Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Her şey seninle başlar felsefesi sempozyuma konu oldu!

Beyaz Nokta Gelişim Vakfı “öğrenilmiş çaresizlik” ve atalet kavramını ele alan bir sempozyum yaptı. Sempozyumda konuşulanları anlatan iki makale…

mümin sekman oku, mümin sekman kitapları, mümin sekman, her şey seninle başlar sözleri, her şey seninle başlar mümin sekman pdf, her şey seninle başlar ana fikri, her şey seninle başlar )+

Ayakta durmak!

Öğrenme yoluyla ayakta durmak… Beyaz Nokta Gelişim Vakfı’nın İstanbul’da düzenlediği sempozyum, bu adı taşıyor.

Dün İstanbul’da biraraya gelen insanlar, insanın en temel becerisi olan ancak zaman içinde unutturduğumuz öğrenme becerisini, yeniden hatırlatabileceğimizi savunuyor. Ve bir kez hatırlayınca da kendi mucizemizi gerçekleştirebileceğimizi…

Vakfın Başkanı Tınaz Titiz, ezbersiz eğitim kavramıyla anılan bir isim. Dünkü sempozyum vesilesiyle biraradayız ve anlatıyor: ‘Aslında bir şey icat ettiğimiz yok. Yaptığımız bir tür sosyal antopoloji gibi. İnsanların üzerindeki ölü toprağını aralamak ve onların ayağa kalmasını sağlamak.’

İnsanın kaybettiğini bulması, bana çok eski bir bilgelik sözünü hatırlatıyor: Kendi hayatının dilencisi olmak veya darı ambarı üzerinde açlıktan ölen tavuğun dramı…

Beyaz Nokta Gelişim Vakfı işte bu noktada, ‘sorun üreten, işsizliği yenemeyen, sürekli kurtarılmayı bekleyen, başkasına bağımlı, eğitilmeyi kaderi sayan’ kalabalıkları bu tavuğun dramından kurtarabileceğini söylüyor.

Geliştirdikleri ‘Öğrenme Devrimi’ yaklaşımıyla, özellikle gençlerimizin kendi geleceklerini belirlemede başkasına bağlılık zincirini kıracaklarını iddia ediyorlar. Bundan önceki kişisel gelişim projeleri ve ezbersiz eğitim denemeleriyle, böyle bir iddianın ardında duracaklarını da gösteriyorlar.

Dünkü sempozyumun ana teması, ‘gençlerin öğrenebilirliklerini harekete geçirmek’ olarak belirlenmiş.

Nişantaşı Fevziye Mektepleri Vakfı’ndaki salonda sivilden ziyade askerler ve askeri öğrenciler var. Tınaz Titiz, özellikle terörle mücadelede, gençlerin terör örgütlerine muhtaç hale gelmemesi için de bu gençlerin eğitilmesinin önemine vurgu yapıyor.

Öğrenme yoluyla ayakta durma konusunda verilen örnekler, askerlikten iş hayatına dek her alanda çarpıcı sonuçlar taşıyor. İnsanın öğrenmeye son verdiği andan itibaren başına gelen belaları görebilmek için tarihe bakmaya gerek yok. Kendi hayatımız içinde de pek çok sorunumuzu, bir ‘öğrenememe beceriksizliği’ olarak tanımlayabildiğimizi farkediyoruz.

Şimdi Vakıf, pek çok küçük çaplı ve yöresel deneme sonucunda oluşturulan bu yaklaşımı, tüm Türkiye’ye yaymak gerektiğini toplumun dikkatine sunuyor. Yapılacak olan, yörelerinden seçilmiş, öğrenmeyi öğrenmiş moderatörler yaratarak bunlarla birlikte yerel yönetimler veya benzeri sivil toplum örgütleri yada eğitim kurumları aracılığıyla daha fazla genç insana ‘ayakta durma’ becerisi kazandırabilmek.

İlk adımı atan bazı cesur okul örneklerine baktığımızda aslında sorunlarını çözmede kendi öğrenme becerisi harekete geçirilmiş ve mevcut eğitim sisteminin unutturduğu bu ‘nükleer gücü’ tetiklenmiş insanların, iş bulmada, sorunlarını çözmede veya daha fazla katma değer üretmedeki başarıları göz kamaştırıyor.

İnsan aslında, öğrenmeyi kesince hasta oluyor. Buna ‘sürekli öğrenen hücrelerimiz’ de dahil. Kimsenin yardımı olmadan öğrenebilme kavramı ise yeni bir bakış açısını temsil ediyor. İşte bu noktada Beyaz Nokta Gelişim Vakfı’nın katma değeri ortaya çıkıyor.

İnsanı bu alanda yüreklendiren yaklaşımları, verdikleri örnekler, yaptıkları pilot uygulamalar ve elde ettikleri sonuçlar gözönüne alındığında insan doğal olarak soruyor; neden olmasın!

Dünyaya baktığımızda hiçbir ulusun ‘muhtaç insanlara ihtiyaç duymadığını’ görüyoruz. Dünya, bir şekilde bu muhtaç insanlardan kurtulmak istiyor. Hiçbir ulus, böylesi muhtaçlıkların yükünü almak istemiyor. Öğrenme yeteneği harekete geçirilmiş ulusların ise muhtaç olmaktan hızla kurtulduğu da küredeki örneklerden anlaşılıyor.

Bir kez ‘doğuştan öğrenme makinesi’ olduğumuzu keşfedince de hayata sorulmuş doğru sorular sayesinde hayatın çok dar bir alanına sıkıştığımızı farkediyor ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda bu alanı genişletebileceğimizi farkediyoruz.

Beyaz Nokta Gelişim Vakfı’nın ne yapmaya çalıştığını, kendi web sitelerinden incelemeyi öneriyorum. Belki de şimdiye dek kendimize ve hayata soramadığmız doğru sorumuzu, bu sayede keşfedebileceğiz.

Dün bu sempozyumdan çıkarken dinlediğim insanların sözlerinden ve izlediğim sunumlardan sonra zihnimde oluşan cümle şu oldu: Çaresizseniz; çare, sizsiniz!

Öğrenmeyi öğrenme

Okulu ile başı dertte olanların yardım taleplerine karşı getirilen en yaygın öneri şuydu; ‘daha çok çalış!’ Son 20 yılda bu söylem değişti. Moda haline getirilmiş yeni slogan ise şu; ‘öğrenmeyi öğren!’

Beyaz Nokta Gelişim Vakfı Başkanı Tınaz Titiz, bu her iki önerinin de ‘ne yazık ki’ altının boş olduğunu, ‘doğru fakat işe yaramaz’lığını savunuyor. Bilginin, diğer üretim faktörleri yanında ‘tamamlayıcı’ vasfının ötesine taşarak bizzat kendi başına üretim faktörü haline gelmesi, bilgi edinme ve öğrenme gibi kavramları, yeni baştan düşünmemize yol açtı.

Daha fazla bilgi üretip daha fazlasını tüketir hale gelince, yeni ekonomik düzenin çarklarını çevirebilmek adına, öğrenme becerisini geliştirme, iddialı ulusların derdi halini aldı.

Bu noktada ülkemizin saygın sivil toplum örgütlerinden Beyaz Nokta Gelişim Vakfı, yayınları ve etkinlikleriyle bu işi kendine görev edinmiş durumda. İstanbul’da düzenledikleri sempozyumu dün yazmıştım. Bugün de hayati önem taşıdığına inandığım bazı noktaları aktaracağım:

Düşünün kişiler dünyaya -kalıtsal mirasları nedeniyle-, kendi ayakları üzerinde durabilmeye programlı olarak gelirler; duramayanlar yok olur ve yine durabilenler kalır. Bunu da ‘öğrenme’ yoluyla yaparlar. Bu onların o denli hücrelerine işlemiştir ki, yaşadıkları her saniye bedenleriyle, tek tek organlarıyla, akıllarıyla ve ruhlarıyla öğrenirler. Bu o denli doğaldır ki hiç kimse bunun ‘öğrenme’ olduğunu düşünmez bile.

Bu doğallığın ardındaki güçlü neden, varlığını sürdürebilmek için duyduğu ‘ihtiyaç’tır.

Eğitim kurumları ise -tarih boyunca- egemen kılınmış doğruları benimsetmek amacına sahiptir. Bunu ‘öğretme’ yoluyla yaparlar, çünkü ardındaki neden ‘bireysel ihtiyaç’ değildir. Bunun yapılabilmesi, genetik mirasın (öğrenme) bastırılıp kontrol altına alınabilmesine bağlıdır. Bu -bir ölçüde- anlaşılabilirdir. Ama ya ölçü kaçarsa! O durumda zamanla, öğrenebilme yeteneğinin donması, onun yerini ‘öğretilme bağımlılığı’nın alması kaçınılmazdır.

İşte, bize olmuş olan budur! Buna ‘öğrenilmiş çaresizlik’ deniliyor!

Öğrenilmiş çaresizliğe düşmüş: Lise ve üniversite mezunları, kadın ve erkekler, kentililer ve köylüler, şirketler ve grup şirketleri, sektörler, ve bütün bir toplum. Okul-aile-toplum etkileşerek bağımlı, zayıf, muhtaç insan yetiştiriyor.

Beyaz Nokta Gelişim Vakfı’nın bu aşamada bir iddiası var: Bütün bunlar karşısındaki iddiamız, donmuş genetik mirasımız olan öğrenebilirlik yeteneğimizin tekrar harekete geçirilebileceğidir. Ancak böylelikle, ayakta durabilmek için: Torpil aramayan gençler, eğri yollara sapmak durumunda kalmayan bireyler, kendisine istisna yapılmasını beklemeyen şirketler mümkün olabilir. Ya da daha kısacası: Ayakta duramayan bireylerden oluşmuş, ayakta durabilen bir toplum olamaz. Türkiye medeni toplumlarla arasındaki açıkları, kendi doğrularını ‘öğreterek’ değil, bireylerin kendi ihtiyaçlarını ‘öğrenmeleri’ne ortam hazırlayarak kapayabilir. ‘Bugün gençlerin 1 numaralı sorunu nedir?’ denilse cevap şu olmalıydı: Kendi ayakları üzerinde duramamak, çeşitli ‘protezler’ peşinde koşmak/belki de koşmaya mecbur kalmak! Ayakta duramamanın pek çok türü var: İşsizlik, bu ‘kendi ayakları üzerinde duramamak’ hastalığının semptomlarından yalnızca birisidir. Gençlik yıllarında işsizlik olarak ortaya çıkan bu hastalık, başka alanlarda, mesela: Eğitim yaşamı sırasında kopya çekmek, çalışma hayatında yardımla yükselmek, iş hayatında teşvikle ayakta durabilmek, toplum olarak sürekli kurtarıcı beklemek gibi formlarda ortaya çıkıyor. Ama hastalık hep aynı: Kendi ayakları üzerinde duramamak! Terör örgütlerine tetikçilik yapanların çoğu da, ayakları üzerinde duramayanlar arasından yerli-yabancı profesyonellerce aldatılan kişilerdir. Buradan basitçe şu 2 sonuç çıkarılabilir: Nüfusumuzun önemli bir bölümü protez kullanıcısı ya da en azından arayıcısıdır. Bu eğrilikle başa çıkabilmek Için öncelikli önlem, insanımızın kendi ayakları üzerinde durabilme becerisinin geliştirilmesidir.

Tınaz Titiz, ‘Türkiye’nin terör mücadelesinin silahsız ayaklarından birisi bu olsun’ diyor. Türkiye’nin işsizlikle mücadele politikasının ayaklarından birisi de bu vizyon olsun.

Eğer yüksek öğrenebilirliğimize ve her sorunun öğrenmekle bağlantılı olduğuna ikna oldu isek: Kim nerede uygulayacak ise, orada bir eğitim merkezi bulunup yerel imkanlarla bu işe uygun hale getirilebilir. Merkezi fonksiyonlar için küçük meblağlar da bir şekilde bulunur. Böylelikle tüm Türkiye’yi ayağa kaldıramaz mıyız?

Mevcut insan yetiştirme sistemimiz ‘eğitim’, ‘eğmek’ eylemine dayanıyor.

Yeni paradigma ise: dik durdurmak (kendi ayakları üzerinde dik durdurmak)

Zaten yabancı dildeki eğitim sözcüğü karşılığı olarak, ‘Education (ëdücere) dik durdurma’ kullanılması ilginç değil mi?

25.09.2006

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Dünya’da en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?

turizm, singapur, seyahat, paris, londra, en çok ziyaret edilen şehirler, dubai, bangkok

“Dünyada en çok hangi şehirler ziyaret ediliyor?” sorusundan hareketle bir araştırma yapılmış. Araştırmanın sonucunda ise öne çıkan ilk 5 şehir belirlenmiş. Peki, sizce hangi şehirler bu listede yer almıştır? İşte yanıtı…

Dünya’da En Çok Ziyaret Edilen Şehirler

Küresel seyahat ve turizm endüstrisi tahmini olarak yılda 8,8 trilyon dolar değerinde. Ziyaretçileri ve harcama alışkanlıklarını izleyen bir araştırmanın sonuçlarına göre son 10 yılda da turizm harcamalarında ortalama %7,4 bir artış görülmekte.

Bu esnada da bazı şehirler öne çıkmakta. Örneğin, önümüzdeki yıl Japonya’da yapılacak 2020 Olimpiyatları ile Tokyo’nun (şu anda 9. sırada) %10’un üzerinde bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

İşte, dünyada en çok ziyaret edilen şehirler

5.Singapur

2018’de 14.76 milyon ziyaretçi Singapur’a gitti. Listedeki en çok ziyaret edilen şehirlerin yarısı, son 10 yılda büyük artış gösteren Asya-Pasifik bölgesinden. Bölge ağırladığı turist kapasitesi açısından son 10 yılda %9,4 büyüdü.

4.Dubai

60 yıl önce Dubai sadece bir balıkçı köyüydü. Bugün ise Emirlik nüfusu 3 milyondan fazla. Geçen yıl şehrin ağırladığı ziyaretçi sayısı 15.93 milyonu buldu.

Ziyaretçilerin seçtikleri destinasyonda ne kadar para harcadıkları söz konusu olduğunda; alışveriş merkezi, konferanslar ve sergiler ilk sırada. 2018’de ziyaretçiler 30.82 milyar dolar harcadı.

3.Londra

Big Ben, Parlamento, Buckingham Sarayı…
Londra, ünlü simge yapılar ile doludur. Bu sebeple geçen yıl 19.09 milyon insanın oraya gitmesi çok da şaşırtıcı değil.

Ancak, Londra, ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşayan ilk 10’daki tek şehir – geçen yılın sıralamasına göre bu düşü %4 civarında

Tate Modern sanat galerisi (5.86 milyon), İngiliz Müzesi (5.82 milyon) ve Ulusal Galeri (5.73 milyon) şehrin en büyük üç ziyaretçi çeken merkezi.

2.Paris

Londra’nın kayıp yaşaması Paris’e kazanç olarak döndü. Paris, sıralamada üçten ikiye yükseldi; İngiltere’nin başkentinden ziyaretçi çaldı. Paris’te görülecek çok sayıda şey var bunların en başında da dünyanın en çok ziyaretçi çeken müzesi Louvre geliyor.

Her yıl bu müzeye gelen 10.2 milyon insandan yaklaşık %80’inin de sadece Mona Lisa’yı görmeye geldiği düşünülüyor.

1992’de açılan Disneyland Paris, şehrin diğer turistik yerlerine gölge düşürüyor. 1992 ve 2017’de açılma arasındaki 25 yılda 320 milyon ziyaret ağırlayarak Avrupa’nın en iyi turizm merkezi haline geldi. Fransız ekonomisine 75 milyar dolar (68 milyar €) katkıda bulundu ve Fransa’nın turizm gelirinin %6.2’sini temsil ediyor.

1.Bangkok

Dört yıl boyunca en üst sıralarda yer alan Tayland’ın başkenti geçen yıl 22 milyondan fazla ziyaretçiyi ağırladı.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin 2018 verilerine göre, Tayland Güneydoğu Asya’daki en büyük turizm ekonomisine sahip. Turistlerin geçen yıl Bangkok’da bıraktığı 70,1 milyar doların Tayland ihracat gelirlerinin %20,8’ini oluşturduğu düşünülüyor.

Tayland para biriminin güçlenmesi ve küresel ekonomideki yavaşlamanın Tayland’ın turizm gelirini etkilemesi bekleniyor.

Yazar: Büşra Meral
Kaynak: www.matematiksel.org

Okumaya devam et

MAKALE

Kariyer diyetine var mısınız?

şirket, Manşet, kariyere yön vermek, kariyer diyeti, kariyer, iş hayatı, 90 günlük kariyer diyeti

Patronunuz işinize kattığınız değerin farkında mı? En son ne zaman bir üst pozisyona atandınız? Ekibin kilit oyuncularından biri misiniz? Eğer bu sorulara olumsuz yanıt veriyorsanız doğru yerdesiniz. İşte kariyerini daha doğru yönetmek isteyenler için 90 günlük kariyer diyeti…

90 günlük kariyer diyetiyle kariyerinizi şekillendirin

Milyonlarca kişi her yıl, sağlıklı yaşam için diyete başlıyor ve hayatında bir şeyleri yoluna sokmaya çalışıyor. Global danışmanlık şirketi Korn Ferry’nin CEO’su Gary Burnison’da, çalışanlara kariyerlerini daha iyi yönlendirmeleri için “90 günlük kariyer diyeti” tavsiye ediyor…

Şu anki işiniz ne kadar ilginizi çekiyor?

Sabahları işe gitmekte zorlanıyor musunuz?

Patronunuz işinize kattığınız değeri farkında mı?

En son ne zaman takdir edildiniz?

Son performans değerlendirme notunuz iyi miydi?

Şirketinizde vazgeçilmez biri olarak görülüyor musunuz?

En son ne zaman terfi ettiniz?

En son ne zaman işinizde yeni bir şey öğrendiniz?

Eğer yukarıdaki sorulardan birkaçına olumsuz cevap veriyorsanız, 90 günlük kariyer diyetini yapmak için iyi bir adaysınız demektir. Soruları cevaplarken, kendinize karşı dürüstseniz, süreç sizin için daha kolay ilerleyebilir.

Gary Burnison’ın kariyerine yeni bir yön vermek isteyenlere önerileri şöyle;

1- Kendinizi iyi tanıyın

Kariyerinizi şekillendirmeye çalışırken, disiplinli olmaya ve yeni alışkanlıklar edinmeye ihtiyacınız var. Vücudunuzu şekillendirmek için bir spor salonuna üye olmak gibi, kariyerinizi şekillendirmek için de bir plana ve koçluğa ihtiyacınız var.

Ödeviniz: Mevcut durumu değerlendirme

Kendinizi tanımalı ve kendinizle ilgili bir bakış açısına sahip olmalısınız. Güçlü ve zayıf yanlarınız, becerileriniz ve deneyimleriniz, tutkulu olduğunuz şeyler, amaçlarınız, sizi motive eden şeyler konusunda net olmalısınız.

Kim olduğunuzu farkında olun!

İddialı mısınız yoksa pasif misiniz?

Risk almaktan kaçıyor musunuz?

Tecrübenize ne kadar güveniyorsunuz?

2- Hedeflerinizi belirleyin

Motivaston kaynaklarınızı bilin ve hedefleriniz konusunda net olun. Sizi, motive eden şey ne? Hangi şirket kültüründe çalışmak sizin için daha uygun, bu konuda net bir karar verin. Bu kararı alırken internetten ya da çevrenizden destek alın. Çalışmayı planladığınız şirketle ilgili detaylı bilgi edinin.

3- Network’ünüzü yönetin

Yeni bir iş bulmanın önemli noktalarından biri de güçlü bir network’e sahip olmak. İş hayatında tanıdığınız bir kişinin size ne zaman yardımcı olabileceğini kimse bilemez. Bu nedenle ilişkiler konusunda da iyi olmanız gerekiyor. Belli aralıklarla network’ünüzdeki kişilerle kontakta olun ve ilişkilerinizi sıcak tutun.

4- Özgeçmişinizi güncelleyin

Sizi en iyi şekilde anlatan bir özgeçmişe sahip olmalısınız. Hakkınızda önemli bilgileri içeren ve kendi içinde tutarlı olan bir özgeçmiş hazırlamalısınız. Bugüne kadar farklı deneyimler edinmiş ve farklı görev almış olabilirsiniz. Burada önemli olan başvurduğunuz pozisyona en uygun olan deneyimlerinizi ön plana çıkarmanız.

5- Mülakatlara özenle hazırlanın

Bir mülakat için yapılması gereken en önemli hazırlık “Psikolojik” hazırlıktır. Heyecan seviyenizi kontrol altında tutarak iyi bir görüşme süreci geçirmek için mülakatlarınıza öncelikle ruhsal olarak hazırlanın. Güler yüzlü olun ve sorular sormaktan çekinmeyin. Başvurduğunuz pozisyona uyan yetkinliklerinizin altını çizerek anlatın.

6- İşe alındıktan sonra da diyete devam edin

Tüm bu hazırlıklar sonrasında yeni bir işe başladıktan sonra da kariyeriniz için çalışmaya devam etmelisiniz. Günümüzde aynı şirkette çalışma süresi çok uzun değil. Bu nedenle yeni bir değişikliğine en azından asgari düzeyde hazır olmak için gerekli önlemleri almanız gerekiyor.

Unutmayın, 90 günlük kariyer diyetinin amacı; disiplin kazanmak ve daha fazla başarı elde ederek bu başarıları sürdürecek alışkanlıklar edinmektir.

Yazar:  Özden Yılmaz 
Kaynak: www.kariyer.net

Okumaya devam et

MAKALE

İş yerinde istikrar ne kadar önemli?

performans, Manşet, iş yerinde istikrar, iş hayatı, çalışmak, çalışma süresi

Bir iş yerinde ne kadar süreyle çalışmak doğrudur? Çok iş değiştirmek mi yoksa uzun süre aynı iş yerinde çalışmak mı gerekir? Tüm bu soruların ideal bir cevabı var mıdır? İşte www.bbc.com sitesinin yanıtı…

Aynı işte ne kadar çalışmalı?

Bazıları bir işte sekiz ay çalıştıktan sonra ayrılmanın normal olduğunu, bazıları ise 18, 48, hatta 72 ay kalıp yeteneklerinizi kanıtlamanız gerektiğini söylüyor.

Bu konudaki farklı düşünceleri almak için Quora adlı paylaşım sitesine başvurduğumuzda karşılaştığımız cevapları şöyle özetleyebiliriz.

Yeni başladığınız işte ne kadar kalıp kalmayacağınızı belirleyen iki faktör vardır: O işten ne kadar öğrendiğiniz ve kariyeriniz için yaratabileceği fırsatlar.

İşinizi 8, 18, 48 ve 72 aylık dönemler halinde değerlendirmeniz salık veriliyor. İyi bir gerekçeniz olmadan yeni başladığınız bir işten 8 aydan önce ayrılmanız başarısızlık olarak algılanabilir; deneme süresinden ya da ilk performans değerlendirmesinden geçmediğiniz düşünülebilir.

Makul süre

Uzmanlar 18 ayın kabul edilebilir sosyal limit olduğunu, sizin en azından bir değerlendirme dönemini başarılı tamamladığınız anlamına geleceğini belirtiyor.

Performansınızın özellikle kötü olduğuna ya da yerinizde saydığınıza dair bir bilgi yoksa dört yıllık (48 ay) bir süre sizin için “tam not” demektir. Başarınız sürekli artış göstermiş ve en azından bir kez terfi etmişseniz iyi durumdasınız demektir. Bunların hiçbiri henüz olmamışsa iki yıl daha o işte kalıp bu eksikleri gidermek gerekir.

Altı yıl geçmiş ve hala terfi etmemiş ya da daha iyi bir projeye geçmemişseniz artık kaygılanma vakti gelmiş demektir. Altı yıl aynı mevkide kalmak kişinin yeterince hırslı ya da motivasyonlu olmadığının göstergesi olarak algılanır. En azından işten çıkarılmamış olmak da belki bir başarıdır, ama averajdır. Oysa terfi ettiğiniz sürece o işte istediğiniz kadar çalışabilirsiniz demektir.

İstikrarın önemi

İstikrar konusunda da söylenmesi gerekenler vardır. Çok yönlü bir ofis işinde ortalama bir insan en çok iki yılda her şeyi öğrenebilir. İşinizi çok iyi yapıyorsanız terfi edilirsiniz, edilmediyseniz de o işten nefret etmeniz ya da çok daha iyi başka bir fırsat çıkması halinde ancak ayrılmanız tavsiye edilir.

Fakat kısa sürede birçok kez iş değiştirmek de iyi karşılanan bir şey değildir. Çabuk sıkıldığınızın, işten çıkarıldığınızın ya da her an çalışma ekibinizi bırakmaya hazır olduğunuz şeklinde algılanabilir.

İstisnalar da var

Ama her durumda olduğu gibi burada da istisnalar olabilir. Quora’da verilen bir örnek şöyle: Her ikisi de sekiz yıllık tecrübeye, benzer eğitim düzeyine sahip iki aday aynı işe başvuruyor. Biri her işinde ikişer yıl kalarak dört iş değiştirmiş, diğeri ise iki ayrı işte dörder yıl çalışmış. Hangisini seçerdiniz?

Müdür, daha çok sayıda işte çalışarak farklı alanlarda tecrübe edinmiş birinci adayı seçmiş. Onun esneklik, tecrübe çeşitliliği ve uyum sağlama yeteneği sergilediğini düşünmüş.

Yani bir şirkette uzun süre çalışmış ve iş değiştirmek istiyorsanız önce orada somut bir başarı kaydettiğinizden emin olmalı, sonra yeni sorumluluklara hazır olduğunuzu göstermelisiniz.

Kalbinizin sesini dinleyin

Bazıları ise yaptığınız işi sevmiyorsanız ille de belli bir süre tamamlamanız gerektiğini düşünerek o işte kalmanın doğru olmadığını, kendi hayatınızı başkalarının belirlediği kurallara göre değil kendi kurallarınıza göre yaşamak gerektiğini söylüyor.

Yeni başvuracağınız işte önceki işinizden ayrılma nedeniniz sorulduğunda ise eski işinizden neden memnun olmadığınızı, bu işin neden farklı olduğunu anlatmanız, güçlü ve özgüvenli olduğunuzu göstermeniz yeterli olabilir.

Yazar: Maria Atanasov 
Kaynak: www.bbc.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER5 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER11 ay önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER12 ay önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND