Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmajınızı yenileyin-1

Milliyet gazetesi “kişisel imaj yapmak” üzerine bir yazı dizisi hazırları, konunun uzmanları iyi bir kişisel imaj için yapılması gerekenleri anlattı… Okuyun deriz.

kişisel imaj nasıl oluşturulur, kendi tarzımı nasıl yaratabilirim, imaj yenileme, dış görünüşü değiştirmek

İMAJINIZI YENİLEYİN-1

Sadece ünlü simaların imaj peşinde olduğunu düşündük hep… Oysa ki imajı bir tür ‘kişiyi, başkalarına doğru yansıtma’ olarak gören uzmanlar, evlenmek isteyen bir genç kızın bile imajını bulması gerektiği görüşünde…

İş hayatımızda, sokaklarda, gece mekânlarında prototip halde dolaşan ya da özgün olmak adına tuhaflaşanlar bir yana, doğru bir imaj sahibi olup olduğu gibi algılanmak isteyenlere Mevlana’nın bir sözü ile başlamak en doğrusu: “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.”

Günümüz, ‘image-maker’ların (imaj yaratıcılarının) günü. Her ünlünün, saçından konuşmasına kadar pek çok konuda ne yapacağına karar veren bir yaratıcısı var. Hemen hepsi ekipler halinde çalışıyor. Bu ekipler, düzgün konuşma, saç ve makyaj uzmanları, giysi danışmanları, sosyologlar ve psikologlardan oluşuyor. İşin uzmanları, özgünlüğü süslüyor, sunum teknikleri geliştiriyor.

Nelere kadir…

Hatta Türk ‘imaj yaratıcı’lardan İnci Beydeşman, 9 kişilik bir aileye bakmak zorunda kalan müşterisi olduğu bir oto elektrikçisine ücretsiz destek verdi. Sonuçta müşteriler, beyaz iş önlüğü giyen çalışanlarla pazarlıktan bile vazgeçti. Bir diğeri ünlü profesyonel iletişim danışmanı Özlem Çakır, Arabistan’daki bankaların 11 Eylül sonrası yıkılan imajlarını verdiği eğitimle düzeltti.

Kendinize bakın, baktırın

Siyasi ileşitimde ise durum pek parlak değil. İletişim profesörü Ünsal Oskay, sık sık siyasilerden yakınıyor, imaj yaratmak ve sürdürmek konusunda sınıfta kaldıklarını söylüyor. İmajın ciddi bir ileşitim dili olduğunu ancak Türkiye’de çok az başarılı örnek olduğunu vurgulayan Oskay’a katılan bir uzman daha var: Ahmet Şerif İzgören… O da “Gördüğünüz hiçbir şey gerçek değil, imajlar dışında” diyor. Ona göre ne samimiyetine hayran olduğumuz Bill Clinton, ne de hangi marka kalem kullandığını bile bildiğimiz Özal gerçek… Peki nedir, üzerinde bu kadar kafa yorulan, modern dünyanın olmazsa olmazı imaj?

Görüşleri ve yarattıkları imajlarla son 10 yılın gündemine damgasını vuran uzmanlar, fikir ve görüşlerini dizimiz için anlattı. Siz de uzmanların yardımıyla imaj yaratmayı öğrenin ve Tagore’un dediği gibi “Güneş olamazsanız, yıldız olun ama gökteki en parlak yıldız siz olun.”

Göze çarpmanın 10 önemli ipucu

Bazen gerçekten iyi olduğunuz halde istediklerinizi elde edemezsiniz. Bu durumda imajınızı sorgulayın, aşağıdaki önerilere kulak verin…

1.Kendinizi iyi sunun: Profesyonel bir imaj tasarlayın, sürekli iyi giyinin, özenli olun.
2. İyi bilgilenin: İnsanlar ve kurumlar hakkında önbilgi sahibi olun.
3. Gönüllü olun: Bir iş toplantısında başkanlık edin, partilerde konuşun, insanların dikkatini çekmenizi sağlayacak gönüllü görevler üstlenin
4. Yazılı hale sokun: Yaptıklarınızı yazılı kılın, raporlar tutun, çalışmalarınızı biriktirin.
5. Etkili bir çevre edinin: Bağlantılarınızı kullanın, toplantılara gitmeyi ihmal etmeyin.
6. Güvenilir olun: İşi yapabilecek gibi görünün, içinde bulunduğunuz kültürü, firmayı, çalışma biçimini iyi tanıyın.
7. Yeterliliklerinizi bilin: Hangi konuda üstün, iyi ya da becerikli olduğunuzu saptayın.
8. İyi bir sunum yapın: Tarzınızı geliştirin, gerekirse ilgili kurslara gidin.

kişisel imaj nasıl oluşturulur, kendi tarzımı nasıl yaratabilirim, imaj yenileme, dış görünüşü değiştirmek

‘Nerede ne giyilir?’ Ona sorun

Eski manken Ebru Akel de klip yönetmeni olan ablası Deniz Akel ile imaj danışmanlığı yapıyor. Deniz Akel, beden dili ve diksiyon dersleri vermenin yanı sıra, bugüne kadar aralarında Kenan Doğulu, Yonca Evcimik, Ebru Gündeş, Ajda Pekkan, Emel Müftüoğlu gibi ünlülerin de bulunduğu isimlerin gardıroplarını hazırladı.

Akel kardeşler, önümüzdeki günlerde açmaya hazırlandıkları ‘wimaj.akel’ şirketiyle kişisel ve kurumsal imaj alanlarında Amerikan ve Fransız uzmanlarca desteklenmiş eğitimlerinde ünlülere danışmanlık yapacak. Ebru Akel, başta moda danışmanı olarak çalışacağı bu şirkette ünlülerin gardıroplarını hazırlayacak, nerede ne giyilmesi gerektiğini öğretecek. Deniz Akel, yeni şirkette beden dili ve diksiyon kurslarını bizzat vereceğini söyleyerek, “Sadece kişilere değil, şirketlere de nasıl bir yol izlemesi gerektiğini işin uzmanları tarafından anlatacağız” diyor.

İşini iyi yapıp yükselemeyen insanlara şart!

Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj kitabının yazarı İmaj ve Profesyonel İletişim Danışmanı Özlem Çakır’a göre, en iyi imaj, işin uzmanlarından önce kişinin kendisini tanıması ve doğru iletişim yollarını keşfetmesinden geçiyor. İşte, hangi imaj doğrudur, hangisi yanlıştır sorularına Çakır’ın verdiği cevaplar…

1.İmaj nedir?
İmaj kişilik demektir. Herkesin uyması gereken tek bir kalıp da değildir. Hepimizin bir imajı var.

2. Bir kişi, imajının ve doğru algılandığının farkına nasıl varır?
Bu, kişinin kendisini nasıl gördüğü ile ilgili. Kişinin bir imajı zaten var. Kişinin algılanışı ile istediği imajı birbirine paralel gidiyorsa bir rahatsızlık olmaz. Ama algılanır imajı ile ilgili bir problem varsa kişi kendisini iyi ifade edemiyor demektir. Profesyonel ve sosyal yaşamında birlikte olduğu kişilerle iletişiminde yanlış anlaşıyorsa, kendini sürekli yeniden ifade etmesi gerekiyorsa, sevilmiyor, güvenilmiyor, saygı gösterilmiyorsa yanlış imaja sahiptir. Kendini iyi ifade edememek, kişiliğini tanımayan insanlarda ortaya çıkar.

3.İmajın yaşı ya da değişim dönemleri mi vardır?
Profesyonel yaşamın bazı beklentileri var. Kişi bu beklentilere uyum sağlamadığını görebilir. Uyarılar alabilir. Yükselmesi gereken yerde yükselmiyor, başarılı bulunmuyor, iş görüşmelerinde tercih edilmiyordur örneğin… Yani işinizi iyi yapıyor ama yükselmiyorsanız, imaj sorununuz vardır. “Değiştirseniz iyi olur” deriz.

4.Yenilenme sadece görüntü değişikliği midir?
İmaj yenilemeyi daha çok görüntü ile ilgili kullanıyoruz. Kişi kendisine yakışanı bulma, kişisel tarzını ortaya koyma, kurumuna, yaşına, renk tonlamasına uygun, kendisine yakışan giysiler bulursa sorun yoktur tabii. Aynaya baktığında kendisini beğeniyorsa, kişisel güvenin ilk adımıdır. Başarılı kişiler kendisine özgüveni çok fazla olan kişidir.

5.’İmaj yapıcılar’ ne yaparlar?
Kişinin kendisinde fark etmediği özellikleri ortaya çıkarır. Kişiliğe ayna tutar. Kişinin çok güzel bir ses tonu olabilir, etkili konuşma dersi veririz. Giysi seçimini öğretiriz. Ya da beden dilini eğitiriz.

6.İmaj yapıcılar sadece ünlüler için mi çalışır?
Sokaktaki insan kendini geliştirmek istiyorsa, profesyonel bir ortamda çalışması gerekmez. Özgüvenini artırmak, hedeflerine ulaşmak istiyorsa bu gerekli. Çok iyi bir evlilik bile yapmak isterse kendisini iyi ifade etmesi gerekir. Bu ilişkileri farklı boyuta taşır. İlle de marka değil, derli toplu temiz ve uygun giyiniyorsa çok önemli. Bir gevrek satıcısının yüz ifadesinde sürekli bir tebessüm var, el, hareket ve mimiklerini pozitif yönde kullanıyorsa ne iş yaptığının değil, ne kadar iyi yaptığının da önemli olduğu görülür. Ev hanımı içinde eşiyle olan ilişkisini doğru yönde belirlemesini, üniversite öğrencisinin kendisini hayata hazırlamasını sağlar.

7.İmaj sahibi olmak, neden sosyetik bir kavram olarak algılanıyor?
Yanlış anlaşıldı. Sanatçılar ve politikacılara özgü bir şey değil bu. Halbuki herkesin imajı var. Hepimizde varolan bir şeyden bahsediyoruz. İmaj çok etkin bir pazarlama aracı.

8.İmaj nasıl başarıya ulaşır?
Kişinin hedef kitlesini çok iyi tanıması gerekli. Kişinin kendisini ne kadar iyi ifade ettiğine bağlı. Biz sizinle 100 gün çalışırız ama sizin motivasyonunuz düşükse, bir işe yaramaz. Kişinin iç imajının iyi olması gerekir. En önemlisi özgüven. Biz yoktan bir şey varetmiyoruz.

9.Diyelim biri geliyor ve kişiliği ile uymayan bir imaja sahip olmak istiyor…
Kabul etmem. Çünkü iş ters teper, sızıntı yapan. Zaten sonuç başarısız olur.

kişisel imaj nasıl oluşturulur, kendi tarzımı nasıl yaratabilirim, imaj yenileme, dış görünüşü değiştirmek

İmaj nedir?

İmajı bir reklam olarak düşünün. İmajınız sizin resminiz ve durduk yerde imaj sahibi olamıyorsunuz! İmaj, fiziksel ve kişisel özelliklerin karışımı.

Başkaları üzerinde bırakılan ‘ilk izlenim’ olarak tanımlanabilecek ‘kişisel imaj’ ise iletişimin kilit sayılabilecek unsuru. Peki neden önemli? Önemli çünkü, çok yetenekli ve başarılı olabilirsiniz. Ancak, bunların algılanış tarzı terfi etmenizi bile engelleyebilir. Bu nedenle kişisel imajı doğru temeller üzerine kurarak, etkili bir kişisel tanıtım gerçekleştirmek zorunda kalabilirsiniz.

Uzmanlar, ilk izlenimlerin 30 saniye ile 4 dakika gibi kısa bir sürede oluştuğuna işaret ediyor. Yani, karşınızdakini etkilemek için çok kısa bir süreye sahipsiniz.

Samimi ve özgün olun

Sosyal psikolog Albert Mehrabian’ın yaptığı araştırmaya göre ilk izlenimin yüzde 55’ini görüntü ve beden dili, yüzde 38’ini konuşma ve ses tonu, yüzde 7’sini ise ne söylendiği belirliyor. Herkesin bilinçli seçilmiş ya da seçilmemiş belirli bir imajı var. Önemli olan bu imajın nasıl taşındığı. En başarılısı ise samimi, doğal, özgün ve zeki, tutarlı olan, örnek gösterilen imaj olarak tarif ediliyor.

Kişisel imaj, ne kadar özgün ve samimiyse kendinize olan güveniniz de o kadar yüksek oluyor. Kişisel imajı oluşturan öğeler ise şöyle sıralanıyor: Görüntü, sözlü iletişim, sözsüz iletişim (beden dili, mekân ve zaman kullanımı, giysiler, genel görüntü, renkler, çevre ve aksesuarlar), dinleme, sunum, karakter, karizma, özgüven, özsaygı, yeterlilikler, birikim, potansiyel, kişisel gelişim, deneyim, göze çarparlık, davranış ve tavırlar…

YARIN
• Bir ömürlük imaj sırları
• Profesyonel giyim nedir?n Kadınlara minik ipuçları
• Renkleri kişiliğinize uydurun

YAZAN:ŞÜKRAN PAKKAN
KAYNAK:MİLLİYET GAZETESİ
TARİH:17 EYLÜL 2002

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND