Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hayatımda hiç etek giymedim hiç makyaj yapmadım

Elvan Abeylegesse (26), 9 yıl önce Etiyopya’da yedi çocuklu bir ailenin altıncı çocuğu olarak yaşayıp gidiyordu. 18 yaşında Türk vatandaşlığına geçti, Türkiye adına yarışmaya başladı. O sıralar ürkek bir genç kızdı. Enka Kulübü tarafından transfer edilen Elvan, sadece iki yıl sonra üç ayrı dalda Avrupa Gençler Şampiyonu oldu. 2003 Dünya Atletizm Şampiyonası’nda 5 bin metrede sekizinci olarak “Sıkı durun geliyorum” mesajını verdi.

Bir yıl sonra dünya rekoru kırarak birinci olduğunda, ekran başında hepimiz sevinçten çığlıklar atıyorduk. O da sevimli tavşan dişleriyle, elinde Türk bayrağını sallıyordu. En son 2008 Pekin Olimpiyatları’nda başımızı önümüze düşüren diğer sporcularımızın aksine, 5 bin ve 10 bin metrede iki gümüş madalya alarak gururumuz oldu.

Elvan’ın spor başarıları herkesin malumu. Ama öyle sessiz, öyle içe kapanık, öyle ser verip sır vermeyen bir genç kız ki, özel hayatıyla ilgili hiçbir şey bilinmiyor. Ağzından zorla laf alarak, neredeyse tek cümlelik cevaplarla Elvan’ın bilinmeyen taraflarını öğrenmeye çalıştım. Röportaja giderken, onu hiç görmediğimiz haliyle, topuklu ayakkabılar ve güzel elbiseler içinde fotoğraflamayı hayal ediyordum. Ama avcumu yaladım. Elvan, bugüne kadar hayatında hiç etek giymediğini ve asla giymeyeceğini söyledi, Nuh dedi Peygamber demedi.

Baklava böreğin insanı bu kadar baştan çıkardığı bir ülkede nasıl çöp gibi kalabiliyorsunuz? Kaç kilosunuz?

– 9 yıl önce Türkiye’ye geldiğimde 35 kiloydum. Şimdi 40 kiloyum. Tatlıyı pek sevmiyorum. Bir tek kahvaltıda ekmek yiyorum. Formumu korumak için değil, canım yemek istemediği için yemiyorum. Meyve yiyorum ama abur cubur hiç yemiyorum. Çikolata dondurma yemem.

Yarışırken zayıf olmak sizin için bir avantaj mı dezavantaj mı? Bir haberde, yarış sırasında rüzgarın sizi savurduğunu ve tökezlediğinizi okumuştum. Doğru mu?

– Her insan kendi gücünü kullanıyor. Zayıflık benim için normal. Rüzgar beni savurmaz hatta rüzgara karşı koşmakta hep daha iyiyimdir.

Günde kaç saat antrenman yapıyorsunuz?

– Günde 2,5 saat çalışıyorum. Haftada 150 kilometre koşuyorum.

Ağırlık kaldırıyor musunuz mesela?

– Evet tabii, 30 kiloya yakın ağırlık kaldırıyorum.

Zaten siz 40 kilosunuz!

– Otuzda biraz zorlanıyorum ama 25 kiloda rahatım.

Etiyopya’da ailenizin dışında en özlediğiniz şey ne?

– Nişanlımı özlüyordum ama şu an o yanımda zaten. Etiyopya yemeklerini ve antrenman yerlerini özlüyorum. Orada çok yüksek rakım var. Türkiye’de bunun için Kars’a, Erzurum’a gitmek lazım. Rakım yüksek olunca çok daha rahat idman yapabilirim. O yüzden İstanbul çok zor.

ÇOCUĞUM OLMASINI ÇOK İSTİYORUM

Sevgiliniz var mı diye soracaktım ama cevabımı aldım. Nişanlınızla nerede tanıştınız? Ne iş yapıyor?

– Çocukluk arkadaşım. 2004 yılında nişanlandık, herşey yolunda gidiyor, bir gün evleneceğiz. Sık sık buraya geliyor. Türkçe de öğrenmeye başladı. Etiyopya’da inşaat mühendisi.

Çocuk istiyor musunuz?

– Çok.

Çocuk olunca koşabilecek misiniz? Kaç yıl daha koşmayı planlıyorsunuz?

– Çocuk olunca dinleniyoruz sonra tekrar başlıyoruz. Atletizmi bırakmam için en az 10 yıl var.

Hayatınıza Türkiye’de mi devam edeceksiniz?

– Evet benim evim burada. Çocuğumu da burada büyütmek istiyorum.

Türkçe öğrenirken çok zorlandınız mı?

– Hayır zorlanmadım. Kendi kendime Türkçe kitaplar alarak öğrendim, öğretmenim olmadı. Kamplarda arkadaşlarımla konuşarak öğrendim. Bir de çok televizyon izledim.

Televizyonda neler izliyorsunuz? Diziler mi, yarışmalar mı?

– İki kardeş var, hep suyun içinde bir yarışma yapıyorlar, çok eğlenceli, onu çok seviyorum. (Behzat-Süheyl Uygur kardeşleri kastediyor). Haberleri, bütün dizileri seyrediyorum. Asi diye bir dizi var nişanlımla birlikte izliyoruz. Yaprak Dökümü, Kurtlar Vadisi’ni de izliyorum.

Dizi ya da reklam teklifleri geliyor mu?

– Yok gelmedi. Gelse değerlendiririm.

Türkiye’de yalnız bir hayat mı yaşıyorsunuz? Arkadaşlarınız var mı? Nasıl eğlenirsiniz?

– Arkadaşlarım genellikle sporcular. Dışarıda kendimi hiç rahat hissetmiyorum. Sabah idman yapıyoruz, akşam idman yapıyoruz, insan sonra çıkmak istemiyor zaten yorgunluktan.

Sortie’ye, Reina’ya gittiniz mi hiç mesela? Ya da Taksim’de kulüplere?

– Hiç gitmedim. Sevmiyorum öyle yerleri. Kalabalığı sevmiyorum. Arada bir arkadaşlarla Taksim’e çıkıyoruz ama söylemem nerelere gittiğimizi. Ama bar değil, barlar bana göre değil. Gidiyoruz yemek yiyoruz, yürüyoruz, dönüyoruz. Bazen deniz kenarında yerlere gidiyoruz.

Türk vatandaşı olduğunuz için Etiyopya’ya vizeyle mi giriyorsunuz şimdi? O sırada Etiyopya’dan tepki almış mıydınız?

-Mecburen vize alıp giriyorum. Türk vatandaşı olarak ilk dünya rekorunu kırdığımda, bana biraz tepki gösterdiler. Niye biz bu kızı elimizde tutmadık, niye kaptırdık diyorlardı. Ama şimdi en büyük fanatiğim onlar.

NİŞANLIMLA HEP SU SAVAŞI YAPARIZ

Sokakta sizi gördüklerinde ne tepkiler alıyorsunuz? Tanınıyor musunuz?

– Evet herkes tanıyor. Hep imza istiyorlar, tebrik ediyorlar, aaa ufacıksın diyorlar.

Türkiye’de h l alışamadığınız ne var?

– Etiyopyalılar biraz utangaç, Türkler öyle değil. Herkes çok konuşkan. Ama mesel “Kaç yaşındasın, nereden geldin” diye soran insan yarın yine aynı soruları soruyor. Bunu hiç anlamıyordum, niye bana tekrar tekrar bu soruları soruyorlar diyordum. Ama şimdi ona da alıştım.

Elvan ismini size kim koymuştu?

– Benim ismim aslında Hewan. Havva demek yani. Türkiye’de Hewan demek zor olduğu için, beni Enka’ya getiren kişi ses benziyor diye Elvan koyalım dedi.

Memnun musunuz isminizden?

– Hayır, Elvan’dan çok memnunum. Çok alıştım.

Hiç bir delilik, çılgınlık yaptığınız olmuş mudur sizin?

– Delilik yapamam ama kardeşimle, nişanlımla hep su kavgası yaparız. Bayılıyorum, çok eğleniyorum o zaman.

AÇIK SAÇIK GİYİNMEM NİŞANLIM İZİN VERMİYOR

Kırmızı eşofman üstünüz, şortunuz, madalyalarınız, sürekli toplu saçlarınız ve spor hayatınız dışında hiçbir şey bilmiyoruz. Mesela nasıl bir evde yaşıyorsunuz?

– Sade bir evde yaşıyorum. Süs püs sevmem. Abartılı hiçbir şeyi sevmiyorum. Herşeyin sadesi…

Makyaj yapıyor musunuz hiç?

– Yok yapmıyorum.

Bugüne kadar bir ruj, bir rimel bile sürmediniz mi?

– Hayır sürmedim. Yapmak kolay ama yapmayacağım, kendimi bozmayacağım. Yüzümü yıkıyorum dışarı çıkıyorum, doğal halim bu.

Gelin olduğunuzda da makyaj yapmayacak mısınız yani?

– Belki o zaman ilk ve son kez yaparım.

Kılık kıyafette neyi tercih edersiniz? Topuklu ayakkabınız var mı mesela?

– Açık saçık kıyafet giymem. Zaten nişanlım da izin vermiyor. Takım elbisenin altına az topuklu ayakkabı giyiyorum. Hangi kıyafetle rahat ediyorsam onu giyerim, başkası ne düşünecek diye bakmam.

Etek giyer misiniz peki?

– Bugüne kadar hiç eteğim olmadı, giymem. Birkaç kez ablalarımın eteklerini giyip denemiştim, kısa etek güzel durmuştu ama etek çok rahatsız bir şey, sevmiyorum hiç. Her insanın bir tarzı var. Pantolon ve gömlek benim tarzım.

Saçlarınızı hep böyle arkadan mı topluyorsunuz? Hiç açmıyor musunuz? Ben mesela şimdi sizin açık saçlı halinizle fotoğrafınızı çekmek istiyorum. Açmaz mısınız?

– Sabah akşam koşuyorum zaten, ha bire duş alıyorum, o yüzden saçımı açmıyorum. Bir de benim saçımı açıp şekil vermem zor. Bazen davetlere gittiğimde açıyorum. Şimdi de açıp şekil vermem zor olur, siz yine beni böyle çekin en iyisi…

BOŞVER BEŞİKTAŞ’I ONLAR SEKİZTAŞ OLDU

Atletizmde dünya şampiyonu ve olimpiyatlarda derece almış bir atlete futbol sormaktan çekinmedim. İyi ki Türkiye’de tuttuğu bir futbol takımı var mı diye sormuşum, çok eğlenceli bir cevap aldım: “Olmaz mı? Galatasaray fanatiğiyim. Formam, atkım bile var.” Fotoğrafçı arkadaşım Senih, bu cevap üzerine “Ben Beşiktaşlıyım” deyince Elvan espriyi patlattı: “Boşver Beşiktaş’ı onlar sekiztaş oldu.”

İŞTE ELVAN’IN EVİ

Aslında Elvan’ın Ataşehir’de bir evi var. Ama o Enka Spor Tesisleri’ndeki bu binada yaşamayı tercih ediyor. “Burası bir spor tesisi, idman yapmak daha kolay olduğu için burada oturuyorum. Trafiği de çekmiyorum” diyor.

BEN KENDİMİ BİLİRİM SÜREYYA’YI BİLMEM

Süreyya Ayhan ve siz aynı zamanda hayatımıza girdiniz. Ama o şimdi doping yüzünden müsabakalardan men edildi, siz yolunuza devam ediyorsunuz. Süreyya ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

– Süreyya kendi kararını kendi verdi. Süreyya Türkiye’nin yetiştirdiği en yetenekli, en iyi atletlerden biri. Herkesin kendi yolu var. Ben kendimi bilirim onu bilmem.

NELERİ SEVERİM NELERİ SEVMEM

Uğura inanmam. Batıl inançlarım yoktur. Duamı ederim çıkarım.

Klasik müzik ve spiritüel müzikleri tercih ediyorum. Ama Türkiye’de Tarkan, Ebru Gündeş, Sezen Aksu ve Zerrin Özer’i seviyorum.

İstanbul’da hiç konsere gitmedim. Kalabalıkta duramıyorum, hemen oradan kaçmak istiyorum. Rahat hissetmiyorum, sıkıntı yaşıyorum.

Türk yemeklerini kitaplardan bakıp yapmayı deniyorum. Kitapta ne malzeme söylüyorsa marketten gidip alıyorum.

En sevdiğim yemek köfte.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND