Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş hayatına önde başlamak ister misiniz?

İş hayatına bir adım önde başlamanın yolu part-time çalışmadan geçiyor. Türkiye’de yeterince yaygın olmasa da part-time çlaışma gençlerin iş hayatına hazırlanmalarını sağlıyor. Yorgunuk, sosyal hayata zaman ayıramama gibi yan etkileri olsa da part-time çalışmanın artıları saymakla bitmiyor…

Türkiye’de yarı zamanlı (part-time) çalışma ne yazık ki çok yaygın değil. Oysa öğrenciyken yapılan yarı zamanlı işler kişiye hem iş tecrübesi hem maddi kazanç sağlıyor. Yorgunluk, sosyal hayata zaman ayıramama gibi eksileri olsa da okurken yarı zamanlı olarak çalışanlar iş yaşamına bir adım önde başlıyor.

Üniversite yıllarında kimi para kimi de tecrübe kazanmak için yarı zamanlı işlere başvuruyor. Bazıları okudukları bölümle ilgili işleri tercih ederken birçoğu bulabildikleri herhangi bir işte çalışmaya başlıyor. Ne iş olursa olsun öğrenciye bir şeyler kazandırdığı bir gerçek.

Okurken çalışmanın getirdiği bazı zorluklar var. Okul-iş hayatını dengelemek, iki tarafı da düzenli bir şekilde devam ettirmek gerekiyor. Bu da her zaman kolay olmuyor. Özellikle gündüz okula gidip gece çalışanlar iyi bir program yapmazlarsa okulu da işi de aksatabiliyor. Sınav dönemleri ise ayrı bir dert. İşe mi gidilsin, evde oturup ders mi çalışılsın… Bütün bunlara ek olarak bir de sosyal hayat işin içine giriyor. Bir yandan okul, diğer yandan iş, kalan zamanlarda ders çalışmak, ödev yapmak derken sosyal hayata pek de zaman kalmıyor.

Okurken çalışmanın sadece kötü yanları yok tabii. Öğrenciyken para kazanmak, harçlığını çıkarabilmek hatta eve katkıda bulunmak güzel bir duygu. Ayrıca iş hayatını öğrenmek, mezun olmadan tecrübe edinmek de cabası. İyi bir performans gösterilirse bazı kurumlar mezun olan çalışanını tam zamanlı olarak işe alabiliyor.

Yenibiris.com’un verilerine göre en çok medya, çağrı merkezi, perakende, mağazacılık ve sağlık sektörleri yarı zamanlı üniversite öğrencisi arıyor. Bunların arasında da en çok tercih edilen iş kolları çağrı merkez müşteri temsilcisi, kasa görevlisi, satış danışmanı, fast food elemanları, garson, grafiker, veri giriş operatörü, tanıtım elemanı, stand fuar hostesi ve satış sonrası destek elemanı.

Çağrı Merkezleri Derneği Kurucu Üye Temsilcisi Nadire Tunçay, yarı zamanlı çalışmanın, öğrencilerin mezun olmadan önce iş hayatına hazırlanması ve ekonomiye katkı sağlaması anlamında olumlu etkileri olduğunu söylüyor. Çağrı merkezi sektöründe şu anda 40 bin müşteri temsilcisi istihdam edildiğini belirten Tunçay, yarı zamanlı çalışanların yüzde 23 seviyesinde bir paya sahip olduğunu söylüyor: “Bu oran yaz aylarında örgün eğitim kurumlarının eğitime ara vermesi nedeniyle azalırken, eğitime tekrar başladıkları kış aylarında artıyor. Çağrı merkezi sektöründe yarı zamanlı çalışma daha çok telekomünikasyon ve bilişim sektörlerinde tercih ediliyor.” Çağrı merkezlerinde bazı dönemsel projelerde özellikle öğrencilerin tercih edildiğini söyleyen Tunçay, “Yarı zamanlı çalışma modelindeki çalışma koşulları tam zamanlı çalışma modeliyle aynıdır, aynı ücret skalası ve sosyal hakları uygulanır” diyor.

Avrupa’da lise yıllarında başlıyorlar
Randstad’dan alınan bilgiye göre bazı şirketler, tam zamanlı yerine kendilerine esneklik sağlayabilecek yarı zamanlı istihdama başvuruyorlar. Ayrıca genel müdürlük kadrolarında giriş seviyesindeki pozisyonları yarı zamanlı veya dönemsel ekiplerle kurup değerlendirmeler sonucu kalıcı istihdama dönüştürmek de tercih ediliyor. Yarı zamanlı veya dönemsel istihdam şirketler için bir deneme süresi olarak görülebiliyor. Şirketler dönemsel istihdam ettiğinde memnun kaldığı bir öğrenciyi, mezun olduğunda tam zamanlı kadroya dahil edebiliyorlar. Randstad verilerine göre öğrencilerin yarı zamanlı çalışması Avrupa’da çok daha yaygın. Üstelik Avrupa’da öğrenciler yarı zamanlı çalışmaya lise yıllarında başlıyor. Türkiye’de aileler korumacı yaklaşırken, Avrupalılar gençlerini kendi ayaklarının üstünde durabilmeleri için teşvik ediyor. Genellikle farklı şehirlerde öğrenim gören üniversite öğrencileri ailelerinden uzakta oldukları için ek gelir yaratmak ya da üniversite son sınıflardaki öğrenciler iş hayatına atılmadan önce tecrübe için çalışmak istiyor. Bu tip yarı zamanlı çalışmalar özgeçmişlerde profesyonel tecrübe olarak göründüğü için avantaj sağlayabiliyor. Çalışma şartları genelde maaş olarak tam zamanlı kadroyla paralellik gösteriyor. Aynı oranlarda çalıştığı saat/günle hesaplanıyor. Ancak yemek, ulaşım, özel sağlık sigortası gibi yan haklar yarı zamanlı pozisyonlar için bazen mevcut olmayabiliyor.

McDonald’s: En çok yarı zamanlı öğrenci İstanbul’da
McDonald’s’ta bugüne kadar yarı zamanlı olarak binlerce üniversite öğrencisi çalışmış. Yarı zamanlı çalışan öğrenciler, restoranlarda tam zamanlı çalışan diğer ekibin çalıştığı tüm alanlarda görev yapıyor ve sorumluluk alıyor. Bugün itibari ile McDonald’s restoranlarında çalışan 4.000’e yakın kişinin yaklaşık yüzde 30’unu öğrenciler oluşturuyor. Bu sayının da yaklaşık yüzde 10’u üniversite öğrencilerinden oluşuyor. İstanbul’daki restoranların sayısının fazla olması nedeni ile en çok yarı zamanlı öğrenci İstanbul’da çalışıyor. Bu tarz çalışan üniversite öğrencilerinin en büyük öncelikleri, çalışma saatlerini ders saatlerine ve sınav dönemlerine uygun olarak ayarlayabilmeleri. Üniversiteye başladığında McDonald’s’ta ekip üyesi olan bir çalışan, devam eden yıllarda vardiya müdürü gibi farklı yönetici kadrolarına yükselebiliyor.

Günay Kaştan (20), Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi. 2008’den beri yarı zamanlı olarak McDonald’s’ta çalışıyor. Görevi ise ekip eğitimcisi. İkinci öğretim olduğu için okulu 19:00-22:00 saatleri arasında. McDonald’s’ta haftasonları çalışıyor. Okurken çalışmanın zaman zaman zor olduğunu düşünen Kaştan, çalışmanın maddi anlamda özgürlük kazandırdığını, insan ilişkileri konusunda geliştiğini ve daha sabırlı olmayı öğrendiğini söylüyor. Sınav döneminde çalışıyor olmak zaman zaman sıkıntı yaratabiliyor diyen Kaştan, sosyal hayatına çok fazla zaman ayıramadığını söylüyor.

Defacto: Anadolu’da yarı zamanlı çalışan daha çok
Defacto’da bugüne kadar toplam 4.020 öğrenci yarı zamanlı çalışmış. Şu an ise yaklaşık 1.412 öğrenci çalışan var. Anadolu şehirlerindeki mağazalarda yarı zamanlı çalışan öğrencilerin daha çok olduğunu söyleyen Defacto’da üniversite öğrencilerine mağazaların her departmanında iş imkanı veriliyor. Öğrenciler ders programlarını ayarlamaları durumunda reyon, depo ve kasa yöneticiliği de yapabiliyor. Öğrencilere saat ücreti olarak ödeme yapılıyor. Bunun dışında günlük yemek ücreti ve iş kıyafeti veriliyor. Ayrıca tüm Defacto ürünlerini de indirimli olarak satın alabiliyorlar. İstanbul mağazalarında çalışan öğrencilere aylık toplam 585 TL, Anadolu mağazalarında çalışan öğrencilere ise aylık toplam 505 TL ödeme yapılıyor. Öğrenciler haftada ortama 30 saat çalışıyorlar. Öğrencinin ders programına ve sosyal hayatına göre esneklik gösterilebiliyor. Çalışan öğrencilerin ders programı uygun olanlar için mezun olmayı bile beklemeden kariyer yapma olanağı tanınıyor.

Tabanlarım sızlıyor
Galatasaray Üniversitesi Matematik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Mehmet Uysal (22), Defacto’nun yarı zamanlı çalışanlarından biri. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim İşletme Fakültesi’nde İşletme Bölümü 2. sınıfa devam eden Uysal, Eylül ayından beri DeFacto’da yarı zamanlı çalışıyor. Pazartesi, çarşamba ve perşembe günleri okulda, haftanın kalan günleri ise işte oluyor. Okula gideceği günler uyku saatini ders saatine göre ayarlıyor. Uysal, hem okuyup hem de çalışmanın tek zorluğunun eve gelince ayak tabanlarının sızlaması olduğunu söylüyor: “Onun dışında herhangi bir şeye isteyip de zaman ayıramadığım şu ana kadar olmadı. Yoğun tempoya alışık ve planlı bir insan olmamın da etkisi olabilir ama ben hayatımdan gayet memnunum. Ayrıca tekstil ve satış deneyimi alanlarında sıfır olan bilgimi güzel bir seviyeye çektim.”

THY: Bir yılda en fazla 6 ay çalışabiliyorlar
Türk Hava Yolları’nda öğrenciler kabin, kokpit gibi uçucu ekipler haricinde, ihtiyaç olan tüm birimlerde görev alabiliyor. Yarı zamanlı çalışanlar, haftada en fazla 30 saat mesai yapmak koşuluyla, 1 yılda en fazla 6 aylık süre için istihdam edilebiliyor. Bir yarı zamanlı çalışan bu imkandan en fazla 2 yıl zarfında, 6 aylık iki dönem halinde yararlanabiliyor. Üniversite öğrencisiyken yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışan yüzlerce kişi, mezuniyetlerinin ardından tam zamanlı olarak kuruma katılmış. Yarı zamanlı çalışanların günlük brüt ücretleri 52.35 TL. 2006 yılından bu yana yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışan öğrenci sayısı 3.500’ü aşmış. Şu anda 150 üniversite öğrencisi yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışıyor. Bunlardan biri de Onur Yücel.

Onur Yücel (20), İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyor. Haziran’dan bu yana yarı zamanlı olarak Türk Hava Yolları’nda çalışıyor. İnsan Kaynakları Müdürlüğü’ne bağlı Yabancı Pilot İstihdam Şefliği’nde görev yapıyor. Yabancı pilot alımı sırasındaki işlemler çerçevesinde, mülakata alınacak adayların koordinasyonu konusunda ekibe destek veriyor. Okula devam zorunluluğu haftada 2 gün olduğu için, çok fazla zorluk çekmediğini belirten Yücel, okurken çalışmanın maddi olarak katkılarının yanı sıra hayatına düzen kattığını ve iş yaşamına hazırladığını söylüyor.

Allah kimseyi hem okuyup hem çalıştırmasın
Ekin Burak Per (20), Adnan Menderes Üniversitesi Su Ürünleri Bölümü öğrencisi. 15 yaşından beri kafelerde barlarda çalışıyor. Bazen iş dolasıyıla okula gidemediğini söyleyen Per, 2’de iş başı yaptığını, sabah 4-5’e kadar çalıştığını söylüyor: “Durum böyle olunca haliyle ya okul ya da iş birinden biri aksıyor. Okurken çalışmak çok zor. Öğrenciye hiçbir şey katmadığını söyleyebilirim. Çünkü hayatından çalıyorsun, uyku düzenin kayboluyor, sınav döneminde çalışmadım hiç ama uyku düzenimiz olmadığı için pek bir yararı yok. Sosyal hayatın zaten sadece o çalıştığın yer. Arkdaşlarım çalıştığm mekana gelince çok hoşuma gidiyor daha istekli çalışıyorum. Allah kimseyi hem okuyup
hem de çalıştırmasın.”

Pazar günleri izin yapıyorum
Anıl Dalka (21), Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Uluslarası Lojistik Bölümü’nde öğrenci. 1 yıldır TNT’de çalışıyor. Okurken çalışmanın zevkli olduğunu belirten Dalka, sorumluluk, iş yükü bilinci, ekip çalışması uyumu, programlı ve düzenli bir hayat gibi artılar kazandığını söylüyor. Bölümüyle ilgili bir sektörde çalıştığı için sınav döneminde çalışmak için Dalka için sorun olmuyormuş. “Okulda öğrendiğim her bilgi işimde bana yardımcı oluyor, işten edindiğim her bilgi ise okulda.” Sosyal hayata mümkün olduğu kadar zaman ayırmaya çalışan Dalka pazar günü tatil yapıyor bu nedenle cumartesi akşamlarını mutlaka değerlendirmeye çalışıyor.

İş hayatının kurallarını öğreniyorsunuz
Decathlon, yaklaşık 1.5 yıldır üniversiteli öğrenciler için yarı zamanlı iş olanakları sunuyor. Şu an Decathlon ekibinde yarı zamanlı çalışan 70 üniversite öğrencisi var. Sezona bağlı olarak çalışanların yüzde 35’i üniversite öğrencilerinden oluşuyor. Üniversite bulunan tüm şehirlerden öğrencileri işe alıyorlar. Üniversiteliler merkez ofis de dahil olmak üzere tüm departmanlarda çalışabiliyorlar. Decathlon’un yarı zamanlı çalışanlarından İsmail Sülemiş (24), Marmara Üniversitesi Fransızca Mütercim Tercümanlık Bölümü’nde okuyor. Bir yıldır yarı zamanlı olarak çalışıyor. Bazen okul ve işi bir arada yürütmenin zor olduğunu söyleyen Sülemiş, “Bazen zorlandığım oluyor çünkü biraz yoruluyorum, özellikle de sınav dönemlerinde. Üniversiteye giderken çalışmak öğrencilere çok şey kazandırıyor. Öncelikle profesyonel hayatın kurallarını ve dinamiklerini diğer öğrencilerden daha önce öğreniyorsunuz. Mezun olmadan önce başarabilirim diyorsunuz.”

CarrefourSA: Öncelik üniversite öğrencilerinde
CarrefourSA’da üniversite öğrencilerine ders programları ile çakışmayacak bir şekilde çalışma saatlerini ayarlama olanağı veriliyor. CarrefourSA Kurumsal İlişkiler ve Hukuk Direktörü Merter Özay: “Öğrenimi boyunca yarı zamanlı olarak bünyemizde çalışan üniversite öğrencilerine mezun olduklarında tam zamanlı kadroya geçmeleri ve yönetici pozisyonuna yükselmeleri için öncelik veriyoruz.” CarrefourSA’da şu an 150 kişi yarı zamanlı olarak çalışıyor. Üniversitelerin yoğun olduğu İstanbul, Eskişehir, Bursa, Ankara, Adana, Mersin, İzmir, Denizli, Tekirdağ gibi illerde yarı zamanlı çalışan üniversite öğrencileri ağırlıkta. Mağazalarda başvuruları değerlendirme aşamasında üniversite öğrencilerine öncelik tanıdıklarını belirten Özay, öğrencilerin mağazalarda hemen hemen her birimde çalışabildiklerini söylüyor. Genel müdürlükte satın alma, finans ve hukuk depatmanları genellikle öğrenciler tarafından tercih edilen birimler. Mağazalarda çalışan kişiler sendikalı olabilme hakkına sahip oluyorlar.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND