Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Herkesin katılabileceği kişisel gelişim seminerleri!

Yazar Latife tekin’in kurduğu Gümüşlük Akademisi, istanbul şubesini de açtı. Gümüşlük akademisi-Arnavutköy’de yazarlık kurslarından şiir’e, reklamcılıktan senaristliğe bir çok seminer bulunuyor.

Yazar Latife Tekin’in benzersiz mekânı Gümüşlük Akademisi-Arnavutköy’de 13 Ekim’den itibaren hemen her gün şiirden romana, antropolojiden müziğe, şarkı sözü ve oyun yazarlığından yayıncılık ve edebiyat ajanlığına kadar edebiyatın ve hayatın her alanıyla ilgili atölyeler yer alıyor. “Hiçbir okulun müfredatında yer almayan sanat ve edebiyat dersleri” de diyebilirsiniz buna. Mor ve Ötesi topluluğundan Harun Tekin’in vereceği Şarkı Yazma Dersleri de ilgi çekiciseminerlerden biri.

Romana başlarken rehberiniz Mario Levi

Ünlü romancı Mario Levi’nin seminerine roman yazmak isteyen ama işe nereden başlayacağını kestiremeyen ve bu konuda kendini kaybolmuş hisseden herkes gidebilir. Çekmecenizde bekleyen bir roman taslağı mı var? Ya da belki anılarınızı, geçmişte sizi etkileyen olayları yazacaksınız. Levi 12 hafta boyunca size eşlik ediyor. Yazmanın ruhundan hikâyenin önemine, romanın temel boyutlarından yazmak için yola çıkarken yapılacak son hazırlıklara kadar roman sanatının teknik meselelerine dair bildiği, deneyimlediği her şeyi paylaşıyor. (Levi’nin semineri, 17 Ekim’de başlıyor.)

Edebiyatın özüne giden yol gardrobundan geçer!

En ilgi çekici atölyelerden biriniyse genç kuşağın yetenekli romancılarından Can Gürses yönetiyor. Adı, Edebiyat Gardırobu: Mantolar ve Şapkalar… İçerik son derece davetkâr. “Edebiyatın özüne giden yol gardırobundan geçer” diyen Can Gürses, edebiyat teorisini, alt-metin/ üst-metin karşılaştırmalarını bir kenara bırakıp mantoya, şapkaya bakmaktan söz edecek. Milan Kundera’nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği romanındaki seksi melon şapkadan, Sabahattin Ali’nin Madonna’sının kürk mantosundan, belki Anna Karenina’nın kırmızı çantasından… Dünya edebiyatının en önemli eserlerine ruh veren giyim kuşam nesnelerinin bize aslında ne söylediğini dinleyeceğiz. Can Gürses de zaten şöyle diyor: “Giysilerin, önyargılara dair elimizdeki en büyük kalkan olduğuna inanıyorum. Çoğu insan giydiğine bilinçle yaklaşmaz, anlam yüklemez. Oysa ben yüklerim. Korkunç önemserim giydiklerimi. Çünkü hayatım boyunca önyargılarla karşılaştım. Madem öyle, ben de beni en iyi ifade eden şeyi giyer, yargımı herkesten önce kendim koyarım. En nihayetinde giyinmek, her gün yenilenen bir seçimdir. Renk, kumaş, doku, kalınlık, incelik, desen, uzunluk, darlık, bolluk, silme felsefeye, silme ‘izm’e taş çıkartacak kadar derindir. Giyinmeyi sevmemin bile edebiyat sevgimle bir ilgisi olmalı. Çünkü ikisi de ayrıntıcılığı, inceliği ve bütünü görmeyi gerektiriyor. Benim için giysi yorumlamak, rüya yorumlamaktan daha matrak. Çünkü rüyanı yalnız sen görürsün ama giysini cümle âlem görür.” (Gürses’in semineri 13 Kasım’da başlıyor.)

Che Guevara’nın şairleri; şiirin müziği

Gene genç kuşağın önemli şairlerinden Onur Behramoğlu ise bambaşka bir yol izliyor ve bizi, Che Guevara’nın yanından ayırmadığı şiirlerden yola çıkarak Latin Amerika ve dünya şiir-müzik-devrim tarihine bir yolculuğa davet ediyor. 4 hafta sürecek seminerlerde Behramoğlu, Che Guevara’nın ruhuna yakın şairlerin kendi sesinden şiirler, o şiirlerden yapılmış şarkılar dinletecek, şiirlerinin gelişim süreçlerini toplumsal-siyasal tarihle ilişkilendirecek. Dünya şiirinin önde gelen isimlerini müzik, resim ve sinema eşliğinde tanıtırken onlardan esinlenen yazarlara, sinemacılara, ressamlara dair bilgiler vererek DoğuBatı şiiri, tarihi, felsefesi arasında köprüler kuracak. (Behramoğlu’nun semineri 14 Ekim’de başlıyor.)

Dijital çağa ve bağımsız yayıncılığa hazır mısınız?

Mehmet İnhan’ı online kitap satış sitesi İdefix’in yöneticisi olarak tanımıştık. İnhan şimdi yepyeni projelerle ülkemizde bağımsız yayıncılığın tohumlarını atmaya hazırlanıyor. 3 hafta boyunca sürecek Dijital Yayıncılık semineri katılımcılara, her geçen gün biraz daha yaygınlaşan elektronik kitap ve dijital yayıncılık konusunda bir pratik uygulama deneyimi kazandırmayı hedefliyor. E-kitap düzenleme yazılımlarıyla tanışıp DRM gibi korsana karşı kopya koruma yöntemlerini inceledikten ve temel html bilgilerini edindikten sonra, örnek e-kitabınızı yaratabilecek, yarattığınız e-kitabı nasıl yayınlayacağınızı öğrenecek, bağımsız yayıncılığın nasıl yürüdüğünü ve avantajlarını keşfedeceksiniz. (İnhan’ın semineri 16 Ekim’de başlıyor.)

Akademi’de sonbahar

Gümüşlük Akademisi-Arnavutköy Buluşmaları’nın 2014 sonbahar programından seçtiklerimiz…

Yazı Alıştırmaları, Haydar Ergülen 8 hafta sürecek seminer 13 Ekim’de başlıyor.

Görmeyi Öğrenmek , Ali Şimşek 5 hafta sürecek seminer 14 Ekim’de başlıyor.

İlk Kitap, Nalan Barbarosoğlu 6 hafta sürecek seminer 15 Ekim’de başlıyor

Felsefe, Türker Armaner 4 hafta sürecek seminer 16 Ekim’de başlıyor.

Kadın Kahkahası, Filiz Bingölçe 4 hafta sürecek seminer 17 Ekim’de başlıyor.

Yaratıcı Okurluk Atölyesi, Onur Caymaz 4 hafta sürecek seminer 18 Ekim’de başlıyor.

Senaryo Bakışı, Ümit Ünal 4 Hafta sürecek seminer 22 Ekim’de başlıyor.

Şiir, küçük İskender 6 hafta sürecek seminer 26 Ekim’de başlıyor

Aşkın Arkeolojisi, İsmail Gezgin 2 gün sürecek seminer 8-9 Kasım’da.

Dilbazlık Atölyesi, Mahir Ünsal Eriş 2 gün sürecek seminer 15-16 Kasım’da.

Fantastik, Gotik, Korku Edebiyatı, Oylum Yılmaz 2 gün sürecek seminer 15-16 Kasım’da.

Öykü, Müge İplikçi 8 hafta sürecek seminer 13 Aralık’ta başlıyor.

http://www.gumuslukakademisi.org/

Yazar: Gülenay Börekçi
Kaynak: http://www.haberturk.com

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Hafızadaki yüzler resme döküldü

Kanada’nın Toronto Scarborough Üniversitesi’ndeki nörologlar, elektroensefalografi (EEG) verilerine otomatik öğrenme (machine learning) tekniği uygulayarak “hafızadaki yüzleri resme dökmeyi” başardı.

Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Adrian Nestor, “Bu çalışmadaki yenilik, EEG verileri ve otomatik öğrenme tekniğini kullanarak katılımcının görsel deneyiminin tahmini bir temsilini yeniden yaratmak” dedi.

Nestor, gönüllü katılımcının kafasına yerleştirilen EEG’nin verilerine ışık tutulduğunu belirtirken, “İnsan yüzü gibi zihinsel temsilleri algıladığımız biçimiyle yeniden oluşturmaya çalıştık” diye konuştu.

Scarborough Üniversitesi’nde EEG verileri üzerine araştırmalar yapan Dr. Dan Nemrodov ise ilk başta bu teknikle hafızadaki yüzlerin resme döküleceğine” ihtimal vermediğini anlattı, “Nestor bana geldiğinde ona bunun zor olacağını ama deneyebileceğimizi söyledim. Sonuçta o kazandı, ben kaybettim. Teknik gayet iyi çalışıyor” dedi.

Yapılan araştırmanın videosu aşağıdadır:

Kaynak: bbc türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Çinli Şirket az adım atan çalışana para cezası veriyor

Çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesen şirket eleştirildi.

Çin’de ayda 180 bin adımdan az atan çalışanlarına para cezası veren şirket eleştirilerin hedefinde. Information Times gazetesine göre Guangzhou’da bir emlakçı, çalışanlarına eksik attıkları her adım için 0,01 yuan (0,0078 TL) ceza kesiyor.

Gazeteye konuşan şirketin çalışanlarından biri, sürekli fazla mesaiye kalmaları gerektiği için çalışma saatleri dışında 6 saat atma imkanlarının olmadığını söylüyor:

“Şirketin daha fazla egzersiz yapmamızı istemesini anlıyorum ama şimdi adım hedefini tutturmak için yürümekten uyumaya yeterli vakit ayıramıyorum.”

Yerel bir hukuk firmasında çalışan Liu Fengmao, şirketin çalışanların attıkları adımı bir performans göstergesi olarak takip etmesinin yasal bir temeli olmadığını ve bu kuralın ilerde işveren için sorun çıkarabileceğini belirtiyor.

Liu’ya göre işçiler mesai saatleri dışında yürümeleri gerektiğinde bunun fazla mesai olduğunu söyleyebilir veya yürüyüş sırasında sakatlık yaşadıklarında bunu çalışma sırasında yaşanan bir iş kazası olarak gösterebilir.

Information Times’a göre Guangzhou’daki emlakçı çalışanlarına bu tip bir kural getiren ilk şirket değil.

Ocak 2017’de teknoloji şirketi Congqing çalışanlarının günde 10 bin adım atmasını talep etmişti. Chongqing Evening Post gazetesi şirketin bu kriteri bir performans ölçütü olarak kullandığını yazmıştı.

“Şirket, maaşlardan kesinti yapmak için bahane arıyor”

Sosyal medya sitesi Sina Weibo’da da kullanıcılar Guangzhou’daki emlakçının bu uygulamasını şaşkınlıkla karşıladı. Bir kullanıcı “Şirket çalışanlarının maaşlarından kesinti yapmak için bahane arıyor” ifadelerini kullandı.

Bazı kullanıcılar ise kararı “Bu uygulama çalışanları sağlıklı kılar” ifadeleriyle destekledi.

Kaynak: BBC Türkçe

Okumaya devam et

MAKALE

Bağlanma korkusu: Neden bazıları “ıssız insan” olmayı seçer?

İnsanın sosyal etkileşimi, temel bir ihtiyaç. Peki neden bazı insanlar, başka insanlardan kaçar? Bağlanma korkusunun mekanizması nasıl çalışır? Bağlanamayanları anlamak için yararlı bir yazı…

Flörtleşme döneminde bir çoğumuzun başına gelmiştir: biriyle görüşüyorsunuz, beraber vakit geçirmeyi seviyorsunuz ve birbiriniz tanımaya çalışıyorsunuz. Aranızdaki ilişki doğru yönde gidiyor gibi duruyor, ancak bu ilişkinin adını koymak istediğinizi belirttiğiniz anda durum birden değişiyor. Görüştüğünüz kişi sorularınıza daha kaçamak cevaplar vermeye başlıyor ve mesajlarınıza daha az geri dönüş yapıyor. Gelecek ile ilgili bir plan yaptığınızda konuyu değiştirmeye çalışıyor.

Karşılıklı oturduğunuzda ve “neler oluyor?” diye sorduğunuzda büyük ihtimalle “bağlanmaktan korkuyorum” veya buna benzer bir cevap alacaksınız.

Bazıları için bu konuşma daha geç de gerçekleşebilir. Artık bir ilişki içindesinizdir, ancak ilişkiniz daha da ciddileşmeye başlayınca partneriniz sizden uzaklaşabilir. Bunun üzerine kendinizi “ne oldu öyle” diye düşünürken bulabilirsiniz.

“Bağlanmaktan korkmak teriminin sık sık kullanıldığını duyarız ama aslında bu ne anlama geliyor? Huffington Post’tan Kelsey Borresan bu sorunun cevabını öğrenmek için uzmanlarla görüştü.

Eğer biri size “bağlanma sorunlarından” bahsediyorsa yakınlık kurmaktan ve ilişkinizin çok hızlı ilerlemesinden rahatsız oluyordur.

“Sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir”

Psikolog Samantha Rodman bu konu ile ilgili olarak “ Sizi seviyor olabilir, hatta size aşık bile olabilir ancak sizin ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi karşılayamamaktan korkuyor olabilir” diyor.

“Bağlanma sorununun” kökleri korkulara, inançlara hatta kişinin aile hayatında veya daha önceki ilişkilerinde yaşadığı kötü tecrübelere dayanıyor olabilir. (Örneğin çocukluğunda anne ile babasının kavgalı bir boşanma yaşamasına tanık olmuş olabilir)

Unutmamak gereken bir başka detay ise her insanın nihai amacının uzun bir ilişki olmadığı.

“Bir ilişkinin içinde sıkışıp kalmaktan korkuyor veya büyük kararlar vermekte zorlanıyor olabilirler” diyor psikolog Ryan Howes ve ekliyor; “ Belki de geçmişte kendileri ile uyumlu olmayan insanlarla ilişki yaşamışlardır veya ilişkileri beklemedikleri bir şekilde aniden bitmiş, bu yüzden de kendilerini reddedilmiş hissetmişlerdir”. Howes bu konu hakkındaki düşüncelerini “Tipik olarak bağlanmakta korkan insanlarda geçmişten gelen bir korku vardır ve bu korku genel olarak ilişkilerinin bitmesine sebep olur” diyerek özetliyor.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız”

Bir başka olasılık ise karşınızdaki kişinin size karşı olan ilgisini kaybettiği ve “bağlanma sorunlarını” ilişkinizi sonlandırmak için kullanıyor olması. Bu gerekçe gerçek olsa da olmasa da bunu görüştüğünüz kişinin artık sizinle bir ilişki yaşamak istemediğine dair bir sinyal olarak algılamalısınız.

“Eğer biri bağlanma sorunları olduğunu söylüyorsa ona inanmalısınız. Bazı insanlar bunu ciddiye almıyor ve bir süre sonra karşılarındaki kişinin istediğinin evlilik veya beraber yaşamak olmadığını fark edince hayal kırıklığına uğruyor” diyor Rodman.

Bağlanmaktan korkan insanlar bazen size karışık sinyaller verebilirler. İlişkinizin bir sonraki adımının ne olduğunu konuştuğunuzda farklı cevaplar verdiğini hissedebilirsiniz. Tahminen sizinle bir sene sonrası için tatil planı yapmayacaklardır. Bazen arkadaşları etrafında geçirdiğiniz zamanı bile kısıtlayabilirler ki ilişkiniz biterse arkadaşlarına çok bağlanmış olmayın.

“Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir

Howes bağlanma sorunu olan insanların kavgadan kaçınmak için sorunların kendi kendisini çözmesini beklediğini, fakat aynı zamanda da bağlanmaktan korktukları için ilişkiyi bitirmeye hazır olduklarını ifade ediyor. “İçlerinde sürekli çatışıyorlar” diyor Howes.

Rodman ise “Bağlanma sorunu olan insanlar bağımsız yaşamayı ve kendi kendine yetmeyi iyi öğrenmiştir. Bu sebepten dolayı partnerlerine açılmaları zor olabilir.” diyor.

Kaynak: t24

Okumaya devam et
Advertisement

TREND