Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

İcra acısından doğan başarı

Evleri icrada yok pahasına satıldığında ’neden’ sorusunu sormaya başladı. Harçlıklarından biriktirdiği para otomobil almaya yetmeyince yıllardır kafasını kurcalayan soru onun için çıkış noktası oldu. Tüm icra ilanlarını bir araya getiren bir site kurdu. Şimdi bütün icra ihaleleri elinden geçiyor…

18 bin liraya 2008 model Audi A3, 30 bin liraya Beylikdüzü’nde 3+1 daire, 15 bin 600 liraya 2008 model Mercedes Vito… Sadece bu kadar da değil; Boğaz’da bir yalı, balık çiftliğinin balıkları, 120 ton çamurlu su ve hatta genelev! Bütün bu saydıklarımız icra dairelerinden satışa çıkarılan ve satılan mallardan sadece bazıları.

Türkiye’de hep icralık olan vatandaşların ucuza satılan malları ve düştükleri zor durumlar anlatılır durur. Bunun yanısıra “ağlayanın malı gülene hayır etmez” düşüncesiyle icra ihalelerinden kimse mal almak istemez. Herkesin bu ihalelerden uzak durmasını fırsat bilenler ise bütün bu icralık malları neredeyse yok fiyatına topluyorlar. İcralık malları düşük fiyattan toplayıp satarak çok yüksek kazançlar elde etmeye başlayan bu gruplar zamanla ihaleye girmek isteyen vatandaşları da ihalelere sokmamaya başlamışlar. Bu durumdan en büyük zararı ihalelerde rekabet olmadığı için mallarını değerinin çok altında bir fiyata satmak zorunda kalan vatandaşlar görüyor.

2001 krizinde büyük zarar eden ve icralık olan bir ailenin çocuğu olan Can Emrah Özöral, üniversite okurken yaptığı birikimle otomobil alamayınca bu parayla kendi işini kurmaya karar vermiş. Kurduğu internet sitesiyle Türkiye’nin tüm illerindeki icra ihalelerini bir kaynakta toplayan Özoral, vatandaşların icra ihalelerine girme konusunda yaşadığı sıkıntıların üstesinden gelmeyi de başardı. Bugün Türkiye’deki tüm icra ihalelerinin yüzde 70’inin üzerinden yapıldığı ve 54 bin üyesi bulunan icralık.com’un 28 yaşındaki kurucusu olan Can Emrah Özoral ile bir girişimcilik örneği olan hikayesini anlattı.

İcra ihalelerini bir araya getiren bir internet sitesi kurma fikri nereden çıktı?

2001 krizinde kredi kartı borçları yüzünden ailemin 100 bin liralık evi icra yoluyla 30 bin liraya satılmıştı. Üstelik borçlarımızı ödemek için evimizi satmak için emlakçıya da vermiştik. O zamanlar evimizin bu şekilde satılmasından çok etkilenmiştim. Çok merak etsem de neden bu kadar ucuza satıldığını ve nasıl yapıldığını anlayamamıştım.

ÜNİVERSİTEDE TEMBEL BİR ÖĞRENCİYDİM

Daha sonra Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandım ve biraz tembel bir öğrenci olduğum için okulu 5.5 senede bitirebildim. Üniversite okurken aynı zamanda da çalışıyordum ve İstanbul’a 6 bin lira gibi bir birikimle döndüm. Bu parayla otomobil almak istiyordum ama gördüm ki kafama göre binebileceğim arabaların fiyatları en az 12-13 bin liralarda. Benim de aklıma icradan satılan evimiz geldi ve icradan otomobil almaya karar verdim.

İhale ilanlarının yerel ve ulusal gazetelerde yayınlandığını öğrendim. Birkaç gün bütün gazeteleri alıp ilanlara baktım ama bu çok zahmetli bir işti. Bulduğum ihalelerin bazılarına da gittim ama bir takım gruplar beni ihaleye almak istemediler. Sonra başka illere yönelsem de ihale duyurularına internetten ulaşamadım. Tam bu noktada kendime sormaya başladım: Neden bütün Türkiye’deki ihaleleri bir araya toplayan bir internet sitesi yok?

İlk adım olarak ne yaptınız?

Hemen icralik.com’un alan adı olarak boşta mı diye baktım. Araba almak için düşündüğüm birikimimi bu iş için harcamaya karar verdim ve boşta olan alan adını hemen satın aldım. Ertesi gün marka tescilini de yaptırdıktan sonra çok kısa bir süre içerisinde sitenin tasarlattım ve üye kabul etmeye başladım.

Yatırıma karar vermeniz ile üye kabul etmeye başlamanız arasında ne kadar bir süre geçmişti?

Sadece 1 aya gibi bir süre. Bu iş çok aklıma yatmıştı ve risk almaya değerdi. Ailemin de desteğini aldıktan sonra hemen bir ofis de tuttum. Çok hızlı bir şekilde internet sitesinin üye sayısı artmaya başladı.

İcra ihalelerinin bilgilerini nereden temin ediyorsunuz?

Türkiye’deki tüm gazetelere üyeliklerimiz var. Tam 304 gazeteden bu ihale duyuruları bize e-posta yoluyla ulaştırılıyor. Biz de onları sınıflandırıp sıralıyoruz.

Üye sayımız hızla artınca sadece bu ihaleleri duyurmak yerine bir avukatlık bürosuyla da anlaşarak bu ihalelere üyelerimizi temsilen katılmaya başladık.

Neden böyle bir ihtiyaç duydunuz?

Çünkü o ihalelere katılma konusunda zorluk çektik. İlk başlarda yine bazı gruplar bize ihaleye almamaya kalkıştı. Bu durumu çözmek için icra avukatlarıyla ihale gitme yolunu seçtik ve böylece bu sorunu da aşmış olduk.

Sitenizin çalışma şekli nasıl? Üyelerinize nasıl hizmet veriyorsunuz?

Bütün illerdeki ihaleleri bir araya getirerek özelliklerine göre sınıflandırıyoruz. Üyelerimiz kendi kriterlerine göre arama filtreleyebiliyor ve bu ihalelere katılabiliyor. Ayrıca icraya konu olan malların araştırmalarını da yapıyoruz. Araçsa o günkü satış değerini, aracın kazalı olup olmadığını araştırıyoruz, aracın daha önce KASKO’dan para alıp almadığını sorguluyoruz. Gayrimenkullerde kısa vadede satılabilecek fiyatının araştırmasını yapıyoruz.

İhaleye nasıl katılıyorlar?

Orada ihale butonuna tıkladıklarında avukatlarımız ihalelere üyelerimiz adına katılıyor. İhale sırasında avukatlarımız telefonla ihale sürecini üyelerimiz ile birlikte sürdürüyorlar. İsterlerse bütün ihaleyi avukatlarımıza da bırakabiliyorlar.

İhaleyi kazandıktan sonraki süreç nasıl işliyor?

İhale kazanıldıktan sonra biz bütün masrafları ödüyoruz. Vergisi, tellaliyesi. Fakat tescil yazısını almak için kendisinin gelmesi gerekiyor. Eğer gelemiyorsa avukatlarımıza bir vekalet daha veriyor. Örneğin otomobil alındığında yaklaşık 10 gün sürüyor.

Sizin kazancınız ne bu işten?

Kazancımızın büyük bir kısmını müşterilerimizden aylık bazda aldığımız üyelik ücretleri oluşturuyor.

Peki siz nereden para kazanıyorsunuz?

Bizim tek kazancımız bütün kullanıcılardan aylık olarak aldığımız üyelik aidatları. Çeşitli paketler yaptık ve bu paketlere göre de üyelik ücretlerimiz değişiyor. Aylık olarak 24 lira ile yıllık 450 lira arasında değişen üyelik paketlerimiz var. Ayrıca ihaleye gidildiği zaman avukatlık bedeli ve yol masrafları için üyelerimizden 100 TL bir masraf daha alıyoruz.

Müşterilerimize bir danışmanlık firması hizmeti de sunuyoruz. Üyelerimiz belirli kriterleri kaydedip bilgilendirilme talebi isterse kriterlerine uygun icra ihaleleri olduğunda kişiyi bilgilendiriyoruz.

Müşteri kitlenizi kimler oluşturuyor?

Bu işe ilk girdiğimizde hedef kitlemiz galericiler, emlakçılar idi. Yeterli tanıtım yapıldığında ve bu iş insanlara izah edilince ev hanımlarından öğrencilere herkese hitap edebiliyorsunuz.

İHALE SALONLARINDAKİ ÇETELER BÜYÜK DARBE YEDİ

Bizim çalışmalarımız neticesinde icra ihalelerinin yapıldığı salonlardaki gruplar ve çeteler büyük darbe yedi. Bu çetelerin dağıtılması, ihaleye fesat karıştıranların yakalanmasıyla artık rekabet ortamı yaratıldı. Böylece de borcunu ödeyemeyerek icralık olan vatandaşlarımızın malları da daha yüksek fiyatlara gitmeye başladı.

Son dönemlerde icra ihalelerine katılımlarda bir artış görüyor musunuz?

Türk halkında bir inanış var ağlayanın malı gülene hayır etmez diye bir inanış var. BU sebeple yıllarca icra mallarına soğuk bakılmış. Biz icralık malların satın alınabilineceği konusunda dinen uygun olduğuna dair fetva da çıkarttık. Eğer ihalelere katılım olmadıkça mallar değerinin çok çok altında gidiyor. Bundan da en büyük zararı aslında icralık olan vatandaşlarımız görüyor. Halbuki bu ihalelere katılım olsa rekabet dolayısıyla fiyat artacak ve icralık olan vatandaşlarımız daha çok borcu ödenmiş olacak. Hatta belki de ekonomik döngüye de katkı sağlanacak. Borçlu borcunu ödeyecek, alacaklı alacağını alacak.

Sitenizden yapılan aylık satış rakamları ne kadar?

Türkiye’deki tüm icra ihalelerin yüzde 70’i bizim üzerimizden yapılıyor.

Müşterileriniz daha çok yatırım amaçlımı icra ihalelerine katılıyor yoksa ihtiyaçları doğrultusunda mı hareket ediyorlar?

Müşterilerimizin çok büyük bir çoğunluğu ticari anlamda ihalelere katılıyor. İcralık malı uygun fiyata alıp daha sonra çok kolay bir şekilde daha yüksek fiyatlara satıyorlar. Örneğin bir müşterimize İstanbul’da 13 dönümlük imarlı araziyi 375 bin liraya satın aldık. 10 gün sonra 2 milyon liralık bir teklif geldi bu arazi için adam satmadı. Bunun benzerleri çok fazla. 100 bin liralık daireyi icra ihalesinden 50 bin liraya alıyorlar. Daireyi 80 bin liraya satışa çıkarsa bir hafta içerisinde hemen satıyorlar. Örneğin 2008 model Audi A3 marka otomobil 18 bin 600 liraya satıldı.

KENDİ İHALESİNİ GAZETEYE İLAN VERDİ

Örneğin Ankara’da işyeri icraya verilen bir vatandaş icra ihalesini gazetede ilan verdi ve vatandaşları ihaleye davet etti. İcra ihaleleri konusunda bilincin artması gerekiyor.

Siz üniversite sonrasında iş aramak yerine kendi işini kurmaya karar veren ve başarılı olan bir genç girişimci olarak bu konuda insanlara tavsiyeleriniz neler?

Herkesin girişimcilik konusunda kendi ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yola çıkmaları gerekiyor. İngiltere’de girişimcilik fikri üretmek bu işi yapmanın yüzde kaçıdır şeklinde yapılan bir araştırmaya göre fikir üretmek sadece bu işi yapmanın yüzde birini oluşturduğu saptanmış. Bence fikir üretme sıkıntımız yok toplum olarak mesele bunları uygulamakta.

BU İŞ BENİM DE AKLIMA GELMİŞTİ

Bu işi kurduktan sonra ne kadar avukat icra müdürü tanıdığım varsa “Yahu ben bu işi kuracaktım da düşünmüştüm de” şeklinde beni aradılar. Benim fikir anlamında onlardan farkım yoktu ama sadece harekete geçtim. Biraz gözü kara olmak lazım. Ben ayrıca ailemin desteğini inkar edemem. Bu işe ilk başladığımız da nasıl yapacağımız konusunda çok bir fikrimiz yoktu ama işin içine girdikçe araştırdıkça öğrendik ve kendimizi geliştirdik. Artık emeklerimizin karşılığını almaya başladık. Hatta bu yıl Altın Örümcek web ödüllerinde 2 kategoride finale kaldık. Yarışma şu anda SMS ile halk oylaması aşamasındayız.

İnternette iş yapmanın riskleri nelerdir?

En büyük risk taklitlerinin hızlı bir şekilde türemeye başlaması oluyor. Ama yinede ilk bu işi bulanın hep önde olduğu olacağı inkâr edilemez. İnternette iş yaparken riskleri azaltmak için server hizmetleri ve tasarım konusunda kaliteli şirketlerle çalışmak gerekiyor. Ben ilk yaptırdığımda Konyalı bir sistem mühendisi arkadaşıma yaptırdım siteyi. Ama sonra zamanla kendimi güncelledim ve çok kısa bir süre sonra tasarım konusunda büyük bir şirketle anlaştık.

Peki gelecekte devlet icra ihalelerini duyurmak için kendisi bir site kurarsa bu ihaleleri sanal ortama taşırsa diye bir endişeniz var mı?

Devletin bunu kesinlikle bir gün yapacağını düşünüyorum. Ama burada asıl mesele bizim de böyle bir durum karşısında kabuk değiştirebiliyor olmamız. Bukalemun misali değişen şartlara ayak uydurabiliyor olmamız gerekiyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND