Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İş arkadaşlarımızı tanıyalım

Haftanın 40 saatini(en az!) onlarla geçirmek zorunda olduğunuz için iş arkadaşlarınızın kimyasını çözmek hayatınızı kolaylaştırır. Birlikte çalıştığınız insanlar sizi etkileme, rahatsız etme, size ilham verme ya da sizi mutsuz etme gücüne sahiptirler.

Haftanın 40 saatini(en az!) onlarla geçirmek zorunda olduğunuz için iş arkadaşlarınızın kimyasını çözmek hayatınızı kolaylaştırır. Birlikte çalıştığınız insanlar sizi etkileme, rahatsız etme, size ilham verme ya da sizi mutsuz etme gücüne sahiptirler.

25 ÇEŞİT İŞ ARKADAŞI

Yanınızdaki masada pusuya yatmış ya da köşedeki rahat bir ofiste tembellik yapıyor olabilirler. Sizi her gün internetten rahatsız ediyor ya da geceleri rüyalarınıza giriyor olabilirler. Birlikte çalıştığınız insanlar sizi etkileme, rahatsız etme, size ilham verme ya da sizi mutsuz etme gücüne sahiptirler.

Haftanın 40 saatini (en az!) onlarla geçirmek zorunda olduğunuz için, onları anlamaya da çalışabilirsiniz. Size, nerede çalışıyor olursanız olun karşınıza çıkabilecek en yaygın iş arkadaşı çeşitlerinden oluşan bir rehber hazırladık. Bu iş arkadaşı çeşitleri, her türlü işyerinde bulunur – garanti ederiz ki bu listedeki birkaç kişi size tanıdık gelecektir.

Size hazırladığımız liste, herhangi bir işyerinde rastlayabileceğiniz 25 çeşit iş arkadaşı karakteri, ve bu çılgın iş dünyasında onlarla aynı ortamda bulunurken akıl sağlığınızı nasıl koruyacağınız konusunda size rehberlik edecektir.

Dedikoducu

Ne yaparlar:
Belki de işe alım sürecinde bir yanlışlık oldu çünkü Dedikoducu, iş tanımının diğer insanlar hakkında konuşmaktan ibaret olduğu izlenimine sahipmiş gibi görünüyor. Maalesef Dedikoducu, son çıkan ofis skandalının gerçekte doğru olup olmadığını öğrenmek için yaşıyor. Bu kişiler, günlerini başkalarının konuşmalarını dinleyerek, birilerine imalar yaparak ve birilerinin itibarlarını lekeleyerek geçirirler. Dedikoducularla ilgili en önemli şey, “her yerde” olmalarıdır. Dedikoducu işitecek mesafe içindeyken hiçbir konuşma güvenli değildir (onlar kulaklıkla müzik dinliyormuş gibi yapabilirler ama biz işin doğrusunu biliriz).

Nasıl Başa Çıkılır:
Dedikoducuyla başa çıkmak zor olabilir çünkü genelde dışarıdan tatlı ve nazik görünürler –tabii bunu güveninizi kazanıp sırlarınızı öğrenmek için yaparlar. Ve sırrınız onların eline geçtiği anda bütün bahisler açılır ve bir şekilde sırrınız sayesinde hiyerarşide yükselirler. Bizce Dedikoducu’yla başa çıkmanın en iyi yolu onları görmezden gelmektir. Ve ne yaparsanız yapın onlara hayatınızla ilgili ayrıntı vermeyin ya da söyledikleri şeyi başkasına söylemeyin. Birilerinin ilgisini çekebilecek merak uyandırıcı o bilgiyi başkasına aktarmadan önce kendinize sorun: Bu doğru mu? Zararsız mı? Gerekli mi? Eğer değilse, söylemeyin. Onlara cesaret vermeyin!
Tembel

Ne yaparlar:
Düşünün: Bu insanı hiç gerçekten çok çalışırken gördünüz mü? Hiç mi? Biz de öyle düşünmüştük! Ofisteki düşmanınız, çok çalışıp hiçbirşey yapmamak konusunda bir uzman. Ne olursa olsun, Tembel, başka birinin o iş için ter dökeceğinden emin olacaktır.

Nasıl Başa Çıkılır:
Size önerimiz, bitirilmemiş ve teslim tarihi geçmiş projeleri belgelendirmenizdir. Böylece eğer patronunuz bu konuda bir şey yapmak isterse, mesuliyetin sizde olmadığı belli olur. Durum gerçekten kötüleşirse, o kişiden gelen e-postaları saklayın ki, o kişinin size yardım vaad edip, hiçbir şey yapmadığına dair elinizde kanıt olsun. İyi şanslar, ve sıkı çalışmaya devam edin!

Dalkavuk

Ne yaparlar:
Sıkı çalışmak size yeterince kredi sağlamıyor, değil mi? Tanıdık geliyor. Sizi yapışkanla –Dalkavuk diye de bilinir- tanıştırmamıza izin verin. Üst düzey çalışanlarla arkadaşlıklar kurmak en önemli öncelikleridir ve iş arkadaşlarının ne düşündüğünü umursamazlar.

Nasıl başa çıkılır:
Neden biraz da kendi düdüğünüzü öttürmüyorsunuz? Eğer hak ettiğiniz gibi tanınmıyorsanız, ne bekliyorsunuz? Siz de aynısını yapın. Şefinizin ne istediğinizi ve bunu neden hak ettiğinizi bilmesinde hiçbir sakınca yoktur.
Şikayetçi

Ne yaparlar:
Şikayetçi’nin sızlanması için işin gerçekte ne kadar fazla ya da az olduğu önemsizdir. İşler ister sıkıntıdan patlayacak kadar yavaş olsunlar, ister çıldıracak kadar yoğun, mutlaka durumdan şikayet ediyor olurlar.

Nasıl başa çıkılır:
Dedikoducu örneğinde olduğu gibi Şikayetçi’yi de susturmak imkansızdır. Onları neşelendirmek, çözümler önermek, hatta onlarla birlikte şikayet etmek bile bir işe yaramaz. Ne işe yarar biliyor musunuz? İçten bir cümle (yalnızca gerçekten hissederek söylediğinizi belli ederseniz işe yarar): “Gerçekten kokunçmuş. Bütün bu problemlerle nasıl başa çıkılacağını gerçekten bilmiyorum.” Şikayetçi’yi yalnızca bu konunun gerçekten önemli olduğuyla ilgili bilgilendiriyorsunuzdur –şüphesiz ki önemlidir. Biri onları gerçekten dinlediği için şaşırıp sessizleşeceklerdir.

Kontrol Manyağı

Ne yaparlar:
Kontrol Manyakları’nın, işyerinde belli bir görev paylaşımı olmasına dair hiçbir fikirleri yoktur. Şirket yazışmalarındaki resmi yazı tipinden bulaşık makinasının nasıl organize edilmesi gerektiğine kadar mutlaka bir fikirleri vardır ve sizin de bunlara dikkat etmenizi isterler.

Nasıl başa çıkılır:
Kontrol Manyağı’nın önemsiz ayrıntılarla uğraştığını ve sizin gerçekten önemli şeylerle uğraşmanıza izin verdiğini hatırlayın. Konrol Manyağı’yla uğraşırken olabildiğince sakin olun: Sabırlı olun, onlara nazik bir biçimde yaklaşın ve çok yavaş konuşun. Kontrol Manyakları dinlenilmeyi isterler ama genelde söyleyecekleri fazla bir şey yoktur. Eğer onları anladığınızı gösterirseniz, büyük ihtimalle sizi bırakır, gidip başka birinin işine karışırlar.

Utangaç

Ne yaparlar:
Utangaç’ın sizinle çalıştığından eminsiniz ama onu toplantılarda gördüğünüzü hatırmalıyorsunuz, hele işyerinizin düzenlediği partilerde kesinlikle görmediniz. Bu, Utangaç’ın en iyi yaptığı şeydir –ortadan kaybolmak. Bu kişiyi konuşturmakta çok zorlanırsınız ve onlarla aynı projede çalışmayı kabul ettiğinize pişman olursunuz çünkü iletişim vasfı diye bir özellikleri yoktur.

Nasıl başa çıkılır:
Utangaç’ı antisosyal, verimsiz, çekingen, ya da takım oyunculuğu yapamayan biri şeklinde etiketlemek kolaydır; fakat Utangaç aslında büyük ihtimalle yalnızca içe kapanık bir karaktere sahiptir. Toplantı bitinceye kadar paylaşacak hiçbir fikri olmayabilir fakat paylaştığı fikirler daima iyi düşünülmüş ve kusursuz olacaktır. Eğer böyle olmayacaksa, zaten o fikri paylaşmaya gerek duymaz. Utangaç’tan öğrenebileceğiniz pek çok şey vardır – genelde konuşmadan veya yargılamadan önce düşünmek gibi.

Duygusal Oyuncu

Ne yaparlar:
Duygusal Oyuncu için her şey trajik bir operadır. Çalışma masasından gelen iniltiler ve yürek parçalayan haykırışlardan, birinin öldüğünü ya da kazara bilgisayarındaki tüm bilgileri sildiğini düşünebilirsiniz. Fakat genelde bunların hiçbiri doğru çıkmaz. Duygusal Oyuncu’nun özelliği, küçük şeylerden etkilenmeye yatkın olmasıdır. Her türlü küçük şeyden!

Nasıl başa çıkılır:
Duygusal oyuncu bunu kasıtlı olarak yapmaz. Aslında, tüm karanlık mücadelesi kendi içindedir – yalnızca aşırı tepkilerini nasıl içinde tutacağını bilemez. Maalesef (hem onun hem de sizin için) onlara bu hareketlerinden dolayı aniden patlamanız, problemi çözmez ve yine de inlemelerini aşağı yukarı günde bir kez dinlemek zorunda kalırsınız. Eğer duygusal oyuncuya yardım etmek istiyorsanız, olabildiğince az tepki vermeye çalışın, ve “Böyle şeyler olur” deyin. Duygusal Oyuncu’nun, birilerinin, ayaklarını yere basması için bir şeyler söylemesine ve harekete geçmesi için kışkırtılmaya ihtiyacı vardır (eğer elinize bir fırsat geçerse, problemini çözmeyi teklif edebilir ya da yardım edebilirsiniz), yoksa bir anda Şikayetçi’ye dönüşebilirler.

Hırsız

Ne yaparlar:
Hırsız, cebinizi karıştırmıyor olabilir (umarız!) fakat ödünç aldığı zımbanızı geri vermeyi “unutabilir” ya da ofisteki buzdolabında kalan son yoğurdunuzu yiyebilir. İster zararsız bir kleptoman olsun, ister yalnızca sizden nefret ediyor olsun, en azından fikirlerinizi çalacak kadar zeki değildir – bu, gülümseyip arkadan vuranların alanıdır – fakat yine de sinir bozucudurlar.

Nasıl Başa Çıkılır:
Eşyalarınızın izini sürün! Sahip olduğunuz her şeye adınızı yazın, evet, “her şeye”. Böylelikle, Hırsız sizin olan bir şey üzerinde hak iddia ederse, aslında o eşyanın sizin olduğunu kanıtlayabilir ve geri isteyebilirsiniz. Bir kleptomanı bir şey yürüttüğünde yakalamak kadar utandıracak başka hiçbir şey yoktur.
Gülümseyip Arkadan Vuran

Ne Yaparlar:
Gülümseyip Arkadan Vuran, karşılaşma şanssızlığını yaşayabileceğiniz en kötü ofis karakterlerinden biridir. Diğer kötü kişilerin çoğu en azından onlardan kaçınabilmeniz için karakterlerini açıkça sergilerler. Fakat bu kişi, fikrinizi çaldığında ya da yönetime hakkınızda kötü bir şey söylediğinde gerçekten canınızı acıtabilmek için uzun süre arkadaşınızmış gibi davranır. İhanetten daha kötüsü yoktur, değil mi? Bu kişi ihanet konusunda gerçekten ustadır, o yüzden dikkat ediniz.

Nasıl başa çıkılır:
Öncelikle, Gülümseyip Arkadan Vuran’ın kimliğini açığa çıkarın. Maalesef çok geç olana kadar kim olduğunu bilemeyeceksiniz fakat en azından kim olduğunu öğrendiğinizde, ona güvenmemeniz gerektiği konusunda elinizde net bir kanıt olacak. Ne kadar cazip olsa da, bu kişiye asla ama asla güvenmeyin. Gardınızı alın, böylelikle sizi bir daha asla incitemezler.
Neşeli

Ne yaparlar:
Pazartesi sendromundan yakınıyorsanız ve hafta başladığı için en azından heyecanlı görünmüyorsanız, sizi eleştirmekle kalmaz, suçlarlar da. Neşeli her zaman şen şakraktır, ne olursa olsun. Olumlu bir hava içinde olduğu için onu suçlayamasak da, bütün bu coşku bazen biraz… yorucu olabilir. Bu kişi hiç mi kötü bir gün geçirmez? Ya da çalışmayan yazıcı yüzünden sinirlenmez? Hakikaten insan mıdır acaba? Bu soruya yanıt vermek bazen gerçekten zor olabilir.

Nasıl başa çıkılır:
Onları dikkate almamak bir seçenek olabilir ama orta yol bulmak da bir seçenektir. Bu kişiyi kişisel neşe kaynağınız olarak kullanın – büyük ihtimalle işiniz yüzünden kötü hissettiğinizde sizi canlandırabilir. Hatta Şikayetçi’yle çok fazla zaman geçirdiğinizde sizi neşelendirebilir. Buda’nın da dediği gibi: “Mutluluk paylaştıkça azalmaz.” Ofiste işler her zaman göründüğü kadar sıkıcı değildir, emin olun!
Kahraman

Ne yaparlar:
Kahraman, gerçekten muhteşemdir – geç saate kadar ofiste kalır, etkileyici projeler yaratır, yapılan harcamaları azaltır ve genelde şirketi çalışmak için daha iyi bir hale getirir. Kahramanı iş üzerindeyken izlemek biraz yorucu, değil mi? Bu kişiye karşı kıskançlık duymak kolaydır fakat kıskançlık canavarının sizi yemesine izin vermeyin. Kahramanın muhtemelen kendisiyle ilgili paylaşmadığı problemleri vardır.

Nasıl başa çıkılır:
Bu kişinin size yalnızca bir rol model olarak değil, akıl hocası olarak da faydalı olabileceğini düşünün. Öğle yemeğine birlikte çıkmayı teklif edin ve her şeyi birden nasıl yapabildiklerini öğrenmeye çalışın – muhtemelen bunların hepsini yapmak göründüğünden daha zordur. Kıskançlığınız baş edilemez bir boyuta gelirse unutmayın ki herkes yapabildiğinin en iyisini yapmaktadır. Elinizdekilerle mutlu olun ve – şüphesiz Kahraman’ın birçoğuna sahip olduğu – yeni deneyimler edinmeye hazır olun.

Bay Jargon

Ne Yaparlar:
Jargon kullananlar genelde yöneticilerdir – ağaçlarının üstüne tüner ve buyrukları altındaki kişileri korkutmak ya da saygı uyandırmak amacıyla anlaşılmayan kelimeler kullanırlar. Problem şudur ki bu kelimelerin çoğu genelde bir anlam içermez ve bazı durumlarda bilgisizliklerini ve acizliklerini saklamak için bu kelimeleri seçerler. Ayrıca, Jargon kullananlar yüzünden işyerindeki üretim büyük ölçüde yavaşlar – insanların neredeyse %75’i her hafta bir saatten fazla bir süreyi Bay Jargon’un ne dediğini çözmeye çalışarak geçirir.

Nasıl başa çıkılır:
Bu kişiyle başa çıkmak istiyorsanız, önce onun dilini öğrenmelisiniz. Söylediği bir şeyin ne anlama geldiğiyle ilgili bir sorununuz varsa, sorun! Teknik ifadelerin hepsi anlamsız değildir – bazıları gerçekten ilerlemenize yardımcı olabilir.
Fazla Bilgi Paylaşan

Ne yaparlar:
Geçen geceki ateşli randevu mu? Utanç verici sağlık sorunları mı? Dramatik aile problemleri mi? Konu ne olursa olsun, iş arkadaşınız sizi bilgilendirmekten dolayı fazlasıyla mutluluk duymaktadır. Bu kişi neyin iş yeri için uygun olduğunu ya da diğer kişilerin ne kadarıyla ilgilendiğini öğrenememiştir. Bazen birinin (çok) özel yaşamıyla ilgili bir şeyler öğrenmek eğlenceli olabilir fakat genelde rahatsız edicidir ve kesinlikle profesyonelce değildir.
Sex Bombası

Ne Yaparlar:
Bu kişi belli ki iş için uygun olan kılık kıyafetin ne olduğunu bilmemekte ve belki de işyerini gece kulübüyle karıştırmaktadır. Bazen bu kişi size üst mevki yöneticileri tarafından, şirketinizin cinsel taciz politikasına uyumluluğunu sınamak için gönderilmiş gibi gelse de, onlar da gerçekten ortalama çalışanlar kadar bilgisizdirler. Böyle davranmalarının sebebi ya budur, ya da ilgiye doyamamaktadırlar. Sebebi ne olursa olsun, göze batan bu görüntüye karşı hazır olun.
Nasıl başa çıkılır:
Eğer o kişinin şefi değilseniz, o kişinin şefini uyarmaktan ya da müdürünüzden Seks Bombası’nın müdürünü uyarmasını istemekten başka yapabileceğiniz pek bir şey yoktur. Eğer siz Seks Bombası’ndan rahatsız olduysanız, başkaları da aynı şekilde rahatsız olmuş olabilir.

Geveze

Ne yaparlar:
Konuşurlar. Konuşur, konuşur, konuşur konuşurlar. Gevezeler konuşmaktan başka bir şey yapmazlar. İster dinleyen biri olsun ister olmasın, Geveze’lerin mutlaka söyleyecek bir sürü şeyi vardır. Düşüncelerini kendilerine saklayamayan insanlardan biri olan bu ilginç tipler, akıllarından geçen her türlü ayrıntıyı bilmek istediğinizi düşünürler.

Nasıl başa çıkılır:
Geveze’ye bir zaman limiti verin. “Beş dakika içinde önemli bir telefon görüşmesi yapmam gerek” gibi bir cümle, harikalar yaratabilir. Aynı zamanda kibarca sözünü kesip, “Bir şey sorabilir miyim?” ya da “Şimdiye kadar söylediklerine cevap vereyim” diyerek konuşma üzerinde kontrol sahibi olmayı deneyebilirsiniz. Ya da son çare olarak “Üzgünüm, ama gerçekten gitmem lazım” diyebilirsiniz. Eğer bunlardan hiçbiri işe yaramazsa, Geveze etraftayken kullanacağınız kulaklıklar, en iyi arkadaşınız halini alabilir. İş yeriniz kulaklığa izin vermiyorsa, Geveze’lere dikkatinizi vermemek için elinizden geleni yapın.
Arkadaş Canlısı

Ne yaparlar:
Bu kişiler, iş yerindeki herkesin arkadaşları olması gerektiğini düşünür; onların bundan henüz haberleri olmasa da. İletişim kurmak için yaratılmış olan bu kişiler yalnızca sizden hoşlanmakla kalmazlar – sizi severler de. Bir iki gün sonra ya da sizin onun ilerlemesine katkı sağlayamayacağınızı anladıklarında, o zamana kadar size sergiledikleri arkadaş canlısı tavrı gidip başkalarına sergilerler. Özellikle çoğumuzun mümkün olduğunca çok arkadaş edinmeye ihtiyacı olduğu iş yerinde en kötüsü, sahte arkadaşlardır.

Nasıl başa çıkılır:
Bu durumda birazcık rahatlamak en iyisidir. Biraz muhabbetin kimseye zararı olmaz, öyle değil mi? Onlara yalnızca arada sırada dostça davranmaya çalışın; en yakın arkadaşları olmak zorunda değilsiniz. Ve eğer bu kişiyi kendi tarafınıza çekerseniz, kim bilir başka nasıl arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Yalnız bu kişinin gizli bir Dedikoducu olmamasına dikkat edin. Her zamanki gibi, iş yerinizde özel hayatınızla ilgili ayrıntıları paylaşırken dikkatli olun.
Parti Çılgını

Ne yaparlar:
Ofis partileri kesinlikle üst düzey çalışanlarından başka çalışanların da ön plana çıktığı yerlerdir fakat iş gezilerinde, uzun öğlen yemeklerinde ve öğleden sonra gidilen en yakın bar gibi yerlerde kendilerini aptal durumuna da düşürebilirler. Hey, en azından iyi vakit geçiriyorlar, değil mi? Maalesef hiç de değil. Parti Çılgını’nın maskaralığı çabucak unutulabilir fakat masa üstünde yapılan dans olayı dışarıda da duyulursa, şirketin adı lekelenebilir.

Nasıl Başa Çıkılır:
En iyi savunma, dijital kamerayla yapılacak iyi bir saldırıdır! Bu kişinin en çılgın olduğu anları kaydettiğinizden emin olun ve bunu duyurun (özellikle de yöneticilere!). Gerçekten de bu kişi hakkında yöneticilere kötü görünmeden yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. Zaten çılgınca davranarak bunu kendisi istemiştir.

Bay/Bayan Mükemmel

Ne Yaparlar:
Bu kişiler ister gerçekten çok çalışan ve pek çok yeteneği olan insanlar olsun, ister gökyüzünden inmiş gerçek birer melek, ister doğuştan her açıdan mükemmel yaratılmış kişiler olsunlar, fark etmez. Ne olursa olsun sizin kötü görünmenize sebep oluyorlar. Bazı kişilerin aksine siz hatalarınızdan öğrendiklerinizle buraya kadar gelmiş olabilirsiniz. Şirket çapında utanç duygusunu, bir kere dahi olsa yanılmayan birisinden daha çabuk ateşleyebilecek başka hiçbir şey yoktur. Bu durum bir süre sonra sinirlerinizi bozmaya başlar ve kendi performansınızdan endişe etmeye başlarsınız.

Nasıl başa çıkılır:
Kendi işinize odaklanmak moralinizi büyük ölçüde yükseltecektir. Eminiz yapmakta usta olduğunuz bir şey vardır. Kendinize bunu göstermek için bir fırsat verin. Hem sonuçta işverenler çalışanlarında bir parça insanlık olmasını da takdir edecektir.
Bilgisiz

Ne Yaparlar:
Bu kişilerin en iyi yaptığı şey, tamamen şaşırmış görünmektir. En basit görevler, en kolay prosedürler – her şey bu kişinin kafasını karıştırabilir. Sabahları işin yolunu bulmuş olmaları bile bir mucizedir. Bazen şaka yaptıklarını düşünüyor olsanız da hepsi doğrudur: Bu kişinin, işi nasıl yapacağı hakkında hiçbir fikri yoktur. Ve maalesef bu kişinin yaptığı yanlışları düzeltecek kişi sizsinizdir. Bilgisiz kişilerin muhteşem hatalarını izlemek eğlenceli olsa da, yanlışlarını düzeltmek kısa bir süre sonra can sıkıcı olacaktır.

Nasıl başa çıkılır:
Öncelikle derin bir nefes alın. Bu kişiyle savaşınızda sabır en önemli silahınız olacaktır. Aynı şeyleri otuzuncuya anlatmaktan nefret ediyor olabilirsiniz ama büyük ihtimalle onlar bundan daha çok nefret ediyorlardır. Biraz acıma ve şefkatle büyük bir ilerleme kaydedebilirsiniz. İkincisi, bu kişiye göz kulak olarak ne kadar zaman harcadığınızı şefinize bildirin. Harcadığınız ekstra zaman ve çabanın boşa gitmesine izin vermeyin!

Anne Figürü

Ne Yaparlar:
Ofisiniz yetişkin insanlarla dolu olsa da, Anne Figürü (erkek de olabilirler kadın da – bize güvenin) fiziksel ve zihinsel olarak herkesle ilgilenmek için orada olduğunu düşünür. Birazcık burnunuzu çekseniz hemen modası geçmiş bir tedavi tavsiye ederler ya da kötü hissettiğinizde gelip rahatlatırlar. Anne figürü her zaman oradadır, isteseniz de istemeseniz de.

Nasıl başa çıkılır:
Anneyle aranıza sınır çizmelisiniz. Geveze kişilerle olduğu gibi, Anne de yalnızca ilgi çekmek ve hayatınızın bir parçası olmak istiyordur. Bunu bir çeşit iltifat olarak düşünün ama aynı zamanda size hemşirelik yapmaları konusunda baskı altında kalmayın. “Beş dakika içinde önemli bir telefon görüşmesi yapmam gerek” cümlesi eski moda ama hayat kurtarıcıdır.
Şakacı

Ne yaparlar:
Kendilerince çok komik olan bu kişiler maalesef her gün ofise “hayat” ve “eğlence” getirirler. İşin aslı bütün çabaları basit şakalardan, komik olmayan maillerden ve rahatsız edici grup aktivitelerinden oluşan, bitmek bilmeyen bir gösteridir. Zorlama kahkahalardan yoruluyor musunuz? Muhtemelen siz de diğerleri gibi şakalaşmalardan hoşlanıyorsunuzdur fakat Şakacı bu kavramı tamamen başka bir boyuta taşıyıp herkesi rahatsız ediyor ve neşeli olmak adına üretkenliği düşürüyordur.

Nasıl başa çıkılır:
Şakacı’nın yalnızca ortamı hareketlendirmeye çalıştığını aklınızda tutun ve siz de gerçekten komik olan birkaç espri yapın. Ofiste şaka yapmak hassas bir konudur, bu yüzden ne tarz şakalar yapabileceğinizi görmek için bazı kaynaklara göz atın. Eğer dengeyi sağlarsanız, ofistekilerin geri kalanı da size uyum sağlayacaktır.
Moda Takipçisi

Ne yaparlar:
Bu kişiye patronunuzun ne kadar maaş verdiğini düşünmeye başlamışsınızdır çünkü sürekli giydiği, tasarımcılara ait giysiler bedava olamaz. Alışveriş yapmak, bu kişi için çalışmaktan daha önemlidir. Öğlen yemeğini uzatarak bu süreyi alışveriş merkezinde geçirir ya da çalışma saatleri içinde internetten butiklere göz atar. Giyeceği bir sonraki şeyin ne olacağını görmek eğlenceli olsa da, bu günlük defile şovu dikkat dağıtıcı hale gelebilir ve karşılaştırdığınızda sizin biraz, nasıl desek… pejmürde görünmenize sebep olabilir. Kimse kendini kötü hissetmek istemez.

Nasıl başa çıkılır:
Aslında ne giydikleri o kadar da önemli değildir. Ne de olsa para onların parasıdır. Bu yüzden profesyonel göründüğünüzden emin olun ve unutmayın: Onlarla arkadaş olabilirseniz siz de tasarımcılardan alınmış birkaç muhteşem giysi sahibi olabilirsiniz!
Köle

Ne yaparlar:
Herşeyi. Kesinlikle her şeyi. Bu kişi, herkesin dağınıklıklarını toplatmak için çağırdığı kişidir – hem soyut hem de somut anlamda. Köle’ye, toplantıları ayarlamak, teslim tarihi yaklaştığında proje bitirmek, mola odasındaki bulaşık makinesini boşaltmak gibi konularda her zaman güvenebilirsiz. Ne isterseniz yapar. Güvenebileceğiniz birine sahip olmak iyidir fakat onu her gün ofisteki dağınıklığı toplarken izlemek biraz üzücü olabilir.

Nasıl başa çıkılır:
Siz de bu kişiye yardımcı olmaya çalışın. Normalde etrafta bıraktığınız çöpleri siz toplayın ki ona kalmasın. Arada sırada iyi günler dileyin. Nazik olmak sizi öldürmez. Biraz şefkatle çok şey başarabilirsiniz (ve tabii ki yardım eli uzatarak, o kahve fincanları kendi kendini yıkamıyor) ve belki bir gün bu kişi, tüm bu ekstra işleri yapmaktan vazgeçer. Bu kişinin sizi bir dost olarak hatırlamasını mutlaka isterdiniz!
Acımasız Demirbaş

Ne yaparlar:
Bu kişi neredeyse şirket kurulduğundan beri (ya da sadece size öyle gelmektedir) buradadır ve size tüm bu süreyi anlatmaktan çekinmez. İnsan kendini neden hala aynı işte olduğunu düşünmekten alamaz. Bu kişiler uzun vadede iyimserliğinizi ve kendinize güveninizi, kendi yaşadıkları acı pişmanlıkları anlatarak silebilir, işinizden aldığınız keyfi yok edebilir. Düşünceler bulaşıcıdır.

Nasıl başa çıkılır:
İyi tarafı şudur ki, demirbaş sayesinde şirket hakkında tüm bilgiyi elde edebilirsiniz – ki gerçekten ilerleme için buna ihtiyacınız olabilir. Bu duruma iyi tarafından bakın – neler öğrenebileceğinizi tahmin edemezsiniz.

Hevesli Genç

Ne yaparlar:
İşe yeni alınmış ya da yeni mezun olmuş çalışanlarda işe yeni girdiklerini belli eden bir şeyler vardır. Bir şeyler yapıp şirketi yeni ve parlak bir geleceğe taşıyacaklarına dair ümitlidirler. Sizin bundan seneler önce vazgeçmiş olmanız ne kötü. Bu karakter her gün, ilk geldiğinizde sizin nasıl göründüğünüzü hatırlatır. Bunu kim ister ki? Şu anda sahip olduğunuz sert kabuğu oluşturabilmek için çok çalıştınız.

Nasıl başa çıkılır:
Acımasız Demirbaş Olmalısınız! Bütün bu iyimserlik bazen biraz yorucu olabilir, değil mi? Hevesli Genç’i içinizde bir şeyleri öldürmeden kanadınızın altına alamıyorsanız, kendinizi onun yerine koymaya çalışın.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND