Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmajınızı yenileyin

Kişisel imajınızı oluşturmanız ve geliştirmeniz için kapsamlı bir öneri programı…

kişisel imaj nasıl oluşturulur, kendi tarzımı nasıl yaratabilirim, imaj yenileme, dış görünüşü değiştirmek

İMAJINIZI YENİLEYİN-1

Sadece ünlü simaların imaj peşinde olduğunu düşündük hep… Oysa ki imajı bir tür ‘kişiyi, başkalarına doğru yansıtma’ olarak gören uzmanlar, evlenmek isteyen bir genç kızın bile imajını bulması gerektiği görüşünde

İş hayatımızda, sokaklarda, gece mekânlarında prototip halde dolaşan ya da özgün olmak adına tuhaflaşanlar bir yana, doğru bir imaj sahibi olup olduğu gibi algılanmak isteyenlere Mevlana’nın bir sözü ile başlamak en doğrusu: Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.

Günümüz, ‘image-maker’ların (imaj yaratıcılarının) günü. Her ünlünün, saçından konuşmasına kadar pek çok konuda ne yapacağına karar veren bir yaratıcısı var. Hemen hepsi ekipler halinde çalışıyor. Bu ekipler, düzgün konuşma, saç ve makyaj uzmanları, giysi danışmanları, sosyologlar ve psikologlardan oluşuyor. İşin uzmanları, özgünlüğü süslüyor, sunum teknikleri geliştiriyor.

Nelere kadir…

Hatta Türk ‘imaj yaratıcı’lardan İnci Beydeşman, 9 kişilik bir aileye bakmak zorunda kalan müşterisi olduğu bir oto elektrikçisine ücretsiz destek verdi. Sonuçta müşteriler, beyaz iş önlüğü giyen çalışanlarla pazarlıktan bile vazgeçti. Bir diğeri ünlü profesyonel iletişim danışmanı Özlem Çakır, Arabistan’daki bankaların 11 Eylül sonrası yıkılan imajlarını verdiği eğitimle düzeltti.

Kendinize bakın, baktırın

Siyasi ileşitimde ise durum pek parlak değil. İletişim profesörü Ünsal Oskay, sık sık siyasilerden yakınıyor, imaj yaratmak ve sürdürmek konusunda sınıfta kaldıklarını söylüyor. İmajın ciddi bir ileşitim dili olduğunu ancak Türkiye’de çok az başarılı örnek olduğunu vurgulayan Oskay’a katılan bir uzman daha var: Ahmet Şerif İzgören… O da Gördüğünüz hiçbir şey gerçek değil, imajlar dışında diyor. Ona göre ne samimiyetine hayran olduğumuz Bill Clinton, ne de hangi marka kalem kullandığını bile bildiğimiz Özal gerçek… Peki nedir, üzerinde bu kadar kafa yorulan, modern dünyanın olmazsa olmazı imaj?

Görüşleri ve yarattıkları imajlarla son 10 yılın gündemine damgasını vuran uzmanlar, fikir ve görüşlerini dizimiz için anlattı. Siz de uzmanların yardımıyla imaj yaratmayı öğrenin ve Tagore’un dediği gibi Güneş olamazsanız, yıldız olun ama gökteki en parlak yıldız siz olun.

Göze çarpmanın 10 önemli ipucu

Bazen gerçekten iyi olduğunuz halde istediklerinizi elde edemezsiniz. Bu durumda imajınızı sorgulayın, aşağıdaki önerilere kulak verin…

1.Kendinizi iyi sunun: Profesyonel bir imaj tasarlayın, sürekli iyi giyinin, özenli olun.
2. İyi bilgilenin: İnsanlar ve kurumlar hakkında önbilgi sahibi olun.
3. Gönüllü olun: Bir iş toplantısında başkanlık edin, partilerde konuşun, insanların dikkatini çekmenizi sağlayacak gönüllü görevler üstlenin
4. Yazılı hale sokun: Yaptıklarınızı yazılı kılın, raporlar tutun, çalışmalarınızı biriktirin.
5. Etkili bir çevre edinin: Bağlantılarınızı kullanın, toplantılara gitmeyi ihmal etmeyin.
6. Güvenilir olun: İşi yapabilecek gibi görünün, içinde bulunduğunuz kültürü, firmayı, çalışma biçimini iyi tanıyın.
7. Yeterliliklerinizi bilin: Hangi konuda üstün, iyi ya da becerikli olduğunuzu saptayın.
8. İyi bir sunum yapın: Tarzınızı geliştirin, gerekirse ilgili kurslara gidin.

‘Nerede ne giyilir?’ Ona sorun

Eski manken Ebru Akel de klip yönetmeni olan ablası Deniz Akel ile imaj danışmanlığı yapıyor. Deniz Akel, beden dili ve diksiyon dersleri vermenin yanı sıra, bugüne kadar aralarında Kenan Doğulu, Yonca Evcimik, Ebru Gündeş, Ajda Pekkan, Emel Müftüoğlu gibi ünlülerin de bulunduğu isimlerin gardıroplarını hazırladı.

Akel kardeşler, önümüzdeki günlerde açmaya hazırlandıkları ‘wimaj.akel’ şirketiyle kişisel ve kurumsal imaj alanlarında Amerikan ve Fransız uzmanlarca desteklenmiş eğitimlerinde ünlülere danışmanlık yapacak. Ebru Akel, başta moda danışmanı olarak çalışacağı bu şirkette ünlülerin gardıroplarını hazırlayacak, nerede ne giyilmesi gerektiğini öğretecek. Deniz Akel, yeni şirkette beden dili ve diksiyon kurslarını bizzat vereceğini söyleyerek, Sadece kişilere değil, şirketlere de nasıl bir yol izlemesi gerektiğini işin uzmanları tarafından anlatacağız diyor.

İşini iyi yapıp yükselemeyen insanlara şart!

Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj kitabının yazarı İmaj ve Profesyonel İletişim Danışmanı Özlem Çakır’a göre, en iyi imaj, işin uzmanlarından önce kişinin kendisini tanıması ve doğru iletişim yollarını keşfetmesinden geçiyor. İşte, hangi imaj doğrudur, hangisi yanlıştır sorularına Çakır’ın verdiği cevaplar…

1.İmaj nedir?
İmaj kişilik demektir. Herkesin uyması gereken tek bir kalıp da değildir. Hepimizin bir imajı var.

2. Bir kişi, imajının ve doğru algılandığının farkına nasıl varır?
Bu, kişinin kendisini nasıl gördüğü ile ilgili. Kişinin bir imajı zaten var. Kişinin algılanışı ile istediği imajı birbirine paralel gidiyorsa bir rahatsızlık olmaz. Ama algılanır imajı ile ilgili bir problem varsa kişi kendisini iyi ifade edemiyor demektir. Profesyonel ve sosyal yaşamında birlikte olduğu kişilerle iletişiminde yanlış anlaşıyorsa, kendini sürekli yeniden ifade etmesi gerekiyorsa, sevilmiyor, güvenilmiyor, saygı gösterilmiyorsa yanlış imaja sahiptir. Kendini iyi ifade edememek, kişiliğini tanımayan insanlarda ortaya çıkar.

3.İmajın yaşı ya da değişim dönemleri mi vardır?
Profesyonel yaşamın bazı beklentileri var. Kişi bu beklentilere uyum sağlamadığını görebilir. Uyarılar alabilir. Yükselmesi gereken yerde yükselmiyor, başarılı bulunmuyor, iş görüşmelerinde tercih edilmiyordur örneğin… Yani işinizi iyi yapıyor ama yükselmiyorsanız, imaj sorununuz vardır. Değiştirseniz iyi olur deriz.

4.Yenilenme sadece görüntü değişikliği midir?
İmaj yenilemeyi daha çok görüntü ile ilgili kullanıyoruz. Kişi kendisine yakışanı bulma, kişisel tarzını ortaya koyma, kurumuna, yaşına, renk tonlamasına uygun, kendisine yakışan giysiler bulursa sorun yoktur tabii. Aynaya baktığında kendisini beğeniyorsa, kişisel güvenin ilk adımıdır. Başarılı kişiler kendisine özgüveni çok fazla olan kişidir.

5.’İmaj yapıcılar’ ne yaparlar?
Kişinin kendisinde fark etmediği özellikleri ortaya çıkarır. Kişiliğe ayna tutar. Kişinin çok güzel bir ses tonu olabilir, etkili konuşma dersi veririz. Giysi seçimini öğretiriz. Ya da beden dilini eğitiriz.

6.İmaj yapıcılar sadece ünlüler için mi çalışır?
Sokaktaki insan kendini geliştirmek istiyorsa, profesyonel bir ortamda çalışması gerekmez. Özgüvenini artırmak, hedeflerine ulaşmak istiyorsa bu gerekli. Çok iyi bir evlilik bile yapmak isterse kendisini iyi ifade etmesi gerekir. Bu ilişkileri farklı boyuta taşır. İlle de marka değil, derli toplu temiz ve uygun giyiniyorsa çok önemli. Bir gevrek satıcısının yüz ifadesinde sürekli bir tebessüm var, el, hareket ve mimiklerini pozitif yönde kullanıyorsa ne iş yaptığının değil, ne kadar iyi yaptığının da önemli olduğu görülür. Ev hanımı içinde eşiyle olan ilişkisini doğru yönde belirlemesini, üniversite öğrencisinin kendisini hayata hazırlamasını sağlar.

7.İmaj sahibi olmak, neden sosyetik bir kavram olarak algılanıyor?
Yanlış anlaşıldı. Sanatçılar ve politikacılara özgü bir şey değil bu. Halbuki herkesin imajı var. Hepimizde varolan bir şeyden bahsediyoruz. İmaj çok etkin bir pazarlama aracı.

8.İmaj nasıl başarıya ulaşır?
Kişinin hedef kitlesini çok iyi tanıması gerekli. Kişinin kendisini ne kadar iyi ifade ettiğine bağlı. Biz sizinle 100 gün çalışırız ama sizin motivasyonunuz düşükse, bir işe yaramaz. Kişinin iç imajının iyi olması gerekir. En önemlisi özgüven. Biz yoktan bir şey varetmiyoruz.

9.Diyelim biri geliyor ve kişiliği ile uymayan bir imaja sahip olmak istiyor…
Kabul etmem. Çünkü iş ters teper, sızıntı yapan. Zaten sonuç başarısız olur.

İmaj nedir?

İmajı bir reklam olarak düşünün. İmajınız sizin resminiz ve durduk yerde imaj sahibi olamıyorsunuz! İmaj, fiziksel ve kişisel özelliklerin karışımı.

Başkaları üzerinde bırakılan ‘ilk izlenim’ olarak tanımlanabilecek ‘kişisel imaj’ ise iletişimin kilit sayılabilecek unsuru. Peki neden önemli? Önemli çünkü, çok yetenekli ve başarılı olabilirsiniz. Ancak, bunların algılanış tarzı terfi etmenizi bile engelleyebilir. Bu nedenle kişisel imajı doğru temeller üzerine kurarak, etkili bir kişisel tanıtım gerçekleştirmek zorunda kalabilirsiniz.

Uzmanlar, ilk izlenimlerin 30 saniye ile 4 dakika gibi kısa bir sürede oluştuğuna işaret ediyor. Yani, karşınızdakini etkilemek için çok kısa bir süreye sahipsiniz.

Samimi ve özgün olun

Sosyal psikolog Albert Mehrabian’ın yaptığı araştırmaya göre ilk izlenimin yüzde 55’ini görüntü ve beden dili, yüzde 38’ini konuşma ve ses tonu, yüzde 7’sini ise ne söylendiği belirliyor. Herkesin bilinçli seçilmiş ya da seçilmemiş belirli bir imajı var. Önemli olan bu imajın nasıl taşındığı. En başarılısı ise samimi, doğal, özgün ve zeki, tutarlı olan, örnek gösterilen imaj olarak tarif ediliyor.

Kişisel imaj, ne kadar özgün ve samimiyse kendinize olan güveniniz de o kadar yüksek oluyor. Kişisel imajı oluşturan öğeler ise şöyle sıralanıyor: Görüntü, sözlü iletişim, sözsüz iletişim (beden dili, mekân ve zaman kullanımı, giysiler, genel görüntü, renkler, çevre ve aksesuarlar), dinleme, sunum, karakter, karizma, özgüven, özsaygı, yeterlilikler, birikim, potansiyel, kişisel gelişim, deneyim, göze çarparlık, davranış ve tavırlar…

YARIN
• Bir ömürlük imaj sırları
• Profesyonel giyim nedir?n Kadınlara minik ipuçları
• Renkleri kişiliğinize uydurun

YAZAN:ŞÜKRAN PAKKAN
KAYNAK:MİLLİYET GAZETESİ

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Olgu mu önemli algı mı?

temel aksoy, takdir edilmek, olgu, Manşet, algı

Takdir edilme isteği insanın başarıya ulaşmasında çok etkili bir motivasyondur. Peki, takdir edilmek her zaman başarılı olduğumuz anlamına mı gelir? Gerçekten ne kadar başarılı olduğumuz mu yoksa ne kadar başarılı göründüğümüz mü önemli? İşte Temel Aksoy’un tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikteki yazısı…

Olmak mı Daha Değerli, Görünmek mi?

Ünlü iş insanı Warren Buffet “Dünyanın en büyük aşığı olup herkesin sizi dünyanın en kötü aşığı zannetmesini mi istersiniz yoksa dünyanın en kötü aşığı olup herkesin sizi dünyanın en büyük aşığı zannetmesini mi istersiniz? diye sormuş. 

Bazıları için kim ne derse desin “olmak” esastır. Bazıları için de ne olursa olsun “görünmek” daha değerlidir bazı insanlar kendilerini sadece kendi gözleriyle değerlendirir bazıları da kendilerine başkalarının gözünden bakarak not verir. 

Sizin için hangisi daha değerli? Olmak mı görünmek mi?

İnsanın takdir görmek istemesi elbette çok doğal. Alain de Botton’un dediği gibi “Hepimiz dünyadaki takdir pastasından kendi payımızı almak isteriz.” Çünkü takdir edilme isteği insanın başarıya ulaşmasında çok etkili bir motivasyondur. Zoru başaran insanları harekete geçiren en önemli dürtü, başta yakınları olmak üzere, insanların takdirini toplamaktır. 

Ama takdir toplamak için yaşamaya başladığında insanın kendi standartlarından, kendi değerlerinden uzaklaşma tehlikesi baş gösterir. Farklı insanların farklı beğenilerine hitap etme arzusu insanı hayatta pusulasız kılar. İnsan kendini başkalarının gözünden değerlendirdiği zaman, birbiriyle çelişen hedeflerinden hangisine yöneleceğini şaşırır. Ne değerleri kalır ne de kırmızı çizgileri.

İnsanın kendini başkalarına beğendirme arzusu her toplumda vardır ama bizim kültürümüzde bu istek çoğu batı toplumlarına kıyasla daha baskındır. Cem Yılmaz bir skecinde “Üstü açık spor arabasını arkadaşlarına gösteremedikten sonra insanın böyle bir araba almasının ne kıymeti var?” diyerek bizim toplumumuzun başkaları için yaşadığını bir cümlede özetlemişti. 

Özellikle sosyal medyanın hayatımıza girmesinden sonra başkaları için yaşama yarışı iyice çığırından çıktı.  Hemen herkes kendi arkadaşlarından daha mutlu, daha paralı, daha eğlenceli, daha rahat, daha keyifli bir hayat yaşadığını ispat etme gayreti içinde. 

Bir yemek masası başında toplanan insanlar yemek yemeye, sohbet etmeye başlamadan önce fotoğraf çekmeye başlıyorlar. İçinde kendilerinin de göründüğü fotoğrafı sosyal medyada paylaşmayı o anı yaşamaktan daha fazla önemsiyorlar. Kendi tadacakları lezzetlere, paylaşacakları sohbetlere değil, arkadaşlarının beğenisine daha fazla değer veriyorlar.

Oysa insanın kendisini sürekli başkasına göre kıyaslaması ruhunu zedeler. Çünkü insanın her zaman kendisinden daha uzun, daha zayıf, daha güzel, daha zeki, daha akıllı, daha başarılı, daha paralı bir arkadaşı mutlaka vardır. 

Instagram bazı ülkelerde “beğeni” özelliğini kaldırmayı test ediyor. Ben bu girişimi destekliyorum. Bu girişimin “sosyal ben” ile “gerçek ben” arasındaki uçurumu bir nebze olsun kapatmasını diliyorum.

Olmakla ve görünmek arasında Mevlana’nın dediği gibi tutarlılık olsa çok iyi olur ama esas sorun insanın kendi değerlerini yaşamak yerine başkalarının ölçüsüne göre yaşamasıdır. İnsanın başkalarının beğenisini alma yarışına girip kendisi olamaması çok acıdır. Çünkü başkaları için yaşamak kesin olarak insanı mutsuz yapar.

İnsanın hayatta kendi etinden ve kemiğinden kendi heykelini yaparken rol modeller seçmesi çok doğrudur ama kendisini sürekli başkalarına göre yontması çok tehlikelidir. Çünkü yontmanın sonu yoktur; sonunda insanın kendisinden eser kalmaz.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak:  www.temelaksoy.com

Okumaya devam et

MAKALE

Terfi etmek ister misiniz?

terfi etmek, Manşet, laszlo bock, iş hayatında kadınlar, iş hayatı

İnsan kaynakları direktörü Laszlo Bock, içeriden liderler yetişmesini sağlamak amacıyla, boşalan pozisyonları paylaşmak ve talep toplamak için bir sistem geliştirmeye karar verdi. Boşalan pozisyonlar paylaşılıyor, kendine terfi arayan yöneticiler ile genç liderlere kariyer merdiveni uzatılıyordu. Peki, sizce bu merdivenin basamaklarını en çok kadınlar mı yoksa erkekler mi dolduruyordu? İşte Bock’un kurduğu sistemin tüm detayları…

Kim terfi istemez?

İK’cılar, işyaşam dengesinin iyileştirildiği, kadınlara esnek çalışma koşullarının tanındığı kurumlarda bu durumun tersine çevrilebildiğini söylüyor…

Zamanın insan kaynakları direktörü Laszlo Bock, Google’da içeriden liderler yetişmesini sağlamak amacıyla, boşalan pozisyonları paylaşmak ve talep toplamak için bir sistem geliştirmeye karar verdi. Boşalan pozisyonlar paylaşılıyor, kendine terfi arayan yöneticiler ile genç liderlere kariyer merdiveni uzatılıyordu. Bock’un tahmin ettiği gibi uygulama başarılı sonuç verdi ve çalışanlardan büyük ilgi gördü. Ancak, Laszlo Bock’un dikkatini önemli bir “ayrıntı” çekti. Google’da kadın çalışanların terfilerde kendilerine aday gösterme oranı çok düşüktü. Erkekler “terfi” için daha istekli davranıyordu. Bock, “Bir başka konu daha dikkatimi çekti. Kendilerini aday gösteren kadınların terfi etme şansları, erkeklere göre daha yüksekti” diyor. Dünyada en çok satanlar arasına giren “Google Sırları” kitabında, Laszlo Bock, kadınların üst pozisyonlara kendini aday göstermesinin erkeklere göre daha düşük olduğuna özel bir bölüm ayırdı. Bu durumun okullarda da gözlemlendiğini anlatan Bock, mevcut ayrımı şöyle anlatıyor: “Sınıflarda sorulara el kaldıranlar genellikle erkek öğrenciler oluyor. Kızlar emin olana kadar bekler, aslında onlar da en az erkekler kadar doğru yanıtı biliyordur, hatta belki de onlardan daha fazla…” Sadece o değil, iş dünyasının ünlü kadın liderleri de iş hayatında erkeklerin kadınlara göre daha atılgan ve cesur davrandıkları görüşünde. Facebook COO’su Sheryl Sandberg iş hayatında kadınların bazı durumlarda erkeklerin esas oyuncu olduklarını önceden kabul ettiğini söylüyor. Sandberg, “Kadınlar erkeklere göre daha pasif davranıyor” diyor. 

DÜNYANIN GERİSİNDE 

Dünya Ekonomik Forumu’nun raporu kadın-erkek eşitsizliğinin kapanması için 108 yıl, ekonomide eşitsizliğin kapanması için 202 yıl beklemek gerektiğini gösteriyor. Üst yönetime doğru yükseldikçe ise kadınların sayısı ve terfi şansı azalıyor. KPMG’nin geçen yıl 4’üncüsünü gerçekleştirdiği Küresel CEO Araştırması büyük şirketlerin CEO’larının büyük bir kısmının erkeklerden oluştuğunu gösteriyor. Araştırmaya göre 1.300 büyük şirketin CEO’sunun yüzde 84’ü erkek. Aynı araştırmaya göre CEO’lara halefleri sorulduğunda neredeyse katılımcıların tümü görevini başka bir erkeğe devredeceğini belirtiyor. Türkiye’de ise birkaç büyük kurum hariç kadınların iş hayatındaki temsili dünyaya göre çok daha düşük. Nüfusun yarısı kadınlardan oluşmasına rağmen çalışan kadın oranı sadece yüzde 32,6.Dünya Ekonomik Forumu’nun cinsiyet eşitsizliği raporuna göre Türkiye 2006’da 105’inci sırada yer alırken 2018’de 149 ülke arasında 130’unculuğa geriledi. Yine SPK’nın uygulamasına rağmen BIST şirketlerinin yönetim kurullarının sadece yüzde 15,2’si kadınlardan oluşuyor. 

TERFİYE KADIN İLGİSİ

Kadınların önemli bir kısmı anne olduğunda bebeğe bakacak kimsesi olmadığından ya da “iyi bir anne” olamayacağı endişesi ile iş hayatından ayrılmak zorunda kalıyor ve bu nedenle kariyerini erkek meslektaşlarına göre daha erken sonlandırıyor. Yaptığımız araştırma da bu ve benzeri nedenlerle erkek egemen sektör ve şirketlerde boş pozisyonlara kadınların ilgisinin erkeklere göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Netaş İnsan Kaynaklarından Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Yasemin Akad, kadınların hala aile içinde sorumluluğun büyük bir kısmını yüklendiğini belirtiyor. Akad, “Bu durum, kadınların kariyerlerini ikinci plana itmelerine, dolayısıyla şirket içindeki yönetici kadroları da dahil açık pozisyonlara erkeklere göre daha az ilgi göstermelerine neden oluyor” diyor. Akad, kadın mühendis oranının Türkiye’de yüzde 22 oranında olmasının da teknoloji şirketlerinde içeriden terfilerde kadın sayısını azalttığını belirtiyor. Şirket içi açık pozisyonlara içeriden yapılan başvurularda kadınların başvuru oranının yüzde 38 ile erkeklerin gerisinde kaldığını belirten ISS Türkiye Grup İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bahar Tura da “Açık pozisyonlarımıza erkek yoğun başvuru almamızın nedeni, daha çok mobil ve il dışı pozisyonlar olmasından kaynaklanıyor” diyor. Tura, C level, direktör, direktör yardımcısı gibi pozisyonlara içeriden yapılan başvurularda da kadınların erkeklerin gerisinde kaldığını belirtiyor. 

SAĞLIKLI İŞ-YAŞAM DENGESİ 

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Melsa Ararat da “Türkiye’de toplumun kadınlardan beklentileriyle mevcut iş ortamının gereklerinin uyuşmamasından dolayı şirketlerin tepe yönetiminde kadın ve kadın CEO oranı çok düşük kalıyor” diyor. Rakamlar da bu saptamayı doğruluyor. Türkiye’de aileleri temsil eden kadın CEO’lar hariç tutulursa profesyonel kadın CEO oranı yüzde 2 seviyesinde. Cinsiyet eşitliğini hedefleyen şirketler de bu nedenle çalışma koşulları kadınlara uygun hale getirerek ve onları destekleyerek üst pozisyonları hedeflemeleri konusunda cesaretlendiriyor. ING Bank İK Genel Müdür Yardımcısı Bahar Özen, kadın çalışanların iş hayatlarında yükselmeleri için iş-özel hayat dengesini sağlıklı kurmalarının önemli olduğunu belirtirken bu konuda pek çok çalışma yaptıklarını anlatıyor. Kadınların iş sorumluklarıyla gündelik yaşamları arasında denge kuramamasının iş hayatında erkeklerin gerisinde kalmalarına neden olduğunu belirten P&G Türkiye ve Kafkasya İK Direktörü Berna Yener Aksu, kadın çalışanlar aleyhine olan bu durumu onlara destek olan flex@work çalışma kültürü ile aştıklarını söylüyor. Aksu, “Bu sayede şirket içi boş pozisyonlara kadın çalışan ilgisini artırmayı başardık. Yarattığımız kültür sayesinde kadın çalışanların oranı yüzde 55’e, genişletilmiş icra kurulundaki kadın sayısı ise yüzde 52’ye yükseldi” diyor. 

EN YÜKSEK İLGİ NEREDE? 

Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet konularına önem veren, bu konuda çalışmalar yürüten “Kadın dostu” şirketlerde her yıl kadın istihdamını artırmaya yönelik pozitif ayrımcılık yapılıyor. Bu nedenle çoğu zaman kadın oranı erkekleri yakalıyor ve geçiyor. Bu şirketlerde boş pozisyonlara kadın çalışanların ilgisi de erkeklere göre daha yüksek oluyor. LC Waikiki, Yapı Kredi, Garanti Bankası, ING Bank, Bahçeşehir ve Doğa Koleji hem kadın çalışan oranının yüksek olduğu hem de kurum içi boş pozisyonlara kadınların daha fazla ilgi gösterdiği şirketlerin başında yer alıyor. Çalışanların yüzde 87’sinin kadınların oluşturduğu Gratis’te de kurum içi boş pozisyonlara başvurularda kadın oranı yüzde 100 seviyesinde. Şirketin İK Direktörü Özlem Yücel, mağaza çalışanlarının tamamının kadın olması nedeniyle içeriden terfilerde kadınların oranının yüzde 92’ye çıktığını söylüyor. LC Waikiki Merkez İK Direktörü Hande Özdağdeviren de “Rakamsal olarak kadın çalışan sayımız daha fazla olduğu için tüm seviyelerdeki boş pozisyonlara yapılan başvurularda da kadın çalışanlarımızın oranı daha yüksek oluyor” diyor. Kadınlara yeteneklerini ve uzmanlıklarını açığa çıkarma şansı sunan, cinsiyet eşitliği konusunda güçlü bir kurumsal kültüre sahip Danone Türkiye de bu sayede şirket içindeki açık pozisyonlara kadın çalışanlarının daha fazla başvuru yapmasını sağlamış. İki yıldır “İyi ki annem çalışıyor” projesini yürüttüklerini söyleyen şirketin İK direktörü Emine Kurt, kadın çalışanlar tarafından iç ilanlara gelen başvuruların yüzde 38 yükseldiğini belirtiyor. Kurt, “Şirket içi geçişlerde bu oran daha da artış göstererek yüzde 50’ye yükseldi” diyor. 

EĞİTİM VE FİNANSTA YÜKSEK 

Bankacılık ve eğitim gibi kadın çalışan sayısının yüksek olduğu şirketlerde de iç ilanlara yapılan başvurularda kadınların oranı yüzde 50’nin üzerine çıkabiliyor. Hatta AlternatifBank örneğinde yüzde 76’yı geçtiği görülüyor. Bankanın insan kaynakları genel müdür yardımcısı Ebru Taşçı Firubay, “Bu durum, kadın çalışanlarımızın değişime ve farklı rollere daha açık olmasından kaynaklanıyor” diyor. Garanti Bankası’nda da banka içindeki kariyer fırsatlarına gelen başvuruların yüzde 66’sını kadın çalışanlar oluşturuyor. Çalışanlarının yüzde 70’inden fazlasının kadınlardan oluşan Doğa Koleji’nde de hem boş pozisyonlara kadın çalışan ilgisi daha yüksek hem de kurum içi terfilerde yüzde 51 ile kadınlar erkeklere göre önde yer alıyor. Doğa Koleji İK Direktörü Zuhal Şahan, açık pozisyonlara yapılan başvurularda kadın çalışanların öne çıktığını belirterek bunu kadınların meslek ve iş tercihlerinde eğitim alanında çalışmak istemelerine bağlıyor. Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ da açık pozisyonlara yapılan başvurularda kadın çalışanların erkekleri geçtiğini belirterek bu durumun kadın istihdamına verdikleri öncelik ve sektöre kadın ilgisinden kaynaklandığını söylüyor. 

“KADIN CESARET VERİYOR” 

Şirkette yönetim kademesindeki kadın oranının erkeklere göre eşit ve yüksek olması alt kadrolardaki kadınları üst rollere başvurma konusunda cesaretlendiriyor. Tersinin yaşandığı durumlarda ise kadınların üst pozisyonlara başvuru yapması ve terfi şansı azalabiliyor. “Yöneticilerimiz arasında kadınların oranı yüzde 49” diyen Limak Yatırım İnsan Kaynakları Müdür Yardımcısı Ayça Bilmez, bu oranın şirketteki diğer kadın çalışanları üst pozisyonlara ilerleme konusunda cesaretlendirdiğini belirtiyor. Cinsiyet eşitliğini hedefleyen şirketlerin, kadın çalışanları kurumdaki boş pozisyonlara başvurmak için teşvik etmesi meyvesini veriyor. Bu şirketlerde 2013-2018 yılları arasındaki son 5 yıllık dönemde içeriden yapılan yönetici terfilerinde kadın-erkek oranında kadınların lehine artış gözlemleniyor. Bunların kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık yaparak yönetim kadrolarındaki cinsiyet dengesini sağladıkları görülüyor. Boyner Grup CHRO’su Emek Yurdanur da işe alımdan terfi ve ücretlendirmeye kadar kadınlara fırsat eşitliği sağlamak için her yıl 3 ve 6 aylık periyotlarla kadın çalışan oranını ölçümlediklerini, kadın çalışanların eğitimlere katılımını ve terfilerini takip ettiklerini söylüyor. Yurdanur, bu sayede fırsat eşitliğini sağladıklarını ve kadın yönetici oranını yüzde 44,6 seviyesine yükselttiklerini belirtiyor. 

TERFİLERDE DURUM NE? 

Kadın istihdamının sürdürülebilirliğini ve cinsiyet eşitliğini hedefleyen şirketlerde içerden terfilerde kadın yönetici oranındaki artış rakamlara da yansıyor. Sofra/Compass Group’ta 2013’te şirket içinden yapılan yönetici terfilerinde kadınların oranı yüzde 12 iken 2018’de bu oran yüzde 42’ye yükselmiş durumda. Şirketin Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Banu Cengiz, “Kadın istihdamında son yıllarda kazandığımız olumlu ivmeyi ve istikrarlı artışı, işe alım ve terfi süreçlerimizle devam ettirmeyi hedefliyoruz” diyor. Yapı Kredi’de de şirket içindeki pozisyonlara kadın çalışanların yaptığı başvuru oranı, erkeklerin gerisinde kalsa da içeriden yapılan terfilerde kadınların öne geçtiği görülüyor. Kadın çalışan istihdamını gelişmişlik göstergesi olarak gördüklerini belirten Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Hakan Alp, 2014’te terfilerin yüzde 64’ünü, 2018 yılında ise terfilerin yüzde 68’ini kadınların oluşturduğunu söylüyor. Alp, “Kadın çalışma arkadaşlarımızın nispeten az olduğu bölümlerde, cinsiyet eşitliğine dair farkındalığı artırmak üzere seminerler düzenlemeye ve kadın mentor ataması çalışmalarına başladık” diyor.

Kaynak:  www.capital.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER7 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND