Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hayallerinize dikkat edin! gerçek olabilir

John Kennedy ve Alan B. Shepard çok yakın iki arkadaştılar. Çocukluktan itibaren ikisinin de zirveyi zorlayan hayalleri vardı. Kennedy ABD’ye başkan olmak istiyordu, Shepard ise uzaya giden ilk ABD’li astronot. Her biri gençlik yıllarını birgün bu amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli çalışmaları yaparak geçirdiler. Ve sonuç tam hayal ettikleri gibi oldu. “Ben siyasete giriyorsam, en yükseğe çıkmak için… Birgün bu ülkeye cumhurbaşkanı olacağım” diyen bir genç vardı. Adı Nicolas Sarkozy’di. Sarkozy, şu anda Fransa Cumhurbaşkanı. Hayallerinize dikkat edin! Gerçek olabilirler.

Gençlerin üniversite için tercihlerde bulunduğu şu günlerde, kariyer planlamasının önemini ve bunun bir süreç olduğunu yansıtan bir yazı yazmanın yerinde olacağını düşündüm.

Bu nedenle yazının en sonunda söyleyeceğimizi en başta söyleyebiliriz. ‘Bir şeyi hayal ederseniz, ancak başarabilirsiniz…’

Daha 8 yaşında iken Oscar’ı hayal eden, gün gelip bunu kazanan bir sanatçı ile girelim mevzuya…
İlk kez 1996’da “Sense and Sensebility”deki rolüyle Oscar’a (yardımcı kadın oyuncu) aday gösterilen Kate Winslet iki yıl sonra da “Titanic”teki rolüyle “En iyi kadın oyuncu” ödülüne aday gösterilmişti. Ardından bugüne kadar biri yardımcı olmak üzere, 3 kez kadın oyuncu dalında aday gösterilen Winslet hiç ödül kazanamamıştı.
Ama yılmadı…

2009 yılı Oscar’ının en iddialı adaylarından ‘Slumdog Millionaire’ aday olduğu 10 daldan 8’inde ödül alarak geceye damgasını vururken, 5 dalda aday olan ‘The Reader’ sâdece Kate Winslet ile ödül alabildi. Kate Winslet “En iyi kadın oyuncu” Oscar’ını kazandı.

Şeytanın bacağını 6. adaylığında kıran Winslet ödülünü elini aldıktan sonra, kariyer planlaması ile uğraşanların not defterlerine yazmaları gereken çok çarpıcı ifadeler kullandı ve şunları söyledi: “Daha önce bu ânı 8 yaşında, elimde şampuan şişesiyle banyoda duş alırken hayal etmiştim. Şimdi ise elimdeki bir şampuan şişesi değil, bir Oscar….” dedi.

Bir gün Oscar’ı kazanacağına dair inancını da, 15 kez Oscar’a aday gösterilerek bir rekoru elinde bulunduran Meryl Streep’e dönerek, “Özür dilerim, ama artık sıra bende…” sözleri ile ifade etti.
8 yaşında bir çocuk, o günden sonra girdiği her duşta eline aldığı şampuan şişesini adeta bir Oscar Ödülü gibi kavrıyor ve birgün Oscar Ödülü’nü de aynı şekilde yukarıya kaldırmanın hayalini kuruyor. Gün geliyor bunu başarıyor… Alanında önemli başarılar bunlar…

22 Şubat gecesi Oscar ödül törenini canlı yayında izlerken, Kate Winslet’in, “Daha önce bu ânı 8 yaşında, elimde şampuan şişesiyle banyoda duş alırken hayal etmiştim” sözlerini duyar duymaz, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy geldi aklıma…
O bile…

Avrupa ülkeleri arasında Türk kamuoyunda en çok tepki çeken devlet adamı kimdir diye sorsanız, herkesin cevabı büyük ihtimalle aynı olur; Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy…
Anne-babası Fransa’ya göçmen olarak gelen Nicolas Sarkozy, çok genç yaşta siyasete atılırken hedefini koydu: Birgün Fransa’ya Cumhurbaşkanı olmak…
Arkadaşlarına, “Ben siyasete giriyorsam, en yükseğe çıkmak için… Birgün bu ülkeye cumhurbaşkanı olacağım” diyordu.
Sarkozy, Jacques Chirac’ın 2002’de yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinden bir yıl sonra katıldığı bir televizyon programında, “Her sabah tıraş olurken aynanın karşısında, -oğlum birgün bu ülkeye cumhurbaşkanı olacaksın…” diye kendi kendine bağırdığını ve hep zirveyi hedeflediğini itiraf etti. Gün geldi cumhurbaşkanı oldu.
O Sarkozy ki, Paris’in banliyölerinden birinde belediye başkanı iken 1984 yılında nikahını kıydığı geline göz koymuş, “Birgün bu kadınla evleneceğim” hesapları yapmıştı. Nikahını kıydığı manken gelin Cecilia Ciganer-Albeniz ile beş yıl yasak aşk yaşayan ve ilk evliliklerinden ikişer çocukları bulunan çift, daha sonra eşlerinden boşanıp 1996’da evlendiler. Sarkozy cumhurbaşkanı olduğunda eşi Cecilia idi.
Şoförüydü bakan olup karşısına çıktı
Hayattaki süpriz olaylar bu örneklerle sınırlı değil elbet..

Yıl 1965.
Birleşmiş Milletler (BM) Protokol Şefi Sinan Korle, bir gün bağımsızlığını yeni kazanan Afrika ülkelerinden birinin dışişleri bakanını karşılamak için Kennedy Havaalanı’na gider. Bakanı arabasına alır. Bakan, Korle’ye hiç yabancı gelmez ama nereden tanıdığını çıkaramaz. Dayanamaz sorar.
Bakan, “Bay Korle, New York’ta sık sık kiraladığınız otomobilin şoförünü hatırlıyor musunuz? İşte ben o şoförüm. Ülkem bağımsızlığa kavuştuktan sonra dışişleri bakanlığı için birisini aradıklarını duydum. Başvurdum ve bakan oldum. Bunda sizi otomobilimle götürüp getirirken bana Birleşmiş Milletler konuları ve dünya sorunlarıyla ilgili verdiğiniz bilgilerin çok yararı oldu, bu sorumluluğun üstesinden gelebileceğim yönünde cesaretimi artırdı” cevabını verir.

Hayat bazen böyle süpriz denk gelişlerle de insanların kaderine yön verirse de, şansı oluşturacak zeminleri hazırlamak gerektiği gerçeği de unutulmamalıdır. Şans ancak ona uygun hazırlığı olanlara güler…
Bir başka örnek daha vererek, konunun açılımını ve asıl söylemek istediklerimizi bir sonraki yazımıza bırakalım…

1980’lerin ortalarında İstanbul Şehremini Lisesi’nde okurken, “Bir gün gelecek, dünya sinemasına yön veren kişilerden biri olacağım” dediğinde, arkadaşları da, öğretmenleri de ona alaycı bir tebessümle bakıyorlardı. Belki de bu yüzden lâkabı “hayâlperest” olarak kalmıştı.

Yıl 2004…
Şehremini Lisesi’nin hayalperest lakaplı öğrencisi Göktuğ Sarıöz, Hollywood’un gözde şirketlerinden Miramax’ın bir numaralı kreatif yönetmeni ve Quentin Tarantino’nun son filmi Kill Bill’in tanıtım organizasyonunun teslim edildiği bir avuç sanatçıdan biri oldu. Hayalleri gerçek olmuştu.

Kennedy 20 Ocak 1961’de ABD Başkanı olarak yemin etti. Yakın arkadaşı Alan B. Shepard ise bu tarihten sadece 105 gün sonra, yani 5 Mayıs 1961’de Rus astronot Gagarin’den sonra uzaya giden ilk astronot oldu. İkisinin de hayalleri gerçek oldu. Başkan Kennedy yakın arkadaşı astronot Shepard’ı Beyaz Saray’da ağırladı ve ulusal kahraman ilan etti. İkisi de gerçeğe dönüşen hayallerinin doruklarındaydı.

John Kennedy ve Alan B. Shepard çok yakın iki arkadaştılar. Çocukluktan itibaren ikisinin de zirveyi zorlayan hayalleri vardı. Kennedy ABD’ye başkan olmak istiyordu, Shepard ise uzaya giden ilk ABD’li astronot. Her biri gençlik yıllarını birgün bu amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli çalışmaları yaparak geçirdiler.

İdealler, hayallerin disipline edilmiş ve makul bir çerçeveye oturtulmuş halidir.

Başka bir örnek verelim.
Adı Melis…
Henüz 10 yaşında.
Daha 2-3 yaşında iken de yetişkin insanlar gibi konuşur, dinleyenler bilmiş tavırlarını gıpta ile izlerdi. Kendisini 7-8 yıldır görmemiştim…
Eşimin halasının torunu olan bu küçük hanımefendi ile yıllar sonra geçtiğimiz günlerde yeniden karşılaştığımızda kendisine, ‘en çok hangi yaşta olmayı merak ediyorsun’ diye sordum.

Ben sadece bir yaş söylemesini beklerken, “18, 23 ve 27 yaşlarımı çok merak ediyorum” dedi. “Hayrola, bu yaşların özelliği ne?” dedim.

‘Genç kız olmak nasıl birşey onu merak ediyorum. 18 yaşımı bu açıdan önemsiyorum’ dedi. ‘Ya diğerleri’ dedim. ‘22 yaşında üniversiteyi bitireceğim, çok gecikmeksizin 23 yaşında evlenmeyi düşünüyorum’ dedi. ‘Ya 27’ dedim. ’27 yaşında ilk çocuğumu doğurmayı düşünüyorum. Annelik nasıl bir duygudur, onu da merak ediyorum…’ dedi. Kendisini tebrik ettim.

Planlı yaşayanlara bayılırım. Şirketlerin bile geleceğe yönelik plan ve vizyonları varken, hayatı rastgele yaşayan, yarınlara dair tahayyülleri ve hedefleri olmayan insanlardan hazzetmem. İnsan ilişkileri sinerji oluşturan bir mahiyet arz ettiğinden, çevre seçimi erken yaşlardan itibaren çok önemlidir. İnsanın kimlerle arkadaş olduğu ile nereye varmak istediği arasında bağlantı vardır. Yukarıda yer verdiğimiz John Kennedy ile Alan B. Shepard örneği bu açıdan önemlidir.
Sözün özü, bir amacı olmalı insanın…
Herkesin bir yıldızı vardır…

Amerika Birleşik Devletleri’nde Alman kökenli ilk Senatör olan Amerikalı asker ve siyasetçilerden Carl Schutz, “İdeal denen şey yıldıza benzer. Onlara hiçbir zaman ulaşamayız ama, tıpkı denizcilere olduğu gibi, bize de yolumuzu gösteren odur” derken, Fransız rönesans yazarlarından Montaigne’de, “Amacı olmayan gemiye hiçbir rüzgardan fayda gelmez” der.

Biz rotamızı belirleyeceğiz ki, o yolculuk için ihtiyaç duyduğumuz gereksinimleri ve hangi rüzgarlardan istifade edeceğimizi ona göre şekillendireceğiz.

Tanıyanlar bilir, biraz aksiyimdir. Geçtiğimiz yıllarda işe aldığımız bir asistana, ‘bana hangi yılda master, doktora ve doçentliğini tamamlayacağını yıl yıl yazarak vereceksin, evleneceğin tarihi de sadece yıl değil ay olarak not düşeceksin. Planındaki ilk hedef tutmadığında işten atarım” dedim. Şu ana kadar hedeflerinde aksama olmadı. Zor şeyler değil bunlar. Yeterki bir amaç, ona uygun da bir çalışma temposu olsun.

Kimi zaman ulaşamamış olsak bile, hayallerimiz bize varmak istediğimiz yol konusunda ipucu verirler. Amerikalı yazar William Feather, “Bir şeyi başarmak için ona kesin karar vermekten başka başarıya ulaştırıcı bir yol bilmiyorum” der.

Nitekim vizyonu büyük insanların başarı potansiyellerinin de büyük olduğu görülmüştür. Hedef sahibi öğrencilerin hayatta daha başarılı oldukları tespit edilmiştir.

1953 yılında dünyaca ünlü Amerikan Yale Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada öğrencilere amaçlarını yazmaları istenmiştir. Bu öğrencilerden sadece % 3’ü amaçlarını net olarak yazabilirken, % 97’sinin net bir hedefinin olmadığı anlaşılmıştır.

Aradan 20 yıl geçtikten sonra, her biri yetişkin bir birey haline gelmiş olan aynı insanlar üzerinde yapılan araştırmada, 20 yıl önce hedeflerini yazabilen % 3’lük kesimin hayatlarında daha başarılı oldukları ve çoğunun hedeflerine ulaştıkları görülmüştür.

Harvard Üniversitesi tarafından 2000 yılında Amerikan gençliği üzerinde yapılan bir araştırmada, gençlerin sadece % 23’ünün hayatta bir amacının olduğunu söylediği, buna karşılık % 77’sinin ise hayatı ve boş ve anlamsız buldukları görülmüştür.

J. Ginder, “Her insan başarı için gerekli iç kaynaklara sahiptir” der. Önemli olan bu iç kaynakları harekete geçirecek bir motivasyon süreci yaratabilmek ve zorlukları yenme, gerekli girişimlerde bulunulduğunda başarıya ulaşmanın mümkün olduğu konusunda bir inanç taşımaktır. Kısacası sözlü ve filli dua birlikte yapılmalıdır.

“Geleceğin Meslekleri” kitabımın 2001 yılında okuyucularla buluşmasından sonra çok sayıda email almıştım. Bu emailler arasında beni en çok etkileyen, lise 1. sınıfı yeni bitirdiğini söyleyen Emrah Gültekin isimli öğrencinin mesajı olmuştu. Öğrenci mesajında; “Lise 1. sınıfı yeni bitirdiğini, önünde daha 2 yıl lise, belki hazırlığı dahil 5 yıllık bir üniversite, ardından da 1,5 – 2 yıl askerlik olmak üzere yaklaşık 9-10 sene olduğunu, bugün için popüler olan kimi mesleklerin 10 sene belki de önemini kaybedeceğini, bu yüzden hayata atılacağı 10 yıl sonrası için kendisine ne tür meslekler önerebileceğimi” soruyordu.
Emrah Gültekin’den aldığım bu mesajı birçok eğitimci ile paylaştığım gibi, Türkiye’nin yakından tanıdığı bir çok isme ve devlet erkanına gönderdim ve bu örneğin yeni neslin potansiyeli ve perspektifi konusuna iyi bir örnek olduğunu belirttim.
Gençlere geleceklerini planlamalarını öneriyorum.
Siz size düşeni yapın da, sizin dışınızdaki faktörlerin oluşturduğu güçlükleri karşılamak için bir direnciniz olsun.
Üniversite tercihlerinde son haftaya giriyoruz. Yeri geldikçe konuya devam edeceğiz. Herşey gönlünüzce olsun.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND