Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Sen adam olmazsın Einstein!

İlkokulda dik başlı ve elebaşı denilebilecek bir karakter gösteriyordu. Ortaokul lise notları iyi-pekiyi arasındaydı. Üniversitede öğrenciyken, hocalarından bir ona, “Senden adam olmaz” diyordu. Çünkü Einstein kendi kafasına göre takılıyordu; bildiğini okuyordu; geleneksel bilgilerin aktarılmasına sinirleniyordu… İşte bazı hocalarına göre “umutsuz vaka” olan Einstein’ın hayatından kesitler…

popüler bilim kitapları, eınsteın'ın hayatından kesitler, albert eınsteın

İlkokulda dik başlı ve elebaşı denilebilecek bir karakter gösteriyordu. Ortaokul lise notları iyi-pekiyi arasındaydı. Üniversitede öğrenciyken, hocalarından bir ona, “Senden adam olmaz” diyordu. Çünkü Einstein kendi kafasına göre takılıyordu; bildiğini okuyordu; geleneksel bilgilerin aktarılmasına sinirleniyordu… İşte bazı hocalarına göre “umutsuz vaka” olan Einstein’ın hayatından kesitler…

“Sen adam olmazsın Einstein!”

Geçen ay dünya müthiş bir buluşla sarsıldı. Evrenin oluşumuna dair ipuçları veren kütle çekimsel dalgaların varlığı kanıtlandı. Teoriyi 100 yıl önce ortaya atan o çok iyi bildiğimiz isimdi: Albert Einstein. Einstein her zamanki gibi haklı çıkmıştı. Peki, bilimi bugün bile böylesine etkileyen Einstein’ı Einstein yapan neydi?

Albert Einstein yine bir ‘bomba gibi’ bilimin ve dünyanın gündemine düştü. Yüzyıl önce ortaya attığı kütle çekimsel dalgaların varlığı, geçenlerde kanıtlandı. Einstein’ın bu öngörüsünü doğrulamak-yanlışlamak amacıyla, 2002 yılında yaklaşık 300 milyon dolar harcanarak ve çok sayıda ülkeden 400 kadar bilim insanının çalıştığı LIGO isimli devasa bir ‘fizik makinesi’ kurulmuştu. L şeklindeki bu devasa dedektörler sistemi, uzayda aranan ‘kütle çekimsel dalgaları’ sonunda buldu. 1.3 milyar ışık yılı uzaklıktaki iki kara deliğin birbiriyle çarpışması sonucu oluşan dalgalar yakalandı. Einstein’ın yeniden haklı çıktığı an!

Einstein’ın çocukluğuna baktığınızda bugün çok söylenen “İşte Einstein olacak çocuk” yargısını paylaşmıyordu kimse. 14 Mart 1879’da Almanya’nın Ulm iki yıl önce!) sonraki çocukluk sürecinde de ‘harika çocuk’ işaretlerinden hiçbirini göstermemişti. Hani günümüzde üç yaşında yabancı dil gösterisi yapan, büyükler gibi konuşan-davranan ve ana-babalarına “Harika bir çocuğumuz var, baksana şuna ne zeki şey!” dedirten bir işaret de yoktu.

Tersine, olumsuz anlamda sayılabilecek olağandışı bir çocuk görüntüsü vardı. Ona, “Ne aptal şey” bile diyen olmuştur. Doğumda kafasının büyüklüğü ailesini korkutmuş, ancak doktorlar aileye “Merak etmeyin her şey normal” demiş. Konuşmayı yavaş ve geç öğrenmişti. Yedi yaşına geldiğinde hâlâ, her cümleyi önce kendi kendine yavaşça tekrarlar sonra sesli olarak dile getirirdi. Her ne kadar içe kapalı bir izlenim veriyorduysa da, ilk gençlik yıllarına ulaştığında, çok daha farklı konulara ilgisiyle yaşıtlarından ayrışmaya başladı. Örneğin fiziğe olağandışı bir ilgisi vardı. Dünya üzerine fikirler ileri sürüyordu. Asimile olmuş, dini inançları koyu bir Alman Yahudi ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Doğumdan sonra aile Münih’e taşınarak, elektrikli eşyalar satan bir şirket kurmuştu.

Ama ilk öğrenciliğinde Einstein, okulda dik başlı ve elebaşı denilebilecek bir karakter gösteriyordu. Fakat bu dönemde de büyük bir yeteneği içinde barındırdığına ilişkin bir kanıt yoktu. Ortaokul lise notları iyi-pekiyi arasındaydı ancak fen bilimleri dersleri olağanüstü takdir alıyordu. Bir anlatıya göre, babasının Einstein’a hastalandığında hediye ettiği bir pusula, onun doğaya karşı ilgisinin başlamasını sağladı. Einstein pusulayı döndürüyor, fakat ok her zaman bir yönü, kuzeyi gösteriyordu. Demek doğada pusulayı aynı doğrultuda etkileyen kuvvetler vardı, ama bunlar neydi?

POPÜLER BİLİM KİTAPLARI YOL GÖSTERDİ

Bu dönemde Einstein’ı popüler bilim kitaplarıyla haşır neşir görüyoruz. Özellikle Aaron Bernstein’ın halka yönelik yazdığı doğa bilimleriyle ilgili kitapları başucu kitaplarıydı. Müthiş etkileniyordu bu bilgilerden ve durmadan daha fazlasını merak ediyordu! Bu kitapların Einstein’ın ilgi alanlarını belirlemesine çok yardımı oldu. Mesela Felix Eberty’nin ‘Yıldızlar ve Dünya Tarihi’; uzay, zaman ve sonsuzluk üzerine düşünceler kitabı kendisini çok etkiledi. Öyle ki Einstein, ünlü bir bilim adamı olduktan sonra, bu kitabın 1923’te yapılan yeni baskısına bir de önsöz yazdı. Bu dönemde yerleşik eğitim sistemiyle ilk çatışmasını ilkokulda yaşayacak ve okulun müdürüyle dalaşacaktı. Unutmayın ki, o dönemde Alman okullarında müthiş bir disiplin ve uymayana verilen ceza sistemi hüküm sürerdi. İlkokulu orada bitirmeden, Milano’ya taşınan ailesinin yanına gidecekti. 

Bir genç düşünün, henüz 16 yaşında ve ilk bilimsel makalesini yazarak mesleki bilimsel fizik dergilerinde yayımlamaya kalkışsın! Evet Einstein ‘Manyetik Alanda Esir Maddesini Araştırma Üzerine’ makalesini yazdı ama bu, bilimsel bir makale olarak yayınlanmadı.
Ailesi, babanın ticaret alanı olan ‘elektro-teknik’ okumasını isterken, İsviçre’de, şimdiki ünlü İsviçre ETH- Teknik Üniversite’sinin ilk adı olan Politeknik Okulu’na başvurdu. Fakat lise diploması bile yoktu. Bu nedenle en genç katılımcı olarak (16 yaşında) sınava girdi, fen bilimlerinden en yüksek notu alırken Fransızcadan çaktı ve okula kabul edilmedi. Üniversiteden bir profesörün yol göstermesi ile bir lisede bir yıl geçirerek diplomasını aldı, yeniden sınava girdiğinde Fransızca’dan orta, ama tüm diğer derslerden en yüksek notu almıştı.
1896’da Alman vatandaşlığından çıktı ve bir dini cemaate aidiyetten ayrıldı. Düşünün, 17 yaşında vatansızlığı seçme cesaretini gösteren, dine mesafe koyan, üniversiteye başlayan bir genç!

“ÖĞRENME TEMBELİ!”

Üniversitede öğrenciyken, hocalarından bir kısmı Einstein’a “Senden adam olmaz” diyordu. Çünkü Einstein kendi kafasına göre takılıyordu; bildiğini okuyordu; geleneksel bilgilerin aktarılmasına sinirleniyordu; bu nedenle de bazı konuları öğrenmekte tembel ve ilgisiz davranıyordu. Bu tavrı doğa bilimleri dışındaki bazı hocalarının Einstein’ı “Umutsuz vaka”, “Öğrenme tembeli” olarak nitelemelerine neden oluyordu.

Oysa üniversitede örneğin fizik dersi mükemmeldi, dahası olağanüstüydü! Öğrenciliğini fizik alanına yoğunlaştırmıştı. Kendisini eleştiren profesörlerini ise, öğrencilere eski bilgileri nakletmekle eleştiriyordu: “En yeni araştırmaların sonuçlarını, bize kazandırdıklarını incelemek, öğretmek yerine, kitaplardaki geri kalmış gerçekleri anlatıp duruyorsunuz!” Kitaptaki bilgileri zaten yalayıp yutmuş, problem çözmeye odaklanmış bir öğrencinin, üniversite profesörleriyle çatışması kaçınılmazdı. O daha çok fiziğin teorik düşünceleriyle ve sistematiğiyle ilgileniyordu.

Üniversite öğrenimi boyunca, özellikle fizik alanında güncel bilimsel dergileri okuyor ve en son yapılan araştırmaları izliyordu. ‘E=mc2: Dünyanın En Ünlü Denkleminin Biyografisi’ kitabının yazarı David Bodanis, mezuniyetinden sonra Einstein’ın akademisyen olarak üniversitede kalması gerekirken, profesörlerine karşı açık sözlü tutumu nedeniyle asistan olarak okulda kalamadığını yazıyor.

Ama şu da var: Einstein, derslerde de çok sık görünmüyordu ve sınavlarda arkadaşlarının yardımına güveniyordu. Yani bir ‘ders kaçağı’ durumu da vardı! Ama Einstein bu zamanı, çok önemli fizik problemleri üzerine çalışmak, onlara kafa yormakla geçiriyordu! Kendisine bu konularda katkıda bulunmayacak konularla zaman kaybetmek istemiyordu. Derslere fazla ilgi göstermemesi, daha sonra, fiziksel hesaplarda çok ihtiyacı olan yüksek matematikte bazı eksikliklerini ortaya çıkardı. Ama okul arkadaşı Marcel Grossman, görelilik hesaplamalarında kendisine yardım edecekti. 

1900 yılında, okulu matematik ve fizik öğretmeni olarak bitirdi. Politeknik ve başka üniversitelere asistanlık başvuruları yaptı ama reddedildi. Geçimini sağlayacak ama fizik problemleri üzerinde çalışmasını engellemeyecek rahatlıkta bir iş bulmakta çok zorlandı. Bir süre öğrencilere özel dersler verdi. Nihayet, Bern’de Patent Bürosu’na arkadaşlarının yardımıyla müfettiş olarak girdi. Orayı çoğunlukla, bilimsel konular üzerinde araştırmak ve makaleler yazmak için kullandı. Bu arada, biri matematikçi diğeri felsefeci iki arkadaşıyla ‘Akademie Olympia’ adındaki düzenli buluşmalarda ‘fikir fırtınaları’ yaptılar! Patent ofisindeki odası, Einstein’ın büyük buluşlarına tanıklık edecekti!

Bu arada şunu belirtelim: Einstein, üniversite sürecini öyle güzel değerlendirdi ki, bitirdiğinde dünyayı sarsacak teorilerini hemen bilimsel makalelere dökebilecek bir olgunluğa erişmişti. Mezuniyetten kısa süre sonra yaptığı ilk işlerden biri, o dönemin ünlü bir mesleki fizik dergisine, ilk bilimsel makalesini göndermek oldu. Bu, Einstein’in üstelik çok erken yaşta bilim dünyasına yolladığı ilk “Geliyorum!” işaret fişeği sayılabilir.

Einstein’ın profesörlüğünü alması problemli oldu. Çeşitli üniversitelere başvurması sorunlar yarattı. Onu almak istemediler. 1905 yılında o büyük bilimsel buluşlarıyla yaptığı ‘büyük patlamaları’ndan nice sonradır ki, Alman imparatorluğunca olağanüstü profesör ilan edilecek, Prag Üniversitesi’nde teorik fizik dersleri için atanacak, daha sonra da mezun olduğu okula, Politeknik’e, kendisine asistanlık vermeyen yere, profesör olarak geri gelecekti!

MUCİZELER YILI

1905 yılı büyük bir tarihsel zamandır, bir büyük dönemeçtir; dünya fiziği açısından mucizeler yılıdır, dâhilik patlaması zamanıdır. Bakın neler yaptı bilim kahramanımız: Işık parçaçıkları hipotezi, Brown moleküllerinin hareketi ile molekül fikrinin inşası, özel rölativite teorisi… E=mc2; yani enerjinin, kütle ile ışık hızının çarpımının karesine eşit olduğunu anlatan kuramı, o güne kadar kütle ile enerjiyi birbirinden ayrı tutan anlayışı yıktı.

Bu makalesinde tek bir başka kaynağa referans yoktur! Yani, bu teorisini ortaya atarken, geçmişte yararlanacağı tek bir bilimsel yayın, görüş, teori bulunmamaktaydı! Bu bile çığır açıcı teorilerinin özgünlüğünü anlatmaya yeter! Evet fizik bilimi değişiyordu; insanoğlu, evreni, maddeyi avuçları içine alacak döneme adım atacaktı. 

Şunu da belirtelim ki, o yıllarda Einstein’ın bu keşiflerinin öneminin farkında olan ve nelere yol açabileceğini düşünebilen az sayıda kişi vardı! Bu keşifler yılı, hayatımızı etkileyecek yüzlerce buluşa kapı aralayacaktı. Aşağıda bazılarını anımsatacağız, mesela e=em2 formülü ile ifade ettiği kütle ile enerji arasındaki eşdeğerlilik/eşitlik, yıldızlardaki enerji üretiminin anlaşılmasını ve atom enerjisinin geliştirilmesini sağladı. Kütlenin aslında bir enerji biçimi olduğunu, her şeyin enerji ile ilişkisini gösterdi. 

Einstein, evreni salt fiziksel ve matematiksel denklemler ve formüllerle çözdü. Bu teorik çözümlemeler ve ortaya attığı tezler daha sonra çeşitli deneylerle onlarca kez test edilecek, gözlemler yapılacak ve her defasında Einstein doğrulanacak ve haklı çıkacaktı. Tıpkı bugün, yazımızın başında belirttiğimiz kütlesel çekim dalgalarının varlığının kanıtlanması gibi. Burada, Einstein’ın 1905’teki özel görelililk kuramı makalesinden sonra 1915’te bunu daha büyük bir çerçeveye oturtarak, genel görelilik kuramını yazdığını da belirtelim.

DÜNYAYI 110 YILDIR UĞRAŞTIRAN ADAM

Şunun da özellikle altını çizelim: Dünyada 110 yılı aşkın süredir, hâlâ Einstein’in teorilerinin ve tezlerinin kanıtlanması için uğraşılıyor ve deneyler yapılıyor. LIGO deneyi bile 100 milyonlarca doları aşan bir maliyet doğurdu. Ama bu buluşun hayatımızı önemli ölçüde etkileyebilecek hangi yeniliklere yol açacağını, evren ve yasalar hakkındaki bilgilerimizi nasıl geliştireceğini şimdiden kestirmek olanaksız. Teorileriyle, keşifleriyle tüm dünyayı bu kadar uğraştırmak, başka hiçbir bilim insanına nasip olmamıştır. Bu nedenle Einstein gelmiş geçmiş en büyük dâhi olarak kabul edilir.

1921’de fotoelektriksel etki makalesine Nobel ödülü verildi, ama aslında 1905 tarihli makalelerinin hepsi ayrı ayrı Nobel ödülü alacak nitelikte kabul edilir. 1905 yılı, 2005’te, Einstein’ın özel görelilik teorisinin ve diğer keşiflerinin 100’üncü yılı olarak, özellikle Almanya’da ve ABD’de, Annus Mirables (mucizeler yılı) olarak kutlandı.

Bu yazı, olağanüstü bir beynin ortaya attığı teorileri açıklamak amacı taşımıyor. Bu haddimizi zaten aşar. Fakat kaynaklardan yararlanarak, katkıları üzerine kısa bir özet yaparsak, Einstein zaman, mekân, ışık, hız, madde, enerji gibi ana kavramları tanımlayıp içeriklerini belirledi:

• Işığın ikili karakterini, hem dalga hem parçaçık özelliğini gösterdi. “Işığın kuantum kuramı ile modern elektroniğin temellerini kurdu.” Atomun varlığını gösterdi.
• ‘Fotoelektrik etki’ kuramıyla, kuantum fiziğini doğurdu.
• Işığın enerji paketleri halinde oluştuğunu varsaydı.
• Atomların varlığını, ‘Brown hareketi’ makalesiyle deneysel olarak gösterdi ve atom var mı, yok mu tartışmalarını bitirdi!
• Dördüncü Boyut: Uzay-zaman kavramı ve birlikteliği ile en-boy-yüksekliğe zamanı eklemiş oldu.
• Atomun büyüklüğünü hesapladı.
• ‘Evrendeki tüm hareketlerin dikey geliştiğini’ varsayarak ışığın bükülebileceğini ve ışık yollarının koni oluşturduğunu ve ışıktan hızlı gidilemeyeceğini gösterdi.
• Tabii, hayatının büyük bölümünü feda ettiği ve bütün fizik yasalarını tek bir yasada birleştirmeye adadığı Birleşik Alan Kuramı için çalışmaları tetikledi.

ÇOK YÖNLÜ BİR KİŞİLİK

Diyeceğimiz, meraklı okur, daha geniş kaynaklara giderek derinlik kazansın. Einstein’ın bilim kişiliğinin yanı sıra muazzam bir de sosyal kişiliğinin var olduğunu bilsin: Nazilere karşı tutumu, Alman bilim akademilerinden kovulması ve oralardan istifa etmesi, hakkında “İdam edilmesi gereken adam” diye yazılar yayımlanması, barış için çabaları, din ve sosyalizm üzerine görüşleri, kapitalizme eleştirileri, insancıl kişiliği, savaş aleyhtarlığı, kurulmasını desteklediği İsrail devletinin Filistinlilere zulmüne karşı çıkması… Ve “Devlet insan içindir, insan devlet için değil!” düşüncesi! Madem önemli bir sözüne değindik, birkaçını daha anımsatalım:

“Fantezi bilgiden daha önemlidir, çünkü bilgi sınırlıdır.”
“Önemli olan, insanın soru sormaktan hiçbir zaman vazgeçmemesidir!”
“Benim çok özel bir yeteneğim yok, ben sadece müthiş meraklı bir insanım!”
Hayır, özel ve müthiş bir yeteneği olmadığına kimseyi ikna edemez! Ama burada “Soru sorarak önemli yerlere varabilirsiniz” demek istiyor ve herkesi cesaretlendiriyor!  

KEŞİFLERİNİN HAYATIMIZA ETKİLERİ

Bu konuya girerek yazımızı bitirelim. Einstein’ın ışık, zaman ve mekânla ilgili ortaya attığı düşünce ve bulguları, uygulamalara dönüşerek günlük hayatımızda çok şeyi değiştirdi. GPS (coğrafi konumlama sistemi) ve uygulamaları, CD çalıcı, TV, onun kuramlarının yol açtığı gelişmeler. Bu sistemlerin çalışma temellerinde, Einstein’ın görelilik kuramının buluşları yatar. Örneğin elektronların hızlandırılmasıyla biz de TV’de daha net görüntüler elde ediyoruz. Işığı elektrona çeviren almaçlar sayesinde dijital kameralar üretiyoruz. Güneş ışığını güneş hücreleriyle yakalayıp kullanabileceğimiz enerjiye dönüştürüyoruz. 

Einstein üzerine kişisel açıdan yazılıp çizilenlerden önemli bir bölümü, tabii ki dehasını da kapsıyor. Bilimsel rüştünü akademik olarak ‘kanıtlamadan’, fizikteki gelişmeleri sadece mesleki yayınlardan izleyerek ulaşılan büyük başarı. Bu nasıl bir beyindir ki, bütün fizik anlayışlarını tersyüz edebiliyor? Harvard Üniversitesi’nden Howard Gardner, Einstein’ın dâhiliğini, hiçbir zaman çocuksu saflığını kaybetmemesine bağlıyor ve onu ebedi çocuk olarak nitelendiriyor. Einstein insanlığın bir ikonudur. Müthiş bir efsanesidir. Evren’in ‘mühendisi’dir.

Yazarın notu: Bu yazı için 2005 yılında Einstein kutlamaları için yayımlanan ve bazılarına o yıl Cumhuriyet Bilim ve Teknoloji dergisinde yer verdiğimiz yazılardan, Einstein’ı anlatan İngilizce, Almanca ve Türkçe güvenilir internet sitelerinden, tabii ki Wikipedia’dan yararlandık. 

Yazar: Orhan Bursalı
Kaynak: www.tempomag.com.tr

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Ülke olarak yine çok mutsuzuz!

olumlu deneyim, Manşet, küresel memnuniyet araştırması, gallup, araştırmalar

2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması yayımlandı. Olumlu deneyim endeksi sıralamasında Türkiye geçen seneki gibi yine sondan dördüncü oldu. İşte raporun tüm detayları…

Gallup’un Olumlu Deneyim Endeksi’nde Türkiye sondan 4’üncü oldu

ABD merkezli Gallup araştırma şirketinin yaptığı, 2019 yılı Küresel Memnuniyet Araştırması’nda, Afganistan, vatandaşları “en az olumlu deneyim yaşayan” ülke oldu. Türkiye ise “Olumlu Deneyim Endeksi” listesinde 50 puanla sondan dördüncü sırada yer aldı.

Raporda, Türkiye’ye ilişkin paragrafta, ülkenin 18 yıldır büyümekte olan ekonomisinin “durgunluğa” girmiş olmasına da atıf yapıldı.

Yapılan araştırmada puanlama, iki farklı kategorideki sorular üzerinden yapıldı.

Buna göre, kişilere bir gün öncesine ilişkin “Olumlu Deneyimler” başlığında şu sorular soruldu:

  • Bir gün önce gülümsediniz ya da kahkaha attınız mı?
  • İyi dinlenebildiniz mi?
  • Tüm gün boyunca size saygı çerçevesinde mi davranıldı?
  • Yeni bir şey öğrendiniz mi?

“Olumsuz Deneyimler” başlığında ise bir önceki gün, “üzüntü, endişe, fiziksel acı, kızgınlık ve stres” yaşayıp yaşamadıkları soruldu.

Araştırmada “en az olumlu deneyim yaşayan ülke” olan Afganistan’da, “Bir önceki gün güldünüz mü?” sorusuna olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 36’yla bu alanda son 12 yılın düşük oranı olarak kaydedildi.

Yunan halkı ‘en stresli’

Afrika ülkesi Çad ise vatandaşları “en çok olumsuz deneyim” yaşayan ülke oldu. Çadlılar’ın yüzde 66’sı bir gün önce fiziksel acı yaşadıklarını açıkladı.

En az negatif deneyim yaşayan ülkeler sıralamasında ise Azerbaycan, İsveç ile aynı puanda olmasına karşın birinci sırada yer aldı.

Yunanistan ise üst üste üçüncü yıl vatandaşları en stresli ülke oldu. Yunan halkının yüzde 66’sı bir gün önce stresli bir an yaşadıklarını kaydetti.

En mutlu ülkeler ise ağırlıklı olarak Güney Amerika ülkeleri arasından çıktı. Buna göre, Paraguay listenin zirvesinde yer alırken, Endonezya listenin bu bölümüne giren tek Güney Amerika dışı devlet oldu.

En Az Olumlu Deneyim Yaşayan Ülkeler:

  • Mısır 56
  • Çad 56
  • Bangladeş 56
  • Kuzey Kıbrıs 54
  • Nepal 53
  • Litvanya 51
  • Türkiye 50
  • Yemen 50
  • Belarus 48
  • Afganistan 43
Kaynak:  www.bbc.com

Okumaya devam et

MAKALE

Anlatacak çok hikâyemiz var!

romanlar, modern romanlar, Manşet, homeros, hikayeler, destanlar

İnsanların düşüncelerini şekillendirdiği ve tarihi etkilediği düşünülen eserler www.bbc.com tarafından derlendi. İşte binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar kuşakların düşünce tarzını etkileyen muhteşem eserler… 

Dünyayı şekillendiren hikâyeler

Binlerce yıl öncesine dayanan destanlardan modern romanlara kadar dünyanın değişmesine vesile olan ve kuşakların düşünce tarzını etkileyen eserler…

Büyük İskender genç yaştan itibaren Makedonya’nın kralı olmak üzere yetiştirilmişti. Yunanistan’ın kuzeyindeki bu küçük krallık başta Pers İmparatorluğu olmak üzere, komşularıyla sürekli savaş halindeydi. Bu nedenle savaşta ordusuna önderlik etmeyi erkenden öğrenmesi gerekiyordu.

Babası öldürüldüğünde İskender tahta geçti. Krallığın güvenliğini sağlamanın yanı sıra Pers İmparatorluğu’nu yenilgiye uğrattı, Mısır’dan Hindistan’a kadar yayılan toprakları ele geçirdi.

İskender’in elinde başka bir silahı daha vardı: Homeros’un İlyada’sı. Öğretmeni Aristoteles’in yardımıyla bu destanı ayrıntılı bir şekilde incelemişti. Seferlerine başladığında, hiçbir askeri önemi olmasa da destanda adı geçen Truva’da durmuş, oradaki sahneleri gözünde canlandırmıştı. Seferleri boyunca İlyada kitabıyla uyumuştu.

Homeros’un destanı, edebi öneminin yanı sıra, etkisi antik Yunanistan’ın kütüphanelerini ve kamp ateşlerinin çok ötesine geçen bir eser oldu. Bu eserde Yunan kültürünün düşünme ve yaşam biçimi resmediliyordu.

İlyada destanı ile İskender arasında karşılıklı bir etkileşim olmuştu. Bu destandan ilham alan İskender, Yunancanın geniş bir alanda konuşulan bir dil olmasını sağlayarak İlyada’yı dünya edebiyatının bir parçası haline getirmiş oldu. İskender’den sonraki hükümdarlar, İskenderiye ve Bergama’da kurdukları büyük kütüphanelerle Homer’in eserinin geleceğe aktarılmasını sağladı.

Hikayelerin öneminin ve etkisinin bir kitabın sayfalarının dışına taşmasına iyi bir örnektir bu. Yunan filozofu Eflatun (Plato)’ya göre, sanat insana sadece zevk vermemeli, aynı zamanda yasalara ve insan hayatına faydalı olmalı.

İlyada benzeri diğer eserlere Mezopotamya bölgesinden Gılgamış Destanı, Amerika’dan ise Mayaların Popol Vuh hikayesi gösterilebilir. Bu destanlar, nereden geliyoruz ve biz kimiz gibi sorular açısından tüm kültürlere referans oldu.

Çin edebiyatı ise Şarkılar Kitabı adıyla bilinen şiirlere dayanıyordu. Şiir yazmak ve okumak sadece şairlerin işi değildi. İmparatorluk idaresinde önemli bir mevkiye gelmek için sınava tabi tutulan insanlara şiir alanından ayrıntılı sorular soruluyordu.

Şarkılar Kitabı, şiiri Doğu Asya’da en önemli edebiyat tarzı haline getirdi. Dünya edebiyatının ilk önemli romanları şiirin etkisi altındaydı. 11. yüzyılın başlarında yazar Murasaki Şikibu Japon edebiyatının başyapıtlarından biri olacak olan ve dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji’nin Hikayesi’ni yazmadan önce Çince öğrenmiş ve 1000 sayfayı aşkın kitabında 800 şiire yer vermişti.

Dünyada okur-yazar insan sayısının artması, kağıt ve matbaa gibi yeni buluşlar, yazılı hikayenin etkisinin artmasına neden oldu.

Araplar Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmiş, daha önce sözlü olarak aktarılan hikayeler yazılı hale getirilerek Bin Bir Gece Masalları gibi eserler ortaya çıkmıştı.

Eski destansı hikayeler ve şiirlerden daha çeşitli olan bu masallar hem eğitim hem de eğlence işlevi görüyordu. Bin Bir Gece Masalları’nda, anlatıcı Şehrazat’ın, her kadınla bir gece yattıktan sonra kafasını uçuran Pers şahlar şahı Şehriyar’ı bu masallarla erdemli ve iyi kalpli bir insan haline getirmesinin hikayesi anlatılıyordu.

Şiir, masal ve destanlar daha sonraki edebiyat tarihine de damgasını vurdu. 13. yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri, İlahi Komedya adlı eserinde Hristiyan inanca göre Cehennem, Araf ve Cenneti tarif ederken epik şiir formunu kullandı.

Üstelik Latince değil, Toskana bölgesinde konuşulan bir lehçede yazmıştı eseri. Böylece bugün İtalyanca olarak bildiğimiz dil yaygınlaştı. Edebiyatın dil üzerindeki etkisine iyi bir örnektir bu.

Bu alandaki en büyük değişim, Johannes Gutenberg’in Çin’deki teknikleri geliştirerek kuzey Avrupa’da matbaayı kurması sonucu oldu. Bu sayede kitaplar kitlelere ulaştı. Edebiyat açısından bu döneme roman damga vurdu ve kadınlar yeni bir okuyucu kitlesi olarak ortaya çıktı, modern toplumun sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.

Mary Shelley’nin Frankenstein’ı ile bilim-kurguya adım atılarak bilimin ütopik vaatleri ile yıkıcı potansiyeli arasındaki çelişkilere yer verilmeye başlandı. George Orwell’in 1984’ü ile Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü adlı eserleri bu geleneği sürdüren modern örneklerdir.

Roman ayrıca yeni bağımsızlığını kazanan ülkeler açısından da bu mücadelelerinde etkili oldu. 1960’ların Latin Amerika’sında Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık ile kıtasının birkaç kuşağına hitap ediyordu. Siyasi bağımsızlık kültürel bağımsızlığı gerektiriyordu ve romanlar bunun için iyi bir araçtı.

Geniş kitlelerin okur-yazar olması bu ve diğer yazarların işine yarasa da, matbaa edebiyatın kontrol ve sansürünü de kolaylaştırdı. Totaliter rejime sahip ülkelerde sansürden kaçınmak için yeraltı matbaaları geliştirildi.

Bugün yazı teknolojisinde yeni bir devrim döneminden geçiyoruz. İnternet okuma ve yazma biçimimizi, edebiyatın yayılmasını ve kimlerin buna erişimi olacağını belirliyor. Yazı dünyasının yeniden büyük bir dönüşüm geçireceği bir dönemin başındayız.

Kaynak:  www.bbc.com
Yazar:  Martin Puchner 

Okumaya devam et

MAKALE

Kitap önerisi: Stresli bir dünyada mutlu çocuk yetiştirmek

Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek / Ahmet Yıldız / ALFA Yayınları

Güçlü Hafıza kitabı ile tanınan Ahmet Yıldız‘ın yeni kitabı günümüz çocuklarının mutluluğu üzerine odaklanıyor. Mutlu olmaya olan ihtiyacın arttığı günümüzde mutluluğa bilimsel çerçeveden bakan yazar kitabın son bölümünde 52 etkinlik önerisi sunuyor.

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Kitap içerisinde yer alan 52 Hafta 52 Etkinlik bölümü ile ebeveynler çocuklarıyla mutluluğu güçlendirici aktiviteler yapabilecektir.

Sorular çocuklardan önce doğar, onlardan daha hızlı büyürler.

Doğmadan önce:
“Bu dünyaya çocuk getirilir mi?”

Doğduktan sonra,
“ İyi bir anne/baba olabilecek miyim?”

Büyüyünce:
“Ben nerede yanlış yaptım?”

Anne babalık istifa edilemeyen bir görev; iyi yapmak yetmiyor, her gün daha iyi yapmak gerekiyor! Neyse ki, çocuğunuz dünyadaki ilk çocuk değil ve son çocuk da olmayacak. Bilim dünyası hızla kritik sorunlara uygulanabilir çözümler üretiyor.

Mutlu bir çocukluk herkesin hakkı ve isteği. Büyük soru şu? Peki, ama nasıl?

Türkiye çapında etkinlik uygulamalarıyla tanınan Ahmet Yıldız bu kitabında iki büyük sorunun peşinde:

“Çocuğuma mutlu bir çocukluk yaşatabilecek miyim?”
“Çocuğuma mutlu, başarılı ve güvenli bir gelecek inşa edebilecek miyim?”

Mutlu çocuklar üzerine odaklanmak çok önemli, çünkü çocuklar hızla mutsuzlaşıyor. Araştırmalara göre, çocukların üçte biri mutsuz.

İradeleri, istekleri ve dikkatleri görülmedik derecede kırılgan, zayıf ve dağınık.

Güzel haber şu ki, mutlu çocuk olmak öğrenilebiliyor.

Kitabı nasıl inceleyip temin edebilirim?

mutluluk, mutlu çocuk, Manşet, kitap, ahmet yıldız
Stresli Bir Dünyada Mutlu Çocuk Yetiştirmek Ahmet Yıldız

Kitap Türkiye’deki tüm orta ve büyük ölçekli kitapçılara dağıtılmaktadır. D&R gibi büyük zincir mağazalarda daima bulabilirsiniz. Küçük kitapçılarda ise az sayıda stok tutulduğundan dolayı bazı kitaplar bulunamayabilmektedir. Bu tür durumlarda okurun yapması gereken iki yol vardır;
1. Size en yakın kitapçıya giderek kitabı sorabilirsiniz. Eğer kitap sorduğunuz kitapçıda yoksa hafif fırça atarak :)) getirmesini isteyip sipariş verebilirsiniz. Bu durumda kitapçı 1-2 gün içerisinde kitabınızı size ulaştıracaktır.
2. İnternet üzerinden kitap satan yerlerden kitabı (üstelik %20 – %30 daha ucuza) alabilirsiniz.

İşte bazı internet kitapçıları:

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER4 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER6 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND