Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş hayatına, erkeklerin belindeki silahları görerek girdim

Onunla röportaj yapmak zor. Kabul etmiyor. Büyük sosyal sorumluluk projelerinde görünüyor ve sonra kayboluyor… Bir yanıyla gizemli, bir yanıyla idealist… Onu son gördüğümde bir elinde mikrofon, Pakistan için para toplamaya çalışırken kalpten bir şekilde, “Hanımlar ne paralara ne çantalar alıyoruz, hadi eller cebe,” deyiverdi. Protokolu bir kenara iterek, bir-iki saat içinde iş dünyasından ciddi miktarda parayı Pakistan’a yardım için bir araya getirdi. Değişime açık, risk almayı seviyor ve korkmuyor. Önce kurucusu olduğu Türkiye İş Kadınları Derneği’yle dikkat çekti, şimdi de talip olduğu Cine 5’le, Türkiye’nin ilk kadın medya patronu olmaya aday. Nilüfer Bulut adını yakında daha sık duyacaksınız…

Çok kısa sürede Türkiye’de istihdam yaratan pek çok kadını bir araya getirdiniz, örgütlediniz. Amacınız neydi?
– Amacım, sermaye sahibi bir kadın kitlesi yaratmak. Maalesef çalışma hayatında kadının adı da silik kalmış. İş hayatındaki toplam kadın sayısı yüzde 24,6 gibi bir oranda… Son 10 yıldır bütün enerjimi bu alana yönlendirdim. İş hayatına erkek grupları içinde başladım. Siyasi kampanyalar yapan bir reklam şirketinin başındaydım. Erkeklerle bir problemim yok ama kadınları gözlemlediğimde, bir atalet gözüme çarpıyor. ’Toplantı sabah olursa gelebilirim, akşama gelemem, çocuğum var kocam var,’ gibi bahanelerin arkasına saklanıyorlar. Oysa kadınlar erkeklerden daha güçlü, daha iradeli… Kadınların ticarete etik ve ahlaki değerler getireceğine inanıyorum. Erkekler o kadar sözünde durmuyor ki. Özel hayatlarında sözlerinde durmadıkları gibi ticari hayatta da durmuyorlar. Topluma model olacak kadınları öne çıkararak bir yol açmak istiyorum. Kadınlara iş hayatında özgüvenin aşılanması gerekiyor. Çok iyi eğitimler alıyorlar, ancak özgüven eksikliğimiz çok fazla.

– Sizdeki bu güç aileden mi geliyor?
– İş hayatına erkeklerin belindeki silahları görerek giren bir kadınım… Ürken bir kadın değilim. Eğer bir işe ne zaman başlayacağınızı, kimi dinleyeceğinizi ve yapmanız gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilerek girerseniz, başarı ve güç sizinledir. Aslında güç, kişiliğinizden gelir.

– İş hayatında babanızın soyadını taşıyorsunuz…
– Evet. 11 sene önce boşandım.

– Yatırımlarınız hangi alanda?
– İnşaat, sağlık ve ambalaj sektöründeyim.

– Kendinizi birkaç kelimeyle tarif etmenizi istesem…
– Cesur, korkusuz, değişime açık ve büyük düşünen biriyim. Risk almayı severim. Kafama koyduğumu, anında hayata geçiririm. Aslında duygusal bir yanım da var. Her kadın gibi (gülüyor). İnsan, yolunu araştırma ve düşünmenin gücüyle bulur. Bu yol benim hayata ve insanlara karşı duvarlar örmeme sebep oldu. Siz başarılı olur ve bunu ortaya koyarsanız pozisyonunuzdaki yükseliş insanlar tarafından en büyük tehlike olarak algılanır. Bu nedenle projelerimi hayata geçirip, sonra o duvarın arkasına çekiliyorum.

– 11 yıldır yalnız geçen bir hayat… Kolay olmasa gerek.
– Aslında yalnızlığı seven biriyim. Atlarım, kitaplarım, çocuklarımla bir arada olmak en büyük mutluluğum. Aşka da duvar ördüm galiba (gülüyor). İnsanın insanı sevmesi belki de zorlukların en büyüğü. Günümüzde ilişkiler o kadar kirlenmiş ki, bu kirli dünya bana ait değil. Bütün enerjimi kızlarıma ve iş hayatıma verdim… Benim için yeni bir ilişki, ancak çok büyük bir aşkla olabilir. Güven, aşk ve dostluk üzerine kurulu.

– Duvarlarınızı ne zaman yıkacaksınız?
– Yıkmayı göze aldığım kişi çıktığı zaman (gülüyor).

– Niye medya sizi daha yakından tanımıyor?
– Günümüzde medya ne yazık ki insanları çok çabuk tüketiyor. Çok göz önünde olmak benim yaşam tarzıma uygun değil. Onun için ben medyada çok fazla olmak istemiyorum, röportaj vermiyorum zaten. Türkiye iş Kadınları Derneği’nin projelerinin duyurulması için, o konularla ilgili demeçler veriyorum. Bunu yeterli görüyorum.

– TİKAD bir gün bir TÜSİAD olabilir mi?
– Baktığınız zaman bir siyasi parti gibi çalışıyoruz aslında. Adaletli gelir dağılımına ve dünya barışına yönelik projeler geliştiriyoruz, çözüm önerileri sunuyoruz. Ülke ve dünya sorunlarıyla yakından ilgilenen, etkin bir sivil toplum kuruluşuyuz. Ekip ruhuyla hareket ediyoruz. Mesela ’Ululuslarası alanda terör ve savaşı anneler çözecek’ diye bir kampanya başlattık. Bu konuda Colin Powell’ı konuşma yapması için İstanbul’a getirdik. ’Nasıl Irak’a savaş açarsınız?’ diye sorabildik… TİKAD’ı, yıllar sonrasında TÜSİAD gibi, başına kim gelirse gelsin vizyonu, misyonu hiç değişmeyen, yoluna devam eden bir sivil toplum örgütü olarak görmeyi çok arzu ediyorum.

– İş hayatında kadınlar için pozitif ayrımcılığı savunan bir dernek midir TİKAD?
– Tabii ki… Ama kanunlar ne kadar hak verirse versin, zihinsel değişim sağlanamadığı sürece kadınların öne geçmesi mümkün değil. Oysa ki kota koyarak değil, mücadele ederek kapasiteli kadınların, mücadeleci kadınların orada olduğunu görmek istiyorum ben. Dünyayı bir sahne olarak kabul edersek, kadın ve erkeklerin bu sahnenin oyuncuları olarak ayrılmaması gerekir. Ancak ne yazık ki sanayi devrimiyle kadına biçilen roller ve konumlar değişime uğramış, kadın değersizleştirilmiş, güçsüz kılınmış ve kullanılmıştır. O nedenle kadınların örgütlenmesini ve kendi değerlerine sahip çıkmasını önemsiyorum.

NİLÜFER BULUT
Kadınların ticarete etik ve ahlaki değerler getireceğine inanıyorum. Erkekler sözünde durmuyor. Özel hayatlarında sözlerinde durmadıkları gibi ticari hayatta da durmuyorlar.

Beş kardeşiz. Babam beni ağabeylerimden farklı tutmazdı. Kamyonun direksiyonuna geçmiş bir kız çocuğuyum…

Yalnızlığı seven biriyim. Atlarım, kitaplarım, çocuklarımla olmak en büyük mutluluğum.

İnsanın insanı sevmesi belki de zorlukların en büyüğü. Günümüzde ilişkiler o kadar kirlenmiş ki, bu kirli dünya bana ait değil.

O SALONDA BELLİ BİR PARA TOPLANMALIYDI
– Pakistan’a destek gecesinde bazı iş adamlarının bağışlarını beğenmediniz. Yükseltmelerini istediniz…
– 300’e yakın kişi vardı. Bir kere orada belli bir para toplanmalıydı. TİKAD Onursal Üyesi Semahat Arsel, 500 bin lira bağışladı. Tülin Demirören, 250 bin lira bağışladı. Varyap İnşaat, Cengiz Holding, Kalyon İnşaat, Ciner Grup, Avrupa Konutları ve TİKAD’ın üyeleri yaklaşık 3 milyon lira bağışta bulundular. Teşekkür ediyorum. Ancak Pakistan’ı yakından takip ettikten sonra bu yardımların yeterli olmadığını açıkça gördüm, devamının sağlanması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

CİNE 5 KANALINA TALİBİM
– Geçen ay Meral Tamer’in TİKAD’la ilgili bir yazısı vardı. Emine Erdoğan’ın papatyaları demiş… Kırıldınız mı?
– İşte basından uzak duruşum ve kırılganlığım bundan… Benim basına karşı güvenim yok artık. Enerjimi ülkem ve kadınlar adına kullanmak istedim. Bizi yakinen tanımıyor olanlar, önyargıyla yaklaşıyor… Bu derneği kurduktan sonra hakkımda inanılmaz yazılar yazıldı. Bütün bunlar işte, Emine Hanım’ın papatyaları vs. Emine Hanım’ın zekâsı, aklı, birikimi, ülkesi için yapmak istedikleri bir Meral Tamer’in ya da bir başkasının çok önünde… Emine Erdoğan’ı, Cumhuriyet döneminin en faal başbakan eşi olarak görüyorum. Emine Hanım sosyal sorumluluk projelerimize inandığı için TİKAD’a destek verdi. Ben milli duygularla ülkesini seven, ülkesinin sorunlarına duyarlı bir kişi olarak yetiştim. Anneannem ve babaannemle onların tarihte yaşadıkları acıları, gözyaşlarını dinleyerek büyüdüm. Bana hep şunu derlerdi: ’Kızım sen bir şey olmak için çalışma, hiçbir şey ol ama yaptıkların insanlara faydalı olsun.’ Bu felsefeyle hareket ediyorum. Kişisel olarak çok fazla önde olmak istemiyorum.

– 10 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
– Bireysel hedefler belirlemedim. Toplumsal hedeflerimin getirdiği noktada olacağıma inanıyorum. İş hayatımda da medya ve bilişim sektörlerine yatırım planları içerisindeyim. Verimli olduğuna inandığım sektörleri de inceliyorum.

– Cine 5’e talip oldunuz… Me

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND