Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmajınızı yenileyin-1

Milliyet gazetesi “kişisel imaj yapmak” üzerine bir yazı dizisi hazırları, konunun uzmanları iyi bir kişisel imaj için yapılması gerekenleri anlattı… Okuyun deriz.

İMAJINIZI YENİLEYİN-1

Sadece ünlü simaların imaj peşinde olduğunu düşündük hep… Oysa ki imajı bir tür ‘kişiyi, başkalarına doğru yansıtma’ olarak gören uzmanlar, evlenmek isteyen bir genç kızın bile imajını bulması gerektiği görüşünde…

İş hayatımızda, sokaklarda, gece mekânlarında prototip halde dolaşan ya da özgün olmak adına tuhaflaşanlar bir yana, doğru bir imaj sahibi olup olduğu gibi algılanmak isteyenlere Mevlana’nın bir sözü ile başlamak en doğrusu: “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.”

Günümüz, ‘image-maker’ların (imaj yaratıcılarının) günü. Her ünlünün, saçından konuşmasına kadar pek çok konuda ne yapacağına karar veren bir yaratıcısı var. Hemen hepsi ekipler halinde çalışıyor. Bu ekipler, düzgün konuşma, saç ve makyaj uzmanları, giysi danışmanları, sosyologlar ve psikologlardan oluşuyor. İşin uzmanları, özgünlüğü süslüyor, sunum teknikleri geliştiriyor.

Nelere kadir…

Hatta Türk ‘imaj yaratıcı’lardan İnci Beydeşman, 9 kişilik bir aileye bakmak zorunda kalan müşterisi olduğu bir oto elektrikçisine ücretsiz destek verdi. Sonuçta müşteriler, beyaz iş önlüğü giyen çalışanlarla pazarlıktan bile vazgeçti. Bir diğeri ünlü profesyonel iletişim danışmanı Özlem Çakır, Arabistan’daki bankaların 11 Eylül sonrası yıkılan imajlarını verdiği eğitimle düzeltti.

Kendinize bakın, baktırın

Siyasi ileşitimde ise durum pek parlak değil. İletişim profesörü Ünsal Oskay, sık sık siyasilerden yakınıyor, imaj yaratmak ve sürdürmek konusunda sınıfta kaldıklarını söylüyor. İmajın ciddi bir ileşitim dili olduğunu ancak Türkiye’de çok az başarılı örnek olduğunu vurgulayan Oskay’a katılan bir uzman daha var: Ahmet Şerif İzgören… O da “Gördüğünüz hiçbir şey gerçek değil, imajlar dışında” diyor. Ona göre ne samimiyetine hayran olduğumuz Bill Clinton, ne de hangi marka kalem kullandığını bile bildiğimiz Özal gerçek… Peki nedir, üzerinde bu kadar kafa yorulan, modern dünyanın olmazsa olmazı imaj?

Görüşleri ve yarattıkları imajlarla son 10 yılın gündemine damgasını vuran uzmanlar, fikir ve görüşlerini dizimiz için anlattı. Siz de uzmanların yardımıyla imaj yaratmayı öğrenin ve Tagore’un dediği gibi “Güneş olamazsanız, yıldız olun ama gökteki en parlak yıldız siz olun.”

Göze çarpmanın 10 önemli ipucu

Bazen gerçekten iyi olduğunuz halde istediklerinizi elde edemezsiniz. Bu durumda imajınızı sorgulayın, aşağıdaki önerilere kulak verin…

1.Kendinizi iyi sunun: Profesyonel bir imaj tasarlayın, sürekli iyi giyinin, özenli olun.
2. İyi bilgilenin: İnsanlar ve kurumlar hakkında önbilgi sahibi olun.
3. Gönüllü olun: Bir iş toplantısında başkanlık edin, partilerde konuşun, insanların dikkatini çekmenizi sağlayacak gönüllü görevler üstlenin
4. Yazılı hale sokun: Yaptıklarınızı yazılı kılın, raporlar tutun, çalışmalarınızı biriktirin.
5. Etkili bir çevre edinin: Bağlantılarınızı kullanın, toplantılara gitmeyi ihmal etmeyin.
6. Güvenilir olun: İşi yapabilecek gibi görünün, içinde bulunduğunuz kültürü, firmayı, çalışma biçimini iyi tanıyın.
7. Yeterliliklerinizi bilin: Hangi konuda üstün, iyi ya da becerikli olduğunuzu saptayın.
8. İyi bir sunum yapın: Tarzınızı geliştirin, gerekirse ilgili kurslara gidin.

‘Nerede ne giyilir?’ Ona sorun

Eski manken Ebru Akel de klip yönetmeni olan ablası Deniz Akel ile imaj danışmanlığı yapıyor. Deniz Akel, beden dili ve diksiyon dersleri vermenin yanı sıra, bugüne kadar aralarında Kenan Doğulu, Yonca Evcimik, Ebru Gündeş, Ajda Pekkan, Emel Müftüoğlu gibi ünlülerin de bulunduğu isimlerin gardıroplarını hazırladı.

Akel kardeşler, önümüzdeki günlerde açmaya hazırlandıkları ‘wimaj.akel’ şirketiyle kişisel ve kurumsal imaj alanlarında Amerikan ve Fransız uzmanlarca desteklenmiş eğitimlerinde ünlülere danışmanlık yapacak. Ebru Akel, başta moda danışmanı olarak çalışacağı bu şirkette ünlülerin gardıroplarını hazırlayacak, nerede ne giyilmesi gerektiğini öğretecek. Deniz Akel, yeni şirkette beden dili ve diksiyon kurslarını bizzat vereceğini söyleyerek, “Sadece kişilere değil, şirketlere de nasıl bir yol izlemesi gerektiğini işin uzmanları tarafından anlatacağız” diyor.

İşini iyi yapıp yükselemeyen insanlara şart!

Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj kitabının yazarı İmaj ve Profesyonel İletişim Danışmanı Özlem Çakır’a göre, en iyi imaj, işin uzmanlarından önce kişinin kendisini tanıması ve doğru iletişim yollarını keşfetmesinden geçiyor. İşte, hangi imaj doğrudur, hangisi yanlıştır sorularına Çakır’ın verdiği cevaplar…

1.İmaj nedir?
İmaj kişilik demektir. Herkesin uyması gereken tek bir kalıp da değildir. Hepimizin bir imajı var.

2. Bir kişi, imajının ve doğru algılandığının farkına nasıl varır?
Bu, kişinin kendisini nasıl gördüğü ile ilgili. Kişinin bir imajı zaten var. Kişinin algılanışı ile istediği imajı birbirine paralel gidiyorsa bir rahatsızlık olmaz. Ama algılanır imajı ile ilgili bir problem varsa kişi kendisini iyi ifade edemiyor demektir. Profesyonel ve sosyal yaşamında birlikte olduğu kişilerle iletişiminde yanlış anlaşıyorsa, kendini sürekli yeniden ifade etmesi gerekiyorsa, sevilmiyor, güvenilmiyor, saygı gösterilmiyorsa yanlış imaja sahiptir. Kendini iyi ifade edememek, kişiliğini tanımayan insanlarda ortaya çıkar.

3.İmajın yaşı ya da değişim dönemleri mi vardır?
Profesyonel yaşamın bazı beklentileri var. Kişi bu beklentilere uyum sağlamadığını görebilir. Uyarılar alabilir. Yükselmesi gereken yerde yükselmiyor, başarılı bulunmuyor, iş görüşmelerinde tercih edilmiyordur örneğin… Yani işinizi iyi yapıyor ama yükselmiyorsanız, imaj sorununuz vardır. “Değiştirseniz iyi olur” deriz.

4.Yenilenme sadece görüntü değişikliği midir?
İmaj yenilemeyi daha çok görüntü ile ilgili kullanıyoruz. Kişi kendisine yakışanı bulma, kişisel tarzını ortaya koyma, kurumuna, yaşına, renk tonlamasına uygun, kendisine yakışan giysiler bulursa sorun yoktur tabii. Aynaya baktığında kendisini beğeniyorsa, kişisel güvenin ilk adımıdır. Başarılı kişiler kendisine özgüveni çok fazla olan kişidir.

5.’İmaj yapıcılar’ ne yaparlar?
Kişinin kendisinde fark etmediği özellikleri ortaya çıkarır. Kişiliğe ayna tutar. Kişinin çok güzel bir ses tonu olabilir, etkili konuşma dersi veririz. Giysi seçimini öğretiriz. Ya da beden dilini eğitiriz.

6.İmaj yapıcılar sadece ünlüler için mi çalışır?
Sokaktaki insan kendini geliştirmek istiyorsa, profesyonel bir ortamda çalışması gerekmez. Özgüvenini artırmak, hedeflerine ulaşmak istiyorsa bu gerekli. Çok iyi bir evlilik bile yapmak isterse kendisini iyi ifade etmesi gerekir. Bu ilişkileri farklı boyuta taşır. İlle de marka değil, derli toplu temiz ve uygun giyiniyorsa çok önemli. Bir gevrek satıcısının yüz ifadesinde sürekli bir tebessüm var, el, hareket ve mimiklerini pozitif yönde kullanıyorsa ne iş yaptığının değil, ne kadar iyi yaptığının da önemli olduğu görülür. Ev hanımı içinde eşiyle olan ilişkisini doğru yönde belirlemesini, üniversite öğrencisinin kendisini hayata hazırlamasını sağlar.

7.İmaj sahibi olmak, neden sosyetik bir kavram olarak algılanıyor?
Yanlış anlaşıldı. Sanatçılar ve politikacılara özgü bir şey değil bu. Halbuki herkesin imajı var. Hepimizde varolan bir şeyden bahsediyoruz. İmaj çok etkin bir pazarlama aracı.

8.İmaj nasıl başarıya ulaşır?
Kişinin hedef kitlesini çok iyi tanıması gerekli. Kişinin kendisini ne kadar iyi ifade ettiğine bağlı. Biz sizinle 100 gün çalışırız ama sizin motivasyonunuz düşükse, bir işe yaramaz. Kişinin iç imajının iyi olması gerekir. En önemlisi özgüven. Biz yoktan bir şey varetmiyoruz.

9.Diyelim biri geliyor ve kişiliği ile uymayan bir imaja sahip olmak istiyor…
Kabul etmem. Çünkü iş ters teper, sızıntı yapan. Zaten sonuç başarısız olur.

İmaj nedir?

İmajı bir reklam olarak düşünün. İmajınız sizin resminiz ve durduk yerde imaj sahibi olamıyorsunuz! İmaj, fiziksel ve kişisel özelliklerin karışımı.

Başkaları üzerinde bırakılan ‘ilk izlenim’ olarak tanımlanabilecek ‘kişisel imaj’ ise iletişimin kilit sayılabilecek unsuru. Peki neden önemli? Önemli çünkü, çok yetenekli ve başarılı olabilirsiniz. Ancak, bunların algılanış tarzı terfi etmenizi bile engelleyebilir. Bu nedenle kişisel imajı doğru temeller üzerine kurarak, etkili bir kişisel tanıtım gerçekleştirmek zorunda kalabilirsiniz.

Uzmanlar, ilk izlenimlerin 30 saniye ile 4 dakika gibi kısa bir sürede oluştuğuna işaret ediyor. Yani, karşınızdakini etkilemek için çok kısa bir süreye sahipsiniz.

Samimi ve özgün olun

Sosyal psikolog Albert Mehrabian’ın yaptığı araştırmaya göre ilk izlenimin yüzde 55’ini görüntü ve beden dili, yüzde 38’ini konuşma ve ses tonu, yüzde 7’sini ise ne söylendiği belirliyor. Herkesin bilinçli seçilmiş ya da seçilmemiş belirli bir imajı var. Önemli olan bu imajın nasıl taşındığı. En başarılısı ise samimi, doğal, özgün ve zeki, tutarlı olan, örnek gösterilen imaj olarak tarif ediliyor.

Kişisel imaj, ne kadar özgün ve samimiyse kendinize olan güveniniz de o kadar yüksek oluyor. Kişisel imajı oluşturan öğeler ise şöyle sıralanıyor: Görüntü, sözlü iletişim, sözsüz iletişim (beden dili, mekân ve zaman kullanımı, giysiler, genel görüntü, renkler, çevre ve aksesuarlar), dinleme, sunum, karakter, karizma, özgüven, özsaygı, yeterlilikler, birikim, potansiyel, kişisel gelişim, deneyim, göze çarparlık, davranış ve tavırlar…

YARIN
• Bir ömürlük imaj sırları
• Profesyonel giyim nedir?n Kadınlara minik ipuçları
• Renkleri kişiliğinize uydurun

YAZAN:ŞÜKRAN PAKKAN
KAYNAK:MİLLİYET GAZETESİ
TARİH:17 EYLÜL 2002

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND