Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Her bahar yorgun olanlardan mısınız?

Her sene kıştan yaza geçişte peşimizi bırakmayan bahar yorgunluğu bir kez daha ensemizde. Ve biz belki de uzmanların önerilerini onlarca kez okumuş olsak bile yine kendimizi kötü hissedip, ne yapacağını bilmez bir halde evde oturmak hatta mümkünse sürekli yatmak istiyoruz. İşte bahar yorgunluğu ile mücadele etmek isteyenlere tavsiyeler…

Her sene kıştan yaza geçişte peşimizi bırakmayan bahar yorgunluğu bir kez daha ensemizde. Ve biz belki de uzmanların önerilerini onlarca kez okumuş olsak bile yine kendimizi kötü hissedip, ne yapacağını bilmez bir halde evde oturmak hatta mümkünse sürekli yatmak istiyoruz. İşte bahar yorgunluğu ile mücadele etmek isteyenlere tavsiyeler…

Ben her bahar yorgun olurum

Nihayet güneş yüzünü gösterdi. Tam da dışarıda olma, doğanın keyfini çıkarma vakti. Ama güzel havaya inat, kolumuzu kaldıracak halimiz yok. Sabah yataktan sürünerek çıkıyor, gün boyu uyumak istiyoruz ve işe gitmek hiç olmadığı kadar zor geliyor. Keyfimiz yok, hatta biraz da depresif bir haldeyiz. Peki niye böyle hissediyoruz, bu durumdan kurtulmak için neler yapmalıyız?

Her sene kıştan yaza geçişte peşimizi bırakmayan bahar yorgunluğu bir kez daha ensemizde. Ve biz belki de uzmanların önerilerini onlarca kez okumuş olsak bile yine kendimizi kötü hissedip, ne yapacağını bilmez bir halde evde oturmak hatta mümkünse sürekli yatmak istiyoruz. Bu böyle gitmez dedik ve bu durumu işin uzmanlarına sorduk, ancak onlardan bizim için keyifli, kolay uygulanır ve hemen bugün hayatımıza ilave edeceğimiz önerilerde bulunmalarını istedik. İşte size yaz tatilinize kadar sizin enerjik ve keyifli olmanızı sağlayacak bahar yorgunluğunuzu üzerinizden atacak tavsiyeler…

Beril Yardımcı Psikolog

SOSYAL MEDYADAN UZAKLAŞIN, DOĞAYA ÇIKIN

– Şu sıralar kiminle karşı karşıya gelsek yorgun ve depresif. Bahar yorgunluğu tam olarak nedir?

– İnsan bedeni ve ruhuyla sürekli değişen hayat koşullarına uyum sağlamaya çalışır. Mevsimler uyum sağlamamız gereken önemli değişimlerdendir. İlkbaharın gelmesiyle, bazı bünyeler bahar yorgunluğu ile tanımlanan halsizlik, uyku düzensizlikleri, vücutta ağrılar, iştahta değişiklikler, isteksizlik ve çabuk yorulma gibi belirtileri yaşamaya başlayabilir.

– Böyle bir süreçte daha iyi hissetmek için ne yapmalıyız?

– Hayat tarzı değişiklikleri yardımcı olabilir. Hareket, spor ve beslenmenin bu yorgunluğu atmada etkili olduğu biliniyor. Kendinizi bu değişiklikler için motive etmeli ve uzun ömürlü alışkanlıklar yaratmalısınız. 

– Bahar yorgunluğu ile evlere kapanıyoruz. Sosyalleşmek daha mı iyi gelir?

– Yaşanan yorgunluk hissi iş performansının ve kişinin hayat kalitesinin düşmesine sebep olabilir. İnsan yorgunluk sebebi ile daha çok uyuma ve kendini geri çekme eğilimi gösterebilir. Bu noktada hayat tarzı alışkanlıkları gözden geçirilmeli. Kişi ‘silkinse’, yorgunluğu üzerinden atmaya niyet etse, kendini iyi hissettirecek faaliyetlere yönelse, hareket etse, beslenmesine dikkat etse baharın getirdiği yenilikleri keşfetmeye motive olabilir. Farkındalık ve eyleme geçme önemli.

– Televizyon ve sosyal medyaya resmen bağımlı yaşıyoruz, bu bizim daha da olumsuz etkilenmemize mi neden oluyor?

– Araştırmalar, sosyal medyanın beyinde olası etkisini göstermekte, adeta bir uyuşturucu işlevi görebiliyor, beynin önemli merkezleri uyarılabiliyor. Televizyon ve sosyal medyaya olan düşkünlük kişinin, kendisi için anlamlı faaliyetler yaratmasında ve daha gerçek ilişkiler kurmasında örseleyici olabiliyor. Medya ile kurulan ilişkiyi gözden geçirmek önemli. Belki kişi, mevsimlerin değiştiğini, doğanın renklerini ve bütün bunların kendisi üzerindeki etkisini bile fark edemiyor. Oysa ki kendi doğamızı bulmak için ise gerçek doğaya bakarız. 

– Bahar yorgunluğu ve ciddi bir psikolojik rahatsızlık birbirinden nasıl ayrılır?

– Bahar yorgunluğu, kişinin içinden kısa süreliğine geçtiği değişen hava koşullarına bir uyum sürecidir. Bahar yorgunluğunu, mevsimsel duygu durum bozukluğundan ayırmak önemlidir. Değişen mevsimlerle, çoğunlukla sonbahar ve kış, çok seyrek olarak ilkbaharda depresyon tetiklenebilir. Bipolar bozukluk durumunda bahar aylarında özellikle manik epizodun tetiklendiği bilinir.

– İş hayatı artık çok daha stresli, yorucu, rekabetçi…

– İş hayatıyla fazla özdeşleşmek ve kendini performans üzerinden değerlendirmek, kişinin bireysel hayatına daha az eğilmesine sebep olabilir. Kendiyle vakit geçirmeyen, iç dünyasına eğilmeyen kişinin kendine ait değerleri tanımlaması, anlamları yaratılmasını zorlaşabilir. Bu da ruh sağlığını daha kırılgan, daha az dirençli yapar.

Serap Güzel Diyet ve Beslenme Uzmanı 

TAHIL TÜKETİN ŞEKERDEN UZAK DURUN

– Yediklerimiz kendimizi yorgun ve depresif hissetmemizde etkili midir?

– Evet etkilidir, çünkü sindirim, boşaltım sistemimiz veya vücudumuzdaki diğer sistemlerimiz, kan şekerimizin inip çıkması yediğimiz besinler ile bağlantılı. Besinlerden aldığımız besin ögesi dediğimiz karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineraller bizim hem fiziksel gücümüzü hem ruhsal durumumuzu etkiler. Çoğunlukla tahıllardan sağlanan B grubu vitaminleri eksik alırsak sinir sistemi hücrelerinin çalışmasında aksamalar olur ve bu da stresi tetikler. 

– Bahar yorgunluğunu üzerimizden atmak için ne tür besinler tüketmeliyiz?

– Vitamin ve mineraller bizim hastalıklara yakalanmamızı artıran, strese, yorgunluğa neden olan hücrelerde oluşan serbest radikallere karşı bir savunma mekanizmasıdır. A, C, E vitaminleri, beta-karoten, likopen, omega-3 bizim için baharda enerjimizi arttıracak yorgunluğumuzu önleyecek başlıca besin ögeleridir. Likopen en çok domates ve kırmızı meyvelerde, beta-karoten sarı, turuncu ve yeşil yapraklı sebze ve meyvelerde bulunur. A vitamini süt, yeşil yapraklı sebzeler ve turuncu sebzelerde, C vitamini yine yeşil sebzelerde, çilek, kivi gibi meyvelerde bulunur. E vitamini ise yağlı tohumlar, süt ve tahıl tohumlarında bulunur.

– Bu dönemde buzdolabımızda hangi besinler olmalı?

– Öncelikli olarak mevsime uygun sebze ve meyveler olmalı. Balık haftada bir-iki kere tüketilmelidir veya semizotu diğer bir omega-3 kaynağı olarak mutlaka buzdolabında bulunmalı. Antioksidan vitaminleri alabilmek için çilek, kivi, dut, kuşburnu, domates, karpuz, havuç, maydanoz, brokoli, kabak gibi sebze ve meyveleri, yağlı tohumlardan çiğ badem, ceviz, fındık ve koyu esmer ekmek pazar alışverişinde mutlaka alınması gereken besinlerdir. Yulaf hem posa hem B grubu vitaminlerinden zengindir. Yoğurtla birlikte tüketildiğinde kan şekerini de düzenleyeceği için tokluk hissini arttırır, halsizliği önler, bağırsakların çalışmasını kolaylaştırır. Kırmızı ve mor renkli besinlerin yine antioksidan miktarı yüksektir, kırmızı lahana, pancar, ahududu, böğürtlen, yaban mersini, kırmızı dut, çilek mutlaka tüketilmelidir.

– Yorgunluk ve depresyondan kurtulmak için hangi besinleri hayatımızdan çıkarmalıyız?

– Şeker. Basit şeker dediğimiz çay şekeri ve şekerli yiyecekleri sadece bu dönem değil çoğunlukla hayatımızdan çıkarmalıyız. Şeker basit bir karbonhidrattır ve kan şekerini kötü etkiler, doyma hissi oluşturmaz, daha çok tatlı yeme hissimizi arttırır. Zaten yorgunluk, halsizlik varken şekerli yiyecekler tüketilirse daha çok uykunuz gelecektir. Aynı şeklide beyaz undan yapılmış hamurlu yiyecekler de sizi daha halsiz yapacaktır. Kafein, alkol tüketimi yine bu dönem daha az tüketilmelidir. Ayrıca su tüketimi çok önemli.

Seyfi Timur Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu Baş Antrenörü

İŞE MERDİVEN KULLANARAK BAŞLAYIN

Bahar yorgunluğundan kurtulmanın en etkili yollarından biri hiç kuşkusuz spordur…

– Sportif aktivite esnasında vücudumuzda salgılanan iki özel hormon endorfin ve melatonin depresif ruh halinden kurtulmanızı dolayısıyla kendinizi mutlu ve dinamik hissetmenizi sağlayacaktır. 

– Düzenli olarak spor salonlarına giden ya da koşu ya da yürüyüş yapan insanlar bu süreci daha rahat atlatıyor ancak sporu hayatına sokmamış olanlar için bize birkaç kolay egzersiz tavsiyesi verebilir misiniz?

– Yer minderinde yapılan yarım mekik, yine sırtüstü yatıp eller kalçaların altında bacaklarınızı karnınıza çekerek yapılan alt karın çalışması basit ve kolay çalışmalardır.

– Hareketsizlik insan hayatını ve psikolojisini ne şekilde etkiliyor bize biraz anlatır mısınız?

-Aktivite esnansında vücutta biriken toksik maddelerin atımı sağlanmaktadır, bu maddelerin birikimi kişide sürekli bedensel ve zihinsel yorgunluk oluşturacaktır. Öte yandan spor yapan kişilerin vücudunda oluşan olumlu değişimler neticesinde kendine güveni ve saygısı da artmaktadır.

– Metrobüsten ya da otobüsten bir durak erken inmek ya da biraz klasik olacak belki ama merdivenleri kullanmak bu psikolojiden çıkmak için yeterli mi?

– Sizin az az bile olsa hareket etmeniz hem vücudunuza hem de psikolojisinize iyi gelecektir. Tabii ki bu minik çözümlerle tam anlamıyla sporu hayatınıza katmış olamayacaksınız ama bir başlagıç yapmış olabilirsiniz.

– Yoğun çalışma düzeni olanlar için acaba sadece hafta sonları birer saat yürüyüş bile hayat dengelerini değiştirmek için etkili mi?

– Psikolojik olarak tabii ki rahatlama sağlar.

– Sabah 06.00’da kalkıp işe gitmek için yola koyulan biri saat kaçta yatmalı?

– Bir yetişkinin kaliteli olarak 8 saat uyuması gerekiyor. 8 saat çalışma/8 saat sosyal faliyetler/ 8 saat uyku olarak günü programlamak gerekiyor.

Prof. Dr. Ferah Ece Göğüs Hastalıkları Uzmanı

ALERJİ DAHA YORGUN HİSSETTİRİR 

– Bahar yorgunluğundan herkesin muzdarip olduğu bir dönemdeyiz… Bu dönem bir yandan da polenlerin havada uçuştuğu ve bizleri etkilediği bir dönem… Polenler de etkili midir bu yorgun ve depresif halimizden?

– Bahar yorgunluğu, hemen herkesin mevsim dönüşlerinde hissedebildiği birtakım ruhsal ve bedensel belirtilerdir. Bu belirtilerde alerjinin de rol oynadığı düşünülür. Eğer ortada alerji, vitamin eksikliği, beslenme bozukluğu varsa, vücut buna aynı uyumu gösteremeyip yorgunluk hissi artar. Baharda polenler ortaya çıktığından alerjik reaksiyonlar da sıklaşır. Bu sırada vücudun savunma mekanizmaları da etkileneceğinden halsizlik, enfeksiyona kolay yakalanma gibi durumlar meydana gelebilir. Bir de vitamin eksikliği ve beslenme bozukluğu eklendiğinde bahar yorgunluğu fazlasıyla hissedilecektir. 

– Bahar aylarında kendimizi alerjiden korumak için yapabileceğimiz bir şeyler var mıdır?

– Sabahın erken saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkmayın. Dışarı çıkmanız gerekliyse gözlük takabilirsiniz. Gözlük kullanıyorsanız gözlüğünüzü düzenli olarak yıkamayı unutmayın çünkü gözlük camınıza yapışan her polen rahatsızlanmanıza neden olabilir. Polenlerin açık havada bulunduğunu hatırlayarak açık havada uzun süre kalmayın, pikniğe gitmeyin. Kapalı ortamlardaki havanın da mümkün olduğunca polenlerden arındırılması gerektiği için evde ve arabada filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanın. Akşamları eve gelince kıyafetlerinizi değiştirin veya duş alın. Günlük kıyafetlerinizi yatak odanızda çıkartmayın. Evinizi polen mevsiminde sabah erken saatte havalandırmayın. Polenler ile kaplanma riskine karşı giysiler ve çamaşırlarınızı polen mevsiminde açık havada kurutmayın.

– Alerjiyle karşı karşıya kaldığımızda neler yapabiliriz?

– Tedavide antihistaminik denilen ve genelde günde tek doz kullanılması önerilen antialerjik ilaçlar ile yakınmaların çoğundan kurtulmak mümkündür. Bunun yanı sıra burun veya gözde lokal olarak kullanılan bazı damlaların tedaviye eklenmesi gerekebilir. Bu ilaçların bazıları kortizon içermesine rağmen bunların vücudun diğer organlarında herhangi bir yan etki yapması söz konusu değildir, çünkü topikal yani bölgesel olarak uygulanır. Polen döneminde şikayetleri uzun süren ve ilaç tedavisi ile istenilen sonuç alınamayan olgularda çok seyrek olarak halk arasında alerji aşısı olarak bilinen spesifik bir tedavi şekli olan immünoterapi (aşı) yapılabilir. Bu da klasik olarak koldan cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulanabildiği gibi dilaltına sprey şeklinde de verilebilir. Son zamanlarda çimen polenlerine karşı tablet şeklinde aşılar da geliştirilmiştir. Ancak hangi tedavinin size daha uygun olduğunu belirlemek için konunun uzmanı olan bir hekimin kontrolünde olmanız gerekir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND