Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş hayatına önde başlamak ister misiniz?

İş hayatına bir adım önde başlamanın yolu part-time çalışmadan geçiyor. Türkiye’de yeterince yaygın olmasa da part-time çlaışma gençlerin iş hayatına hazırlanmalarını sağlıyor. Yorgunuk, sosyal hayata zaman ayıramama gibi yan etkileri olsa da part-time çalışmanın artıları saymakla bitmiyor…

Türkiye’de yarı zamanlı (part-time) çalışma ne yazık ki çok yaygın değil. Oysa öğrenciyken yapılan yarı zamanlı işler kişiye hem iş tecrübesi hem maddi kazanç sağlıyor. Yorgunluk, sosyal hayata zaman ayıramama gibi eksileri olsa da okurken yarı zamanlı olarak çalışanlar iş yaşamına bir adım önde başlıyor.

Üniversite yıllarında kimi para kimi de tecrübe kazanmak için yarı zamanlı işlere başvuruyor. Bazıları okudukları bölümle ilgili işleri tercih ederken birçoğu bulabildikleri herhangi bir işte çalışmaya başlıyor. Ne iş olursa olsun öğrenciye bir şeyler kazandırdığı bir gerçek.

Okurken çalışmanın getirdiği bazı zorluklar var. Okul-iş hayatını dengelemek, iki tarafı da düzenli bir şekilde devam ettirmek gerekiyor. Bu da her zaman kolay olmuyor. Özellikle gündüz okula gidip gece çalışanlar iyi bir program yapmazlarsa okulu da işi de aksatabiliyor. Sınav dönemleri ise ayrı bir dert. İşe mi gidilsin, evde oturup ders mi çalışılsın… Bütün bunlara ek olarak bir de sosyal hayat işin içine giriyor. Bir yandan okul, diğer yandan iş, kalan zamanlarda ders çalışmak, ödev yapmak derken sosyal hayata pek de zaman kalmıyor.

Okurken çalışmanın sadece kötü yanları yok tabii. Öğrenciyken para kazanmak, harçlığını çıkarabilmek hatta eve katkıda bulunmak güzel bir duygu. Ayrıca iş hayatını öğrenmek, mezun olmadan tecrübe edinmek de cabası. İyi bir performans gösterilirse bazı kurumlar mezun olan çalışanını tam zamanlı olarak işe alabiliyor.

Yenibiris.com’un verilerine göre en çok medya, çağrı merkezi, perakende, mağazacılık ve sağlık sektörleri yarı zamanlı üniversite öğrencisi arıyor. Bunların arasında da en çok tercih edilen iş kolları çağrı merkez müşteri temsilcisi, kasa görevlisi, satış danışmanı, fast food elemanları, garson, grafiker, veri giriş operatörü, tanıtım elemanı, stand fuar hostesi ve satış sonrası destek elemanı.

Çağrı Merkezleri Derneği Kurucu Üye Temsilcisi Nadire Tunçay, yarı zamanlı çalışmanın, öğrencilerin mezun olmadan önce iş hayatına hazırlanması ve ekonomiye katkı sağlaması anlamında olumlu etkileri olduğunu söylüyor. Çağrı merkezi sektöründe şu anda 40 bin müşteri temsilcisi istihdam edildiğini belirten Tunçay, yarı zamanlı çalışanların yüzde 23 seviyesinde bir paya sahip olduğunu söylüyor: “Bu oran yaz aylarında örgün eğitim kurumlarının eğitime ara vermesi nedeniyle azalırken, eğitime tekrar başladıkları kış aylarında artıyor. Çağrı merkezi sektöründe yarı zamanlı çalışma daha çok telekomünikasyon ve bilişim sektörlerinde tercih ediliyor.” Çağrı merkezlerinde bazı dönemsel projelerde özellikle öğrencilerin tercih edildiğini söyleyen Tunçay, “Yarı zamanlı çalışma modelindeki çalışma koşulları tam zamanlı çalışma modeliyle aynıdır, aynı ücret skalası ve sosyal hakları uygulanır” diyor.

Avrupa’da lise yıllarında başlıyorlar
Randstad’dan alınan bilgiye göre bazı şirketler, tam zamanlı yerine kendilerine esneklik sağlayabilecek yarı zamanlı istihdama başvuruyorlar. Ayrıca genel müdürlük kadrolarında giriş seviyesindeki pozisyonları yarı zamanlı veya dönemsel ekiplerle kurup değerlendirmeler sonucu kalıcı istihdama dönüştürmek de tercih ediliyor. Yarı zamanlı veya dönemsel istihdam şirketler için bir deneme süresi olarak görülebiliyor. Şirketler dönemsel istihdam ettiğinde memnun kaldığı bir öğrenciyi, mezun olduğunda tam zamanlı kadroya dahil edebiliyorlar. Randstad verilerine göre öğrencilerin yarı zamanlı çalışması Avrupa’da çok daha yaygın. Üstelik Avrupa’da öğrenciler yarı zamanlı çalışmaya lise yıllarında başlıyor. Türkiye’de aileler korumacı yaklaşırken, Avrupalılar gençlerini kendi ayaklarının üstünde durabilmeleri için teşvik ediyor. Genellikle farklı şehirlerde öğrenim gören üniversite öğrencileri ailelerinden uzakta oldukları için ek gelir yaratmak ya da üniversite son sınıflardaki öğrenciler iş hayatına atılmadan önce tecrübe için çalışmak istiyor. Bu tip yarı zamanlı çalışmalar özgeçmişlerde profesyonel tecrübe olarak göründüğü için avantaj sağlayabiliyor. Çalışma şartları genelde maaş olarak tam zamanlı kadroyla paralellik gösteriyor. Aynı oranlarda çalıştığı saat/günle hesaplanıyor. Ancak yemek, ulaşım, özel sağlık sigortası gibi yan haklar yarı zamanlı pozisyonlar için bazen mevcut olmayabiliyor.

McDonald’s: En çok yarı zamanlı öğrenci İstanbul’da
McDonald’s’ta bugüne kadar yarı zamanlı olarak binlerce üniversite öğrencisi çalışmış. Yarı zamanlı çalışan öğrenciler, restoranlarda tam zamanlı çalışan diğer ekibin çalıştığı tüm alanlarda görev yapıyor ve sorumluluk alıyor. Bugün itibari ile McDonald’s restoranlarında çalışan 4.000’e yakın kişinin yaklaşık yüzde 30’unu öğrenciler oluşturuyor. Bu sayının da yaklaşık yüzde 10’u üniversite öğrencilerinden oluşuyor. İstanbul’daki restoranların sayısının fazla olması nedeni ile en çok yarı zamanlı öğrenci İstanbul’da çalışıyor. Bu tarz çalışan üniversite öğrencilerinin en büyük öncelikleri, çalışma saatlerini ders saatlerine ve sınav dönemlerine uygun olarak ayarlayabilmeleri. Üniversiteye başladığında McDonald’s’ta ekip üyesi olan bir çalışan, devam eden yıllarda vardiya müdürü gibi farklı yönetici kadrolarına yükselebiliyor.

Günay Kaştan (20), Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi. 2008’den beri yarı zamanlı olarak McDonald’s’ta çalışıyor. Görevi ise ekip eğitimcisi. İkinci öğretim olduğu için okulu 19:00-22:00 saatleri arasında. McDonald’s’ta haftasonları çalışıyor. Okurken çalışmanın zaman zaman zor olduğunu düşünen Kaştan, çalışmanın maddi anlamda özgürlük kazandırdığını, insan ilişkileri konusunda geliştiğini ve daha sabırlı olmayı öğrendiğini söylüyor. Sınav döneminde çalışıyor olmak zaman zaman sıkıntı yaratabiliyor diyen Kaştan, sosyal hayatına çok fazla zaman ayıramadığını söylüyor.

Defacto: Anadolu’da yarı zamanlı çalışan daha çok
Defacto’da bugüne kadar toplam 4.020 öğrenci yarı zamanlı çalışmış. Şu an ise yaklaşık 1.412 öğrenci çalışan var. Anadolu şehirlerindeki mağazalarda yarı zamanlı çalışan öğrencilerin daha çok olduğunu söyleyen Defacto’da üniversite öğrencilerine mağazaların her departmanında iş imkanı veriliyor. Öğrenciler ders programlarını ayarlamaları durumunda reyon, depo ve kasa yöneticiliği de yapabiliyor. Öğrencilere saat ücreti olarak ödeme yapılıyor. Bunun dışında günlük yemek ücreti ve iş kıyafeti veriliyor. Ayrıca tüm Defacto ürünlerini de indirimli olarak satın alabiliyorlar. İstanbul mağazalarında çalışan öğrencilere aylık toplam 585 TL, Anadolu mağazalarında çalışan öğrencilere ise aylık toplam 505 TL ödeme yapılıyor. Öğrenciler haftada ortama 30 saat çalışıyorlar. Öğrencinin ders programına ve sosyal hayatına göre esneklik gösterilebiliyor. Çalışan öğrencilerin ders programı uygun olanlar için mezun olmayı bile beklemeden kariyer yapma olanağı tanınıyor.

Tabanlarım sızlıyor
Galatasaray Üniversitesi Matematik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Mehmet Uysal (22), Defacto’nun yarı zamanlı çalışanlarından biri. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim İşletme Fakültesi’nde İşletme Bölümü 2. sınıfa devam eden Uysal, Eylül ayından beri DeFacto’da yarı zamanlı çalışıyor. Pazartesi, çarşamba ve perşembe günleri okulda, haftanın kalan günleri ise işte oluyor. Okula gideceği günler uyku saatini ders saatine göre ayarlıyor. Uysal, hem okuyup hem de çalışmanın tek zorluğunun eve gelince ayak tabanlarının sızlaması olduğunu söylüyor: “Onun dışında herhangi bir şeye isteyip de zaman ayıramadığım şu ana kadar olmadı. Yoğun tempoya alışık ve planlı bir insan olmamın da etkisi olabilir ama ben hayatımdan gayet memnunum. Ayrıca tekstil ve satış deneyimi alanlarında sıfır olan bilgimi güzel bir seviyeye çektim.”

THY: Bir yılda en fazla 6 ay çalışabiliyorlar
Türk Hava Yolları’nda öğrenciler kabin, kokpit gibi uçucu ekipler haricinde, ihtiyaç olan tüm birimlerde görev alabiliyor. Yarı zamanlı çalışanlar, haftada en fazla 30 saat mesai yapmak koşuluyla, 1 yılda en fazla 6 aylık süre için istihdam edilebiliyor. Bir yarı zamanlı çalışan bu imkandan en fazla 2 yıl zarfında, 6 aylık iki dönem halinde yararlanabiliyor. Üniversite öğrencisiyken yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışan yüzlerce kişi, mezuniyetlerinin ardından tam zamanlı olarak kuruma katılmış. Yarı zamanlı çalışanların günlük brüt ücretleri 52.35 TL. 2006 yılından bu yana yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışan öğrenci sayısı 3.500’ü aşmış. Şu anda 150 üniversite öğrencisi yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışıyor. Bunlardan biri de Onur Yücel.

Onur Yücel (20), İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyor. Haziran’dan bu yana yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışıyor. İnsan Kaynakları Müdürlüğü’ne bağlı Yabancı Pilot İstihdam Şefliği’nde görev yapıyor. Yabancı pilot alımı sırasındaki işlemler çerçevesinde, mülakata alınacak adayların koordinasyonu konusunda ekibe destek veriyor. Okula devam zorunluluğu haftada 2 gün olduğu için, çok fazla zorluk çekmediğini belirten Yücel, okurken çalışmanın maddi olarak katkılarının yanı sıra hayatına düzen kattığını ve iş yaşamına hazırladığını söylüyor.

Allah kimseyi hem okuyup hem çalıştırmasın
Ekin Burak Per (20), Adnan Menderes Üniversitesi Su Ürünleri Bölümü öğrencisi. 15 yaşından beri kafelerde barlarda çalışıyor. Bazen iş dolasıyıla okula gidemediğini söyleyen Per, 2’de iş başı yaptığını, sabah 4-5’e kadar çalıştığını söylüyor: “Durum böyle olunca haliyle ya okul ya da iş birinden biri aksıyor. Okurken çalışmak çok zor. Öğrenciye hiçbir şey katmadığını söyleyebilirim. Çünkü hayatından çalıyorsun, uyku düzenin kayboluyor, sınav döneminde çalışmadım hiç ama uyku düzenimiz olmadığı için pek bir yararı yok. Sosyal hayatın zaten sadece o çalıştığın yer. Arkdaşlarım çalıştığm mekana gelince çok hoşuma gidiyor daha istekli çalışıyorum. Allah kimseyi hem okuyup
hem de çalıştırmasın.”

Pazar günleri izin yapıyorum
Anıl Dalka (21), Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Uluslarası Lojistik Bölümü’nde öğrenci. 1 yıldır TNT’de çalışıyor. Okurken çalışmanın zevkli olduğunu belirten Dalka, sorumluluk, iş yükü bilinci, ekip çalışması uyumu, programlı ve düzenli bir hayat gibi artılar kazandığını söylüyor. Bölümüyle ilgili bir sektörde çalıştığı için sınav döneminde çalışmak için Dalka için sorun olmuyormuş. “Okulda öğrendiğim her bilgi işimde bana yardımcı oluyor, işten edindiğim her bilgi ise okulda.” Sosyal hayata mümkün olduğu kadar zaman ayırmaya çalışan Dalka pazar günü tatil yapıyor bu nedenle cumartesi akşamlarını mutlaka değerlendirmeye çalışıyor.

İş hayatının kurallarını öğreniyorsunuz
Decathlon, yaklaşık 1.5 yıldır üniversiteli öğrenciler için yarı zamanlı iş olanakları sunuyor. Şu an Decathlon ekibinde yarı zamanlı çalışan 70 üniversite öğrencisi var. Sezona bağlı olarak çalışanların yüzde 35’i üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Üniversite bulunan tüm şehirlerden öğrencileri işe alıyorlar. Üniversiteliler merkez ofis de dahil olmak üzere tüm departmanlarda çalışabiliyorlar. Decathlon’un yarı zamanlı çalışanlarından İsmail Sülemiş (24), Marmara Üniversitesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü’nde okuyor. Bir yıldır yarı zamanlı olarak çalışıyor. Bazen okul ve işi bir arada yürütmenin zor olduğunu söyleyen Sülemiş, “Bazen zorlandığım oluyor çünkü biraz yoruluyorum, özellikle de sınav dönemlerinde. Üniversiteye giderken çalışmak öğrencilere çok şey kazandırıyor. Öncelikle profesyonel hayatın kurallarını ve dinamiklerini diğer öğrencilerden daha önce öğreniyorsunuz. Mezun olmadan önce başarabilirim diyorsunuz.”

CarrefourSA: Öncelik üniversite öğrencilerinde
CarrefourSA’da üniversite öğrencilerine ders programları ile çakışmayacak bir şekilde çalışma saatlerini ayarlama olanağı veriliyor. CarrefourSA Kurumsal İlişkiler ve Hukuk Direktörü Merter Özay: “Öğrenimi boyunca yarı zamanlı olarak bünyemizde çalışan üniversite öğrencilerine mezun olduklarında tam zamanlı kadroya geçmeleri ve yönetici pozisyonuna yükselmeleri için öncelik veriyoruz.” CarrefourSA’da şu an 150 kişi yarı zamanlı olarak çalışıyor. Üniversitelerin yoğun olduğu İstanbul, Eskişehir, Bursa, Ankara, Adana, Mersin, İzmir, Denizli, Tekirdağ gibi illerde yarı zamanlı çalışan üniversite öğrencileri ağırlıkta. Mağazalarda başvuruları değerlendirme aşamasında üniversite öğrencilerine öncelik tanıdıklarını belirten Özay, öğrencilerin mağazalarda hemen hemen her birimde çalışabildiklerini söylüyor. Genel müdürlükte satın alma, finans ve hukuk depatmanları genellikle öğrenciler tarafından tercih edilen birimler. Mağazalarda çalışan kişiler sendikalı olabilme hakkına sahip oluyorlar.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND