Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hem mucit, hem patron…

Genç, araştırmacı,girişimci ve yaratıcılar. Buluşlarıyla yola çıkıp imkansızlıkların tozunu attırdılar. Genç yaşta şirket sahibi olan mucit gençlerin başarı öyküleri başarı motivasyonu düşenlere doping etkisi yapacak cinsten…

Hayal edip başladılar, yol aldılar… Talha Sever, Yetkin Kader, Tolga Doğan, Kabil Akpınar, Güneş Erdoğan ve Gözde Atikler… Hepsi ortak bir özelliğe sahip: Bir buluşları var ve hepsi de şirket sahibi. Bir başka ortak özelikleri ise Genç Girişimci Geliştirme Kursu’nu başarıyla bitirip KOSGEB’den destek almaları. Hepsinin de Ege Üniversitesi bünyesinde EBSO TEKMER Müdürlüğü içinde bir ofisi var…

BMC Kamyon fabrikasından kendi atölyelerine…

1 YETKİN Kader, 27 yaşında. İzmirli. 2007 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Mekatronik Mühendisliği Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Şimdi ise ayın bölümde doktora yapıyor.

“Sürekli Pasif Hareket Cihazı” adını verdiği kendi tasarımı cihazı, Türkiye’de üretip satmak amacıyla geçen Nisan ayında bir şirket kurdu. Robomed Müh. Mak. Medikal Tıbbi Cihazlar ve İmalatı isimli şirketin ana faaliyet konusu; tıbbi cihazların geliştirilmesi, satışı ve pazarlaması. Ayrıca çeşitli sektörler için mühendislik hizmeti de veriyor.

Sürekli Pasif Hareket Cihazı, özellikle ameliyat sonrası hastaların yaşadığı uzun ve sancılı dönemde hastaların normal forma girmesi için devreye giren fizyoterapistlerin çalışmasını kolaylaştıran bir alet. Hastanın en rahat ve güvenli şekilde ameliyat sonrası dizini çalıştırmasını sağlayan aletin şu an Türkiye’de üretimi yok ve genellikle hastaneler, yüksek meblağlar karşılığı yurtdışından bünyelerine katıyor.

“İki ortak bu işe soyunduk” diyor Yetkin. 9 Eylül Üniversitesi Mekanik’te doktora yapan Tolga Doğan ile BMC Kamyon Fabrikası’nda tasarım mühendisi olarak çalışırken tanıştığını anlatıyor:

“Ben 2007-2010 yılları arasında yüksek lisans yaparken BMC’de tasarım mühendisi olarak çalıştım. Tolga, benden daha önce tasarımcı olarak çalışmaya başlamıştı. 2003-2010 yılları arasında, tam 7 yıl BMC’de çalışmıştı. Sonra fikir benden çıktı. Tolga da destekledi. Yani kamyon tasarlamayı bırakıp, bu hareket cihazını tasarlamaya başladık.”

Montaj yakında

Sürekli pasif hareket cihazı, eklem üzerine uyguladığı baskı ile kan dolaşımını düzenliyor ve bu sayede oluşacak ve eklem hareketini kısıtlayacak birikimleri önlüyor.
Proje için hem Sanayi Bakanlığı’ndan hem de KOSGEB’den kredi desteği aldılar. Çalışmalarını TEKMER’deki ofislerinde sürdüren Yetkin ve Tolga, şu an icat ettiklerin aletin prototip çalışmalarını tamamlamış. Tasarım ve yazılım çalışmalarının bittiğini, bazı sertifikalarının alınması gerektiğini anlatıyor. “Sertifikasyon dönemini tamamladıktan sonra yan sanayiye ürettirdiğimiz parçaların montajını yapmaya başlayacaklarını söyleyen Yetkin, “Bir arkadaşımızın babası iki katlı atölyesinin üst katını bize verdi. Montajı burada yapmayı planlıyoruz” diyor.

“Sizin gibi erkenden girişimci olmak isteyenlere mesajın var mı?” diye sorunca, yanıtı hazır: “Her şey hayalle başlıyor. İnandıktan sonra insanının yapamayacağı şey yok. İş hayatında insan bir çok zorluk yaşıyor. Ama vazgeçmemek gerekiyor. Kararlı olunca sonuca varıyorsun.”

Hem kendisinin hem de ortağının doktora yaptığını hatırlatıp, hem akademik çalışmalar yapmak hem de girişimciliğin zor olup olmadığını sorunca ise şunları söylüyor: “Hayır. Programlı çalıştıktan sonra yapılmayacak iş yok. Her ikisini de başarabileceğimize inanıyorum.”
Polimer sentezleyerek endüstriyel üretime geçecek

2 ODTÜ Kimya Mühendisliği’ni 1995 yılında bitiren Gözde Atikler, üç yıl kadar sanayide çalıştıktan sonra İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde nanoteknoloji konularından biri olan nano-seramik malzemeler konusunda yüksek lisans yaptı. Aynı bölümde tamamladığı doktora programında yıldız biçiminde, çok kollu akrilik polimer moleküllerin sentezi ve bu moleküllerin kanser ilacı ile yüklenme kapasitesi üzerinde çalıştı. Hocalarının da desteğiyle “vücuda zerk edildiğinde normal hücreleri etkilemeden kanserli hücreleri etkileyebilecek bir ilaç taşıma sistemi” geliştirdi.

Gözde’nin şu anda üzerinde çalıştığı projesi, diş hekimliğinde kullanılan ve neredeyse tümü ithal malzeme olan polimerlerden bazılarını tasarlamak ve üretmekti. Bu malzemeler genel olarak akrilik polimerler adıyla anılan, tıpta ve diş hekimliğinde, kemik ve diş protezi ve restorasyonunda kullanılan malzemeler. Türkiye’de polimer üretimi konusundaki çalışmaların çoğu akademik düzeyde kalıyor, özel amaçlarla kullanılan ve tasarım gerektiren polimerlerin endüstriyel ölçekte üretimi yok. Ülkemizde boya ve tekstil sektöründe akrilik polimer üretimi yapılmasına rağmen, özellikle sağlık sektöründe kullanılan polimerlerin endüstriyel üreticileri yok denecek kadar az.

Gözde, bu malzemelerin standartlarını ve üretilebilirliğini araştırdıktan sonra, halen İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Kimya Mühendisliği bölümünde doktora yapan Selahattin Umdu ile KOSGEB’e bir proje sundu. AR-GE İnovasyon Programı kapsamında hazırladıkları bu projede, kendi formüllerini geliştirerek bir prototip üretmek ve bu prototipin kalite standartlarına uygun olduğunu belgelemek üzere bir çalışma planladılar. KOSGEB de bu projeyi geçen 24 Kasım’da onayladı. İki ay içinde Fermat Dental Kimyasal Malzeme İmalat Ticaret şirketini kurdu. Şimdi onlara Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde bir işlik tahsis edildi. Projeye başlayalı 1 ay oldu ve halen küçük bir ofis ve laboratuar kurmakla meşguller. Gözde, “Kurduğumuz bu şirket vasfı altında 1 yıl içinde patent almak için çalışacağız. Bu sürede prototip geliştirip, sertifikasyon için başvurularımızı yapacağız. Daha sonra da üretime geçip ticari çalışmalara başlayacağız. Bu aşamada KOSGEB’e yeniden başvurabiliriz” diyor.

Gözde, “Şu an geliştirmeyi planladığım bu malzemeleri Türkiye’de üreten ilk firma olmayı hedefliyorum” diyor. Bu hedefini de şöyle açıklıyor:

Gözde Atikler, İTÜ Kimya Bölümü, Organik Kimya Laboratuarı’nda. Doktora çalışmalarında ürettiği polimerleri, Prof. Dr. Ümit Tunca Hoca’nın yardımıyla orada sentezledi.
“Kimya sektöründe Ar-Ge ve üretim yapan işletmelerde know-how akışı daha çok usta-çırak ilişkilerine dayanıyor. Piyasada deneyimli elemanlar ve halihazırda oluşmuş bir müşteri kitlesi olmadığında, bir iş planına yatırım yapmak fazla riskli görülüyor. Bu nedenle yerli üretimi olmayan kimyasal malzemeler, yani özellikle hammadde, katkı malzemeleri ve yeni teknoloji ürünleri, piyasanın talebi ne kadar büyük olursa olsun girişilmemiş işler olarak kalıyor. İşte bu girişilmemiş işlerden biri olan polimer sentezi konusuna yoğunlaşmak, bu alanda özel birkaç ürünü üretilip satılabilir hale getirmek, en büyük isteğim.”Gözde’nin kendisi gibi girişimcilere önerisi ise dikkat çekici:

“Dershaneye, dil ya da dans kursuna giderek, aslında hayatımız boyunca kendimize yatırım yaparız ve bunu günlük hayatın bir parçası olarak algılarız. Söz gelimi yurt dışında tahsil yapmak, ev ya da araba edinmek daha öncelikli yatırımlar gibi görünür. Aslında bir projeye para koymak da bunlardan daha fazla bir yatırım değildir. Artık insanlar, önlerine sürülmemiş şablonlara da yatırım yapılabileceklerini görmeliler. Hayatımızda kendi hayal ettiğimiz ve oluşturduğumuz bir şeyler olmalı. Özellikle şu an lisede ve lisans programlarında okuyanlar için bu zihniyetin bir alternatif olarak ortaya konması çok önemli.”

Entegre termal sprey kaplama tesisi kuracak

3 2007’de Dokuz Eylül Üniversitesi Metalürji ve Malzeme Mühendisliği’ni bitirdi. Bölümünü, “önü çok açık bir mühendislik dalı” olarak niteleyen, “birçok mühendislik dallarının karışımı” olarak değerlendiren Güneş Erdoğan, 27 yaşında. Şu an Bahçeşehir Üniversitesi’nde uzaktan MBA yapıyor.

Yaklaşık 1.5 yıl önce Sanayi Bakanlığı’na genç girişimci olarak başvurdu ve iş fikrinin kabulü ardından Aşınmaz Yüzey Kaplama Sanayi ve Ticaret Limited şirketini kurarak Sanayi Bakanlığı Teknogirişimci Sermayesi desteğinden faydalanmaya başladı. 1 ay sonra da KOSGEB’e başvurarak projenin hayata geçmesini sağladı. “Son bir yıldır ne yaptın” sorusuna Güneş, “Yurtdışından teknoloji transferi yaptım, Gerekli sistem ve ekipmanları getirdim. Bunları kurdum ve Ar-Ge faaliyetleri başladı” diyor. Şu an TEKMER’de bir ofis ve atölyeleri var. İki danışman hocası ve iki arkadaşıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Güneş, savunma sanayi ve havacılık gibi stratejik sektörlerin yanı sıra demirçelik, tekstil, kağıt sektörlerine yönelik çalışmalar yapıyor. Üstün özellikli nano yapılı kaplamalarla özellikle havacılık sektöründe helikopter şaftları, uçak motorlarının kaplamasını hedefliyor “İş fikrimiz, metal yüzeyleri nanoteknolojik yöntemlerle kaplayarak yaklaşık 20 kata kadar artırmak. Dolayısıyla teorik olarak ömrü 1 ay olan malzemenin ömrünü 20 aya kadar çıkarmış oluyoruz. Bu da sektörlere tasarruf sağlıyor” diyor. Yaptıkları işin “Termal sprey kaplama” olarak da nitelendiğini belirten Güneş, tekniğin Türkiye’de yaygınlaştırılması için çalıştıklarını söylüyor.

Nanoteknolojinin daha çok kullanılması için okullarda bu konularda araştırma yapılması gerektiğini belirten Güneş, şöyle konuşuyor:

“Türkiye’nin bu koduna alacağı çok yol var. Amacımız hem sanayiye bu uygulamaları yapmak hem de üniversitelerde Ar-Ge konuları sağlamak, destek vermek. Prof. Dr. Erdal Çelik ve Doç. Dr. İsmail Özdemir ile birlikte yurtdışındaki teknolojik gelişmeleri takip ediyoruz. Konferanslara katılıyoruz. Hem uygulamaları Türkiye’ye getiriyoruz hem de biz üzerine bir şeyler koyup geliştirmeye çalışıyoruz.”

Hedefi ise büyük: “Yüzey teknolojiler üzerine İzmir’e ya da İstanbul’a büyük bir fabrika kurmayı planlıyoruz. Buraya yurtdışındaki teknolojileri getirmek ve Türkiye’nin de bu teknolojilerden faydalanması sağlamak istiyoruz. Örneğin ABD savunma sanayi, deniz kuvvetleri ve havacılık sektörleri, bu uygulamayı yapıyor. Bunun yanı sıra bu konuda uluslar arası düzenlenen konferansları Türkiye’ye getirmeyi planlıyoruz.”

Kendisini örnek almak isteyenlere mutlaka, çalışacakları alanla ilgili yurtdışındaki gelişmeleri takip etmelerini öneriyor. “Üzerine ne koyabilirim, Türkiye’de yapılması mümkün olur mu, nasıl ileriye götürebilirim diye kafa yorsunlar” diyor. Türkiye’de aslında bazı destekler olduğunu, ancak bunların fazla bilinmediğine dikkat çekiyor ve bir tüyo veriyor: “İş fikirlerinizi hayata geçirme konusunda hocalarınızla iç içe olun.”

4. sınıfta şirket kurdu

4 TALHA Sever, geçen yıl Ege Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri bölümünü bitirdiğinde; hem diploması hem de bir şirketi vardı. Yaşamına yönelik en büyük hayallerinden biri; ailesinin tarım topraklarını işletmek ve bir çiftlik sahibi olmaktı. Okulunu bitirip askere gittikten sonra ailesinin desteğiyle bunu sağlamayı planlıyordu. “Ama KOSGEB bana hayallerime 10 yıl önce kavuşma imkanı sağladı. Üniversite 4. sınıftayken şirketim vardı” diyor.

1988 doğumlu Talha, aslında dişçilik okumak istemişti ama puanı yetmeyince tek tercih yaptı: Ege Ziraat. Henüz ikinci sınıftayken bağ ilaçlama makinelerine ışıklandırma projesiyle ilaçlama sırasında birçok bağ işletmecisine “ışık tuttu”. Üniversite üçüncü sınıftayken KOSGEB’in açtığı genç girişimci geliştirme programına katıldı ve aynı yıl bu programı başarıyla tamamladı. Bu program sürecinde geliştirdiği “bağ-bahçe pülverizatörü (yardımcı hava akımlı hidrolik pülverizatör) için hava yönlendirme elemanı” isimli buluşuyla Avea ve Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın desteklediği Avea Hayatımın Fikri Proje Yarışması’nda birinci oldu.

Ardından geçen Şubat ayında KOSGEB’ten aldığı Ar-Ge desteğiyle TG Makina isimli şirketi kurdu. Talha, KOSGEB’in genç girişimci geliştirme programında aldığı eğitimin hayatının dönüm noktası olduğunu söylüyor:

“Bu programa başvurduğum zaman kafamdaki iş fikri bağ-bahçe ilaçlamasında kullanılan pülverizatörlerin ışıklandırılması üzerineydi. İlaçlama işlemlerinin ya çok geç saatlerde veya sabah erken saatlerde yapılıyor olması ve pülverizatörlerde ışıklandırmanın olmayışı beni bu fikre sürüklemişti. Aynı yıl içerisinde, 3. Sınıfın 2. Döneminde E.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları bölümünü seçtim. Burada gördüğüm derslerle birlikte ilaçlama işlemlerinde kullanılan pülverizatörlere olan merakım iyice arttı. Önceden katılmış olduğum tarım fuarlarının bana kattığı birikimler ve Tarım Makinaları Bölümündeki hocalarımın katkılarıyla şu anda geliştirmeye devam ettiğim “Bağ-Bahçe Pülverizatörleri İçin Hava Yönlendirme Elemanı” isimli projemin ilk adımlarını attım.”

Talha, buluşuyla ilgili Ar-Ge çalışmalarına halen devam ediyor. Hedefi, buluşunun seri üretimini yapıp piyasaya sunmak. Ayrıca hayvancılılık, tarım makineleri ve ilaçlama püskürtmeleriyle ilgili diğer patentlerini hayata geçirmek istiyor. Öte yandan biri çiftlik, diğeri tarım işletmesi iki tesise danışmanlık hizmeti veriyor. Önerileri ise şöyle:

“Hayallerinin peşinde koşsunlar. Fikirlerinin arkasında dursunlar. Yılmasınlar. En önemlisi aile desteğini mutlaka arkalarına alsınlar. Her şey hayalle başlıyor. Sonra bir şeyler ortaya çıkıyor.”
3 kere şirket kurdu kapattı yine de yılmadı

5 “ÇOCUKLUKTAN beri meraklıydım bilgisayara; bu yüzden bilgisayarda ders çalışacağım yalanıyla ilk bilgisayarımı edindim, boza boza bilgisayarı öğrendim ve nihayetinde bu merak, gelecekte yapacağım mesleğe ön ayak oldu. Tercihim Bilgisayar Mühendisliği oldu.” Bu sözlerin sahibi Kabil Akpınar, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (IYTE) Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 29 yaşındaki Kabil, “Mezun olduktan sonra iş yaşamımda hep hayal ettiğim şey, kendi işimin sahibi olmak ve mesleğimi bu şekilde icra etmekti” diyor. Bu nedenle 2005’ten bu yana çalıştığı bir-iki yeri saymazsa bir şekilde bu hedefi için uğraş vermiş. Örneğin, IYTE Teknopark’ta bir şirket kurup kapatmış. Daha sonra başka bir şirketle ortaklık kurmuş, ama yine olmamış. Kabil, “Hedefimden vazgeçmedim” diyor ve anlatıyor: “Nisan 2010’da ortağım Necati Demir ile İzmir Güney Hizmet Müdürlüğü’nde KOSGEB’in katkılarıyla Pi Bilişim Teknolojileri isimli şirket olarak çalışmalara başladık. Şirket olarak hedefimiz, dünyada milyonların çok ucuza kullanabileceği, farklı ölçeklerde yazılımlar üretmek. Girişimci olarak ilk hedefimiz para kazanmak olsa da yaptığımız işin kalitesine bundan daha çok önem vermekteyiz ve bu mantıkla geniş bir kitleye hitap etme hedefimizi gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz.”

KOSGEB desteğiyle sürdürdükleri yazılım projesi; farklı ölçekteki cihazları, mesela bir bilgisayarı bir cep telefonuna, herhangi bir ağda hiç bir ağ ayarı yapmadan bağlamaya ve bağlanılan cihazı uzaktan yönetmeye yarayan uygulamaları kapsıyor. Kabil, “Birçok işletim sisteminde çalışabilen, herhangi bir ağ bilgisine sahip olmayan bir kişinin bile basitçe kullanabileceği uygulamalar topluluğudur. Bu projenin haricinde toplu sesli mesaj, toplu fax ve SIP tabanlı sistemler ile Linux eğitimleri üzerine çalışıyoruz” diyor.

Kendisi gibi girişimci olmak isteyenlere ise Kabil, şunları söylüyor:

”Öncelikle karşılarına birçok maddi ve manevi zorluklar çıkacak; bu sıkıntılara dayanabilmek, bir başlangıç firması için gerçekten zorlayıcı olacaktır. Bu yüzden yapacakları işin her aşamasını iyice planlamalarını ve sabırlı olmalarını öneriyorum.”

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND