Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş dünyasında vazgeçilmez olmanın sırları

İş dünyasında vazgeçilmez olanların 7 temel özelliği bulunuyor. Pazarlama dehası Seth Godin, bu özellikleri bir kitapta bir araya getirdi. Vazgeçilmez olmak için neler yapmak, nelerden uzak durmak gerekir? Cevapları bu yazıda…

Seth Godin, son kitabında iş dünyasında vazgeçilmez olan insanların 7 temel özelliğini ortaya koyuyor.

Seth Godin, pazarlama dünyasının yaşayan dahisi olarak kabul ediliyor. Düşünceleri iş yapış şekillerini değiştiriyor, en başarılı şirketler onun sözlerini öğreti olarak kabul ediyor. Ünlü guru, bugüne kadar 11 kitabıyla en çok satanlar listesinde 1 numara olmayı başardı. Özellikle farklılaşmanın önemini çarpıcı bir şekilde dile getiren “Mor İnek-Purple Cow” kitabıyla tüm dünyada pazarlamada adeta devrim yarattı. Godin şimdi ise “Vazgeçilmeyen” adını taşıyan son kitabıyla sadece pazarlamacılara ve yöneticilere değil, her kademeden çalışanlara ulaşmaya çalışıyor. Herkesin kendisine bir kez “Vazgeçilmez miyim” sorusunu sormasına neden oluyor. İş dünyasında bugüne kadar “yöneticiler” ve “diğer çalışanlar” olmak üzere 2 takıma odaklanıldığını belirten Godin, ilk kez “vazgeçilmeyen” çalışanlara dikkat çekiyor. Bu kişileri kendi üretimini yapan, fark yaratan, öncülük eden ve başarılı iletişim kuranlar olarak tanımlıyor. Bir şirkette vazgeçilmez özelliği taşıyan bu kilit çalışanları, kimi zaman tüm ekibi bir arada tutan bir mıknatısa kimi zaman en farklı bakış açısıyla gün yüzüne çıkan bir sanatçıya kimi zaman da bir süper kahramana benzetiyor. Birçok şirketi ve onların başarısında rol oynayan çalışanları inceledikten sonra da “vazgeçilmez”lerin tüm özelliklerini mercek altına alıp 7 başlık altında topluyor. İşte Seth Godin’in kitabında öne çıkan, şirketleri ve kişileri başarıya ulaştıran 7 önemli faktör:

1. DIŞ DÜNYAYA AÇILAN KÖPRÜLER
Eğer şirketler bir network ise onları bir arada tutan nedir? Bir şirketi bir arada tutan sadece çalışanlara verilen ücret ya da çalışanların işlerini kaybetme korkusu olabilir mi? Kesinlikle her ikisi de değil. Bunun en güzel kanıtını Zappos şirketi oluşturuyor. Tekstil sektöründe faaliyet gösteren Zappos, yeni mezun olarak işe girenlere 2 hafta sonra işlerinden ayrılmaları halinde 2 bin dolar vermeyi teklif ediyor. Peki Zappos işe aldığı bu yetenekli çalışanlardan neden vazgeçiyor? Bu sorunun yanıtını Zappos CEO’su Tony Hsieh, şöyle veriyor: “Herkesin doğru nedenlerle şirkette çalışmasını istiyoruz. Çalışanlar bu şirkette sadece ücret için kalmamalı. Birkaç bin dolar için ayrılıyorlarsa onların kaybı bu şirket için kazanç olur.” Doğru işleyişe sahip şirketlerde çalışanlar, o şirketin misyonunu benimser. Takım halinde hareket ederler, başarıya ulaşmak için birtakım zorlu yollardan geçmeyi göze alırlar. İşte tam bu noktada vazgeçilmez çalışanlar kritik bir rol alarak devreye girer. Ekibin birlikteliğini yönetirler, büyük bir ustalıkla iş arkadaşlarıyla iletişim kurarlar. Aynı zamanda dış dünya ve şirket arasında da köprü vazifesi görürler. Üstelik bunu görev edindikleri için değil, zevk aldıkları için yaparlar. Duygusal olarak gelişmiş olmalarının bu tutumlarında katkısı büyüktür. Örneğin Google çalışanlarından Marissa Mayer, tam bir vazgeçilmez. Mayer, ne finans ne halkla ilişkiler ne de programlama bölümünde çalışıyor.

Ancak Google’da milyar dolar değerinde bir iş çıkardı. Google’un giriş sayfasında yer alan arama boşluğunun ekranda gözükmesi fikri ona aitti. Mayer, bu çözümü dış dünyanın sesini dinleyip mühendislerle iletişime geçerek buldu. Mayer örneğinde olduğu gibi vazgeçilmez çalışanların temel özelliklerinden biri fark edilmeyen problemleri görmeleri, doğru kişilerle iletişime geçip şirketleri ile dış dünya arasında köprü olmaları.

2. EŞSİZ BİR YARATICILIK Yaratıcılık kişiseldir, orijinaldir, beklenilmeyendir ve kullanışlıdır. Eşsiz yaratıcılık ise içinde bilgiyi taşır. Yaratıcılığın eşsiz olabilmesi için odaklanmış ve benimsenmiş olması gerekir. Eğer eşi benzeri olmayan bir gitarist olmak hedefleniyorsa tüm iyi gitaristleri dinlemenin katkısı ise yadsınamaz. Sahip olunan eşsiz yaratıcılığı paylaşabilmek konusuna gelince… İşte bu en zoru. Çünkü yaratıcılığa sahip olmak yetmez, aynı zamanda tüm olumsuz tepkilere karşı koyma gücü de gerekir. Yeni fikirlere ve bakış açılarına karşı direniş her şirkette hatta her yerde görülebilir. Böyle zamanlarda fikri ortaya koyan birçok kişi işten kaçmayı tercih edebilir. Ama çok az insan direnişe karşı koyabilir. Onlar da vazgeçilmez çalışanlardır. Vazgeçilmezlerin bu tutumları, doğru zannedilen kalıpların ötesine geçilmesine ve yeni alanlarda daha güçlü başarılar yakalanmasına fırsat tanır. Yıllar önce şirketler pazarlamaya daha çok inanıyordu. Pazarlamanın gücünü kullanarak ürünlerine reklam filmi yapıyor, kupon dağıtıyorlardı. Bugün bu aktivitelerin çok da işe yaramadığı görülüyor. Son yıllarda ise markaların daha farklı bir şeyler yapması gerektiği anlaşılmaya başlandı. Örneğin Jones Soda adlı şirketi ele alalım. Bu içecek şirketinin kurucusu Peter van Stolk kurallara uymadı. Çünkü sanatçıydı. Şirket, 300 milyon dolar ciroya ulaştı ve bunu kitaplarda yazan kurallara göre yapmadı. Şişelere müşterilerinin resimlerini koydu, özgün tasarımlarıyla fark yarattı. Ayrıca kapısını her tür müşteri ziyaretine açık tuttu. Pepsi’nin şişeleme fabrikasının müşterileri tarafından ziyaret edildiğini düşünebiliyor musunuz? Stolk’un bu davranışı bir pazarlamacı mı yoksa sanatçı davranışı mı? Bana göre yaratıcılığı ve onu ortaya koymadaki cesaretiyle kesinlikle bir sanatçı.

3. KARMAŞAYI DÜZELTEBİLME YETENEĞİ
Bazen işler istenildiği gibi gitmez. Süreçler karmaşıklaştığı zaman, üst düzey yöneticiler hemen devreye girip bu karmaşık durumu kontrol edemez. Çünkü ortada hemen tek bir hamlede düzeltilecek bir durum yoktur. Vazgeçilmez çalışanlar karmaşık durumda da çok önemli bir role sahip. Onlar kendi haritalarını yapar. Şirketin onu hızlıca izlemesini sağlar. Bir şirket, Kanada’ya bir yaz kampı organize etti. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce çocuk aynı anda şehre geliyordu. Karmaşayı hayal edin. Koordine edilmesi gereken otobüsler, arabalar ve uçaklar vardı. Bunun yanında pasaportlarını unutan çocuklar, onlar için kaygılanan aileleri ve her an yanıtlanmayı bekleyen birçok soru… Şirketin 90 kişilik kadrosundan sadece 10 kişi o günün üstesinden gelmeyi başardı. Üstelik tüm çalışanlar mükemmeldi ancak birçoğu bu görevin üstesinden gelemedi. Mükemmel iş becerilerine sahip olmak demek her zaman her koşulda çözüm üretebilmek anlamına gelmiyor. İletişim konusunda başarılı, uyumlu, öngörülü ve yapıcı insanlar bir işletme için vazgeçilmezler arasında kolaylıkla yer alır. Ayrıca bir restoran sahibini düşünün. Sadece 4 garson çalıştıran bu restoran sahibi, ekonominin kötü gittiği zamanlarda birini çıkarmak durumunda kalır. İçlerinden bir tanesi diğerleri gibi iş yapmasının yanı sıra başka bir özelliğe sahiptir: Kızgın müşterileri yatıştırabilir, bilgisayarla ilgili sorunları çözebilir. Sizce kimin işi garantide? Bir çalışanın görev tanımında problemleri çözmek yoktur. Ama problemli zamanları yönetmek bir sanattır. Herkesin vazgeçtiği zamanlarda ortaya çıkan ve enerjileriyle ortamı düzeltmeye çalışanlar da genellikle vazgeçilmez çalışanlar olur.

4. YÜKSEK İLETİŞİM BECERİSİ
Pazar karmaşıklaşıp müşteriler dört bir yana dağılmaya başladığında, o müşterilerle iletişim kurmak her zamankinden daha kritik önem taşır. Hatta böyle dönemlerde bir müşterinin satın alma tercihlerinde ürünün özelliklerinden çok markanın ve şirketin kendisiyle nasıl iletişim kurduğu konusu öncelik kazanır. Bu nedenle şirketler de çalışanlarını işe alırken müşterilerle ilişki kurabilen, onlara duygusal davranabilenler arasından seçmeye özen gösteriyor. Bunun o şirketin başarısında ne kadar ciddi bir rolü olduğunu da her geçen gün daha fazla fark ediyorlar. Sadece müşteriyle doğrudan temasta olan işlerde değil her türlü iş kolunda bu becerilere sahip çalışanlar o şirket için özel bir önem kazanıyor. Örneğin gaz hattı altyapısı sağlayan bir şirket için de benzer durum söz konusu. Nasıl mı? Bu şirket işinin doğası gereği faaliyet gösterdiği noktalarda caddeleri kazıyor, etrafın doz duman olmasına neden oluyor, borular sokağın etrafına dağılıyor ve çevre halkı için hiç de hoş olmayan bir durum yaratıyor. İşte bu noktada şirketin en genç çalışanlarından Paul, ses ve görüntü kirliliğine yol açtıkları bölgedeki evleri tek tek ziyaret ederek sinirli ev sahipleri ile görüşüyor. Onlarla en yapıcı şekilde iletişime geçerek durumu açıklıyor. Verilen rahatsızlığın bölge halkı tarafından anlaşılabilir kılınmasını sağlıyor. Şirketin ve işveren kuruma yönelik herhangi bir olumsuz algının önüne geçiyor. Paul, bu rolüyle takımının en genç çalışanı olmasına rağmen takımından çok daha önemli bir işi başarıyor. Bir şirket altyapıyı sağlayacak olan birçok çalışanı outsource edebilir ama Paul’ün yerini doldurabilecek kişiyi bulmak çok zor. Rekabette bu kişilerin kritik öneme sahip olmasının nedeni ise bu insanların gücünün ve etkisinin çok net olarak ölçülememesi.

5. GÖNÜLLÜ ÇALIŞMAK
Her şirkette bir işleyiş zinciri vardır. Çoğu zaman ilişkiler bağı bellidir. Şirket sahibi, yöneticiyi, yönetici altındaki çalışanı kontrol eder. Bu sistem içinde birçok kişi denetlendiği için işini yapmaya odaklanır. Yaptıklarına duygusal bir değer katmayı beceremezse iş onun için sadece para karşılığı yapmak zorunda olduğu bir eyleme dönüşür. Ancak bazı sistemlerde yine vazgeçilmezler durumu değiştirir. Yaptığı işle duygusal bağ kurabilen, bir şeyleri değiştirdiğinin farkında olan bu çalışanlar, zorunluluk olarak değil istedikleri için görevlerini yapar. Yaptıkları işe enerji ve farklılık katarlar. Hatta bu tutumlarıyla diğer çalışanlara da ilham kaynağı olurlar. Sonuç ise şirketin her ne iş yapıyorsa o alanda başarılı olmasıdır. Ancak burada anahtar nokta yine doğru kişileri seçmek. O kişilerin sadece para için değil farklı motivasyonlar için çalışmasına ortam yaratmak. Örneğin bir otel resepsiyonisti bir müşterisi için gece yarısı jimnastik indirimi arıyorsa bunun nedeni işinden kovulmaktan korktuğundan değil, işine duyduğu bağlılık ve ilham nedeniyledir. JetBlue havayolu şirketini ele alalım… Müşteri sadakatinin yoğun olduğu JetBlue, fiyat avantajının yanı sıra kendisini birçok rakibinin önüne geçiren bir avantaja sahip. JetBlue’nun müşteriler tarafından tercih edilmesinin nedeni çalışanlarının müthiş bir performansa sahip olması. Pilottan hostese kadar şirkette çalışan herkes hem genç hem yüksek bir motivasyonla hareket ediyor. Yolculuğun eğlenceli geçmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Günde 6 sefer aynı performansı göstermek zor olsa da onlar bu başarıyı gösteriyor. Bunun nedeni de şirketin müşterilerle iletişim kurabilecek kişileri istihdam etmesi. Onlara kendilerini ortaya koyabilecekleri bir çalışma ortamı sunması. Sonuç ise şaşırtıcı değil. JetBlue sektöründe ciddi bir değer ve marka inşa etmenin yanında örnek bir kârlılığa ulaştı.

6. BİLGİYİ FAYDAYA ÇEVİREBİLME
Önceden çok derin ve kapsamlı bilgiye sahip olmanın bir çalışanı “vazgeçilmez” kılabilmek yeterli olacağını düşünüyordum. Ancak bu bilginin, akıllı kararlar ve cömert katılımlarla birleştirildiğinde işleri değiştirebildiğini gördüm. Lester Wunderman, doğrudan pazarlama ile ilgili çok derin bir bilgiye sahipti. American Express kartın ve Columbia Record kulüp üyeliğinin yaratılmasında ciddi katkıları oldu. Lester’in internet şirketimin yönetim kurulunda yer almaya başlaması beni çok heyecanlandırmıştı. Ondan doğrudan pazarlama ile ilgili taktik öğrenemedik ancak onun yerine daha önemli bir kazanç edindik.

Onun varlığıyla ortakların motivasyonu arttı. Takımım karar alma ve strateji konusunda değerli kazanımlar sağladı. Bir anlamda derin bilgiye sahip olan Lester, bize o derin bilgiyi aktarmadı ancak bilginin nasıl kullanılacağını gösterdi. Yol haritasının çizilmesine katkıda bulundu. Ed Stutt da bilginin nasıl hayata geçirilebildiğini ortaya koyan başarılı örneklerden… Bir müteahhidin oğlu olan Ed, çocukluğunu babası ile birlikte inşaatlarda geçirdi. Daha sonra Clemson Üniversitesi’nde, tahta kagir evlerin rüzgara dayanıklılığını inceleyen bir eğitim aldı. O esnada Karayipler’e gidip Marilyn Kasırgası’nın etkilerini inceledi. Birçok evin kasırganın etkisiyle ne hale geldiğini gördü. Darmadağın olan hayatlar Ed’in de hayatını değiştirdi. Sorun için çözüm üretmeye koyulduğunda sorunun evlerin tahta olmasından değil tahtaları bir araya getiren çivilerden kaynaklandığını anladı. Gece gündüz demeden tam 11 yıl, milyonların kaderini değiştirecek çiviyi icat etmeye çalıştı. Elbette bu icattan dolayı milyon dolarlar kazandı ama kazanmasaydı da yapardı. Bu iş fark yaratma, araştırma yapma, bilgi edinme ve odaklanma ile ilgili. Ed Stutt, mevcut kurallara uymak yerine daha fazla öğrenmeye çalıştı, bilgisini çok yararlı bir işte kullanarak fark yaratan biri olmayı seçti.

7. İŞYERİNİN SÜPER KAHRAMANLARI
Küçükken, “Legion of Super-Heroes/Süperkahramanlar Birliği” ve “Justice League of America/Amerika’nın Adalet Ligi”ni severdim. Bunlar çizgi roman yazarlarının süper kahramanlar hakkında yazdığı kısa komik hikayelerdi. Bu hikayelerde kahramanlar, kulüp binasında takılır ve canavarlar için birlikte mücadele eder ama asla biri tek başına kötüleri yenemezdi. Gruba katılan her yeni isim, kendi gücünden bahsetmek durumunda kalırdı. Bazı pazarlamacılar bu durumu konumlandırma ya da benzersiz yeteneklerini ortaya koyma olarak adlandırıyor. Elbette değil, bu süper yetenek. Biriyle tanıştığınız zaman sizin süper bir güce ihtiyacınız vardır. Eğer yoksa tanışmanız bir el tokalaşmasının ötesine geçemez. Bu oy toplamak ya da aşırı güçlü gözükmek için yapılan bir şey değil. Bu tanışmayı anlamlı hale getirmek için yapılır. İnsanlara bunu anlattığım zaman ne olduğunu, ne demek istediğimi anlıyorlar. Kendi süper güçlerinin ne olduğunu anlatmaya başladıklarında ise aslında sözünü ettiklerinin bir süper güç olmadığını görüyoruz. Vazgeçilmez olmak isteyenlerin, masaya koydukları yeteneğin yeri doldurulamamalı. Eğer bunu başarırlarsa, eşsiz bir yetenekle bir işyerinde varlık gösterebilirlerse daha cesaretli olabilir, yaptıkları işte daha büyük düşünme fırsatına kavuşabilirler. Birçok işyerinde de vazgeçilmez çalışanların mutlaka onları değerli kılan süper güç denilebilecek bir yeteneği olduğu varsayılır. Ancak burada bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Süper güç mutlaka doğarken elde edilen bir yetenek değildir. Bu kişilerin kendi seçtiği ya da paylaşabildiği yetenekler olabilir. Kısacası vazgeçilmez olmak için yapılması gereken ya farklı özellikler geliştirmek ya da var olanlar üzerine odaklanmak.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND