Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

‘hayır’ demek o kadar zor değil

İşyerinde herkes sizden yardım istiyor. Hayır diyemediğiniz için de kendi işinizi yetiştiremiyor, çoğu zaman en geç siz çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Sonra da ’yeter artık’ diye patlıyorsunuz… Bu sahneler size tanıdık geldiyse yazının devamını mutlaka okuyun. Çünkü işyerinde ’hayır’ demek sandığınız kadar zor değil…

Gerçekliğin, kurumsal diplomasi ile kendine ait farklı bir boyut kazandığı iş yaşamında “Hayır” diyebilmek… Hangi durumda, ne zaman, kime ve nasıl?

İşyerinde herkes sizden yardım istiyor. Hayır diyemediğiniz için de kendi işinizi yetiştiremiyor, çoğu zaman en geç siz çıkmak zorunda kalıyorsunuz. Mesai bitimine bir saat kala, yöneticiniz “Bunları da bugün bitirmen gerekiyor, altından kalkabilirsin değil mi?” diyerek masanıza bir yığın dosya bıraktı. Ekip arkadaşınız da gün içerisinde yetiştiremediği işleri ağlamaklı bir tavırla size devretti!..

Hayır diyemiyorsunuz. İçinizden kendinize kızıyorsunuz. Belki bir gün bir anda patlıyorsunuz: “Yeter artık! Bütün işi ben yapıyorum burada!” Bu patlamanın ardından ekip arkadaşlarınız sizi iyi bir takım oyuncusu olmamakla suçluyor.

Tanıdık geliyor mu bir yerlerden?

Bir iş arkadaşınız, günün zamansız saatlerinde sık sık masanıza geliyor ve sizinle muhabbet etmek istiyor. “Vaktin var mı” diye başlıyor söze ve hiç susmuyor. Arkadaşınızı seviyorsunuz, fakat sizi bu kadar çok rahatsız etmesini de istemiyorsunuz. Birkaç kez işiniz olduğunu ima etmeye çalıştınız, saate baktınız, o konuşurken siz ekranınızdan bir şeyler okudunuz ama bir türlü anlamadı. Giderek daha da çok siniriniz bozuluyor ve arkadaşınıza kırıcı davranmaktan korkuyorsunuz.

Bu veya benzeri durumlarla hangimiz karşılaşmadık ki?

Böyle durumlarda nasıl söylemek lazım “Hayır”ı? Ya da hiç söylememek mi daha iyi?

Gerçekliğin, kurumsal diplomasi ile kendine ait farklı bir boyut kazandığı iş yaşamında gerçekten “Hayır” diyebilmek, bir kerede söyleyebilmek, kesin ve net olabilmek zor olmuştur kimilerimiz için. Bazen ekip arkadaşlarımıza, bazen de üstlerimize hayır dememiz gereken ve demediğimiz sürece bizi zor durumda bırakan veya içten içe sinirlendiren durumlarla sık sık karşılaşırız.

Bu durumlarda kimimiz içimizden sinir olmaya devam ederiz, kimimizse önünde sonunda patlar, öncelikle diğerlerini ama aslen kendimizi üzer, haklı olabilecekken ‘iyi bir takım oyuncusu değilsin’, ‘agresifsin’, ‘kendine verilen işi reddediyorsun’ gibi geribildirimler alır ve akşam eve gittiğimizde kendimizi ‘ben nerede yanlış yaptım’ sorusuyla baş başa buluruz.

Nerede yanlış yapıyoruz?

Neyi istemediğimiz konusunda zamanında, net davranamadığımız için yanlış yapıyoruz.

Rahatsızlık duyduğumuz şeyleri reddetmediğimiz için bu durumlara uzun süre katlanıyoruz ve sıkıntımızı içimizde biriktiriyoruz. Kimimiz bunu içinde saklamaya devam ederken ve içten içe sıkıntı çekerken, kimimiz de ani ve yersiz patlamalarla kendimizi haksız konuma düşürebiliyoruz. Öyle ise ilk konu zamanlama diyebiliriz.

İkinci konu ise netlik… Bazen kırıcı olmamak adına, bazen çekindiğimiz için, bazen de sadece çatışma çıkmasın diye açıkça “Hayır” demek yerine, ima ediyoruz. İşte en büyük hata da bu… Sözlerimizle ifade etmediğimiz şeyler ne yazık ki çoğu zaman anlaşılmıyor ve daha da kötüsü yanlış anlaşılıyor.

Beden dilimizle yaptığımız reddetme davranışları, örneğin iş arkadaşımız masamıza her geldiğinde sıkıntılı şekilde bilgisayar ekranına bakmamız, arada bir iç çekmemiz, iş arkadaşımıza vaktimizin dar olduğu mesajını vermek yerine onun tarafında ‘senden sıkılıyorum’ şeklinde anlaşılabilir. Bu durumda arkadaşımız daha çok kırılabilir. Aynı davranışlarımız ‘benim bir derdim var’ diye de anlaşılabilir. Bu durumda arkadaşımız bize daha çok odaklanır ve bitmesini dört gözle beklediğimiz konuşma uzadıkça uzar.

“Hayır” demek neden gerekli?

Bize sıkıntı yaşatan bir durumu ne kadar uzun süreyle içimizde yaşarsak bize o kadar zarar verir. Bu sıkıntıyı sonlandırmak adına yaşanan ani patlamalar ise işyerinde kişisel imajımızı zedeler. Bu nedenle, zamanında ve net bir şekilde “Hayır” diyebilmek hem içte hem de dışta konforumuzu artıracaktır.

Hayır demek hangi durumda gerekli?

Öncelikle “Hayır” demeye hakkımız var. Hayır dememizi gerektiren durumları düşünürsek de zaman zaman kendinizi ön planda tutma hakkımızın olduğunu ve her zaman diğer insanların iyiliğini düşünme zorunluluğumuzun olmadığını bilmeliyiz. Bunların yanında, fikrimizi ve kararlarımızı değiştirme, adil olmayan davranışlara karşı gelme, diğer insanların önerilerini zaman zaman dikkate almama hakkımız vardır.

Bu tür haklarımıza dokunan herhangi bir durumda, nedenlerini de belirterek “Hayır” diyebilmek hem duygusal hem de sosyal uyumumuz için gereklidir.

Ne zaman hayır demeli?

En uygun zaman “hemen”dir. Yani sizden yapamayacağınız, yapmak istemediğiniz bir şey istendiği an. Bazen de etrafımızda başka insanlar varken birine “Hayır” demek zor olabileceğinden, bunu daha özel konuşabileceğimiz toplantı odası gibi bir yere taşıyabiliriz.

Hemen “Hayır” diyemiyorum derseniz, sizden talepte bulunan kişiden süre isteyin. “Bunda bu kadar düşünecek ne var ki” gibi tepkilerle karşılaşmaya da hazır olun. “Sana bu konuda geri döneceğim, bana biraz zaman verebilir misin” diyerek süre isteyebilirsiniz.

Sonradan yüksek olasılıkla “Hayır” diyeceğiniz bir talep için süre isterken “evet” imajı vermemeye çalışın. “Olabilir belki”, “bakarız” gibi sözlerin “evet” olarak anlaşılma ihtimali yüksektir.

Kimlere hayır demeli?

“Hayır” diyemediğiniz insanlar var mı? Eğer bazı insanlara, onların belli yaklaşımları yüzünden “Hayır” demekte zorlanıyorsanız bunları öncelikle belirleyin. Aşağıdaki örneklerden biri veya birkaçı size yol gösterecektir:

– Aşırı kibar ve diplomatik yaklaşanlar: Öylesine kibardırlar ki onlara “Hayır” demek sizi kaba gösterecek gibi gelir. Onlar da bunu çok iyi bilirler.

– Aşırı hassaslar: Sanki reddedilirlerse kırılacak bir ağaç dalı gibi öylesine hassastırlar ki onları kırmaktan çekindiğiniz için “Hayır” diyemezsiniz.

– Ağlayanlar, yalvaranlar: Ağlamaklı, titrek ses tonlarıyla, hafif buğulu gözleriyle, yağmur altında kalmış bir kedi gibi öylesine muhtaç görünürler ki onlara “Hayır” demek merhametsizlik gibi gelir.

– Emrivaki yapanlar: Bir şey isterken soru sormazlar, yapacağınız için teşekkür ederler, siz “Hayır” demeye kalmadan gözden kaybolurlar. Onları ofiste aramaktan veya peşlerinde koşmaktansa işi yapmak o an daha kolay gibi gelir.

– Baskınlar: “Bunları yapacaksın dedim mi yapacaksın” gibi agresif ifade edilen talepler karşısında kilitlenebilirsiniz. “Hayır”ınız sanki çok cılız kalacaktır bu baskın tavır karşısında…

“Hayır” diyebilmek için öneriler

Şimdi başlarken verdiğimiz örnekleri birer birer ele alalım.

Mesai bitimine bir saat kala, yöneticiniz “Bunları da bugün bitirmen gerekiyor, altından kalkabilirsin değil mi” diyerek masanıza bir yığın dosya bırakmıştı ya… Nasıl “Hayır” diyeceksiniz?

Zamanında harekete geçin, direkt olun ve nedenini belirtin.
Masanızdan uzaklaşmadan yöneticiniz ile göz teması kurun ve “Bugünkü programım oldukça yoğun, bu işi araya alırsam elimdeki mevcut işler gecikiyor olacak. Bu yüzden bu işi bugün bitirmeyip yarın yapmam daha uygun olacak. Size de uygun mu? Eğer değil ise öncelikli olmayanı yarına bırakmayı tercih ederim” deyin.

Agresif davranışla karşılaşırsanız fikrinizi değiştirmeyin. Kararsız olmayın.
“Sanırım ben yanlış düşündüm”, “Hmmm, şimdi bilemedim, zamanım olursa belki…” diyerek fikrinizi değiştirmeyin.

Özür dilemeyin, sizin yetersizliğinizmiş gibi davranmayın.
“Üzgünüm ama yapamayacağım, yetiştiremeyeceğim.”

İkinci örnekte masanıza “Zamanın var mı” sorusuyla gelip de bir türlü gitmek bilmeyen iş arkadaşınız vardı. Onu kırmadan nasıl “Hayır” diyeceksiniz?

Zamanında harekete geçin, özür dilemeyin, direkt olun ve nedenini belirtin.
Hiç zamanınız yoksa eğer bunu en başta söylemek en iyisidir. Dakikalar ilerledikçe saate bakmak, oflamak, iç çekmek, direkt mesajı iletmek bir kenara yanlış anlaşılmalara yol açarak daha da kırıcı olabilir.

“Şu anda zamanım yok, çünkü çok yoğunum, öncelikle işlerimi bitirmem gerekiyor” demeniz yeterli.

Uzun açıklamalar, dolaylı konuşmalar hem size zaman kaybettirecek, hem de mesajınızın direkt iletilmesini engelleyecektir. Arkadaşınızın sizin haklarınıza saygı gösterebilmesi için kendinizi net ortaya koymanız önemlidir.

İşyerinde rahatça “Hayır” diyebilmenin getirdiği huzurlu, mutlu haftalar dilerim…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND