Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmajım, olumlu, doğal, samimi ve zeki mi ?

“Hepimizin bir imajı vardır. Kendimize sormamız gereken soru şudur: Acaba
benim imajım olumlu, doğal, samimi ve zeki mi? Hem profesyonel hem sosyal
yaşamımda beni başarılı kılıyor mu? Özlem Çakır anlatıyor…

Kaynak:Insankaynaklari.com

“Hepimizin bir imajı vardır. Kendimize sormamız gereken soru şudur: Acaba
benim imajım olumlu, doğal, samimi ve zeki mi? Hem profesyonel hem sosyal
yaşamımda beni başarılı kılıyor mu? Kişisel imajım içinde bulunduğum sektör,
çalıştığım kurum, pozisyonum, hedeflerim ve sosyal yaşamımla tutarlılık
içerisinde mi? Bu soruların cevabı evetse siz hem profesyonel hem sosyal
yaşamınızda daha çok sevilen, sayılan, güven duyulan ve başkalarına göre
daha çabuk başarı merdivenleri çıkan birisiniz. Siz çevrenize başarı, kalite
ve sorumluluk mesajı veriyorsunuz. ”

Kişisel imajı tanımlar mısınız? Kişisel imajı oluşturan öğeler nelerdir?

Bir bireyin diğer bireylerin zihninde zaman içerisinde isteyerek ya da
istemeden oluşturduğu değerler, birikimler, o bireyle ilgili düşünceler ve
fikirler kişisel imajı oluşturuyor.Kişisel imajımızı oluşturan bir çok öğe
vardır. Bunlar; sözlü ve sözsüz iletişimimiz (beden dili), görüntümüz,
düşünme, dinleme, sunum ve yazım tarzımız, birikimlerimiz, karizmamız,
özgüvenimiz, özsaygımız, potansiyelimiz ve gelişimimizdir. Burada önemli
olan bunların hepsinin bir arada harmanlanıp sunulmasıdır.

Kişisel imajın kariyer gelişiminde, profesyonel iş yaşamındaki yeri…

En iyi okullarda okumuş ve iyi bir eğitim almış olabiliriz. Aile içi
eğitimimiz, yeteneklerimiz ve becerilerimiz de mükemmel olabilir. Tüm bu
özellikleri etkili şekilde taşımak ve sunmak için çok iyi bir pazarlama
aracına gereksinimimiz vardır. İşte bu araç kişisel imajımızdır.

Kişinin sahip olduğu mükemmel olarak nitelendirilebilecek özelliklerini,
kişisel imajı etkili ve tutarlı değilse sunması çok zordur.

Amerika”da yapılan istatistiklere baktığımız zaman kariyer gelişiminde
imajın yetenek ve becerilerden 9 kat daha önem taşıdığını görüyoruz. Aynı iş
yerinde aynı kültür ve eğitim düzeyindeki iki kişi karşılaştırıldığında
kişisel imajı etkili olan kişi çevresinde daha çok fark yaratabiliyor, daha
çok seviliyor, daha kolay güven kazanıyor ve bu şekilde daha çabuk yükselme
şansına sahip oluyor.

Kişisel imaj”ın kişi için etkin bir pazarlama aracı niteliği taşıyabilmesi
için neler yapılabilir?

Kişisel imajımızı bize kazandıran bir hale getirmek için sürekli çalışmamız
gerekir. Kişi neler yapmalı?

Kendini tanımalı

Kişisel imajını daha tutarlı, daha etkin bir şekle getirebilmek için kişi
öncelikle kendisini çok iyi tanımalıdır.

Kendine güvenmeli

Kendini sevip güvenmesi çok önemli. Çünkü siz ne yaparsanız yapın ne kadar
yardımcı olursanız olun kişi kendine güvenmiyorsa sizin bütün
öğrettikleriniz ve birlikte yaptığınız çalışmaların çoğu boşa çıkar.

İletişim becerilerini geliştirmeli

Türkçe çok zengin bir dil, bunu yapabilmek için tabi ki kitap okumak çok
önemli, diksiyon ve topluluk önünde konuşma konusunda profesyonel kurum ve
kişilerden dersler alabilir, söyleyiş yanlışları varsa bunları
düzeltebilecek, bu konuda yazılmış kitapları okuyabilir, yazma olarak
iletişimini kuvvetlendirebilir. Ses tonunun etkili kullanımı, vurgulama ve
tonlamayla ilgili çalışmalar yapabilir. Topluluk önünde konuşma ve sunum
teknikleri konusunda bir eğitim alabilir.

Beden dilini doğru kullanmalı

Kişi beden dilini sözleriyle senkronize şekilde kullanabilmeli. Beden dili
ile olumlu ve açık mesajlar vermek önem taşıyor. Kişi bu doğrultuda kendini
geliştirebilir, eksiklerini görebilir. Başkalarının beden dillerini doğru
okumaya çalışmalı ve onlarla uyum sağlayabilmek için çaba sarf etmelidir.

Kuruma, pozisyona ve hedeflere uygun giyinmeli

Kişi her zaman bakımlı ve temiz görünmeli, kendine yakışan, kurumun vizyon
ve bakış açısına uygun, kendisini tamamlayan renklerde ve stilde giyinmeli,
kıyafetlerinin vücut yapısına uygun olmasına dikkat etmelidir.

Nezaket kurallarını öğrenmeli ve uygulamalı

Bu konu ile ilgili kitaplar okuyarak kendisini geliştirebilmeli.

İnsanlarla empatik bağ kurmalı

Kişi ve kurumlara Kişisel İmaj Danışmanlığı konusunda önerebileceğiniz bir
yayın var mı?

Çok yakında benim Yapı Kredi Yayınlarından bir kitabım çıkıyor. Kitabımın
adı “Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj ve Sosyal Yaşam Etiketi”. Bu kitap
profesyonel iş hayatında ve sosyal yaşamında başarılı olmak, etki yaratmak
ve kazandıran bir kişisel imaja sahip olmak isteyenler için çok iyi bir
klavuz niteliği taşıyor.

Bu kitabın dışında Rota Yayıncılığın İmaj Faktörü adındaki kitabını da
tavsiye edebilirim.

Bireysel Danışmanlık hizmetleriniz neleri içeriyor?

İmaj ve iletişim danışmanlığı konusunda verdiğimiz bireysel hizmetlerin
içeriği tamamen kişinin durumuna ve ihtiyaçlarına göre değişiyor. Kişiler
kendi ihtiyaçlarını fark ederek başvurduğu gibi, kendisini geliştirmek
istediği alanların belirlenmesi ve geliştirilmesi konusunda danışmanlık
almak talebiyle gelebiliyor.

İlk yaptığımız çalışma imaj profil testlerinin uygulanması oluyor. Bu
testlerle kişinin hem iletişim yeteneklerini hem görüntüyle ilgili
problemlerini görebiliyoruz. Bu süreçte kişi zayıf ve güçlü yanlarını
paylaşmış oluyor. Eğer bize başvuran kişiyi şirket gönderiyorsa, şirkette
gizlilik içerisinde kişinin ekibindekilerle veya yöneticileriyle bir saha
çalışması yürütüyoruz. Burada kişinin dış çevre tarafından nasıl
algılandığını belirlemiş oluyoruz.

İkinci adım olarak imaj profil testlerini değerlendiriyoruz. Bu şekilde
kişinin ne konuda eksiği varsa ortaya çıkmış oluyor. Bu sonuçlara göre
gerektiğinde birlikte çalıştığımız alanında uzman kuruluşlara da
yönlendirebiliyoruz.

İletişim yetenekleri üzerinde çalıştıktan sonra tabi birçok kişilik analiz
testleri de yapıyoruz ve tam bir profil ortaya çıkıyor. Sonra bunların
sonuçlarını değerlendiriyoruz. Bu adımların sonunda kişiye bir ayna tutmuş
oluyoruz.

Gelinen bu noktada kişi testlerin sonucunu kendisi de kabul etmeye başlıyor.
Ben bunu yapıyorum, bu yaptığım hareketin sonucunda bununla karşılaşıyorum
diyebiliyor.

Kişi kurumuna ve pozisyonuna uygun giyiniyor mu? Klasik, elegan, sportif,
dramatik, kreatif, romantik, göz kamaştırıcı kimliklerinden hangisi kişinin
giyim kimliği ? Bu kimlik kişinin işine ve sosyal yaşamına uygun mu ?
Tüm bu soruların cevabını oluşturacak kişinin vücut ve yüz şekillerinin
incelenmesi çalışmasını ve devamında ise uygun saç kesiminin, kendisine
yakışacak olan aksesuar ve yaka çeşitlerinin bulunması, vücuda uygun
kuplarda ve stillerde kıyafetlerin saptanması, genel gardırop bilgileri ve
iş hayatına uyarlanması çalışmalarını gerçekleştiriyoruz.

Daha sonra görüntü konusuna geliyoruz. Görüntü konusunda da renk analiz
çalışmasını gerçekleştiriyoruz. Bu aşama kişiye uygun, onu tamamlayan doğru
makyaj ve giyim renklerinin bulunması ve kişiye özel renk skalasının
hazırlanması adımlarını içeriyor.

Gardrop planlamasında ise kişiye ait gardırobun düzenlenmesi,
kullanılabilecek olan kıyafetlerin listesinin çıkarılması ve
numaralandırılması, eksiklerin belirlenmesi, aksesuar ve önerileri, zamandan
tasarruf ve alışveriş stratejilerini içeriyor.

İstenirse önceden belirlenmiş bütçe doğrultusunda kişinin renklerine, vücut
ölçülerine, yaşam tarzına uygun kıyafetler ve gardıroplarındaki eksikler
için alışverişe çıkılmasını gerçekleştirebiliyoruz.

Yine talep olursa bireysel danışmanlıkta iş yemekleri, resmi toplantılar,
protokol kuralları konusunda gelişmesine yardımcı oluyoruz.

Kurumlara verdiğiniz imaj ve iletişim danışmanlığı hizmetleri nelerdir?

Kurumlara verdiğimiz hizmetleri üç ana başlık altında belirtebilirim:
Profesyonel Yaşamda İmaj Eğitimleri, İş Etiketi Seminerleri ve Uluslararası
İş Etiketi Seminerleri.

Profesyonel Yaşamda İmaj

Özellikle kurumların satış ve pazarlama ile müşteri ilişkileri bölümlerinde
çalışan orta ve üst düzey elemanları, müşteriyle doğrudan ilişkide olan
herkes bu eğitimlerden faydalanabiliyor. Profesyonel yaşamda imaj
seminerlerinde kişisel imajların geliştirilmesi, kurum imajı ile tutarlı bir
hale getirilmesi, sözlü iletişim (konuşma), sözsüz iletişim (beden dili)
profesyonel yaşamda görüntü (erkek ve kadınlar için) ve genel iş yeri
kuralları ele alınıyor.

İş Etiketi Seminerleri

Bu seminerler; iş yeri genel kuralları, telefon etiketi, elektronik iletişim
etiketi, hediye kültürü, iş yemekleri, sofra adabı ve şarap kültürü
konularını içeriyor.

Uluslararası İş Etiketi Semineri

Bu seminerlerde; yabancı ülkelerle, farklı kültürlerle iş yapan kurumların
yöneticilerini ve elemanlarını yabancı ülkelerdeki iş etiketi konusunda
bilgilendirme yapılıyor. Seminer içeriği; çeşitli ülkelerde tanışma ve
kartvizit kültürü, isimlerin kullanımı, beden dili toplumsal değerler ve
tabular, iş yemekleri, genel davet ve eğlence kuralları ve hediye kültürü
konularından oluşuyor.

Üniforma Danışmanlığı

Hizmet sektöründe olan ve üniforma kullanan kurumlara üniforma renkleri ve
modelleri konusunda danışmanlık veriliyor.
Bireylerden ya da kurumlardan genel olarak aldığınız talepler neler oluyor?

Kişisel iletişim, beden dili, görüntü, iş etiketi, nezaket, görgü kuralları
da çok ilgi çeken eğitimlerdir. Günümüzde birçok firma serbest giyim
uygulamasına geçti. Bu uygulamaya geçen şirketler çalışanların bu modele
uyumu sırasında çok büyük problemler yaşıyorlar. Bu konuda serbest giyim
eğitimi isteğiyle gelen kurumlar var.

Bu sezonun trendleri konusunda ipuçları alabilir miyiz?

Profesyoneller için her zaman klasik tarzda giyimi öneriyorum.
Gardırobumuzun temel taşları koyu ve nötr renklerden ( hanımlar için; bej,
gri, sütlü kahve, kamel, kemik, haki yeşil) oluşan takımlar ve üçlü
konbinler olmalı. Klasik stildeki kıyafetlerimizi aksesuarlarımızla her sene
güncellersek demode olmaktan da kurtuluruz. Erkekler için gardıroplarını
güncelleyebilecekleri aksesuarlar; Gömlek, kravat, gözlük, ayakkabı, kol
düğmeleri hanımlar için; gömlek, bluz, ayakkabı, çanta, gözlük, şal, fular,
takı olabilir. Bu aksesuarların dışında hem erkekler hem hanımlar saç
kesimlerinde güne uygun ve kendilerine yakışan bir model uygulayarak
güncelliği yakalayabilirler.

Sezonun trendlerine gelince; renk olarak hanımlarda beyaz, bej, buz mavisi,
toprak tonları, antrasit ve kırmızı renkler moda. Erkeklerde de buz mavisi,
gri, bej sezonun renkleri.

Erkeklerde diyagonal çizgili, düz, ve puantiyeli kravatlar moda. Henüz şal
desenli kravatlara geri dönüş olmadı. Ceketlerde en çok üç düğme görüyoruz.
Ceketlerde çift yırtmaca da sıkça rastlıyoruz. Gömlek yakalarında üç düğme
son iki senedir çok kullanılıyor bu nedenle de yakalar yüksek. Hanımlarda da
gömleklerde fol fırfır ve geniş manşetler göze çarpıyor. Bluzlarda yuvarlak
büzgülü yakalar ve turvakar kollara sıkça rastlanıyor. Ceketlerde 3
düğmelilerin yanısıra bele iyice oturan tek düğmeli ceketlerde dikkat
çekiyor. Eteklerde ve pantolonlarda düşük bel kullanılmış. Kloş etekler
özellikle çalışan hanımların rahat hareket etmelerini sağlıyor. Çalışan
hanımlar özellikle yaz mevsiminde profesyonellik adına önü kapalı arkası
açık tek bantlı ayakkabıları kullanabilecekler.

Sayın Özlem Çakır verdiğiniz bilgiler için teşekkür ediyoruz…

www.ozlemcakir.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

yapay zeka ve insan kaynakları, yapay zeka, işe alımda yapay zeka, aı

Yapay zeka artık şirketlerin işe alım süreçlerinde de rol almaya başladı. İnsan kaynakları departmanının yeni çalışanı yapay zeka başvurularınızı değerlendirmek üzere sizleri bekliyor. Peki ya siz robotlarla mülakata girmeye hazır mısınız?

Yapay zeka işe alımı nasıl etkileyecek?

Her alanda yapay zeka kavramı tartışılırken elbette işe alım süreçleri içinde en çok konuşulan konuların arasında bu kavramın etkileri var. Peki yapay zeka işe alım için neden önemli? Gelecekte neleri değiştirecek?

Yapay zeka kavramı artık her yerde ve neredeyse her alanda karşımıza çıkıyor. Yapay zeka teknolojisi her geçen gün gelişiyor ve yeni kullanım alanları buluyor. Bilim insanları ve mühendisler insanların hastalıklarına tanı koyabilen yapay zeka doktorlar geliştiriyor. Facebook terörle ilgili olabileceğini düşündüğü içerikleri yapay zeka sayesinde tespit ediyor. Yapay zeka en karmaşık zeka oyunlarını mükemmel şekilde oynayabilmeyi kendi kendine öğrenebiliyor. Hatta resim ve müzik bile yapabiliyor.

İşe alımda yapay zeka çok uzak değil

Yapay zekanın işe alımlarda aktif olarak kullanılmaya başlanması da artık çok uzakta değil. Yapay zeka tabanlı pek çok yazılım bugün bile dev firmalarda işe yapılırken kullanılıyor. Örneğin Avrupa’da büyük bir iletişim merkezi, yedi farklı dilin akıcılığının test edilmesi gereken bir işe alım sürecinde dil uzmanları kullanmak yerine yapay zeka algoritmalarını kullandı. Her aday ile AI uygulaması kullanılarak bir telefon görüşmesi yapıldı. Konuşma sırasında adayların dil akıcılığı ve iletişim becerileri yapay zeka tarafından değerlendirildi. Sonuçlar son derece verimliydi

Hızlı ve isabetli

Firmaların işe alım yaparken beklentileri hemen hemen aynı. Bütün firmalar uzmanları sayesinde açık olan pozisyonlara yetenek, tecrübe ve karakter özellikleri bakımından en uygun adayları yerleştirmek istiyor. Ancak sorun şu ki uzmanlar ne kadar tecrübeli ve yetenekli olurlarsa olsunlar hiçbir zaman mükemmel değiller. Çok fazla veriyi akıllarında tutmak ve bunları kısa sürede işleyerek adayın uygunluğunu değerlendirmek insan işe alımcılar için gerçekten çok zor. Bu da verimsiz sonuçlara neden olabiliyor.

Önyargısı yok

Öte yandan yapay zeka insanların sahip olduğu dezavantajlara sahip değil. Milyonlarca kişilik bir veri bankasına erişimleri olabilir. Bu veriyi kullanarak gelecek vadetmeyen adayları anında eleyebilir ve milyonlarca kişi içinden işe en uygun adayı saniyeler içinde belirleyebilir.

Üstelik hepsi bu da değil. Doğru kriterlerle programlanmış bir yapay zeka insan işe alım uzmanının sahip olduğu önyargılara da sahip olmayacağından birini işe alırken ona sıfır önyargı ile yaklaşabilir. Elbette bu durum suistimale de açık. Eğer yapay zeka belirli bir gruba karşı negatif yaklaşacak şekilde programlanırsa işler değişir. Söz konusu gruptan kimseler daha eleme sürecinin en başında değerlendirme dışı tutulabilir ve yeni tür bir ayrımcılığa maruz kalabilir. Bu nedenle işe alım yazılımlarının suistimal edilmeyecek şekilde kullanılmamalarına ilişkin etik kurallar koyulması da gerekebilir.

Dil ve kültür bariyerlerinden etkilenmiyor

Günümüzde global şirketler pek çok farklı ülke ve kültürden çalışanı bünyesinde barındırıyor. Global şirketlerde işe alım süreçleri bu yüzden çok daha karmaşık hale gelebiliyor. İnsan kaynakları uzmanları da bu karmaşadan ciddi şekilde etkilenebiliyor. Diller farklı kültürler farklı algılar farklı olunca hangi insanın doğru aday olduğunu bulabilecek gerçek bir çıkmaza dönüşüyor. Yapay zeka ise dil, kültür ve algı açmazlarından muaf. Üstelik yeni geliştirilen işe alım yazılımları yani yapay zekalar pek çok farklı dilde üstelik telefonda bile iş görüşmesi yapabiliyor ve son derece isabetli yerleştirmeler yapabiliyor.

Peki AI insan işe alım uzmanlarını tamamen devre dışı mı bırakacak?

Bu sorunun yanıtı elbette hayır. İşe alım kriterleri belirleyecek olanlar, insanlarda neler aradıklarını bildirenler yine insan uzmanlar olacak.

Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

Tarihin ilk hackerıyla tanışmak ister misiniz?

mıt, bilgisayar şifresi kıran ilk hacker, allan scherr

Bilgisayar çağı boyunca birçok şifreleme yöntemi geliştirildi ve kırıldı. Peki bu şifreler hayatımıza ne zaman girdi? İşte bir bilgisayarın şifresini kıran ilk insan Allan Scherr ve hikayesi…

Allan Scherr: Bilgisayar şifresi kıran ilk hacker

1962 yılında ABD’nin en prestijli üniversitelerinden Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları bilgisayarların güvenliği için yeni bir sistem geliştirdi: Şifre.

Zaman paylaşımlı işletim sistemini (CTSS) kullanan MIT’li araştırmacılar, o dönem bilgisayarları paylaşmak zorundaydı ve kullanım süreleri kısıtlıydı.

Farklı kullanıcıların dünyanın farklı yerlerinden ve bir telefon ağı aracılığıyla girdiği sistemi sömürenler de yok değildi.

Nihayetinde her çalışana sisteme erişmesi için kişisel bir şifre verilmesine karar verildi.

Günümüzde bilgisayar ve internet teknolojileri için güvenlik olmazsa olmaz. 1960’lı yıllarda ise şifre kavramı bilgisayar dünyası için çok yeniydi.

Tüm şifrelere giden dosya

Bilgisayar bilimci Fernando Corbató’nun geliştirdiği bu sistemle bilgisayara girenler, kendilerine ayrılan süre bittiğinde sisteme yeniden giriş yapamıyordu.

Ancak her güvenlik sistemi gibi bunu da istismar edecek biri çıktı: MIT’de yüksek lisans eğitimini sürdüren genç bilgisayar bilimci Allan Scherr.

Scherr, yüksek lisans tezi için bu sistemin performansını ölçmeliydi. Ancak toplamda sadece 10 saati vardı:

“Bu sistemdeki farklı değişkenleri ölçebilmem için özel erişim iznim vardı. Yaklaşık 30 simulasyon hazırlamalıydım ama bana ayrılan süre çok azdı. Daha çok süre istedim ve reddettiler. Ben de bana ayrılan süreyi sıfıra indirmenin yolunu buldum.”

Scherr önce tüm şifrelerin toplandığı ‘Gizli kullanıcı şifreleri’ isimli dosyayı buldu. Dosya isminde ‘gizli’ kelimesi özellikle tersten yazılmıştı.

Kimsenin haberi bile olmadan bu dosyayı yazdırmanın bir yolunu bulan Scherr, sistemde kullanılan tüm kişisel şifrelerin bir kopyasına sahip oldu.

“Artık sisteme istediğim zaman ve sürede girebiliyordum” diyen Scherr, arkasını kollaması için bir de suç arkadaşı buldu.

Programın finansal yöneticisine sus payı olarak şifrelerin listesini el altından vermeyi teklif etti, o da kabul etti.

Scherr patronlarından bazılarının sistemlerini hacklemekle kalmayıp, arkasında onlarla dalga geçen mesajlar bırakıyordu.

‘Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum’

1960’lu yıllardan sonra şifre kullanımı günlük hayatın bir parçası olmaya başladı.

Hava limanlarında da yolcu bilgilerine erişim için şifreler kullanılmaya başlandı. 1970’li yıllarda artık banka müşterileri hesap bilgilerine bu sistemle ulaşıyordu.

1980’lere gelindiğinde şifre gerektiren paylaşımlı bilgisayarların kullanımı yaygınlaştı.

Şifre, ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan biri haline geldi.

Scherr’e göre, bir gün uyanıp da kendi yaşamımıza erişimimizin engellendiğini öğreneceğimiz yakın:

“Bence şimdiden bunu yaşıyoruz. Telefona pin kodunu birkaç kez yanlış giriyoruz, telefon devre dışı kalıyor.”

MIT’yi bitirdikten sonra 30 yıla yakın IBM teknoloji şirketinde çalışan Scherr, IBM’in yazılım sistemi ve uygulama ve mini bilgisayarlarla iletişim ağını geliştiren kişiydi.

Peki bilgisayar endüstrisinin ilk hackerlarından Scherr, başkalarının onun şifresini kırmasını nasıl engelliyor?

‘Kırılamaz şifre’nin formülü ne olabilir?

Sherr’in yanıtı şaşırtıcı:

“Kafamı bir sürü şifreyle doldurmaktan hoşlanmıyorum.

“Ezberlediğim uzun ve karmaşık tek bir şifre var, tüm şifrelerimi yöneten bir uygulamaya girmemi sağlıyor.”

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND