Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İki kadının başarı öyküsü…

150 bin YTL cirolu www.anneyiz.biz sitesinin kurucusu Pınar Yücel ve www.tarimsalpazarlama.net sitesiyle Türkiye”de ilk kez internetten sebze satan Tülin Akın, iki başarı örneği. Okuyunuz, esinleniniz.

150 bin YTL cirolu www.anneyiz.biz sitesinin kurucusu Pınar Yücel ve www.tarimsalpazarlama.net sitesiyle Türkiye”de ilk kez internetten sebze satan Tülin Akın, iki ”sanal” başarı örneği

Geçtiğimiz günlerde İstanbul”da, Conrad Otel”in büyük bir salonunda kadınlara yönelik farklı bir etkinlik vardı. Intel firmasının bu yıl ikincisini düzenlediği 30 Mart Kadın ve Bilişim Günü, ”Teknolojiyle Başarıyoruz” temasıyla kutlanıyordu. Bazısı yanında küçük çocuğuyla gelen çok sayıda kadın bilgisayarla buluştu o gün. Kimi hayatında ilk kez bir bilgisayara dokunuyordu, kimi internetin yeni nimetlerini keşfetmekle meşguldü. Kendilerine yardımcı olmak için orada bulunan gençlere, merak ettikleri her şeyi iştahla soruyorlardı. Bu arada yapılan konuşmalardan bilgisayarın ve internetin nelere kadir olabildiğini de dikkatle dinlediler.

Konuşmacılar arasında ise iki kadın vardı ki yaşamları sadece birkaç yıl içinde, kendi yarattıkları internet siteleri sayesinde tamamen değişmişti. Elde ettikleri başarıyla biri, kendisi gibi sorunlar yaşayan annelerin, diğeri ise ürünleri ellerinde kalan çiftçilerin derdine derman oluyor artık. Aşağıda internetle gelen bu iki başarı hikâyesini okuyacaksınız.

”Kurduğum hayallere inandım”

Pınar Yücel 33 yaşında. Kendisine mesleği sorulduğunda ”anne” diyor. 29 yaşında anne olmuş ve bu vesileyle başvurduğu internet sayesinde hayatı tamamen değişmiş. Şu anda 150 bin YTL cirolu, evden çıkmış bir tekno-kadın kuruluşu haline dönüşmüş olan www.anneyizbiz.com sitesinin kurucusu. Sitenin 28 bin üyesi, 35 bin okuru var. Yaklaşık bir buçuk yıldır da ekibiyle birlikte aynı adla bir dergi yayımlıyor, İstanbul”da ücretli satılan bu dergi Anadolu”da binlerce kadına kargo ücreti karşılığında ulaştırılıyor. Levent”te bebekler, çocuklar ve anneler için yapılandırılmış bir oyun ve yetenek geliştirme merkezleri var. Yücel”in, Kanal Türk”te yayınlanacak televizyon programının ilkini de bugün izleyebilirsiniz.

Şimdi her ay pek çok bebeğe, çocuğa ve anneye yiyecek, giysi ve bilgi götüren Pınar Yücel”in bundan üç buçuk yıl önce eşi ve yeni doğmuş oğlundan başka bir şeyi yoktu. Peki bu başarı hikâyesi nasıl yazıldı? “Hayal kurdum,” diyor Yücel ve devam ediyor, “Kurduğum hayallere inandım. İnandığım hayalleri gerçekleştirmek için harekete geçtim. Çok çalıştım. Kendimi geliştirdim. Hiçbir zaman şikâyet etmedim. İşime değer verdim ve ona bebeğime bakar gibi baktım. Üzgün günler geçirdim, ama coşkumu kaybetmedim…”

”Hiçbir şeyden korkmayın”

2001 yılında bilişim sektöründe çalışan genç kadın, o sıralar günde ortalama 16 saat çalıştığı halde eşiyle ortak gelirleri minimal düzeydeymiş. Beşiktaş”ta küçücük bir evde yaşarken tek eğlenceleri CNBC-e dizileri ile internetmiş. O yıl kazayla hamile kalmış ve 2002”de oğlunu doğurduğunda işten ayrılmış. Anne olduğunda ilk kez kendisini bir kadın gibi hissetmiş, ancak geçirdiği zor günler ve tecrübesizliği yüzünden sütü gelmemiş. Sürekli ağlıyormuş.

Zorlamalarla gelen sütü bebeği istemiyormuş. Sonunda evdeki herkesi göndermiş ve bebeğiyle yalnız kalmış. İşte hikâye orada başlamış. O sıralar, sorunlarını paylaşacağı, fikir alacağı diğer yeni annelere ihtiyaç duymuş Pınar Yücel. “Ben kimim? Anneyim. Tek tek anne olmaktansa bir arada olmamız lazım. Paylaşmamız, konuşmamız birbirimize sarılmamız lazım, diye düşündüm,” diyor genç anne. Aradığı şeyi bulamayınca da kendisi yapmaya karar vermiş. Ve Anneyiz.Biz.”in içeriğini oluşturmaya başlamış. 31 Ekim 2002”de internet kapılarını açmış, ancak haliyle tanıtım imkânı için ayıracağı bir bütçesi yokmuş. Fakat zamanla site, kendi kendisinin tanıtımını yapmaya başlamış. Fısıltı gazetesi kendiliğinden işlemiş; herkes birbirine tavsiye ediyormuş ve özellikle çalışan annelere hitap eden site hızla gelişmiş. “Ne kadar gerçek, içten ve bizden,” yorumları almaya başlamış. Yücel, “Anneyiz.Biz yazarları anneliği oynamadan yazıyorlar çünkü. Rol yapmadan. Ben iyi anneyim numarası olmadan,” diyor. Kızgınlıklarını, sevinçlerini, doğru bildiklerini ve hatalarını da paylaşıyorlar okurlarıyla.

Pınar Yücel”in, başarmak isteyen tüm kadınlara önerileri de var. Öncelikle, “Zor günler geçirebilirsiniz, parasız kalabilirsiniz ama asıl kayıp, yaşam heyecanınızı kaybetmek olur. Çünkü yaşama sevinci öğrenme ve yapabilme duygunuzu harekete geçiriyor,” diyor. Fikirlerinizi, güvendiğiniz insanlarla tartışın. Kimseye vaatlerde bulunmayın. Kendinize zihni, vizyonu, zevkleri ve hedefleri benzer olan yoldaşlar seçin. Ne yapın ne edin fikirlerinizi, ürününüzü, projenizi tescil ettirin. Hiçbir şeyden korkmayın! Bırakın teknoloji sizden korksun. Onu kullanın, kolaylıklarından faydalanın, kendinize zaman ayırın. Bir hobiniz varsa onu ticarete dönüştürün. Teknolojiyi kullanın, hayatınızı değiştirin… Bunlar da Pınar Yücel”in kadınlara diğer tavsiyeleri.

”Mıncıklamadan domates mi alınır?” dediler

24 yaşındaki Tülin Akın, Türkiye”nin, tarım sektörü için oluşturulmuş ilk ve tek tarımsal e-ticaret platformu olan www.tarimsalpazarlama.net”in proje koordinatörü. Öğrenciyken başladığı projeyi ticari boyuta taşıyarak kendi içinde 12 kişiye istihdam yaratabilecek hale getirmiş. Bugün 6 binin üzerinde üyesi olan site her hafta düzenli olarak 27 bin kişiye, yeni işbirliği olanaklarını bildiren bir e-bülten ile ulaşıyor.

İstanbul”da doğup, öğretmen bir ailenin çocuğu olarak eğitimini Anadolu”nun çeşitli okullarında tamamlayan Tülin Akın”ın hikâyesi, 2003 yılında Akdeniz Üniversitesi”ne bağlı Korkuteli Meslek Yüksek Okulu Tarımsal Pazarlama bölümüne girmesiyle başlıyor. Okuldayken, tarımsal üretim bölgelerine yaptığı ziyaretlerde tarım sektöründeki iletişimin çok ilkel koşullarda gerçekleştiğini görmüş ve www.tarimsalpazarlama.net platformunu hayata geçirmeye karar vermiş. Sektörün duyarsızlığına ve desteklemek yerine kösteklemesine rağmen projeyi Türkiye ve yakın ülkelerde duyurmayı başarmış. İsrail, Hollanda, Almanya, İspanya ve İtalya”dan gelen talep ve işbirliği imkânlarını site üzerinden duyurmaya başladığında projenin kırılma noktası gerçekleşmiş ve bilinirlik seviyesi oldukça yükselmiş.

Akın, bilgisayarla tanışmasını şöyle anlatıyor; “15 yaşımda liseden mezun olduktan sonra iki kez üniversiteyi kazanmama rağmen ailem beni okula göndermedi. Bilgisayarla ilk tanışmam 2000 yılında bir bilgisayar kursunda oldu. Bilgisayar programlarını öğrenmekle işe başladım, öğrendiğim her program bana yeni işlerle geri döndü. İnternetle de tanışmamla, dünyayı yeniden keşfettim. Aradığım, merak ettiğim her şeyi bulup, çok zor işlerin kolaylaştığını gördüm. Mesela ”kapı kapı iş aramak” deyimini internet yok ediyordu.” Bilgisayar öğrendikten sonra çalışma hayatına atılmış ve kendi parasını kazanıp, tekrar sınava girmiş ve üniversiteyi kazanmış Tülin Akın. Bu sefer kendi masraflarını karşılayabildiği için, ailesi maddi zorluk yaşamadan üniversiteye gidebilmiş.

”İnternet günahtır”

Ve Akdeniz Üniversitesi Tarımsal Pazarlama bölümünde okurken de internetin nimetlerinden yararlanmayı aklına koymuş. “Türkiye”de tarım alanında çok büyük bir pazarlama sorunu vardı. Tüm dünyada, pazarlamada aktif olarak kullanılan internetin bu yönde de kullanılabileceğini düşündüm ama yapacağım işin en büyük zorluğu, internet kullanımı çok az olan bir kesime internet projesi yapıyor olmamdı,” diyen Akın, bu alanda yeni internet kullanıcıları oluşturmak için ilgi çekmek zorunda olduğunu görmüş. Tabii bu arada bir ekip oluşturmuş, onu da internet aracılığıyla yapmış. “İnternete bıraktığımız bir ilan sayesinde programcımız Devrim Altınkurt”la tanıştık ve tam sekiz ay birbirimizi görmeden iş yaptık.

Birçok arkadaşımız projeye evden çalışarak devam ediyor ve biz koordinasyonu internet üzerinden sağlıyoruz,” diyor. Bu arada Türkiye”nin belli başlı gerçekleri, ekibin yaşadığı en önemli sorunların kaynağı olmuş. İnternet kullanımının çok düşük olması, tarım sektörünün az tahsil görmüş kişilerden oluşması ve karar verici kişilerin internet kullanmaması, bunların belli başlıları. ”İnternet günahtır,” diyenler, ”Mıncıklamadan domates mi alınır?” diyenler olmuş. ”Bırak bu projeyi, gel bizde çalış,” diyen iyi niyetliler de çıkmış! Bütün bunları kulak arkası eden Akın, arkadaşlarıyla birlikte projesini anlatmak üzere pek çok fuara katılmış. Üretici bölge toplantıları gerçekleştirmiş, düzenli olarak bilgilendirme mesajları göndermiş, bıkıp usanmadan internetin mutfakta mikser kullanmaktan ya da çiftçi için traktör kullanmaktan daha zor olmadığını anlatmış. Şimdi birçok çiftçi onun bu uğraşları sonucunda ürünlerini internet üzerinden satıyor ve kendisine yarar sağlıyor. Tülin Akın, bu başarı öyküsünün arkasında ihtiyaca yönelik içerik hazırlamalarının, siteyi sıklıkla güncellemelerinin, vizyon çalışması yapmalarının ve çiftçileri yurtdışı bağlantıları ile tanıştırmalarının olduğunu söylüyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Süt kemik sağlığı bakımından yararlı mı?

sütün faydaları, Manşet, kemik gelişimi

Kemik gelişimi için sütün önemli olduğunu yıllardan beri duyarız. Peki gerçekten süt içmek kemiklerin güçlenmesine düşünüldüğü kadar katkı sağlar mı? İşte www.bbc.com sitesinden hepimizi aydınlatacak nitelikte bir makale…

Süt gerçekten kemikleri güçlendiriyor mu?

Kemiklerimizi güçlendirmek için süt içmek gerektiğine dair sözleri çocukken hepimiz duymuşuzdur.

Süt kalsiyum içerir. Kalsiyum da kemik yoğunluğu için gerekli bir mineral olarak biliniyor.

Ancak süt tüketimi ile kemiklerin güçlenmesi arasında kesin bir bağ olduğunu kanıtlamak o kadar da kolay değil.

Bunu kanıtlamak için iki büyük grupla bir deney yapılması, bunlardan birinin yıllar boyunca bol miktarda süt içerken diğer gruba süt görünümünde plasebo içecek verilmesi gerekiyor. Ama bunu pratikte uygulamak zor.

Onun yerine şu yapılabilir: Binlerce insana geçmiş yıllarda ne kadar süt içtikleri sorulup sonra da en az 10 yıl gözlemlenerek düzenli süt içenlerde daha az sayıda kemik kırılması vakasına rastlanıp rastlanmadığının tespit edilmesi.

ABD’de Harvard Üniversitesi 1997’de böyle bir araştırma yapmıştı. 77 bin kadın hemşire 10 yıl boyunca gözlemlendi. Ancak haftada bir bardak süt içenlerle iki ve daha fazla bardak içenler arasında kol ve kalça kırıkları vaka sayısı bakımından önemli bir fark görülmedi.

Etkisi iki yıl sürüyor

Aynı ekibin 330 bin erkekle yaptığı araştırmada da benzer bir sonuç alındı.

Bu alandaki 15 farklı araştırma 2015’te Yeni Zelandalı bir ekip tarafından incelendiğinde, süt içmek de dahil, kalsiyum bakımından zengin bir diyetin kemikteki kalsiyum yoğunluğunu iki yıl artırdığı, ancak sonra bu artışın durduğu gözlendi.

Diyetle alınan kalsiyuma alternatif olarak haplarla kalsiyum takviyesi de yapılabiliyor. Ancak takviyelerin uzun vadede olumsuz etkide bulunduğuna dair endişeler var.

Yeni Zelandalı ekip 51 araştırmayı inceleyerek kalsiyum takviyesinin uzun vadede avantajları ile olumsuz etkilerini kıyasladığında, onlar da kemiklerdeki güçlenmenin bir-iki yıl sonra durduğunu tespit etti.

Kalsiyum takviyesi, kemik yoğunluğunda yaşlanmaya bağlı kaybı durdurmuyor, sadece geciktiriyordu. Ekip, kemiklerde kırılma oranı bakımından bunun ancak ufak bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardı.

Aynı veriler farklı ülkelerde incelendiğinde, günlük alınması gereken kalsiyum miktarı bakımından farklı öneriler ortaya çıkmıştı. Örneğin ABD’de önerilen miktar İngiltere ve Hindistan’dakinin iki katına yakındı. ABD’de günde yaklaşık üç su bardağı süt içilmesi salık veriliyor.

2014’te İsveç’te yapılan bir araştırmada ise günde üç bardaktan fazla süt içmenin kemikler için daha fazla yarar getirmediği, hatta zararlı olabileceği sonucuna varılmıştı.

Uppsala Üniversitesi ve Karolinska Enstitüsü’nün yaptığı araştırmada, insanlara önce 1987’de ne kadar süt içtikleri soruldu, daha sonra aynı soru 1997’de tekrarlandı.

2010’da bu insanlar arasında ölüm oranı incelendiğinde günde bir bardak süt içenlerde daha fazla kemik kırılması ve erken ölüm oranına rastlandığı görüldü.

Peynir ve yoğurt daha mı etkili?

Ancak bu araştırmanın da bazı sorunları vardı. İnsanlara daha önceki yıllarda ne kadar süt tükettikleri sorulmuştu, bunu doğru bir şekilde tahmin etmek mümkün olmayabilirdi, zira süt tüketimi farklı şekillerde olabilirdi.

Ayrıca bu tür araştırmalardaki en büyük sorun burada da kendisini gösteriyordu: İki olay birbiriyle gerçekten bağlantılı mı veya neden-sonuç ilişkisi gerçekten var mı?

Aynı araştırmada kafa karıştıran bir diğer sonuç ise peynir ve yoğurt tüketimi ile daha az sayıda kırık oranı arasında bir bağlantı kurulmasıydı.

Araştırmacılar, insanlara beslenme konusunda tavsiyelerde bulunurken bu sonuçların dayanak alınması için erken olduğunu, benzer araştırmaların tekrarlanması gerektiğini söylüyor. Bu sonuçlardan yola çıkarak beslenme düzenini değiştirme konusunda temkinli davranılması tavsiye ediliyor.

Yani kısaca diyebiliriz ki, mevcut verilere göre, süt içmeye devam etme konusunda bir sorun yok. Süt kemik sağlığı bakımından yararlı olabilir. Ama bu yarar sandığımız kadar uzun süreli olmayabilir.

Ayrıca kemik sağlığı açısından etkili diğer yöntemleri de uygulamak gerekir. Egzersiz yapmak ve beslenme, güneş ışığı ve fazla güneşin olmadığı yerlerde kışın D vitamini takviyesi yoluyla yeterince D vitamini almak gibi.

Uyarı: Bu makale sadece genel bilgi verme amacıyla yazılmıştır ve doktor tavsiyesi olarak ele alınmaması gerekir. Makalenin içeriğinden yola çıkarak okurun kendi başına koyduğu teşhislerden BBC sorumlu değildir. Sağlığınızla ilgili herhangi bir endişeniz varsa doktorunuza danışın.

Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Hepimizin biraz sakinleşmeye ihtiyacı var

sinirliyken sakinleşmek için ne yapmalı, sakinleşmek, Manşet

Günlük hayatımızda hemen her yerde can sıkıcı olaylarla karşılaşabiliyoruz. Bu olaylara verdiğimiz tepkiler de o anki ruh halimize göre değişiklik gösterebiliyor. Bu da bizi fazlasıyla yıpratabiliyor. Peki ne yapmalıyız? İşte sakinleşmek için kendimize sormamız gereken sorular…

Endişe duygusuna kapıldığınızda sakinleşmek için kendinize sorabileceğiniz sorular

Bazen insan sebepli veya sebepsiz yere endişeye kapılır. Öyle ki bu duygusunu başkalarına açıklamakta bile zorlanır. Anne babasının hastalanacağından, çok fazla para harcadığından, sevdiklerinin duygularını incitmekten, mesajlara cevap vermeyen bir arkadaş yüzünden bile endişelenir. Bir yakını eve geç geldiğinde, topluluk önünde konuşması gerektiğinde endişelenen sadece siz değilsiniz. Herhangi bir sebepten ötürü endişeye kapıldığınızda, göğsünüze bir ağırlık çöktüğünde şunu hatırlayın; yalnız değilsiniz. Endişe, birden fazla şekilde ortaya çıkabilir. Endişe duygusundan kurtulmanın da birden fazla yöntemi var. Bunlardan biri de sakinleşmek için kendinize soru sormak. İşte endişelendiğiniz zamanlarda bu duygudan uzaklaşmak için kendinize sorabileceğiniz sorular:

1. Bu gerçekten bir tehdit mi?

Hayatta kazalar olur. Ancak çoğu zaman endişe duygusuna kapıldığımızda, işlerin gerçekten de ters gittiğini söylemek biraz zor. Peki o halde sizi bu kadar endişelendiren şey ne? O şeyin gerçekleşme ihtimali ne? Bunu gerçekten bir anlığına da olsa düşünün. Bu sorulara bulacağınız yanıtlar, endişelenmenize sebep olan şeyin gerçek bir tehdit olup olmadığını kavramanızı kolaylaştırır.

2. Hazırlıklı olmak için elinizden gelen her şeyi yaptınız mı?

Hayatta bazı şeyleri kontrol edebilirsiniz, önlem alabilirsiniz. Bisiklete biniyorsanız, kask takmalısınız. Evdeki alarmın çalışıp çalışmadığını kontrol etmeli, sağlık sigortanızı ihmal etmemeli, düzenli aralıklarla doktora görünmelisiniz. Biraz sıkıcı bir çözüm olabilir ancak kendinize kontrol edilecekler listesi hazırlayabilirsiniz. Gözden geçirdiğiniz unsurları tek tek işaretlediğiniz zaman endişelerinizden bir nebze kurtulabilir, daha sakin ve planlı hareket edebilirsiniz.

3. Zihniniz biraz aşırıya kaçıyor olabilir mi?

Gecenin bir yarısı endişeye kapılmış, korkmuş ve yorgun düşmüş bir zihinden daha kötü ne olabilir? Eğer panik duygunuz ve endişeleriniz işle, başka insanlarla veya dikkatinizi dağıtacak herhangi bir şeyle ilgili olmayan saatlerde ortaya çıkıyorsa, bu durumda kontrolü ele almalısınız. Derin nefesler alıp vererek düşüncelerinizi değiştirebilir veya bir uyku meditasyonu videosu açabilirsiniz. Gece gelen kaygılarınızın, güneşin ışığıyla birlikte ortadan kaybolacağını düşünebilirsiniz.

Aslında korkmanız gereken şey, endişelerinize sebep olan şeyler değil, endişenin ta kendisi. Amerikalı ünlü yazar Seth Godin, “Endişe, davranışlarımızı verimli bir şekilde değiştirdiği zaman kullanışlıdır. Bunun dışında kalan endişe duygusu, dikkat dağınıklığının olumsuz hali, bizi çalışmaktan veya hayatımızı yaşamaktan alıkoymak için tasarlanmış bir oyalanma şeklidir” diyor.

Bir sonraki sefer panik duygunuz arttığında, endişelerinize kapıldığınızda kendinize sorular sorarak bu duyguyla baş etmeyi ve ondan kurtulmayı deneyebilirsiniz.

Kaynak: www.uplifers.com

Okumaya devam et

MAKALE

Evcil hayvan beslemenin çocuklar üzerindeki etkisi

Manşet, hayvan sevgisinin önemi, evcil hayvan, çocuk gelişimi

Evcil hayvan beslemek çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler? İşte www.yakiniliskiler.com sitesinden tüm bu sorulara yanıt olabilecek nitelikte bir yazı…

Evcil Hayvanlar Çocukların Gelişimini Nasıl Etkiliyor?

Hemen hepimizin kedi ve köpeklere dair çocukluk anıları vardır. Kimimiz bir sokak köpeğini sahiplenmek için ailemizi ikna etmeye çalışmışızdır, kimimiz bir yavru kediyi marketten aldığımız sütle beslemişizdir. Maalesef bazılarımız ise bu sevimli dostlarımızla oynarken ebeveynlerimiz tarafından uyarılmışızdır: “Sürme ellerini şu köpeğe!”, “Nereden buldun bu pis şeyi?!” Ebeveynler çocuklarının sağlığı ve güvenliğinden endişe ettikleri için böyle tepkiler veriyor olabilirler; fakat bu sevimli dostlarımız çocuklar için gerçekten birer tehdit mi? Evcil hayvanlar çocuklar üzerinde ne gibi etkilere sahipler?

2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ergenlik dönemindeki çocuklar evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden kardeşleriyle olan ilişkilerine göre daha fazla tatmin oluyorlar1. “Ama kardeşlerimizle ve evcil hayvanlarımızla aynı şeyleri paylaşmıyoruz ki” diye düşünebilirsiniz; fakat araştırmaya göre çocukların kardeşleriyle ve evcil hayvanlarıyla paylaştıkları şeyler birbiriyle hemen hemen aynı. Hatta bazı durumlarda çocuklar evcil hayvanlarına kardeşlerinden daha fazla şey anlatabiliyorlar. Buna ek olarak belirtmek gerekiyor ki; köpek sahibi olan ailelerin çocukları diğer evcil hayvanlara sahip olan ailelerin çocuklarına kıyasla evcil hayvanlarıyla olan ilişkilerinden daha memnunlar. Fakat bir köpekle yaşamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer hayvanlar da çocuklar için son derece faydalı birer dost görevi görüyorlar.

Çok sayıda araştırma gösteriyor ki, evcil hayvanlarımızla kurduğumuz temas oksitosin salgılamamıza sebep oluyor ve bu da bizim rahatlamamızı ve sakinleşmemizi sağlıyor2. Çocuklar da – tıpkı yetişkinler gibi – stresli durumlarda, güvene veya duygusal desteğe ihtiyaç duyduklarında, öfkelendiklerinde veya üzüldüklerinde evcil hayvanlarından destek alıyorlar3,4. Fakat evcil hayvanların çocuklara faydaları bunlarla sınırlı değil. Araştırmalara göre çocuklar sadece insanlarla değil, evcil hayvanlarıyla da bağlanma ilişkisi kurabiliyorlar5. Kediler ve köpekler sevgimize karşılık verebilen canlılar oldukları için bağlanma ihtiyaçlarımızı kısmen de olsa karşılayabiliyorlar ve ebeveynleri tarafından yeterli ilgi görmeyen çocukların gelişiminde ciddi seviyede olumlu bir etki yaratabiliyorlar6,7. Ebeveynleri ile sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyen çocuklar ise ebeveynlerinin yerini evcil hayvanları ile doldurup güvenli bağlanma dinamikleri geliştirebiliyorlar8.

Evcil hayvanlar bebeklerin bilişsel gelişimi için de son derece faydalı olabiliyor. Yapılan bir araştırmaya göre; evcil hayvanlar bebeklerin konuşmayı öğrenmelerini ve gelecekte daha iyi sözlü iletişim kurmalarını kolaylaştırıyorlar9. Sabırlı birer dinleyici olmaları sebebiyle hayvanlar bebekleri konuşmaya teşvik edebiliyorlar. Bunun yanı sıra, bebekler de evcil hayvanlara sevgilerini göstermek veya komut vermek amacıyla iletişim kurmaya çabalayabiliyorlar. Evcil hayvanlar bebeklerdeki merak duygusunu tetikleyerek onları öğrenmeye teşvik edebiliyor ve aynı zamanda onlara koşulsuz ilgi göstererek duygusal destek sunabiliyorlar6. Ayrıca, öğrenme anlamlı ilişkiler içerisinde gerçekleştiğinde daha kalıcı ve etkili olduğu için evcil hayvanlarla kurdukları ilişkiler bebeklerde öğrenmeyi kolaylaştırıcı bir işlev de kazanabiliyor.

Evcil hayvanlar sadece varlıklarıyla dahi çocuklar üzerinde olumlu etkiler bırakabiliyor fakat birçok araştırma gösteriyor ki çocuklar ve evcil hayvanlar arasındaki bağ ne kadar güçlüyse, bu olumlu etkiler de bir o kadar fazla görülüyor. Bir araştırmaya göre; evcil hayvanlarıyla güçlü bağları olan çocuklar evcil hayvanlarıyla zayıf bağları olan çocuklara göre kendilerini daha güvende hissediyor, takım çalışmasına daha fazla yatkınlık gösteriyor ve daha iyi empati kurabiliyorlar10. Bir diğer araştırmaya göreyse, evcil hayvanlarla güçlü bağlara sahip olmak çocuklarda sorumluluk bilincini geliştiriyor11. Fakat belirtmekte fayda var; çocukların sorumluluk bilincini geliştirmek isteyen ebeveynlerin hayvan bakımı konusunda (örneğin evcil hayvanları nasıl incitmeden sevmek gerektiği, onlara nasıl davranmak gerektiği) çocuklarına rehberlik etmeleri de son derece önemli.

Özetlemek gerekirse; evcil hayvanlar hem bebekler hem de çocuklar üzerinde son derece önemli pozitif etkilere sahip. Bebeklerin bilişsel yeteneklerini geliştiriyorlar, onlarda merak uyandırıp keşfetmeye motive ediyorlar. Hem bebeklere hem de daha büyük çocuklara duygusal destek sunuyorlar. Bağlanma ilişkisinin gerektirdiği ihtiyaçları ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocukların bu ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabiliyorlar ve bir nevi ebeveynleri tamamlayıcı bir görev üstlenebiliyorlar. Ergenlik dönemindeki çocuklar için yakın ve güvenilir bir arkadaş görevi görüp, onların çeşitli sosyal ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlar. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda şunu söyleyebiliriz: Evcil hayvan sahibi olmak bir çocuk sahibi olmaya, çocuk sahibi olmaksa yuvaya ihtiyacı olan bir hayvan sahiplenmeye engel değil. İnternette sıkça karşımıza çıkan bu inanılmaz sevimli çiftler beraberken daha mutlu ve sağlıklı bile olabilirler!

Kaynak: www.yakiniliskiler.com
Yazan: Alper Günay
Düzenleyen: Gizem Sürenkök

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER3 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND