Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş hayatına hazır mısınız…?

Üniversitelerin 4. sınıf öğrencilerini iş bulma telaşı sardı. Öğrencilik döneminde yapılan staj ve mesleki aktivitelerin etkili olduğu mülâkatlarda beden dilini iyi kullanan, başvurduğu kurum hakkında bilgi sahibi, vizyonu ve ne istediği net olan adaylar işe alımlarda tercih ediliyor…

Pınar Çelik/ Milliyet

Üniversitelerin 4. sınıf öğrencileri haziran ve temmuz aylarında son final sınavları için ter dökmeye hazırlanıyorlar. Bazı öğrenciler mayıs ayından final sınavlarına girmeye başladılar bile. Tabi bir yandan sınava giren öğrenciler bir yandan iş bulma telaşı içine girdiler. İnternet üzerinden, faksla ve birebir CV bırakılarak başvuru yapılan firmalar ise aralarından aradıkları pozisyona en uygun adayı seçmek için çaba harcayacaklar.

“İş hayatına hazırım”

İşte bu noktada diğer adayların bir adım önüne geçmek için uzmanlar öğrencilik hayatında yapılan staj ve mesleki aktivitelerin firmalar tarafından önemsendiğini belirtiyorlar. Yeni mezunların daha çok o işi yapmaya ne kadar istekli, ne kadar becerili , ne kadar öğrenmeye hazır olmaları gerektiğini belirten adecco Türkiye CEO”su Pembe Candaner şöyle konuşuyor:

“O zamana kadar o işle bağlantılı ne kadar kendini geliştirmiş, okul ve sosyal hayatında o işin gereklerine ne kadar uygun aktivitelerde, projelerde başarılar elde etmiş ve o şirketin kültürüne ne kadar uygun gibi noktalarda değerlendirmeye alınacaklar. Öğrencilerin sektör bilgileri, bundan sonraki kariyer hedefleri, kendilerinin neyi isteyip neyi istemediklerinin daha çok sorgulanacak.”

Vücut dilinin, sözel olmayan iletişim tecrübeli adaylara göre daha fazla değerlendirmeye alınabiliceğini kaydeden Candaner, “Genel olarak, iş görüşmesini yapan kişi mülakatta yeni iş hayatına başlayacak olan kişide pozisyon, unvan peşinde olmaktan öte o işe yönelik gözünde pırıltı, istek, motivasyon ve başarılı olma hevesi tabii ki o işe yatkın becerilerinin de olmasını genelde ister. Bunu da ancak vücut dilinden anlar” diyor. Ernst & Young insankaynaklari.com Müdürü Engin Turan ise yeni mezunların elemelerden başarıyla çıkmalarının öğrencilik hayatlarında yaptıkları stajlar ve kendi alanları ile ilgili başarılı aktivitelerle mümkün olduğunu söylüyor.

Staj yapmayı abartmayın

“Yeni mezunların çalışabilecekleri pozisyonlar fazla tecrübe isteyen pozisyonlar olmadığı için mülakatlarda genellikle öğrencilik yıllarında katıldıkları aktiviteler, kulüp veya sivil toplum kuruluşlarında yapılan çalışmalar, derslerde yapılan projeler ve stajlara odaklanılıyor” diyor Turan.

Bazı öğrenciler üç ya da en fazla dört yaza birçok stajı sığdırmaya çalıştığını, ancak yapılan stajlarda birçok farklı alanda çalışmak yerine, tutarlı olmanın da önemli olduğunu belirten Turan, mülakatların ardından firmayı hergün aramanın da doğru olmadığını belirtiyor.

Sorulacak en zor sorulara verilecek en iyi yanıt ve öneriler:

1 Biraz kendinizden bahseder misiniz?: Cevabınızın uzunluğu bir iki dakikayı geçmesin. Bu özgeçmişinizin özeti olabilir.

2 Şirketimiz hakkında neler biliyorsunuz?: Bu soru firmanın göreve ne kadar istekli olunduğunu anlamak için sorulan bir soru. Mülakâta gitmeden firma hakkında genel bir bilgiyi (Ne üretiyor, nerelerde şubeleri var, kuruluş tarihi vs. ) internetteki sitelerden edinebilirsiniz.

3 Neden bizimle çalışmak istiyorsunuz?: Bu soru adayın iş tanımını ve görevin gerektirdiklerini ne kadar anlamış olduğunu öğrenmek için sorulur. Verdiğiniz cevaplar onların beklentilerini karşılamaya yönelik somut cevaplar olsun. Firmanın hedeflerine uygun olduğunuzu gösterin.

4 Neden sizinle çalışmamız gerektiğini düşünüyorsunuz?: Bu sorunun yanıtı kesinlikle somut şeyler olmalı. “Hissediyorum”, “zannediyorum” gibi soyut kelimelerle değil, bilgi, tecrübe, yetenekleriniz ve becerilerinizi gösteren şeyleri anlatacak şekilde konuşun.

5 Bir işte aradığınız özellikler nelerdir?: Becerilerinizi kullanma ve hedeflerinize uygun hedefleri gerçekleştirme fırsatı vermesi işte aradığınız özellikler olmalı.

6 Önerilen pozisyondan anladığınızı tanımlar mısınız?: Net ve açıklayıcı, işin varolma sebebini ve sonucunu içeren bir tanım yapın.

7 Firmamızda ne kadar çalışmayı düşünüyorsunuz?: Firmaya katma değer getirmeye devam ettiği ve sizin de kişisel gelişiminizin sürdüğüne inandığınız sürece o firmada çalışmayı düşünebileceğinizi söyleyebilirsiniz.

8 En güçlü bir ya da üç yönünüzden bahseder misiniz?”: Bu soru kişinin kendisi ile ilgili bir öz değerlendirme yapıp yapamadığını ortaya koyar. Cevaplanırken örneklendirmek de önemlidir.

9 Başarılı olduğunuz ya da gurur duyduğunuz bir olayı anlatır mısınız?: Sizi başarıya götüren özellikler nelerdir? Neler yaptınız ve o başarıyı elde ettiniz, bunlardan bahsetmek gerekir.

10 Ne kadar maaş almayı düşünüyorsunuz?: Bu soru mülakatların en çok çekince yaratan sorusudur. Başvurduğunuz sektördeki firmaların çalışanlarına bu pozisyon için aşağı yukarı ne kadar ücret ödediklerini araştırın ve kafanızda mutlaka bir rakam olsun. “Sizin belirleyeceğiniz bir rakam” ya da “Para benim için önemli değil” cevapları size puan kaybettirebilir.

11 Staj yaptığınız yerdeki yöneticinizle görüşseydim sizin en kuvvetli ve en zayıf yönlerinizle ilgili ne söylerdi?: Becerilerinizi vurgulayın ve zayıf yönlerinizin üzerinde çok fazla durmayın.

12 Stresli ortamlarda rahat çalışabilir misiniz?: Çalışabileceğinizi ve bunun da iş hayatının bir parçası olduğunu bildiğinizi söyleyin. Daha önceki deneyimlerinizden örnekler verin.

13 Ekip çalışmasını mı bireysel çalışmayı mı tercih edersiniz?: Her zaman takım çalışması cevabı doğru olmayabilir. Bunu işin niteliğine göre cevaplamalısınız.

14 Bir proje grubunda ortaya çıkan problemleri nasıl çözersiniz?: İletişimin önemli olduğunu düşündüğünüzü ve bir problem çıkarsa da bunu kişilerle karşılıklı konuşarak çözeceğinizi vurgulayın.

15 Daha sonra eğitiminize devam etmeyi düşünüyor musunuz?: Çalışırken eğitiminize devam edecekseniz bunun işinizi aksatıp aksatmayacağını anlamak için sorulur.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND