Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hem kendinin, hem de bir kentin kaderini değiştirdi

Ticareti pazarcı babasının yanında öğrendi. İlkokul diplomasıyla adımını attığı hayat okulunda patronluğa kadar yükseldi. Sıfırdan zirveye çıktıktan sonra bir kılıvauz kitapla bir kentin kaderini değiştirdi. İşte Üstün Hizmet Ödülü ile onurlandırılan bir başarı öyküsü…

BİFA’nın Onursal Başkanı Yılmaz Babaoğlu, yıllar önce Unkapanı’nda birinin “Dikkat et! Bak burası İstanbul. Burada Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar” uyarısı üzerine İstanbul’a gelmekten ürktüğünü söyledi. Babaoğlu, “Tatlı bisküvide rekabet çok acıdır. 317 milyon TL ciromuz var. 81 ülkeye ihracat yapıyoruz. Türkiye’de bisküvide üçüncüyüz” dedi. Babaoğlu, Sivaslı bir bakkaldan işittiği azarın BİFA’nın gelişmesinde önemli rol oynadığını vurguladı.

BİSKÜVİ Fabrikaları’nın ilk iki harfi bir araya getirilip 60 yılı geride bırakan BİFA kuruluyor. 1934 Karaman doğumlu olan Yılmaz Babaoğlu, önce yüzde 25 ortak olduğu BİFA’da işleri iyi yönetip yüzde 90 hissesine sahip olmuş. Yılmaz Babaoğlu, 2009 yılında Üstün Hizmet ödülü de aldı. Binlerce insanın yaşamı Babaoğlu’nun okuduğu bir kitapla değişti. Mümin Sekman’ın “Herşey Seninle Başlar” kitabını idealist bir öğretmen okuyup çok beğenir. Yaşadığı şehirdeki tüm öğrenciler bu kitabı okursa kentin ÖSS başarısının yükseleceğini düşünür. Kitaptan bir tane daha alıp Babaoğlu’na verir. Babaoğlu kitabı beğenip, şehirde yaşayan ve ÖSS’de başarı sözü veren her öğrenciye hediye eder. İl Milli Eğitim müdürü de her sabah kitap okuma kampanyası başlatıp projeye destek olur. 2006’da 25 bin kitap dağıtılır. Şehir merkezinde yaşayan 4 kişiden birine bu kitap ulaştırılır. 2006’da ÖSS başarı sıralamasında 28’inci olan Karaman, 2007’de dördüncü, 2008’de birinci sıraya yükselir. 2009’da ilk sıralardaki yerini korur. Yılmaz Babaoğlu ile hem iş hem sosyal sorumluluk hem de işin dışındaki yaşamını konuştuk.

Büyükler tehdit ederdi
İstanbul’a gelişiniz neden çok gecikti?
Nereden İstanbul’a gelip adımı duyuracağım. Ben sanayici olmak istiyordum. Demir-çelik üretecek halim yoktu ki. Bisküvi ürettim. Mahalli bisküviciydik. Büyük şehre git, dağıt, sat mümkün değildi. Türkiye’nin ortasındaydık, Doğu’ya gittik. Doğu’da güçlenip Batı’ya geldik. Bir gün Unkapanı’nda adamın biri bana “Dikkat et! Bak burası İstanbul. Burada Allah’ın cebinden peygamberi çalarlar” dedi. İstanbul’dan hep ürktüm. 1970’lerde toptan kanallarla İstanbul’a geldik. 1980’lerde ise temsilciliğimizi açmıştık. Zamanın da büyüklerden çok tehdit gelirdi. Bisküvi tatlı bir iştir ama rekabeti hep acı olmuştur.

Hangi kararınızla kaderiniz değişti?
Sivas’ta bir bakkalda bizim mallar hep arkaya atılmış. Bakkala “BİFA’nın sahibiyim” dedim, hiç ilgilenmedi. “Bak bunlar kırık, yanık, sert, ambalajı yırtılıyor” diye azarladı. Hakir gördü. Çok gücüme gitti. Döner fırınlarla fabrikayı bir yılda yeniledim. 1969 dönüm noktası oldu. Üretim 10 kat arttı, kalite yükseldi. Eleştiren, tenkit eden insanları sevin. Onlar büyük iyilik yaparlar.

Cezayir’de de üretim var
Ve bugüne gelirsek. Ne kadar büyüdünüz bisküvi işinde?
Şu anda 81 ülkeye ihracat yapıyoruz. 317 milyon TL 2010 ciromuz. Amerika’da Universal Stüdyolarında elinde BİFA bisküvili adam gördüm. Nereden aldığını sordum, sahibi olduğumu söyledim. Benim deli olduğumu düşündü. 2003 yılında talep üzerine Cezayir’de yatırım yaptık. 68 milyon liralık satış yapıyoruz oradan. Toplam ihracatımız da 100 milyon TL. Bisküvi işinde Türkiye’de üçüncüyüz.

Malımın çoğu vakfıma
Sosyal sorumluluk projelerine ne kadar bütçe ayırdınız?
Ben pazarda çürüklerin arasından yemek seçen insanlar gördüm. Yağmurda, karda okula yürüyen körpeler gördüm. Camiye kolay gidilir, okula zor. Bu yüzden hep okul yaptım. 1984’te başladım 6 okul yaptırdım. Şimdi vakıf düşünüyorum. Malımdan çocuklara az kalsın, vakıf hayır işlerinde kullansın.

Hep yönettim hiç emir almadım
Babam beni hafız yapacaktı ama ben anamdan hafız doğmuşum.
Babam pazarcılık, sebzecilik yapardı. Halkla iç içeydi. İlk okulu bitirdim 11 yaşında dükkanında yetiştim.
Sabırsızdım. Yazıyla, hesapla uğraşmadım. İşi yönetirdim.
Babam dahil kimseden emir almadım, hiç maaşla çalışmadım. Hep yönettim, prim aldım.
Eşimin tarafı varlıklıydı, tahsilliydi. Akrabaları bisküvi işine girip yürütemeyince beni ortak aldılar. Zamanla BİFA’nın yüzde 90’ı bizim oldu.
Malın da insanın da iyisini bilirim, tanırım. Kim hangi işi yapabilir gözünden anlarım.

Benim odam olmadı
Toplantılar şimdi randevulu yapılıyor.
Bizde her an her saat toplantı olurdu. Ne zaman gerekse o zaman yapardık.
Artık icraya çok fazla karışmıyorum.
Benden çekinirler diye toplantılara da sık girmemeye çalışıyorum.
Kolay kolay ortalık yerde insanları tenkit etmem.
En çok çalışanların yanına gittiğimde mutlu oluyorum.
Benim hiç odam olmadı.

Duş almadan asla çıkmam
Gençken gece 11’de çıkan son vardiya çalışanı da beni görürdü sabah 8’de gelen ilk vardiya çalışanı da.
Nerede denk gelirse orada kalkarım. Bugün bu röportaj için erken kaldırdılar.
Pazardayken çok erken kalkardım. 8 saatten az uyursam rahatsız olurum.
Kalkar kalmaz tıraş olur, banyo yaparım. Sabahın köründe de olsa duş alır çıkarım.
Mutlu kalkmak nerede? Sorumluluk sahibi insan mutlu kalkabilir mi, rüyası tatlı olabilir mi?

Hep ikinci el aldım
Hiç merakım yok. İlk otomobilimi 1973’te aldım. İkinci eldi. Hep ikinci el aldım.
Çocuklar her şeyin iyisine sahip olayım ister ama telefonu da öyle ikinci el aldım hep.
Daha çok Mercedes arabalarım oldu.
Şimdi Hyundai Sorento arabamız var.
Bana izin vermiyorlar. Arabayı da eşim kullanır. Eşim internet de kullanır.

Soğanla da mutlu olurum
İyi kahvaltı etmem; geçiştiririm. Çay muhakkak içerim.
Tatlı severim ama şekerim var; yedirmezler.
Çok yemek insanı değilim. Yemek seçmem. Çoğunlukla sebze ağırlıklı besleniyorum.
Öğlen iş yerinde ne bulursam onu yerim. Domates, soğan verseler onu da yerim. Mutlu olurum.
Artık alkol alamıyorum.
Ne desem yalan. Artık yediklerime ben karar veremiyorum. Neyi uygun bulurlarsa onu yiyorum.

Çocuklar torunlar gezdiriyor
Balık deniz kenarında güzeldir. Eskiden Karaman ve Ankara’da bulmak, iyisini yemek mümkün değildi.
Artık var tabii ki, dünya değişti.
Gençken de sosyal yapım, yaşantım kulüplere pek uygun değildi.
Rotary, Mason kulüplerine girmek istedim ama yaşantım uygun değildi.
Dışarı çık, restorana git alışkanlığım çok olmadı.
Pazar günleri bazen çocuklar ve torunlar bir yerlere götürüyor.
Ben evde olmayı, evde yemeyi çok severim. Dışarı çıkmayı aramam.
Bana kalsa hep evde zaman geçirebilirim.

Takım bile tutmam
Spor yapmam. Yapamam. Zaten artık yaşım da spora uygun değil.
Hayatımda elime top değmedi. Futbol, voleybol, basketbol bilmem; hiç oynamadım.
İçimde kaldı hep. İş hayatına çocuk yaşta atıldım. Ağır mesuliyetler aldım.
Takım bile tutmam.
Ama fabrikada futbol takımımız var. Çalışanların çocukları da oynuyor.
O minikler nasıl güzel koşturuyor görmeniz lazım. Sevinçle izliyorum.
Torunlarla uçurtma uçurduk. Çok eğlendik. İçimde kaldığının farkında bile değildim.

Briçte kimse beni yenemez
Eskiden kuş bakardım. 200 kadar kuşum vardı.
Hâlâ kuşlar var ama ben pek ilgilenemiyorum. Keklikleri büyütüp sonra doğaya bırakıyoruz.
Kağıt oyunlarında yiyimdir. Çok iyi briç oynarım. Kimse beni kolay kolay yenemez.
Ağaçlara, ormana düşkünüm. Çam ve meyve ağaçları ormanlarımız var.
Türkiye’nin en büyük elma bahçesi bizde.
Tarımda örnek olalım diye hobi olarak başladık.

Deniz sevgisi otel aldırdı

Tatili çok severim. Hep yazlığım olsun, denize gireyim isterdim.
Silifke, Didim’de sırf bu yüzden 1993’te otel aldım.
Çocuklarımla yaşantım ayrı ayrı yerlerde sürdü.
Ben dünyayı görerek tanıdım. Çok gezdim. Dünyada görmediğim yer kalmadı.
Doğa, orman da severim ama denizin yeri ayrı.
Ömür iş-güçle geçti. Hayatın tadını yaşlanınca çıkarmaya başladım.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND