Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Her Çocuk Üstün Yeteneklidir’in yazarı Bahar Eriş yazdı: Mazeret Yok!

Boğaziçi mezunu olan ve Türkiye’nin “dahi çocuklar” konusunda en yetkin uzman yazarlarından biri olan Bahar Eriş, azmin dehadaki rolünü yazdı. Dehanın yüzde kaçı zeka, yüzde kaçı terdir? Bu soruyu hayatı üzerinden cevalayan Kyle Maynard’ın hikayesi…

kyle maynard, kişisel gelişim

Boğaziçi mezunu olan ve Türkiye’nin “dahi çocuklar” konusunda en yetkin uzman yazarlarından biri olan Bahar Eriş, azmin dehadaki rolünü yazdı. Dehanın yüzde kaçı zeka, yüzde kaçı terdir? Bu soruyu hayatı üzerinden cevalayan Kyle Maynard’ın hikayesi…

Bahane Yok!

Hayatta başınıza gelen her şeyi kontrol edemezsiniz, ama başınıza gelenlerin sizi eksiltmemesine karar verebilirsiniz. Maya Angelou

Kyle Maynard ismini hiç duydunuz mu? 

Kyle Maynard, son 7 yıldır dünyanın beş kıtasında şirketlere, okullara, üniversitelere ve savaş gazilerine motivasyon sunumları yapan başarılı bir konuşmacı. New York Times’in en çok satanlar listesine giren No Excuses (Bahane Yok) kitabının yazarı. Aynı adla açtığı No Excuses Crossfit spor salonunda spor eğitmeni. ABD’nin en iyi takımlarında güreşen, halterde rekorlar kıran, savaş sanatlarında başarılı bir sporcu. Kyle’ın hayattaki en büyük tutkusu insanlara potansiyellerinin en üst düzeyine ulaşmaları için yardım edebilmek ve dünyaya aşılmayacak hiç bir engel yoktur mesajını verebilmek.

Kyle Maynard, kısa bir süre önce de Afrika’nın en yüksek dağı olan Klimanjaro Dağı’nın zirvesine tek başına sürünerek tırmanan ilk insan.

Sürünerek, çünkü Kyle’ın doğuştan kolları ve bacakları yok.

Doğum öncesi dönemde bebeğin yetersiz gelişimden kaynaklanan, ancak nedeni tam bilinmeyen bu durumun tıptaki adı “konjenital ampütasyon”. Hatta bu o kadar nadir bir durum ki, bu konuda istatistik bile yok. Kyle’in anne ve babası durumu öğrenince adeta yıkılıyorlar, ama depresyona girmek yerine, benzer durumda kimse var mı diye araştırıyorlar ve benzer durumda iki çocuk buluyorlar. Bu iki çocuğun da bir şekilde hayatlarını idame ettirebildiğini öğrenen aile ne olursa olsun onu bağımsız ve “normal” bir çocuk olarak yetiştirmeye karar veriyor. Kyle Maynard bugün normal bir klavyede dakikada 50 kelime yazabiliyor, rahatlıkla okuyup yazabiliyor, araba kullanabiliyor ve Atlanta’da kendine ait evinde tek başına yaşamını sürdürüyor.

Babası eski bir güreşçi olan Kyle, spor yolculuğuna 11 yaşında güreşle başlıyor. Annesi oğlunu okul sonrası bir faaliyete yazdırmazsa kendini eve kapatıp bir şey yapmadan oturmasından korktuğundan, ona zarar gelmesinden endişe duymakla birlikte,  çocuğu çok istediği güreşe yazdırmaya karar veriyor. Kyle’in okulunun güreş koçu Cliff Ramos, 30 yıllık koçluk hayatında çok çocuk gördüğünü, ama Kyle’in annesi onu ilk aradığında iki kolu ve bacağı gelişmemiş bir çocuk için yapılacak bir şey olmadığını ve kadını kibarca nasıl reddedeceğini düşündüğünü itiraf ediyor. Ama Kyle’in annesi çetin ceviz; oğlunun güreşe başlaması konusunda ısrarcı davranıyor. Ertesi gün annesi Kyle’i koçun yanına getirdiğinde, kolları ve bacakları olmayan çocuğu gören Ramos, çocuğun seviyesine eğilerek ona uygun bir dille vazgeçmesini söyleyecekken, hiç görmediği kadar büyük bir ciddiyetle kendisine bakan bir çift gözle karşılaşıyor. Yine de kafasında “Bacaklar olmadan belki ama bu sporda binlerce yıldır kollar olmadan kazanan tek örnek yok” düşüncesi var; sonuçta güreş…

Ama çocukta şeytan tüyü var. Bir kaç gün sonra Ramos, aynen Kyle’in durumunu taklit edecek şekilde, iki kolunu tişörtünü içine sıkıştırarak onunla güreşiyor. Kyle kendisine tanınan bu şans için o denli minnettar ki, içinden koçuna iki söz veriyor:
“Asla bir maçta tuş olarak seni utandırmayacağım”.
“Koçum olarak sana zafer kazandırmak için tüm gücümle mücadele edeceğim”.

İlk yıl, girdiği bütün mücadeleleri kaybediyor. Tam bir yıl boyunca… Her birini… Okuldan eve her dönüşünde, ailesini ve koçunu utandırdığı düşüncesiyle göz yaşlarına boğuluyor. Ama yenilgi dayanılmaz hal alıp vazgeçme noktasına geldiğinde, yanında “Vazgeçmeyi unut” diyen bir babası var. “Adı  Maynard olan kimse başarısız oldum diye kaçmaz. Ayrıca ben de ilk yıl bütün maçlarımı kaybetmiştim (bu, oğlunu motive etme amaçlı beyaz bir yalan). Bundan silkinebilir ve devam edersen, sonbaharda daha iyisini yapabilirsin”. Ancak durum ne sonbaharda ne de ikinci yılında değişiyor: Kyle, girdiği çoğu mücadeleyi kaybediyor. Babasına kızgın, ama babası hep olumlu bir tavırla vazgeçememesi için telkinde bulunuyor. Maçları videoya alıp sonrasında birlikte hatalarını izliyorlar ve evin bodrumuna inip hataları düzeltmek için çalışıyorlar.

Bahar geldiğinde Suwanee’de liseler arası şampiyona düzenleniyor. Kyle hafif sıklette şampiyonaya katılıyor. Yarı finaldeki rakibi hastalanınca, otomatik olarak finale kalıyor. Rakibi, bölgenin elit liselerinden yetenekli bir çocuk. Kyle başlangıç düdüğüyle birlikte çocuğu yere seriyor. Hiç beklemediği için neye uğradığını şaşıran çocuk, Kyle’i mindere sermek için hamle yapsa da, Kyle çocuğu yine mindere seriyor. Kalabalık ayakta, salon çılgınca tezahürat yapıyor. Kyle çocuğu tam sekiz kez yere seriyor. En sonunda hakem kolunu kaldırıyor ve kolu olmayan Kyle’in kol kökünü havaya kaldırarak şampiyonluğunu ilan ediyor.

“Tribünlere baktım. Ailemi, birbirine sarılan kız kardeşlerimi, büyükannemle büyükbabamı gördüm… Daha önce hiç hissetmediğim bir duyguydu. Ben sadece güreşmek ya da engelli çocuklara model olmak için orada olmadığımı biliyordum. Hayır, bir tek şey için oradaydım, kazanmak için… Bunun için varımı yoğumu ortaya koymaya hazırdım” diyor Kyle…
Kyle o sezon 36 maç kazanıyor ve en son sezonda eyalet şampiyonlarını da yeniyor. 2004 yılında En iyi Engelli Atlet Ödülü’nü alıyor ve 2007’de “En Başarılı 10 Genç Amerikalı”dan biri seçiliyor.

Hikayenin özü, engel tanımadan hep sevgiyle destek veren anne baba, aile ve öğretmeninin desteğiyle sürekli çabalamayı öğrenmiş sağlam iradeli bir çocuk, hatalardan öğrenme ve ne olursa olsun asla vazgeçmeme…

HBO Spor muhabiri Bernie Goldberg, “Kyle, şikayet etme hakkımızı elimizden aldı” demiş.

Gerçekten de, bu hikayeyi ilk duyduğum andan itibaren ne zaman bir şeyden şikayet edecek olsam, aklıma kolları ve bacakları olmadan Klimanjaro’nun zirvesine tırmanan bir adam geliyor… Bahanem yok.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Beyninize format atmak ister misiniz?

zihni boşaltma yolları, zihin detoksu ve olumlu düşüncenin gücü, beyin detoksu

Vücudumuzdaki fazlalıklardan kurtulmak için detoks yapıyoruz. Peki, zihnimizdeki fazlalıklardan nasıl kurtulacağız? İşte kendimizi yenilemek için 10 adımda zihinsel detoks…

10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS!

Toprakla uğraşan insanlar bilirler, onu çer çöpten arındırmadan temizlemeden yeni bir tohum ekemezsiniz. Ancak toprak hazır olduğunda onu ekip verim alabilirsiniz. Zihnimiz de tıpkı toprak gibidir. Onu da hatadan yanlıştan arındıralım ki yeni yaratımlar yapabilelim.

Peki bu arınma nasıl yapılacak? Elbette zihinsel detoksla!

Bu süreçte aynı fiziksel detoksta dışarıdan aldıklarımıza nasıl dikkat ediyorsak, zihnimize kabul ettiklerimize ve dışardan bizi etkileyen olumsuz uyarıcılara da dikkat etmeliyiz.

İşte bunun çözümü aşağıdaki 10 maddede:

1- Enerjinizi olumsuz, negatif insanlara harcamaktan vazgeçin.

2- Geçmiş ilişkilerinizden özgürleşin. Sizi üzmüş akraba, arkadaş, eski sevgili kim varsa hepsini affedin. Ayrıca onlardan kalan hediye, fotoğraf, eşya, mesaj gibi şeylerin tümünden kurtulun.

3- Yaşam alanı detoksu… Öncelikle yakın çevreniz ve evinizden başlamakta fayda var. Evinizin sade, temiz ve karmaşadan uzak olması çok önemli. Hayatınızdaki karmaşa en başta evinizdeki karmaşadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu noktada evde kurumuş çiçekler varsa önce onlardan kurtulun çünkü bunlar düşük enerjilerdir. Cansız hayvanlar, böcekler aynı şekilde temizlenmeli. Ağır tablolar, heykel, maskeler ne varsa hepsinden özgürleşin. Daha hayat enerjisi çağrıştıran ağaç, çiçek, aile tablosu, dünyanın güzel yerleri gibi seçenekleri tercih edin. Baş ucunuza astığınız yalnız kadın tablosu aslında sizi de yalnızlaştırabilir!

4- Yaşamın her boyutuyla barışın. Ayrılıklar, hastalıklar, ölümler yüzünden elbette insanlar çok derin acılar çekiyor fakat yas bittikten bir süre sonra bu durumu kabullenmek gerekir. Aksi halde bu birçok olumsuz sonuca yol açıyor.

5- Enerjisi yüksek müzikler tercih edin. Söylediğimiz şarkılar somut bir şekilde hayatımızda açığa çıkabiliyor. Ayrıca olumsuz şarkı sözlerine sahip şarkılar beynimizi, duygularımızı ve ruh halimizi etkiliyor.

6- Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. ‘’Her şey kötüye gidiyor.’’ gibi cümleler kullanmak her şeyin kötüye gitmesine neden olur. Çevrenizdeki olayların %10 unu kontrol edemezsiniz fakat %90 ı sizin ona verdiğiniz tepkilerdir. Tutum ve tavırınızı değiştirmeye çalışın. Bu noktada odanızın bir köşesine yapıştıracağınız olumlama notları muhteşem bir etki yaratabilir. (Olumlama notlarından farklı bir yazımda daha bahsedeceğim.)

7- Her şeyin bir bilinci var. Evinizdeki eşyalar bile hayatınızda çok önemli bir fark yaratabilir. Eski, ağır enerjiler taşıyan eşyalardan kurtulun. İkinci el alınan eşyalara çok dikkat etmek lazım. Size iyi hissettirdiğinden emin olun. Evinizin bir köşesine mutlu anılarınızdan oluşan bir fotoğraf köşesi yapabilirsiniz. Ayrıca güzel battaniyeler, doğal kokular, minik ışıklandırmalarla evinizin enerjisini yükseltebilirsiniz.

8- Telefon ekranınızdaki görsellere dikkat! Sürekli gördüğümüz bu fotoğrafların bilinçaltımızı olumlu etkilemesi çok önemli. Başarılı hissettiğiniz bir anın fotoğrafını veya sizi motive eden güzel bir görseli tercih edebilirsiniz. Bilgisayar ekranlarını da unutmamak lazım.

9- Renklerin gücüne inanın. Hayatınızda aşk, cinsellik ihtiyacı varsa kırmızı, huzur, iletişim ise mavi veya tükenmişlik varsa ve rahatlamak istiyorsanız daha çok beyazı tercih etmelisiniz. Bir rahatsızlığınız varsa yeşil şifa rengidir. Pembe ise sizi ciddi anlamda rahatlatan sevgiye açan bir renktir.

10- Hayattaki hedeflerinizi görselleştirin, hayal kurun. Beyniniz inandığı bir şeyi gerçekleştirmeye programlıdır. Özellikle sabah ilk uyanıldığında ve gece uyumadan hemen önceki anlar çok değerli. Sizi mutlu eden şeyleri, hayallerinizi düşünün ve zihninizde yaşayın. Sabır ve azimle birlikte bir süre sonra bunları hayatınıza çektiğinizi fark edeceksiniz.

Yazar: Selin Demiröz
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND