Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmajım, olumlu, doğal, samimi ve zeki mi ?

“Hepimizin bir imajı vardır. Kendimize sormamız gereken soru şudur: Acaba
benim imajım olumlu, doğal, samimi ve zeki mi? Hem profesyonel hem sosyal
yaşamımda beni başarılı kılıyor mu? Özlem Çakır anlatıyor…

Kaynak:Insankaynaklari.com

“Hepimizin bir imajı vardır. Kendimize sormamız gereken soru şudur: Acaba
benim imajım olumlu, doğal, samimi ve zeki mi? Hem profesyonel hem sosyal
yaşamımda beni başarılı kılıyor mu? Kişisel imajım içinde bulunduğum sektör,
çalıştığım kurum, pozisyonum, hedeflerim ve sosyal yaşamımla tutarlılık
içerisinde mi? Bu soruların cevabı evetse siz hem profesyonel hem sosyal
yaşamınızda daha çok sevilen, sayılan, güven duyulan ve başkalarına göre
daha çabuk başarı merdivenleri çıkan birisiniz. Siz çevrenize başarı, kalite
ve sorumluluk mesajı veriyorsunuz. ”

Kişisel imajı tanımlar mısınız? Kişisel imajı oluşturan öğeler nelerdir?

Bir bireyin diğer bireylerin zihninde zaman içerisinde isteyerek ya da
istemeden oluşturduğu değerler, birikimler, o bireyle ilgili düşünceler ve
fikirler kişisel imajı oluşturuyor.Kişisel imajımızı oluşturan bir çok öğe
vardır. Bunlar; sözlü ve sözsüz iletişimimiz (beden dili), görüntümüz,
düşünme, dinleme, sunum ve yazım tarzımız, birikimlerimiz, karizmamız,
özgüvenimiz, özsaygımız, potansiyelimiz ve gelişimimizdir. Burada önemli
olan bunların hepsinin bir arada harmanlanıp sunulmasıdır.

Kişisel imajın kariyer gelişiminde, profesyonel iş yaşamındaki yeri…

En iyi okullarda okumuş ve iyi bir eğitim almış olabiliriz. Aile içi
eğitimimiz, yeteneklerimiz ve becerilerimiz de mükemmel olabilir. Tüm bu
özellikleri etkili şekilde taşımak ve sunmak için çok iyi bir pazarlama
aracına gereksinimimiz vardır. İşte bu araç kişisel imajımızdır.

Kişinin sahip olduğu mükemmel olarak nitelendirilebilecek özelliklerini,
kişisel imajı etkili ve tutarlı değilse sunması çok zordur.

Amerika”da yapılan istatistiklere baktığımız zaman kariyer gelişiminde
imajın yetenek ve becerilerden 9 kat daha önem taşıdığını görüyoruz. Aynı iş
yerinde aynı kültür ve eğitim düzeyindeki iki kişi karşılaştırıldığında
kişisel imajı etkili olan kişi çevresinde daha çok fark yaratabiliyor, daha
çok seviliyor, daha kolay güven kazanıyor ve bu şekilde daha çabuk yükselme
şansına sahip oluyor.

Kişisel imaj”ın kişi için etkin bir pazarlama aracı niteliği taşıyabilmesi
için neler yapılabilir?

Kişisel imajımızı bize kazandıran bir hale getirmek için sürekli çalışmamız
gerekir. Kişi neler yapmalı?

Kendini tanımalı

Kişisel imajını daha tutarlı, daha etkin bir şekle getirebilmek için kişi
öncelikle kendisini çok iyi tanımalıdır.

Kendine güvenmeli

Kendini sevip güvenmesi çok önemli. Çünkü siz ne yaparsanız yapın ne kadar
yardımcı olursanız olun kişi kendine güvenmiyorsa sizin bütün
öğrettikleriniz ve birlikte yaptığınız çalışmaların çoğu boşa çıkar.

İletişim becerilerini geliştirmeli

Türkçe çok zengin bir dil, bunu yapabilmek için tabi ki kitap okumak çok
önemli, diksiyon ve topluluk önünde konuşma konusunda profesyonel kurum ve
kişilerden dersler alabilir, söyleyiş yanlışları varsa bunları
düzeltebilecek, bu konuda yazılmış kitapları okuyabilir, yazma olarak
iletişimini kuvvetlendirebilir. Ses tonunun etkili kullanımı, vurgulama ve
tonlamayla ilgili çalışmalar yapabilir. Topluluk önünde konuşma ve sunum
teknikleri konusunda bir eğitim alabilir.

Beden dilini doğru kullanmalı

Kişi beden dilini sözleriyle senkronize şekilde kullanabilmeli. Beden dili
ile olumlu ve açık mesajlar vermek önem taşıyor. Kişi bu doğrultuda kendini
geliştirebilir, eksiklerini görebilir. Başkalarının beden dillerini doğru
okumaya çalışmalı ve onlarla uyum sağlayabilmek için çaba sarf etmelidir.

Kuruma, pozisyona ve hedeflere uygun giyinmeli

Kişi her zaman bakımlı ve temiz görünmeli, kendine yakışan, kurumun vizyon
ve bakış açısına uygun, kendisini tamamlayan renklerde ve stilde giyinmeli,
kıyafetlerinin vücut yapısına uygun olmasına dikkat etmelidir.

Nezaket kurallarını öğrenmeli ve uygulamalı

Bu konu ile ilgili kitaplar okuyarak kendisini geliştirebilmeli.

İnsanlarla empatik bağ kurmalı

Kişi ve kurumlara Kişisel İmaj Danışmanlığı konusunda önerebileceğiniz bir
yayın var mı?

Çok yakında benim Yapı Kredi Yayınlarından bir kitabım çıkıyor. Kitabımın
adı “Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj ve Sosyal Yaşam Etiketi”. Bu kitap
profesyonel iş hayatında ve sosyal yaşamında başarılı olmak, etki yaratmak
ve kazandıran bir kişisel imaja sahip olmak isteyenler için çok iyi bir
klavuz niteliği taşıyor.

Bu kitabın dışında Rota Yayıncılığın İmaj Faktörü adındaki kitabını da
tavsiye edebilirim.

Bireysel Danışmanlık hizmetleriniz neleri içeriyor?

İmaj ve iletişim danışmanlığı konusunda verdiğimiz bireysel hizmetlerin
içeriği tamamen kişinin durumuna ve ihtiyaçlarına göre değişiyor. Kişiler
kendi ihtiyaçlarını fark ederek başvurduğu gibi, kendisini geliştirmek
istediği alanların belirlenmesi ve geliştirilmesi konusunda danışmanlık
almak talebiyle gelebiliyor.

İlk yaptığımız çalışma imaj profil testlerinin uygulanması oluyor. Bu
testlerle kişinin hem iletişim yeteneklerini hem görüntüyle ilgili
problemlerini görebiliyoruz. Bu süreçte kişi zayıf ve güçlü yanlarını
paylaşmış oluyor. Eğer bize başvuran kişiyi şirket gönderiyorsa, şirkette
gizlilik içerisinde kişinin ekibindekilerle veya yöneticileriyle bir saha
çalışması yürütüyoruz. Burada kişinin dış çevre tarafından nasıl
algılandığını belirlemiş oluyoruz.

İkinci adım olarak imaj profil testlerini değerlendiriyoruz. Bu şekilde
kişinin ne konuda eksiği varsa ortaya çıkmış oluyor. Bu sonuçlara göre
gerektiğinde birlikte çalıştığımız alanında uzman kuruluşlara da
yönlendirebiliyoruz.

İletişim yetenekleri üzerinde çalıştıktan sonra tabi birçok kişilik analiz
testleri de yapıyoruz ve tam bir profil ortaya çıkıyor. Sonra bunların
sonuçlarını değerlendiriyoruz. Bu adımların sonunda kişiye bir ayna tutmuş
oluyoruz.

Gelinen bu noktada kişi testlerin sonucunu kendisi de kabul etmeye başlıyor.
Ben bunu yapıyorum, bu yaptığım hareketin sonucunda bununla karşılaşıyorum
diyebiliyor.

Kişi kurumuna ve pozisyonuna uygun giyiniyor mu? Klasik, elegan, sportif,
dramatik, kreatif, romantik, göz kamaştırıcı kimliklerinden hangisi kişinin
giyim kimliği ? Bu kimlik kişinin işine ve sosyal yaşamına uygun mu ?
Tüm bu soruların cevabını oluşturacak kişinin vücut ve yüz şekillerinin
incelenmesi çalışmasını ve devamında ise uygun saç kesiminin, kendisine
yakışacak olan aksesuar ve yaka çeşitlerinin bulunması, vücuda uygun
kuplarda ve stillerde kıyafetlerin saptanması, genel gardırop bilgileri ve
iş hayatına uyarlanması çalışmalarını gerçekleştiriyoruz.

Daha sonra görüntü konusuna geliyoruz. Görüntü konusunda da renk analiz
çalışmasını gerçekleştiriyoruz. Bu aşama kişiye uygun, onu tamamlayan doğru
makyaj ve giyim renklerinin bulunması ve kişiye özel renk skalasının
hazırlanması adımlarını içeriyor.

Gardrop planlamasında ise kişiye ait gardırobun düzenlenmesi,
kullanılabilecek olan kıyafetlerin listesinin çıkarılması ve
numaralandırılması, eksiklerin belirlenmesi, aksesuar ve önerileri, zamandan
tasarruf ve alışveriş stratejilerini içeriyor.

İstenirse önceden belirlenmiş bütçe doğrultusunda kişinin renklerine, vücut
ölçülerine, yaşam tarzına uygun kıyafetler ve gardıroplarındaki eksikler
için alışverişe çıkılmasını gerçekleştirebiliyoruz.

Yine talep olursa bireysel danışmanlıkta iş yemekleri, resmi toplantılar,
protokol kuralları konusunda gelişmesine yardımcı oluyoruz.

Kurumlara verdiğiniz imaj ve iletişim danışmanlığı hizmetleri nelerdir?

Kurumlara verdiğimiz hizmetleri üç ana başlık altında belirtebilirim:
Profesyonel Yaşamda İmaj Eğitimleri, İş Etiketi Seminerleri ve Uluslararası
İş Etiketi Seminerleri.

Profesyonel Yaşamda İmaj

Özellikle kurumların satış ve pazarlama ile müşteri ilişkileri bölümlerinde
çalışan orta ve üst düzey elemanları, müşteriyle doğrudan ilişkide olan
herkes bu eğitimlerden faydalanabiliyor. Profesyonel yaşamda imaj
seminerlerinde kişisel imajların geliştirilmesi, kurum imajı ile tutarlı bir
hale getirilmesi, sözlü iletişim (konuşma), sözsüz iletişim (beden dili)
profesyonel yaşamda görüntü (erkek ve kadınlar için) ve genel iş yeri
kuralları ele alınıyor.

İş Etiketi Seminerleri

Bu seminerler; iş yeri genel kuralları, telefon etiketi, elektronik iletişim
etiketi, hediye kültürü, iş yemekleri, sofra adabı ve şarap kültürü
konularını içeriyor.

Uluslararası İş Etiketi Semineri

Bu seminerlerde; yabancı ülkelerle, farklı kültürlerle iş yapan kurumların
yöneticilerini ve elemanlarını yabancı ülkelerdeki iş etiketi konusunda
bilgilendirme yapılıyor. Seminer içeriği; çeşitli ülkelerde tanışma ve
kartvizit kültürü, isimlerin kullanımı, beden dili toplumsal değerler ve
tabular, iş yemekleri, genel davet ve eğlence kuralları ve hediye kültürü
konularından oluşuyor.

Üniforma Danışmanlığı

Hizmet sektöründe olan ve üniforma kullanan kurumlara üniforma renkleri ve
modelleri konusunda danışmanlık veriliyor.
Bireylerden ya da kurumlardan genel olarak aldığınız talepler neler oluyor?

Kişisel iletişim, beden dili, görüntü, iş etiketi, nezaket, görgü kuralları
da çok ilgi çeken eğitimlerdir. Günümüzde birçok firma serbest giyim
uygulamasına geçti. Bu uygulamaya geçen şirketler çalışanların bu modele
uyumu sırasında çok büyük problemler yaşıyorlar. Bu konuda serbest giyim
eğitimi isteğiyle gelen kurumlar var.

Bu sezonun trendleri konusunda ipuçları alabilir miyiz?

Profesyoneller için her zaman klasik tarzda giyimi öneriyorum.
Gardırobumuzun temel taşları koyu ve nötr renklerden ( hanımlar için; bej,
gri, sütlü kahve, kamel, kemik, haki yeşil) oluşan takımlar ve üçlü
konbinler olmalı. Klasik stildeki kıyafetlerimizi aksesuarlarımızla her sene
güncellersek demode olmaktan da kurtuluruz. Erkekler için gardıroplarını
güncelleyebilecekleri aksesuarlar; Gömlek, kravat, gözlük, ayakkabı, kol
düğmeleri hanımlar için; gömlek, bluz, ayakkabı, çanta, gözlük, şal, fular,
takı olabilir. Bu aksesuarların dışında hem erkekler hem hanımlar saç
kesimlerinde güne uygun ve kendilerine yakışan bir model uygulayarak
güncelliği yakalayabilirler.

Sezonun trendlerine gelince; renk olarak hanımlarda beyaz, bej, buz mavisi,
toprak tonları, antrasit ve kırmızı renkler moda. Erkeklerde de buz mavisi,
gri, bej sezonun renkleri.

Erkeklerde diyagonal çizgili, düz, ve puantiyeli kravatlar moda. Henüz şal
desenli kravatlara geri dönüş olmadı. Ceketlerde en çok üç düğme görüyoruz.
Ceketlerde çift yırtmaca da sıkça rastlıyoruz. Gömlek yakalarında üç düğme
son iki senedir çok kullanılıyor bu nedenle de yakalar yüksek. Hanımlarda da
gömleklerde fol fırfır ve geniş manşetler göze çarpıyor. Bluzlarda yuvarlak
büzgülü yakalar ve turvakar kollara sıkça rastlanıyor. Ceketlerde 3
düğmelilerin yanısıra bele iyice oturan tek düğmeli ceketlerde dikkat
çekiyor. Eteklerde ve pantolonlarda düşük bel kullanılmış. Kloş etekler
özellikle çalışan hanımların rahat hareket etmelerini sağlıyor. Çalışan
hanımlar özellikle yaz mevsiminde profesyonellik adına önü kapalı arkası
açık tek bantlı ayakkabıları kullanabilecekler.

Sayın Özlem Çakır verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz…

www.ozlemcakir.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kahvaltılı sabahlar, başarılı yarınlar!

sağlıklı çocuk kahvaltıları, okula giden çocuğun kahvaltısı, okul başarısı, Manşet, kahvaltı tabağı

Çocukların okul başarısını önemli ölçüde etkileyen kahvaltı nasıl olmalı? Hangi besinleri kahvaltıda mutlaka tüketmeliyiz? İşte Diyetisyen İzan Işık’tan dengeli ve sağlıklı kahvaltı önerileri…

Kahvaltı, okul başarısını olumlu etkiliyor

Diyetisyen İzan Işık, sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı söyledi.

Diyetisyen İzan Işık, kahvaltının gece boyu süren açlığın sonunda vücut için gerekli ilk enerji kaynağı olduğunu belirterek, “Gece açlığında düşen kan glikozunun dengelenmesini sağlayan kahvaltı, bilişsel ve fiziksel performansın devamı için son derece önemli. Kahvaltı, glikojen (enerji) depolarını doldurur ve metabolizmayı çalışmaya başlatır” dedi. İzan Işık, MAT-FEN Eğitim Kurumu lise seviyesindeki öğrencilerine yönelik kahvaltı konulu beslenme eğitiminde konuştu. Eğitimde, gençlere örnek kahvaltı da sunuldu.

Kahvaltı okul başarısını etkiler

Sağlıklı ve dengeli bir kahvaltının, eğitim başarısını etkilediğini, matematik problemleri çözme becerisini, okuma ve dinleme esnasında daha iyi anlamayı sağladığını, hafızayı geliştirdiğini, derslerde konsantrasyonu sağladığını vurgulayan İzan Işık, bunun yanında derslere geç kalmayı önleme ve devamsızlığı azaltmaya da yaradığını anlattı. İzan Işık kahvaltının duygu durumuna etkisinin de bilindiğini belirterek, “Kahvaltı ile duygu durumları arasında da bir ilişki bulunmaktadır. Düzenli kahvaltı yapan çocuk ve adölesanlar yaşama daha pozitif bakmakta, daha az negatif duyguya sahip olmaktadırlar” diye konuştu.

6-12 ve 12-18 yaş dönemi bireylerin kahvaltı ve genel olarak sağlıklı beslenme konusunda alışkanlığı kazanmasının, gelecekte hastalıklardan korunmasına katkı verdiğine işaret eden İzan Işık, “Bu dönemler fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun oldukları ve yetişkinlik hastalıklarının gelişimi açısından ise en riskli dönemlerdir. Çocuklarda ve adölesanlarda (12-18 yaş) kahvaltı öğününün atlanması oldukça yaygın görülüyor. Kahvaltı öğününü atlayan adölesanlar arasında, bu oranın kızlarda erkeklere göre daha fazla olduğu biliniyor. Kahvaltı öğününün atlanmasının temel nedenleri zaman yetersizliği, sabah iştahın olmaması ve adölesanların vücut ağırlıkları hakkında duydukları endişe nedeniyle besin alımını sınırlamak istemeleridir” bilgisini verdi.

Kahvaltı yapmak yetişkinlikte obezite riskini azaltıyor

Diyetisyen İzan Işık, bazı gençlerin kahvaltıyı kilo alma endişesiyle atlamasına karşılık, kahvaltı yapmanın yetişkinlikteki obezite riskini azalttığını da vurgulayarak, “Kahvaltıyı atlayan veya yeterli ve dengeli bir kahvaltı öğünü tüketmeyen çocuk ve 12-18 yaş arasındaki bireylerde ilerleyen yıllarda obezite görülme oranın daha fazla. Total kolesterol, LDL kolesterol ve insülin düzeylerinin yüksekliği ile ilişkili olduğunu, bireylerin yetişkinlik döneminde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom ve osteoporoz risklerinin daha yüksek” bilgisini verdi.

Ailelere uyarı

Ailelerin kahvaltıya yönelik tutumlarının çocukların ve adölesan çağdaki (12-18 yaş) gençlerin davranışlarını etkilediğine işaret eden İzan Işık, evde kahvaltı hazırlanmaması ve kahvaltıda gerekli olan besinlere yer verilmemesinin çocuk ve gençleri kahvaltıdan uzaklaştırabildiğini anlattı. İzan Işık, “Adölesan bireylere aileleri tarafından sağlıklı beslenme konusunda yol gösterilmeli, kendi besin alımlarını düzenleyerek yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının gelişimi desteklenmelidir”  diye konuştu.

İyi bir kahvaltı nasıl olmalı?

Öğrencilere kahvaltı tavsiyelerinde de bulunan Diyetisyen İzan Işık, iyi bir kahvaltının günlük enerji ihtiyacının yüzde 20-25’ini karşılaması gerektiğini belirtti. Dört temel besin grubu olan süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri, tahıl grubu ve sebze meyve grubunu içermesi gerektiğini belirten Diyetisyen Işık, mevsiminde taze meyve ve sebzeleri de önerdi. İzan Işık, örnek bir kahvaltıyı şöyle sıraladı:

“1 bardak süt, 1 yumurta, 1 dilim beyaz peynir, 2 ceviz veya 5 adet zeytin, 1 avuç yeşillik, söğüş doğranmış mevsim sebzeleri, 1 tatlı kaşığı ölçü ile bal veya ev yapımı reçel, 2-3 dilim tam tahıllı ekmek şeklinde hazırlanmış bir kahvaltı yaklaşık 500 kilokalori (kcal) enerji içerir ve aynı zamanda bireye tüm besin gruplarını sağlamış olur”

Öğrencilerin kahvaltıya bakışında olumlu değişiklik oldu

Bilgilendirme öncesi ve sonrasında tutum ve düşünceye yönelik yapılan kısa ankette de, MAT-FEN öğrencilerinin kahvaltıya yönelik tutumlarında olumlu değişiklik gözlendi.  Kahvaltısını artık atlamayacağını söyleyenler yüzde 43,4’ten yüzde 60,8’e yükseldi.

Kaynak: www.dunya.com

Okumaya devam et

MAKALE

Dikkatimizi artırmak için neler yapmalıyız?

psikoloji, odaklanma, dikkati artırma yöntemleri, dikkat problemi, dikkat

Etkili ve verimli çalışabilmek için iyi odaklanmamız gerekir. Fakat zor ve sıkıcı işlerle uğraşırken bu pek kolay olmuyor. Neyse ki bilim dikkati geliştiren kolay ve etkili yollar keşfetti. İşte o 5 bilimsel çözüm…

Dikkati geliştirecek 5 yöntem

Zor veya sıkıcı bir işe yoğunlaşmaya çalışanlar bunun ne kadar zor olduğunu bilir. Ama dikkati artırmayı sağlayan bazı bilimsel çözümler de var.

Yaptığımız işe daha iyi konsantre olmak için yapmamız gerektiğini sandığımız şeylerin çoğu beynimizin doğal işleyişine aykırıdır. Peki, daha fazla verim almak için, dikkat konusundaki araştırmalardan neler öğrenebiliriz?

1. Zihni dağıtmak

Yaptığınız iş üzerinde yoğunlaşmakta güçlük çekiyorsanız kısa süreliğine zihninizi dağıtacak başka bir şeye yönelmek en iyi yöntemlerden biridir.

Psikologlar zamanımızın yaklaşık yüzde 50’sini uğraştığımız işten farklı şeyler düşünerek geçirdiğimizi söylüyor. O halde zihni dağıtmak beynin daha iyi çalışmasına yardımcı olabilir.

Beyne baktığımızda, konsantrasyonun neden bozulduğunu anlayabiliriz. Konsantre olmak için beynin bazı bölgeleri arasında iyi bağlantılar kurulması gerekir.

Zamanımızın yarısını hayal kurarak geçiriyorsak bunun vaktini kendimizin belirlemesi daha yararlı olabilir.

Beynin ön kısmındaki kıvrımlardan oluşan frontal korteks, dikkat dağıtan şeylere karşı direnmeyi ve daha eğlenceli şeylerle uğraşmaya yönelten doğal içgüdümüzü kontrol etmeyi sağlar.

Bu bağlantıları çalışır halde tutmak için, özel bir şeyle uğraşmadığımızda beynin aktif olan kısımlarından daha fazla enerji gerekir. Ama kaçınılmaz olarak gün içinde bu enerji tükenip yorulduğumuzda, dikkatimiz dağılır, aklımız başka şeylere kaymaya başlar.

Eğer bu durum zaten yaşanacaksa bunun vaktini en uygun ana ayarlamak neden mümkün olmasın?

Harvard Üniversitesi’nde psikolog Paul Seli, zihnin dağılması konusunda kasıtlı ve kazara dağılma ayrımı yapıyor. Yapılan işi olumsuz etkileyen işte bu kazara zihin dağılmasıdır.

Oysa bu zamanı kendisi belirleyenler daha az zarar görür. Bilerek ve planlayarak zihni dağıtacak bir şeylere yönelmenin yararı olabilir.

“Uğraştığınız işle ilgisi olmayan başka bir konuyu düşünün, örneğin kafanıza takılan başka bir sorunu çözmeye çalışın, sonra da asıl işinize dönün” tavsiyesinde bulunuyor Seli.

İş dışındaki başka bir konuyu düşünmesi için zihninize izin vermek, hem aklın başka şeylere kayması sırasındaki suçluluk duygusunu hem de bu kaymaya neden olan ve zihni meşgul eden konuları gidermiş olacaktır.

İşyerinde şaka ortamına izin vermek verimliliği artırabilir. Bunun bir yolu da kedi videoları izlemek olabilir mi?

2. Boş boş dolanmak

Komik kedi videolarının dikkat dağıttığı düşünülür, ama bazı psikologlar bunların bizi işimize devam etmemizi sağlayacak kıvama getirebileceğine inanıyor.

İşinizi ne kadar seviyor olsanız da zor bir işe yoğunlaşmak irade ister. İrade gücünü artırmanın bir yolu da gülmekten geçer. Yapılan araştırmalar, zor bir bilmece üzerinde kafa yorma konusunda, komik bir video izleyen kişilerin, rahatlatıcı ama komik olmayan video izleyenlerden daha uzun süre çaba gösterdiklerini ortaya koydu. Bu nedenle işyerlerinde daha şakacı bir ortamın teşvik edilmesini savunanlar var.

Avustralya Üniversitesi’nde liderlik araştırmaları uzmanı David Cheng’e göre, “Ekibiniz için eğlenme kültürü yaratmak, onları güldürecek komik bir video bulup izletmek iş verimliliğini artırır. Bu elbette gün boyunca kedi videoları izlemek anlamına gelmiyor, ama özellikle yorgun hissedilen anlarda, arada bir fırsat yaratarak şakalaşıp gülmek gerekir.”

3. Düzen değil karmaşa mı?

Daha iyi konsantre olmak için, dikkat dağıtacak tüm dış etkenlerden arınmak gerektiği düşünülür. Oysa başka bir teoriye göre tersini yapmak gerekir.

Belli düzeyde karmaşanın yoğunlaşmaya yararı olabileceği söyleniyor.

Londra’daki UCL Üniversitesi’nden psikolog Nilli Lavie 1995’te ‘Yükleme Teorisi’ni gündeme getirdi. Buna göre, beynimizin dış dünyadan alıp işleme koyabileceği bilgi sınırlıdır. Bu kapasite dolduğunda, beynin dikkat sistemi devreye girerek neye konsantre olacağına karar verir.

Lavie’nin deneyleri, temiz, düzenli ve sessiz ortamlardan ziyade dağınık ve karmaşık ortamlarda çalışmak daha verimli olabilir. Algı bölgeleri tümüyle dolduğunda beynimiz tüm enerjisini en önemli işe yoğunlaştırır. Dikkat dağıtıcı etkenleri devre dışı bırakır.

Ancak bunu uygularken dikkat dağıtıcı doğru faktörleri bulmak ve enerjimizi tüketecek seviyeye çıkmasına izin vermemek önemlidir. Düzenli görsel ve müzikli araçları devreye sokup bu işi kolaylaştırmak için ommwriter veya focus@will gibi bazı uygulama programları geliştirilmiş olsa da bunlar bilimsel araştırmalarda sınanmış olmadığından bir radyo da aynı işi görebilir.

Burada önemli olan, beynin başka yerde stimülasyon aramasına fırsat vermeyecek doğru dengeyi bulmaktır. Çoğu insan neyin daha iyi işe yarayacağını deneme yanılma yoluyla bulabilir. Ama dikkat dağıtıcı etkenleri ortadan kaldırmak yorucu olabileceğinden, hafiften başlayarak bu yönteme başvurulabilir.

Öğle arasında dışarı çıkıp parkta egzersiz yapmak dikkati yenilemeyi sağlar.

4. İşe ara vermek

İşiniz başınızdan aşkın olduğunda işe ara vermek aklınıza bile gelmeyebilir. Fakat bu şekilde daha fazla iş yapmanın mümkün olduğunu gösteren çok sayıda veri bulunuyor.

Önemli olan, ne zaman, ne kadar süreyle işe ara verileceği ve bu sırada ne yapılacağıdır.

Araştırmalar, konsantrasyon sınırının 90 dakika olduğunu gösteriyor. Bundan sonra 15 dakikalık ara almak gerekiyor.

Birkaç saniyelik mini araların bile işe yaradığını gösteren çalışmalar var. Ama bu sırada pencereden dışarı bakmak yerine, zihin aritmetiği gibi daha yoğun bir egzersize başvurmak yararlı olacaktır.

İşe ara verdiğinizde fiziksel egzersiz yapmanın, ardından kafein içeren kahve gibi bir içecek içmenin de beyni güçlendirdiği görülmüştür. Bunları dışarıda bir parkta yapmak daha etkili olacaktır.

Başka bir seçenek de meditasyon olabilir. Meditasyon konusunda tecrübeli olanlar dikkatleri üzerinde daha iyi kontrol sahibi olduğu gibi, ne zaman ara vermeleri gerektiğini de daha iyi bilir.

Bütün bunları zaman kaybı olarak görüyorsanız bir fincan kahve ile kafein yüklemesi yapmak da kısa vadeli olarak hafızayı, reaksiyon ve dikkat süresini artırır.

Egzersiz yapamayanlar için kafein de kısa süreli bir çözüm olarak dikkati yenileyebilir.

5. Fazla zorlamayın

Uzun süreli konsantre olmak gerektiğinde, kısa süreli bir yoğunlaşma dönemlerinin ardından kısa araların alınmasının daha verimli olduğu gözlendi.

Boston Dikkat ve Öğrenim Laboratuvarı’nda yapılan beyin taramalarında, uzun süre konsantre olmaya çalışanların, kısa süreli yoğunlaşma ve kısa ara, ardından yeniden yoğunlaşma şeklinde bir yöntem izleyenlerden daha fazla hata yaptığı görüldü.

Aynı şekilde Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada da, sürekli konsantre olmaktansa kısa süreli ara verip başka bir konuda düşünmenin dikkati daha artırdığı görüldü.

Beyin hakkındaki bilgimiz arttıkça stresin konsantrasyona zarar verdiğini daha net görüyoruz. Bu nedenle sakinleşmek için ara almak, kontrolü yeniden ele geçirmek ve daha verimli çalışmak için de önemlidir.

Yazar:  Caroline Williams 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

İyi yaşamak için iyi uyuyun!

yetersiz uykunun zararları, yetersiz uyku, uykunun önemi, uyku düzensizliği, bağışıklık sistemi

Sağlıklı bir yaşam için uyku düzenine ihtiyacımız var. Eğer yeterince uyuyamazsak vücudumuz bu duruma tepki gösterir. Buna bağlı olarak da hem fiziksel hem psikolojik hastalıklar meydana gelir. İşte yetersiz uykunun vücuda olumsuz etkileri…

Az uyku kısa ömür demektir

Rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır

Kalkınmış ülkelerdeki yetişkinlerin üçte ikisi, sağlıklı yaşam için şart olan sekiz saatlik gece uykusunu alamamaktadır.

Üçte biri ise kronik uykusuzluk çekmektedir.

Yetersiz uyku, kişinin Alzheimer hastalığına yakalanmasına en fazla etki yapan unsurdur.

İnsan beyninde harikulade bir temizlik sistemi bulunmaktadır. Bu sistem insan derin uykuda iken yüksek viteste çalışmaya geçer. Alzheimer’le ilişkisi olan beta amyloid adlı yapışkan, zehirli proteini, beyinden temizler.

Yeterli uyku uyuyamayanlar bu temizlik faaliyetinden mahrum kalırlar.

Yetersiz uyku ile geçen her gece, mürekkep faizle alınan kredi gibi, Alzheimer riskini artırır.

Rutin olarak gecede altı saatten az uyumak, bağışıklık sistemini olumsuz etkiler ve kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Yetersiz uyku, bu sadece bir haftada iki üç saat daha az uyumak bile olsa, kan şekeri düzeyini o kadar çok olumsuz etkiler ki, şeker hastalığının eşiğindeki değerlere sahip olur insan.

Kısa uyku, kalp damarlarının tıkanma ve kırılganlaşma olasılığını çoğaltır ve bu da damar hastalıklarına, beyin kanamasına ve kalp krizine giden yoldur.

Uyku bozukluğunun depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi gibi ruh durumları ile de sıkı bir bağlantısı vardır.

O kadar ki, son 20 yılda yapılan araştırmalarda, uykunun normal seyrinde olduğu bir psikolojik bozukluk bulunamamıştır.

Özetlemek gerekirse, ne kadar az uyursanız o kadar az yaşarsınız:

Yakın bir zaman önce yapılan araştırmalara göre, rutin olarak gecede beş saat uyuyanların ani ölme riski, yedi ila dokuz saat uyuyanlara oranla yüzde 65 daha fazladır.

Uyku sağlıklı yaşam için o kadar önemlidir ki bazı bilim insanları, doktorların hastalarına (uyku hapı olmaksızın) iyi bir gece uykusu “reçete” etmeleri için kampanya başlattı.

Yukarıdaki bilgileri Matthew P. Walker adlı İngiliz bilim insanının, neredeyse kelimesi kelimesine, bir yazısından aldım.

Walker, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde, nöroloji ve psikoloji profesörüdür. Araştırmalarının odağı, uykunun insan sağlığı ve hastalıklar üzerindeki etkileridir.

Neden Uyuyoruz* adlı kitabı dünyanın birçok ülkesinde best-seller oldu.

Walker’in dolu dolu uyumak ile spor arasındaki ilişki konusunda da ilginç tespitleri var.

“Yasal en etkin performans artırıcı doping, uykudur ama bundan çok az insan faydalanır” diyor.

Sekiz saatten -özellikle altı saatten- az uyuyanlarda, şu meydana gelir:

Fiziki bitmişlik hâline yüzde 10 ile 30 arasında daha hızlı ulaşılır, aerobik performans da aynı oranda düşer.

Adale gücü azalır.

Gecede dokuz saat yerine, beş ila altı saat uyumak, bir sezon boyunca sakatlanma ihtimalini yüzde 200 artırabilir.

*

İyi uykular!

Yazar: Metin Münir
Kaynak:  www.t24.com.tr

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND