Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hayatınızı değiştirmek mi istiyorsunuz … öyleyse önce düşüncelerinizi değiştirin.

Bu yazıda, artık eskimiş, yıpranmış ve sizi yıpratan fikirlerinizden kurtulmanız, ve zihninizi yeni fikirlere, yeni fırsatlara ve yeni hayallere açmanız için, yapmanız gerekenleri bulacaksınız.

Nüvide Gültunca Tulgar

Biraz düşünmenizi istiyorum. Sıradan bir insanın günde aklından 50.000 den fazla farklı düşünce geçiyor. Bir günün 16 saatini uyanık geçirdiğimizi düşünürsek, hemen her saniye aklımızdan farklı bir düşünce geçiyor demektir. Zihnimiz sürekli olarak ani düşüncelerle meşgul olur, dışarıdan gelen her bir uyarı aklımızda yeni bir fikrin doğmasına neden olur. Düşünme eylemi böylece gün boyu sürer gider.

Elbette ki zihnimizi bu kadar meşgul eden düşüncelerin pozitif olması önemlidir ama daha da önemli bir şey vardır: günde kafanızdan ortalama 50.000 tane düşünce geçiyor. Peki ama bunlardan kaç tanesi sizin için yeni ? hafızamıza şükürler olsun her şeyi hatırlıyor ve yeniden düşünebiliyoruz. Ancak unutmamalısınız ki yaratıcı olabilmek ve hayatı tam anlamıyla dolu dolu yaşayabilmek için mümkün olduğu kadar çok yeni fikirlere açık olmalıyız. Başımıza gelecek en kötü şeyin; her gün, ama her gün, hiç durmadan, aynı değişmez 50.000 düşünce içinde dönüp durmamız olduğunu söylememe sanırım gerek yok.

Çoğumuz bir gün önce zihnimizi meşgul eden şeylerle, bu gün de aklımızın meşgul olduğunu görürüz. Hatta daha önceki gün de, ondan önce ki günde aynı şeyler üzerinde sürekli durmuşuzdur. İşte sorun da burada başlar. Eski fikirlerimiz, inançlarımız üzerinde düşünmeye devam ederiz, her gün aynı korkular, aynı endişeler, aynı pişmanlıklar, aynı üzüntüler… hiç peşimizi bırakmadan zihnimizi meşgul etmeye devam ederler. Bu durum yeni ve yaratıcı fikirlere sahip olmamızın önündeki en büyük engeldir.

Bu yazıda, artık eskimiş, yıpranmış ve sizi yıpratan fikirlerinizden kurtulmanız, ve zihninizi yeni fikirlere, yeni fırsatlara ve yeni hayallere açmanız için, yapmanız gerekenleri bulacaksınız. Unutmayın ki hayatınızı değiştirmek için başlangıç noktanız düşüncelerinizi değiştirmek olacaktır. Değişmesi gereken yalnızca düşüncelerinizin içeriği değildir. Aynı zamanda kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelerinizi de değiştirmeniz gerekir.

Tam kelime anlamıyla, hayatınızı kökünden değiştirmek istiyor musunuz ? kendi hayatınızda devrim yapmak istiyor musunuz ? Düşünce şeklinizi değiştirin. Kendinize yeni algılama kalıpları yaratın. Sizi çevreleyen dünyanın farkına varın, algılarınızı açın ve ilk önce hayatı daha net ve berrak görmeye çalışın.

Şimdi birlikte bu yeni fikrin keşfine çıkacağız…

Hayatınızı değiştirecek olan sır, şu sözlerde saklıdır: “Hayatınızı, düşünceleriniz kontrol eder”

Bunun anlamı şudur, bilincinizi meşgul etmesine izin verdiğiniz düşünceler, sizin ne olacağınızı belirler. Düşünceleriniz hayatınıza şekil veren en güçlü araçlardır. Düşünce evrendeki en etkili güçtür.

Hayatınızı çocukluğunuzdan başlayarak bu güne kadar şekillendiren şey kendi düşünceleriniz olmuştur. Tartışılmaz bir biçimde şu anda kim olduğunuz, nerede olduğunuz, aklınıza hükmetmekte olan düşüncelerinizin sonucudur.gelecekte de kaderinizi belirleyecek olan işte tam şu andaki düşüncelerinizdir.

Oldukça basit görünüyor değil mi? Hayatınızı değiştirebilecek bir sırrın bu kadar basit olması şaşırtıcı. Belki de siz bu satırları okurken belki de “ben bunu zaten biliyordum” ya da “evet hatırlıyorum, bir yerlerde böyle bir şey okumuştum” diyor olabilirsiniz. Eğer öyleyse sizi başarıya götürebilecek güçlü bir sırrın parmaklarınızın ucundan kayıp gitmesine izin vermişsiniz demektir.

“Hayatınızı, düşünceleriniz kontrol eder”. Size bu cümleyi bir daha unutmamanızı öneririm. Hatta bu fikri kendi kendinize sürekli tekrarlamalısınız… ta ki zihninizde kök salacak kadar, çünkü her ne kadar pek çok kişi bunu bilse de, tam manasıyla anlayabilen, kavrayabilen kişiler pek de fazla değil. eğer bunu anlayabilir ve hayatınızda uygulayabilirseniz, bu sizin kişisel gelişiminiz ve başarılarınızda anahtar olacaktır.

“Bu kadar basit bir şeyi dünyada kimse bilmiyor mu ?” soruyor olabilirsiniz. Cevap aslında son derece açık. Bazı kişiler, kendi kaderlerini kendilerini kontrol etmeyi seçmişlerdir, başarılı, zengin ve mutlu bir hayatı kendileri kurmuşlardır, bazılarıysa bunu seçmemişlerdir. “Kimileri başarıyı seçer, kimileri başarısızlığı”…bu kadar basit . Başarının sırları, onu öğrenmeye ve kullanmaya hazır olan, onu “seçmeye” hazır olan herkese açıktır.

Şimdi “düşüncelerinizin hayatını kontrol ettiğini” öğrendiniz, bunu uygulamayı seçecek olan da sizsiniz.

Düşüncelerinizi kontrol etmeyi öğrenmeye başlamadan önce bilmenizi istediğim birkaç nokta daha var. Önce hayatınızı şekillendirecek düşünceleri ayırt etmeniz gerekir. İnsanların çoğu, özellikle, başarıya, zenginliğe ve mutluluğa sahip olmayanların çoğu, hayatları boyunca düşüncelerinin kendilerini nereye götürdüğünü sorgulamamış kişilerdir. Şu anda “Genç Gelişim” dergisini elinizde tuttuğunuza göre sizin onlardan biri olmadığınızı biliyorum…

Şimdi düşüncelerimizin hayatımızı kontrol ettiğini öğrendik. Bir sonraki adım “bizim düşüncelerimizi kontrol edebileceğimizi”öğrenmek olacaktır.

İlk adım:

Zihinsel bilgi aktarımı:

Şimdi yapmanız gereken basit bir egzersiz var. Belirli bir süre için, örneğin 4-5 gün kadar düşüncelerinizi bir kağıda yazmaya başlayın. Uyanık olduğunuz süre içinde zihninizi en çok meşgul eden düşüncelerin bir listesini yapın. Aklınızı meşgul eden en önemli fikirleri, kağıda döktüğünüze emin oluncaya dek bunu sürdürün. Bu listede ümitleriniz, hayalleriniz, endişeleriniz, beklentileriniz, kişiler, yerler, hatıralar olsun. Aklınızı meşgul eden ne varsa yazın, hatta yapabilirseniz kısa süreli düşüncelerinizi de kaydetmeye çalışın. Liste tamamlandığında şu anki hayatınızı kontrol etmekte olan düşüncelerinizin adeta bir envanterini çıkarmış olacaksınız.

İkinci adım:

Yazdıklarınıza eleştirel gözle bakın:

Düşüncelerinizin listesini karşınıza alın. Eleştirel bir gözle bakın ve kendinize şu soruyu sorun: “ Bu düşüncelerim beni varmak istediğim yere ulaştırabilirler mi ?”
Eğer ulaştıramayacakları sonucuna vardıysanız, düşünce sisteminizi doğru rotaya sokma zamanı gelmiş demektir. Bu noktada yapmanız gereken şey şudur. İlk yaptığınız listeyi bir kenara koyun. Şimdi yeni bir liste yapmanız gerekiyor, sizi istediğiniz hayata ulaştıracak düşüncelerden oluşacak ikinci bir liste. Bu listede şunlar olmalı:
Yeteneklerinizi, özelliklerinizi nasıl geliştirebilirsiniz, bunun için yapmanız gerekenler…
İnsan ilişkilerinizi geliştirmeye yönelik fikirler,
Beden sağlığınız için yapabilecekleriniz,
her gün tamamlamanız gereken ve sizden beklenen görevler,
Hayatınızın her alanında, kendiniz pozitif olarak ileriye götürebileceğiniz her şey.

Bunu tamamladıktan sonra şimdi sizden çok özel bir soruya odaklanmanızı istiyorum. En çok hayranlık duyduğunuz kişi kim ? hayatta en çok kimin yerinde olmak isterdiniz ? bu soruların cevabını bir kez verdikten sonra, şimdi o kişiyi hayal edin. O sizin yerinizde olsaydı nasıl düşünürdü ? nasıl davranırdı ? onun pozitif özellikleri neler ? sizce insanlarla ilişkileri nasıldır ? olaylar karşısında nasıl davranıyordur ? hayran olduğunuz kişinin özelliklerini düşünerek yazılı bir liste yapın.

Bu listede yer alan, hayran olduğunuz kişinin gıpta ettiğiniz özelliklerini taklit etmeye çalışın. Çok kısa bir zaman sonra, hayran olduğunuz bu özelliklere, yavaş yavaş sizin de sahip olmaya başladığınızı fark edeceksiniz. Zihnimiz bir hedefe kilitlenerek, ona ulaşmaya çalışan torpido gibidir… yapmanız gereken doğru hedef seçmek ve aklınızı hedefe kilitlemektir.

Düşüncelerinizin hayatınızı değiştirebileceği fikrini iyice özümsemek ve unutmamak için bir karta “benim hayatımı, benim düşüncelerim kontrol eder” diye yazın ve bunu sabah kalkar kalkmaz görebileceğiniz bir yere asın. Gün içerisinde de bunu sık sık kendinize tekrarlayın. Hayatınızdaki olumlu değişime siz de şaşıracaksınız.

Unutmayın zihniniz bir tarladır ve siz oraya iyi düşünceler ekmezseniz, kötü ve zararlı otlar biterek aklınızı ele geçirir.

Ancak unutmayın ki yalnızca düşünmek yetmez. Eyleme geçmek bir sonraki adımdır. Şayet düşüncelerinizi eyleme dönüştürmezseniz tüm bunlar boşuna bir çaba olarak kalır. Sizi Everest’e çıkan ilk kişi olan Sir Edmund Hillary’nin öyküsüyle baş başa bırakmak istiyorum. Konumuza iyi bir örnek olmasını umut ederek…

Sir Edmund Hillary 29 Mayıs 1953 tarihine değin zirvesini kimsenin göremediği Everest””””e tırmanan ilk kişiydi. Bunu o başardı ve bu başarısı nedeniyle Kraliçe Elizabeth tarafından kendisine şövalye unvanı verildi.
Hillary’nin bu başarısının altındaki öyküsünü ve gizini, onun “High Adventure” (Yüksek Serüven) adlı kitabını okuyunca öğrendik. Sir Hillary, 1952 yılında da Everest””””e çıkma girişiminde bulunmuş, fakat bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Bu girişiminden birkaç hafta sonra İngiltere””””de bir okulun öğrencilerine konuşma yapmak için çağrılmıştı. Konuşmanın konusu, onun zirveye tırmanış girişimiydi. Edmunt Hillary, bu girişiminde başarısız olduğunu kabul ettikten sonra bir süre durdu ve mikrofonu bırakıp, konuşma kürsüsünün yanında duran Everest’in büyük boy fotoğrafı önüne doğru yürüdü.

Sonra da fotoğrafa dönüp, yumruğunu havaya kaldırarak, yüksek sesle koca zirveye meydan okudu:

“Beni bu ilk denememde yendin ama, senle davam bitmedi, ey Everest” diye haykırdı. “Bekle beni, sana yine geleceğim ve seni bu kez, ayaklarımın altına alacağım…”

Everest’e bu meydan okumasından sonra Hillary salondaki öğrencilere döndü ve onlara, bir yıl sonra ulaşacağı başarısının gizini o gün açıkladı:

“Beni bu kez yendiği için Everest gözümde şimdi daha da büyüdü ama” dedi. “Benim bunu bildiğim gibi, o da şunu iyi bilmek zorundadır: Onu yenemediğim için, bendeki inanç ve azim de daha büyüdü, daha güçlendi…”

Bu konuşmadan bir yıl sonra Everest, Hillary’nin ayakları altındaydı…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND