Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Her erkegın bılmesı gereken 84 sey!

Hangi zemin için hangi boyayı seçmeniz gerektiğini bilmelisiniz!Ayakabı alacaksanız, alışverişe akşam saatlaerinde çıkmalısınız! Jimi Hendrix” in adının tek “m” ile yazıldığını bilmelisiniz. Pablo Picasso”nun dediği gibi “Güzel bir kadının fısıltısı göreve çağrılmanın gökgürültüsüdür”…

Kaynak: Esguire

1- Hangi zemin için hangi boyayı seçmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Yapının dış kesimindeki kaba ahşabı boyamak için yağ bazlı boyaları tercih din. Geri kalan her yerde plastik kullanabilirsiniz. Yağ bazlı boyaları sürmek için kıl fırça kullanın ve işiniz bittikten sonra fırçaları tinerle temizleyin. Plastik boyayla naylon fırça kullanabilir, fırçaları sabun ve suyla temizleyebilirsiniz.

2- Ayakabı alacaksanız, alışverişe akşam saatlaerinde çıkmalısınız. Akşamüstü ayaklarınız iyice şişmiş olacağı için, ayakkabınızın ayağınızı vurma olasılığını azaltmış olursunuz.

3- Demir-çelik eşyalarınızın paslanmasını engellemek için her türlü demir alet edevatı tahta kutularda saklayın. Tahta, havadaki nemi emerek paslanmayı önler.

4- Pablo Picasso”nun dediği gibi “Güzel bir kadının fısıltısı göreve çağrılmanın gökgürültüsüdür”. Güzel bir kadın, kulağınıza fısıldadığında bunu sakın unutmamalısınız.

5- Jimi Hendrix” in adının tek “m” ile yazıldığını bilmelisiniz.

6- İkebena, feng shui ve tai chi”nin ne olduğunu bilmelisiniz. İkebena Japonlar” ın çiçek düzenleme sanatıdır. Fenf shui de bir çeşit ev düzenleme sanatıdır. Evin kapısının yönü, yatağın prize göre konumu, çeşitli aksesuvarların kullanımı hep feng shui”nin alanına girer. Hemen örnek verelim: Feng shui”ye göre sifonu çekerken klozetin kapağını kapatmalısınız, yoksa suyla birlikte sizin enerjiniz ve paranız da gider. Kapının hemen arkasına bir zil yada rüzgar çanı takarak kötü düşünceli insanların size zarar vermesini engellemiş olursunuz. Kafasında kötülük olan biri, evinizden içeri girdiğinde zilin ya da çanın sesini duyar ve dikkati dağılır, böylece size zarar vermez. Tai chi ise Çinlilerin sabahları güneşim doğuşunu karşılamak için parklarda, açık alanlarda yaptıkları hareketlerden oluşan bir Uzakdoğu sporudur. Vücuttatki enerji noktalarını doğru kullanmayı, gücü doğru yöne akıtmayı ve günlük hayatta çalışmayan kas gruplarını ve kemikleri çalıştımayı amaçlayan tai chi, dövüş sanatının da en yumuşak ve en ustalıklı örneklerinden biridir.

7- Yazı tura atarken yazıyı tercih etmelisiniz. Tura yüzü, yazı yüzünden azıcık daha ağırdır;bu nedenle yazı yüzünün gelme olasılığı daha yüksektir.

8- Modern dünyanın yedi harikasını bilmelisiniz. Empire State Building (ABD), Giza Piramitleri (Mısır), Pisa Kulesi (İtalya), Washington Anıtı (ABD), Eyfel Kulesi (Fransa), Tac Mahal (Hinistan), Ayasofya (Türkiye).

9- Şarabı kaç derece sıcaklıkta içmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Kaliteli kırmızı:12 – 14 derece. Kırmızı, roze ve kaliteli beyaz: 8 – 10 derece. Tipik beyaz: 6 – 8 derece Tatlı beyaz ve şampanya: 4 – 6 derece.

10- Kırmızı şaraba “nefes aldırmak” için kadehe koyun, çünkü şişede kaldığı sürece nefes alamaz. Yaşlı kırmızı şarapların bir, taze şarapların iki-üç saat süreyle nefes alması gerekir.

11- Daha büyük balık yakalamak için oltanızı derin sulara değil, kıyıya yakın yerlere atın. Nehrin ortasında akıntı, kıyıya oranla dört kat daha güçlü ve hızlıdır. Su ne kadar hızlı akarsa yüzen balık da o kadar küçük olur. Büyük balıklar genellikle kıyıya yakın sularda yüzmeyi severler.

12- Diyelim ki yolunuz Las Vegas”a düştü. Kumarın hangi dalına eğilmeniz, hangisinden uzak durmanız gerektiğini bilmelisiniz. Uzun vadede, oynanacak en iyi oyun 21”dir. Bu oyunda casinonun kazancı, her 100 dolar için 50 cent”i geçmez. En kötü kumar mı? Tabii ki slot machine (tek kollu canavar).

13- Kocakarı reçetelerine prim vermeyin. Soğuktan donmuş yerinizi karla ovmayın, yanıklarınızın üzerine tereyağı sürmeyin ve yılanın ısırdığı yeri kesmeye çalışmayın. Vücudun uç noktaları, yani el ve ayaklar, soğuktan en çok etkilenen ve donma olayının ilk görüldüğü yerlerdir. Kan akışını tekrar normale döndürmek için elinizi soğuk su dolu bir kaba sokun ve kaba yavaş yavaş sıcak su ekleyin. Yanık tedavisinde tereyağı gibi kocakarı ilaçlarına güvenmek yerine yarayı iyice temizleyin ve sarın. Yılan ısırığına gelince, ısırılan yeri bıçakla kesmek yada ısırıp tükürmek gibi yöntemlere boşverin, profosyenel yardım isteyin ve yardım gelene dek mümkün olduğu kadar hareketsiz kalmaya çalışın.

14- Alüminyum folyo çiğnediğinizde, ağzınızda oluşan tuhaf metalik tadın nedeni elektrik akımıdır. Alüminyum, ağzınızdaki tükürükle biraraya gelince reaksiyona girer ve bir çeşit küçük pil işlemi görür.

15- Doğada eti taze korumak için kurutmalısınız. Eti uzun ve ince dilimlere ayının, üzerine tonlarca tuz dökün, sonra sineklerden korumak için üzerini örtün ve dört saat bekleyin. Kurutmak için bir kaç gün güneş altında bırakın. Et kuruduktan sonra, bir yıl süreyle tazeliğini korur.

16- Gökyüzüne baktığınızda, gözlerinizin önünde oluşan ipçik gibi şekiller, biz annemizin karnındayken gözlerimize kan taşıyan ve doğumdan hemen sonra parçalanarak yok olan hyaloid damarların artıklarıdır. Bu şekillerden kurtulmak istiyorsanız gözlerinizin tam ortasına bir iğne batırın (Uyarı: Bu işlem büyük acı verir ve körlüğe yol açabilir!).

17- Doğadasınız, su kaynağına hala çok uzaktasınız ve malesef susadınız. Susuzluğunuzu gidermek için ağzınıza küçük bir taş atın. Böylece tükürük salgısını harekete geçirerek ağzınızın kuruluğundan kurtulabilirsiniz.

18- Kamp yaparken en büyük sorun, çadırınıza sokmadığınız için dışarıda kalan ve çiyden ıslanan ayakkabılardır. Çok basit ayakkabılarınızı yan çevirin.

19- Diğer dillerde de bir kadına “Çok Güzelsin” demeyi öğrenmelisiniz. İspanyolca: Usted es hermosa. Portekizce: Voce e bonita. Fransızca: Vous etes belle. İtalyanca: Siesta bella. Almanca: Sie sind schön.

20- Clint Eastwood”un üç spagetti filmlerinin adlarını öğrenmelisiniz. Fistful of Dollars (Bir Avuç Dolar), For A Few Dollars More (Birkaç Dolar İçin) ve The Good, The Bad and The Ugly (İyi , Kötü ve Çirkin). Bu fimlere “spagetti western” denilmesinin sebebi yönetmenin Sergio Leone olmasıdır.

21- Yeryüzündeki en hızlı araba, 1 milyon dolar fiyat biçilen McLaren F1”dir. Saatte 320 km”lik hıza ulaşabilen araç aynı zamada dünyanın en büyük ivmeye sahip arabası. V-12 motoru sayesinde 3.6 saniyede 100km/saat”lik hıza ulaşabiliyor.

22- Çikolata, köpeklerin kalplerine zararlıdır. İki lokmalık gofret bile küçük bi köpeğin ölümüne sebep olabilir.

23- Köpekbalıkları ve timsahlar, dinozor değildir. Ama familyaları Paleozonik çağdan bu yana değişmeden kaldığı için bu iki hayvan yeryüzününen yaşlı yaratıkları arasında yer alıyor.

24- Köpekler arasında en keskin göze sahip tür, tazıdır.

25- Vibratör ilk kez 1880”li yılların başlarındai kadınlardaki isteriyle başa çıkmak isteyen doktorlar tarafından kullanılmış. Doktorlar, vibratörün kadınlar üzerinde sakinleştirici bir etkisi olduğunu saptamışlar.

26- “Tatlı dil ve bir tabanca yalnızca tatlı dilden daha etkilidir.”Al Capone

27- Giydiğiniz çorabın pantolununuza mutlaka uymasına dikkat edin ve mokasen ayakkabının içine asla beyaz veya havlu çorap giymeyin.

28- Eğer kiloluysanız, koyu renk giysiler giyin ya da sizden daha büyük bir şeyin arkasına saklanın.

29- Kazağınızı asla pantalonuzun içine sokmayın.

30- İçinize atlet giymeyin eğer giyerseniz sakın kilodunuzun içerisine sokmayınız.

31- Kot pantalonunuzun altına bot giymeye çalışın, mokasen giymeyin.

32- Ceket giyip kravat taktıysanız, altınıza da kumaş pantalon giyin, sakın kot pantalon giymeye kalkışmayın.

33- Asla künye ve kolye takmayın.

34- Asla ayakkabınızın arkasına basmayın.

35- Çizgili gömlek ve kareli ceket giyebilir, desenli kravat takabilirsiniz; ama üçünü asla aynı anda yapmayın.

36- Saçınızı uzatabilirsiniz, bıyık bırakabilirsiniz ve pembe tişört giyebilirsiniz ama asla hepsini aynı anda yapmayın.

37- Vahşi doğada yaralanırsanız, yaranızı idrarla temizleyin. İdrar, vücuttan çıktığı anda sterildir, bulabileceğiniz diğer sulardan kat kat temizdir.

38- Toprak kayması gerçekleşirken, yamaçtan aşağı doğru kayan milyonlarca ton toprak ve kaya o kadar hızlı hareket eder ki, hava bu toprak kütlesinin arasında sıkışıp kalır. Kayan toprak, bir çeşit hava yastığının üzerinde hareket eder ve saatte 160 km”lik bir hıza ulaşabilir.

39- Periyodik tablodaki en yeni, en tehlikeli ve en kısa ömürlü radyoaktif element, 1996 yılında Hofmann, Ninov ve Hessberger”in çinko ve kurşunu birleştirerek bulduğu 112 numaralı ununbium. Elementin Latince isminin anlamı Bir-bir-iki-um”. Ununbium”dan önce bulunan iki elemente unununium (No.111) ve ununnillium (No.110) isimleri verilmiştir. Yedi enerji seviyesinde 112 elektronu, 112 protonu ve 165 nötronu bulunan elementin atomik kütlesi 227.

40- Karpuz seçerken, karpuzun üstünü ve altını parmaklamayı bırakın, rengine bakın. Olgun ve lezzetli karpuzların üzerindeki koyu çizgiler, açıkçizgilerden daha kalındır. Karpuzun dışı ne kadar koyu renkliyse, içi de o kadar kırmızı ve lezzetlidir. Karpuz seçmenin bir yolu daha var. Bıçağı alıp karpuzu ikiye bölün, bir parça kesip tadına bakın. Güzel mi?

41- Süvari heykellerinin anlamını öğrenin. Atın duruşu süvarinin nasıl öldüğü hakkında bilgi verir. At geri çekilmişse, süvari savaşta ölmüştür. Atın tek ayağı havada ise süvari savaşta yaralanmıştı. Eğer dört ayağıda yerdeyse süvari başka bir sebepten ölmüştür (frengi gb.).

42- Pokerde hangi elin kazandığını bilmelisiniz. Floş (renk), fulden (üçlü +pair), ful üçlüden, üçlü kentten (aynı renklerden sıralı) üstündür. Kare floşu alır ancak floş royal (astan başlayarak sıralı, aynı renk) hepsinden üstündür. Bir elde birden fazla floş royal çıktıysa (ki çok çok düşük ihtimal), kupalı floş royal kazanır.

43- Bifteğinizin pişip pişmediğini, bifteği kesmeden anlayabilmelisiniz. Bunun en kolay yolu, bifteği parmaklamaktır. Başparmağınızı, sanki parmak izinizi çıkarmak için mürekkep ıstampasına bastırır gibi, etin üzerine hafifçe bastırın. Diğer elinizle de başınıza dokunun ve sertliklerini karşılaştırın. İyi pişmiş bir biftek alnınız kadar, orta sertlikteki bir biftek çeneniz kadar, az pişmiş bir biftek de burnunuzun ucu kadar sert olmalı.

44- Dünyanın zirvesinin 8848 metre yüksekliğindeki Everest olduğunu bilmelisiniz. Eğer daha yüksek olsaydı, zirveye astronotlar gibi giyinip tırmanmak gerekirdi. 11 bin metre yükseklikte, yüzde 100 saf oksijen solumak bile, canlı kalmanızı sağlayamaz. Çünkü o yükseklikteki son derece alçak hava basıncı, bitrojn baloncuklarının kana karışmasına yol açar ve bu da, dalgıçlarının vurgun adını verdikleri olaya sebep olur. Sonuç, emboli ve ölümdür.

45- Normalde 100 bin tel saçımız vardır. Her gün 25 – 125 arası saç teli kaybolur (Eğer bir sayfa hazırlıyorsanız, bu sayı artar)..

46- Kıtalar yılda 2 cm hareket eder.

47- İnsan beyni, içerdiği 100 milyar nöronla evrende bilinen en karmaşık şeydir. Beyinde ayrıca 500 milyar destek hücresi bulunur.

48- Bulutsuz bir gecede, ideal şartlarda, çıplak gözle 4 bin yıldız görebilirsiniz.

49- Vücudumuzda 7.5 metre uzunluğunda ince bağırsak 1.5 metre uzunluğunda da kalın bağırsak bulunur.

50- Bir fincan kahveye bakarak, hava tahmini yapabilirsiniz. İyi havanın habercisi olan yüksek hava basıncının, kahvenin yüzeyinde yarattığı etki nedeniyle köpükler, fincanın ortasında birikir. Bulutlu havanın ve yağmurun habercisi olan alçak basınç ise, kahvenin yüzeyini yukarı doğru vakumlar, köpükler de fincanın kenarlarında birikir.

51- Oltaya iğne takmanın kolay yolu: Misinanın ucunu kıvırıp düğüm yapın. Misinanın çift katlı ucunu, kancanın deliğine sokun. Kancayı misinanın içine geçirin. Misinayı yukarı çekerek düğümü sıkılaştırın.

52- Sfenks”in burnu, Napolyon”un orduları tarafından kırıldı mı? İşin doğrusu Sfenks”e, 1300”lü yıllarda Müslüman bir asker saldırdı. Adamcağız, Sfenks”in bir put olduğunu, o yüzden de yok edilmesi gerektiğini düşünüyordu.

53- Kaptanlar, nikah kıyamaz. Kıyılması geminin uluslararası sularda olduğu düşünüldüğünde mantıklı görünebilir; ama doğru değil. Birçok ülkenin donanma kurallarına göre, gemi kaptanlarının insanları evlendirmesi yasaktır.

54- İnsan öldükten sonra derisi çekildiğinden saç, sakal ve tırnaklarının uzadığı sanılır fakat derisi çekildiğinden uzamış gibi görünür. İnsan beyni son derece gelişmiş olduğu için belirli işler için belirli bölgeler çalışır fakat gün boyunca beynimizin tamamı kullanılır.

55- İnsanın ne kadar çabuk kel kalacağı yada ne kadar kıllı olacağı tamamen genlerine bağlıdır. Yani traş etmenin yada kesmenin herhangi bir etkisi yoktur.

56- Einstein iyi bir öğrenciydi söylenenlerin aksine 11 yaşındayken üniversite düzeyinde fizik öğrenmişti. Küçük bir çocukken bile Yunanca ve Latince biliyordu.

57- Genelevlerin ve gece kulüplerinin bulunduğu bölgeler neden “kırmızı fener bölgesi” olarak anılır? Demiryollarının ilk günlerinde tren ikaz ışıkları, kırmızı boyalı yağ lambalarıydı. Demirolu işçileri vardiya değiştirirken bu lambalrı yanlarına alır, gittikleri genelevlerin kapısına asarlardı. Bu nedenle seks ticaretinin yapıldığı bölgeler günümüzde de “kırmızı fener bölgesi” olarak bilinir.

58- Bir erkek olarak mutlaka otomobillerden anlamalısınız. Araba lastiği değiştirmeyi öğrenmekle işe başlayabilirsiniz. El frenini çekiniz, Krikoyu yerine yerleştirin ve otomobili lastik boşta kalacak şekilde havaya kaldırın. Bijon anahtarlarıyla bijonları çarpraz şekilde gevşetin. Hepsini gevşettikten sonra bijonları deliklerinden çıkartın. Bijonları güvenli bir yere koyun ki kaybolmasınlar. Yedek lastiğimizi alın ve otomobilin ve lastiğin bijon delikleri üst üste gelecek şekilde yerleştirin. Bir bijonu hafifçe gevşek bırakın. Sonra yine çarpaz şekilde diğer bijonları da yerleştirin. Bütün bijonları sıkılaştırın. Krikoyla otomobilinizi indirin. İşlem tamam.

59- Ütü izi olmayan pantalonlarınızı tersten ütülemeniz gerekir. Böylece kumaşın parlamasını engellersiniz.

60- Dörtçekerle difransiyelin farklı şeyler olduğunu bilmelisiniz. Lada Niva, Land Rover gibi araçlar zaten hep dörtçekerdir. Bozuk arazide difransiyel kilidini devreye sokmanız, aracı ikiçekerden dörtçekere geçirmeniz anlamına gelmez, çünkü araç üretildiği andan itibaren dörtçekerdir.

61- Nasıl ilkyardım yapılacağını mutlaka öğrenmelisiniz. Maalesef ilkyardım kurallarını, işin uzmanından öğremeniz gerekiyor. Bu konuda size yardımcı olamayacağız.

62- Damlatan musluk, bozuk telefon, ayarsız televizyonla uğraşmak gibi ufak tefek tamir, işlerini kendi kendinize yapmayı öğrenmelisiniz.

63- Microsoft ve Bill Gates hakkında üç beş geyik yapabilmelisiniz. Sözgelimi hisse senetleri değerinin %60 oranında yükselmeye devam etmesi durumunda Microsoft”un mal varlığının 2001 yılında 1 trilyon dolar olacağını, önümüzdeki 10 yıl içinde dünyanın ikinci büyük ekonomik gücü haline geleceğini bilmelisiniz.

64- Osmanlı Sultanlarından Fatih Sultan Mehmet”in iyi bir şair olduğunu (Avni), III.Selim”in de iyi bir bestekar olduğunu bilmelisiniz.

65- Zekanızla böbürlenip karşı cinsi aşağılamadan önce, dünyada şimdiye kadar kaydedilmiş en yüksek IQ derecesinin de kadınlara ait olduğunu bilmelisiniz.

66- Çocuklara ve hayvanlara karşı sevecen ve müşfik davranmanız gerektiğini bilmelisiniz. Hiçbir kadın bebeklerin altını temizleyen ya da hiç şikayet etmeden çocuklarla oynayan bir erkeğe karşı koyamaz. Ama yine de bu sevgiyi abartmayın sevgiliniz çocuk istiyorsunuz olarak yorumlayabilir.

67- Mutlaka seyretmiş olmanız gereken onbeş film. When Harry Met Sally (Rob Reiner), Gorillas in the Mist (Michael Apted), Potemkin Zırhlısı (Einstein), Emmanuelle (Mutlaka Sylvia Kristel olmalı, Just Jaeckim), Temel İçgüdü (Paul Verhoeven), Baba Serisi (Coppola), Starwars Üçlemesi (George Lucas), Matrix (Wachowski biraderler), Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak (anonim), Muhsin Bey (Yavuz Turgut), The Wall (Alan Parker), Seven (David Fincher), herhangi bir Hitchcock filmi, Seks Hakkında Bilmek İsteyip de Soramadıklarınız (Woody Allen), Top Secret (Jerry ve David Zucker biraderler ve Jim Abrahams).

68- İçkinin insan vücudu üzerindeki etkilerini öğrenmelisiniz. Alkol herkesi farklı etkiler. 120 kiloluk bir adamla 50 kiloluk bir pilici aynı şekilde etkilemez. Ama yine de içkinin ruh ve beden sağlığınızda yol açtığı değişikliklere şöyle bir göz geçirdik.

Kan-alkol konsantrasyonu: 0.03
İçki olarak karşılığı (saatte): 2 şişe bira
Davranış değişikliği: Beyinde hafif bir uyuşukluk hissi vuku bulur, arkadaşlarınıza kaşı daha sevecen ve duygusal davranmaya başlarsınız. Arada sırada diliniz sürçer.

Kan-alkol konsantrasyonu: 0.08
İçki olarak karşılığı (saatte): 4 şişe bira
Davranış değişikliği: Ayakta durmak ve konuşmak gitgide güçleşir. İçkileri kimin ödeyeceğini fark etmezsiniz bile.

Kan-alkol konsantrasyonu: 0.18
İçki olarak karşılığı (saatte): 8 şişe bira
Davranış değişikliği: Dünyanın en korkunç yaratığı bile gözünüze hoş bir kadın gibi görünür.

Kan-alkol konsantrasyonu: 0.28
İçki olarak karşılığı (saatte): 12 şişe bira
Davranış değişikliği: Altınıza işersiniz ve bayılırsınız

Kan-alkol konsantrasyonu: 0.38
İçki olarak karşılığı (saatte): 16 şişe bira
Davranış değişikliği: Eğer hala ölmediyseniz, ertesi sabah kesinlikle ölmüş olmayı isteyeceksiniz.

69- Mutlaka okumanız gereken 20 kitap: Kemalettin Tuğcu”nun bir eseri, İnce Memed (Yaşar Kemal), Cevdet Bey ve Oğulları (Orhan Pamuk), O (Stephen King), Değişim (Franz Kafka,) Taasuk-u Talat ve Fitnat (Şemsettin Sami), Suç ve Ceza (Dostoyevski), Martı (Richard Bach), Hamlet (Shakespeare), Paranın Cinleri (Murathan Mungan), Nutuk (M.K. Atatürk), Şeker Portakalı (Vasconcelos), Gülün Adı (Umberto Eco), Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği (Milan Kundura), Kasabanın En Güzel Kızı (Charles Bukowski), Gönülçelen (J.D.Salinger), Fırıncının Kızı (Anonim), Ayaklar (Melih Cevdet Anday), Yaşlı Adam ve Deniz (Ernest Hemingway), Kırmızı Pazartesi (Gabriel Garcia Marquez).

70- Evinizde bulunması gereken 10 adet çok nadir ancak sote CD: Wish You Were Here (Pink Floyd), The Commiments (Film Müziği), Hababam Sınıfı (Soundtrack Albümü), Carmina Burana (Carl Orff), Stationary Traveller (Camel), Dancing With The Lion (Andreas Volenweider), Nothing Like The Sun (Sting), Joshua Tree (U2), Ele Güne Karşı (Mazhar Fuat Özkan).

71- En azından bir tane kokteyl hazırlamayı bilmelisiniz. Size bir yazlık bir de kışlık 2 basit örnek:

Margarita: 1 ölçü tekilla, 2 ölçü limon suyu ve 1/3 ölçü Contreau likörü shaker”a (eğer yoksa olacağını sanmam sıkı kapanmış bir kavonozda olabilir) atın ve kırık buz ekleyip iyice sallayın. İçkiyi koyacağınız kadehin kenarını ıslatıp tuza batırın, sonra hazırladığınız karışımı buzlarını süzüp kadehlere koyun.

İrish coffe: Kahve yapın ve şarap kadehine koyun. İçine 3 tane kesme şeker 1-1.5 kapak viski karıştırın. Kahve durulduktan sonra, soğumuş ve hafif katılaşmış kıvamdaki kremşantiden bir çay kaşığı alıp kahvenin üzerine koyun. Kremşantinin üzerine de çikolata kırıntıları serpiştirin.

72- Profosyonel bir masör kadar olmasa da basit masaj tekniklerini bilmelisiniz. Omuzları ya da deriyi mıncıklamak, masaj değildir. Doğru dürüst masaj yapabilmek için başparmaklarınızla omuzlarda ve omurganın iki yanında basınç uygulamalısınız. Masaj yaparken ellerinizi mümkün olduğu kadar çok açmalı, böylece masaj yapacağınız bölgeyi genişletmelisiniz. Sırt derisini baş ve işaret parmaklarınızın arasında kaydırarak belden omuzlara doğru düz çizgi halinde ilerleyin. Omuzlarda “piyano” adı verilen hareketi yapın, yani parmaklarınızın uçlarını sanki tuşları çok sert olan bir piyanoyu çalıyormuş gibi kasların üzerinde gezdirin. İki elinizin başparmaklarını ense üzerinde yan yana getirin ve yavaşça açarak aşağıya doğru inin. Genellikle kaburga kemiğiyle omurga arasında kalan bölgede kulunç oluşur, kulunçları gevşetmek için dirseklerinizi kullanabilirsiniz. Bunun için dirseğinizi kaburga kemiğinin sone erdiği noktanın biraz üstüne yerleştirin ve dairesel hareketlerle hafifçe bastırın. Sakın abartmayın, masaj yaptığınız insanın canını yakabilirsiniz.

73- Araba kullanmayı bilmeli, iyi bir şöför olmaya dikkat etmelisiniz. Sürekli aşırı hız-ani fren ikilisini tekrarlamaktan kaçınılmalı, otoyolda slalom yapmamalı, şerit değiştirirken mutlaka sinyal vermeli, emniyet şeridini gerekmedikçe kullanılmamalı, önünüze aniden çocuk, kedi, köpek fırlayabileceğini hesaba katarak otomobili buna göre sürmeli, yağmurlu günlerde yayalara su sıçratmamaya özen göstermeli, zırt pırt kornaya basmamalı, trafik ışık ve levhalarına uymalı ve en son olarak da aracınızı sürerken asla ama asla küfretmemelisiniz.

74- Bilgisayar ve İnternet özürlü olmamalı, bir an önce sanal aleme adım atmalı, bir ICQ numarası edinmeli ve chat olayına girmelisiniz.

75- Elektrikli herhangi bir alet bozulduğunda, öncelikle sigortayı kontrol etmek gerektiğini unutmamalısınız.

76- Küp gibi içtiğiniz zaman, o berbat akşamdan kalma hissinin üstesinden gelebilmek için Alka-Seltzer veya foşurdayan Aspirin içmelisiniz.

77- Hoş sürprizler yapabilmek için özel tasarımları olan en az bir mücevherci bilmelisiniz. Gilan ve Urart, bunlardan ikisi.

78- Gece atıştırmaları ya da muhteşem kahvaltılar için buzdolabınızda mutlaka havyar veya somon, dil peyniri,mayonez ve turşu zeytin bulundurmalısınız. Buna kimyonlu peynir veya limon da ekleyebilirsiniz.

79- Ayın son gününde bile en az 50 milyon TL limiti olan bir kredi kartınız olmalı.

80- Yalnızca kadınları daha kolay tavlama için değil kendi sağlığınız içinde vücut temizliğine özen göstermeniz gerekli. Haftada en az 4 kez yıkanmalı, tırnaklarınızı düzenli olarak kesmeli, dişlerinizi hergün fırçalamalısınız.

81- Nemlendirici, temizleyici losyon gibi cilt bakım ürünlerinin sadece kadınlar için üretilmediğini öğrenmelisiniz. Traştan sonra limon kolonyası devri kapanalı çok oldu. Artık hava kirliliği, güneşin zararlı ışınları, çalıştığımız ofislerin bozuk havalandırma sistemleri, barlardaki ve restoranlardaki bol sigara dumanı cildimize gitgide daha çok zarar vermeye başladı. Kokoş olun demiyoruz, ama cildinizin yıpranmasını istemiyorsanız, kendinize bakım yaptırmalısınız.

82- ABD”deki insanların yarısının obez (aşırı şişman) olduğunu ve dünyada herkes Amerikalılar kadar çok yeseydi, tüm doğal kaynakların en çok 2 – 3 yıl içinde tükeneceğini bilmelisiniz.

83- Dünyanın en çekici erkekleri sayılan Antonio Banderas”ın çok kısa boylu, Ricky Martin”in de homoseksüel olduğunu, dolayısıyla kız arkadaşınızın da diğer kadınlar gibi cüce homoseksüellerden hoşlandığını öğrenmelisiniz.

84- En az üç çeşit yemek pişirmeyi öğrenmelisiniz. Hem aç kalmaz, hem de istediğiniz hatunu rahatlıkla kucağınıza düşürebilirsiniz. Çünkü kadının da kalbine giden yol, midesinden geçer. İşte basit bir omlet tarifi: Mısırlı omlet (tek kişilik) 1 kutu mısır konservesi, 2 yumurta, 1 – 2 dilim kaşar peyniri, biraz süt bir tatlı kaşığı tereyağı, bolca baharat tabi ki tuz. Bir kaseye yumurtuları kırın ve içine azıcık kaşar peyniri ufalayarak iyice karıştırın. İsterseniz birkaç damlada süt koyabilirsiniz. Teflon tavaya yağı ve mısırı koyun. Tavanın tabanını mısırla kaplayın ve yağ eriyene kadar pişirin. Kasedeki karışımı teflon tavaya dökün. Yumurtanın ve kaşar peynirinin, mısırın üzerinde eşit olarak dağılmasına dikkat edin. Kapağını kapatın ve kısık ateşte pişirmeye bırakın. Bir süre sonra yumurta iyice kabaracak ve üstü de katılaşacaktır. O zaman baharat serpin ve yeniden kapağını kapatıp azıcık daha pişirin. Yumurtanın iyice pişip pişmediğini anlamak için tahta spatulayla omletin kenarını kaldırıp mısırların rengine nakın. Pişmişse yiyebilirsiniz.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND