Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş görüşmenizi sabote etmeyin!

İş görüşmesini parçalara ayıracak olsak belki de en önemli kısmı nihai kararın verileceği o son birkaç dakika olacaktır. Uzun uzun sorulara uzun uzun cevaplar verdikten sonra lehinize oluşan havanın havasına girip sakın rahatlamayın! Çünkü pek çok aday hayalindeki pozisyonu son dakika hataları yüzünden kaçırıyor…

iş görüşmesinde söylenmemesi gerekenler, iş görüşmesinde son aşama, iş görüşmesi teknikleri

İş görüşmesini parçalara ayıracak olsak belki de en önemli kısmı nihai kararın verileceği o son birkaç dakika olacaktır. Uzun uzun sorulara uzun uzun cevaplar verdikten sonra lehinize oluşan havanın havasına girip sakın rahatlamayın! Çünkü pek çok aday hayalindeki pozisyonu son dakika hataları yüzünden kaçırıyor…

İş görüşmelerinin sonunda rahatlayıp bu sözleri söylemeyin

Uzun birkaç görüşmenin ardından kendinizde rahatlama hakkını bulduğunuz an, henüz teklif almadan ağzınızdan boş bulunarak çıkan birkaç söz size işi kaybettirebilir… Aman bu zararsız görünen sözlere dikkat!

Fast Company’de geçtiğimiz günlerde yayınlanan yazısında John Rampton, kendine en güvenen, sonuna kadar görüşme sürecini en iyi şekilde götüren adayların bile görüşmelerde boş bulunabileceklerini ve ağızlarından gereksiz ya da yanlış anlaşılabilecek sözleri farkında olmadan kaçırabileceklerini yazmış. Belki işe alım sürecinin sonuna gelindiğinden, belki çok zorlu geçen görüşmelerin sonunda işe alımcıların ‘sen bizim tercihimizsin’ hissini verdiğinden, adaylar yorgunluk, rahatlık, oldu bu iş hissi içerisinde kolaylıkla boş bulunurlar. Henüz her şey sonuçlanmadan, sürece zarar verebilecek, bu adam da hemen rahatladı dedirtecek izlenimler vermeye gerek yoktur. Bitiş noktasına ulaşmadan söylenen bu sözlerden altısını Rampton, Fast Company için yazdığı yazısında şöyle sıralamış:

1. “Hayır”

Bir soruya sırf bir kelimeyle cevap vermek, hele de bu kelime “hayır” ise, bir şeyleri kesip attığınız izlenimini verebilir. Bazen bir soruya negatif cevap vermek tek dürüst cevap seçeneği olabilir ancak böyle durumlarda sadece hayır deyip durmak yerine, daha detaylı bir cevap vermeyi deneyin. Kapıları kapamadığınızı, hangi konu olursa olsun, pozitife çevirmek istediğinizi net bir şekilde gösterin.

Örneğin, işinizde belli bir yazılım sistemini kullanıp kullanmadığınız sorulabilir. Siz, eğer, sırf hayır diyerek o sistemi kullanmadığınızı söylerseniz; neden kullanmadığınızı, işini yaparken başka hangi sistemleri kullandığınızı, bu sistemi ise ancak belli durumlarda kullanma gereği duyduğunuzu dile getirebilirsiniz. Ayrıca, sistemle ilgili daha çok şey öğrenmeyi ve ilerde daha etkin bir şekilde kullanmayı istediğinizi ifade etmelisiniz. Bu sayede, yeni şeyler öğrenmeye istekli, ilerlemeye açık biri olduğunuzu gösterirsiniz.

2. “Hemen başlayabilirim!”

Ödenmemiş aidatlar birikince ve aylardır yeni işe girmeye can atarken, görüştüğünüz potansiyel işvereninize, şirkette ne görev olursa yapacağınızı veya hemen yarın başlayabileceğinizi söyleme isteği duyabilirsiniz. Bu isteğiniz, işle ve şirketle ilgili ne kadar istekli olduğunuzu, farklı rollerde bulunmaya hazır olduğunuzu ve her türlü esneklik sağlamaya açık olduğunuzu göstermekle beraber, bu gibi söylemlerin dezavantajı sizi sabırsız veya çaresiz göstermeleridir.

Görüşme süreçlerinin bazen sonsuza kadar süreceğini hissetmeniz normaldir, gerçekten kimi zaman ilk görüşmeye çağrılmanızdan işe alınmanız 4 ila 6 ay gibi çılgın bir zaman alabilir. Ancak bu süreci kısaltmanın yolu “hemen başlarım” demek değil, işvereninize daha ince baskılarda bulunarak istekli olduğunuzu göstermek olacaktır. Hiçbir zaman amacınız işvereninize ne iş olsa yaparım hissini verip, deneyim ve yetenek seviyenizin altında bir işe girmek olmamalıdır. Kendi kendinizi böyle bir duruma düşürdüğünüz zaman, maaş pazarlığı yaptığınızda şansınız sıfırlanacaktır. Kendinize verdiğiniz değeri, konuşma tarzınız, seçtiğiniz kelimeler ve duruşunuzlar hissettirin ki, müstakbel işvereniniz de size gerekli değeri versin.

3. “Benim için ne yapabilirsiniz?”

Birçok iş görüşmesinde bulunanlar bilirler ki, işin kendilerine ne getireceğine dair doğrudan soru sormak pek de akıllıca değildir. Ancak eğer işe alım sürecinde hızlı ve emin adımlarla ilerlediyseniz, kendinizi biraz daha agresif davranmaya eğilimli bulabilirsiniz, ne de olsa işveren, sizi bu pozisyon için biçilmiş kaftan olarak görmemiş midir? Çok da emin olmayın. Teklif seviyesine gelene kadar, söylediğiniz her söz, yaptığınız her hareket dikkatle incelenecektir.

Bu işten bana ne çıkar, ne kadar para kazanırım, yan haklarım ne olur gibi konular aday değil, işveren tarafından dile getirilmelidir. Konu açıldığında, pek tabii ki, işverenin sorularına cevap vermeniz gerekir, parasal beklentilerinizi açık bir şekilde dile getirmeli ve gerektiğinde pazarlık yapmalısınız. Ancak sırf, görüşmelerin sayısı ve süresi uzadı diye, sazı elinize alıp, maaş konusunu sizin açmanıza gerek yoktur. Ne kadar maaş alacağınız, tatil süreniz, bonuslarınız, esnek çalışma şartları, zaman zaman evden çalışma imkânı, hep görüşmenin veya görüşmelerin en sonunda konuşulması gereken konulardır. Kısacası, bu konulara gelene kadar hemen her şeyin konuşulmuş olması gerekir.  

Görüşmelerde, her zaman ve her zaman, amacınız işi en iyi şekilde yapabileceğinizi göstermek olmalıdır. Nasıl işleri daha etkili yapabilirsiniz, neden departman ve şirket için değerli olursunuz? İşe alım kararı veren kişinin cevaplamak istediği sorular bunlardır. Ne zamanki bu soruların cevabından emin olur, ondan sonra maaş gibi detaylara inilir. Siz işe odaklanın, gerisini işe alım görüşmesini yapan yöneticilere bırakın.

4. “İyi”

Ne zaman size “nasılsınız” diye sorulsa, tek kelimeyle “iyi” diye cevap vermeyin. Well Said! Presentations and Conversations That Get Results kitabının yazarı Darlene Price’ya göre, duygularınızı tarif etmeniz istendiğinde sadece tek kelimelik “iyi” cevabı yetersiz, muğlak, belirsiz bir tanım olarak algılanacaktır. Hatta kimilerine göre basmakalıp veya samimiyetsiz bile görülebilir. Daha detaylı cevaplar vermekten çekinmeyin, cevaplarınızda kendi kişiliğinizi ve duygu durumunuzu yansıtın.

Görüşmelerin ve görüştüğünüz kişilerin sayısı arttıkça, sabırsızlaşmanız, kişisel konuşmaları kısa kesip, işe odaklanmak istemeniz ve de bir aşamayı daha geçmek istemeniz çok normaldir. Ancak her yeni görüşmede tanıştığınız kişiye benzer bir heyecan ve özenle yaklaşmanız görüşmenin başarısı açısından çok önemlidir. Heyecan ve endişeyi bir kenara bırakmaya çalışın ve her aşamada tanıştığınız yeni insanlara şans verin. Masanın etrafında oturan herkesin, işe alınmanıza katkısı veya zararı olabilir, unutmayın.

5. “Biz”

Birinci çoğul şahıs birçok sebepten görüşmelerde yaptığınız işleri anlatırken tercih sebebidir. Doğruluk payı büyüktür, tüm yaratıcı fikirler sizden gelmiş olamaz, olsa bile uygulamada mutlaka takımınızdan destek almışsınızdır. Biz diyerek mütevazı ancak etkileyici bir hikâye içinde başarılarınızı anlatmanız takdir görecektir. Ancak, yaptığınız tüm görevleri anlatırken, biz derseniz, karşınızdakiler işin ne kadarını sizin, ne kadarını meslektaşınızın yaptığını sorgulamaya başlayabilir. Herhangi kuşku uyandıracak bir anlatımda bulunmayın. Takım çalışmasını dahi anlatırken, takımın neler başardığını ve bireysel olarak sizin ne gibi katkılarda bulunduğunuzu net bir şekilde birbirinden ayırın.

6. “Hemen her şeyi sordum, başka sorum yok”

Özellikle bitmek bilmeyen uzun görüşme süreçlerinin sonunda, gerçekten işverenle veya iş fırsatıyla ilgili soracak sorunuz kalmamış olabilir. Durum böyle de olsa, benim bu noktada sorum yok demeyin, daha önce başkalarına sorduğunuz soruları çevirip yeni insanlara sorun. “Geçen görüşmemizde Ahmet Bey’e bu soruyu sormuştum ancak kendisi IK departmanından sizin, üretim departmanının şefi olarak bu konudaki görüşlerinizi çok merak ediyorum… “ gibi bir değiştirmeyle aynı soruyu görüştüğünüz farklı kişilere sorabilirsiniz. 

Diğer yandan da, araştırmanızı yaptığınızı göstereceğiniz, takip sorularını sormayı ihmal etmeyin. Dikkatle dinlediğinizi ve kritik düşünebildiğinizi göstereceğiniz fırsatlar yaratın. Eğer aynı soruyu birçok insana sormanın sıkıntısını çekiyorsanız, boşa sıkılmayın, bu, farklı pozisyon ve departmanlardaki kişilerin görüşlerine değer verdiğinizi gösterecektir.

Kaynak: www.dunya.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Para insanı nasıl değiştiriyor?

para ve insan, para insanı değiştirir mi, para, Manşet, araştırmalar

Çok para insanı değiştirir mi? Zenginlerin daha cimri ve az güvenilir olduğunu gösteren araştırmalar ne kadar doğru? İşte konuyla ilgili yapılan bir araştırmanın tüm detayları…

Bilimsel olarak araştırıldı: Para insanı bozuyor mu?

Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı, kişisel çıkar düşüncesinin ise arttığı doğru mu?

Üniversitelerin popüler konuları inceleyerek sosyal yaşantımıza ışık tuttuklarını bilirsiniz. Hayatınızda en az bir kere duyduğunuz ya da sorduğunuz bir konu üzerine Univercity of California Berkeley Üniversitesi’nde de bir grup uzun süren bir araştırma yaptı. Üniversite zengin olmanın insan üzerindeki etkilerini araştırdı ve “Para karakteri bozar mı?” sorusu deneklerle test edildi. Peki, burada ‘bozmaktan’ kasıt nedir? Amerika’daki çalışmada, insanların çok para karşısında davranışlarının değişip değişmediği araştırıldı. Paranın kurallara uyma, nazik olma ya da saygılı davranma gibi davranışları etkileyip etkilemediği incelendi. Sonuçlara bakalım…

Çalışmada önce deneklere Monopoly oynatıldı. Emlakçılık konulu ve zarla oynanan bu oyunda, tıpkı gerçek hayattaki gibi çeşitli yerler satın alarak; kiralama, inşa etme gibi ticari faaliyetlerde bulunup ekonomik olarak güçlü olmaya çalışırsınız.

Oyun bittikten 15 dakika sonra…

Oyuncuların bir bölümü yazı tura atarak, yani tesadüfi biçimde seçilerek, diğer oyunculara göre bazı avantajlara sahip oldu. Oyuna yaklaşık iki kat daha fazla parayla başladılar. Zengin seçilen oyuncular iki zar atarken, diğerleri ise tek zarla kaldı. Ve doğal olarak oyunu zengin başlayanlar kazandı. Gelelim oyun süresince gözlemlenen davranışlara… Zengin oyuncular piyonlarını oyun

tahtasına adeta vurarak ilerletti. Masadaki tabaktan daha çok kraker yediler. Abartılı başarı tepkileri gösterdiler. Fakir oyuncuya kaba ve duyarsız davranmaya ve sürekli ne kadar iyi oynadıklarını ifade etmeye başladılar.

İşin daha da ilginci ise, oyunun başında tamamen rastgele olarak zengin seçilenler, bunu bilmelerine ve oyunun hileli olduğunun açık olmasına rağmen, oyun bittikten 15 dakika sonra; nasıl başarılı olduklarını, mülkleri nasıl aldıklarını, kazanma şekillerini uzun uzun anlattılar. Yani onları başarılı hale getiren çift zar atma durumunu tamamen gözardı ettiler.

“Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil

Başka bir deneyde; deneklere 10 dolar verilerek, isterlerse bu parayı yabancılarla paylaşabilecekleri ve bu yabancıların bir daha karşılarına asla çıkmayacağı söylendi. Yıllık kazancı 25 bin dolar olan katılımcılardan paralarını başka bir kişiyle paylaşanların sayısı, yıllık kazancı 150 bin dolar ve üstü olan katılımcıların sayısına göre yüzde 44 oranında daha fazla oldu.

Ama benim favorim, arabalar üzerinde yapılan çalışma… Araştırmacılar sokağa çıktı ve araçlarının değerine göre insanların davranışlarını inceledi.

Amerika’da yaya geçidinde yayaların geçiş üstünlüğü vardır. Yapılan çalışmada bu kural kullanıldı. Bir yaya geçidinde karşıdan karşıya geçer gibi yapan bir yayaya kimlerin yol verip vermediği incelendi. Günlerce yapılan denemelerde ucuz aracı olan sürücülerinin yasayı çiğnemediği; pahalı araç sürülerinin yarısının ise yasayı çiğnediği görüldü.

Daha birçok çalışma ve deney yapan ekibin bulgularına göre, varlıklı bireyler müzakerelerde yalan söylemek, iş yerinde kasadan para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya ve rüşvet almaya daha yatkın. Kişinin varlık seviyesi arttıkça merhamet ve empati duygularının azaldığı ve kişisel çıkar düşüncesinin arttığı da bir başka sonuç.  Ancak “Tüm zenginler böyledir” demek doğru değil. Paul Piff’e ait bu çalışmanın detaylarını kişisel web sitesinde detaylı inceleyebilirsiniz.

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Uykuya dalarken düşme hissi yaşıyor musunuz?

uykuya dalarken düşme hissi, uyku, hipnik seğirme

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Peki, bu his neden oluşur? Bu hissi yaşayanlar ne yapmalı? İşte yanıtı…

Uykuya dalarken düşme hissi neden oluşur?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür, ama neden?

Tam uykuya dalarken birden düşme hissine kapılıp vücudumuzun silkindiğini çok görmüşüzdür. Oldukça yaygın olan bu hisse beyindeki iki bölgenin kontrol çatışması neden oluyor.

Bunu bir rüyanın parçasıymış gibi algılıyorsak boşlukta düşüyormuş hissi oluşur; buna hipnik seğirme denir. Beynimiz uyku için çevreyle bağlantısını keserken ortaya çıkan bir çatışmanın göstergesidir bu.

Uykuda vücudumuz felç olmuş gibidir ve dış dünyadaki olaylara duyarsız hale geliriz. Ama kas kontrolümüz düğmeye basılmışçasına durmaz.

Beynimizde adlı bölge nefes alma gibi temel fonksiyonları kontrol eder ve tetikte olma duygusunu hissettirir bize.

Öte yandan görmeyle ilgili (optik sinir önündeki bölge) ise yorgunluğu düzenler.

Uykuya dalma sırasında retiküler aktivasyon sistemi vücudumuzun kontrolünü elden bırakırken ventrolateral çekirdek denetimi ele alır. Bu yavaşça kısılan bir lamba düğmesi gibidir, ama her zaman pürüzsüz işlemeyebilir.

Uyanıklığı sağlayan enerji kalıntıları ani yükselişe geçtiğinde seğirme hareketleri görülür. Fakat bunun nedeni tam olarak bilinmiyor. Hızlı göz hareketlerinin tersine bu seğirmelerin rüya gören beyinle bir ilgisi yoktur. Bundan ziyade günün son kalıntıları gibidir.

‘Patlayan kafa sendromu’ adı verilen ve insanın kafasının içinde bomba patlıyormuş gibi sesler duymasına neden olan tuhaf rahatsızlıkta da benzer belirtiler görülür. Beynin uyanık ve uykuya geçen kısmı arasında bir kontrol mücadelesi vardır ve bu şimşek çakması gibi ışıklar görmeye ve yüksek sesli patlamalar duymaya neden olur.

Bazı ileri vakalarda bu olgu aşırı uykusuzluğa ve hatta bedenin bilinmez güçler tarafından ele geçirilmesi iddialarına bile neden olmuştur.

Fakat genel olarak burada endişe edilecek bir durum yoktur. Uykuya dalma anında ortaya çıkan ilginç bir çatışma halinden ibarettir.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Kağıt kesiği neden canımızı çok yakar?

Manşet, kağıt kesiği nasıl geçer, kağıt kesiği, evrim ağacı

Ufacık bir kağıt kesiği canımızı beklediğimizden çok daha fazla acıtır. Peki, bunun nedeni nedir? İşte www.evrimagaci.org yazarlarından Çağrı Mert Bakırcı açıklıyor…

Kağıt Kesiği Neden Çok Acıtır?

Standart bir A4 kağıt ortalama 0.05 milimetre kalınlığa sahiptir. Standart bir tıraş bıçağı 0.23 milimetre kalınlığa sahiptir. Bir tıraş bıçağının kestiği yaranın acısı anlaşılır; ancak ondan 5 kata kadar daha ince olan kağıdın, kimi zaman arkasında hiç kanama izi bile bırakmaksızın açtığı yaralar neden bu kadar fazla acır? 

Normalde bir kağıt, insan derisini kesebilmek için fazlasıyla yumuşaktır. Belli bir keskinliğe ulaşmak için, belli bir sertliğin de olması gerekir. Fakat kağıdı bu kadar kesici yapan, aşırı ince olmasıdır. Kesiği açan kenarın yüzey alanı çok küçük olduğu için, çok yüksek basınç uygulayabilir. Bu basınç, deri katmanını yararak “kesik” dediğimiz olaya neden olan kuvvet dağılımıdır. Basınç, uygulanan kuvvetin yüzey alanına bölümüdür. Dolayısıyla çok küçük yüzey alanı (örneğin kağıdın kestiği incecik kenarın yüzey alanı), çok yüksek basınç anlamına gelir.

Kağıt kesikleri genellikle büyük bir kağıt grubu içerisinden, tek bir kağıdın ayrılması sonucu oluşur. Yani tek bir kağıt ile elinizi kesmeniz çoğu zaman zordur. Bunun nedeni, tek bir kağıdın gerekli kuvveti kesiği açma süresi boyunca uygulayamayacak kadar esnek ve yumuşak olmasıdır. Yani kağıdın kenarı elinizi kesmeye çalışsa da, yarığı açamadan hemen bükülecektir. Fakat yeni açılmış bir kağıt destesi (kimi zaman “kağıt topu” olarak bilinir) içerisinden kıvrılarak ayrılan tek bir kağıt, destenin geri kalanından güç alarak bükülmeden durabilir. Bu da, kağıdın parmağınızı kesebilmesini sağlayacak kuvvetin yeterince uzun süre uygulanabilmesine izin verir.

Gelelim acının nedenine… Parmaklarımızın ucunda aşırı fazla sayıda nosireseptör adı verilen acı algılayıcı sinir ucu bulunur. Bir kağıt kesiği, bu sinirlerin çok fazlasını aynı anda uyarabilecek kadar geniştir. İncecik kesik kanamaya neden olmadığı için, bu sinirlerin ucu, havaya temas edecek şekilde açıkta kalır. Yani yarıktan dışarı doğru bakan reseptörler, sürekli dış ortama maruz kalır. Kağıt kesiklerinin o sinir bozucu acısı bu reseptörlerin açık hava nedeniyle sürekli beyne sinyal göndermesinden kaynaklanır.

Kimi zaman derin kağıt kesikleri de görülür. Bunlar, daha uzun bir yüzey boyunca olan, daha derin kesiklerdir. Bunlar kimi zaman dışarıya hafifçe sızan, çoğu zamansa yarığın içerisinde biriken kanamalara neden olur. Kesik sırasında kağıdın yüzeyinde ve fiberleri içerisinde bulunan koruyucu kimyasallar (örneğin beyazlatıcılar), vücuda geçer. Bu kimyasalların yakıcı etkisi, beynimizde acı olarak algılanır. Bu da, kağıt kesiklerinin neden olduğu acının yaygın görülen ikinci bir nedenidir.

Tüm yaralar gibi, kağıt kesikleri de temizlendikten sonra yara bandıyla kapatılabilir. Fakat yine de, yarık boyunca parmak etinin iki tarafının sürekli farklı hızlar ve yönlerde oynayabiliyor olması, rahatsız edici acının uzun sürekli bir şekilde devam etmesine neden olacaktır. Çoğu zaman yara 2-3 gün içerisinde tamamen iyileşir ve acı kaybolur.

Yazar: Çağrı Mert Bakırcı
Kaynak:  www.evrimagaci.org

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND