Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş dünyasında vazgeçilmez olmanın sırları

İş dünyasında vazgeçilmez olanların 7 temel özelliği bulunuyor. Pazarlama dehası Seth Godin, bu özellikleri bir kitapta bir araya getirdi. Vazgeçilmez olmak için neler yapmak, nelerden uzak durmak gerekir? Cevapları bu yazıda…

Seth Godin, son kitabında iş dünyasında vazgeçilmez olan insanların 7 temel özelliğini ortaya koyuyor.

Seth Godin, pazarlama dünyasının yaşayan dahisi olarak kabul ediliyor. Düşünceleri iş yapış şekillerini değiştiriyor, en başarılı şirketler onun sözlerini öğreti olarak kabul ediyor. Ünlü guru, bugüne kadar 11 kitabıyla en çok satanlar listesinde 1 numara olmayı başardı. Özellikle farklılaşmanın önemini çarpıcı bir şekilde dile getiren “Mor İnek-Purple Cow” kitabıyla tüm dünyada pazarlamada adeta devrim yarattı. Godin şimdi ise “Vazgeçilmeyen” adını taşıyan son kitabıyla sadece pazarlamacılara ve yöneticilere değil, her kademeden çalışanlara ulaşmaya çalışıyor. Herkesin kendisine bir kez “Vazgeçilmez miyim” sorusunu sormasına neden oluyor. İş dünyasında bugüne kadar “yöneticiler” ve “diğer çalışanlar” olmak üzere 2 takıma odaklanıldığını belirten Godin, ilk kez “vazgeçilmeyen” çalışanlara dikkat çekiyor. Bu kişileri kendi üretimini yapan, fark yaratan, öncülük eden ve başarılı iletişim kuranlar olarak tanımlıyor. Bir şirkette vazgeçilmez özelliği taşıyan bu kilit çalışanları, kimi zaman tüm ekibi bir arada tutan bir mıknatısa kimi zaman en farklı bakış açısıyla gün yüzüne çıkan bir sanatçıya kimi zaman da bir süper kahramana benzetiyor. Birçok şirketi ve onların başarısında rol oynayan çalışanları inceledikten sonra da “vazgeçilmez”lerin tüm özelliklerini mercek altına alıp 7 başlık altında topluyor. İşte Seth Godin’in kitabında öne çıkan, şirketleri ve kişileri başarıya ulaştıran 7 önemli faktör:

1. DIŞ DÜNYAYA AÇILAN KÖPRÜLER
Eğer şirketler bir network ise onları bir arada tutan nedir? Bir şirketi bir arada tutan sadece çalışanlara verilen ücret ya da çalışanların işlerini kaybetme korkusu olabilir mi? Kesinlikle her ikisi de değil. Bunun en güzel kanıtını Zappos şirketi oluşturuyor. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren Zappos, yeni mezun olarak işe girenlere 2 hafta sonra işlerinden ayrılmaları halinde 2 bin dolar vermeyi teklif ediyor. Peki Zappos işe aldığı bu yetenekli çalışanlardan neden vazgeçiyor? Bu sorunun yanıtını Zappos CEO’su Tony Hsieh, şöyle veriyor: “Herkesin doğru nedenlerle şirkette çalışmasını istiyoruz. Çalışanlar bu şirkette sadece ücret için kalmamalı. Birkaç bin dolar için ayrılıyorlarsa onların kaybı bu şirket için kazanç olur.” Doğru işleyişe sahip şirketlerde çalışanlar, o şirketin misyonunu benimser. Takım halinde hareket ederler, başarıya ulaşmak için birtakım zorlu yollardan geçmeyi göze alırlar. İşte tam bu noktada vazgeçilmez çalışanlar kritik bir rol alarak devreye girer. Ekibin birlikteliğini yönetirler, büyük bir ustalıkla iş arkadaşlarıyla iletişim kurarlar. Aynı zamanda dış dünya ve şirket arasında da köprü vazifesi görürler. Üstelik bunu görev edindikleri için değil, zevk aldıkları için yaparlar. Duygusal olarak gelişmiş olmalarının bu tutumlarında katkısı büyüktür. Örneğin Google çalışanlarından Marissa Mayer, tam bir vazgeçilmez. Mayer, ne finans ne halkla ilişkiler ne de programlama bölümünde çalışıyor.

Ancak Google’da milyar dolar değerinde bir iş çıkardı. Google’un giriş sayfasında yer alan arama boşluğunun ekranda gözükmesi fikri ona aitti. Mayer, bu çözümü dış dünyanın sesini dinleyip mühendislerle iletişime geçerek buldu. Mayer örneğinde olduğu gibi vazgeçilmez çalışanların temel özelliklerinden biri fark edilmeyen problemleri görmeleri, doğru kişilerle iletişime geçip şirketleri ile dış dünya arasında köprü olmaları.

2. EŞSİZ BİR YARATICILIK Yaratıcılık kişiseldir, orijinaldir, beklenilmeyendir ve kullanışlıdır. Eşsiz yaratıcılık ise içinde bilgiyi taşır. Yaratıcılığın eşsiz olabilmesi için odaklanmış ve benimsenmiş olması gerekir. Eğer eşi benzeri olmayan bir gitarist olmak hedefleniyorsa tüm iyi gitaristleri dinlemenin katkısı ise yadsınamaz. Sahip olunan eşsiz yaratıcılığı paylaşabilmek konusuna gelince… İşte bu en zoru. Çünkü yaratıcılığa sahip olmak yetmez, aynı zamanda tüm olumsuz tepkilere karşı koyma gücü de gerekir. Yeni fikirlere ve bakış açılarına karşı direniş her şirkette hatta her yerde görülebilir. Böyle zamanlarda fikri ortaya koyan birçok kişi işten kaçmayı tercih edebilir. Ama çok az insan direnişe karşı koyabilir. Onlar da vazgeçilmez çalışanlardır. Vazgeçilmezlerin bu tutumları, doğru zannedilen kalıpların ötesine geçilmesine ve yeni alanlarda daha güçlü başarılar yakalanmasına fırsat tanır. Yıllar önce şirketler pazarlamaya daha çok inanıyordu. Pazarlamanın gücünü kullanarak ürünlerine reklam filmi yapıyor, kupon dağıtıyorlardı. Bugün bu aktivitelerin çok da işe yaramadığı görülüyor. Son yıllarda ise markaların daha farklı bir şeyler yapması gerektiği anlaşılmaya başlandı. Örneğin Jones Soda adlı şirketi ele alalım. Bu içecek şirketinin kurucusu Peter van Stolk kurallara uymadı. Çünkü sanatçıydı. Şirket, 300 milyon dolar ciroya ulaştı ve bunu kitaplarda yazan kurallara göre yapmadı. Şişelere müşterilerinin resimlerini koydu, özgün tasarımlarıyla fark yarattı. Ayrıca kapısını her tür müşteri ziyaretine açık tuttu. Pepsi’nin şişeleme fabrikasının müşterileri tarafından ziyaret edildiğini düşünebiliyor musunuz? Stolk’un bu davranışı bir pazarlamacı mı yoksa sanatçı davranışı mı? Bana göre yaratıcılığı ve onu ortaya koymadaki cesaretiyle kesinlikle bir sanatçı.

3. KARMAŞAYI DÜZELTEBİLME YETENEĞİ
Bazen işler istenildiği gibi gitmez. Süreçler karmaşıklaştığı zaman, üst düzey yöneticiler hemen devreye girip bu karmaşık durumu kontrol edemez. Çünkü ortada hemen tek bir hamlede düzeltilecek bir durum yoktur. Vazgeçilmez çalışanlar karmaşık durumda da çok önemli bir role sahip. Onlar kendi haritalarını yapar. Şirketin onu hızlıca izlemesini sağlar. Bir şirket, Kanada’ya bir yaz kampı organize etti. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce çocuk aynı anda şehre geliyordu. Karmaşayı hayal edin. Koordine edilmesi gereken otobüsler, arabalar ve uçaklar vardı. Bunun yanında pasaportlarını unutan çocuklar, onlar için kaygılanan aileleri ve her an yanıtlanmayı bekleyen birçok soru… Şirketin 90 kişilik kadrosundan sadece 10 kişi o günün üstesinden gelmeyi başardı. Üstelik tüm çalışanlar mükemmeldi ancak birçoğu bu görevin üstesinden gelemedi. Mükemmel iş becerilerine sahip olmak demek her zaman her koşulda çözüm üretebilmek anlamına gelmiyor. İletişim konusunda başarılı, uyumlu, öngörülü ve yapıcı insanlar bir işletme için vazgeçilmezler arasında kolaylıkla yer alır. Ayrıca bir restoran sahibini düşünün. Sadece 4 garson çalıştıran bu restoran sahibi, ekonominin kötü gittiği zamanlarda birini çıkarmak durumunda kalır. İçlerinden bir tanesi diğerleri gibi iş yapmasının yanı sıra başka bir özelliğe sahiptir: Kızgın müşterileri yatıştırabilir, bilgisayarla ilgili sorunları çözebilir. Sizce kimin işi garantide? Bir çalışanın görev tanımında problemleri çözmek yoktur. Ama problemli zamanları yönetmek bir sanattır. Herkesin vazgeçtiği zamanlarda ortaya çıkan ve enerjileriyle ortamı düzeltmeye çalışanlar da genellikle vazgeçilmez çalışanlar olur.

4. YÜKSEK İLETİŞİM BECERİSİ
Pazar karmaşıklaşıp müşteriler dört bir yana dağılmaya başladığında, o müşterilerle iletişim kurmak her zamankinden daha kritik önem taşır. Hatta böyle dönemlerde bir müşterinin satın alma tercihlerinde ürünün özelliklerinden çok markanın ve şirketin kendisiyle nasıl iletişim kurduğu konusu öncelik kazanır. Bu nedenle şirketler de çalışanlarını işe alırken müşterilerle ilişki kurabilen, onlara duygusal davranabilenler arasından seçmeye özen gösteriyor. Bunun o şirketin başarısında ne kadar ciddi bir rolü olduğunu da her geçen gün daha fazla fark ediyorlar. Sadece müşteriyle doğrudan temasta olan işlerde değil her türlü iş kolunda bu becerilere sahip çalışanlar o şirket için özel bir önem kazanıyor. Örneğin gaz hattı altyapısı sağlayan bir şirket için de benzer durum söz konusu. Nasıl mı? Bu şirket işinin doğası gereği faaliyet gösterdiği noktalarda caddeleri kazıyor, etrafın doz duman olmasına neden oluyor, borular sokağın etrafına dağılıyor ve çevre halkı için hiç de hoş olmayan bir durum yaratıyor. İşte bu noktada şirketin en genç çalışanlarından Paul, ses ve görüntü kirliliğine yol açtıkları bölgedeki evleri tek tek ziyaret ederek sinirli ev sahipleri ile görüşüyor. Onlarla en yapıcı şekilde iletişime geçerek durumu açıklıyor. Verilen rahatsızlığın bölge halkı tarafından anlaşılabilir kılınmasını sağlıyor. Şirketin ve işveren kuruma yönelik herhangi bir olumsuz algının önüne geçiyor. Paul, bu rolüyle takımının en genç çalışanı olmasına rağmen takımından çok daha önemli bir işi başarıyor. Bir şirket altyapıyı sağlayacak olan birçok çalışanı outsource edebilir ama Paul’ün yerini doldurabilecek kişiyi bulmak çok zor. Rekabette bu kişilerin kritik öneme sahip olmasının nedeni ise bu insanların gücünün ve etkisinin çok net olarak ölçülememesi.

5. GÖNÜLLÜ ÇALIŞMAK
Her şirkette bir işleyiş zinciri vardır. Çoğu zaman ilişkiler bağı bellidir. Şirket sahibi, yöneticiyi, yönetici altındaki çalışanı kontrol eder. Bu sistem içinde birçok kişi denetlendiği için işini yapmaya odaklanır. Yaptıklarına duygusal bir değer katmayı beceremezse iş onun için sadece para karşılığı yapmak zorunda olduğu bir eyleme dönüşür. Ancak bazı sistemlerde yine vazgeçilmezler durumu değiştirir. Yaptığı işle duygusal bağ kurabilen, bir şeyleri değiştirdiğinin farkında olan bu çalışanlar, zorunluluk olarak değil istedikleri için görevlerini yapar. Yaptıkları işe enerji ve farklılık katarlar. Hatta bu tutumlarıyla diğer çalışanlara da ilham kaynağı olurlar. Sonuç ise şirketin her ne iş yapıyorsa o alanda başarılı olmasıdır. Ancak burada anahtar nokta yine doğru kişileri seçmek. O kişilerin sadece para için değil farklı motivasyonlar için çalışmasına ortam yaratmak. Örneğin bir otel resepsiyonisti bir müşterisi için gece yarısı jimnastik indirimi arıyorsa bunun nedeni işinden kovulmaktan korktuğundan değil, işine duyduğu bağlılık ve ilham nedeniyledir. JetBlue havayolu şirketini ele alalım… Müşteri sadakatinin yoğun olduğu JetBlue, fiyat avantajının yanı sıra kendisini birçok rakibinin önüne geçiren bir avantaja sahip. JetBlue’nun müşteriler tarafından tercih edilmesinin nedeni çalışanlarının müthiş bir performansa sahip olması. Pilottan hostese kadar şirkette çalışan herkes hem genç hem yüksek bir motivasyonla hareket ediyor. Yolculuğun eğlenceli geçmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Günde 6 sefer aynı performansı göstermek zor olsa da onlar bu başarıyı gösteriyor. Bunun nedeni de şirketin müşterilerle iletişim kurabilecek kişileri istihdam etmesi. Onlara kendilerini ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı sunması. Sonuç ise şaşırtıcı değil. JetBlue sektöründe ciddi bir değer ve marka inşa etmenin yanında örnek bir kârlılığa ulaştı.

6. BİLGİYİ FAYDAYA ÇEVİREBİLME
Önceden çok derin ve kapsamlı bilgiye sahip olmanın bir çalışanı “vazgeçilmez” kılabilmek yeterli olacağını düşünüyordum. Ancak bu bilginin, akıllı kararlar ve cömert katılımlarla birleştirildiğinde işleri değiştirebildiğini gördüm. Lester Wunderman, doğrudan pazarlama ile ilgili çok derin bir bilgiye sahipti. American Express kartın ve Columbia Record kulüp üyeliğinin yaratılmasında ciddi katkıları oldu. Lester’in internet şirketimin yönetim kurulunda yer almaya başlaması beni çok heyecanlandırmıştı. Ondan doğrudan pazarlama ile ilgili taktik öğrenemedik ancak onun yerine daha önemli bir kazanç edindik.

Onun varlığıyla ortakların motivasyonu arttı. Takımım karar alma ve strateji konusunda değerli kazanımlar sağladı. Bir anlamda derin bilgiye sahip olan Lester, bize o derin bilgiyi aktarmadı ancak bilginin nasıl kullanılacağını gösterdi. Yol haritasının çizilmesine katkıda bulundu. Ed Stutt da bilginin nasıl hayata geçirilebildiğini ortaya koyan başarılı örneklerden… Bir müteahhidin oğlu olan Ed, çocukluğunu babası ile birlikte inşaatlarda geçirdi. Daha sonra Clemson Üniversitesi’nde, tahta kagir evlerin rüzgara dayanıklılığını inceleyen bir eğitim aldı. O esnada Karayipler’e gidip Marilyn Kasırgası’nın etkilerini inceledi. Birçok evin kasırganın etkisiyle ne hale geldiğini gördü. Darmadağın olan hayatlar Ed’in de hayatını değiştirdi. Sorun için çözüm üretmeye koyulduğunda sorunun evlerin tahta olmasından değil tahtaları bir araya getiren çivilerden kaynaklandığını anladı. Gece gündüz demeden tam 11 yıl, milyonların kaderini değiştirecek çiviyi icat etmeye çalıştı. Elbette bu icattan dolayı milyon dolarlar kazandı ama kazanmasaydı da yapardı. Bu iş fark yaratma, araştırma yapma, bilgi edinme ve odaklanma ile ilgili. Ed Stutt, mevcut kurallara uymak yerine daha fazla öğrenmeye çalıştı, bilgisini çok yararlı bir işte kullanarak fark yaratan biri olmayı seçti.

7. İŞYERİNİN SÜPER KAHRAMANLARI
Küçükken, “Legion of Super-Heroes/Süperkahramanlar Birliği” ve “Justice League of America/Amerika’nın Adalet Ligi”ni severdim. Bunlar çizgi roman yazarlarının süper kahramanlar hakkında yazdığı kısa komik hikayelerdi. Bu hikayelerde kahramanlar, kulüp binasında takılır ve canavarlar için birlikte mücadele eder ama asla biri tek başına kötüleri yenemezdi. Gruba katılan her yeni isim, kendi gücünden bahsetmek durumunda kalırdı. Bazı pazarlamacılar bu durumu konumlandırma ya da benzersiz yeteneklerini ortaya koyma olarak adlandırıyor. Elbette değil, bu süper yetenek. Biriyle tanıştığınız zaman sizin süper bir güce ihtiyacınız vardır. Eğer yoksa tanışmanız bir el tokalaşmasının ötesine geçemez. Bu oy toplamak ya da aşırı güçlü gözükmek için yapılan bir şey değil. Bu tanışmayı anlamlı hale getirmek için yapılır. İnsanlara bunu anlattığım zaman ne olduğunu, ne demek istediğimi anlıyorlar. Kendi süper güçlerinin ne olduğunu anlatmaya başladıklarında ise aslında sözünü ettiklerinin bir süper güç olmadığını görüyoruz. Vazgeçilmez olmak isteyenlerin, masaya koydukları yeteneğin yeri doldurulamamalı. Eğer bunu başarırlarsa, eşsiz bir yetenekle bir işyerinde varlık gösterebilirlerse daha cesaretli olabilir, yaptıkları işte daha büyük düşünme fırsatına kavuşabilirler. Birçok işyerinde de vazgeçilmez çalışanların mutlaka onları değerli kılan süper güç denilebilecek bir yeteneği olduğu varsayılır. Ancak burada bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Süper güç mutlaka doğarken elde edilen bir yetenek değildir. Bu kişilerin kendi seçtiği ya da paylaşabildiği yetenekler olabilir. Kısacası vazgeçilmez olmak için yapılması gereken ya farklı özellikler geliştirmek ya da var olanlar üzerine odaklanmak.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Buzdağının görünmeyen kısmı

suçlama, söylenme, ördek sendromu, başarı

Ördek sendromu nedir? En belirgin özellikleri nelerdir? Hiç çalışmıyormuş gibi görünen ama başarılı olan insanlar bunu nasıl yapar? İşte tüm bunlara yanıt olabilecek nitelikte bir makale…

Ördek Sendromu: Neden Başkalarının Daha İyi Yaşadığını Düşünürüz

İş yerimizde her şeyi büyük bir titizlikle yapan oldukça sakin bir eleman vardır; üniversitede hiç çalışmıyormuş gibi görünen, sürekli gezen ama sınavlarını AA ile veren bir arkadaşımız, hiçbir ölçü kullanmadan dünyanın en lezzetli yemekleri yapan komşumuz…

Sosyal medya hesaplarımızı turlarken kendi kendimize söylendiğimiz çok olmuştur: “Nasıl bu kadar iyi bir hayat yaşıyor bu insanlar, oysa ben sürünme konusunda yılanlardan halliceyim!”

Bu örneklerden çok daha fazlasının zihninizde canlandığı ve bunları düşünürken: “Ben bu kadar çabalarken ve onlar hiçbir şey yapmazken neden aldıkları sonucun yarısını bile elde edemiyorum? Bunu onlardan daha fazla hak ediyorum!” diyerek sitem ettiğimiz aşikar.

Bu yazı, dışarıdan “en” nitelendirmesiyle bahsettiğimiz insanların da aslında bizden pek bir farkı olmadığını bilmeniz ve kendinizi suçlamayı bırakmanız için yazıldı. Keyifli okumalar!

***

Pek çoğumuz suyun üzerinde dans eder gibi yüzen ördekleri seyredip hayran kalmışızdır. Suyun üst kısmından bakarken herhangi bir problem olduğunu düşünmeyiz, esas karmaşıklık suyun altındadır. Ördek o küçük perdeli ayaklarını hızlıca çırparak suyla mücadelesini sürdürmeye çalışır.

Stanford Üniversitesi tarafından öğrencilerin zorluklarını tanımlamak için ortaya atılan “ördek sendromu” kavramı, ördeklerin suyla mücadelesinden ilham alınarak adlandırılan ve günlük hayatımızı zorlaştıran bir düşünce sistemini özetlemektedir.

Aslında ördek sendromu, öğrencilerin herhangi bir sıkıntı, depresyon, kendinden şüphe etme kaygılarını bastırırken dışarıdan sakin görünebilme yeteneklerini ifade etmek için kullanılmıştır.

Mücadele etmeden veya çaba göstermeden başarma izlenimini başkalarının özellikle bilmesini isteyecekleri şekilde görüntüleri yaymaya-yayınlamaya olanak sağlayan sosyal medya kullanımının yoğunlaşması da bununla ilgilidir.

Örneğin bir üniversite öğrencisinin güzel bir filtre ile geliştirilmiş seyahat görüntülerini paylaşması ve akranları ile sosyalleşmesi, gece geç saatlere kadar kütüphanede kalmasını ya da projesi için yediği ret maillerini paylaşmasından daha olasıdır.

Aynı mantıkla etrafınızdaki insanların zahmetsizce yaşamaları, sınavlara girmeleri, stajlara katılmaları ve partilere gitmeleri esnasında dört sınavınız, dört saatlik uykunuzla birlikte üç projenizi yürütürken gezmelere çıkmanız biraz zor görünüyor.

Tabii ki arkadaşlarınızın başarılı olduğunu görmeyi seviyorsunuz ancak siz, kişisel yetersizlik hissiyle ayakta kalmaya çabalarken herkes nasıl bu kadar mutlu ve rahat olabilir?

Esas soru şu: “İnsanlar gerçekten göründüğü kadar mutlu, zengin, başarılı, rahat ya da mükemmel mi?”

Cevabı hepimiz biliyoruz: değiller. İnsanlar, günümüz “mükemmel olmaya zorlayan, mükemmel olmayanı dışlayan” dünyasına uyum sağlamak için şekilden şekle girmeye mecbur kalıyor. Bu durum yokuş aşağı yuvarlanan küçük bir kartopu gibi çoğumuzu içine katarak büyümeye devam ediyor.

Hepimiz, olmayı istediğimiz başkalarının da olduğunu zannettiğimiz muhteşem kareler içerisinde kayboluyoruz.

İş yerinizde her şeyi büyük bir titizlikle yapan ve oldukça sakin görünen o eleman sabahlara kadar bir sorun çıkmaması için çalışıyor, siz ortak olmayan bu süreci görmüyorsunuz.

Üniversitede gezilecek tüm mekânları bilen ama notları da AA altına düşmeyen o arkadaşınız bütün verimli ders çalışma taktiklerini zorluklarla öğrendi, ders çalışmak için ayırdığı vakitte sadece ders çalışmaya odaklanıyor.

Hiçbir tarif ya da ölçü kullanmadan tüm yemeklerini lezzetli yapan komşunuz o raddeye gelene kadar pek çok kez yemeğini yaktı, pek çok kişiden olumsuz eleştiri aldı.

Sosyal medya hesabında az önce dünyanın öteki ucunda yemyeşil bir ormanda kamp yaptığını paylaşan arkadaşınız ailesiyle büyük bir tartışma yaşadı ve evden ayrıldı, siz bu olaydan haberdar değilsiniz.

En başarılı cerrah seçilen o tıp doktoru, siz o unvanı görmeden önce pek çok güzel şeyden vazgeçerek yıllarını kariyerine adadı.

“Buzdağının görünmeyen kısmı” sizin kendi içinizdeki yıkımları bilmeniz ama başkaları için -belki çok daha fazlasını yaşamış olmasına rağmen- bunu hissedememenizdir.

Hiç kimsenin hayatı bir ördeğin suyun üzerindeki süzülüşü kadar hayranlıkla izlenesi değil. Kendinizi bir başkası gibi olmaya çalışmaya zorlamak, suyun altındaki ayaklara yapacağınız en büyük kötülük olur.

Sağlıcakla…

Kaynak:  www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

İş başvuruma neden geri dönüş alamıyorum?

özgeçmis, iş başvurusu geri dönüş süresi, insan kaynakları, cv

Siz de birçok şirkete özgeçmişini gönderip dönüş alamayanlardan mısınız? O zaman bu makale tam size göre… İşte iyi bir özgeçmiş hazırlamanızı sağlayacak ve özgeçmişinizi görünür kılacak detaylar…

İK uzmanından iş başvurusuna geri dönüş alamamanızın nedenleri

İş arıyorsunuz, ilanlara başvuruyorsunuz ama bir türlü başvurularınıza geri dönüş alamıyorsunuz. CV ve Kariyer Danışmanı, İnsan Kaynakları Profesyoneli Esra Kemer, iş başvurusu sürecinde İK uzmanlarının gözünden adayların yaptığı hataları ve başvurulardaki eksiklikleri anlatıyor.

“Sürekli iş başvurusu yapıyorum neden dönüş olmuyor?” Kâbus gibi günler… İş arayıp duruyorsunuz, ilanlara başvuruyorsunuz ama bir türlü başvurularınıza geri dönüş alamıyorsunuz, mülakata bile çağırılmıyorsunuz. Neden, diye sorup duruyorsunuz kendinize ama bir cevap bulamıyorsunuz.

Bu yazımda amacım kesinlikle iş arayan kesimi eleştirmek ve İK uzmanlarını korumak değil öncelikle bunu belirtmek isterim. Ancak sizler iş başvurusu yaparken diğer dinamikleri de bilirseniz daha bilinçli hareket eder ve kendinizi geliştirip markanızı kuvvetlendirirsiniz. Madalyonunun diğer yüzünü bilmek size fark katacak, gelişmenizi sağlayacaktır.

İK profesyonelleri ve kurumlar İK politikalarında çok mu iyi? Hayır, tabii ki… Her meslekte iyiler ve kötüler var. Kurumun başvurulara geri dönüş politikası farklı olabilir. Benim fikrim ise mutlaka bir şekilde iş başvurusu yapan her adaya geri dönüş yapılması yönünde.

İK tarafında süreç nasıl işliyor?

İK uzmanlarının performansı, açık pozisyonları doğru ve nitelikli profesyoneli bularak hızlı kapatmaları ile ilintili. İlan vermek ve mülakatlar dışında İK profesyonellerinin yürüttüğü başka süreçlerde var belki bilmediğiniz. Bu süreçler;

Açık pozisyona ait yönetici ile iletişimde kalmak,

İlanda yer alan detayların doğru ve eksiksiz olması için personel talep formunun peşinde koşmak,

İlanın yayınlanmasını sağlamak,

Mülakat davetleri yapmak (Gelmeyen adaylardan dolayı kaybettiği vakitte yeniden aday daveti yapmak),

İlana başvurup randevusuz gelen adaylarla görüşmek,

Aday havuzunu oluşturmak üzere CV’leri incelemek gibi…

Peki, İK profesyonelleri iş arama kanallarında iş ilanını yayınlandığında ne oluyor da sizi mülakata çağırmıyorlar? Neden tam da size göre olan ilana ait başvurunuzdan sonra size geri dönüş yapılmıyor bir zahmet? Mülakata çağırılmamanızın birkaç sebebi;

“İlanda X bölgesinde oturan aday” diye belirtilmiş ama hiç alakası olmayan başka bir ilde oturan adaylar başvurduğunda, o adaylar direkt eleniyor. Çünkü ilanda belirtilen şehre servis yoktur yani adayın adresi uygun değildir. Elenirsiniz… Eğer adres değişikliğiniz varsa uygun yedek CV’nizi kullanabilirsiniz.

İlanda işin niteliğine göre mezun olunan okul detayları belirtilir. “Bu okulların birinden mezun olmadım ama bir şansımı deneyim, ne de olsa benim bölüm de istenilen bölümlere yakın” gibi bir düşünceniz olabilir, ama filtreye takılırsınız. Eğer bu farklılığı kapatacak eğitimleriniz-sertifikalarınız var ise mutlaka CV’nizde belirtin, faydalı olur.

Yaş konusu işin niteliğine ve gerekliliklerine göre önemli olabilir İK uzmanları için. Sahada sıcak satış yapan ekibin yaş ortalaması 26 olduğu için ilanda 30 yaşını aşmamış yeni bir çalışan aranıyordur ve bu detay ilanda belirtilmiştir. “Olsun, ben uyum sağlarım” diye 37 yaşında işe başvurursunuz, ancak yine bir filtreleme ile elenirsiniz.

Kariyerinizi aldığınız eğitim ve becerileriniz dâhilinde değiştirmeye karar vermiş olabilirsiniz. Başvurduğunuz iş ile ilgili tecrübeniz yoksa elenirsiniz. Çünkü bu işe daha uygun başka adaylar vardır emin olun, elenirsiniz. Eğer tecrübeleriniz başvurduğunuz işe uygunsa bunu bir şekilde CV’de öne çıkarmalısınız ki mülakat daveti alın. İkna etmelisiniz.

İK uzmanı bir şekilde CV’nizi inceledi, harika haber! Sizinle telefonla iletişime geçecek telefonunuzu arıyor ama telefon numarası kullanılmıyor ya da bir şekilde size ulaşamadı, elenirsiniz. Yedek telefon numarasını arıyor, konudan anlamayan bir kişi açtı ve not almadı; mail attı siz okumadınız. Daha ne yapsın İK uzmanları? CV’de en güzel Facebook profil fotonuz ve karizmatik e-posta adresinizi kullanmıştınız halbuki. Sonra lütfen geri dönüş olmuyor demeyin…

Her CV gönderildiğinde veya ilana başvurduğunuzda mülakata çağrılmayabilirsiniz, çok normal. Filtreler kullandığında eğer bu ve benzeri eksikler varsa CV’niz görüntülenmeyebilir. İK uzmanlarına açık ilanları için yüzlerce hatta binlerce CV geldiğini düşünürsek çok da şaşılacak bir durum değil. İK uzmanının CV’nizin okumanızı sağlamalısınız. Öncelikle CV’niz güncel, sizi ifade edebilmeli ve mutlaka başvurduğunuz işe göre hazırlanmış bir CV olmalı.  Başvuru/ön yazı ile işe uygunluğunuzla ilgili gerekli detayları vererek, uygun olmayan durumları nasıl uygun hale getireceğinizi belirtebilirsiniz. (Adres değişikliği gibi)

Diğer bir konuda İK uzmanlarına gönderilen iş başvurusu ve CV paylaşım e-postaları…

Tam çalışırken yeni posta uyarısı gelir ve e-posta açılır.  İK uzmanları da yoğun bir şekilde çalışıyor, tıpkı diğer profesyoneller gibi. Bomboş veya “Ekteki CV’yi dikkate alır mısınız?” diye yazılmış bir e-posta, ne kadar özenli duruyor bir düşünün…  Başvurulan pozisyon, kariyer hedefi, öz geleceğe dair bir açıklama yazısı, hiçbir şey yok. Gözden kaçabilir mi? Evet, kaçar. Daha şık ve doğru bir şekilde başvuran adayların arkasına geçer mi? Evet, geçebilir mümkün… Tecrübelilerin CV’sinin değerlendirilmesi daha da zor çünkü birden fazla pozisyona uygun olabilir. Bu yüzden İK uzmanları ile iletişime geçerken yazışma kuralları dâhilinde özellikle başvurulan ilan, çalışabilecek pozisyonların belirtildiği bir ön yazı ile gönderilmeli. E-postanız içeriği, sizin özenli bir profesyonel olduğunuzu hissettirir, tavsiyemdir.

Sosyal ağlar nasıl kullanılmalı?

Sosyal ağlarda da “İş arıyorum lütfen yardımcı olun, çok mağdurum. İş bulmamı sağlar mısınız?” içerikli paylaşımlar olabiliyor. İK uzmanı o sırada açık pozisyonu varsa ve unvanınız uygunsa hızlıca ilgilenebilir. Ancak bu tip detay içermeyen paylaşımlar bireysel markanız hakkında ne kadar güçlü bir etki bırakır, tartışılır. Nasıl anılmak istiyorsanız bunu hissettirecek şekilde iletişime geçebilirsiniz. Örneğin, “İş arıyorum ilgilenenlere CV’mi gönderirim” diye düşünmek yerine “X-Y-Z konularında tecrübe sahibiyim, A-B-C gibi yetkinliklerim bulunmaktadır. Bu bilgi ve becerilerimi kullanabileceğim X sektöründe Y pozisyonlarında çalışmak üzere iş arayışım mevcuttur” gibi odaklı bir şekilde duyurmak daha etkili olur.

Bu örnekler daha da artabilir veya kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Özetle,

Profesyonel kimliğinizi iyi tanıyın ve iş başvurularınızı hedef ve niteliklerinize göre yapın.

CV’niz mutlaka becerilerinize ve hedefinize göre yedekli olsun. İlana uygun CV ile başvurun.

Eksik, görev tanımlarının ve iletişim bilgilerinin yazılmadığı CV’ler kullanmayın.

İlanları iyi okuyun ve tam olarak iş tanımı ve nitelikleriniz uygunsa başvurun. İşinizi şansa bırakmayın. Güçlü yönlerinizi ve farklılıklarınızı nasıl uygunlaştıracağınızı mutlaka önyazınızda, CV’nizde veya e-postanızda uygun bir dille ifade edin.

E-posta atarken CV’nizi dosya isminde adınız-soyadınız-başvurduğunuz pozisyonun adı ile gönderirken profesyonel kimliğinizi, tecrübelerinizi hangi pozisyonlar ve ilan için değerlendirilmesini istediğinizi belirtin.

Bu ve benzeri detaylar sebebiyle elenip gidebilirsiniz. İK uzmanları da işini yapıyor ve performansını göstermek zorunda ve onları da bir çalışan olarak anlamak gerekir. İK uzmanının gözünden bakarsanız siz de başvurularınızı daha etkili yapabilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz. Öncelikle;

CV’nizi güncelleyin ve yedekleyin. Görevleriniz, yetkinlikleriniz gibi hedefe göre eksiksiz olsun.

İlanları daha da dikkatli okuyun ve uygun olanlara başvurun.

Genel önyazınız hazır olsun ve bir de ilana göre önyazınızı güncelleyin.

İK uzmanları CV’nizi ve başvurunuzu aldığına dair geri dönüş yapmalı mı? Evet yapmalı.

Sonuçta hepimiz birer değeriz.

Yazar: Esra Kemer
Kaynak:www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Nasıl teklif etmeliyim?

ilişkiler, ilginç evlilik teklifleri, evlilik teklifi, evlilik, evlenme teklifi

Evlilik teklifi etmeye mi hazırlanıyorsunuz? Nasıl bir teklifte bulunacağınızı bir türlü bulamıyor musunuz? İşte aklınıza yepyeni fikirlerin gelmesini sağlayabilecek en ilginç evlilik teklifleri…

Dünyanın en ilginç evlilik teklifleri

“Benimle evlenir misin?” sorusunu sormak için on binlerce dolar harcamaya hazır insanlar var

“Benimle evlenir misin?” sorusunu sormak için on binlerce dolar harcamaya hazır insanlara hizmet verecek şirketlerin sayısı giderek artıyor.

Londra’da tarihi bir tiyatroda oyuncular Romeo ve Juliet oyununun provasını yapıyor. Shakespeare hayranı New Yorklu Amanda Lynch ve erkek arkadaşı Andrew Smith provanın tek seyircileri. Enstrümanlar çalıp koro şarkı söylemeye başlayınca Andrew Amanda’nın önünde diz çöküp elini tutarak sorusunu soruyor: “Benimle evlenir misin?”

Bir süre sonra kendisini parmağında elmas bir yüzükle ve aşk mektupları arasında bulan Amanda “En güzel evlilik teklifiydi bu” diyor.

Fakat bu sahneyi düzenlemek için iki aylık plan yapılmış, 25 kişilik oyuncu, müzisyen, koreograf tutulmuştu. Bunları 4000 dolar karşılığında The One Romance adlı organizasyon düzenlemişti.

32 yaşındaki Smith’in diğer kardeşleri de böyle ilginç mekânlarda evlilik tekliflerini yapmış, biri Paris’te Eiffel Kulesi’ni, diğeri New York’ta Eockefeller Centre’ı kullanmıştı bunun için.

Hızla gelişen sektör

Evlilik törenleri sektöründe bu alan yeni gelişiyor denebilir. ABD’de geçen yıl bu sektörde 72 milyar dolarlık harcama yapılmış, evlilik planlama şirketleri bundan 1,2 milyar dolarlık pay almıştı.

Los Angeles’ta 2010’da kurulan The Heart Bandits adlı şirketin sahibi Michele Velazquez, bugüne kadar evlilik teklifi planlaması için kendilerine başvuran 2000 müşteriye dikkat çekerek bunun hızla gelişen bir sektör olduğunu ve müşterilerinin çoğunun erkek olduğunu söylüyor.

Evlilik teklifi için 52 bin dolar harcayan bir müşterisi, New York’ta bir teras bahçesi kiralamış, buradaki havuzun tabanına özel olarak sevgilisinin ve kendi isminin baş harflerini yazdırmış, üç metreye yakın orkide buketi hazırlatmış, pahalı bir çift ayakkabı hediye etmiş, orkestra eşliğinde arkadaşlarına ziyafet çekmişti.

2014’te Londra’da kurulan The One Romance adlı organizatör şirket ise bugüne dek 2000 müşteriye hizmet vermiş.

Sosyal medya etkisi

Şirketin kurucularından Tiffany Wrigth, müşterilerinin romantik fikirlerle gelen, ama her şeyi organize edecek zaman bulamayan zenginler olduğunu söylüyor.

En düşük bütçeli evlilik teklifi 1250 dolardan başlıyor. Ama bir müşterisi 700 şarkıcı ve bazı ünlüleri de içeren organizasyon için 625 bin dolar ödemiş.

Bu aşırılıklarda aşkın etkisi kadar, yaşanan anı sosyal medyada paylaşma güdüsü de yatıyor. Wright, sosyal medyanın evlilik teklifine rekabet özelliği kattığını söylüyor.

Özel sinemada özel film

Geçen yıl İngiltere’nin Kent bölgesinden internet tasarımcısı ve dijital pazarlamacı Anthony Williams şimdi karısı olan o zamanki sevgilisi Dembi’ye özel bir teklif yapmak istemiş.

Londra’nın ünlü Covent Garden semtinde bir otelin restoranında yemek yedikten sonra otel çalışanları onları özel sinema salonunda bir film izlemeye davet etmiş. Işıklar sönüp film başladığında ekranda 48 yaşındaki Anthony çıkmış. Dembi’yi neden sevdiğini anlatmış bir süre.

Sonra müzisyenler ve şarkıcılar girmiş salona ve Anthony’nin teklifi yapacağı ortamı hazırlamışlar. Bu hizmet için 6200 dolar ödemiş.

‘Romantik balon’

Paris’teki ApoteoSurprise adlı şirketin sahibi Nicolas Gerreau bunun “romantik bir balon” olduğunu söylüyor. 2006’dan bu yana 1600 evlilik teklifi organizasyonu yapmış.

Ismarlama teklif hazırlıklarının yanı sıra 30 farklı senaryo seçimi sunuyor müşterilerine ve bunların en az masraflı olanı 300 dolardan başlıyor.

Paris’i Rolls Royce Corniche ile dolaşıp Seine Nehri vadisinde bir malikane terasında yemek yedikten sonra jetlerin gökyüzünde çizeceği kalpleri seyretmeyi içeren bir tören ise 21 bin dolara mal oluyor.

En fazla ilgi gören törenlerden biri de 2100 dolara atların çektiği bir Kül Kedisi Sindirella arabası ile Paris turu, çikolatadan yapılma bir ayakkabı ve Seine Nehri’nde kayık gezisi içeriyor.

“Kadınları ağlatan bir işletme işletiyorum” diyor Gerreau. “Gözyaşı akmazsa işimi eksik yapmış gibi hissediyorum.”

Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER10 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND