Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İnsanlığı bekleyen asıl tehlike işsizlik

Yapay zeka konusu gündemden düşmüyor. Kimi canavar robotların insanlığı ele geçireceğini söylüyor. Kimi hayatımızı kolaylaştıracaklarını… Uzmanlar ise konunun abartıldığı konusunda hemfikir. Ortak söylemleri şu: Bir tehlike varsa bu, akıllı robotların dünyayı ele geçirmesi değil. Kalifiye olmayan kişileri işsiz bırakabilmesi olur.

Yapay zeka konusu gündemden düşmüyor. Kimi canavar robotların insanlığı ele geçireceğini söylüyor. Kimi hayatımızı kolaylaştıracaklarını… Uzmanlar ise konunun abartıldığı konusunda hemfikir. Ortak söylemleri şu: Bir tehlike varsa bu, akıllı robotların dünyayı ele geçirmesi değil. Kalifiye olmayan kişileri işsiz bırakabilmesi olur.

Canavar robotlar gelmeyecek, insanlığı bekleyen asıl tehlike işsizlik

Yapay Zekâ üzerine çalışmalarıyla tanınan Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Levent Akın, Prof. Dr. Ethem Alpaydın ve Prof. Dr. Cem Say, robotlar ve gelecek üzerine gündeme gelen son tartışmalar ışığında sorularımızı yanıtladılar.

Günümüzün en önemli tartışma konularından biri de Yapay Zekâ. Gün geçmiyor ki bu konu üzerine yeni bir tartışma başlatılmasın… Yapay Zekâ konusunda insanların hayatlarını kolaylaştırmasından tutun, robotların insan eliyle oluşturulmuş her şeyi ele geçirmesine kadar birbirine tamamen zıt senaryolar üretiliyor. Robotlar sayesinde geleceğin daha rahat ve kolay olacağına inananlarla felaket senaryoları yazanlar Yapay Zekâ konusunda sık sık karşı karşıya geliyor. 

Biz de bu tartışmalar üzerine Boğaziçi Üniversitesi’nde Yapay Zekâ üzerine çalışan bilim insanlarına hem son tartışmaları hem de Yapay Zekâ ile ilgili genel görüşlerini sorduk. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Levent Akın, Prof. Dr. Ethem Alpaydın ve Prof. Dr. Cem Say son tartışmalar ışığında sorularımızı yanıtladılar.

Son günlerde yerli-yabancı basında izlediğimiz tartışmalar genellikle yapay zekânın insanlık için tehlike arz edebileceğine dikkat çekiyor ve hayli spekülatif yorumlar içeriyor. Son olarak Facebook’un geliştirdiği iki Yapay Zekâ’nın kendi aralarında özel bir dil geliştirmesi sonucunda Facebook’un bu projenin fişini çekmesiyle konu yeniden gündeme geldi. Öncelikle ‘’Yapay Zekâ tehlikeli mi tehlikesiz mi’’ tartışmasında sizin görüşleriniz nelerdir?
Levent Akın 

Öncelikle bu öykünün uydurulmuş olduğunun bilinmesi gerekiyor. Olayın aslı şöyle: Araştırmacılar insanlarla pazarlık yapabilecek bir Yapay Zekâ programı geliştirmek amacıyla yaptıkları bu çalışmada öğrenme sürecini hızlandırmak için aynı amaçla tasarlanmış iki yapay zekâ programını birbirleriyle İngilizce kullanarak pazarlık yaptırmışlar ve başarımlarını ödüllendirerek giderek daha iyi bir program elde etmeye çalışmışlardır. Çalışmada programların kullandıkları dilin İngilizce gramer kurallarına uymasını ödüllendirecek bir kural olmadığı için zamanla programlar kelimeleri insanların kullanmadığı şekilde kullanmaya başlamışlar. Bu durumda, çalışmada geliştirilecek sistemin insanlarla pazarlık edeceği için İngilizce kullanmayı zorunlu hale getirecek bir kural konarak çalışmaya devam edilmiş ve proje başarıyla sonuçlanmıştır. Yani fiş çekilmesi gibi bir durum olmamıştır. Yapay Zekânın kendi başına tehlikesi yoktur. Tehlike bence her araçta olduğu gibi kötü amaçla kullanılmasında olur. Bunu denetlemenin bir yolu Yapay Zekâ sistemlerine bir etik üst sistem yerleştirilerek, Yapay Zekâ sistemlerinin kendi kararlarını değerlendirmeden geçirerek uygulayıp, uygulamamaya karar vermesidir.

Ethem Alpaydın 

Bu konu bence çok abartıldı. Üyesi olduğum Yapay Zekâ üstüne bilimsel tartışma listelerinde bu haberi görmedim. Sansasyon olsun diye abarttı genel medya konuyu ve sanki Yapay Zekâ kontrolden çıkmış gibi lanse edildi. Benim anladığıma göre programlar hata vermeye başladığı için kapatılmış. 

Cem Say 

Facebook o projenin fişini filan çekmedi. Pazarlık yapma konusunda kendi kopyalarıyla antrenman yaparken İngilizce kurallarını gözetmesi şartını koymayı unuttukları program kendince gramerden sapınca hatalarını fark edip antrenmanı durdurdular ve yeniden, bu kez düzgün İngilizce için de puan vererek baştan eğittiler. Tehlike söz konusu bile olmadı. İnsanların işlerini ellerinden alma gibi ekonomik sonuçlarla karşılaştırıldığında Yapay Zekânın yakın zamanda varoluşsal bir tehdit oluşturma riskini ihmal edilebilir derecede küçük görüyorum. 

Çeşitli yorumlara göre bilim insanları, araştırmacılar bugünkü dünyamızda örneğin iklim değişikliğine bağlı yaşanan felaketleri öngörebilselerdi Endüstri Devrimi’nin hiç yaşanmaması gerekirdi. Nitekim Elon Musk (Tesla Motors CEO’su) Yapay Zekânın insanlığın bugüne dek kurup geliştirdiği medeniyet için varoluşsal bir risk olduğunu ve günün birinde robotlar tarafından yok edilene kadar bu konuda nasıl bir önlem alacağımızı bilmediğimizi söyledi. Facebook’un CEO’su Mark Zuckenberg ise Musk’a karşı çıktı. Durum hakkında felaket senaryolarının vahametine kapılmadan ve aşırı iyimser olmadan bu tartışmadan nasıl bir çıkarım yapmak mümkün sizce?
Levent Akın 

Geliştirilen her teknolojinin getirdikleri yanında her zaman az ya da çok zararlı olabilecek yan etkileri de olabilir. Burada önemli olan bunların tartılıp bu teknolojiyi kullanmaya değip değmeyeceğine karar verilmesidir. Bu tartışmada tarafların Yapay Zekâ deyince aynı şeyi kastedip kastetmedikleri de belli değil. Elon Musk, yapay genel zekâ olarak adlandırılan, insan eşdeğeri sistemleri kastediyor olmalı. Bugün kullanılan tekniklerden yola çıkarak böyle bir sistem geliştirmek mümkün değil. Günümüzde Yapay Zekâ bir araç olarak kullanılmaktadır. Her uygulamanın da amacı bellidir. Geliştirilen Yapay Zekâ ürünü amacının dışında bir şey yapamaz yani satranç oynayan bir program tıpta tanı koymada kullanılamaz. Ancak tasarım ve programlama hataları durumunda iyi satranç oynayamayabilir. Bugünkü teknolojide olacak en kötü durum bence geliştirilen Yapay Zekâ araçlarının yaygın şekilde işsizliğe yol açmasıdır. Ancak düzgün bir planlama ile bunun önüne geçmek mümkündür. Filmlerde gördüğümüz canavarlaşan robot, program vb.nin bugünkü teknolojiyle yapılması mümkün değildir. Önemli olan bilgili bir şekilde toplumun yararına doğru kararların verilmesidir.

Ethem Alpaydın 

Her biri milyarlarca dolar eden ve borsada sürekli işlem gören şirketlerin yöneticilerinin tartışmaları bilimsel olarak her zaman çok değerli olmayabilir; bence ikisi de konuyu kendi şirketinin bakış açısına göre değerlendiriyor. Robotların bizi yok edebileceği bir dünyaya çok uzağız, bundan bence şimdilik korkmaya gerek yok. Ama görülüyor ki teknolojik gelişmeler sonucunda (ki bu yalnız Yapay Zekâ yüzünden değil) bildiğimiz mesleklerin çoğu yakın zamanda ortadan kalkacak; bu da şimdiye dek görülenden çok daha yüksek oranlarda işsizliğe neden olabilir ve bu durum sonucunda yaygın kıtlıklar, kitlesel göçlerin çoğalması  gibi çok kötü sonuçlar ortaya çıkabilir. Bundan gerçekten korkmamız ve önlem almaya çalışmamız gerekiyor. Örneğin; yaşam boyu eğitim programlarını artırmak bunun için bir çözüm olabilir. Yani önümüzde zeki robotların dünyayı ele geçirmesinden çok daha önemli riskler var ve bilim-kurgu senaryolarına kendimizi kaptırmak yerine böyle gerçek sorunlara odaklanırsak daha iyi yaparız.

Cem Say 

Bu tartışmadan yapılacak çıkarım, Yapay Zekâ’ya yön veren iki dev şirketin sahiplerinden en az birinin onun potansiyeli hakkında çok yanılmakta olduğudur. Sanayi Devrimi’nin sonuçlarını öngörebilseydik bile ondan vazgeçebileceğimizi çok sanmıyorum, çünkü Sanayi Devrimi’nin parlak avantajları da var.

Google, Facebook, Amazon, IBM ve Microsoft gibi şirketler Yapay Zekânın toplum yararına olması yönünde aralarında işbirliği anlaşması kaleme aldılar. Amerikan Hükümeti de 2016’da sürücüsüz arabalar için kurallar standardı  yayınladı. Şirketler ve hükümetler arasında Yapay Zekânın denetim altına alınması konusunda böyle bir konsensüs ortamı mevcut ancak temel eleştiriler ve sorular tüm bu düzenlemelerin nasıl uygulamaya konulacağında yoğunlaşıyor. Bir robotun bir insana zarar vermesi halinde suçlu kim olacak? Robotu üreten şirket mi, yazılımcı mı, tasarımcı mı? Yakın bir tarihte Yapay Zekâ polisi, Yapay Zekâ yargıcı gibi yeni tanımlarla, mesleklerle mi tanışacağız?
Levent Akın 

Yapay Zekâ hukuku konusunda dünyada çok sayıda çalışma yapılıyor. Bu konudaki en önemli çalışmalardan birisi AB’de birkaç yıl önce yapılan RoboLaw adlı bir araştırma projesidir. Bu projenin önerileri AB Parlamentosuna Yapay Zekâ ile ilgili yasa yaparken başvuru kaynağı olması amacıyla sunuldu. Bugünkü kapasiteleriyle robotlar tam özerk kişiler sayılmadıklarından sorumlu tutulmuyorlar. Olayın oluşumuna göre yapılacak incelemede kimin kusuru olduğu belirlenecek. Duruma göre geliştiren, ya da kullanan kişi sorumlu olacak. Bu nedenle Yapay Zekâ konusunda uzman yargıçlar ve avukatlar olması yakın gelecekte mümkün ama Yapay Zekâ polisi bence hala bilimkurgu alanına giriyor. Ancak geliştirilen Yapay Zekâ sistemleri için bir takım denetim mekanizmaları oluşturulursa yapay zekâ denetçiliği diye yeni bir meslek olabilir.

Ethem Alpaydın 

Bir Yapay Zekâ sisteminin kendi hukuki ya da etik sorumluluğu olacak bir benlik olması olasılığı bana çok uzak görünüyor. O zamana dek YZ sistemi de, ister yazılım, ister donanım olsun, bir şirket tarafından üretiliyor olacak ve tüm sorumluluklar da o şirketin olacak. Şu anda da otomatik karar veren sistemler hayatımızda var, uçaklardaki otomatik pilotlar örneğin; onlarda bir sorun çıkarsa üreten şirket sorumlu oluyor. Yine de örneğin sürücüsüz bir arabanın piyasaya çıkmadan önce insanların şu anda geçtiği ehliyet sınavından çok daha ciddi olarak sınanacağına, tek tük sorunlar olsa da sonuçta trafik kazalarının azalacağına ve ulaşımın onlar sayesinde çok daha kolay, hızlı ve ucuz olacağına eminim.

Cem Say 

Bir asansörün bir insana zarar vermesi halinde sorumluluk nasıl paylaştırılıyorsa öyle olacak. Yapay Zekâ polis veya yargıç olup suçlu insanlarla mücadele edebilir, ama kendisinin işlediği hatalardan “suçlu” olduğu söylenebilir mi? Kısa vadede buna hazır olduğumuzu düşünmüyorum. 

Özellikle tehlike boyutu düşünüldüğünde teknoloji açısından akla ilk gelen sürücüsüz arabalar oluyor. Nitekim bu tür arabaların çok basit yollarla ‘hack’lenmesi artık önemli bir güvenlik meselesi halini aldı. Hatta iş öyle bir boyuta ulaşmış durumda ki, Youtube’da sürücüsüz arabaları hackleme yolları üzerine videolar yayınlanabiliyor. Bu boyutuyla Yapay Zekânın sınırları ne olmalı sizce, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Levent Akın 

Günümüzde ağa bağlı her türlü aracın hack’lenmesi mümkün. Yakınlarda milyonlarca kamera, fırın, buzdolabı gibi nesnelerin interneti aracı hack’lenerek çeşitli sitelere saldırı amacıyla kullanıldı. Bu nedenle bu Yapay Zekâ ürünlerinin tasarımında hack edilmesini imkânsız hale getirecek önlemler alınması ya da en azından hack edildiğinde tehlikeli bir sonucun ortaya çıkmasının engellenmesi gerekiyor. Bunun Yapay Zekâyı sınırlanmasını gerektirecek bir yönü yok. Sonuçta Yapay Zekâ ürünleri, program olsun, robot olsun insanlar tarafından kullanılacak, sınırlama olacaksa belki kullanım alanlarında olabilir.

Ethem Alpaydın 

Arabanın hack’lenebilmesi Yapay Zekâ ile ilgili bir sorun değil, güvenlik sorunu. Şu anda da sürücüsüz arabalardan çok daha kritik iş yapan birçok bilgisayar sistemi “hack’lenebiliyor ama onları kullanmaktan vazgeçmiyoruz, daha güvenli yapmaya çalışıyoruz. Şu anda kullandığımız arabalar da çalınabiliyor örneğin, ama bu olasılık arabaların kullanılmasını engellemiyor.

Cem Say 

Daha da akıllı olmalı ki kolayca hack’lenemesin. Araba gibi yaşamsal sistemlerin yazılımlarını şimdikinden çok daha sıkı denetimlere tabi tutmakla görevli resmi bir organ gerekebilir.

Eklemek istedikleriniz…

Levent Akın: Benim eklemek istediğim başka bir konu yok.

Cem Say: Korkunun ecele faydası yok!

Ethem Alpaydın: Yapay Zekâ tartışmasına nereden baktığınız da önemli. Belki bizim Türkiye’de yurt dışında yapılan tartışmanın aynısını yapmak yerine Yapay Zekâ’nın olası fayda ve risklerini de kendi özel koşullarımıza bağlı değerlendirmemiz gerekiyor. Japonya gibi doğum oranının görece düşük olduğu bir ülkede kollu ve bacaklı, insanın yerini doldurabilecek robotlar yapmak iyi bir fikir olabilir, ama Türkiye gibi işsizliğin zaten yüksek olduğu ve nüfusun hep arttığı bir ülkede Yapay Zekâyı insanın yerini almak için değil iş gücünün kalifikasyonunu artırmak için kullanmaya çalışmak bence daha iyi bir fikir olacaktır. Örneğin, gerçek zamanda konuşmayı bir dilden ötekine çeviren bir yazılım, yabancı dil bilmeyen insanlarımızı turizm sektöründe çalışmaya daha uygun hale getirebilir ve Türkiye için böyle bir yaklaşım örneğin rehber robotlar yapmaya çalışmaktan daha iyi bir çözüm olabilir.

Yazar: Özgür Duygu

Kaynak: www.medium.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND