaya çıkartacak sorulardan biri şöyle: ”Elemanlarınızdan biri rakip firmayla ilgili gizli müşteri bilgilerini elde etmiş, size geldi. Nasıl tepkide bulunursunuz?”

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Bu soruya vereceği yanıt çok önemli. Doğru yanıt, ”Hiçbir şekilde bu bilgilere bakmam” olmalı. Ben olsam, bu elemanı çok ciddi olarak uyarıp, aynı davranışı bir daha tekrar ederse işini kaybedeceğini söylerim. Aday soruları yanıtlarken nabza göre şerbet veriyorsa, dürüst olduğuna inanmıyorum. Bizim için dürüstlük, adanmışlık çok önemli.

”Verdiği bilgileri kendi araştırmamızla karşılaştırırız”

Süleyman Orakçıoğlu
Orka Group Başkanı

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Adayların sürekli geliştirmeye çalıştığımız iş akış süreçlerine katacakları katma değerin ve en az bunun kadar önemli olan sağlıklı iç iletişimin devamı konusunda gösterecekleri hassasiyetin cevaplarını aramak bizler için mülakâtlarda en çok önem taşıyan sorular.

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Bu noktada, adayın kendisinde var olan hangi özellikleri ve yetkinliklerinden dolayı aranan pozisyona başvurduğu, daha önceki iş deneyimleriyle başvuru yaptığı pozisyonun görev tanımındaki hangi kriterlerin örtüştüğü sorusu bizler için son derece önem taşımakta. Pozisyonla ilgili daha öceki iş yaşamından spesifik örneklerle birlikte bunları açıklamasını ve anlatmasını isteriz. Bu örneklemelerde yaşanmış olan problemleri hangi stratejiler doğrultusunda çözdüğünü anlatmasını isteriz.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Adayın mülakât esnasında sorularımıza vermiş olduğu yanıtların ve kendisini prezante edişinden elde ettiğimiz bilgilerin, aday hakkında daha önceki iş deneyimleri için yapmış olduğumuz referans araştırmaları ile örtüşüp örtüşmediği bizler için çok önemli ve karar sürecimizde birebir etkin olan faktörlerdir.

”Kahve şekerli mi şekersiz mi içmeden nasıl anlarsın?”

Meral Ak Egemen
Ak Emeklilik Genel Müdürü

1- Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Üst düzey bir pozisyon için başvuran adayda liderlik, yaratıcılık, iletişim becerileri ve tutarlılığın önemli olduğunu düşünüyorum. Bunlar adayın kurum için doğru hedeflerin belirlendiği bir gelecek tasarımını yapabilme, bu hedefe yönlendirilen ekipte iyi bir takım ruhu oluşturma, gerektiğinde risk alabilme, inisiyatif kullanma, sebep ve sonuç ilişkileri analizini doğru yapma yeteneğini değerlendirme olanağı sunmaktadır.

2- Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
“İş ya da özel yaşamınızda gurur duyarak andığınız en büyük başarı / başarısızlık deneyiminiz nedir? Neden? Kendiniz için nasıl bir gelecek tasarlıyorsunuz?” Birinci soru adayın iş yapabilme kapasitesini, ikinci soru bu kapasiteyi gelecekte kullanma arzusu ya da iştahını gösterecektir. Bununla birlikte analitik beceri ya da yaratıcılığı ölçümlemeye yönelik cevabı bazen imkânsız sorular sorabilirim. “İstanbul”da sabah trafiğinde fazladan harcanan benzinin ekonomiye yıllık maliyeti nedir? Bir fincan kahvenin şekerli ya da şekersiz olduğunu içmeden nasıl anlarsınız?” vb.

3- Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Somut bilgiler verip vermediğine, hikayenin kapsamına, etki alanına, adayda yarattığı heyecanın dışa vurumuna, iletişim yetkinliğine, söz ve beden dili koordinasyonuna bakarım. Burada belirleyici olan zeka, yaptığı işe adanmışlık ve tutkudur.

”Neden bu kurumda çalışmayı tercih ediyorsun?”

Meltem Kalender
Turkcell Çalışan İlişkileri Bölüm Yöneticisi

1. Mülakâtına katıldığınız adayda en çok hangi sorunun yanıtını ararsınız? Niçin?
Üst düzey yöneticilerde aradığımız en önemli özelliklerden biri, yöneticilerin kendi alanlarındaki konuların yanı sıra bütünü kavrayarak çözüm önerileri sunması. Ayrıca, şirket içi ve dışı stratejik iş birliklerini yönetebilme becerisi, liderlik vasfı ve kurumsal kültürümüze uygun iş anlayışı da diğer kriterlerimiz arasında yer alıyor.

2. Kilit sorunuz nedir? Bu soruyu nasıl sorarsınız?
Tek bir kilit sorumuz yok. Ancak, “Neden bu kurumda çalışmayı tercih ediyorsunuz?”, “Kuruma bakış açınız nedir?”, “Bu konudaki sektörel, pozisyonel ilgi ve motivasyonunuz nasıldır?” gibi sorular soruyoruz.
Bu sorularla, adayın sektöre ve çalışacağı pozisyona yönelik ilgisini ve beklentilerini ölçmeye çalışıyoruz.

3. Bu sorunun yanıtını nasıl ölçersiniz?
Turkcell”de özellikle yönetici alımına yönelik iş görüşmelerini daha çok sohbet ortamında ve geniş kapsamlı gerçekleştiriyoruz. Bu mülakât ortamı, adayın genel iletişim sürecindeki yaklaşımını rahatça ortaya koyduğu için bize gözlem yapma olanağı tanıyor.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

İş hayatında dış görünüşün önemi

Manşet, iş hayatı, insan kaynakları, dış görünüş, araştırma

Hayatımızın belki de her alanında olduğu gibi, dış görünüşümüze gösterdiğimiz önemin kariyerimize de ciddi derecede etki ettiğini biliyor muydunuz? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırma ve araştırmanın tüm detayları…

Dış görünüş iş hayatında ne kadar etkili?

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Milliyet İK ve İnsankaynaklari.com’un son araştırmasına katılan 62 bini aşkın kişinin yüzde 56’sı iş hayatında dış görünüşün en önemli unsur olduğuna inanıyor.

Kızım daha altı aylık bile değildi; yakın dostumuz olan bir çift ev ziyaretine gelmişti. Başıma geleceği az da olsa hissediyordum ama belki bizim kız uyanmaz da bu karşılaşma gecikir diye umut ediyordum. Fakat maalesef uyandı ve doğal olarak misafirler odasına gidip onu görmek istedi. Önden adam girdi, her şey o noktaya kadar iyiydi; sonra arkasından kadın. Ve işte bizimki o noktada bastı yaygarayı. Susturmamız, abartmıyorum, bir on dakikamızı aldı. Merak ettiniz değil mi?
Acı ama gerçek, söylemesi de toplumca pek münasip değil ama, madem konumuz bu, amaç da bilime hizmet, söyleyeyim: Maalesef kadın oldukça çirkindi. En nazik bir dille: Oldukça esmer, oldukça şişman ve oldukça orantısız bir suratı vardı, bir de üstüne bakımsızdı. “Çirkinlik sübjektiftir, sana göre çirkin olan bana göre güzel olabilir” diye atılmayın hemen. Öyle olmadığı Judith H. Langlois ve Lori A. Roggman adlı iki psikolog tarafından yakın geçmişte bilimsel olarak kanıtlandı. En ‘güzel’ insanlar tahmin edildiği gibi sadece masallarda tasvir edilen ve ender rastlanan güzelliklere sahip olan kişiler değil; aslında tüm insanların suratlarının ‘matematiksel’ bir ortalamasına sahip olan, yani kelimenin tam anlamıyla ‘ortalama’ bir güzellikte olanlarmış meğer!

GÜZELE BAKMAK SEVAPTIR

‘Güzellik algısı’ bir çocuğun daha ilk aylarında gelişiyor ve kısmen doğuştan gelen bazı etkilerle şekilleniyor. Bir yetişkin ile bir bebeğin görmek istediği surat tercihinin aynı olduğu zaten çoktan belirlenmiş çalışmalarda. Aşk ilişkilerinde de, meseleye hangi teorik duruştan bakarsan bak (davranışçı, bilişsel, sosyo-biyolojik, psikodinamik, vb.) sevilenin ‘fiziksel çekiciliği’ insanların söylemekten imtina etmelerine rağmen, genel inanışın tersine çok ama çok önemli. Ünlü Alman Filozof Schopenhauer, ‘Aşkın Metafiziği’ kitabında, aşkın amacının insanın gelecekteki varlığını sürdürme isteği olduğunu öne sürer. Yani üreme ve bir sonraki kuşağı yaratma isteğidir aslında aşk diye bildiğimiz şey. Âşık olacağımız kişiyi seçimimizde de, yaşam irademiz bizi, ‘güzel’ ve ‘zeki’ çocuklar dünyaya getirme şansımızı yükseltebilecek kişilere âşık olmaya doğru iter ona göre.
Peki, bebeklikten itibaren ‘güzel’e eğilim gösteren bizler, iş hayatında, eleman seçimlerinde acaba buna ne kadar önem veriyoruz?
Aslında ifade edilen genel inanış, bir adayın bir işe uygunluğunun sahip olduğu nitelikleriyle ölçülmesi gerektiği. Fakat genel temayül, kuvvetli bilinçaltı etkilerle, görüşme anındaki kıyafetin ve genel bakımın yanı sıra, adayın fiziksel özellikleriyle (boy, kilo, vb) bir bütün olan ‘dış görünüş’ün de bu işte çok etkili olduğu. Özellikle de ‘satış’ alanında çalışacak kişilerde ve iletişimle ilgili sektörlerde (reklam, halkla ilişkiler gibi) ‘fiziksel görünüm’ şartları neredeyse dillendirilmeyen ve yazılmamış bir kod. Bu durum konuya yönelik net bir hukuki yaptırımı olmayan Amerika’da artık sınırları zorlar durumda. Buluttan nem kapan Amerikalılar her türlü olası ayırımcılık ima eden davranışı mahkemeye sevk etmeye devam ediyor. Mesela 2005’te ünlü Abercrombie&Fitch şirketi, işe alımlarda ırk ve yaş ayırımcılığı uygulamaktan dava edildi. Firmanın marka imajına uygun kişileri yani genç, çekici, beyaz, erkek ve havalı kişileri işe aldığı iddia ediliyordu.
Araştırmalar da bu eğilimi doğrular nitelikte. Mesela 2003’te Sosyal Davranış ve Kişilik dergisinde yayınlanan Shannon ve Stark’a ait makale. ‘Personel seçiminde fiziksel görünüş’ meselesini iki boyut özelinde inceleyen akademisyenler, sakallı olmanın ve çekiciliğin işe alımlardaki etkisini tartışmış. Sonuçlar sakallı olmanın genel değerlendirmede değil ama son kertede yönetim pozisyonlarına işe alımda olumsuz etkisi olduğunu gösteriyor.
Solnick ve Schweitzer’in 2002’de Organizasyonel Davranış ve İnsan Karar Verme Süreçleri dergisinde çıkan ‘güzellik’ ve ‘pazarlık’ ilişkisi üzerine çalışmaları da ilginç. Satış ve pazarlama açısından çok önemli olan bulgular, ‘güzel’ kişilere daha güzel (daha avantajlı) teklifler yapıldığını gösteriyor.
Bu hafta İnsankaynaklari.com’la yaptığımız küçük anketimizde de, Türkiye’de yüzde 56’nın iş yaşamında dış görünüşün en önemli unsur olduğuna inandıklarını belirledik. “Önemli ama en önemli değil” diyen kesim ise yüzde 35. Yani gerçeklerin farkındayız gibi.

BOYUN UZUNSA ÜZÜLME!

Malcolm Gladwell, ‘Blink’ adlı meşhur kitabında, hepimizin bilinçaltında, özellikle ‘lider’ kişiliklerin belirli bazı fiziksel özelliklere sahip olması gerektiğini düşündüğümüzü söylüyor. Bu önermesini de, Fortune 500 listesindeki firmaların yarısıyla görüşerek ilginç bir şekilde doğrulatıyor. Görüştüğü şirketlerin neredeyse hepsinin en tepesindeki ismin (CEO) boyunun, ortalama bir Amerikan erkeğinin boyundan daha uzun olduğunu belirliyor. Ve meselenin hiç tartışılmamasının, durumu cinsiyet ve ırk ayrımından bile daha vahim hale getirdiğini söylüyor Gladwell. Haksız da değil aslında.
Bir ‘kısa boylular’ birliği kurulmadıkça pek yol alınamayacak gibi. O zamana kadar, ortalama Türk insanına göre (erkekler için 1,73cm, kadınlar için 1,62cm) boyu daha uzun olanlar (yaşasın ben!), neden olduğunu bilmeden iş hayatı basamaklarını biraz daha çabuk çıkacaklar sanırım!about:blank

Dış görünüşün iş yaşamında önemli olduğuna inanıyor musunuz?

Evet, en önemli unsurlardan biri
55,93%
35 bin 39 oy
Hayır, hiç önemi yok
3,85%
2 bin 414 oy
Evet ama en önemli unsur değil
34,75%
21 bin 771 oy
Hayır ama yükselmek için yardımı oluyor
4,41%
2 bin 761 oy
Fikrim yok
1,05%
660 oy
Toplam: 62 bin 645

Yazar: Umut Sarp
Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

İyi bir yönetici misiniz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Sizce bir yöneticinin sahip olması gereken özellikler nelerdir? Herkes yönetici olabilir mi? İyi bir yönetici olmak için nelere dikkat etmek gerekir? İşte yanıtı…

Tüm yöneticilerin sahip olması gereken altı özellik

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Bir kişinin ya da bin kişilik bir ekibin yöneticisi olabilirsiniz. Toastmasters International’dan Christina Hession’a göre yönetici olarak kaç kişiyle birlikte çalıştığınızın pek önemi yok. Ne kadar büyük ya da ne kadar küçük bir kitlenin yöneticisi olursanız olun, her yöneticide olması gereken altı ortak özelliği barındırmanız gerekiyor.

Çalışma ortamında huzuru sağlayıp, mutluluğu ve verimliliği artırmak iyi bir yöneticinin görevleri arasında bulunuyor. İyi bir yönetici olabilmek için ise bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Yöneticilerin sahip olması gereken altı beceri ile çalışanların gözünde iyi bir izlenim bırakabilirsiniz.

Eleştirel düşünce yapısına sahip misiniz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Eleştirel düşünceye sahip olan biri karar vermeden önce bilgiden emin olur, bu süreçte analiz yapar ve doğru sonuca ulaşmak için mantığını kullanır. İyi bir yönetici de bu düşünce yapısına sahip olmalı ve iş yerinde yaşanan her türlü şeyden haberdar olup erken karar vermek yerine soru sorarak, farklı fikirleri değerlendirip tüm seçenekleri önüne koyarak konu hakkında değerlendirme yapmalı.

Çalışanlarınızı dinliyor musunuz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Yöneticilerin çalışanları tarafından ulaşılabilir olması ve onların sorunlarını, projelerini birebir dinlemeleri, daha fazla bilgiye ulaşmak açısından faydalı bir durum. Çalışanlarını dinleyen bir yönetici, aynı zamanda çalışanlarına fikir vererek onları yaratıcılığa yönlendirir ve sorunları çözümlemek adına yardımcı olur.

Zamanınızı doğru şekilde yönetebiliyor musunuz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Zamanı planlı bir şekilde parçalara bölmek, görev ve projeleri verimli bir şekilde ortaya koymak demek. Bu sebepten dolayı yöneticiler, uzun ve kısa vadeli hedeflerini belirlemeli, günlük iş listeleri oluşturmalı ve bu listede önceliği olan konulara ağırlık vermeli. Tüm bunların yanı sıra, beklenmedik bir anda ortaya çıkabilecek işler için bu zaman planlaması için de boş zaman bırakmalı.

Yeterli geri bildirim veriyor musunuz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Ekip üyeleri kendilerini geliştirebilmek için yaptıkları işlerde ne derece iyi olduklarını ya da olmadıklarını öğrenmek ister. İş hayatındaki en önemli unsurlardan bir tanesi de yöneticilerin kendi ekiplerine bu konu hakkında bilgi aktarması. Yöneticiler ekiplerin motivasyonlarını ve performansını artırmak için kesinlikle geri bildirim vermeli.

Hedefleri önceden planlıyor musunuz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Yöneticiler planlı olmalı. Bu kısımda öncelikli olarak hedefleri belirlemek, hedefe ulaşma yolunda yaşanabilecek engelleri öngörmek ve bunları aşmak için gereken planlamaları yapmak bir yöneticinin yapması gereken en önemli görevlerden biri.

Çalışanların motivasyonuna katkıda bulunuyor musunuz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

İyi bir yönetici, ekip üyelerine yakın olmalı ve onların kendilerini iyi hissettiği ortamlara dahil olarak onları motive etmeli.

İyi bir mentor musunuz?

yönetim, yöneticilerin özellikleri, Manşet, iş hayatı

Her yönetici, çalışanı için bir mentor olabilmeli. Bir mentor kimin ne kadar tecrübeli olduğunu anlar ve ona göre kişiye rehberlik eder. Yöneticiler de kişilerin sahip olduğu potansiyelleri fark edip onları başarılı bir şekilde yönlendirmeli ve bir rol model olarak akıl hocalığı yapmalı.

Yazar: İrem Ceylan
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Ebeveynlerin çocukların ekran süresi konusunda çelişkileri

uzaktan eğitim, Manşet, ekran süresi, çocuk ve ekran

Ebeveynler düne kadar çocuklarının ekran süresi sınırlamalar koyarken pandemi dönemiyle birlikte ekranın karşısına oturmak için stratejiler geliştiriyor. Ekran çocuk ilişkisinde denge nasıl olmalıdır?

Tüm kurallar yalan oldu! Anne babaların pandemide ekranla imtihanı…

Çocukların ekran başında geçirdikleri süre, ebeveynler için endişe verici bir konu. Evde krize mahal vermeden sağlıklı süreleri yakalamak isteyen ebeveynler, pandemi sürecinde online dersler nedeniyle çocuklarını kendi rızalarıyla ekran başına oturtuyor. Peki ebeveynler ortaya çıkan bu çelişki içinde sağlıklı çözümü nasıl bulacak? İşte detaylar…

Modern ebeveynlerin en önemli problemlerinin başında, muazzam bir teknolojik patlamanın yaşandığı ve sokak kültürünün giderek azaldığı dijital çağda, çocuklarını sağlıklı ve aktif bireyler olarak yetiştirmek geliyor. Bu problemi körükleyen pandemi süreci, ebeveynlerin stresini de ikiye katlamış durumda.

Bu stresin ve psikolojik mücadelenin önemli konu başlıklarından birisi de çocukların ekran başında geçirdikleri süre! “Vaktin doldu çocuğum bırakır mısın tabletini… Melisa bırak lütfen annecim… MELİSA DEDİM” sürecini yaşayan her ebeveyn bir paradoksun içinden geçiyor. Pandemi nedeniyle okullar eve taşındı, geri dönüşün hesapları yapılıyor ancak geride kalan dönemde yeni bir sorun ortaya çıktı ve bu ülkemize has bir olay da değil.

OKUL DA EKRANIN İÇİNE GİRDİ

‘Çocuğuma tabii ki tablet vermeyeceğim’ ile ‘Al şu telefonu, tableti al da azıcık nefes alayım’ iç sesleri arasında sürüklenen modern ailelerin; genelde biraz ekran, biraz oyun hamuru, biraz Youtube, biraz boyama gibi bir denge sağladığını görüyorduk. Ebeveynler, söz konusu dengeyi aslında çocuklarının okulda geçirdiği çevrimdışı saatlere güvenerek kurmuştu. Ancak pandemide okul da ekranın içine giriverdi!

Ekranla -aslında açmak gerekirse- televizyon, bilgisayar ve tablet ve telefonla iç içe bu kadar vakit geçirmenin zararını çocuklarına anlatmaya ve kurallar koymaya çalışan aileler şimdi bile isteye çocuklarını ekran başına oturtuyor.

MİYOP BİR NESİL Mİ GELİYOR?

Ailelerin kaygısının da bilimsel bir karşılığı mevcut. The Guardian’da Ağustos 2020’de çıkan bir makaleye göre dijital alet kullanıcılarının yüzde 90’ı dijital göz yorgunluğu yaşıyor. Görüşüne başvurulan OPSM (Optik Reçeteli Gözlük Üreticileri) Profesyonel Hizmetler Müdürü Elizabeth Kodari, “Bilgisayar başında gözümüzü daha az kırpıyoruz ve bu göz kuruluğuna yol açıyor” ifadelerini kullanırken ekrana yakın bakmanın da miyopluk oluşumundaki etkenlerden biri olabileceğini söylüyor.

Makaleye başlık olan “Miyop çocuklardan oluşan bir nesil mi yetiştiriyoruz” sorusu elbette başlık için seçilmiş çarpıcı bir ifade ancak Avustralya’da 2000 ile 2020 arasında miyop sayısının yaklaşık iki katına çıktığı da bir gerçek.

AİLELER KAYGILI

ADHD (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) üzerine içerikler üreten ADDitude adlı internet portalı göz bozukluğu tehlikesinin yanı sıra girizgahta bahsettiğimiz çelişkiye de vurgu yapıyor. Toplam 3 bin 500 ADDitude okuyucusunun katıldığı ankete göre ebeveynlerin yüzde 47.93’ü ekran sürelerinin inanılmaz boyutları ulaşmış olmasından ötürü yoğun bir biçimde endişe duyuyor. Ebeveynlerin başka büyük bir kısmı ise eğitim dışı ekran sürelerinin de online dersler nedeniyle çocukların günlük yaşamına daha fazla girmiş olmasından endişe duyuyor.

Ortadaki durumun bıçak sırtı olduğu aşikar. En az ilgi duyan çocuk bile bilgisayar başında veya televizyon karşısında derslerini takip ederek bu duruma maruz kaldı. Ancak bu süreçte oluşabilecek ve karşılaşılan sorunlar ile ebeveynlerin bunları önlemek, azaltmak ve çözmek için yapabilecekleri de belli.

Olası sağlık sorunları:

  • Göz yorgunluğu: Konsantrasyon içinde ekrana uzun süre bakmak ve ekran ışığının doğru ayarlanmaması göz yorgunluğuna sebep olabiliyor.
  • Bulanık görme: Aynı uzaklığa uzun süre bakmak gözün odaklanma merkezinin kısa süreli bir spazmla kilitlenmesine neden olabiliyor. Bu da ekrandan başın kaldırılmasıyla uzak nesnelerin bulanık görünmesine neden oluyor. Bu durumun ileride miyopa neden olabileceği de öne sürülmekte.
  • Göz kuruluğu: Çalışmalar, insanların dijital bir ekrana uzun süre odaklandıklarında daha az göz kırptıklarını ortaya koyuyor. Bu da göz kuruluğuna sebep olmakta.

Ebeveynler ne yapmalı:

  • Ekran süresini kontrol altında tutmak: Amerikan Pediatri Akademisi, pandemide ekran sürelerinin artacağını kabul ederek yine de gerçek dünya ve dijital dünya arasında bir denge bulunmasını tavsiye ediyor.
  • Düzenli uyku
  • Egzersiz
  • Sık molalar: Her saat başı en az 10 dakika ekrandan uzak kalınması gerektiği tavsiye ediliyor.
  • Göz kırpmayı hatırlatmak
  • Ekranın konumu
  • Işığın önemi: Monitöre veya ekrana direkt ışık vurmamasını sağlayarak ve bununla ekran aydınlığını düşürerek yorgunluğu azaltmak mümkün.

‘YAKLAŞIMIMIZDA HER ŞEY DEĞİŞTİ’

Konuyla ilgili annelerin görüşüne de başvurduk. Deniz Aktaşoğlu Kutlar’a ilkokul 4. sınıfa giden oğlu Yağız ile evde yaşadıkları durumu sorduğumuzda “Pandemi süreciyle, yaklaşımımızda her şey değişti” yanıtını aldık.

“Daha önce ‘Süren bitti oğlum’ diyor bir şekilde ekran başında geçirdiği süreyi kontrol altında tutuyorduk ama şimdi öğretmenleriyle yüz yüze de olsa ekran karşısına oturtuyoruz” diyen Kutlar, ekran süresini sağlıklı bir seviyede tutmak için çabaladıklarını da aktardı: “Ders saatleri belli zaten. Belirli saatlerde ders alıyorlar. Derslerinin ardından bir veya iki saat ekrandan uzak tutarak ara verdiriyoruz, sonra EBA üzerindeki ödevlerini yapıyor. Elbette oyun oynamak da istiyor tekrar dinlendikten sonra artık oyun oynamasına izin veriyoruz.”

İlkokul çağındaki çocuklar ve ebeveynleriyle çalışan bir Psikolojik Danışman olan Zeren Çağla Şara, akranlarıyla teması azalan çocuklarla baş başa kalma sürecinin ebeveynler için efor gerektiren bir süreç doğurduğunu ve ortada iyi bir plan yoksa anne-babaların işlerinin çok güçleşeceğini vurguladı.

‘ESNEKLİK ŞART ANCAK…’

“Çocukların ekrana fazlaca maruz kaldıkları bir gerçek ancak çocukların arkadaşlarına ulaşmaları için de bu dönemde ekrana ihtiyaçları var” diyen Şara, plan gereksiniminin altını çiziyor:

“Biz her ailenin normalden biraz daha esnek olmasını bekliyoruz. Bu, elbette çocuğu tamamen özgür bırakmak anlamına gelmeyecek. Lakin velilere ‘Yeni bir planlama yapılabilir’ diyoruz, normalden biraz daha fazla süre tanımak gerekiyor.

Planlamanın önemli noktalarından olan ekran kullanımında örneğin izin bir saat ise bunu tek seferde kullanmak yerine 4 kez 15’er dakika veya 3 kez 20’şer dakika gibi bölerek kullanması daha doğru bir uygulama. Bu çocuğun fiziksel sağlığının yanı sıra duygu durumu için de önemli. Duygu durumu demişken velinin de duygu durumu önemli. Çalışma saati kavramının ekseriyetle özel sektörde kalmadığı ve evden çalışmanın arttığı bir ortamda ebeveynin de iş yükü arttı.”ʻʻPlanlama çocuğun fiziksel sağlığının yanı sıra duygu durumu için de önemli. Duygu durumu demişken velinin de duygu durumu önemli.Psikolojik Danışman Zeren Çağla Şara

Şara, “Çocuğun gündüz saatlerinde anne ve babayı sürekli evde görmesi ancak tatil günlerindeki gibi bir iletişim kuramaması durumunu çocuğa açıklamak gerekiyor. ‘Annem yanımda ama benimle ilgilenmiyor” düşüncesinin oluşmaması için çocuğun ‘Annem kapının ardında ama toplantıda’ bilgisini ve anne-babanın oyun oynamak için değil iş için ekran başında olduğu bilgisini çocuğa aktarmak gerekiyor” diye konuştu.

EBEVEYN EKRAN KULLANIRKEN MODEL OLMALI

“Ebeveynin de kendine ait zamana ihtiyacı var. Herkesin dinlenmeye ihtiyacı var ancak ne koşulda olursa olsun yaş grubuna göre çocuğunu duygusal ihtiyaçlarına da cevap bulmak ebeveynin görevi. ‘Kaliteli zaman’ deriz ya sıklıkla; burada da kaliteli zaman önemli. Nicelik değil nitelik önemli. Toplantı arasında, molada, öğle yemeği arasında 15 dakika aktif oyun oynamak veya konuşmak yani zaman ayırmak oldukça önemli” diyen Şara ekran kullanımı konusunda ebeveynin model olması gerektiğini de vurguluyor.

Burada ciddi bir ‘plan’ vurgusu var. Çocuk için doğru ortam, doğru aktivite sağlandıktan sonra ‘çocuğumu ekrandan nasıl kopartacağım’ sorusu korkutucu olmaktan çıkıyor.

‘KURALLAR ÇOCUKLA BİRLİKTE KOYULMALI’

Konunun paydaşlarından biri olan öğretmenlere de söz vermek lazım. Sınıf Öğretmeni Kardelen Özdemir, verimlilik noktasında tespitlerini sunarken “Çalışan ailelerde çocukların odaklanma süreleri, ekran başında odaklandıkları farklı araç gereçlerle maalesef azaldı” dedi.

“Kuralları çocuklarla birlikte koymak gerekir. Birlikte konulan kurallara çocuk çok daha fazla uyum sağlıyor.” Fotoğraf: Shutterstock

“Her çocuk kendi öğrenme hızında olduğu için ailesi ile olan ve konfor alanında olan bazı çocuklarda performans artışı gözlemledim” diyen Özdemir, destekçi ebeveynlerin etkisinin de altını çizdi. Ebeveynlerin evde doğru şartları oluşturmasıyla ekran sürelerinin de kontrol altına alınabilecek bir durum olduğunu vurgulayan Özdemir, “Ekran kullanımı için bir çember çizerken ve kurallar koyarken, bu kuralları çocuklarla birlikte koymak gerekir. Birlikte konulan kurallara çocuk çok daha fazla uyum sağlıyor. Ekran kullanımını azaltmak adına kutu oyunları, aile ve arkadaş sohbetlerini önerebiliriz” diye konuştu.

‘ANNE BABA ZOOM’DAN ÇIKIP DİZİYE GEÇMEMELİ’

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nde görev yapan Klinik Psikolog Cansu İvecen, “Öncelikle çocuklar yaş grubu itibarıyla rutine ihtiyaç duymaktadırlar” diyor ve ekliyor: “Pandemi ile beraber çocuklarımızın bozulan rutinlerinde tatil döneminde telefon kullanımının sıklığının artması, tablet ile geçirilen zamanın fazlalaşması gibi bilişsel gelişimini olumsuz yönde etkileyecek yeni ve bir takım farklı alışkanlıklar oluşturmuş olabilirler. Bu sebeple kimi çocuk online eğitim sürecine adapte olmakta zorlanabilir ve odaklanmakta güçlük yaşayabilir.”ʻʻOkul süreci ile beraber yüz yüze eğitim sürecinde olduğu gibi ev içerisinde bu kullanımların süresi ve sınırlandırmanın devamlılığının sağlanması gerekmektedirKlinik Psikolog Cansu İvecen

Evde ailece yapılacak olan aktiviteler ile zaman doldurulabilir, aileler, çocuklarıyla birlikte ekrandan uzak kalabilir. Özellikle beyaz yakalı ve mesaisini evde yapan genç anne-babalar, Meet veya Zoom’dan çıkıp dizi-film platformlarına geçiş yapmak yerine ekrandan bir süre uzak kalabilirler.

Kaynak: Sözcü Gazetesi
Yazar: Metin AKTAŞOĞLU

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND