Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Herkes profesyonel olmak derdinde onlar değil !

Hayatın ne getireceği hiç belli olmuyor. Bir gün bakıyorsunuz televizyonda bir yarışma programı düzenleniyor ve o güne kadar hiç aklınızda yokken siz de şansınızı denemeye karar veriyorsunuz. Sonra bir telefon geliyor ve yarışmaya katılmak için görüşmeye çağırılıyorsunuz. İşte Evren Doğru da internetten başvurduğu yarışmaya katılma hakkı kazanıyor. Birkaç ay boyunca samimi konuşmaları ve kendiyle barışık olma hali seyircinin gönlünde taht kuruyor.

Heyecan içinde bizi hop oturtup hop kaldıran bu yarışmada Evren 100 milyar kazansa da “benim daha başka kazançlarım oldu” diyor. ‘Yeniden Başlasın’ adlı programa varım diyen Evren Doğru ve Nergis Kumbasar’ı çekim sonrası ziyaret ettik.

‘Yeniden Başlasın’ adlı program nasıl gündeme geldi?

Nergis Kumbasar: Amacımız her şeyi değiştirebilmeye, neşeyle güne başlamaya ve kötülükleri iyiye çevirmeye yönelik program yapmaktı. Evren’in de bir sürü şey yaşayıp hayata güzel bakışı ve çirkini güzele yönlendirme başarısı bana çok cazip geldi ve seve seve Show TV’den gelen teklifi kabul ettim. ‘Var mısın Yok musun’ yarışmasında o kadar çok ağlatmıştı ki biraz da güldürsün hani dedim.

Evren Doğru: Çok şaşırtıcı bir teklifti. Sabah programı yapmak kolay bir şey değil. Mesela, bugün program biterken ‘yarın akşam görüşürüz’ demişim. Nergis Hanım gibi profesyonel değilim, hatalarım olacaktır. İşin güzelliği de burada. Bu konuda herkesten anlayış bekliyorum.

N.K: Yarın bunu telafi edersin, olsun.

E.D: Tabii canım, bunlar olacak zaten. Profesyonelliğe gerek olduğunu düşünmüyorum, çünkü herkes çok profesyonel olmanın derdinde olduğu için yapmacık oluyor.

Evren Bey, neden size böyle bir teklif geldiğini sorguladınız mı?

E.D: Tabii ki, sorguladım.

N.K: Halkın o kadar çok sevgisini kazandı ki Evren; birçok insana yaklaşımıyla, hayata sıkı sıkı sarılmasıyla örnek olduğu için seçildi.

E.D: Nergis Hanım’a yüzde yüz katılıyorum ama bunu bence genellemek lazım. Bu programda görme engelli Evren olarak yokum, Evren olarak varım. Ben de çok sorguluyorum bu durumu. Hafta sonu İzmir’de bir ilkokula gittim, çocukların tepkisini ve bana olan ilgiyi gördüm. Cevabı orada buldum.

Nergis Hanım, Evren Bey’le program yapma teklifi geldiğinde bir tereddüt yaşadınız mı?

Showmax’te zaten buna benzer bir program yapıyordum. Evren’in olması kaygıdan çok mutluluk verdi.

YARIŞMADA HER ŞEY GERÇEKTİ

Program için nasıl tepkiler geliyor?

N.G: Çevremizden ve sokaktaki insandan aldığımız tepkiler çok olumlu.

E.D: Tabii ki alışma süreci var. Olumlu tepkiler alıyoruz ama inanın olumsuz tepkiler alırsak bile bunu değerlendiririz. Bu program sadece kadınlara değil erkeklere ve çocuklara da mesajlar veriyor. Bunun daha da kucaklayıcı bir program olacağını düşünüyorum.

Evren Bey, ‘Var mısın Yok musun’ yarışmasında ekrana yansıyan samimiyet gerçek miydi?

O yarışmada her şey çok gerçek. Aramızda bayılan insanlar oldu. Benim yarıştığım zaman birkaç arkadaşım hıçkıra hıçkıra ağladı. Oradaki insanlar bunun rolünü yapmadı. Ekranda görülen her türlü samimiyet gerçekti.

Bu yarışmanın hayatınızdaki yerini sorsam…

Bir kere Acun Bey’i tanıma fırsatım oldu. İkincisi topluma söyleyecek sözlerim vardı ve söyleme imkanı buldum. Orada müthiş bir sevgiyi paylaştık. Orada paradan daha önemli şeyler kazandım. Sonuçta 100 milyar az para değil ama benim kazandıklarım daha büyük oldu.

Görme engelli olmanıza rağmen neşe dolu, pozitif birisiniz aynı zamanda bu ışığı çevrenize de yayıyorsunuz, bunun sırrı nedir?

Hayatım boyunca hep bardağın dolu tarafından baktım. Mesela yolda yürürken insanlar “ah canım, yazık” demiyorlar tam tersine gülümsüyorlar. Benim vermek istediğim hep buydu, sadece kendim oldum ve bu kadarı da yetti. Bunun özel sırrı sadece hayata pozitif bakabilmek, mutlu olmayı bilmek. Ayrıca insanlar gözleriyle ya da paralarıyla mutlu olmaz. Mutluluk başka bir şey ve ben onu becerdim.

Fenerbahçe hayranısınız ve maçları hiç kaçırmazmışsınız açıkçası bunu merak ettim…

Nasıl izlediğimi merak ediyorsunuz değil mi? Televizyonda birçok boyutuyla izlemek daha keyifli olabilir ama maç seyretmeye genelde stat atmosferini yaşamak için gidilir. Stadyumda kulaklığımı takıp radyodan maçı dinlerim, olaya yabancı kalmamam lazım. Bir taraftan dinleyip bir taraftan tezahürat varsa ona katılırım, orada inanılmaz bir enerjiyi paylaşıyorum.

Program insanların seslerinden karakter tahlili yapabildiğinizi söylediniz…

İnsanın düşüncesinin sesine de vurduğuna inanıyorum. Seslerden birinin yapmacık olup olmadığını hissederim. Aslında önemsediğim nokta sesin içtenliği, kalınlığı ya da inceliği değil.

Konuğunuz Metin Özülkü de eşine önce sesini duyup aşık olmuş. Sizin tanışma hikayeniz nasıl oldu?

Bu hikayeyi size vermeyeceğim. (Kahkahalar) Şaka bir yana sesler çok etkili. Eşimle ortaokulda tanıştık. Benim ilk aşkımdı ve o zamanlar benimle hiç ilgilenmiyordu. Ben bir karış çocuğum ve o zaman boyum da ondan kısa.

N:K: Ay canım benim…

E.D: Peşinde koşturuyordum sürekli. Sonra okul bitti, araya üniversite süreci girdi ve on yıl hiç görüşmedik. Sonra tesadüfen ‘Altı Nokta Körler Vakfı’nda’ rastladık birbirimize.

N.K: Kadere bak, ne güzel.

E.D: İlk aşkıyla evlenen şanslı bir adamım ben.

N.K: Süper.

E.D: O zaman gördü tabii, yakışıklı çocuğu kaçırmak istemedi. (Kahkahalar)

RÜYA GÖRMEM YAŞARIM

Genelde erkekler böyle bir anda ünlenince ‘önce arabayı, sonra da hanımı değiştirir’ derler…

Ben görmediğim için araba almayacağım. O yüzden araba değiştirmeye hiç niyetim yok. (Kahkahalar)… Şaka bir yana, eşim çok çağdaş ve beni çok iyi anlayan biri. Ne yapıp ne yapmayacağımı iyi bilir, o yüzden çok rahat.

Bu programdan önce hayatınız nasıldı?

Yine çevresinde belli insanlar olan bir adamdım. Doğal olarak kimse tanımıyordu tabii. Şimdi yolda yürüyemiyorum; herkes çok güzel şeyler söylüyor. Takdir ediyorlar ve duygularını paylaşıyorlar bu da beni mutlu ediyor. Güzel şeyler yaşıyorum.

Metin Şentürk de sizin gibi kendisiyle inanılmaz barışık ve yeri geldiğinde görme özrüyle ilgili espriler yapıyor, ondan sonra tanıdığımız ikinci ünlü sizsiniz…

Estağfurullah, ünlü kavramını ortaya koymayalım. Metin Ağabey’le hayata benzer yerlerden bakıyoruz o da sonuçta mutlu olmayı biliyor. O Türkiye’de bir ışık yaktı. Şimdi yanan bu ışık başka bir biçimde devam edecek. Biz şu anda göz önünde olan iki örneğiz belki ama ‘inanın ve lütfen yazın’ bizden daha çok başarılı olup okulunu bölüm birincisi olarak bitirenler var.

Rüya görür müsünüz?

Bunu herkes çok merak ediyor aslında. Rüyayı aynen burada konuştuğumuz gibi görüyorum. Rüyayı yaşıyorum. Rüyamda koşuyorum, beni de öyle hafakanlar basıyor ama görsellik yok.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Dünya’da en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?

turizm, singapur, seyahat, paris, londra, en çok ziyaret edilen şehirler, dubai, bangkok

“Dünyada en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?” sorusundan hareketle bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucunda ise öne çıkan ilk 5 şehir belirlenmiş. Peki, sizce hangi şehirler bu listede yer almıştır? İşte yanıtı…

Dünya’da En Çok Ziyaret Edilen Şehirler

Küresel seyahat ve turizm endüstrisi tahmini olarak yılda 8,8 trilyon dolar değerinde. Ziyaretçileri ve harcama alışkanlıklarını izleyen bir araştırmanın sonuçlarına göre son 10 yılda da turizm harcamalarında ortalama %7,4 bir artış görülmekte.

Bu esnada da bazı şehirler öne çıkmakta. Örneğin, önümüzdeki yıl Japonya’da yapılacak 2020 Olimpiyatları ile Tokyo’nun (şu anda 9. sırada) %10’un üzerinde bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

İşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

5.Singapur

2018’de 14.76 milyon ziyaretçi Singapur’a gitti. Listedeki en çok ziyaret edilen şehirlerin yarısı, son 10 yılda büyük artış gösteren Asya-Pasifik bölgesinden. Bölge ağırladığı turist kapasitesi açısından son 10 yılda %9,4 büyüdü.

4.Dubai

60 yıl önce Dubai sadece bir balıkçı köyüydü. Bugün ise Emirlik nüfusu 3 milyondan fazla. Geçen yıl şehrin ağırladığı ziyaretçi sayısı 15.93 milyonu buldu.

Ziyaretçilerin seçtikleri destinasyonda ne kadar para harcadıkları söz konusu olduğunda; alışveriş merkezi, konferanslar ve sergiler ilk sırada. 2018’de ziyaretçiler 30.82 milyar dolar harcadı.

3.Londra

Big Ben, Parlamento, Buckingham Sarayı…
Londra, ünlü simge yapılar ile doludur. Bu sebeple geçen yıl 19.09 milyon insanın oraya gitmesi çok da şaşırtıcı değil.

Ancak, Londra, ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşayan ilk 10’daki tek şehir – geçen yılın sıralamasına göre bu düşü %4 civarında

Tate Modern sanat galerisi (5.86 milyon), İngiliz Müzesi (5.82 milyon) ve Ulusal Galeri (5.73 milyon) şehrin en büyük üç ziyaretçi çeken merkezi.

2.Paris

Londra’nın kayıp yaşaması Paris’e kazanç olarak döndü. Paris, sıralamada üçten ikiye yükseldi; İngiltere’nin başkentinden ziyaretçi çaldı. Paris’te görülecek çok sayıda şey var bunların en başında da dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi Louvre geliyor.

Her yıl bu müzeye gelen 10.2 milyon insandan yaklaşık %80’inin de sadece Mona Lisa’yı görmeye geldiği düşünülüyor.

1992’de açılan Disneyland Paris, şehrin diğer turistik yerlerine gölge düşürüyor. 1992 ve 2017’de açılma arasındaki 25 yılda 320 milyon ziyaret ağırlayarak Avrupa’nın en iyi turizm merkezi haline geldi. Fransız ekonomisine 75 milyar dolar (68 milyar €) katkıda bulundu ve Fransa’nın turizm gelirinin %6.2’sini temsil ediyor.

1.Bangkok

Dört yıl boyunca en üst sıralarda yer alan Tayland’ın başkenti geçen yıl 22 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin 2018 verilerine göre, Tayland Güneydoğu Asya’daki en büyük turizm ekonomisine sahip. Turistlerin geçen yıl Bangkok’da bıraktığı 70,1 milyar doların Tayland ihracat gelirlerinin %20,8’ini oluşturduğu düşünülüyor.

Tayland para biriminin güçlenmesi ve küresel ekonomideki yavaşlamanın Tayland’ın turizm gelirini etkilemesi bekleniyor.

Yazar: Büşra Meral
Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kariyer diyetine var mısınız?

şirket, Manşet, kariyere yön vermek, kariyer diyeti, kariyer, iş hayatı, 90 günlük kariyer diyeti

Patronunuz işinize kattığınız değerin farkında mı? En son ne zaman bir üst pozisyona atandınız? Ekibin kilit oyuncularından biri misiniz? Eğer bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız doğru yerdesiniz. İşte kariyerini daha doğru yönetmek isteyenler için 90 günlük kariyer diyeti…

90 günlük kariyer diyetiyle kariyerinizi şekillendirin

Milyonlarca kişi her yıl, sağlıklı yaşam için diyete başlıyor ve hayatında bir şeyleri yoluna sokmaya çalışıyor. Global danışmanlık şirketi Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison’da, çalışanlara kariyerlerini daha iyi yönlendirmeleri için “90 günlük kariyer diyeti” tavsiye ediyor…

Şu anki işiniz ne kadar ilginizi çekiyor?

Sabahları işe gitmekte zorlanıyor musunuz?

Patronunuz işinize kattığınız değeri farkında mı?

En son ne zaman takdir edildiniz?

Son performans değerlendirme notunuz iyi miydi?

Şirketinizde vazgeçilmez biri olarak görülüyor musunuz?

En son ne zaman terfi ettiniz?

En son ne zaman işinizde yeni bir şey öğrendiniz?

Eğer yukarıdaki sorulardan birkaçına olumsuz cevap veriyorsanız, 90 günlük kariyer diyetini yapmak için iyi bir adaysınız demektir. Soruları cevaplarken, kendinize karşı dürüstseniz, süreç sizin için daha kolay ilerleyebilir.

Gary Burnison’ın kariyerine yeni bir yön vermek isteyenlere önerileri şöyle;

1- Kendinizi iyi tanıyın

Kariyerinizi şekillendirmeye çalışırken, disiplinli olmaya ve yeni alışkanlıklar edinmeye ihtiyacınız var. Vücudunuzu şekillendirmek için bir spor salonuna üye olmak gibi, kariyerinizi şekillendirmek için de bir plana ve koçluğa ihtiyacınız var.

Ödeviniz: Mevcut durumu değerlendirme

Kendinizi tanımalı ve kendinizle ilgili bir bakış açısına sahip olmalısınız. Güçlü ve zayıf yanlarınız, becerileriniz ve deneyimleriniz, tutkulu olduğunuz şeyler, amaçlarınız, sizi motive eden şeyler konusunda net olmalısınız.

Kim olduğunuzu farkında olun!

İddialı mısınız yoksa pasif misiniz?

Risk almaktan kaçıyor musunuz?

Tecrübenize ne kadar güveniyorsunuz?

2- Hedeflerinizi belirleyin

Motivaston kaynaklarınızı bilin ve hedefleriniz konusunda net olun. Sizi, motive eden şey ne? Hangi şirket kültüründe çalışmak sizin için daha uygun, bu konuda net bir karar verin. Bu kararı alırken internetten ya da çevrenizden destek alın. Çalışmayı planladığınız şirketle ilgili detaylı bilgi edinin.

3- Network’ünüzü yönetin

Yeni bir iş bulmanın önemli noktalarından biri de güçlü bir network’e sahip olmak. İş hayatında tanıdığınız bir kişinin size ne zaman yardımcı olabileceğini kimse bilemez. Bu nedenle ilişkiler konusunda da iyi olmanız gerekiyor. Belli aralıklarla network’ünüzdeki kişilerle kontakta olun ve ilişkilerinizi sıcak tutun.

4- Özgeçmişinizi güncelleyin

Sizi en iyi şekilde anlatan bir özgeçmişe sahip olmalısınız. Hakkınızda önemli bilgileri içeren ve kendi içinde tutarlı olan bir özgeçmiş hazırlamalısınız. Bugüne kadar farklı deneyimler edinmiş ve farklı görev almış olabilirsiniz. Burada önemli olan başvurduğunuz pozisyona en uygun olan deneyimlerinizi ön plana çıkarmanız.

5- Mülakatlara özenle hazırlanın

Bir mülakat için yapılması gereken en önemli hazırlık “Psikolojik” hazırlıktır. Heyecan seviyenizi kontrol altında tutarak iyi bir görüşme süreci geçirmek için mülakatlarınıza öncelikle ruhsal olarak hazırlanın. Güler yüzlü olun ve sorular sormaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz pozisyona uyan yetkinliklerinizin altını çizerek anlatın.

6- İşe alındıktan sonra da diyete devam edin

Tüm bu hazırlıklar sonrasında yeni bir işe başladıktan sonra da kariyeriniz için çalışmaya devam etmelisiniz. Günümüzde aynı şirkette çalışma süresi çok uzun değil. Bu nedenle yeni bir değişikliğine en azından asgari düzeyde hazır olmak için gerekli önlemleri almanız gerekiyor.

Unutmayın, 90 günlük kariyer diyetinin amacı; disiplin kazanmak ve daha fazla başarı elde ederek bu başarıları sürdürecek alışkanlıklar edinmektir.

Yazar:  Özden Yılmaz 
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş yerinde istikrar ne kadar önemli?

performans, Manşet, iş yerinde istikrar, iş hayatı, çalışmak, çalışma süresi

Bir iş yerinde ne kadar süreyle çalışmak doğrudur? Çok iş değiştirmek mi yoksa uzun süre aynı iş yerinde çalışmak mı gerekir? Tüm bu soruların ideal bir cevabı var mıdır? İşte www.bbc.com sitesinin yanıtı…

Aynı işte ne kadar çalışmalı?

Bazıları bir işte sekiz ay çalıştıktan sonra ayrılmanın normal olduğunu, bazıları ise 18, 48, hatta 72 ay kalıp yeteneklerinizi kanıtlamanız gerektiğini söylüyor.

Bu konudaki farklı düşünceleri almak için Quora adlı paylaşım sitesine başvurduğumuzda karşılaştığımız cevapları şöyle özetleyebiliriz.

Yeni başladığınız işte ne kadar kalıp kalmayacağınızı belirleyen iki faktör vardır: O işten ne kadar öğrendiğiniz ve kariyeriniz için yaratabileceği fırsatlar.

İşinizi 8, 18, 48 ve 72 aylık dönemler halinde değerlendirmeniz salık veriliyor. İyi bir gerekçeniz olmadan yeni başladığınız bir işten 8 aydan önce ayrılmanız başarısızlık olarak algılanabilir; deneme süresinden ya da ilk performans değerlendirmesinden geçmediğiniz düşünülebilir.

Makul süre

Uzmanlar 18 ayın kabul edilebilir sosyal limit olduğunu, sizin en azından bir değerlendirme dönemini başarılı tamamladığınız anlamına geleceğini belirtiyor.

Performansınızın özellikle kötü olduğuna ya da yerinizde saydığınıza dair bir bilgi yoksa dört yıllık (48 ay) bir süre sizin için “tam not” demektir. Başarınız sürekli artış göstermiş ve en azından bir kez terfi etmişseniz iyi durumdasınız demektir. Bunların hiçbiri henüz olmamışsa iki yıl daha o işte kalıp bu eksikleri gidermek gerekir.

Altı yıl geçmiş ve hala terfi etmemiş ya da daha iyi bir projeye geçmemişseniz artık kaygılanma vakti gelmiş demektir. Altı yıl aynı mevkide kalmak kişinin yeterince hırslı ya da motivasyonlu olmadığının göstergesi olarak algılanır. En azından işten çıkarılmamış olmak da belki bir başarıdır, ama averajdır. Oysa terfi ettiğiniz sürece o işte istediğiniz kadar çalışabilirsiniz demektir.

İstikrarın önemi

İstikrar konusunda da söylenmesi gerekenler vardır. Çok yönlü bir ofis işinde ortalama bir insan en çok iki yılda her şeyi öğrenebilir. İşinizi çok iyi yapıyorsanız terfi edilirsiniz, edilmediyseniz de o işten nefret etmeniz ya da çok daha iyi başka bir fırsat çıkması halinde ancak ayrılmanız tavsiye edilir.

Fakat kısa sürede birçok kez iş değiştirmek de iyi karşılanan bir şey değildir. Çabuk sıkıldığınızın, işten çıkarıldığınızın ya da her an çalışma ekibinizi bırakmaya hazır olduğunuz şeklinde algılanabilir.

İstisnalar da var

Ama her durumda olduğu gibi burada da istisnalar olabilir. Quora’da verilen bir örnek şöyle: Her ikisi de sekiz yıllık tecrübeye, benzer eğitim düzeyine sahip iki aday aynı işe başvuruyor. Biri her işinde ikişer yıl kalarak dört iş değiştirmiş, diğeri ise iki ayrı işte dörder yıl çalışmış. Hangisini seçerdiniz?

Müdür, daha çok sayıda işte çalışarak farklı alanlarda tecrübe edinmiş birinci adayı seçmiş. Onun esneklik, tecrübe çeşitliliği ve uyum sağlama yeteneği sergilediğini düşünmüş.

Yani bir şirkette uzun süre çalışmış ve iş değiştirmek istiyorsanız önce orada somut bir başarı kaydettiğinizden emin olmalı, sonra yeni sorumluluklara hazır olduğunuzu göstermelisiniz.

Kalbinizin sesini dinleyin

Bazıları ise yaptığınız işi sevmiyorsanız ille de belli bir süre tamamlamanız gerektiğini düşünerek o işte kalmanın doğru olmadığını, kendi hayatınızı başkalarının belirlediği kurallara göre değil kendi kurallarınıza göre yaşamak gerektiğini söylüyor.

Yeni başvuracağınız işte önceki işinizden ayrılma nedeniniz sorulduğunda ise eski işinizden neden memnun olmadığınızı, bu işin neden farklı olduğunu anlatmanız, güçlü ve özgüvenli olduğunuzu göstermeniz yeterli olabilir.

Yazar: Maria Atanasov 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND