Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İmaj danışmanından özgüven arttıran önerilerlu

Buzdağının görünmeyen kısmı: ÖZGÜVENİMİZ

Kendimizi doğru ifade etmenin en büyük göstergesi ‘imajımız’ yani kıyafetlerimizden tutun, duruşumuza, kişisel bakımımıza kadar bizi yansıtan bütünlük. Peki, bunu nasıl başarabiliriz? Hepimizin merak ettiği bu sorunun yanıtını kişisel marka ve imaj danışmanı Rüzgar Mira Okan’dan aldık.

Dış görünüşümüz bütün duygularımızın da aynasıdır aynı zamanda. Mutsuz muyuz, hırslı mıyız, heyecanlı mıyız her ne hissediyorsak imajımızın altında bu gizlidir. Ama şöyle bir çelişki de var ki, eğer kendimizi iyi hissettirecek kıyafetler giyer daha özenli ve bakımlı olabilirsek bu da psikolojimizi olumlu yönde etkiler. İmajın bu kadar etkili bir silah olmasını daha iyi anlayabilmek için ipuçları topladık.

– Kendine güvenen kadın imajı, doğallık maalesef; bakımsız ve özensiz görünmekle karıştırılıyor. Bu konu hakkında tespitleriniz var mı?
Son dönemde özellikle özgüven kibirle, nezaket eziklikle karıştırılır oldu. Özgüven ‘Ol’abilmekle ilgilidir, ‘Sahip olmak’la değil. Mevlana ‘Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol’ der. İşte bende tam da bu noktadaki ‘olmak ‘tan bahsediyorum.

ÖZGÜVEN KENDİNİ BİLMEKTİR
– Kıyafetlerimiz, davranışlarımızla uyumlu olduğunda özgüvenimizi iyi yansıtabiliyoruz. Bu uyumu nasıl yakalayabiliriz?
Özgüvenli bir duruş iyi bir ilk izlenimin temelidir. İster iş hayatı, isterse de görünüm; kendine güven başarının ilk şartıdır. Özgüveniniz buz dağının görünmeyen kısmıdır. Özgüven kendini bilmek, kendini tanımaktır. Bir film yıldızı kadar güzel ya da yakışıklı olmayabiliriz ama görünüşümüzden tam anlamıyla kendimizi bilerek hoşnutsak ve görünümümüzle bulunduğumuz yere uygunsak o zaman bir film yıldızından daha çok ışıldayabiliriz. Önemli olan görünümle enerjiyi bütünleştirebilmek, yani denge.

– Görünümümüzü güçlendirmek ve daha karizmatik kılmak nasıl mümkün olabilir?
İyi görünmek herkesin hakkıdır. Görünüm bir merhaba’dır. “İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, davranış ve karakterleriyle uğurlanır” sözünü bu yüzden çok severim. ‘Merhaba’dan sonra sohbet gelir.

EN İYİ RENK, ÜZERİNİZDEKİDİR
– Her sezon belirli renkler ön plana çıkar o sezona damgasını vurur. Sırf modayı takip etmek adına her rengi herkes taşıyabilir mi?
Modanın modası hiçbir zaman geçmez. Moda bize her sene yeni bir şeyler sunuyor, sunacak da… Modayı kendimize uyarlamak önemlidir. Kendi vücudumuza uygun giyinebilmek, kendi enerjimize, karakterimize, saç, göz ve cilt tonumuza uygun renkler seçebilmek. Bu yüzden danışanlarıma “Doğru renk yoktur doğru ton vardır” derim hep. Örneğin bu kış kiremit kırmızısı olacak her mağazada. Eğer pembe-beyaz tenli ve siyah saçlı bir kadınsam bu renk çok moda olsa dahi bana yakışmayacaktır. Bunu bilmek hem psikolojik, hem zamansal, hem de parasal olarak bir özgürlüktür. Bana yakışmayan beni kötü hissettiren renkte bir parça almayacağım, zamanımı alışveriş merkezinde kiremit rengi palto arayarak geçirmeyeceğim ve param cebimde kalacak.

– Renkler özgüvenimizi yansıtırken aslında neler fısıldar?
“Dünyadaki en iyi renk, sizin üzerinizde en iyi durandır.” Coco Chanel, çok iyi özetliyor aslında. Renklerin doğru tonlarını kullanarak daha genç, daha dinamik, daha ince, daha güzel, daha zarif, daha şık görünebiliriz. Renklerle gençleşebilir, incelebilir, stilimizi oluşturabilir, özgünleşebilir, güzelleşebiliriz. “Hangi renkler bana yakışır?” Bu soruyu saç renginiz, makyajınız, aksesuar ve kıyafetleriniz için modanın bize sunduğuna bağımsız biliyorsanız kendinizi iyi hissedersiniz ve bu da enerjinize yansır. Duygular davranışları oluşturur ve yapılan deneyler ve araştırmalar renklerin duygularımızı etkilediğini bize söylüyor. E duygular da davranışlarımızı etkiliyor.

– İmajımızı hem kişiliğimize uygun bir çizgide tutabilmek hem de kaliteli bir görüntü elde edebilmek çok zor mu?
Zor diye bir şey yok, emek var. Kolay gibi görünse de sade, kaliteli ama şık olmak aslında en zorudur. Daha iyi bir imaja sahip olmak, başka bir insanmış gibi davranmak değildir. Şıklık, üzerinizdeki kıyafetten çok bir duruş, bir kalite meselesidir ve kalite de bir bütündür.

Bir kıyafeti değerli yapan içindeki bireydir. İmaj da işte bu yüzden kişiliğinize oturmayan sahte bir kılık kıyafet değildir. İmaj görünümden çok daha fazlasıdır. İçte olan tüm potansiyelin dış dünyaya etkili bir şekilde sunumudur. Bu yüzden çalışılması ve profesyonel olarak desteklenmesi gerekir.

– Siz danışmanlık anlamında ne kadar müdahale ediyorsunuz?
‘Amaç insanları değiştirmek değil, kim olduklarını kıyafetlerle anlatma fırsatı vermek’ der Dries Van Noten, benim yaptığım da işte bu.

– Kişisel bakımın imajımızdaki önemi nedir? Kullandığımız parfüm, saçımız, ellerimiz, makyajımız bu yelpazenin içinde ne kadar önem kazanıyor?
Bütünü zirveye taşıyan detaylardır. Nasıl koktuğumuz, parfümümüz, tırnaklarımız ve ellerimiz, saçımız, makyajımız, hepsi ama hepsi imajımızı parçası. Her şey kişisel hijyen ve temizlikle başlar. Mesela parfüm stilimizin imzasıdır. Fakat kişi ter kokuyorsa, üstüne en güzel parfüm de sıkılsa koku dünyanın en kötü kokusu olacaktır. Seminerlerimde bunu sık sık dile getiririm.

Bakımlı olmak imajımızın bir parçası ama bakımlı olmak her şeyi takıp takıştırmak, sürüp sürüştürmek değildir. Seminerlerimde her zaman söylediğim bir şey vardır: Az olan çoktur. Çok makyaj hiç makyajdır. Çok aksesuar hiç aksesuardır. Doğal olmaksa saçını taramadan dışarı çıkmak değildir.

ALIŞVERİŞ İÇİN ’5N1K’ MUTLAKA SORULMALI
Elbette çok para harcamadan şık görünebiliriz. Şıklığın markası değil, tarzı vardır. Hep buna inandım. Bazen ucuza diye aldığımız bir şey de eğer hiç kullanılmıyorsa bize çok pahalıya mal olabiliyor. Yani her ucuz uygun değildir.

‘Kombin’ her şeydir. Satın aldıklarımızın kombinlenebilir olması bizi hem parayı iyi yöneten, hem stil sahibi, hem beğenilen, hem özgüvenli, hem de zamandan tasarruf sağlayan bir bireye dönüştürür. Zaman her şeydir, para da önemli. Konferans ve seminerlerime katılanlar bilirler, benim meşhur bir ‘5N1K’ Formülüm vardır: “Ne alıyorum, neyle giyeceğim, ne için giyeceğim, nerede giyeceğim, ne zaman giyeceğim, nasıl giyeceğim ve önemli son soru kaça alıyorum?” Bu soruları alışveriş yaparken kendimize sormamız gerekiyor.

Bir danışman olarak danışanlarıma bir kez giyecekleri hatta hiç giyemeyecekleri ama çok güzel olan kıyafetleri, aksesuarları aldırmak değil, tam tersi işin ekonomik, psikolojik ve zaman üçgeninde bir optimizasyon yaparak, akıllı gardıroplar yaratıp, kişinin kombin yapabilme yetisini güçlendirmek, vücuduna, sosyal ve iş yaşamına uygun görünümü kazandırmak ve stil sahibi bir birey olabilmesini sağlamaya çalışıyorum. Benim bir danışman olarak önerim şu:

En güzel giysiniz özgüveniniz, en güzel aksesuarınız gülüşünüz ve en güzel ayakkabınız da zarafetiniz olsun. Hayata gülen gözlerle ve tutku ile bakarsak; saçımız, makyajımız, aksesuarlarımız ve kıyafetlerimiz bizlerin daha da ışıldamasını sağlar.

İÇİNDE BEYEFENDİ YOKSA TAKIM ELBİSE DE YOKTUR
Önce özen göster: Her gün yeni bir gündür. Başkalarının bize nasıl davranacaklarını biz belirliyoruz. Görünümümüze göstereceğimiz özen, önce kendimize sonra karşı tarafa gösterilmiş saygıdır ve insanlar kendimize ne kadar saygı duyduğumuzu hemen fark ederler.

Tarzınızı belirleyin: Stil sahibi olmak kendini tanımak ve bilmekle başlar. Bunu yaparken iş hayatınızı, sosyal hayatınızı, karakteriniz, yaşadığınız yeri, iklimi, olmak istediğiniz kişiyi yani en iyi versiyonunuzu hesaba katın.

Gardırobunuzu planlayın ve düzenleyin: Gardırobunuz sizin yatırımınızdır. Yatırımınızı akıllıca yapın. Moda olanı değil, size yakışanı seçin. Size uyumlu, doğru renkleri kullanın. Detaylara önem verin. Saç, makyaj, aksesuarlar, ayakkabı, çanta gibi…

Kendinizi güncelleyin: Aldığınız kıyafetlerin kumaşı ve dikişi ve ütüsüne dikkat edin. Kıyafetin algı değerinin yüksek olması bu üç maddeye bağlı, unutmayın. Kıyafet ve aksesuarlarınız nereye gitmek istediklerini değil, nerede olduklarını ve nerey

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Dünya’da en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?

turizm, singapur, seyahat, paris, londra, en çok ziyaret edilen şehirler, dubai, bangkok

“Dünyada en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?” sorusundan hareketle bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucunda ise öne çıkan ilk 5 şehir belirlenmiş. Peki, sizce hangi şehirler bu listede yer almıştır? İşte yanıtı…

Dünya’da En Çok Ziyaret Edilen Şehirler

Küresel seyahat ve turizm endüstrisi tahmini olarak yılda 8,8 trilyon dolar değerinde. Ziyaretçileri ve harcama alışkanlıklarını izleyen bir araştırmanın sonuçlarına göre son 10 yılda da turizm harcamalarında ortalama %7,4 bir artış görülmekte.

Bu esnada da bazı şehirler öne çıkmakta. Örneğin, önümüzdeki yıl Japonya’da yapılacak 2020 Olimpiyatları ile Tokyo’nun (şu anda 9. sırada) %10’un üzerinde bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

İşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

5.Singapur

2018’de 14.76 milyon ziyaretçi Singapur’a gitti. Listedeki en çok ziyaret edilen şehirlerin yarısı, son 10 yılda büyük artış gösteren Asya-Pasifik bölgesinden. Bölge ağırladığı turist kapasitesi açısından son 10 yılda %9,4 büyüdü.

4.Dubai

60 yıl önce Dubai sadece bir balıkçı köyüydü. Bugün ise Emirlik nüfusu 3 milyondan fazla. Geçen yıl şehrin ağırladığı ziyaretçi sayısı 15.93 milyonu buldu.

Ziyaretçilerin seçtikleri destinasyonda ne kadar para harcadıkları söz konusu olduğunda; alışveriş merkezi, konferanslar ve sergiler ilk sırada. 2018’de ziyaretçiler 30.82 milyar dolar harcadı.

3.Londra

Big Ben, Parlamento, Buckingham Sarayı…
Londra, ünlü simge yapılar ile doludur. Bu sebeple geçen yıl 19.09 milyon insanın oraya gitmesi çok da şaşırtıcı değil.

Ancak, Londra, ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşayan ilk 10’daki tek şehir – geçen yılın sıralamasına göre bu düşü %4 civarında

Tate Modern sanat galerisi (5.86 milyon), İngiliz Müzesi (5.82 milyon) ve Ulusal Galeri (5.73 milyon) şehrin en büyük üç ziyaretçi çeken merkezi.

2.Paris

Londra’nın kayıp yaşaması Paris’e kazanç olarak döndü. Paris, sıralamada üçten ikiye yükseldi; İngiltere’nin başkentinden ziyaretçi çaldı. Paris’te görülecek çok sayıda şey var bunların en başında da dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi Louvre geliyor.

Her yıl bu müzeye gelen 10.2 milyon insandan yaklaşık %80’inin de sadece Mona Lisa’yı görmeye geldiği düşünülüyor.

1992’de açılan Disneyland Paris, şehrin diğer turistik yerlerine gölge düşürüyor. 1992 ve 2017’de açılma arasındaki 25 yılda 320 milyon ziyaret ağırlayarak Avrupa’nın en iyi turizm merkezi haline geldi. Fransız ekonomisine 75 milyar dolar (68 milyar €) katkıda bulundu ve Fransa’nın turizm gelirinin %6.2’sini temsil ediyor.

1.Bangkok

Dört yıl boyunca en üst sıralarda yer alan Tayland’ın başkenti geçen yıl 22 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin 2018 verilerine göre, Tayland Güneydoğu Asya’daki en büyük turizm ekonomisine sahip. Turistlerin geçen yıl Bangkok’da bıraktığı 70,1 milyar doların Tayland ihracat gelirlerinin %20,8’ini oluşturduğu düşünülüyor.

Tayland para biriminin güçlenmesi ve küresel ekonomideki yavaşlamanın Tayland’ın turizm gelirini etkilemesi bekleniyor.

Yazar: Büşra Meral
Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kariyer diyetine var mısınız?

şirket, Manşet, kariyere yön vermek, kariyer diyeti, kariyer, iş hayatı, 90 günlük kariyer diyeti

Patronunuz işinize kattığınız değerin farkında mı? En son ne zaman bir üst pozisyona atandınız? Ekibin kilit oyuncularından biri misiniz? Eğer bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız doğru yerdesiniz. İşte kariyerini daha doğru yönetmek isteyenler için 90 günlük kariyer diyeti…

90 günlük kariyer diyetiyle kariyerinizi şekillendirin

Milyonlarca kişi her yıl, sağlıklı yaşam için diyete başlıyor ve hayatında bir şeyleri yoluna sokmaya çalışıyor. Global danışmanlık şirketi Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison’da, çalışanlara kariyerlerini daha iyi yönlendirmeleri için “90 günlük kariyer diyeti” tavsiye ediyor…

Şu anki işiniz ne kadar ilginizi çekiyor?

Sabahları işe gitmekte zorlanıyor musunuz?

Patronunuz işinize kattığınız değeri farkında mı?

En son ne zaman takdir edildiniz?

Son performans değerlendirme notunuz iyi miydi?

Şirketinizde vazgeçilmez biri olarak görülüyor musunuz?

En son ne zaman terfi ettiniz?

En son ne zaman işinizde yeni bir şey öğrendiniz?

Eğer yukarıdaki sorulardan birkaçına olumsuz cevap veriyorsanız, 90 günlük kariyer diyetini yapmak için iyi bir adaysınız demektir. Soruları cevaplarken, kendinize karşı dürüstseniz, süreç sizin için daha kolay ilerleyebilir.

Gary Burnison’ın kariyerine yeni bir yön vermek isteyenlere önerileri şöyle;

1- Kendinizi iyi tanıyın

Kariyerinizi şekillendirmeye çalışırken, disiplinli olmaya ve yeni alışkanlıklar edinmeye ihtiyacınız var. Vücudunuzu şekillendirmek için bir spor salonuna üye olmak gibi, kariyerinizi şekillendirmek için de bir plana ve koçluğa ihtiyacınız var.

Ödeviniz: Mevcut durumu değerlendirme

Kendinizi tanımalı ve kendinizle ilgili bir bakış açısına sahip olmalısınız. Güçlü ve zayıf yanlarınız, becerileriniz ve deneyimleriniz, tutkulu olduğunuz şeyler, amaçlarınız, sizi motive eden şeyler konusunda net olmalısınız.

Kim olduğunuzu farkında olun!

İddialı mısınız yoksa pasif misiniz?

Risk almaktan kaçıyor musunuz?

Tecrübenize ne kadar güveniyorsunuz?

2- Hedeflerinizi belirleyin

Motivaston kaynaklarınızı bilin ve hedefleriniz konusunda net olun. Sizi, motive eden şey ne? Hangi şirket kültüründe çalışmak sizin için daha uygun, bu konuda net bir karar verin. Bu kararı alırken internetten ya da çevrenizden destek alın. Çalışmayı planladığınız şirketle ilgili detaylı bilgi edinin.

3- Network’ünüzü yönetin

Yeni bir iş bulmanın önemli noktalarından biri de güçlü bir network’e sahip olmak. İş hayatında tanıdığınız bir kişinin size ne zaman yardımcı olabileceğini kimse bilemez. Bu nedenle ilişkiler konusunda da iyi olmanız gerekiyor. Belli aralıklarla network’ünüzdeki kişilerle kontakta olun ve ilişkilerinizi sıcak tutun.

4- Özgeçmişinizi güncelleyin

Sizi en iyi şekilde anlatan bir özgeçmişe sahip olmalısınız. Hakkınızda önemli bilgileri içeren ve kendi içinde tutarlı olan bir özgeçmiş hazırlamalısınız. Bugüne kadar farklı deneyimler edinmiş ve farklı görev almış olabilirsiniz. Burada önemli olan başvurduğunuz pozisyona en uygun olan deneyimlerinizi ön plana çıkarmanız.

5- Mülakatlara özenle hazırlanın

Bir mülakat için yapılması gereken en önemli hazırlık “Psikolojik” hazırlıktır. Heyecan seviyenizi kontrol altında tutarak iyi bir görüşme süreci geçirmek için mülakatlarınıza öncelikle ruhsal olarak hazırlanın. Güler yüzlü olun ve sorular sormaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz pozisyona uyan yetkinliklerinizin altını çizerek anlatın.

6- İşe alındıktan sonra da diyete devam edin

Tüm bu hazırlıklar sonrasında yeni bir işe başladıktan sonra da kariyeriniz için çalışmaya devam etmelisiniz. Günümüzde aynı şirkette çalışma süresi çok uzun değil. Bu nedenle yeni bir değişikliğine en azından asgari düzeyde hazır olmak için gerekli önlemleri almanız gerekiyor.

Unutmayın, 90 günlük kariyer diyetinin amacı; disiplin kazanmak ve daha fazla başarı elde ederek bu başarıları sürdürecek alışkanlıklar edinmektir.

Yazar:  Özden Yılmaz 
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş yerinde istikrar ne kadar önemli?

performans, Manşet, iş yerinde istikrar, iş hayatı, çalışmak, çalışma süresi

Bir iş yerinde ne kadar süreyle çalışmak doğrudur? Çok iş değiştirmek mi yoksa uzun süre aynı iş yerinde çalışmak mı gerekir? Tüm bu soruların ideal bir cevabı var mıdır? İşte www.bbc.com sitesinin yanıtı…

Aynı işte ne kadar çalışmalı?

Bazıları bir işte sekiz ay çalıştıktan sonra ayrılmanın normal olduğunu, bazıları ise 18, 48, hatta 72 ay kalıp yeteneklerinizi kanıtlamanız gerektiğini söylüyor.

Bu konudaki farklı düşünceleri almak için Quora adlı paylaşım sitesine başvurduğumuzda karşılaştığımız cevapları şöyle özetleyebiliriz.

Yeni başladığınız işte ne kadar kalıp kalmayacağınızı belirleyen iki faktör vardır: O işten ne kadar öğrendiğiniz ve kariyeriniz için yaratabileceği fırsatlar.

İşinizi 8, 18, 48 ve 72 aylık dönemler halinde değerlendirmeniz salık veriliyor. İyi bir gerekçeniz olmadan yeni başladığınız bir işten 8 aydan önce ayrılmanız başarısızlık olarak algılanabilir; deneme süresinden ya da ilk performans değerlendirmesinden geçmediğiniz düşünülebilir.

Makul süre

Uzmanlar 18 ayın kabul edilebilir sosyal limit olduğunu, sizin en azından bir değerlendirme dönemini başarılı tamamladığınız anlamına geleceğini belirtiyor.

Performansınızın özellikle kötü olduğuna ya da yerinizde saydığınıza dair bir bilgi yoksa dört yıllık (48 ay) bir süre sizin için “tam not” demektir. Başarınız sürekli artış göstermiş ve en azından bir kez terfi etmişseniz iyi durumdasınız demektir. Bunların hiçbiri henüz olmamışsa iki yıl daha o işte kalıp bu eksikleri gidermek gerekir.

Altı yıl geçmiş ve hala terfi etmemiş ya da daha iyi bir projeye geçmemişseniz artık kaygılanma vakti gelmiş demektir. Altı yıl aynı mevkide kalmak kişinin yeterince hırslı ya da motivasyonlu olmadığının göstergesi olarak algılanır. En azından işten çıkarılmamış olmak da belki bir başarıdır, ama averajdır. Oysa terfi ettiğiniz sürece o işte istediğiniz kadar çalışabilirsiniz demektir.

İstikrarın önemi

İstikrar konusunda da söylenmesi gerekenler vardır. Çok yönlü bir ofis işinde ortalama bir insan en çok iki yılda her şeyi öğrenebilir. İşinizi çok iyi yapıyorsanız terfi edilirsiniz, edilmediyseniz de o işten nefret etmeniz ya da çok daha iyi başka bir fırsat çıkması halinde ancak ayrılmanız tavsiye edilir.

Fakat kısa sürede birçok kez iş değiştirmek de iyi karşılanan bir şey değildir. Çabuk sıkıldığınızın, işten çıkarıldığınızın ya da her an çalışma ekibinizi bırakmaya hazır olduğunuz şeklinde algılanabilir.

İstisnalar da var

Ama her durumda olduğu gibi burada da istisnalar olabilir. Quora’da verilen bir örnek şöyle: Her ikisi de sekiz yıllık tecrübeye, benzer eğitim düzeyine sahip iki aday aynı işe başvuruyor. Biri her işinde ikişer yıl kalarak dört iş değiştirmiş, diğeri ise iki ayrı işte dörder yıl çalışmış. Hangisini seçerdiniz?

Müdür, daha çok sayıda işte çalışarak farklı alanlarda tecrübe edinmiş birinci adayı seçmiş. Onun esneklik, tecrübe çeşitliliği ve uyum sağlama yeteneği sergilediğini düşünmüş.

Yani bir şirkette uzun süre çalışmış ve iş değiştirmek istiyorsanız önce orada somut bir başarı kaydettiğinizden emin olmalı, sonra yeni sorumluluklara hazır olduğunuzu göstermelisiniz.

Kalbinizin sesini dinleyin

Bazıları ise yaptığınız işi sevmiyorsanız ille de belli bir süre tamamlamanız gerektiğini düşünerek o işte kalmanın doğru olmadığını, kendi hayatınızı başkalarının belirlediği kurallara göre değil kendi kurallarınıza göre yaşamak gerektiğini söylüyor.

Yeni başvuracağınız işte önceki işinizden ayrılma nedeniniz sorulduğunda ise eski işinizden neden memnun olmadığınızı, bu işin neden farklı olduğunu anlatmanız, güçlü ve özgüvenli olduğunuzu göstermeniz yeterli olabilir.

Yazar: Maria Atanasov 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND