Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Her bahar yorgun olanlardan mısınız?

Her sene kıştan yaza geçişte peşimizi bırakmayan bahar yorgunluğu bir kez daha ensemizde. Ve biz belki de uzmanların önerilerini onlarca kez okumuş olsak bile yine kendimizi kötü hissedip, ne yapacağını bilmez bir halde evde oturmak hatta mümkünse sürekli yatmak istiyoruz. İşte bahar yorgunluğu ile mücadele etmek isteyenlere tavsiyeler…

kişisel gelişim

Her sene kıştan yaza geçişte peşimizi bırakmayan bahar yorgunluğu bir kez daha ensemizde. Ve biz belki de uzmanların önerilerini onlarca kez okumuş olsak bile yine kendimizi kötü hissedip, ne yapacağını bilmez bir halde evde oturmak hatta mümkünse sürekli yatmak istiyoruz. İşte bahar yorgunluğu ile mücadele etmek isteyenlere tavsiyeler…

Ben her bahar yorgun olurum

Nihayet güneş yüzünü gösterdi. Tam da dışarıda olma, doğanın keyfini çıkarma vakti. Ama güzel havaya inat, kolumuzu kaldıracak halimiz yok. Sabah yataktan sürünerek çıkıyor, gün boyu uyumak istiyoruz ve işe gitmek hiç olmadığı kadar zor geliyor. Keyfimiz yok, hatta biraz da depresif bir haldeyiz. Peki niye böyle hissediyoruz, bu durumdan kurtulmak için neler yapmalıyız?

Her sene kıştan yaza geçişte peşimizi bırakmayan bahar yorgunluğu bir kez daha ensemizde. Ve biz belki de uzmanların önerilerini onlarca kez okumuş olsak bile yine kendimizi kötü hissedip, ne yapacağını bilmez bir halde evde oturmak hatta mümkünse sürekli yatmak istiyoruz. Bu böyle gitmez dedik ve bu durumu işin uzmanlarına sorduk, ancak onlardan bizim için keyifli, kolay uygulanır ve hemen bugün hayatımıza ilave edeceğimiz önerilerde bulunmalarını istedik. İşte size yaz tatilinize kadar sizin enerjik ve keyifli olmanızı sağlayacak bahar yorgunluğunuzu üzerinizden atacak tavsiyeler…

Beril Yardımcı Psikolog

SOSYAL MEDYADAN UZAKLAŞIN, DOĞAYA ÇIKIN

– Şu sıralar kiminle karşı karşıya gelsek yorgun ve depresif. Bahar yorgunluğu tam olarak nedir?

– İnsan bedeni ve ruhuyla sürekli değişen hayat koşullarına uyum sağlamaya çalışır. Mevsimler uyum sağlamamız gereken önemli değişimlerdendir. İlkbaharın gelmesiyle, bazı bünyeler bahar yorgunluğu ile tanımlanan halsizlik, uyku düzensizlikleri, vücutta ağrılar, iştahta değişiklikler, isteksizlik ve çabuk yorulma gibi belirtileri yaşamaya başlayabilir.

– Böyle bir süreçte daha iyi hissetmek için ne yapmalıyız?

– Hayat tarzı değişiklikleri yardımcı olabilir. Hareket, spor ve beslenmenin bu yorgunluğu atmada etkili olduğu biliniyor. Kendinizi bu değişiklikler için motive etmeli ve uzun ömürlü alışkanlıklar yaratmalısınız. 

– Bahar yorgunluğu ile evlere kapanıyoruz. Sosyalleşmek daha mı iyi gelir?

– Yaşanan yorgunluk hissi iş performansının ve kişinin hayat kalitesinin düşmesine sebep olabilir. İnsan yorgunluk sebebi ile daha çok uyuma ve kendini geri çekme eğilimi gösterebilir. Bu noktada hayat tarzı alışkanlıkları gözden geçirilmeli. Kişi ‘silkinse’, yorgunluğu üzerinden atmaya niyet etse, kendini iyi hissettirecek faaliyetlere yönelse, hareket etse, beslenmesine dikkat etse baharın getirdiği yenilikleri keşfetmeye motive olabilir. Farkındalık ve eyleme geçme önemli.

– Televizyon ve sosyal medyaya resmen bağımlı yaşıyoruz, bu bizim daha da olumsuz etkilenmemize mi neden oluyor?

– Araştırmalar, sosyal medyanın beyinde olası etkisini göstermekte, adeta bir uyuşturucu işlevi görebiliyor, beynin önemli merkezleri uyarılabiliyor. Televizyon ve sosyal medyaya olan düşkünlük kişinin, kendisi için anlamlı faaliyetler yaratmasında ve daha gerçek ilişkiler kurmasında örseleyici olabiliyor. Medya ile kurulan ilişkiyi gözden geçirmek önemli. Belki kişi, mevsimlerin değiştiğini, doğanın renklerini ve bütün bunların kendisi üzerindeki etkisini bile fark edemiyor. Oysa ki kendi doğamızı bulmak için ise gerçek doğaya bakarız. 

– Bahar yorgunluğu ve ciddi bir psikolojik rahatsızlık birbirinden nasıl ayrılır?

– Bahar yorgunluğu, kişinin içinden kısa süreliğine geçtiği değişen hava koşullarına bir uyum sürecidir. Bahar yorgunluğunu, mevsimsel duygu durum bozukluğundan ayırmak önemlidir. Değişen mevsimlerle, çoğunlukla sonbahar ve kış, çok seyrek olarak ilkbaharda depresyon tetiklenebilir. Bipolar bozukluk durumunda bahar aylarında özellikle manik epizodun tetiklendiği bilinir.

– İş hayatı artık çok daha stresli, yorucu, rekabetçi…

– İş hayatıyla fazla özdeşleşmek ve kendini performans üzerinden değerlendirmek, kişinin bireysel hayatına daha az eğilmesine sebep olabilir. Kendiyle vakit geçirmeyen, iç dünyasına eğilmeyen kişinin kendine ait değerleri tanımlaması, anlamları yaratılmasını zorlaşabilir. Bu da ruh sağlığını daha kırılgan, daha az dirençli yapar.

Serap Güzel Diyet ve Beslenme Uzmanı 

TAHIL TÜKETİN ŞEKERDEN UZAK DURUN

– Yediklerimiz kendimizi yorgun ve depresif hissetmemizde etkili midir?

– Evet etkilidir, çünkü sindirim, boşaltım sistemimiz veya vücudumuzdaki diğer sistemlerimiz, kan şekerimizin inip çıkması yediğimiz besinler ile bağlantılı. Besinlerden aldığımız besin ögesi dediğimiz karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineraller bizim hem fiziksel gücümüzü hem ruhsal durumumuzu etkiler. Çoğunlukla tahıllardan sağlanan B grubu vitaminleri eksik alırsak sinir sistemi hücrelerinin çalışmasında aksamalar olur ve bu da stresi tetikler. 

– Bahar yorgunluğunu üzerimizden atmak için ne tür besinler tüketmeliyiz?

– Vitamin ve mineraller bizim hastalıklara yakalanmamızı artıran, strese, yorgunluğa neden olan hücrelerde oluşan serbest radikallere karşı bir savunma mekanizmasıdır. A, C, E vitaminleri, beta-karoten, likopen, omega-3 bizim için baharda enerjimizi arttıracak yorgunluğumuzu önleyecek başlıca besin ögeleridir. Likopen en çok domates ve kırmızı meyvelerde, beta-karoten sarı, turuncu ve yeşil yapraklı sebze ve meyvelerde bulunur. A vitamini süt, yeşil yapraklı sebzeler ve turuncu sebzelerde, C vitamini yine yeşil sebzelerde, çilek, kivi gibi meyvelerde bulunur. E vitamini ise yağlı tohumlar, süt ve tahıl tohumlarında bulunur.

– Bu dönemde buzdolabımızda hangi besinler olmalı?

– Öncelikli olarak mevsime uygun sebze ve meyveler olmalı. Balık haftada bir-iki kere tüketilmelidir veya semizotu diğer bir omega-3 kaynağı olarak mutlaka buzdolabında bulunmalı. Antioksidan vitaminleri alabilmek için çilek, kivi, dut, kuşburnu, domates, karpuz, havuç, maydanoz, brokoli, kabak gibi sebze ve meyveleri, yağlı tohumlardan çiğ badem, ceviz, fındık ve koyu esmer ekmek pazar alışverişinde mutlaka alınması gereken besinlerdir. Yulaf hem posa hem B grubu vitaminlerinden zengindir. Yoğurtla birlikte tüketildiğinde kan şekerini de düzenleyeceği için tokluk hissini arttırır, halsizliği önler, bağırsakların çalışmasını kolaylaştırır. Kırmızı ve mor renkli besinlerin yine antioksidan miktarı yüksektir, kırmızı lahana, pancar, ahududu, böğürtlen, yaban mersini, kırmızı dut, çilek mutlaka tüketilmelidir.

– Yorgunluk ve depresyondan kurtulmak için hangi besinleri hayatımızdan çıkarmalıyız?

– Şeker. Basit şeker dediğimiz çay şekeri ve şekerli yiyecekleri sadece bu dönem değil çoğunlukla hayatımızdan çıkarmalıyız. Şeker basit bir karbonhidrattır ve kan şekerini kötü etkiler, doyma hissi oluşturmaz, daha çok tatlı yeme hissimizi arttırır. Zaten yorgunluk, halsizlik varken şekerli yiyecekler tüketilirse daha çok uykunuz gelecektir. Aynı şeklide beyaz undan yapılmış hamurlu yiyecekler de sizi daha halsiz yapacaktır. Kafein, alkol tüketimi yine bu dönem daha az tüketilmelidir. Ayrıca su tüketimi çok önemli.

Seyfi Timur Vücut Geliştirme ve Fitness Federasyonu Baş Antrenörü

İŞE MERDİVEN KULLANARAK BAŞLAYIN

Bahar yorgunluğundan kurtulmanın en etkili yollarından biri hiç kuşkusuz spordur…

– Sportif aktivite esnasında vücudumuzda salgılanan iki özel hormon endorfin ve melatonin depresif ruh halinden kurtulmanızı dolayısıyla kendinizi mutlu ve dinamik hissetmenizi sağlayacaktır. 

– Düzenli olarak spor salonlarına giden ya da koşu ya da yürüyüş yapan insanlar bu süreci daha rahat atlatıyor ancak sporu hayatına sokmamış olanlar için bize birkaç kolay egzersiz tavsiyesi verebilir misiniz?

– Yer minderinde yapılan yarım mekik, yine sırtüstü yatıp eller kalçaların altında bacaklarınızı karnınıza çekerek yapılan alt karın çalışması basit ve kolay çalışmalardır.

– Hareketsizlik insan hayatını ve psikolojisini ne şekilde etkiliyor bize biraz anlatır mısınız?

-Aktivite esnansında vücutta biriken toksik maddelerin atımı sağlanmaktadır, bu maddelerin birikimi kişide sürekli bedensel ve zihinsel yorgunluk oluşturacaktır. Öte yandan spor yapan kişilerin vücudunda oluşan olumlu değişimler neticesinde kendine güveni ve saygısı da artmaktadır.

– Metrobüsten ya da otobüsten bir durak erken inmek ya da biraz klasik olacak belki ama merdivenleri kullanmak bu psikolojiden çıkmak için yeterli mi?

– Sizin az az bile olsa hareket etmeniz hem vücudunuza hem de psikolojisinize iyi gelecektir. Tabii ki bu minik çözümlerle tam anlamıyla sporu hayatınıza katmış olamayacaksınız ama bir başlagıç yapmış olabilirsiniz.

– Yoğun çalışma düzeni olanlar için acaba sadece hafta sonları birer saat yürüyüş bile hayat dengelerini değiştirmek için etkili mi?

– Psikolojik olarak tabii ki rahatlama sağlar.

– Sabah 06.00’da kalkıp işe gitmek için yola koyulan biri saat kaçta yatmalı?

– Bir yetişkinin kaliteli olarak 8 saat uyuması gerekiyor. 8 saat çalışma/8 saat sosyal faliyetler/ 8 saat uyku olarak günü programlamak gerekiyor.

Prof. Dr. Ferah Ece Göğüs Hastalıkları Uzmanı

ALERJİ DAHA YORGUN HİSSETTİRİR 

– Bahar yorgunluğundan herkesin muzdarip olduğu bir dönemdeyiz… Bu dönem bir yandan da polenlerin havada uçuştuğu ve bizleri etkilediği bir dönem… Polenler de etkili midir bu yorgun ve depresif halimizden?

– Bahar yorgunluğu, hemen herkesin mevsim dönüşlerinde hissedebildiği birtakım ruhsal ve bedensel belirtilerdir. Bu belirtilerde alerjinin de rol oynadığı düşünülür. Eğer ortada alerji, vitamin eksikliği, beslenme bozukluğu varsa, vücut buna aynı uyumu gösteremeyip yorgunluk hissi artar. Baharda polenler ortaya çıktığından alerjik reaksiyonlar da sıklaşır. Bu sırada vücudun savunma mekanizmaları da etkileneceğinden halsizlik, enfeksiyona kolay yakalanma gibi durumlar meydana gelebilir. Bir de vitamin eksikliği ve beslenme bozukluğu eklendiğinde bahar yorgunluğu fazlasıyla hissedilecektir. 

– Bahar aylarında kendimizi alerjiden korumak için yapabileceğimiz bir şeyler var mıdır?

– Sabahın erken saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkmayın. Dışarı çıkmanız gerekliyse gözlük takabilirsiniz. Gözlük kullanıyorsanız gözlüğünüzü düzenli olarak yıkamayı unutmayın çünkü gözlük camınıza yapışan her polen rahatsızlanmanıza neden olabilir. Polenlerin açık havada bulunduğunu hatırlayarak açık havada uzun süre kalmayın, pikniğe gitmeyin. Kapalı ortamlardaki havanın da mümkün olduğunca polenlerden arındırılması gerektiği için evde ve arabada filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanın. Akşamları eve gelince kıyafetlerinizi değiştirin veya duş alın. Günlük kıyafetlerinizi yatak odanızda çıkartmayın. Evinizi polen mevsiminde sabah erken saatte havalandırmayın. Polenler ile kaplanma riskine karşı giysiler ve çamaşırlarınızı polen mevsiminde açık havada kurutmayın.

– Alerjiyle karşı karşıya kaldığımızda neler yapabiliriz?

– Tedavide antihistaminik denilen ve genelde günde tek doz kullanılması önerilen antialerjik ilaçlar ile yakınmaların çoğundan kurtulmak mümkündür. Bunun yanı sıra burun veya gözde lokal olarak kullanılan bazı damlaların tedaviye eklenmesi gerekebilir. Bu ilaçların bazıları kortizon içermesine rağmen bunların vücudun diğer organlarında herhangi bir yan etki yapması söz konusu değildir, çünkü topikal yani bölgesel olarak uygulanır. Polen döneminde şikayetleri uzun süren ve ilaç tedavisi ile istenilen sonuç alınamayan olgularda çok seyrek olarak halk arasında alerji aşısı olarak bilinen spesifik bir tedavi şekli olan immünoterapi (aşı) yapılabilir. Bu da klasik olarak koldan cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulanabildiği gibi dilaltına sprey şeklinde de verilebilir. Son zamanlarda çimen polenlerine karşı tablet şeklinde aşılar da geliştirilmiştir. Ancak hangi tedavinin size daha uygun olduğunu belirlemek için konunun uzmanı olan bir hekimin kontrolünde olmanız gerekir.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND