Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İnteraktif bir başarı hikayesi

İnternet balonunun fazla abartıya dayanamayıp patladığı günlerde e-girişimcilik dünyasına adım attı. Sansasyon yaratan bir formatla dikkatleri üzerine geçti. Sonra bilgi çöplüğüne dönen sanal alemde uzmanlık bilgisinin gücünü fark etti. Sonra…

İnternet balonunun fazla abartıya dayanamayıp patladığı günlerde e-girişimcilik dünyasına adım attı. Sansasyon yaratan bir formatla dikkatleri üzerine geçti. Bilgi çöplüğüne dönen sanal alemde uzmanlık bilgisinin gücünü fark etti. Sonra…

İNTERAKTİF BİR BAŞARI HİKAYESİ: ERSAN ÖZER VE UZMAN TV

Televizyonculuk, editörlük ve internet birikimini birleştirerek 2007 yılında Uzman TV’yi kuran Magnet Yönetici Ortağı Ersan Özer, içerikten para kazanma hedefini dört buçuk yıl sonra gerçekleştirebildiğini söylüyor. Özer’in 2012 beklentisi ise 12 milyon lira ciro.

Uzun yıllar gazetecilikten sağladığı bilgi ve deneyimle interneti birleştirip kendisine yeni bir alan yaratan Ersan Özer, tam da ABD’de internet ve teknoloji balonunun patladığı bir dönemde Türkiye’de internetten para kazanabilmek için kollarını sıvadı. itiraf.com’un ardından arkadaşlık siteleriyle hem hedeflediği kitleye ulaşmayı hem de para kazanmayı sağlayabildi. Ancak temel olarak yapmak istediği içerik üzerinden para kazanmaktı.

Dünyada videonun (Youtube) patladığı bir dönemde video üzerine bir şeyler yapmak isteyen Özer’in aklına uzmanlara odaklı video tabanlı bir soru-cevap sitesi yapmak geliyor. Arkadaşlık sitelerinin çok tuttuğunu, buradan iyi paralar kazandıklarını ve 2007 yılında internetten kazandıkları parayı yine internete yatırma kararı aldıklarını belirten Magnet Yönetici Ortağı Ersan Özer, “Televizyon, internet ve içerik üretme deneyimlerimi birleştirmek için bir video projesi arıyordum. O dönemler video dünyada patlamıştı ama daha çok kullanıcıların ürettiği videolar vardı. Sadece uzmanların olduğu, video tabanlı bir soru-cevap sitesi Uzman TV fikri bu ortamda gelişti” diyor. Ancak Uzman TV bir önceki işleri kadar hızlı para getirmiyor. Başlangıçta bir iki yıl içerisinde kârlı bir iş modeli olarak görülse de Uzman TV’nin kâr üretmesi ancak dört buçuk yıl sonra sağlanabiliyor.

Türkiye’de içerikten para kazanmanın zor olduğu herkesin malumu. Nitekim Özer de bu nedenle kaliteli içerik üretilemediğinin altını çiziyor. “İnternette ise bir kişi üretiyor beş bin kişi çalıyor. Haber sitelerinin dışında içerik üretimi yok” diyen Özer, Türkiye’de bir takım büyük grupların internet balonunun patladığı bir dönemde içerik işine girdikleri için işleri yürütemediklerine dikkat çekiyor. “Video işinden para kazanılacaksa profesyonel içerikten para kazanılacak diye bir öngörümüz vardı. Çünkü kullanıcının ürettiği üzerinden reklamverenin kontrol sağlaması mümkün olmayacağı için reklamının görülmesini istemiyordu. Biz de ise örneğin tıp alanında bir hoca gripten korunma yöntemlerini, ileri sürüş teknikleri konusunda bir uzman emniyetli sürüşü anlatıyor. Yani profesyonel bir çekimle uzmanların yer aldığı bir yapı planlamıştık. İyi bir içerik üretebilirsek bundan para kazanabiliriz diye düşünüyorduk. Çünkü reklamverenler; profesörün, mimarın, akademisyenin olduğu bir platformda olmayı ister” diyen Özer, başlangıçta işlerin planladığı gibi gitmediğini, Uzman TV’den sonra da içeriğe ilginin değişmediğini ve içeriğin Türkiye’de para kazandırmadığını söylüyor.

Dört Buçuk Yıl Sonra Para Kazanıyor

Uzman TV 2009 yılına kadar neredeyse hiç reklam alamadan yoluna devam ediyor. Peki bu dönem nasıl finanse ediliyor? Magnet’in çatısı altında bulunan arkadaşlık sitelerinden iyi para kazandıklarını ve buradan kazandıkları gelirle Uzman TV’yi finanse ettiklerini, ancak Magnet’in her zaman para kazanan bir şirket olduğunu belirten Özer şunları söylüyor; “Arkadaşlık sitelerinden iyi kazanıyoruz ve buradan kazandığımız parayla Uzman TV’yi fonlayabildik. Ama bu dönemde şirketimiz kârlıydı. Magnet’i Gittigidiyor.com’un kurucuları olan Serkan Borançılı, Burak Divanlıoğlu, Aydonat Atasever’le ortak kurmuştuk. 2006 yılı mayıs ayında Ciner Medya da ortaklar arasına girdi. Bu süreçte ortaklarımız gelir yaratamamamızı sorun etmediler.”

2009 yılında küçük de olsa reklam almaya başlayan Uzman TV ancak geçen yıl kasım ayında kâra geçebiliyor. Başka bir ifadeyle Uzman TV ancak dört buçuk yıl sonra kâr üretebilen bir proje haline geliyor. Bu dönemde yaklaşık 6-7 milyon lira yatırım yaptıklarını belirten Özer, bu yatırımların etkisiyle sitenin çok hızlı büyüdüğünü belirtiyor. İçerikten para kazanılamazken Uzman TV’nin uzun bir sürenin ardından da olsa kâra geçmeyi başarması ise odaklı reklam anlayışının bir sonucu. “Örneğin bebek nasıl emzirilir? sorusuna bir doktorun cevabını verdiğimiz videonun önüne bebek bezi reklamı koyuyoruz. Yani hedefli bir reklamcılık yapıyoruz. Başından beri bunu öneriyorduk ama internette video reklamcılığı olmadığı için reklamverenler sıcak bakmıyordu” diyen Özer, bu tür bir reklamcılığın gelecekte daha çok tercih edileceğine inanıyor. Özer, “Çünkü daha ölçülebilir, kimin izleyip izlemediği net olarak ortaya çıkıyor. Televizyon reklamcılığında insanların izleyip izlemediği ölçülemiyor ve hedefleme çok düşük. Uzman TV olarak biz bu sorunu çözdük” diyor. Türkiye’de reklam bütçelerinin yüzde 75’inin televizyonlara gittiğini belirten Özer, Uzman TV’nin bu pastadan pay almaya başladığını söylüyor. “Televizyondaki reklam filmleri internete geldiği için hayatımız kurtuldu” diyen Özer şunları söylüyor; “Bütün videolarımızın önünde reklam var. Bu reklamcılık pahalı. Normal internetteki bir reklamın bin gösterimi 2 dolarken video üzerinden gösterimi 30 dolar. Daha önce video reklamcılığı yoktu, 2009 yılından itibaren anlaşılmaya başlandı. Bugün çok ciddi rakamlarla bütçeler hedefliyoruz.”

12 Milyon Satış Geliri Hedefi

Artık Uzman TV’nin kârlı bir şekilde yoluna devam ettiğine dikkat çeken Özer’in bu yılki hedefi ise 12 milyon lira net satış gelirine ulaşmak. Bu yıl 3 milyon civarında kâr planladıklarını belirten Özer, “İnternette bugüne kadar yaptığımız her işi bir gün satmak üzere yapıyoruz. Uzman TV’den para kazanıp sonrasında satmayı planlıyoruz. Dolayısıyla bugüne kadar yatırdığımız parayı bugün kâr yapmasak da Uzman TV’yi satmak istediğimizde fazlasıyla geri alabiliriz. Çünkü çok ciddi bir marka oldu. Yatırdığımız paranın çok üzerinde bir değer yarattık. Uzman TV’ye ayda 6.5 milyon kişi giriyor. Her ay 30 milyon video seyrediliyor. Dolayısıyla bugün şirketimizin değeri en az 15 milyon dolar. Bizi bir medya şirketi satın alabilir. Örneğin bir televizyon kanalı bütün imkanlarını kullansa böyle bir büyüklük yaratamaz. Dünyada da bu işi gerillalar yaratıyor, büyükler satın alıyor. Bizde de böyle olacak. Dünyada da bizde de büyükler bu işte başarılı olamıyor. Çünkü bu iş herkeste olmayan özel bir bilgi ve çok ciddi emek gerektiriyor. Ben sabah altıya kadar çalışıyorum” diyor.

Uzman TV’de 75 kişiyi istihdam ettiklerini belirten Özer, bu kadar insana iş üretebildikleri için kendisini çok mutlu hissettiğinin altını çiziyor. Bugüne kadar Türkiye’de internet üzerinden üç proje yaptığını hatırlatan Özer, önümüzdeki dönemde ise uluslararası bir projeye imza atmak istiyor.

Uzmanlarla Para İlişkisi Yok

Uzman TV’nin uzmanlarla ilişkisini sorduğumuzda ise Özer, uzmanlarla bir para ilişkilerinin olmadığının altını çiziyor. Özer, “Bizim uzmanlarla bir para ilişkimiz yok. Ne para alıyoruz ne de para veriyoruz. Gündemde olan merak edilen bir soruyu uzmanına sorup ayrıntılı cevap alıp yayınlıyoruz. Ayrıca izleyici uzmanın özgeçmişini görebiliyor. Bu anlamda güvenilir bir yapı oluşturduk. Seyrettiğiniz bir videonun kaynağı bizde net. Konuşan uzmanın kim olduğu ortada. İnternetteki gibi kaynaksız açıklamalar yok” diyor. Tıpkı bir gazete, televizyon veya haber ajansında olduğu gibi, editörlerin gündemdeki konular üzerine sorular belirleyip uzmanlara mikrofon uzattıklarını belirten Özer, en fazla sağlık konusundaki videoların ilgi gördüğünü söylüyor. Özer, “Yoğun ilgi güne göre değişiyor. Ama her zaman sağlık, yeme içme çok revaçta. Bizim Uzman TV çatısı altında 22 alt konu başlığımız var. En popüler alanlarımız sağlık, yeme içme ve güzellik-bakım” diyor.

İçerik üretmenin zorluğuna değinen Özer, buna rağmen günde 40 video ürettiklerini ve toplamda 30 bin videoya ulaştıklarını söylüyor. Uzman TV’yi kurduklarında bir örneğinin olmadığını belirten Özer, bugün az da olsa dünyanın farklı yerlerinde benzer sitelerin oluştuğunu belirtiyor. “İsrail li bir girişimcinin kurduğu bu tür bir video sitesi olan 5min.com’u, ABD’nin en büyük internet servis sağlayıcısı olan American Online (AOL) şirketi 80 milyon dolara satın aldı” diyen Özer, bu işin ciddi yatırım gerektirdiğini ve ancak zaman içerisinde para kazanabildiğinin altını çiziyor. Hatta profesyonel içerik sitelerinin bir yıldan önce reklam almasının mümkün olmadığını dile getiriyor. 12 yıl gibi bir sürede üç projeye imza atan Özer, Endeavor girişimcisi olmasının kendisine çok büyük değer kattığını söylüyor. Özer, “Endeavor sayesinde ulaşamayacağım insanlara ulaşabildim. Yine Endeavor’a `şöyle bir şeye ihtiyacımız var’ dediğimiz anda dünyanın dört bir yanındaki imkanlarını kullanarak seferber oluyor” diyor.

İnternet Girişimcileri Kendi Deneyim ve Bilgilerine Önem Versin

İnternetten iyi para kazanan bir girişimci olarak yeni internet girişimcilerinin deneyim ve bilgiye önem vermelerini öğütleyen Ersan Özer şunları söylüyor; “Gazetecilik yaparken de ben içerik hazırlıyordum. Bugün yaptığım farklı değil sadece farklı mecra kullanıyoruz. Bugüne kadar hep medyada bulundum. Bu da medya, bu işi yaparken televizyonculuk bilgisi lazım, editörlük bilgisi ve internet bilgisi lazım. Başka biri bunu çok zor yapar. Ben 2000 yılında itiraf.com’u kurdum, site bir anda popüler oldu sonra onu satıp arkadaşlık sitelerini kurdum. Arkadaşlık sitelerinde şu anda lideriz. Sonuçta hepsinde içerik önemli. Ben televizyonculuk, editörlük ve internet birikimimi birleştirdim; ortaya Uzman TV çıktı. Uzman TV için buna ihtiyaç var. Biri eksik olsaydı bugüne gelemezdik.”

Girişimcilere, yurtdışında var olan bir projeyi Türkiye’ye taşımalarını da öneren Özer, “Yeni bir şeylerin maliyeti daha yüksek ve zaman gerekiyor. Yurtdışında tutmuş bir işi getirmek daha az riskli” diyor. Gelişmiş ülkelerde bu alana güçlü sermaye girdiğini, çok sayıda fonun bu tür işleri desteklediğini belirten Özer, internette konulan sermaye oranında büyümenin mümkün olduğunun altını çiziyor.

İnternet girişimcisini destekleyen birçok fonun Türkiye’ye de yoğun ilgi göstermeye başladığını vurgulayan Özer şunları anlatıyor: “Skype’ın kurucusuna ait yatırım şirketinin Türkiye yöneticisi bizi ziyaret etti. Türkiye’de çok büyük bir fırsat gördükleri için buraya yerleştiler. Böyle çok sayıda yatırım şirketi Türkiye’yi radarına aldı. 50 milyon dolara kadar yatırım yapmaya hazırlar.” Yabancı fonların ilgisinin Türkiye’de ciddi bir potansiyel olduğunun göstergesi olduğuna dikkat çeken Özer, uluslararası işler yapabilmek için ciddi sermayenin gerektiğini, bu fonların katkılarıyla önümüzdeki dönemde uluslararası başarıyı yakalayacak projelerin doğacağına inanıyor.

Sırada Global Bir Girişim Var: YouLike

2012’nin ilk çeyreğinde Magnet’teki hisselerinin büyük bölümünü satan ve yönetimden ayrılan Özer, yeni girişimi Youlike.com’u Mayıs ayında kullanıcılarıyla buluşturdu. Başarıyla devam ettirdiği arkadaşlık sitelerinden ve UzmanTv gibi markalaşmış bir girişimden kazandığı tecrübelerle global bir sosyal ağ girişimine soyunan Ersan Özer, yeni girişimi YouLike ile kullanıcılarını beğendikleri ve beğenmedikleri şeylere göre eşleştirerek buluşturmayı hedefliyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND