Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmajınızı yenileyin

Kişisel imajınızı oluşturmanız ve geliştirmeniz için kapsamlı bir öneri programı…

İMAJINIZI YENİLEYİN-1

Sadece ünlü simaların imaj peşinde olduğunu düşündük hep… Oysa ki imajı bir tür ‘kişiyi, başkalarına doğru yansıtma’ olarak gören uzmanlar, evlenmek isteyen bir genç kızın bile imajını bulması gerektiği görüşünde

İş hayatımızda, sokaklarda, gece mekânlarında prototip halde dolaşan ya da özgün olmak adına tuhaflaşanlar bir yana, doğru bir imaj sahibi olup olduğu gibi algılanmak isteyenlere Mevlana’nın bir sözü ile başlamak en doğrusu: Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.

Günümüz, ‘image-maker’ların (imaj yaratıcılarının) günü. Her ünlünün, saçından konuşmasına kadar pek çok konuda ne yapacağına karar veren bir yaratıcısı var. Hemen hepsi ekipler halinde çalışıyor. Bu ekipler, düzgün konuşma, saç ve makyaj uzmanları, giysi danışmanları, sosyologlar ve psikologlardan oluşuyor. İşin uzmanları, özgünlüğü süslüyor, sunum teknikleri geliştiriyor.

Nelere kadir…

Hatta Türk ‘imaj yaratıcı’lardan İnci Beydeşman, 9 kişilik bir aileye bakmak zorunda kalan müşterisi olduğu bir oto elektrikçisine ücretsiz destek verdi. Sonuçta müşteriler, beyaz iş önlüğü giyen çalışanlarla pazarlıktan bile vazgeçti. Bir diğeri ünlü profesyonel iletişim danışmanı Özlem Çakır, Arabistan’daki bankaların 11 Eylül sonrası yıkılan imajlarını verdiği eğitimle düzeltti.

Kendinize bakın, baktırın

Siyasi ileşitimde ise durum pek parlak değil. İletişim profesörü Ünsal Oskay, sık sık siyasilerden yakınıyor, imaj yaratmak ve sürdürmek konusunda sınıfta kaldıklarını söylüyor. İmajın ciddi bir ileşitim dili olduğunu ancak Türkiye’de çok az başarılı örnek olduğunu vurgulayan Oskay’a katılan bir uzman daha var: Ahmet Şerif İzgören… O da Gördüğünüz hiçbir şey gerçek değil, imajlar dışında diyor. Ona göre ne samimiyetine hayran olduğumuz Bill Clinton, ne de hangi marka kalem kullandığını bile bildiğimiz Özal gerçek… Peki nedir, üzerinde bu kadar kafa yorulan, modern dünyanın olmazsa olmazı imaj?

Görüşleri ve yarattıkları imajlarla son 10 yılın gündemine damgasını vuran uzmanlar, fikir ve görüşlerini dizimiz için anlattı. Siz de uzmanların yardımıyla imaj yaratmayı öğrenin ve Tagore’un dediği gibi Güneş olamazsanız, yıldız olun ama gökteki en parlak yıldız siz olun.

Göze çarpmanın 10 önemli ipucu

Bazen gerçekten iyi olduğunuz halde istediklerinizi elde edemezsiniz. Bu durumda imajınızı sorgulayın, aşağıdaki önerilere kulak verin…

1.Kendinizi iyi sunun: Profesyonel bir imaj tasarlayın, sürekli iyi giyinin, özenli olun.
2. İyi bilgilenin: İnsanlar ve kurumlar hakkında önbilgi sahibi olun.
3. Gönüllü olun: Bir iş toplantısında başkanlık edin, partilerde konuşun, insanların dikkatini çekmenizi sağlayacak gönüllü görevler üstlenin
4. Yazılı hale sokun: Yaptıklarınızı yazılı kılın, raporlar tutun, çalışmalarınızı biriktirin.
5. Etkili bir çevre edinin: Bağlantılarınızı kullanın, toplantılara gitmeyi ihmal etmeyin.
6. Güvenilir olun: İşi yapabilecek gibi görünün, içinde bulunduğunuz kültürü, firmayı, çalışma biçimini iyi tanıyın.
7. Yeterliliklerinizi bilin: Hangi konuda üstün, iyi ya da becerikli olduğunuzu saptayın.
8. İyi bir sunum yapın: Tarzınızı geliştirin, gerekirse ilgili kurslara gidin.

‘Nerede ne giyilir?’ Ona sorun

Eski manken Ebru Akel de klip yönetmeni olan ablası Deniz Akel ile imaj danışmanlığı yapıyor. Deniz Akel, beden dili ve diksiyon dersleri vermenin yanı sıra, bugüne kadar aralarında Kenan Doğulu, Yonca Evcimik, Ebru Gündeş, Ajda Pekkan, Emel Müftüoğlu gibi ünlülerin de bulunduğu isimlerin gardıroplarını hazırladı.

Akel kardeşler, önümüzdeki günlerde açmaya hazırlandıkları ‘wimaj.akel’ şirketiyle kişisel ve kurumsal imaj alanlarında Amerikan ve Fransız uzmanlarca desteklenmiş eğitimlerinde ünlülere danışmanlık yapacak. Ebru Akel, başta moda danışmanı olarak çalışacağı bu şirkette ünlülerin gardıroplarını hazırlayacak, nerede ne giyilmesi gerektiğini öğretecek. Deniz Akel, yeni şirkette beden dili ve diksiyon kurslarını bizzat vereceğini söyleyerek, Sadece kişilere değil, şirketlere de nasıl bir yol izlemesi gerektiğini işin uzmanları tarafından anlatacağız diyor.

İşini iyi yapıp yükselemeyen insanlara şart!

Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj kitabının yazarı İmaj ve Profesyonel İletişim Danışmanı Özlem Çakır’a göre, en iyi imaj, işin uzmanlarından önce kişinin kendisini tanıması ve doğru iletişim yollarını keşfetmesinden geçiyor. İşte, hangi imaj doğrudur, hangisi yanlıştır sorularına Çakır’ın verdiği cevaplar…

1.İmaj nedir?
İmaj kişilik demektir. Herkesin uyması gereken tek bir kalıp da değildir. Hepimizin bir imajı var.

2. Bir kişi, imajının ve doğru algılandığının farkına nasıl varır?
Bu, kişinin kendisini nasıl gördüğü ile ilgili. Kişinin bir imajı zaten var. Kişinin algılanışı ile istediği imajı birbirine paralel gidiyorsa bir rahatsızlık olmaz. Ama algılanır imajı ile ilgili bir problem varsa kişi kendisini iyi ifade edemiyor demektir. Profesyonel ve sosyal yaşamında birlikte olduğu kişilerle iletişiminde yanlış anlaşıyorsa, kendini sürekli yeniden ifade etmesi gerekiyorsa, sevilmiyor, güvenilmiyor, saygı gösterilmiyorsa yanlış imaja sahiptir. Kendini iyi ifade edememek, kişiliğini tanımayan insanlarda ortaya çıkar.

3.İmajın yaşı ya da değişim dönemleri mi vardır?
Profesyonel yaşamın bazı beklentileri var. Kişi bu beklentilere uyum sağlamadığını görebilir. Uyarılar alabilir. Yükselmesi gereken yerde yükselmiyor, başarılı bulunmuyor, iş görüşmelerinde tercih edilmiyordur örneğin… Yani işinizi iyi yapıyor ama yükselmiyorsanız, imaj sorununuz vardır. Değiştirseniz iyi olur deriz.

4.Yenilenme sadece görüntü değişikliği midir?
İmaj yenilemeyi daha çok görüntü ile ilgili kullanıyoruz. Kişi kendisine yakışanı bulma, kişisel tarzını ortaya koyma, kurumuna, yaşına, renk tonlamasına uygun, kendisine yakışan giysiler bulursa sorun yoktur tabii. Aynaya baktığında kendisini beğeniyorsa, kişisel güvenin ilk adımıdır. Başarılı kişiler kendisine özgüveni çok fazla olan kişidir.

5.’İmaj yapıcılar’ ne yaparlar?
Kişinin kendisinde fark etmediği özellikleri ortaya çıkarır. Kişiliğe ayna tutar. Kişinin çok güzel bir ses tonu olabilir, etkili konuşma dersi veririz. Giysi seçimini öğretiriz. Ya da beden dilini eğitiriz.

6.İmaj yapıcılar sadece ünlüler için mi çalışır?
Sokaktaki insan kendini geliştirmek istiyorsa, profesyonel bir ortamda çalışması gerekmez. Özgüvenini artırmak, hedeflerine ulaşmak istiyorsa bu gerekli. Çok iyi bir evlilik bile yapmak isterse kendisini iyi ifade etmesi gerekir. Bu ilişkileri farklı boyuta taşır. İlle de marka değil, derli toplu temiz ve uygun giyiniyorsa çok önemli. Bir gevrek satıcısının yüz ifadesinde sürekli bir tebessüm var, el, hareket ve mimiklerini pozitif yönde kullanıyorsa ne iş yaptığının değil, ne kadar iyi yaptığının da önemli olduğu görülür. Ev hanımı içinde eşiyle olan ilişkisini doğru yönde belirlemesini, üniversite öğrencisinin kendisini hayata hazırlamasını sağlar.

7.İmaj sahibi olmak, neden sosyetik bir kavram olarak algılanıyor?
Yanlış anlaşıldı. Sanatçılar ve politikacılara özgü bir şey değil bu. Halbuki herkesin imajı var. Hepimizde varolan bir şeyden bahsediyoruz. İmaj çok etkin bir pazarlama aracı.

8.İmaj nasıl başarıya ulaşır?
Kişinin hedef kitlesini çok iyi tanıması gerekli. Kişinin kendisini ne kadar iyi ifade ettiğine bağlı. Biz sizinle 100 gün çalışırız ama sizin motivasyonunuz düşükse, bir işe yaramaz. Kişinin iç imajının iyi olması gerekir. En önemlisi özgüven. Biz yoktan bir şey varetmiyoruz.

9.Diyelim biri geliyor ve kişiliği ile uymayan bir imaja sahip olmak istiyor…
Kabul etmem. Çünkü iş ters teper, sızıntı yapan. Zaten sonuç başarısız olur.

İmaj nedir?

İmajı bir reklam olarak düşünün. İmajınız sizin resminiz ve durduk yerde imaj sahibi olamıyorsunuz! İmaj, fiziksel ve kişisel özelliklerin karışımı.

Başkaları üzerinde bırakılan ‘ilk izlenim’ olarak tanımlanabilecek ‘kişisel imaj’ ise iletişimin kilit sayılabilecek unsuru. Peki neden önemli? Önemli çünkü, çok yetenekli ve başarılı olabilirsiniz. Ancak, bunların algılanış tarzı terfi etmenizi bile engelleyebilir. Bu nedenle kişisel imajı doğru temeller üzerine kurarak, etkili bir kişisel tanıtım gerçekleştirmek zorunda kalabilirsiniz.

Uzmanlar, ilk izlenimlerin 30 saniye ile 4 dakika gibi kısa bir sürede oluştuğuna işaret ediyor. Yani, karşınızdakini etkilemek için çok kısa bir süreye sahipsiniz.

Samimi ve özgün olun

Sosyal psikolog Albert Mehrabian’ın yaptığı araştırmaya göre ilk izlenimin yüzde 55’ini görüntü ve beden dili, yüzde 38’ini konuşma ve ses tonu, yüzde 7’sini ise ne söylendiği belirliyor. Herkesin bilinçli seçilmiş ya da seçilmemiş belirli bir imajı var. Önemli olan bu imajın nasıl taşındığı. En başarılısı ise samimi, doğal, özgün ve zeki, tutarlı olan, örnek gösterilen imaj olarak tarif ediliyor.

Kişisel imaj, ne kadar özgün ve samimiyse kendinize olan güveniniz de o kadar yüksek oluyor. Kişisel imajı oluşturan öğeler ise şöyle sıralanıyor: Görüntü, sözlü iletişim, sözsüz iletişim (beden dili, mekân ve zaman kullanımı, giysiler, genel görüntü, renkler, çevre ve aksesuarlar), dinleme, sunum, karakter, karizma, özgüven, özsaygı, yeterlilikler, birikim, potansiyel, kişisel gelişim, deneyim, göze çarparlık, davranış ve tavırlar…

YARIN
• Bir ömürlük imaj sırları
• Profesyonel giyim nedir?n Kadınlara minik ipuçları
• Renkleri kişiliğinize uydurun

YAZAN:ŞÜKRAN PAKKAN
KAYNAK:MİLLİYET GAZETESİ

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND