Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hijyenik faktörlerin motivasyona etkisi

Ücret, çalışma koşulları, kişinin özel hayatı çalışma hayatında motivasyonu sağlayan hijyenik faktörler arasında yer alıyor. Bu faktörler arasında ücret artışı her zaman beklenen olumlu sonucu veremeyebiliyor…

Ücret, çalışma koşulları, kişinin özel hayatı çalışma hayatında motivasyonu sağlayan hijyenik faktörler arasında yer alıyor. Bu faktörler arasında ücret artışı her zaman beklenen olumlu sonucu veremeyebiliyor…

ÜCRET ZAMMININ ETKİSİ NEREYE KADAR?

Birçoğu için zam zamanı geldi. Şirketler çalışan bağlılığı ile verimini yüzde 7-8’lik artışla artırabilecek mi? İK politikalarında neler değişti? Şirketlerden örnekler…

“Ücretin de içinde yer aldığı hijyen faktörler çalışma verimini artırmayabilir.” Sözün sahibi Amerikalı Psikolog Herzberg, motivasyonu iki faktöre bağlıyor. Ona göre başarı, takdir, sorumluluk alma gibi faktörler motivasyonel etkenlere giriyor ve bunların yokluğunda çalışma isteği düşebiliyor. Oysa hijyen faktörler arasındaki ücret, çalışma koşulları, kişinin özel hayatındaki huzur ve mutluluğu gibi konular çalışanı motive etmeyebiliyor… Peki şirket için büyük, çalışan için küçük bir adım olan yüzde 7-8’lik bir zam çalışma veriminde fark yaratacak mı? Yorumlar ve farklı uygulama örnekleriyle sorunun cevabını araştırdık. Sonuç; yüksek ücret şirkete çekiyor ama orada tutmuyor. Öncelikle adaletli bir ücret sistemi oluşturmak, ücret artışından ziyade primlerle ödüllendirmek ve diğer uygulamalarla çalışanı yüreğinden yakalamak gerek…

“ŞİRKETLERİN İKİ SEÇENEĞİ VAR”
Prof. Dr. Türker Baş / Akademisyen

Maslow’a göre para insanlara prestij sağlıyor, başarma hissi yaratıyor, hatta sosyal ilişkileri güçlendiriyor. Paranız varsa yalnız kalmıyorsunuz. Bu nedenle çalışanlarınızdan yüksek verim almak için iki seçeneğiniz var:
1. Ya onlara sektör ortalamasının çok üzerinde ücret ödeyeceksiniz
2. Ya da yapılan işi onların üst seviye ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştireceksiniz. Üçüncü bir alternatif yok.

Peki bu nasıl olacak? Harvard Business Review, Ocak 2010 sayısında 10 çığır açıcı yönetim fikrine yer verdi. İlki, çalışanları gerçekte neyin motive ettiği ile ilgili. Araştırmalar çalışanların ilerleme sağladıkları, yeni şeyler ortaya koydukları günlerdeki motivasyonlarının diğer günlere göre çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle öncelikle yapılan işin çalışanlara ne düzeyde “ilerleme” imkanı sunduğunu gözden geçirmeli. İkinci yönetim fikri şu: İnsanlar anlamlı bir şeyin parçası olmak istiyor. Van depremi sonrasında nasıl kenetlendiklerini gördük. Son olarak çalışma ortamı çok önemli. Maalesef pek çok işyerinde bunaltıcı bir yoğunluk söz konusu. Çalışmak için para dışında bir neden bırakmıyor, daha sonra yüksek ücretlere rağmen yaşanan verim sorunlarından şikayet ediyoruz.

“ELDE TUTMA KRİTİK KONU OLDU”
Berrin Tavman / Teksan Güç Sistemleri İK Direktörü

Artık gelir paketi kavramı içine ücretten çok, katma değerli çalışma ve şirket gelirini
arttırmaya yönelik işlerin değerlendirmesi girdi. “Balanced scorecard” yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Yazılı kültüre geçildi. Performans sistemlerinin önemi ve değeri arttı. Ölçme kriterleri geliştirildi. Şirketler daha çok süreç performanslarına odaklandı. Bu sonuçlara ulaşabilmek için nitelikli işgücünü sisteme katma, halihazırda çalışan kilit personeli elde tutma ve sürekli eğitimlerle geliştirme, bağlayıcılığı ve aidiyet duygusunu geliştirici politikalar oluşturma önemli konularımız arasında yerini aldı.

“PARA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”
Hülya Çetin / Richmond International Eğitim ve Kalite Müdürü

İnsanlar her alanda anlam aramaya başladı. Belirli gelire ulaşınca daha çok parayla motive olmuyor. Üstleriyle ilişkisinde nasıl hissettiği, o iş yerindeki duygusal tatmininin ne düzeyde olduğu daha büyük önem taşıyor. İK politikalarımızla çalışanlarımıza, hayatlarını anlamlı kılacak bir iş ortamı sunmaya çalışıyoruz. Katı, belirgin ve sınırlı uygulamalardan ziyade kişiye özel motivasyon kanallarınıyla kişiye özel yaklaşımlar uyguluyoruz. Özellikle idari kadrolarımız işlerini iş saatlerinde bitirmeleri için yönlendiriliyor. Her ay organize edilen workshoplarla bir soruna çözüm buluyor veya hizmet kalitesinin artmasına yönelik projeler geliştiriyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimize çalışanlarımızı dahil ediyoruz.

“PERFORMANS DEĞERLENDIRME SONUÇLARINA BAKACAĞIZ”
Uğur Kaymak / Emsan Genel Müdürü

Son birkaç yıldır, yaşanan ekonomik sorunlar ücret artışı bir yana, ücretlerin yeniden gözden geçirilip, işten çıkartmaya başvurmadan elemanların daha az ücret konusunda mutabık kaldığı ve böylece işlerini kaybettiği dönemleri geçirdik. 2012’nin de zorlu bir yıl olacağını şimdiden söyleyebiliriz. İK birimleri bazı tedbirleri uygulamaya koymak ihtiyacı hissedeceklerdir. Emsan olarak 2011’de iyi bir performans gösterdik. Ücret çalışmalarında performans değerlendirmesi ve şirkete yapılan katkı göz önüne alınacaktır. Motivasyonu arttırıcı çalışmalara yer vermeyi de planladık.

“PRİM SİSTEMİ VE EVDEN ÇALIŞMA İMKANI VAR”
Aslı Uzunlu / Prosis Danışmanlık Kurucu Ortak

Bağlılığı sağlamada birincil etkenin maddi imkan ya da menfaatler olmadığını düşünüyorum. İş gönülde yapılan bir olay, ancak bu şekilde imkansız görünen başarılar geliyor. Bu da bağlılığı sağlıyor zaten. Geçen sene performansı gerçekten yüksek olan ve büyüme sürecimizde samimiyetle çalışan bazı arkadaşlarımıza, planlanandan çok daha yüksek bir oranda zam yapıldı.İş geliştirme ve hedeflere ulaşıldığında maddi kazanımı arkadaşlarımızla paylaşacağımız bir prim sistemimiz var. Geçen sene başladığımız ve katma değer sağladığına karar verdiğimizde süresini arttırmayı düşündüğümüz uygulama ise evden çalışma. Şu anda ayda bir kere bu hakları var.

Geri bildirim sistemini en iyi uygulayan şirketlerden olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Örneğin Ocak başında gerçekleştireceğimiz toplantıda bir süreden beri üzerinde çalıştığımız, şirketimizin yeni kariyer haritasını açıklayacağız.

“ÖNCELİKLERİ BELİRLEDİK”
Hüseyin Turan / King Paolo Yönetim Kurulu Başkanı

Bilinenin aksine Türk çalışanlar, Avusturya, Fransa, İtalya, İngiltere hatta Japonya’dan bile daha çok işlerine dört elle sarılıyor. Değişim ve terfi bekleyen genç bir nüfus var. Şirket olarak biliyoruz ki, artık çalışanların iyi maaşlar alması, şirketlerinden çok memnun olduklarını söylemeleri yeterli değil. Kurum içi iletişimi, zamanında ücret ödemelerini, şeffaf yönetim gibi başlıkları önceliklendirerek çalışan memnuniyeti, sadakati, üretim artışı ve satış olarak geri döndüğünü gördük. Çalışanlar çok iyi maaşlar alıp şirketi için hiçbir şey yapmayabilir. İşinin gelişimine ve amaçlarına inanan çalışanın daha çok motive olduğunu gördük.

Celal Dereli / Dermokil Genel Müdürü
Her yıl olduğu gibi bu yıl da, başarılı personeli performansını değerlendirip terfi ve primle ödüllendirmeyi planlıyoruz. 2012’de çalışan memnuniyetine ağırlık vermeyi hedefliyoruz. Kurum içinde çeşitli organizasyonlara yer vereceğiz.

Nadire Tunçay / Teleperformance Turkey Chief HR Officer
Bağlılığı arttırmak için uyguladığımız yöntemlerden en önemlileri:
– Terfi ve transfer olanakları (tüm açık pozisyonlar önce içeride duyurulur ve başvurular şeffaf bir biçimde değerlendirilir)
– Sürekli eğitim programları (şirketiçi, şirket dışı mesleki ve motivasyon eğitimleri, İngilizce eğitimleri)
– Yöneticiler için yurt dışında 5 haftalık Teleperformance University eğitimi
– Ödül sistemi (aylık/yıllık performans primi + yüksek performansa özel ödüller)
– Başarılı olanlara plaket, mektup, çeşitli armağanlar
– Seslerini duyurabilecekleri mecralar (şikayet-önerilerin değerlendirilmesi)
– Fiziksel ortamın rahatlığı ve TV’li dinlenme odaları
– Şirket içi magazin dergisi ve Intranet üzerinden aktivitelerin/başarıların duyurulması
– Sosyal ve sportif aktiviteler
– Ofis partileri, şirket dışında kutlamalar
– Global Fun for Festival ödülleri

“ÖNEMLİ OLAN BİRLİKTE MÜCADELE”
Nedim Zalma / Akcor Havalandırma Sistemleri Yönetim Kurulu Başkanı

Motivasyon sadece bireyin maaşının yükselmesi ile elde edilemez. Küresel krizlerin yaşandığı, CEO’ların maaşlarının yüksekliğinin tartışıldığı bu dönemlerde işimizin ve yaşam mücadelemizin sürekliliğini sağlamak istiyoruz. Bunun için çoğu zaman “şirketim benim için ne yapabilir?” yerine “ben şirketim için ne yapabilirim?” sorusunu sormak gerek. Bu mücadelelerden toplu olarak başarılı çıkabilmenin de bir motivasyon aracı olduğunu düşünüyorum.

“KARİYER PLANI YAPIYORUZ”
Burcu Şanlı / G4S Güvenlik Hizmetleri İK Uzmanı

Mavi yaka personelimizin merkez kadrolarında görevlendirilmesi için kariyer planı çalışmamız var. Çalışanlar tecrübeleri, eğitimleri ve yöneticilerinden gelen geri bildirimler ışığında kariyer planına dahil ediliyor. Yeni başlayan her çalışanımız için oryantasyon ve iş üzerinde eğitim süreci, personel memnuniyet değerlendirme anketlerimiz ve talep eden merkez kadro çalışanlarının yabancı dil eğitim masraflarının bir kısmının karşılanması gibi sistemlerimiz var. Sektördeki ortalama personel devir oranıyla bizimki kıyaslandığında doğru yolda olduğumuzu görmek gurur verici.

“YETKİNLİK BAZLI MODELE GEÇİYORUZ”
E. Korhan Kalyoncu / Kardem Tekstil İK Yöneticisi

Ağustosta uyguladığımız çalışan memnuniyeti anketi sonuçlarını en kısa sürede birim yöneticilerimiz ile değerlendirerek iyileştirme önerilerimizi oluşturduk ve buna göre iş planı çıkardık. Bu yıl yetkinlik temelli insan kaynaklari modeline geçiyoruz. Çeşitli envanterler uygulayarak çalışanlarımızın bireysel farkındalıklarını en üst düzeye çekerek iş performanslarını en üst seviyeye ulaştırmayı hedefliyoruz.

“MBA DESTEĞİ VERİYORUZ”
Barış Demirdelen / Ode Yalıtım İK Takım Lideri

Ücret artışları gerçekten de çalışanları motive edici bir unsur olmaktan uzaklaştı. Biz çalışan bağlılığını artırma adına eğitimlere, kariyer fırsatlarına ve yan haklara ağırlık veriyoruz. Bilgi üniversitesi ile protokol yaparak bu yıl 5 çalışanımızı MBA yapmaya gönderdik ve çalışanlarımızı yüksek lisans yapmaya teşvik etmeye devam edeceğiz. Her yıl 2 çalışanımızı Turquality programı kapsamında Koç Üniversitesinde Executive MBA yüksek lisans programı baz alınarak yürütülen Yönetici Geliştirme Programına gönderiyoruz. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesinde sertifika programına gönderdiğimiz arkadaşlarımız var. Kendi liderlerimizi yetiştirebilmek için kilit pozisyonları ve potansiyel yetenekleri belirlemek, yedekleme planlarını oluşturmak yönünde bir kariyer sürecimiz var. Yan hakları yeteneği elde tutmanın en önemli yollarından birisi olarak görüyoruz. Tüm çalışanları kapsayan performansa dayalı prim sistemi, bireysel emeklilik sigortası, yemek kuponları, ramazan ve yılbaşında erzak paketleri, evlilikte 2, doğumda 1 adet cumhuriyet altını, pozisyona göre araç, akaryakıt, smartphone vb. yan haklar sunuyoruz.

Barbaros Yücesoy /Konyalı Saat Perakendeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Belirli periyotlarla mağazalarımız arasında çeşitli yarışmalar yapıyoruz. Yurt içi veya yurt dışı iki kişilik tatil seyahatleri ya da para ödülü kazanıyorlar. Ayrıca markalara yönelik satış başarıları ekstra prim ile ödüllendiriliyor.

“BİREYSEL GELİŞİM PLANLARI YAPIYORUZ”
Elvan Dumlu / Metro Properties Gayrimenkul Yatırım İK Müdürü ve Uyum Yöneticisi

Uluslararası platformda düzenlenen çalışan memnuniyeti anket sonuçları doğrultusunda aksiyon planları oluşturmakta ve bunları takip etmekteyiz. Ayrıca çalışanlarımıza alanında uzman danışmanlarla birlikte “Gelişim Merkezi” uygulamaları imkanı sunmaktayız. Bunlar neticesinde “Bireysel Gelişim Planları” hazırlanarak çalışanların yetenekli oldukları alanlarda değerlendirilmesi sağlanmakta ve potansiyel yetenekler için kariyer planları oluşturulmaktadır. İK’nın yanısıra ilk yönetici arasında kurulan köprüler, tüm çalışmaların bel kemiğini oluşturuyor.

“EMPATİK İLETİŞİM DİLİ KULLANIYORUZ”
Gönül Mürteza / İkbal Gıda İK Müdürü

Çalışma süresini 5 yıla çıkarmış durumdayız. İçlerinde 7 yıl çalışma süresi olan personel var, diğer bölümlerin işe bağlılık ömrü daha fazla. Bunu açık iletişim, yönetime kolayca ulaşma imkanı, yönetim-çalışan empatik iletişim dili kullanılması ile başarıyoruz. Ayrıca çalışanlarımızı duygusal yönden tatmin ederken, maddi yan olanaklar olan prim, ikramiye, erzak yardımı, eğitim yardımı ile destekliyoruz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et

MAKALE

Podcast yapmak cesaret istiyor

Podcast son dönemde özellikle gençler arasında hızla yayılıyor. Bunda gencin özgürlüğüne imkan tanıması hiç kuşkusuz önemli bir faktör. Ancak podcast üretimi yapan uzman sayısı yeterli değil. Bunun en önemli nedeni ne olabilir?

Podcast yapmaya başlamaktan neden çekiniyoruz?

Kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen bazı şeyler var…

Podcast’ler dünyada her geçen gün artmaya devam ediyor. Türkiye’nin en büyük podcast ağı olan Podfresh’in bile şimdiden çeşitli kategorilerde 100’e yakın yayını bulunuyor. Yalnızca ABD’de, nüfusun yüzde 75’i “podcast”in ne demek olduğuna aşina durumda. Ekim 2020 itibariyle ise 1,5 milyonun üzerinde podcastin olduğunu söylemek biraz ütopik gelse de gerçek bu.

Her gün başlanan yeni podcastler, kazanılan yeni kitleler ve podcast ile ilgili düzenlenen çeşitli etkinliklere rağmen, yayıncı adaylarını engelleyen ve başlamaktan alıkoyan bazı yanlış yanlış bilinen şeyler var. Bu yazımda biraz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Podcast bir iş modelidir

Aslına bakarsanız podcast’ten hemen bir gelir elde etme beklentisi büyük bir hata ve orta vadede motivasyon düşürebilen bir şey. Çünkü Türkiye’de henüz yeni yeni büyüyen, ilginin fazla olduğu ancak reklam modellerinin henüz tam oluşturulmadığı bir ortam söz konusu. Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, ürettiğimiz her türlü içerik, yaratmamız gereken bir pazarlama planının da parçası olmalı ve o doğrultuda bir strateji üretilmeli. Podcast yayınlarını yaymanın sadece içerik pazarlamasıyla bittiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Birçok platformda çok sayıda niş podcastin olduğu bir arenada, bunu bir işe çevirme düşüncesinden önce içeriğimizi iyi oluşturmayı düşünmek daha yerinde olacaktır. Çünkü salt gelir eldetmekten ziyade podcastimizi aynı zamanda kendimize bir network oluşturmak için de kullanacağız ve podcastimizi de bu network dinleyecek. 

Profesyonel bir stüdyo olmadan başlanmaz

Ben şahsen podcastlerime ufacık bir odada, sesimdeki yankıyı kesmek için üzerime battaniye örterek başladım. Üzerinden iki yıl geçmesine rağmen de hâlâ evimden yayın yapmaya devam ediyorum. Yayıncı adaylarının, profesyonel bir stüdyoya ihtiyaç duyacaklarını, stüdyo sesi olmadan podcast olmayacağını düşünmeleri ve bunun harekete geçmelerini engellemesi, acilen aşılması gereken bir konu.

Peki benim yaptığım podcastler süper kaliteli mi? Elbette evde sınırlı imkanlarla alınan herhangi bir kaydın stüdyo gibi olması imkansız ama zaten sorun burada başlıyor. Neden başlangıçta stüdyo kalitesinde bir yayın yapma zorunluluğu hissedeyim ki? Her şeyden önce içeriğimiz ve sürdürülebilirliğimiz çok daha önemli olgular. Bana soracak olursanız podcast yayınlarını benzersiz kılan şeyler, içerdiği samimiyet. Yani bir ev ortamında, belki çayınızı koyarken çıkan ses, belki arkanızdan gelen bir kedi. Nerede olursanız olun, telefon kulaklığına bile sahipseniz (ki Podfresh’te kulaklıklarla yapılan çok güzel yayınlar var) başlayın.

Podcast yapmak aşırı pahalı

Diğer bir yanlış düşünce de, ekipman fetişisti olup podcast yapmaya başlamak için pahalı ve kaliteli mikrofonlara sahip olmamız gerektiği. Örneğin, 3000 TL’ye çok kaliteli bulduğunuz ve profesyonellerin önerdiği bir mikrofon var ve almak istiyorsunuz. Durun, almayın! Bunun yerine 150 liraya bir yaka mikrofonu, aylık 50 TL’ye yayınlarıma değer katacak bir podcast barındırma platformu (ki artık size Spotify kataloğundan dilediğiniz müziği kullanma imkanı sağlayan Anchor varken ona bile ihtiyaç olmayabilir) ve 20 liraya podcastime sesli tanıtımlar yapabileceğim bir uygulama alırsam, erken dönemde yapacağım 3000 TL’lik bir mikrofondan daha mantıklı ve yayınıma değer katacak bir harcama yapmış olurum.

Demem o ki, Podcaste başlamak pahalı ve maliyetli değil. Bilgisayar ya da telefonunuzdaki ses kayıt düğmesine basın, telefonunuzun kulaklığını takın ve içeriğinizi oluşturun.

Dinleyici bulmak için ünlü olmak gerek

1,5 Milyon podcast yayını, daha fazla sayıda yayıncı, daha fazla sayıda da dinleyici var. Herhalde bu rakamların hepsi ünlü değil. Bu arada yayıncı adaylarının gözlerinin korkmasına hak veriyorum. Belki konuşmak istediğiniz konuyla alakalı onlarca podcast vardır ve endişe duyuyorsunuzdur. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, her podcast birbirinden parmak izlerimiz gibi farklı. Herkes niş bir yayın yapmaya çalışıyor ve konunun genelinden uzaklaşıp ister istemez spesifikleşiyorlar. 

Anlattığınız hikaye ve inşa ettiğiniz içeriğiniz sizin her şeyiniz. Yayınınız başka podcastlerin konusunu andıracak gibi görünse de, mutlaka kendinizden katacağınız şeylerle farklılaşacaktır. Kişisel deneyimler ve insan hikayeleri her şeyi değiştirir. Dinleyici olarak iki aynı nüanstaki podcast programından ayrı ayrı kendime kattığım birçok şey var. Eğer platformlarda var olan podcastler sizi podcaste başlamaktan alıkoyuyorsa, masada herkese bir sandalye olduğunu bilmenizde fayda var. 

Her şey kusursuz olmalı

Bir felaket olan ilk podcast bölümüme buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Sesimin yetmediği, tonlamalarımın ise anlamsız olan bu bölümü çekerken ne kadar zorlandığımı ve onlarca kez baştan kayıt aldığımı hâlâ hatırlıyorum. Ancak sonuç itibariyle içeriğimi dünyaya yaymak istediğim için “yayınla” butonuna bastım. Sadece biz değil, dünyaca ünlü podcasterların da ilk yayınlarına baktığınızda kusursuz olmadıklarını görüp kervanın her zaman yolda düzüleceğini anlayabilirsiniz. Kimse mükemmel değil, olamaz da. Podcastinizin daha ilk bölümden mükemmel olması gerekmiyor. Açıkçası geliştikçe her zaman yeni şeyler öğreneceksiniz ve bir önceki bölümünüzü beğenmeyeceksiniz. Gereksiz mükemmelliyetçilik sizi engelleyen bir şey ise, bunu önemsememek en güzeli.

Bitirirken…

Yanlış bildiğimiz şeyler bizi bir şeylere başlamaktan, düşüncelerimizi yaymaktan ve başkasının hayatına bir şeyler katmaktan her zaman alıkoyan bir şey. Eğer profesyonel bir stüdyo yüzünden podcast yapmaya başlamıyorsanız bir hayalinizden vazgeçmiş olacaksınız. Ürettiğiniz içeriğin nerede, kimi ve nasıl etkileyeceğini, ne gibi izler bırakacağını bilemezsiniz. İnsanlara temas etmek ve dokunmak güzeldir. Yeter ki en başında belirttiğim süreklilik ve içerik gibi doğru şeylere odaklanalım.

Kaynak: T24
Yazar: İlkan AKGÜL

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND