Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hayata mutlu bakmak sizin elinizde

Hayatın ne zaman zorlaşacağı bilinmez. İyi günlerin yerini ansızın alıverir kötü günler. Kötü günleri atlatmanın yolu ise moralini yükseltmek için doğru yöntemi bulmaktan geçiyor. İşte size hayata daha mutlu bakmak için 10 yöntem…

Hayatın ne zaman zorlaşacağı bilinmez. İyi günlerin yerini ansızın alıverir kötü günler. Kötü günleri atlatmanın yolu ise moralini yükseltmek için doğru yöntemi bulmaktan geçiyor. İşte size hayata daha mutlu bakmak için 10 yöntem…

MUTLULUĞUN EN AZ YARISI SİZİN ELİNİZDE

Bazen işler kötü gider. Herkesin hayatında iyi gün olur, kötü gün olur. Zor günleri atlatmak için, sorunların üstesinden gelebilmek için, insanın psikolojisinin de buna uygun ve güçlü olması gerekir.

Herkesin kendine göre bir pembe gözlüğü, moralini yükseltmek için bir yöntemi vardır. Ama başarılı olur ama olmaz. İşte size hayata daha mutlu bakmak için 10 yöntem…

1- Siyaha değil beyaza odaklanın
Son dönemde hayata pozitif bakmayı öğreten pozitif psikoloji kitapları çok satıyor. Hepsinin hareket noktası aynı: Bardağın dolu yarısını görün! Şikayet etmeyi, kesin pozitif duygular üzerine yoğunlaşın. Böylece Amerikalı psikolog Martin Seligman’ın ‘öğrenilmiş çaresizlik’ dediği ‘kabullenme’ tuzağına düşmeyin.

Olumlu yönlerinizin altını çizin, zenginliklerinizi, potansiyelinizi fark edin. Kaliforniya Üniversitesi’nde yürütülen bir araştırmaya göre mutluluğumuzun ve huzurumuzun yüzde 40’ı tercihlerimizin ve hayata bakışımızın sonucu. Kendi kendinizi telkin edin, gaza getirin: Önemli değil, iyiyim, aslan gibiyim…

2- Elinizdekine sevinin bir kere…
Moralinizi sıfırlamak çok kolay, kaybeden psikolojisine girmeniz yeterli: Dün bugünden çok daha iyiydi; x benden daha şanslı; hayal kurmak neye yarar zaten gerçekleşmeyecek… Bunlara zihin kirliliği diyorlar, elinizdekinin kıymetini bilmenizi engelleyen, ulaşılabilir hedeflere ve mutluluğa erişmek için harekete geçmenize mani olan ‘bölücü ve yıkıcı’ fikirler. Unutmayın: 1992 Barselona Olimpiyatları sırasında yapılan bir araştırma bronz madalya alan üçüncülerin, gümüş madalya kazanan ikincilerden çok daha mutlu olduğunu gösteriyordu. Çünkü ikinciler ‘birinciliği kaçırdım’ diye başarılarının tadını çıkaramazken, üçüncüler podyuma çıkmaktan mutluydular.

Yanlış karşılaştırmalardan kaçının. Mesela ‘Şule ne kadar şanslı, okula arabayla geliyor’ diye hayıflanacağınıza, ‘Ben şanslıyım, kardeşim bir fakülte kazanamadı konfeksiyon atölyesinde küçük bir işe girmek zorunda kaldı’ diye düşünün.

3- Arkadaş, illa iyi arkadaş
Bütün anketler aynı şeyi söylüyor: Ne para ne başarı tek başına mutluluk verir, önemli olan çevrenizdekilerle olan ilişkilerdir. Yalnız yaşayan insanlarda depresyon riskinin evli veya bir arkadaşıyla oturanlardan daha yüksek olmasının sebebi budur. Hatta arkadaş ilişkilerinin aileden bile daha iyi bir ‘pozitif duygu kaynağı’ olduğu söyleniyor. Ama dikkat arkadaş var, arkadaş var. Bunun bile istatistiğini çıkarmış araştırmacılar: Avusturyalı Ernst Gehmacher ‘İnsanın kendini iyi hissetmesi için en az 4 (azami 12) sağlam arkadaşı olması şart; çok güvendiği, her şeyi (?) paylaşabildiği ve yardım alacağını bildiği arkadaşlar’ diyor.

Yeni bir telefon defteri alın (daha doğrusu cep telefonunuzun adres defterini yenileyin) ve sadece gerçekten değer verdiğiniz insanları kaydedin. Sık ve düzenli haberleştiğiniz, birbirinizi gönülden arayıp sorduklarınızı…

4-Yaptığınız işe yoğunlaşın
Kısa vadeli de olsa, kendini iyi hissetmenin yollarından biri (hepimiz bunu yaşamışızdır) yaptığı işe iyice yoğunlaşmaktır. Zaman durmuş gibi olur, sorunlarımızı unuturuz. Amerikalı psikolog (adını boşuna telaffuz etmeyi denemeyin) Mihaly Csikszentmihalyi’nin flow (akış) dediği an budur. Peki bu ‘mutluluk anı’ nasıl yakalanır? Yetkinliklerimizle uyumlu (çok kolay olursa sıkılırız aklımız gezintiye çıkar, çok zor olursa büsbütün daralırız) bir aktivite seçerek…

İş ortamında akış yakalamak tatilde veya boş zamandakinden çok daha kolaydır. Bu tekrar gerektiren, monoton işler için bile böyle. Kendi kendinize gaz verecek şekilde hedefler koyun: Şu konuda nasıl daha iyi olabilirim? Daha az yorularak şu işi nasıl yapabilirim?

5-Çocuklar gibi oynayın…
Şirketlerin düzenlediği bir paintball oyununda düşmanını boya-kurşunlarıyla vurmak için canını dişine takarak kovalayan müdürünüze bakıp da ‘ne salak herifmiş bu ya’ diye düşünmeniz çok doğal. Ama oyunun her yaşta faydaları vardır. Araştırmalar oyuncuların sadece performansının değil, iyimserliğinin de daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bir uzman ‘Eğer oyun oynamaktan vazgeçersek zihnimiz mekanikleşir, adeta kurur’ diyor; ‘Oyuncular gerçekleri daha esnek olarak algılarlar, gerçeklerle oynamayı da severler. Eğer hayatı çok ciddiye alırsanız, eğip bükmekten vazgeçer, değiştirebilme fırsatını da kaçırırsınız’.

Eşinizle, çocuklarınızla, arkadaşlarınızla oyun oynayın. Kağıt oyunları, bilgisayar oyunları, Pictionary, Tabu… ne olursa!

6-Her gün bir işi bitirin
Pozitif psikoloji uzmanı Ilona Boniwell ‘Zamanını iyi kullanmış olmanın verdiği mutluluk, insanın kendini iyi hissetme sebeplerinden biridir’ diyor. Sürekli işini bitirememe, yetişememe hissi ise insanı mutsuz eder. Daha az çalışıp, kendine daha çok zaman yaratmak bir yöntem tabii ki ama bahaneye dönüşmesi riski var. Boniwell daha kolay bir yöntem öneriyor: ‘Eğer her gün bir şeyi istediğimiz gibi sonuçlandırabilirsek, bir büyük projenin her gün bir küçük parçasını tamamlarsak, kendimizi çok mutlu hissediyoruz’.

Yani kendinize her gün için mümkün ve tutturması sadece size kalmış bir hedef koyun: Başladığınızın kitabı bitirmek, bir yemek tarifini denemek, kaç gündür masanızda duran radyoyu tamir etmek… Sonra da bir işi yapıp bitirmiş olmanın verdiği hazzı yaşayın.

7-Vipassana metodunu deneyin
Vallahi biz uzmanların yalancısıyız. Her 5 Amerikalı şirket yöneticisinden biri meditasyon yapıyormuş ve en çok uygulanan metod da Vipassana imiş. Yani ‘derinlemesine görmek’ ya da ‘olanı olduğu gibi görmek’. Buddha’nın bu yöntemle Nirvana’ya ulaştığı söyleniyor. Burada yöntem beyni boşaltmak değil aksine çevredeki objeleri tam olarak ve olduğu gibi algılamak. Çanta sadece bir çantadır. Böylece açgözlülüğe, hasete, kıskançlığa, kızgınlığa bir son vermek. Yani daha az üzülmek.
Bu konuda piyasada bir sürü kitap var, kurslar seminerler var… Elçiye zeval olmaz!

8-Kötü durumdan faydalanın
Nietsche mi demişti ‘Beni öldürmeyen güçlendirir’ diye? Uzmanlar ‘elastikiyet’ diye bir kavram kullanıyorlar, ‘insanın zor bir durumdan sonra yeniden toparlanma kapasitesi’ anlamına. Dayanma, ile yaşamayı öğrenme hatta atlatma değil, ‘faydalanma’ yani yaşadığı zorluktan pozitif bir şey çıkarma. Her şeyi hazır bulan, bir eli yağda bir eli balda insanlar en küçük şeyden bile mutsuz olurlar, en küçük bir sorunu bile büyütürler. Oysa bir sıkıntı yaşamış ve bunu ‘elastikiyet’leri sayesinde olumluya çevirmiş insanlar bunu başarmış olmanın verdiği mutluluk ve güvenle kendilerini daha iyi hissederler.

9-Temizlik teparisi uygulayın
İngiliz 4. kanalında How clean is your house (Eviniz ne kadar düzenli, temiz) diye bir programda ‘cleaner therapist’ diye bir takım insanlar ortaya çıkmıştı. Şimdi bu iş çok moda. Bu yeni kişisel koçlar ‘Düzensiz bir yaşam ortamı stres ve sinir sebebidir. Karmaşa zaman kaybettirir, sabrımızı zorlar, moralimizi bozar’ diyorlar.

Yani gereksiz eşyalara dandik manevi değerler yüklemeyin, atın gitsin. Size kötü hatıraları sürekli hatırlatmalarına, içinizi karartmalarına, sizi geçmişe döndürmelerine izin vermeyin. Temizleyin, atın… Aynı şekilde bilgisayarınızda, belgelerinizde, fotoğraflarınızda, cebinizin adres defterinde filan da sağlam bir temizlik yapın.

10-Hayatınızda yenilikler yapın
Psikologlar ‘hedonist adaptasyon’ diyorlar, insan gündelik küçük mutluluklara o kadar alışır ki, kıymetini bilmez. Keyif almak, zevk almak demek beyinde endorfin gibi zevk hormonlarının salgılanması demek. Oysa zamanla bu alıcılarımız dolar, zevk almaz oluruz. Her gün aynı şeyleri yapmaktan vazgeçin, her gün hoşunuza gidecek bir alışveriş yapamayacağınıza yahut her ay izne çıkamayacağınıza göre, hayatınıza yenilikler, yeni zevkler katmaya çalışın.
Bunlar çok basit şeyler olabilir… Mesela yarın sabah kahvaltınızı bir kazak giyip balkonda yapın, işe farklı bir yoldan etrafınıza baka baka gidin, 3 ayda bir salonun mobilyalarının yerini değiştirin vs vs…

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Mutlu olma korkusu: Çerofobi nedir?

mutluluk korkusu, Manşet, çerofobi nedir, çerofobi belirtileri

Mutlu olmayı hak etmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Eğer mutlu olursanız bunun olumsuz sonuçlar doğuracağına mı inanıyorsunuz? O zaman siz de mutluluk fobisine sahip olabilirsiniz. İşte çerofobi olarak da bilinen mutluluk korkusu hakkında her şey…

Mutluluktan korkmanın diğer adı: Çerofobi

Çerofobi, hakkında pek konuşulmasa da oldukça yaygın olduğu düşünülen bir sorun. Mutluluk korkusu diye bilinen bu kaygı türü, insan hayatını çekilmez bir hale getirebiliyor. Tedaviye başlamak için, önce geçmişinizi eşelemeniz gerekiyor.

Bir şeyin gerçek olamayacak derecede iyi göründüğünü hissettiğinizde, yani son zamanlarda sizin yararınıza birçok şey yaşandığını fark ettiğinizde, bu durum şüpheli mi görünüyor?

Kimi insanlar bu duyguyu aşamaz ve iyi şans, zihinlerinde bir uğursuzluğa dönüşür.

Akıldışı bir nefret duygusuna sahip olan insanlar, “Çerofobi” adı verilen bir olgudan mustariptir. Bu terim “keyifliyim/neşeliyim” anlamına gelen “chairo” kelimesinden türemiştir. Temel anlamda, (bu kişilerin) eğlenceli bir şeye katılmaya korkması anlamına gelir.

Korkutucu olan şey aktiviteler değil; şayet (eğlenceye) katılırsanız, mutlu ve kaygısız durumdayken korkunç bir şey olacağı korkusudur.

Çerofobi yaygın biçimde kullanılmıyor ya da iyi tanımlanmamış bir terim ve ruh sağlığı durumlarının teşhisinde temel kaynak olan (ABD’de kullanılan) ‘Zihinsel Bozukluklar Tanısal ve Sayısal Kılavuzu’nun  (DSM-5) son baskısında mevcut değil.

Ancak Healthline adlı siteye göre, kimi tıp uzmanları Çerofobi’yi bir kaygı biçimi olarak sınıflandırıyor.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Büyük ihtimalle çerofobisi olan biri her an için üzüntü yaşamıyor, yalnızca mutluluk yaşatabilecek olaylardan ve etkinliklerden kaçınıyor.

Healthline’ın aktardığına göre, bozukluğun kimi işaretleri şunlar:

– Bir sosyal buluşmaya davet edildiğinde endişe hissi.

– Kötü bir şeyin gerçekleşeceği korkusundan dolayı olumlu yaşamsal değişimler sağlayabilecek fırsatları görmezden gelme.

– “Eğlenceli” etkinliklere katılmayı reddetmek.

– Mutluluğu düşünmenin kişiyi kötü veya fena birisi yapacağı düşüncesi

– Mutluluğu düşünmenin kötü bir olayın gerçekleşeceği anlamına geldiğine inanmak

– Mutluluğu göstermenin, sizin ya da aileniz veya arkadaşlarınız için kötü olduğuna inanmak.

– Mutlu olmaya çabalamanın zaman ve enerji kaybı olduğunu düşünmek.

Psikiyatrist Carrie Barron, ‘Psychology Today’ adlı sitede yayınlanan bir blog yazısında, “zevk alma korkusu” biçiminde tanımlanan “Hedonofobi” ya da Çerofobi yaşayan insanlarla ilgili olası sebepleri ele alıyor.

“Bugünlerde, mutluluk arayışını konu alan birçok konuşma var,” diye yazmış.

“Bir insanın bu pozitif duygudan korkması olağandışı görünebilir. Şayet çocukluk dönemine dayanan bir mutluluk/ceza ilişkisinden kaynaklanıyorsa, düşündüğümüzden çok daha yaygın olabilir.”

SEBEBİ OLUMSUZ DENEYİMLER OLABİLİR

Örneğin, sevdiğiniz bir insanla veya belirli bir olayla ilişkilendirdiğiniz olumsuz bir deneyim ile çatışma yaşama korkusundan kaynaklanıyor olabilir. Mutluluk verici bir olayın hemen ardından kötü şeyler yaşamışsanız, buna karşı bir direnç geliştirebilirsiniz.

Barron, “Eğer zevk almaktan hoşlanmıyorsanız, bunun sebebi yol üzerinde bir yerde öfke, ceza, aşağılama ya da hırsızlığın -zevki siz hak etseniz de onlar ele geçirmiş ve- sevincinizi öldürmüş olması mümkün,” diye ekliyor. “Artık bunu hissetmekten korkuyorsunuz; zira, ardından bir hayal kırıklığı geliyor.”

Metro haber sitesinin gerçekleştirdiği bir söyleşide, blog yazarı Stephanie Yeboah, kendi deneyiminden çerofobi ile yaşamanın neye benzediğini anlatıyor:

“Bu, mutluluğun uzun sürmeyeceğini hissetmeniz nedeniyle tam anlamıyla bir ümitsizlik hissi yaşatıyor; bu ise, bir şeye dâhil olmaktan veya aktif biçimde bir şeyler yapmaktan kaygı duymanıza neden oluyor.

“Mutluluk korkusu, bir kişinin aralıksız olarak mutsuzluk içinde yaşadığı anlamına gelmiyor. Benim durumumda, çerofobi, travmatik olaylar nedeniyle daha da kötüleşti ve tetiklendi. Kazanılan bir kampanyayı kutlamak, zor bir görevi tamamlamak ya da bir müşteriyi kazanmak gibi şeyler bile huzursuz hissettiriyor.

Yeboah’ın çok da faydalı olmadığını ifade ettiği çerofobi tedavisi, kimi durumlarda depresyon sorununu tedavi etmekle karıştırılabiliyor.

“Çerofobi hakkında çok fazla kaynak olmadığı için yapabileceğim pek bir şey yok, bu yüzden sadece onunla yaşamaya devam ediyorum ve mümkün olduğu kadar onu düşünmekten kaçınıyorum.”

GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

Barron, geçmişinizi eşelemenin başlangıç için iyi bir yer olduğunu, bu sayede olumsuz sonuçlardan korkmaksızın, keyfince zaman geçirmeye, eğlenmeye ve mutluluğa karşı tolerans göstermeyi deneyebileceğinizi söylüyor.

Bilhassa, iç-görü odaklı psikoterapi ve bilişsel davranışçı terapiler gibi tedavilerin, insanların sebepleri idrak etmede, ayrıca zevk ve acı arasında kurdukları olumsuz bağlantıları çözme noktasında yararlı olduğunu söylüyor.

Çerofobi ile uğraşmak, her şeyden öte, düşünme biçiminizi değiştiriyor. Şayet aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle, geçmişte yaşanan bir çatışma ya da travma sebebiyle ortaya çıkan bir savunma mekanizmasıdır.

Sorunlarınız üzerinde çalışmak zaman alır; fakat tedavi ile bunu geçmişte bırakacak, mutluluğun tadını çıkaracak ve işte o anda yaşamaya başlayabileceksiniz.

Yazar: Lindsay Dodgson
Çeviren: Tarkan Tufan
Kaynak: www.gazeteduvar.com

Okumaya devam et

MAKALE

2019’un rengi belli oldu!

renk trendleri, pantone 2019, canlı mercan rengi, 2019 yılının rengi

Bu renk insana yaşama sevinci aşılıyor. Her bakışta farklı algılanan rengin sırrı ise denizin derinliklerinde gizli… Yeni yılda bu rengi sıkça görmeye hazır olun! İşte 2019’un rengi …

Pantone, 2019’un rengini açıkladı: Yaşama sevinci aşılıyor

Pantone Renk Enstitüsü her sene seçtiği yılın rengiyle pek çok sektörde kullanılan renk trendlerine ilham oluyor.

Pantone Renk Ensititüsü,  2019 yılının renginin, PANTONE 16-1546 Living Coral, yani  “canlı mercan” olduğunu açıkladı. Her bakışta farklı algılandığı söylenen “canlı mercan” renginin bakıldığı zaman insana yaşama sevinci aşıladığı düşünülüyor. Enstititü, her yıl renk belirlerken, topluma umut aşılayacak ve iç açacak renkler seçmeye özen gösterdiğini belirtti.

Son 20 yıldır insanların satın alma eğilimlerini, moda, mimarlık, dekorasyon ve ürün geliştirme stratejilerini yönlendiren renk trendlerini belirleyen Pantone Renk Enstitüsü, 2019 yılında canlı mercan renginin pek çok alanda karşımıza çıkacağını belirtiyor.

“Canlı mercan” hakkında yapılan yorumlardan biri de bu rengin her an karşılaşılabilecek bir renk olmayışı. Genel olarak denizin derinliklerinde yaşayan ıstakoz, karides, yengeç gibi hayvanlarda görülebiliyor. Bu sebeple insanlarda merak uyandırdığı ifade ediliyor.

Kaynak: www.t24.com.tr

Okumaya devam et

MAKALE

Beyninize format atmak ister misiniz?

zihni boşaltma yolları, zihin detoksu ve olumlu düşüncenin gücü, beyin detoksu

Vücudumuzdaki fazlalıklardan kurtulmak için detoks yapıyoruz. Peki, zihnimizdeki fazlalıklardan nasıl kurtulacağız? İşte kendimizi yenilemek için 10 adımda zihinsel detoks…

10 ADIMDA ZİHİNSEL DETOKS!

Toprakla uğraşan insanlar bilirler, onu çer çöpten arındırmadan temizlemeden yeni bir tohum ekemezsiniz. Ancak toprak hazır olduğunda onu ekip verim alabilirsiniz. Zihnimiz de tıpkı toprak gibidir. Onu da hatadan yanlıştan arındıralım ki yeni yaratımlar yapabilelim.

Peki bu arınma nasıl yapılacak? Elbette zihinsel detoksla!

Bu süreçte aynı fiziksel detoksta dışarıdan aldıklarımıza nasıl dikkat ediyorsak, zihnimize kabul ettiklerimize ve dışardan bizi etkileyen olumsuz uyarıcılara da dikkat etmeliyiz.

İşte bunun çözümü aşağıdaki 10 maddede:

1- Enerjinizi olumsuz, negatif insanlara harcamaktan vazgeçin.

2- Geçmiş ilişkilerinizden özgürleşin. Sizi üzmüş akraba, arkadaş, eski sevgili kim varsa hepsini affedin. Ayrıca onlardan kalan hediye, fotoğraf, eşya, mesaj gibi şeylerin tümünden kurtulun.

3- Yaşam alanı detoksu… Öncelikle yakın çevreniz ve evinizden başlamakta fayda var. Evinizin sade, temiz ve karmaşadan uzak olması çok önemli. Hayatınızdaki karmaşa en başta evinizdeki karmaşadan kaynaklanıyor olabilir mi? Bu noktada evde kurumuş çiçekler varsa önce onlardan kurtulun çünkü bunlar düşük enerjilerdir. Cansız hayvanlar, böcekler aynı şekilde temizlenmeli. Ağır tablolar, heykel, maskeler ne varsa hepsinden özgürleşin. Daha hayat enerjisi çağrıştıran ağaç, çiçek, aile tablosu, dünyanın güzel yerleri gibi seçenekleri tercih edin. Baş ucunuza astığınız yalnız kadın tablosu aslında sizi de yalnızlaştırabilir!

4- Yaşamın her boyutuyla barışın. Ayrılıklar, hastalıklar, ölümler yüzünden elbette insanlar çok derin acılar çekiyor fakat yas bittikten bir süre sonra bu durumu kabullenmek gerekir. Aksi halde bu birçok olumsuz sonuca yol açıyor.

5- Enerjisi yüksek müzikler tercih edin. Söylediğimiz şarkılar somut bir şekilde hayatımızda açığa çıkabiliyor. Ayrıca olumsuz şarkı sözlerine sahip şarkılar beynimizi, duygularımızı ve ruh halimizi etkiliyor.

6- Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. ‘’Her şey kötüye gidiyor.’’ gibi cümleler kullanmak her şeyin kötüye gitmesine neden olur. Çevrenizdeki olayların %10 unu kontrol edemezsiniz fakat %90 ı sizin ona verdiğiniz tepkilerdir. Tutum ve tavırınızı değiştirmeye çalışın. Bu noktada odanızın bir köşesine yapıştıracağınız olumlama notları muhteşem bir etki yaratabilir. (Olumlama notlarından farklı bir yazımda daha bahsedeceğim.)

7- Her şeyin bir bilinci var. Evinizdeki eşyalar bile hayatınızda çok önemli bir fark yaratabilir. Eski, ağır enerjiler taşıyan eşyalardan kurtulun. İkinci el alınan eşyalara çok dikkat etmek lazım. Size iyi hissettirdiğinden emin olun. Evinizin bir köşesine mutlu anılarınızdan oluşan bir fotoğraf köşesi yapabilirsiniz. Ayrıca güzel battaniyeler, doğal kokular, minik ışıklandırmalarla evinizin enerjisini yükseltebilirsiniz.

8- Telefon ekranınızdaki görsellere dikkat! Sürekli gördüğümüz bu fotoğrafların bilinçaltımızı olumlu etkilemesi çok önemli. Başarılı hissettiğiniz bir anın fotoğrafını veya sizi motive eden güzel bir görseli tercih edebilirsiniz. Bilgisayar ekranlarını da unutmamak lazım.

9- Renklerin gücüne inanın. Hayatınızda aşk, cinsellik ihtiyacı varsa kırmızı, huzur, iletişim ise mavi veya tükenmişlik varsa ve rahatlamak istiyorsanız daha çok beyazı tercih etmelisiniz. Bir rahatsızlığınız varsa yeşil şifa rengidir. Pembe ise sizi ciddi anlamda rahatlatan sevgiye açan bir renktir.

10- Hayattaki hedeflerinizi görselleştirin, hayal kurun. Beyniniz inandığı bir şeyi gerçekleştirmeye programlıdır. Özellikle sabah ilk uyanıldığında ve gece uyumadan hemen önceki anlar çok değerli. Sizi mutlu eden şeyleri, hayallerinizi düşünün ve zihninizde yaşayın. Sabır ve azimle birlikte bir süre sonra bunları hayatınıza çektiğinizi fark edeceksiniz.

Yazar: Selin Demiröz
Kaynak: www.medium.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

TREND