Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Her şeyin zamanı, her işin vakti varmış!

Araç sigortanız mı bitti? Evlenmek mi istiyorsunuz? Yoksa ev mi almak istiyorsunuz? Hepsi için doğru bir zaman var. İşte 12 ayın 12 farklı konuda sağladığı avantajlar…

Hangi ay hangi işi yapmalı?

Araştırmalar, iş başvurusu yapmaktan, ev satın almaya, hatta evlenmeye ve çocuk yapmaya kadar hayatımızın önemli olaylarını yılın belli aylarında gerçekleştirmenin daha avantajlı olabileceğini gösteriyor. Peki, buna göre, hangi ay ne yapmalı?

Ocak: İş başvurusu yapmanın en iyi zamanı

Yeni bir yıla yeni bir işle başlama isteğinden dolayı Ocak ayında Google’da iş aramaları yoğunlaşıyor. Ancak diğer aylara kıyasla bu aramaların çok azı gerçek iş başvurularına dönüşüyor.

Bu nedenle Ocak ayı iş başvurusu yapmak için en uygun ay denebilir. Ocak-Haziran arası dönemdeki iş başvuruları, Temmuz-Aralık arasındakine kıyasla yüzde 14 daha az. Bu durum, üniversite mezuniyetlerinin çoğunlukla yaz aylarında olmasından kaynaklanıyor. Böylece sonbaharda iş arayanların sayısı artıyor.

Ayrıca Ocak ayında tatilde olanların sayısı az olduğundan iş alımları için karar verme süreci daha hızlı işliyor. Şirketler o yıl yapılacak yeni istihdam için bütçeyi de genellikle bu ay netleştirmiş oluyor. Yıllık primler Aralık’ta alındığından çoğu insan iş değiştirmek için Ocak ayını bekliyor. Yani boş istihdam oranı bu ay artmış oluyor.

Şubat: Araç sigortası (kasko) için en iyi ay

İngiltere’de yapılan araştırmalar araç sigortalarının Aralık ayında doruğa çıktığını gösteriyor. Fiyatlar Ocak ayında yeniden düşüşe geçiyor. Aralık 2016’da kapsamlı araç sigortası ortalama 812 dolar iken Şubat 2017’de 685 dolara düştüğü görüldü. Yani Aralık’ta araç sigortası yüzde 15 daha pahalıya mal olmuştu.

Aralık ayında sigorta primlerinin artması Noel ve yılbaşı nedeniyle daha fazla aracın trafiğe çıkmasına ve soğuk hava koşullarına bağlanıyor. Bu durum kaza riskini artırıyor.

Ancak araştırmalar, hangi ay olursa olsun, önceki sigorta süresi bitmeden üç hafta önce yenilemenin en uygun fiyat almayı sağlayacağını gösteriyor. Sigorta süresi bitmeden harekete geçmiş olmak kişinin organize ve tedbirli olduğunun göstergesi sayılırken, yenilemeyi son dakikaya bırakmak yüksek risk olarak görülüyor.

Mart: Evlenmek için en iyi ay

ABD’de evlenmek için en popüler mevsim sonbahar, İngiltere’de ise yaz. Bu mevsimler doğal olarak evlilik törenleri de daha pahalıya mal oluyor. Bu nedenle, en azından kuzey yarıküredeki ülkelerde Ocak, Şubat veya Mart aylarında evlenmekle düğün masrafları azaltılabilir.

Bu durum bütçeden de ötesini etkileyebilir. ABD’de 3000 çift ile yapılan araştırmada, düğün masrafı az olan çiftlerin evliliklerinin daha uzun sürme ihtimali olduğu görüldü.

Nisan: Bebek yapmak için girişimde bulunulacak en iyi ay

Doğurganlık bakımından en önemli faktörlerden biri sperm sağlığı ve miktarıdır. Bunların en üst düzeyde seyrettiği dönem ise bahar aylarıdır. ABD’de 29 bin erkekten 17 yıllık bir dönem boyunca alınan sperm örneklerinde, hareketli sperm sayısının bahar aylarında doruğa çıktığı, yazın ise düştüğü görüldü.

İsviçre’de 12 bin erkek üzerinde yapılan başka bir araştırmada da sperm yoğunluğunun baharda en yüksek, yazın ise en düşük düzeyde olduğu tespit edildi.

Tek başına bu olgu hamilelik şansını diğer aylara kıyasla büyük ölçüde değiştiren bir etkide bulunacak anlamına gelmiyor.

Mayıs: Önemli kararlar için en iyi ay

Ocak ayı kuzey yarıkürede hayata dair önemli kararların alındığı bir ay genellikle. Ama araştırmalar bunun iyi bir dönem olmadığını gösteriyor. Zira kış aylarında nüfusun yüzde 10’a yakını mevsimsel depresyondan etkileniyor.

Moralimiz bozuk olduğunda riskten kaçınma eğilimi güçleniyor. Ciddi sonuçlar doğurabilecek kararlar açısından bu dönem iyi olabilir. Ancak riskten kaçmak karar almayı zorlaştırabileceği gibi tutucu bir yaklaşım akılcı da olmayabilir.

Bir araştırmada, iskambil oyununda depresyon halindeki katılımcıların ödül getirecek seçenekleri hatırlamada güçlük çektiğini, diğer katılımcılar karşısında oyundaki şanslarının azaldığını gösterdi.

Depresif ruh hali insanı çelişkiye ve kararsızlığa iterek tercihte bulunmayı zorlaştırır. Bu nedenle birçok karar açısından belki de günlerin uzadığı ve daha pozitif bir ruh halinin olduğu Mayıs gibi bir ayı beklemek daha doğru olabilir.

Haziran: Hastaneye gitmek için en iyi ay

Hastalanmak hiçbir zaman için iyi değil elbette… Ama bazı aylar diğerlerine kıyasla daha kötü olabilir. Kış ayları hastaneye gitmek için en kötü zaman olsa da Temmuz ve Ağustos gibi yeni mezun doktorların hastaneye akın ettiği dönemlerin daha riskli olabileceğini gösteren veriler de var.

İngiltere’de acil servis dışında randevulu hastane ziyaretleri ve ameliyatlarının en yoğun olduğu aylar Kasım, Şubat ve Mart. Dünya genelinde de kış ayları birçok hastalığın zirve yapması nedeniyle hastane ziyaretleri artıyor. Bunlar arasında zatürre ve yaşlılarda astım ve kalp krizi geliyor. Hastanelerin yatak kapasitesi dolduğu için boş yatak bulma ihtimali azalıyor, acil serviste ise daha uzun süre beklemek gerekiyor.

California’da yapılan bir araştırma ise yeni doktorların işgücüne katıldığı ve rollerin henüz netleşmediği yaz döneminde, önlenebilir komplikasyonlara maruz kalma riskinin yüzde 90 arttığını ortaya koydu. ABD’de üniversite hastanelerinde de Temmuz-Ağustos döneminde ameliyat olan hastaların Nisan ve Haziran’a kıyasla 30 gün içinde ölme riskinin yüzde 41 arttığı ifade edildi.

Doktorların tatile çıkma ihtimali arttığı için Aralık ayında da ‘Temmuz etkisi’ görüldüğü belirtiliyor. Bu nedenle hastaneye gitmek için en uygun ay Haziran görünüyor.

Temmuz: Sınav için en uygun zaman

Çoğumuz sınava girecek zamanı kendimiz seçemeyiz. Ama öyle bir şans varsa ve sınavda yoğun dikkat gerekiyorsa yaz ortası en iyi zaman.

Bir araştırmada, beyin aktivitesi ve bilişsel becerilerin yıl içinde belli bir döngü izlediği görüldü. 28 genç yılın farklı zamanlarında teste tabi tutulduğunda, dikkatin en yoğun olduğu zamanın yaz ortası olduğu, kışın ise en kötü seviyede olduğu tespit edildi.

Ancak kısa süreli hafıza bakımından en iyi performans sonbaharda, en kötüsü ise ilkbaharda görülüyor.

Gün uzunluğunun beynin işleyişini etkilediği gözleniyor, ancak araştırmacılar bunun işleyişi hakkında fazla bilgiye sahip değil.

Fakat mevsimlerle bilişsel beceriler arasındaki ilişkiyi inceleyen diğer araştırmalarda farklı sonuçlar da elde edildi. 13-19 yaş arası 182 Norveçli gençle yapılan araştırmada, mevsimlerin hafıza, öğrenme, reaksiyon süresi veya problem çözme becerisi üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı sonucuna varıldı.

Ağustos: Ev satın almak için en iyi ay

ABD’de ev satın almak için en popüler dönem bahar ayları. Nisan, Mayıs ve haziran en fazla satılık evin piyasaya girdiği aylar. Böylece alıcının daha fazla seçeneği oluyor. Ancak alıcı sayısı da daha yüksek olduğu için ev fiyatları artıyor. En yüksek fiyatlar Nisan ayında görülüyor.

ABD’nin 50 büyük kentinde 2014-16 yılları arasındaki ev fiyatları incelendiğinde en düşük fiyatların Ocak ve Şubat aylarında olduğu gözlendi. Ancak bunda evin büyüklüğü veya kalitesi gibi başka etkenlerin olabileceği belirtiliyor.

Uzmanlar fiyatların daha düşük olması ve seçeneklerin fazlalığı nedeniyle satın alacak ev bakmak için en uygun zamanın Ağustos ve Eylül ayları olduğunu söylüyor.

Eylül: Doğmak için en iyi ay

Doğum günümüzü seçme şansımız yok. Ama hamileliğinizi en ince ayrıntısına kadar düşünüyorsanız Eylül’de doğum yapacak şekilde plan yapmak çocuk açısından olumlu olacaktır.

Araştırmacılar Eylül’de doğan çocukların sınavlarda daha başarılı olduğunu ve en iyi üniversitelere girme şanslarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

ABD’de 100 yaş ve üzeri 1600 kişi ile yapılan araştırma, Eylül-Kasım ayları arasında doğan kişilerin 100 yaşına kadar yaşama şansının arttığını ve ileri yaşlarda kalp hastalıkları ve diyabet de dahil olmak üzere daha az sağlık sorunları çektiğini ortaya koyuyor.

Ekim: Borsada hisse senedi almak için en iyi ay

Hisse senetlerinin Mayıs-Ekim ayları arasında daha zayıf performans gösterdiği, Kasım-Nisan arasında ise güçlendiğine dair yaygın bir kanı var. Bu inanışa göre baharda hisse senetlerini satmak, değerleri yükselmeye başlamadan hemen önce sonbaharda da satın almak gerekiyor.

1998’de yapılan ve yüz yıllar öncesine kadar uzanan bir araştırma, bu inanışın 37 piyasanın 36’sında doğruluğunu kanıtladı.

ABD ve Kanada’da yapılan başka bir araştırmada da yatırımcıların bahar aylarında daha atılgan, sonbaharda daha temkinli davrandığını ortaya koydu. Bu yatırımcılar sonbaharda riskli hisselerini satmaya başlayınca fiyatlar düştüğü için, bu riski göze alan kişiler için uygun yatırım olanakları doğmuş oluyor. Kış sonunda piyasalar normale döndüğünde bu hisselerin getirisi de yüksek oluyor doğal olarak.

Ancak borsaları etkileyen mevsimsel döngülerden başka etkenler de var. Ocak ayı etkisi, tatil etkisi, ay sonu etkisi, vb. ve bu etkenler küçük çaplı hisseler üzerinde daha etkili oluyor. Bu nedenle buradaki bilgiler hisse senedi alımı konusunda tavsiye olarak değerlendirilmemeli.

Kasım: Pasaport başvurusu için en iyi ay

İlk pasaport ve yenileme amaçlı başvuruların sonuçlanması talebin arttığı dönemlerde daha uzun zaman alıyor. ABD ve İngiltere verileri, özellikle Kasım ve Aralık aylarında daha az sayıda başvuru yapıldığını gösteriyor. Yaz hazırlıkları erken başladığından rakamlar Ocak ayında yeniden artış gösteriyor.

Aralık: Araba almak için en iyi ay

ABD’de araç satışları eskiden Mart ve Mayıs aylarında zirve yapardı. Ama 2009’dan bu yana Aralık ayı öne geçti. Bu ay araba satışları aylık ortalamanın yüzde 13 üstünde seyrediyor.

Bunda yılsonu indirimlerinin payı olduğu sanılıyor. ABD’de oto galerileri yıllık hedeflerini gerçekleştirmek ve stoklarını yenilemek amacıyla yılsonuna doğru fiyatlarda indirime gidiyor. Bu indirimler üreticinin tavsiye ettiği fiyatın ortalama yüzde 6,1 altında oluyor.

Yazar: Amanda Ruggeri 
Kaynak: www.bbc.com

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND