Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İnsanları nasıl yanınıza alırsınız?

Lider olmak için sizi izleyecek takipçilerinizin olması gerekir. Peki liderler insanları nasıl yanlarını alıyor? İnsanlara ulaşmak ve onlarla güven ilişkileri kurmak size son derece doğal bir fikir gibi görünebilir; peki ama bunu nasıl yaparsınız?

Lider olmak için sizi izleyecek takipçilerinizin olması gerekir. Peki liderler insanları nasıl yanlarını alıyor? İnsanlara ulaşmak ve onlarla güven ilişkileri kurmak size son derece doğal bir fikir gibi görünebilir; peki ama bunu nasıl yaparsınız?

İnsanları Yanınıza Alın

İnsanların nasıl düşündüklerini bildiğim zaman sistemi sarsacak girişimler ve yaklaşımlar oluştururum, ki önemli olana dikkat çekebileyim.

BEN LİDERLİĞİN BİR AYRICALIK olduğuna ve tüm insanların, yaptıkları iş aracılığıyla olumlu bir fark yaratma konusunda doğuştan gelen bir arzuya sahip olduklarına inanıyorum. Her insanın, katkıda bulunma fırsatına sahip olduğunu hissettiği bir kültür yaratarak insanların büyük işler başarmalarını sağlayabilirsiniz.

Böyle bir kültür yaratmak için de işe güvenle başlamalısınız, insanlara ulaşmak ve onlarla güven ilişkileri kurmak size son derece doğal bir fikir gibi görünebilir; peki ama bunu nasıl yaparsınız? Aşağıda; insanlara onlara güvendiğinizi ve onlara önem verdiğinizi göstermenin yedi yolunu okuyacaksınız:

1.  İnsanların katkıda bulunmak istediklerini bilin.

İnsanların yüzde 99,9′unun işe iyi bir şeyler yapmak ve gerçekten çalışmak için geldiklerini bilin. Bu nedenle her gün işe, çalışanlarınız için böyle düşünerek ve böyle oldukları için onları takdir ederek gitmelisiniz.

Siz insanlara güvenmezseniz onlar size niçin güvensinler? Bu süreç, başarının özü olarak tanımladığımız formülle başlar; yani insanların becerilerinin geliştirilmesiyle. Çalışanlarınızın doğru ve gereken becerilere sahip olmalarını sağladığınız zaman müşterileriniz daha mutlu olurlar ve siz de daha fazla para kazanırsınız.

Oysa pek çok şirket önce parayı düşünerek işe yanlış noktadan başlarlar.

2.  Herkesin önemli olduğunu gösterin.

Her insanın kendini değerli hissedeceği bir kültür yaratın. Örneğin; bizim Hindistan’daki ekibimiz, kurumsal sosyal sorumluluğu bir öncelik olarak kabul etmiştir.

Bu kapsamdaki girişimlerden bir tanesi; her büyük şehirde en az bir KFC restoranında işitme ve konuşma engelli kişilerin çalıştırılmasıdır. Ben Bangalore’da bu tür restoranlarımızdan birini ziyarete gittiğimde mutfakta zillerin yerine ışıklar kullanılarak çalışanlara yiyeceklerin hazır olduğunu bildirdiklerini gördüm ve çok şaşırdım. Bankoda ise müşteriler, siparişlerini vermek için özel mönüleri parmaklarıyla gösterebiliyorlardı. Hatta insanlara temel işaret dilinin öğretilmesi için özel masalar bile hazırlanmıştı. Her insandaki potansiyeli görme ve bu potansiyelin kullanılabileceği bir yer sağlama becerisi, olağanüstü bir başarı unsuru olarak kullanılabilir.

3.  Ne kadar bilirlerse o kadar önem verirler.

Becerilerine güvendiğinizi insanlara göstermek için bildiklerinizi onlarla paylaşın. Wal-Mart’ın kurucusu Sam Walton, işle ilgili bütün bildiklerini paylaşmak için çalışanlarıyla sık sık cumartesi toplantıları yapardı. Bir keresinde “Ne kadar bilirlerse o kadar anlarlar. Ne kadar anlarlarsa o kadar önem verirler. Önem verdikleri zaman da hiçbir şey onları durduramaz. Eğer neler olup bittiğini paylaşacak kadar çalışanlarınıza güvenmiyorsanız onlar da sizin gerçekte onları birer ortak gibi görmediğinizi anlayacaklardır” diye yazmıştı. İnsanları daha iyi tanımak ve ne düşündüklerini anlamak için “Benim görevimde siz olsaydınız ne yapardınız?” sorusunu sorun.

4.  Bilgi edinmek için sorular sorun.

İnsanları daha iyi tanımak ve ne düşündüklerini öğrenmek için sorular sorun. İnsanların zihinlerine girin. Yalnızca her gün birlikte çalıştığınız insanlara sormakla yetinmeyin. Sizin astlarınıza bağlı çalışanlarla da bir parça zaman geçirin. Bu fikri; müşterilerinize, danışanlarınıza, hatta gerçekleştirmek istediğiniz hedeflerle bir parça ilgisi olan herkes için uygulayın.

5.  Duyarlılıkla hareket edin. 

İnsanların ne düşündüklerim öğrendikten sonra onlara önem verdiğinizi göstermeniz gerekir. Siz ekibin yıldızı olabilirsiniz, ama yanınıza alabildiğiniz kadar çok sayıda ekip arkadaşınızı da almalısınız; onların da başarılı olmalarına yardım etmelisiniz. Gözünüzü sadece kendi performansınıza değil çevrenizdeki herkesin performansına diktiğiniz zaman tüm o kolektif yeteneğin gücünü harekete geçirirsiniz.

Eğer siz büyük işler başaran biriyseniz güzel; ama bu sizi ancak belli bir noktaya kadar götürür. Oysa bir ekibin ya da işletmenin büyük hedefler gerçekleştirmesine yardımcı olabilirseniz birlikte başarabileceklerinizin sınırı yoktur. Bunun olmasını sağlamak lider olarak sizin görevinizdir.

6. İnsanları lider olarak yetiştirin.

Şirketimiz 1997 yılında Pepsi-Co’dan ayrıldığında liderlik vizyonumu Yum! Brands’deki çalışanlarımla paylaşmaya; insanları istenen sonuçları üretmeye nasıl yönlendireceğimizi onlarla konuşmaya karar verdim. Son 15 yıl boyunca dünyanın her yanındaki 40.000 restoran yöneticimizle görüştüm. Biz Yum! Olarak iş arkadaşlarımıza ve onların yapabileceklerine inanırız. Çalışanlarımızın gelişimini desteklemek konusunda dört uçlu bir yaklaşıma sahibiz:

I)  Sizin gelişiminiz her şeyden daha önemli.

Başarıya giden yolda ilerliyorsunuz. Biz size her gun birey olarak öğrenmeye ve gelişmeye devam etmenizi sağlayacak araçları veriyoruz. Her yıl ortasında koçunuzla birlikte kişisel gelişiminizi en iyi şekilde sürdürmenizi sağlayacak bir plan yaparsınız. Buna Özü Sözü Bir Olmak 360 Derecelik Anketimizle başlar; Nasıl Yönetiriz ve Birlikte Nasıl Kazanırız kriterlerimizden; bunların yanı sıra koçların, eşdüzeylerinizin, müşterilerin ve astlarınızın bakış açılarından yararlanırsınız. Bu sizin, performansınızı güçlendirmenize yardım eder. Bu geribildirimi kullanarak. Yum! potansiyelinizin tümünü değerlendirmenizi sağlayacak deneyimle öğrenmeye odaklı sağlıklı bir gelişim planı oluşturabilirsiniz.

II)  Yolu gösterin. 

Yum!’da herkes bir liderdir. Lider yetiştirme programımız. Nasıl Yönetiriz anlayışımız çerçevesindeki temel beceriler ve özellikler üzerine kurulmuş olup başarılı olma ve olağanüstü sonuçlar elde etme yolunda karşınıza çıkacak engelleri kaldırma konusunda kendinize ve başkalarına koçluk yapmanıza odaklanır. Elektronik öğrenme, sanal sınırlar, gözetmen desteği ve geliştirici araçların birlikte kullanılmasıyla her çalışan kısa sure içinde kendi hedeflerini gerçekleştirecek doğru araçları ve süreçleri nasıl uygulayacağını öğrenir.  

III)  Akıl hocalığı. 

Herkes profesyonel olarak gelişebilir ve başkalarına da kariyerlerinde koçluk desteği verebilir. Akıl hocalığı ilişkileri fikirlerin paylaşılması, yeni becerilerin denenmesi, risklerin alınması, liderlik becerilerinin geliştirilmesi ve değerlerle stratejilerin Olağanüstü Sonuçlara dönüştürülmesi için güvenli ve destekleyici bir ortam yaratır.

IV) Yum! Üniversitesi (YU).

Biz çalışanlarımızın, her turlu çabada başarılı olmak için gereken ana kavramları anlamalarına yardımcı olmak için Yum! Üniversitesi’ni kurduk.

Ne kadar bilirlerse o kadar anlarlar.Ne kadar anlarlarsa o kadar önem verirler. Önem verdikleri zaman da hiçbir şey onları durduramaz. Eğer neler olup bittiğini paylaşacak kadar çalışanlarınıza güvenmiyorsanız onlar da sizin gerçekte onları birer ortak gibi görmediğinizi anlayacaklardır.

Burada etkili bir şekilde liderlik ve yöneticilik yapabilmek için gerekli olan yaklaşımları öğretiyor ve araçları sunuyoruz. Yum! Üniversitesinin odak noktası; şu üç ana alanda toplanmıştır: Liderlik Mükemmelliği Çalışanlarımızın her biri kendi Yum! Alanında olağanüstü sonuçlar elde etmek ve ayrıca hem kendilerine, hem de ekiplerine koçluk yapmak, kendilerini ve ekiplerini geliştirmek için çaba gösterir. Destekleyici araçlarla birlikte verilen kurslar her düzeyde becerilerin geliştirilmesine yardımcı olur. Kültür mükemmelliği. Takdire dayalı; gelişime ve olağanüstü performansa odaklı küresel bir kültüre sahip olmak başarımızın sürekliliği açısından zorunludur. Yum! Üniversitesinin kursları ve araçları; her gün Birlikte Nasıl Kazanırız ilkelerimizi hayata geçirmemizde ve Olağanüstü Sonuçlar Elde Etme anlayışımızı sürdürmemizde bize yardımcı olur. Birimlerde Mükemmellik. “Dünyayı doyuran bir numaralı küresel şirket” olmak; tüm birimlerde mükemmellik üzerinde keskin bir odaklanmayı gerekli kılar. Yum! Üniversitesinin kursları, bir numaralı restoran genel müdürü olma felsefemizi destekler; kritik becerileri ve süreçleri öğreterek, destekleyici araçları sağlayarak ve işletmenin tüm birimlerine yayılan anlayışlarımızı pekiştirerek Başarılı Restoranlar işletmemiz konusunda bize yardımcı olur.

7.   Başarıyı takdir edin.

Takdir, güçlü bir motivasyon unsurudur. Ben insanları bir pazarlamacı gibi yönetirim (Pazarlama geçmişim var). Aklımı yönettiğim insanların aklının yerine koyarım; onların algılarını, alışkanlıklarını ve inanışlarını anlamaya çalışırım. İnsanların nasıl düşündüklerini bildiğim zaman sistemi sarsacak girişimler ve yaklaşımlar oluştururum, ki önemli olana dikkat çekebileyim. Örneğin; takdirin evrensel bir değeri olduğunu, herkesin takdir edilmekten hoşlandığını bildiğim için bu konunun şirketimizde öncelikli olmasını sağlarım. Ben KFC’nin başkanıyken sistemi sarsmak için kauçuk tavuklar hediye ederdim. Pizza Hut’ta çalışırken de peynirden kafalar verirdim. Konuşan dişler de veriyorum. Liderlerimizin tümü, takdirin değerini bilir. Yum! Brands’in Hindistan’daki başkanı Niren Chaudhary, büyüleyici performans için “yılan oynatan büyücü” oyuncakları hediye eder. Taco Bell’in başkanı, bir sos paketi içinde bir ödül verir. Geliştirme birimimizin başındaki yönetici; zıpkınıyla buzu kıran bir Eskimo şeklinde; olağanüstü performansı temsil eden Eskimo ödülleri verir. Takdir konusunda çok yenilikçi bir yaklaşım uyguladığım ve bunu; kültürümüzü farklı kılmak ve eğlenmek için kullandığımdan bu yaklaşımım sistemi sarsar. Takdir; görmek istediğiniz davranışları pekiştirmenin güçlü bir yoludur.

Biz başkalarının başarılarını takdir ettiğimiz ve kutladığımız gibi değerlerimizle uyumlu davranan kişileri de takdir ediyoruz. Performansı sınırlandırıyoruz.

Eğer Hindistan’da 150 restoranımız varsa, her restoran, operasyonel mükemmellik yaratma becerisine bakılarak puanlanır. Eğer en üst sırada iseniz, çalışanlarınızı takdir edebilirsiniz.

Hatta Hindistan’da ilk yüzde 15 içinde yer alan restoranların genel müdürleri, MBA için üniversiteye gidebilirler. Eğer başarılı olurlarsa biz onlara ek eğitim de veririz. Hindistan’daki restoranlardan en iyi performans gösteren ikisini, genel müdürlerine araba vererek de takdir ederiz. Bu, oldukça güçlü bir motivasyon unsurudur (tüm genel müdürler kazanmak ister). Aynı zamanda eğer diplerde yer alıyor ve orada kalıyorsanız; ne kadar destekleyici bir kültüre ve gelişim fırsatlarına sahip olsak da başka bir yerde çalışmaya davet edilirsiniz. Performansı bu şekilde yükseltiriz.

David C. Novak; Yum! Brands’in Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su; Taking People With You: The Only Way to Make Big Things Happen adlı kitabın yazarıdır.

Akıl hocalığı ilişkileri fikirlerin paylaşılması, yeni becerilerin denenmesi, risklerin alınması, liderlik becerilerinin geliştirilmesi ve değerlerle stratejilerin olağanüstü sonuçlara dönüştürülmesi için güvenli ve destekleyici bir ortam yaratır.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND