Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hayat boyu öğrenmeyi öğrenmek gerekiyor !

Mustafa İnsel, Türk Loydu’nda dönem dönem çeşitli faaliyetlerde bulunduktan sonra 2005 yılında vakıfta aktif olarak görev almaya karar vermiş. 2005 yılında yönetim kurulu üyesi seçilen İnsel, bir yıldır Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürüyor. Mustafa İnsel’le bu yeni görevi, saygın bir vakfın yönetim süreçleri ve yaşamı hakkında görüştük.

Türk Loydu Vakfı; Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Gemi Mühendisleri Odası’yla, Türkiye Sigorta Reasüranslar Şirketleri Birliği tarafından 1962 yılında kurulan, kar amacı gütmeyen bir vakıf. Üçüncü taraf denetleme ve bağımsız uygunluk değerlendirme kuruluşu. Türk Loydu’nun temel amacı sektöre teknik denetim hizmeti vererek buradan elde ettiği geliri; eğitim, Ar-Ge gibi faaliyetlere geri döndürmek. Vakıf, gemi inşaatıyla ilgili alanlarda okuyan 50 üniversite öğrencisine burs imkanı da sağlıyor. Mustafa İnsel, Türk Loydu’nda dönem dönem çeşitli faaliyetlerde bulunduktan sonra 2005 yılında vakıfta aktif olarak görev almaya karar vermiş. 2005 yılında yönetim kurulu üyesi seçilen İnsel, bir yıldır Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürüyor. Mustafa İnsel’le bu yeni görevi, saygın bir vakfın yönetim süreçleri ve yaşamı hakkında görüştük.
Gemi inşaatı ilk tercihimdi
İlk ve ortaöğrenimimi Manisa’da, liseyi İzmir’de tamamladım. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Gemi İnşaat Deniz Bilimleri Fakültesi’ni ilk tercihle kazandım. Mezun olduğum yıl, sektörün en kötü olduğu dönemlere denk geldi. Tersanelerin Haliç’ten çıkıp Tuzla’ya taşındığı 1980’ler… Gemi inşaatı eğitimini o dönemde yalnız İTÜ veriyordu ve öğretim üyesine ihtiyaç vardı. Eğitimimi tamamladıktan sonra üniversitede kalmak cazip geldi. Öğretim üyesi yetiştirmek için Milli Eğitim Bakanlığı’nın burs sınavlarını kazanarak İngiltere’ye Southampton Üniversitesi’ne doktora yapmaya gittim. Southampton, aynı zamanda gemicilik alanında İngiltere’nin en başarılı limanlarından. Titanik gibi büyük gemilerin yolculuğa ayrıldığı, yat inşaasında da gelişmiş bir liman. 1990 yılında doktora eğitimimi tamamlayarak döndüm ve 18 yıldır İTÜ’de Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. 2005 yılından beri Türk Loydu Yönetim Kurulu’ndayım, bir yıldır da Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yönetiyorum.
Temel görev bilgi transferini sağlamak
Vakıf faaliyetleri vakıf çatısı altında, ticari faaliyetlerimizi ise iktisadi işletme adını verdiğimiz gelir getirici denetim faaliyetleri anlamında yerine getiriyoruz. Temel görevlerimiz; sektörün gelişmesi için teknik bilgi transferini sağlamak. Gemilerde can ve mal güvenliği artırmak; herhangi bir denizde geminin batmamasını, kırılmamasını sağlamaya çalışıyoruz. Bunu sağlamak için üniversitelerle koordineli bir şekilde sektöre yönelik kurallarımızı geliştiriyoruz. Böylelikle üniversitelere de Ar-Ge faaliyeti sağlamış oluyoruz. Bunun dışında üniversite öğrencilerini pratik inovasyon yeteneğini artıracak projeleri destekliyoruz. Üniversitelerinden destek yazısı alan öğrencileri katılmak istedikleri projeleri bildiriyorlar biz de projeleri yönetim kurulumuza sunuyoruz. Desteklenmeye değer projeleri de destekliyoruz. Görevimiz, eğitim yoluyla yeni kuşakların yetişmesini sağlamak. Sadece gemiyle de sınırlı kalmıyoruz. Çok ciddi bir kara endüstrisi kurulumuz da var, karada güvenliği ilgilendiren konularla da Türk Loydu ilgileniyor. Örneğin; kıyı tesislerinin çevreyi kirletmemeleri için tanklarının kontrolü, ömürlerinin tayini değerlendirilmesi, Bakü Ceyhan Petrol Boru hattının tüm boru kontrolleri gibi birçok faaliyeti yerine getiriyoruz.
Türk mühendisler Avrupa’da kendini gösterecek
Öncelikli hedeflerimiz kısa vadede Türkiye’deki tanınırlığımızı, Türkiye’de hizmet verdiğimiz gibi orta vadede yurtdışında faaliyetlerimizi arttırmak. Gemi endüstrisi uluslararası bir endüstri olduğu için sadece tek ülkeyle bunu sınırlamak mümkün değil. Bizim gibi hizmet veren kuruluşlar uluslararası çalışmak zorunda. Kariyer planlaması açısından düşündüğünüzde bu da önemli bir aşama. Türk mühendisinin tüm dünyada kendisini gösterebilmesine daha fazla olanak sağlamış olacağız. Avrupa’da bize benzeyen kuruluşların, kuruluş tarihleri 1820’lerden başlıyor. Bu kuruluşların yaklaşık 100-150 yıl gerisinden geliyoruz. 50 yıla varmayan tarihimizle rağmen ciddi başarılar elde ettiğimizi düşünüyoruz. Başarılamaz denen birçok şeyi de başardık. “Bir ilki başardık” sloganını da bu yüzden benimsedik.
Eğitim binamız yakında hizmette
Üniversite öğrencilerine burslar veriyoruz, üniversiteler bize ihtiyacı olan öğrencileri bildiriyor veya mühendisler odaları aracılığıyla öğrenciler bize kendileri ulaşıyor. Bunun yanı sıra üniversiteden mezun olacak veya yeni mezun gençlerimizi alarak kendi çalışanlarımızın yanında işin pratiğini, işleyişini öğretiyoruz. Gemilere giderek denetimlere katılarak işi öğrenmelerini sağlıyoruz. Öğretim üyesi olarak da söyleyebiliyorum ki üniversitenin her şeyi öğretmesi, vermesi mümkün değil. Pratik bilgi ve görgü lazım. Bu çerçevede verdiğimiz eğitim gerçekten önemli. Hizmet ve eğitim binamızı inşa ediyoruz. Sektördeki eğitim ihtiyacını karşılayabilmek için içinde aynı anda 200-250 kişiye ders verilebilecek derslikleri olan, bir tesis olacak. Sektörün ara elemanlarına ve yeni mezun mühendislerine eğitim verecek bir tesis olacak.
Gündem ve yenilikler sürekli takip edilmeli
Başarı için en önemli unsur kendinizi geliştirici faaliyetlerde bulunmak. Üniversitede öğrenilenler bir yere kadar, hayat boyu öğrenmeyi öğrenmek gerekiyor. Gündemi yakalayabilmek için sektörel dergi ve makaleleri takip etmek gerekiyor. Konferanslar ve kurslar tüm dünyada büyük önem kazanmaya başladı. Her gün birçok dünyanın çeşitli yerlerinden davetler geliyor, seçmekte ve yetişmekte zorlanıyorsunuz. Üretim ve dizayn teknolojileriyle gemilerin uymaları gereken kurallar da hızla değişiyor. Bu sebeplerden dolayı gündem ve yenilikler yakından takip edilmeli. Başarı için bilgi tazelemek ve bunları yorumlayacak bir alt yapıya sahip olmak gerekiyor. Altyapı sağlam değilse bunları okumak ve yorumlamak da zor.
Üniversitelerde üretilen bilgiler sektöre fayda sağlamalı
Akademik kariyer yaparken sektörden de kopmamak gerekiyor. Meslek hayatım boyunca hem sektörde hem de üniversitede olmaya çalıştım. Üniversitelerin iki görevi var; biri eğitim diğeri bilgi üretmek. Eğitim konusu çok net ancak bilgi üretilen bilgi sektöre dönmüyorsa sadece kitaplarda kalıyorsa bence bu ciddi anlamda bir kaynak israfı. Üniversitelerin, sektörün içinde kalarak, ihtiyaçlarını saptayarak o konularda çözümler üretmesi gerekiyor. Amacımız böyle bir sistemi tam anlamıyla getirmek. Üniversite ve sektör arasında bir bağ yoksa üniversitelerde yapılan çalışmaların boşa gittiğini düşünüyorum.
Katılımı teşvik eden, dinleyici bir yöneticiyim
Yönetmekten çok katılımı teşvik eden bir yönetici olmaya, problemleri çözebilmek için iyi bir dinleyici olmaya çalışıyorum. Yetki ve sorumluluğun kurumun içinde dağılması gerekiyor. Aksi takdirde her şeyi yönetmeye çalışan, ne olup bittiğini bilmeyen yöneticilerle karşılaşırız diye düşünüyorum. Yöneticinin stratejik kararlar alması gerektiğini ve kurumun içindeki yönetim kademelerinin gerisini yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum.
Vizyonu olmayan çalışanlara yer yok
Çalışanlarımızın vizyonu ve kariyer planı olması gerektiğine inanıyorum. Öğrenmeye açık, çok yönlü, bilgi alan ve paylaşan çalışanları seçiyoruz. Teknik bir grubuz, üretim faaliyeti gerçekleştirmiyoruz. Bizim sermayemiz bilgi ve çalışanlarımız. Bilgili çalışanlarımızın bu bilgiyi artırmaya ve paylaşmaya açık olmaları gerekiyor. Çalışanlar bilgiyi alıp paylaşmazlarsa kurumun bilgili olması, kurum bilgisi olmadan da bu kurumun başarılı olması mümkün değil.
Tersaneler ortaçağ döneminde değil
Sektörümüz, 2003 yılından sonra kapasite ve üretim artışına gitti. Yılda 20 gemi üretirken 100 gemi üretmeye başladı. Sektör, kendi ihtiyacını zor karşılarken ihracatta 2.5-3 milyar dolarlık başarılar kazanmaya başladı. Sektördeki herkes bu başarılarla gündeme gelmeyi beklerken birden gazetelere tersanelerdeki iş kazalarıyla kapak olduk. Sektörün eksiklikleri var ancak biraz da sektöre fazla yüklenildiğini düşünüyorum. Problemler sektörün ağır iş sanayi olmasından, altyapı eksikleri ve mevzuat eksikliklerinden kaynaklanıyor. Sektörde sorunlar olduğu kesin ama sonuçta tersaneler de ortaçağ döneminde değil. Tersanelerdeki koşulları düzeltmek için sektör de çaba gösteriyor.
Katma değer yaratan özel ürünler üretilmeli
2003 yılında Türkiye’de gemi sektörü büyümeye başladığında Türkiye, ucuz olduğu için tercih ediliyordu. Artık Türkiye’deki işçilik ücretleri ucuz değil. Hatta ücretler Çin’in üç katı, Avrupa’nın da yarısı kadar. Sektöre hakim olan ülkeler Uzakdoğu ülkelerinden Çin ve Japonya. Rekabet sıkıntısını sektör, şu ana kadar özel ürünler yaratarak aştı. Ancak bu başarının devam ettirilebilmesi için yeni ve katma değeri yüksek, komplike ürünler üretmek gerekiyor. Yeni ürünler üretebilmek için de eğitim, verimlilik ve Ar-Ge’nin sektörde kalıcı bir şekilde oturtulması gerekiyor. Aksi takdirde sektörde önümüzü görmek zor.
Gemi sektöründe sıkılmak mümkün değil
İşimin en sevdiğim özelliği, bir işi hemen hemen ikinci defa bile yapmamamız. Her seferinde konu değişiyor, yenileniyor. Seri üretim yapmadığımız için her yeni gemi bizim için yeni ve farklı bir vaka oluyor. Kara tespitlerinde de aynı farklılık söz konusu. Hiç ummadığınız değişik yerlerde değişik problemler ortaya çıkıyor. Sektörde sıkılmak mümkün değil, öğrencilerime de hep bunu söylerim. Buna karşılık sektör, sürekli yeni şeyler öğrenmeyi mecbur kılıyor. İşimizin en önemli kısmı sürekli kendinizi yenilemek zorunluluğunuz. Bu hızlı iş yaşamında iş ve özel hayat dengesi çok zor dengede kalıyor. Hafta içi okul ve Türk Loydu tüm vaktimi alıyor. Ancak hafta sonlarımı aileme ve özel hayatıma zaman ayırmaya özen gösteriyorum.
KISA KISA
Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
Pek fazla boş zamanım kalmıyor. Hafta sonları çocuklarımla vakit geçirmeye çalışıyorum. Yürüyüş yapmayı, kedimle ilgilenmeyi seviyorum.
Düzenli olarak takip ettiğiniz internet siteleri hangiler?
www.virahaber.com, www.ntvmsnbc.com, www. parismou.org sitelerini düzenli olarak takip ediyorum.
En sevdiğiniz yemek?
Elbasan yemeğini çok severim. En kısa tarifiyle, üstü yoğurtlu kuzu etidir, İstanbul’da Taksim Hacı Abdullah’ta yemeyi tercih ediyorum.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND