Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmajım, olumlu, doğal, samimi ve zeki mi ?

“Hepimizin bir imajı vardır. Kendimize sormamız gereken soru şudur: Acaba
benim imajım olumlu, doğal, samimi ve zeki mi? Hem profesyonel hem sosyal
yaşamımda beni başarılı kılıyor mu? Özlem Çakır anlatıyor…

Kaynak:Insankaynaklari.com

“Hepimizin bir imajı vardır. Kendimize sormamız gereken soru şudur: Acaba
benim imajım olumlu, doğal, samimi ve zeki mi? Hem profesyonel hem sosyal
yaşamımda beni başarılı kılıyor mu? Kişisel imajım içinde bulunduğum sektör,
çalıştığım kurum, pozisyonum, hedeflerim ve sosyal yaşamımla tutarlılık
içerisinde mi? Bu soruların cevabı evetse siz hem profesyonel hem sosyal
yaşamınızda daha çok sevilen, sayılan, güven duyulan ve başkalarına göre
daha çabuk başarı merdivenleri çıkan birisiniz. Siz çevrenize başarı, kalite
ve sorumluluk mesajı veriyorsunuz. ”

Kişisel imajı tanımlar mısınız? Kişisel imajı oluşturan öğeler nelerdir?

Bir bireyin diğer bireylerin zihninde zaman içerisinde isteyerek ya da
istemeden oluşturduğu değerler, birikimler, o bireyle ilgili düşünceler ve
fikirler kişisel imajı oluşturuyor.Kişisel imajımızı oluşturan bir çok öğe
vardır. Bunlar; sözlü ve sözsüz iletişimimiz (beden dili), görüntümüz,
düşünme, dinleme, sunum ve yazım tarzımız, birikimlerimiz, karizmamız,
özgüvenimiz, özsaygımız, potansiyelimiz ve gelişimimizdir. Burada önemli
olan bunların hepsinin bir arada harmanlanıp sunulmasıdır.

Kişisel imajın kariyer gelişiminde, profesyonel iş yaşamındaki yeri…

En iyi okullarda okumuş ve iyi bir eğitim almış olabiliriz. Aile içi
eğitimimiz, yeteneklerimiz ve becerilerimiz de mükemmel olabilir. Tüm bu
özellikleri etkili şekilde taşımak ve sunmak için çok iyi bir pazarlama
aracına gereksinimimiz vardır. İşte bu araç kişisel imajımızdır.

Kişinin sahip olduğu mükemmel olarak nitelendirilebilecek özelliklerini,
kişisel imajı etkili ve tutarlı değilse sunması çok zordur.

Amerika”da yapılan istatistiklere baktığımız zaman kariyer gelişiminde
imajın yetenek ve becerilerden 9 kat daha önem taşıdığını görüyoruz. Aynı iş
yerinde aynı kültür ve eğitim düzeyindeki iki kişi karşılaştırıldığında
kişisel imajı etkili olan kişi çevresinde daha çok fark yaratabiliyor, daha
çok seviliyor, daha kolay güven kazanıyor ve bu şekilde daha çabuk yükselme
şansına sahip oluyor.

Kişisel imaj”ın kişi için etkin bir pazarlama aracı niteliği taşıyabilmesi
için neler yapılabilir?

Kişisel imajımızı bize kazandıran bir hale getirmek için sürekli çalışmamız
gerekir. Kişi neler yapmalı?

Kendini tanımalı

Kişisel imajını daha tutarlı, daha etkin bir şekle getirebilmek için kişi
öncelikle kendisini çok iyi tanımalıdır.

Kendine güvenmeli

Kendini sevip güvenmesi çok önemli. Çünkü siz ne yaparsanız yapın ne kadar
yardımcı olursanız olun kişi kendine güvenmiyorsa sizin bütün
öğrettikleriniz ve birlikte yaptığınız çalışmaların çoğu boşa çıkar.

İletişim becerilerini geliştirmeli

Türkçe çok zengin bir dil, bunu yapabilmek için tabi ki kitap okumak çok
önemli, diksiyon ve topluluk önünde konuşma konusunda profesyonel kurum ve
kişilerden dersler alabilir, söyleyiş yanlışları varsa bunları
düzeltebilecek, bu konuda yazılmış kitapları okuyabilir, yazma olarak
iletişimini kuvvetlendirebilir. Ses tonunun etkili kullanımı, vurgulama ve
tonlamayla ilgili çalışmalar yapabilir. Topluluk önünde konuşma ve sunum
teknikleri konusunda bir eğitim alabilir.

Beden dilini doğru kullanmalı

Kişi beden dilini sözleriyle senkronize şekilde kullanabilmeli. Beden dili
ile olumlu ve açık mesajlar vermek önem taşıyor. Kişi bu doğrultuda kendini
geliştirebilir, eksiklerini görebilir. Başkalarının beden dillerini doğru
okumaya çalışmalı ve onlarla uyum sağlayabilmek için çaba sarf etmelidir.

Kuruma, pozisyona ve hedeflere uygun giyinmeli

Kişi her zaman bakımlı ve temiz görünmeli, kendine yakışan, kurumun vizyon
ve bakış açısına uygun, kendisini tamamlayan renklerde ve stilde giyinmeli,
kıyafetlerinin vücut yapısına uygun olmasına dikkat etmelidir.

Nezaket kurallarını öğrenmeli ve uygulamalı

Bu konu ile ilgili kitaplar okuyarak kendisini geliştirebilmeli.

İnsanlarla empatik bağ kurmalı

Kişi ve kurumlara Kişisel İmaj Danışmanlığı konusunda önerebileceğiniz bir
yayın var mı?

Çok yakında benim Yapı Kredi Yayınlarından bir kitabım çıkıyor. Kitabımın
adı “Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj ve Sosyal Yaşam Etiketi”. Bu kitap
profesyonel iş hayatında ve sosyal yaşamında başarılı olmak, etki yaratmak
ve kazandıran bir kişisel imaja sahip olmak isteyenler için çok iyi bir
klavuz niteliği taşıyor.

Bu kitabın dışında Rota Yayıncılığın İmaj Faktörü adındaki kitabını da
tavsiye edebilirim.

Bireysel Danışmanlık hizmetleriniz neleri içeriyor?

İmaj ve iletişim danışmanlığı konusunda verdiğimiz bireysel hizmetlerin
içeriği tamamen kişinin durumuna ve ihtiyaçlarına göre değişiyor. Kişiler
kendi ihtiyaçlarını fark ederek başvurduğu gibi, kendisini geliştirmek
istediği alanların belirlenmesi ve geliştirilmesi konusunda danışmanlık
almak talebiyle gelebiliyor.

İlk yaptığımız çalışma imaj profil testlerinin uygulanması oluyor. Bu
testlerle kişinin hem iletişim yeteneklerini hem görüntüyle ilgili
problemlerini görebiliyoruz. Bu süreçte kişi zayıf ve güçlü yanlarını
paylaşmış oluyor. Eğer bize başvuran kişiyi şirket gönderiyorsa, şirkette
gizlilik içerisinde kişinin ekibindekilerle veya yöneticileriyle bir saha
çalışması yürütüyoruz. Burada kişinin dış çevre tarafından nasıl
algılandığını belirlemiş oluyoruz.

İkinci adım olarak imaj profil testlerini değerlendiriyoruz. Bu şekilde
kişinin ne konuda eksiği varsa ortaya çıkmış oluyor. Bu sonuçlara göre
gerektiğinde birlikte çalıştığımız alanında uzman kuruluşlara da
yönlendirebiliyoruz.

İletişim yetenekleri üzerinde çalıştıktan sonra tabi birçok kişilik analiz
testleri de yapıyoruz ve tam bir profil ortaya çıkıyor. Sonra bunların
sonuçlarını değerlendiriyoruz. Bu adımların sonunda kişiye bir ayna tutmuş
oluyoruz.

Gelinen bu noktada kişi testlerin sonucunu kendisi de kabul etmeye başlıyor.
Ben bunu yapıyorum, bu yaptığım hareketin sonucunda bununla karşılaşıyorum
diyebiliyor.

Kişi kurumuna ve pozisyonuna uygun giyiniyor mu? Klasik, elegan, sportif,
dramatik, kreatif, romantik, göz kamaştırıcı kimliklerinden hangisi kişinin
giyim kimliği ? Bu kimlik kişinin işine ve sosyal yaşamına uygun mu ?
Tüm bu soruların cevabını oluşturacak kişinin vücut ve yüz şekillerinin
incelenmesi çalışmasını ve devamında ise uygun saç kesiminin, kendisine
yakışacak olan aksesuar ve yaka çeşitlerinin bulunması, vücuda uygun
kuplarda ve stillerde kıyafetlerin saptanması, genel gardırop bilgileri ve
iş hayatına uyarlanması çalışmalarını gerçekleştiriyoruz.

Daha sonra görüntü konusuna geliyoruz. Görüntü konusunda da renk analiz
çalışmasını gerçekleştiriyoruz. Bu aşama kişiye uygun, onu tamamlayan doğru
makyaj ve giyim renklerinin bulunması ve kişiye özel renk skalasının
hazırlanması adımlarını içeriyor.

Gardrop planlamasında ise kişiye ait gardırobun düzenlenmesi,
kullanılabilecek olan kıyafetlerin listesinin çıkarılması ve
numaralandırılması, eksiklerin belirlenmesi, aksesuar ve önerileri, zamandan
tasarruf ve alışveriş stratejilerini içeriyor.

İstenirse önceden belirlenmiş bütçe doğrultusunda kişinin renklerine, vücut
ölçülerine, yaşam tarzına uygun kıyafetler ve gardıroplarındaki eksikler
için alışverişe çıkılmasını gerçekleştirebiliyoruz.

Yine talep olursa bireysel danışmanlıkta iş yemekleri, resmi toplantılar,
protokol kuralları konusunda gelişmesine yardımcı oluyoruz.

Kurumlara verdiğiniz imaj ve iletişim danışmanlığı hizmetleri nelerdir?

Kurumlara verdiğimiz hizmetleri üç ana başlık altında belirtebilirim:
Profesyonel Yaşamda İmaj Eğitimleri, İş Etiketi Seminerleri ve Uluslararası
İş Etiketi Seminerleri.

Profesyonel Yaşamda İmaj

Özellikle kurumların satış ve pazarlama ile müşteri ilişkileri bölümlerinde
çalışan orta ve üst düzey elemanları, müşteriyle doğrudan ilişkide olan
herkes bu eğitimlerden faydalanabiliyor. Profesyonel yaşamda imaj
seminerlerinde kişisel imajların geliştirilmesi, kurum imajı ile tutarlı bir
hale getirilmesi, sözlü iletişim (konuşma), sözsüz iletişim (beden dili)
profesyonel yaşamda görüntü (erkek ve kadınlar için) ve genel iş yeri
kuralları ele alınıyor.

İş Etiketi Seminerleri

Bu seminerler; iş yeri genel kuralları, telefon etiketi, elektronik iletişim
etiketi, hediye kültürü, iş yemekleri, sofra adabı ve şarap kültürü
konularını içeriyor.

Uluslararası İş Etiketi Semineri

Bu seminerlerde; yabancı ülkelerle, farklı kültürlerle iş yapan kurumların
yöneticilerini ve elemanlarını yabancı ülkelerdeki iş etiketi konusunda
bilgilendirme yapılıyor. Seminer içeriği; çeşitli ülkelerde tanışma ve
kartvizit kültürü, isimlerin kullanımı, beden dili toplumsal değerler ve
tabular, iş yemekleri, genel davet ve eğlence kuralları ve hediye kültürü
konularından oluşuyor.

Üniforma Danışmanlığı

Hizmet sektöründe olan ve üniforma kullanan kurumlara üniforma renkleri ve
modelleri konusunda danışmanlık veriliyor.
Bireylerden ya da kurumlardan genel olarak aldığınız talepler neler oluyor?

Kişisel iletişim, beden dili, görüntü, iş etiketi, nezaket, görgü kuralları
da çok ilgi çeken eğitimlerdir. Günümüzde birçok firma serbest giyim
uygulamasına geçti. Bu uygulamaya geçen şirketler çalışanların bu modele
uyumu sırasında çok büyük problemler yaşıyorlar. Bu konuda serbest giyim
eğitimi isteğiyle gelen kurumlar var.

Bu sezonun trendleri konusunda ipuçları alabilir miyiz?

Profesyoneller için her zaman klasik tarzda giyimi öneriyorum.
Gardırobumuzun temel taşları koyu ve nötr renklerden ( hanımlar için; bej,
gri, sütlü kahve, kamel, kemik, haki yeşil) oluşan takımlar ve üçlü
konbinler olmalı. Klasik stildeki kıyafetlerimizi aksesuarlarımızla her sene
güncellersek demode olmaktan da kurtuluruz. Erkekler için gardıroplarını
güncelleyebilecekleri aksesuarlar; Gömlek, kravat, gözlük, ayakkabı, kol
düğmeleri hanımlar için; gömlek, bluz, ayakkabı, çanta, gözlük, şal, fular,
takı olabilir. Bu aksesuarların dışında hem erkekler hem hanımlar saç
kesimlerinde güne uygun ve kendilerine yakışan bir model uygulayarak
güncelliği yakalayabilirler.

Sezonun trendlerine gelince; renk olarak hanımlarda beyaz, bej, buz mavisi,
toprak tonları, antrasit ve kırmızı renkler moda. Erkeklerde de buz mavisi,
gri, bej sezonun renkleri.

Erkeklerde diyagonal çizgili, düz, ve puantiyeli kravatlar moda. Henüz şal
desenli kravatlara geri dönüş olmadı. Ceketlerde en çok üç düğme görüyoruz.
Ceketlerde çift yırtmaca da sıkça rastlıyoruz. Gömlek yakalarında üç düğme
son iki senedir çok kullanılıyor bu nedenle de yakalar yüksek. Hanımlarda da
gömleklerde fol fırfır ve geniş manşetler göze çarpıyor. Bluzlarda yuvarlak
büzgülü yakalar ve turvakar kollara sıkça rastlanıyor. Ceketlerde 3
düğmelilerin yanısıra bele iyice oturan tek düğmeli ceketlerde dikkat
çekiyor. Eteklerde ve pantolonlarda düşük bel kullanılmış. Kloş etekler
özellikle çalışan hanımların rahat hareket etmelerini sağlıyor. Çalışan
hanımlar özellikle yaz mevsiminde profesyonellik adına önü kapalı arkası
açık tek bantlı ayakkabıları kullanabilecekler.

Sayın Özlem Çakır verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz…

www.ozlemcakir.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND