Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

I have a dream : bir hayalim var!

Havacılık sektörünün öncü kuruluşu TAV’ın CEO’su Sani Şener, kurumun başarı öyküsünü ilginç bir anekdotla anlattı. İşte bir başka başarı öyküsü.Günseli Özen Ocakoğlu’nun röportajı…

TAV CEO’su Sani Şener ile görüşmeye gidiyoruz. Nasıl bir şahsiyetle karşılaşacağımı bilmek istiyor ve hakkında yazılanları okuyorum. 1973 TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra 1977 senesinde Karadeniz Teknik Üniversitesi’ni bitiren Şener, 1979’da İngiltere’’’’de University of Sussex’’’’te makine mühendisliği anabilim dalında yüksek lisansını tamamlamış.

Karadeniz Teknik Üniversitesi tarafından fahri doktora verilen Şener, TAV Grubu’’’’na katılmadan önce TAV Havalimanları’’’’nın hissedarlarından biri olan Sera İnşaat AŞ’’’’nin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapmış. Şener’’’’in en çok öne çıkan yanları Trabzonluluğu, çalışkanlığı ve tevazusu; bir de kaza geçirene kadar iyi bir otomobil yarışçısı olması. Şener, TAV’’’’ın ilk gününden beri işin içinde ve uygulamada. Bu sebeple de bugün övündüğümüz havalimanlarımızda onun vizyonunun büyük katkısı var. TAV’’’’ın CEO’’’’su sonuç odaklı bir yönetici, bu nedenle de yaşam sevincini çalışmak ve üretmekten alıyor.

Eğer kendisi için sonuçlar bu kadar önemliyse TAV iyi bir ürün; ama o, yarışçı deyimiyle hız kesmiyor. Neden?

“Kendime bu kadar çalışmanın gereği olarak bir sebep buldum: Havalimanı sektöründe iş yapmanın sadece bir ticaret olmadığını, ülkemizi temsil etmek olduğunu düşünüyorum. Terminal binaları, ülkelerin misafirlerini ilk ağırladığı yerler. Deneyimlerimizle gördük ki ülkemizden gelip geçen turistlerle ticaret yaptığımız her ülkeye, ülkemizin mimarisini, işletmeciliğini, mühendisliğini temsil ediyoruz. İstanbul, üç bin yıllık bir şehir ve biz bu şehrin tarihe giriş kapısını işletiyoruz. İşte bu, işin en önemli kısmı.”

TAV bir başarı öyküsü. Bu kadar büyük bir başarıyı, bu kadar kısa sürede bekliyor muydunuz?

“Bu konuda biraz iddialı konuşuyorum. 2001 yılında havaalanı işletmeciliği için yaptığımız ilk toplantıya, ünlü zenci lider Martin Luther King’’’’in ’’’’I have a dream/Bir hayalim var’’’’ cümlesiyle başladım. Bir akşam önce TV’’’’de Martin Luther King’’’’in filmini izlemiştim. O günden sonra başladığımız her yeni havalimanı işinde mesai arkadaşlarım, “Sani Bey, ’’’’I have a dream’’’’ giriş konuşmasını yaptığınız toplantıda ben de vardım.” diyor. Bu, çok hoş. Geçenlerde Nijerya’’’’dan ve Rusya’’’’dan da bu konuşmama atıfta bulunan mesajlar geldi. Geleceği görebilmenin bir tek yolu olduğuna, onun da geleceğin sizin tarafınızdan oluşturulursa söz konusu olacağına inanırım. Başka türlü olmaz.”

TAV’’’’ın yatırım stratejisine baktığımda yaklaşımının oldukça planlı ve doğru olduğunu görüyorum. Bu doğrulukta pek çok etken olabilir; ama yatırımın doğru yönlendirilmesi de ayrı bir başarı.

“Dünyada havacılık sektöründe üç alt sektör var: Uçak üreticileri, havayolu şirketleri ve havalimanı işletmeciler.” diyor TAV CEO’’’’su Sani Şener ve sektörün gelişmeye açık yanlarını paylaşıyor bizimle: “Uçak ve havayolu şirketleri halka açık ya da özel şirket olmalarından dolayı çok büyümüşler. Havalimanı şirketleri ise kamu tarafından işletildiklerinden ötürü bu gelişmeye ayak uyduramamışlar. Dünyadaki havalimanlarının 40 tanesi özelleştirilmiş ve bunun yedisi Türkiye’’’’de. Böyle bakınca Türkiye’’’’de Ulaştırma Bakanlığı çok başarılı. Biz kısa sürede Türkiye’’’’de edindiğimiz deneyimleri dünyayla da paylaşıyoruz.”

Şimdi deneyim kazandınız ve işler daha kolay; ama en başta ihaleyi almak hiç de kolay olmamıştır!

“Türkiye’’’’de ihaleye girdiğimizde 11 kuruluştuk. Hepimiz yabancı ortaklarla yer almıştık. Bizim de yanımızda Viyana vardı. Çünkü bu işe know-how/bilgi birikimi olmadan giremezsiniz. Sadece havalimanı yapmak değil, işi bir süreç olarak görüp değerler zinciri meydana getirmek gerekiyordu. Böyle bakınca gideri de düşürmeyi başardık. Havaş’’’’ı da bünyemize katarak aprona çıktık ve bütünüyle havalimanı hizmetlerindeki zincirin halkalarını tamamladık. Dünyadaki rakiplerimizden de bu yanımızla farklıyız.”

TAV deyince insanın aklına pek çok alanda pek çok iş geliyor…

“Bu karmaşanın biz de farkındayız. Çünkü biz de burada bir karmaşa yönetiyoruz. Aslında karmaşa derken hepsinin soyadı havalimanı. Ormanı yöneteceksek ağaçlarla tek tek ilgili olmalıyız. Dünyada herkes bizim burada yaptığımız işleri dışarıdan tedarik ediyor, ’’’’out-source’’’’ yapıyor. Biz ise işi iyi bilenlerle ortak olduk. Unifree ile ortaklık yaptık ve havalimanlarına Duty freeleri getirdik, yani ’’’’outsources’’’’ ile ’’’’insources’’’’ı aynı anda yaptık. Karmaşayı bu şekilde çözdük.”

Bütün bunlar bir öngörüyle yapılmış; ama başarının gerisinde ne var?

“Bir tek neden söyleyebilirim: ’’’’İnsan kaynakları’’’’. Bugüne değin insan kaynağının yetkinleştirilmesi konusunda epey çaba gösterdik. Yönetim modelimizde üç üst düzey yönetim grubu var. Bunları ’’’’A Takımı, Altın Yakalılar ve Kızılderililer’’’’ diye adlandırıyoruz. Saydığım bu üç grubun yetkinlikleri farklı. Bazıları şantiyelerde görev yapmayı severken, diğerleri ticareti yönetmeyi istiyor. Hepsinin rütbeleri, aldıkları paralar aynı. Ancak doğaları gereği biri daha lüks bir lokantaya giderken diğeri bunu sevmez. Bütün bu farklılıkları organizasyona doğru biçimde yerleştirmek çok önemli. Çok iyi insan kaynakları analizi yaptığımı ve doğru koltuklara doğru insanları oturttuğumu düşünüyorum. Hiç torpil yapmadık ve adil olduk. Bana göre bir firmanın fiziksel ve bilgi sermayesi gibi iki önemli hazinesi vardır. Bu işte fiziksel sermayemiz sıfıra yakın. Bilgi sermayemizle iş yapma tekniğimiz çok yüksek. Bu nedenle eğitime çok önem veriyoruz.”

Sani Şener, günde 250 mail cevaplıyor. Görüşmelerini haftanın bir gününe alıyor. TAV İnşaat, Dubai’’’’de 101 katlı bir bina inşa ediyor. Ayrıca yine Dubai’’’’de kanat genişliği 79,8 metre olan Emirates A380 uçakları için hangar yapıyorlar. Neden mi? Bu zor inşaatlarda var olan deneyimli insan kaynağını değerlendirmek için…

Havalimanı işletmeciliğinde insan kaynağı ana sermaye ise nasıl yönetilmeli? Sani Şener, nasıl bir yöneticidir?

“İyi bir yönetici olmakla beraber katıyımdır da. Klasik bir yöneticinin dinlemeyi bilen biri olması gerektiği söylenir; ama maalesef ben iyi bir dinleyici değilim. Çok hızlı düşünürüm ve herkesin de çok hızlı olmasını isterim. Arkadaşlarımın da çok hızlı olmaları gerektiğini düşünürüm. Bazen insanlara sert gelen tarzım ve çıkışlarım oluyor. Ancak diğer yandan bir arkadaşımın tırnağına bir şey batsa, soluğu benim yanımda alır ve bilir ki onun yanındayımdır. Bunun dışında yavaşlığa kızarım. Bugünün dünyasında farkı ancak süratle oluşturabilirsiniz. Hızlı balık, yavaş balığı yutuyor. Biz ilk ihalemizi, rakiplerimizden daha kısa sürede yapacağımızı taahhüt ederek almıştık. Türk inşaat sektörüne sürati gösterdik.” diyen TAV CEO’’’’su Sani Şener, gelecekte de iyi bir mühendis olarak hatırlanmak istiyor.

Görünen o ki havalimanı işletmesi içinde taksiler hariç tüm hizmet alanlarına inisiyatif koymuşsunuz…

“Çok güzel bir konuya eğildiniz. Tek inisiyatif koymadığımız ve çok da üzüldüğümüz bir konudur bu. Taksi kooperatifiyle görüşüp havaalanındaki tüm taksileri, kredi alıp tek tip ve geniş araba olarak yeniden dizayn edelim diye öneri götürdük. Ancak içlerinde bir birlik sağlayamadılar. Şunu görmek lazım. Bizim orta sınıf yolcularımız da var. Onlar taksiye binemeyebilirler. Belediye çözüm olarak Havaş otobüsleri yerine belediye otobüslerini koydu. Oysa ki Havaş otobüslerinde klimalı, yolcu eğitimi almış, bagaj yerleştirip indiren bir hizmet ve beraberinde iyi bir ekip anlayışı var. Belediye otobüsü boş gidip geliyor çünkü yolcu, bagajını belediye otobüslerinden indirip bindiremiyor. Havaş’’’’ın belirli noktalara olan servisleriyle ilgili (Akmerkez-Kozyatağı) sorunlarının biz de çözülmesini bekliyoruz.”

TAV, deneyimlerini de paylaşarak bir dünya markası olma yolunda yürüyor. Önünüzde hangi hedefler var?

“TAV artık bölgesel bir marka. Bugün dünyadaki en önemli havacılık seminerinde dün dinleyiciyken bugün konuşmacı konumunda oluyorsanız, iyi işler yapıyorsunuz demektir. Amerika’’’’da deprem izolatörleriyle ilgili yaptığımız bir çalışmayla ödül aldık. Havalimanımız için depreme karşı çok dayanıklı bir proje geliştirdik. Bu fikri San Francisco’’’’dan Türkiye’’’’ye uyarladık. Ancak bunlar dünya markası olmak için yeterli değil. Bu yüzden de dünyaca önemli havalimanlarının yapım ve işletmelerine talip oluyoruz. Rekabete gelince. ’’’’Sabiha Gökçen açılıyor, ne yapacaksınız?’’’’ diye soruyorlar. Biz rekabeti seviyoruz, korkmuyoruz. Yurtdışında rekabet edebilmek için önce kendi içimizde çok iyi olmalıyız.”

TAV’’’’ın üst yönetiminden bakınca Türkiye’’’’nin geleceği nasıl görülüyor?

“İyimserlikle pozitiflik arasında çok ince bir çizgi var. İyimserlik sonuçta çok kötü şeyler de getirebilir. Türkiye’’’’nin nüfusu çok genç ve bu nüfusun eğitimine önem vermek gerekiyor. Bu insan kaynağı potansiyeliyle Türkiye, bölgede çok güçlü olur. Diyelim ki Katar’’’’da bir firma bizi denetliyor. İnsan istiyor ki bu firmada bir tane de Türk olsun. Meksikalısı var, Çinlisi var. Ne zaman ki yabancı şirketlerde Türklerin adını sıklıkla görürüz işte o zaman küresel bir ülke olabiliriz. Bugün ülkemizden yetiştirdiğimiz çok başarılı insanlar var. En son bir kredi sorunu sebebiyle üç kişi Deutsche Bank’’’’a gittik. Deutsche Bank’’’’tan toplantıya katılan üç üst düzey yetkili de Türk’’’’tü. Biz altı Türk oturup iş görüşmesi yaptık. Bu, çok hoş bir şey. Bakanımız Mehmet Şimşek ile Kemal Derviş, çok önemli ekonomistler. Bu birikimde dünya çapında Türk ekonomistlerin sayısı artmalı. İşte o zaman Türkiye alıp başını gidecek.”

En büyük korkum terör saldırısı
24 saat 365 gün çalışan bir işletmenin başındasınız. Risk oranı oldukça yüksek bir iş bu!

“Evet, en çok da terör saldırısından korkarız. Yönetimde olduğumuz ilk yıllarda 1999 depremi oldu. Bunun etkisi 2000 yılına yansıdı. Ardından 11 Eylül, Afganistan ve Irak savaşları, Sars ve ’’’’kuş gribi’’’’ni yaşadık. Bugün dünyada 4,2 milyar yolcu var ve 2020’’’’de bu sayının 9,5 milyar olması bekleniyor. Aslında bizim işimiz uçaklarla yolcuların buluşmasını sağlamak. İstanbul Havalimanı’’’’na günde 800 uçak iner, kalkar. Bu, yılda 250 bin uçak demektir. Havalimanına yılda 8 milyon araç geliyor. 100 bin kişi gelip geçiyor. Yılda 22 milyon bagaj taşıyoruz. Eskiden Türk yolcusu üç bavulla gider gelirdi. Şimdi tek bagajla seyahat ediyor. Bunlar çok büyük rakamlar. Bu nedenle hata oranınızın milyonda bir olması gerekiyor. Yüzde boyutunda hata yaparsanız perişan olursunuz. Yakın bir gelecekte İstanbul’’’’a bir üçüncü havalimanına ve hatta dördüncü bir köprüye de ihtiyaç olacak. Zamanında yatırım yapmak lazım.”

Kuzey Afrika’’’’dan Kafkaslar’’’’a kadar havalimanı işletiyor

TAV, Tepe ve Akfen gruplarının ortak girişimleriyle 1997 yılında İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali ihalesinin kazanılmasının ardından kuruluyor. TAV, başlangıçta Tepe-Afken-Viyana konsorsiyumu, ancak Viyana’’’’nın hisseleri satın alınınca, alışılagelmiş TAV kısaltmasından vazgeçilmiyor ve Türkçedeki anlamı ticari girişim olan Ventures eklemesi yapılıyor. İstanbul Atatürk Havalimanı dünyada ’’’’yap-işlet-devret’’’’ modeliyle gerçekleşen havalimanı işletmeciliği projelerinin ilk örnekleri arasında yer alıyor. Şirket, kurulduğu ilk günden bu yana çok hızlı büyüyor ve 2006 yılında yeniden yapılanma gereği duyuluyor. İşletme hizmetlerini TAV Havalimanları Holding, yapım hizmetlerini de TAV İnşaat altında gruplandırıyor.

TAV Havalimanları Holding, İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa İç ve Dış Hatlar terminalleri ve İzmir Adnan Menderes Havalimanı Dış Hatlar Terminali’’’’ni işletirken, yurtdışında da Gürcistan’’’’ın Tiflis ve Batum, Tunus’’’’un Monastır Habib Bourguiba Uluslararası Havalimanı’’’’nı işletiyor. Ayrıca Antalya Gazipaşa Havaalanı ile Tunus’’’’un Enfidha Zine Abidine Ben Ali Uluslararası Havalimanı’’’’nın da işletme hakkını elinde bulunduruyor.

TAV’’’’ın bünyesinde 12 ayrı şirket var. TAV Havalimanları Holding; yer hizmetleri, işletme hizmetleri, gümrüksüz mağazacılık, yiyecek-içecek hizmetleri, bilgi işlem ve güvenlik hizmetleri gibi havalimanı operasyonunu bütünleyici ilgili iş kollarında da faaliyet gösteriyor. Yılda yaklaşık 300 havayolu şirketinin 315 bin uçuşuna hizmet sunan TAV Havalimanları, hâlihazırda ortalama 35 milyon yolcuya hizmet veriyor.

Ayrıca TAV, yer hizmetleri şirketi Havaş’’’’ı da satın alarak, havalimanlarında verdiği hizmeti apronda da sürdürüyor. TAV Havalimanları kuruluşu olan BTA Catering Services ise yiyecek-içecek hizmetleri veriyor. Yolcuların havalimanı içinde alışveriş yapabildiği ATÜ bir ortaklık ve bu hizmet Unifree ile birlikte veriliyor. TAV Bilişim, yine holding bünyesinde havacılık sektöründe yeni entegre yazılım ve sistemler geliştiren şirket. TAV Özel Güvenlik, terminallerde, tüm kontrol noktalarında ve otopark bölgelerinde emniyet güçleriyle birlikte görev alıyor.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND