Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Hayal ederek başarıya ulaştı

İlkokula giderken matbaada çalışmaya başladı. Küçük dünyasına sığmayan büüyük hayalleri vardı. Türkiye’de bloknot yokken o atık kağıtlardan not defterleri yaptı. Girişimciliğin şifresini erken çözerek 12 yaşında ustasından bile çok kazanır hale geldi. Girişimciliğin Türkiye’ye ıslak mendili ilk getiren de o oldu. İşte Uni markasının kurucusu Ataman Özbay’ın başarı öyküsü…

Uni markasıyla ihracat yaptığı 52 ülkeden 8’inde pazar lideri olan Ataman İlaç’ın kurucusu Ataman Özbay başarısının sırrını hayal etmeye borçlu. Çalışmaya 7 yaşında başlayan Özbay bugün 67 yaşında. Ve hala sabahları 4’te uyanıp yapacaklarını kafasında canlandırıyor.

Ataman İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Özbay yaptığı işleri heyecanla anlatıyor. İlkokula giderken matbaada çalışmaya başlamış. İlk girişimciliğini de o yıllarda göstermiş. Artık kağıtlardan defter yapıp esnafa satmış. İşler öyle gitmiş ki ustasından daha fazla kazanmaya başlamış. O yılları şöyle anlatıyor…

Sene 1953. Matbaada işler kesilir, bu işlerden artık kağıtlar kalırdı. Onları ben alıp zımbayla, elle dikip delikler açtım. Defter haline getirdim, üstüne kap geçirdim, çiviyle diktim. O zamanlarda bütün lokantalar gazete kağıdının üzerine hesap yapardı. Defter, bloknot yoktu. Türkiye’de ilk bloknotu ben icat ettim.Türkiye’de lokantalara satmaya başladım. Matbaada haftada 10 TL alıyorsam o defterden 100 TL kazanmaya başladım. Matbaada giyotin denilen bıçak vardır. O bıçağı İstanbul’a getirip götürürken gördüm ki artık, kâğıt dükkânı var. Cağaloğlu’ndan aldım kâğıtları, İzmit’e matbaaya… Bloknot işi büyüdü, yanımda eleman çalıştırmaya başladım.

Kaç yaşındaydınız?
11, 12 yaşındaydım ondan sonra iyi bir tüccar oldum. Bu sefer Adapazarı, Gölcük, Pendik… Oralarda bloknot satmaya başladım. Ustamdan daha çok para kazanıyordum.

Eczacılık yapmaya nasıl karar verdiniz?
Ailemde herkes matbaacı, gazeteci. Ben gazeteci olacağım diye bakıyordum kendime, doktor bir ağabeyimiz vardı. O dedi ki ‘eczacılıkta çok iyi para var. Ben doktorum, muayenehanede duruyorum para kazanıyorum ama eczacı işe gelmeden de para kazanıyor’ dedi. O zaman eczacılık iyi dedim. Lise talebesiyim ama üniversitede okuyacak param da yoktu. Bir gün Matematik hocam bana “Alime Hanım diye biri var, o seni okutacak” dedi. Nur içinde yatsın, onun sayesinde eczacılığa girdim. Şimdi fabrikanın her kapısında Alime Hanım yazıyor.

Üniversiteye param yoktu Alime Hanım okuttu
Okul bitikten sonra Alime Hanım ile görüştünüz mü?
Bana her ay parayı muntazaman verirdi Allah razı olsun, hiçbir şey hiçbir karşılık istemedi. Ben de bütün iyilikleri karşılıksız yaparım. O da bana çok büyük bir başarı getirdi.

Peki üniversite hayatınız nasıl geçti?
Üniversiteye başladım, sene 1963. Sirkeci’de bir otelin çatı katında kalmaya başladım. Fazladan harcama yapacak para yok pul yok ancak okula gidip geliyorum. Elimden geldiği kadar geçinmek için para biriktirdim. Bir gömlek almak için 30 gün para biriktirirdim, 30 gün içinde gömlek satılmazsa alırdım. Şimdiki hale bak, o zamanki hale bak. Otelde Bedri diye bir çocuk var, kulakları çınlasın. O akşam olunca oteldeki çay müşterilerine bakardı bana da avanta çay verirdi. Ondan sonra beraber menemen yapardık. 1 sene sonunda bir akşam o çok hastalandı. Kaloriferler yanmıyor. Nasıl kar dışarısı tarif edemem. O zaman otelde kalorifer olduğu için otelde az battaniye var. Bedri de tir tir titriyor eli ayağı tutmuyor. Ben bu sefer söylemesi ayıp bütün üstümü çıkarttım bir don bir fanila, kalorifer dairesine geçtim. Kalorifer kömürlü, üstüm başım simsiyah oldu. Neyse kaloriferler yanmaya başladı. Odama çıktım, geceleyin saat 2’de kapı çaldı, bir baktım patronun oğlu. “Ne bu vaziyet” dedi, bağırdı. Ben olan biteni anlatınca “bu otelde bundan böyle bedava kalacaksın, artık kardeşimsin” dedi. Bu olay benim hayatımın yüzde 60’ını değiştirdi.

Nasıl değiştirdi?
Otel sahiplerinin Adalar’da evleri vardı. İstanbul’un sosyetesiydiler. Yemekleri olurdu, beni alırlardı evlatları gibi yemeğe götürürlerdi. Bıçakla yumurta yemeyi onlardan öğrendim. Sosyal çevre yaptılar bana.

Gazete satıp kekemeliğimi yendim
İş hayatına başlarken sıkıntı çektiniz mi?
Benim ilk iş hayatım başladığında kekemeydim, bayağı kekemeydim. Okulda çok sıkıntı çektim. Kekemeliğimi yenmek için gazete satıcılığı yaptım, lise sona kadar. Hiç utanmadım, çekinmedim. Bu bana büyük bir mücadele gücü verdi. O kekemeliği yendim.

Üniversiteden sonra ne yaptınız?
Eczane açtım. Eczanemde çocukları tavlamak için Tahtakale’den balon alıp üzerlerine lastik mühür ile işte geçmiş olsun, iyi günler filan yazdım. Sonra ikinci eczaneyi açtım. Sabah 4’te kalkardık hanımla, bir otobüsü ilaç doldururduk, beraber İstanbul’a gelirdik çünkü az yolcu vardı. Durmadım, matbaacılığı biliyorum ya matbaa açtım gazete çıkardım, günlük. O işten çok para kazandım.

HER ŞEYİ SATIP İSTANBUL’A TAŞINDIK
Hayattaki bir ezikliğim de kekeme olduğum için lisanımın olmamasıydı. Çocuklarım lisanla yetişsin diye 1 ay içersinde karar verdik hanımla İstanbul’a gelmeye. Fabrikamı, matbaamı, ezcaneyi, her şeyimi sattım. Hayrabolu’dan İstanbul’a geldim. Sirkeci’de eczane açtım. Ondan sonra boş duracak halim yoktu. Hemen bir işe başlamam lazımdı, toptancılığa başladım. Türkiye’de ilk defa peşin paralı alışveriş yapan ıtriyat deposu açtım. Türkiye’nin en büyük ıtriyat deposu oldu 200 kişi çalışıyordu. 4 yıl bu işi yaptım. Bütün Türkiye’deki toptancılar muhitini tanırım. Eczacıbaşı’nın yemeği olurdu tatile götürürlerdi. Toptancıları tanımam, yapacağım iş için bütün Türkiye’yi tanıma imkanı verdi.

Islak mendil işi nasıl oldu?
Türkiye’de ıslak mendil hiç yoktu. Yağ fabrikası ve matbaacılıkta edindiğim tecrübemle bu işi becerdik. Eşimin de büyük katkısı oldu. Yemediğimizi, içmediğimizi, kullanmadığımızı müşteriye vermeyiz. Kendimiz inanmadığımız hiçbir şeyi müşteriye sunmayız. Bundan sonra Allah yürü ya kulum dedi. 130 çeşit ürün yapıyoruz. Her sene 4-5 tane yeni ürün çıkarıyoruz.

Çocuklarınız sizin gibi girişimci mi?
Girişimciler ama baba olmam önlerinde bir engel, bir noktada bunu aşmaya çalışıyorum çünkü çocuklarıma büyük hürriyet veriyorum yani istedikleri serbestlikleri var.

Sizin sırrrınız ne?
Şu işi yapacağım dediğim vakit kendimi ona odaklarım, başka bir şey düşünmem. Bir de sevgi ve saygı, ailemden çok sevgi gördüm, özellikle annemden. Nur içinde yatsın o sevgi ve saygı bana çok şey kazandırdı. İşime de çok sevgi gösteririm.

SERVETİMİ DÖKÜP EN İYİ FABRİKAYI KURACAĞIM
İş hayatında hiç hatanız oldu mu?
Fabrika açtım ortak, hayatımın en büyük hatasını yaptım. Nedeni ise benim girişimcilik ruhum benim ilerleme gücüm onlarda yoktu. Onlar toprak ağası gibi para kazanalım derlerdi bir de insan kıymeti bilmezlerdi. Ben çalıştığım insana ortağım gibi değil kendi evladım gibi davranırım, onların iyi gününde kötü gününde hep yanlarındayımdır. 20 senelik en aşağı 10-15 kişi var.
Peki yeni hedefler?

Şimdi fabrikayı taşıyorum. Dünyanın en iyi ıslak mendil fabrikasını yapacağım. Servetimi dökeceğim ama dünyanın en iyi ıslak mendil fabrikasını yapacağım, Allah kısmet ederse. Bir hayalim de otel açmak.

HEYECAN YOKSA İŞ OLMAZ
Şimdi hayal ettiğiniz yerde misiniz?
Daha yapacak çok işimiz var. Hayal olmazsa insanda hiçbir şey olmaz. Bugün 67 yaşındayım. Fabrikaya gideceğim için heyecan duyuyorum. Heyecan olmayınca o insandan hiçbir şey olmaz. Ben geceleyin 4’ten sonra uyumam, sabah işe gidene kadar hayal kurarım. Başarımın sırrı yapacaklarımı kafamda canlandırmak. Bir de muhakeme yaparım. Akşam eve gidince, bugün ne yaptım ne faydam oldu, ne zararım oldu, düşünürüm.

Gençlere ne tavsiyeniz var mı ?
Girdikleri işte sabırlı olmaları, hayattı ve insanları sevmeleri benim prensibim budur. İşini çok seveceksin sevmeyeceksen yapmayacaksın. Sevdiğin işi yapacaksın, benim çocuklarım yanımda çalışıyorlar bu işi severek yapıyorlar. Sevmiyorlarsa vallahi yapmasınlar.

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Spor Dünyasından Resimli Şampiyon Sözleri

spor dünyası sözleri, şampiyonluk, şampiyon sözleri mümin sekman, şampiyon sözleri kitap, şampiyon sözleri, şampiyon

Şampiyon Sözleri Mümin Sekman tarafından yazıldı. Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesinin bulunduğu Şampiyon Sözleri kitabından sizler için en güzel ve motivasyon sağlayıcı sözleri seçtik.

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

ŞAMPİYON SÖZLERİ ARKA KAPAK YAZISI

Zorlu Zamanlarda Motivasyonu Arttıran Fikirler!..

SPOR DÜNYASINDA BAŞARILI OLMAK

Pes etmeyi bir kez öğrendin mi alışkanlığa dönüşür.

Vince Lombardi

Kan, ter ve saygı. İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın.

Dwayne Johnson

Yapmadığın atışları asla sayıya çeviremezsin.

Larry Bird

Zayıf olana herkes acır, “kıskanılmak” ise çabayla kazanılır.

Arnold Schwarzenegger

Olduğun yerden başla. Elindekini kullan. Yapabildiğini yap.

Arthur Ashe

Bir olimpiyat şampiyonu, size birebir başarı koçluğu yapsa ne kazanırdınız? 

Lazer gibi odak, çelikten bir irade ve ateşli motivasyon! 

Dünya şampiyonlarının hayat ve sporda başarı üzerine 1250 tavsiyesi bu kitapta. Şampiyonlar şöhret, servet, kudret, marifet, zafer ve hezimet üzerine hayat dersleri veriyor. Hayatın zorlu “unvan maçları”na çıkarken, mücadele gücünüzü artıracaklar. 

Bu kitap şampiyon sporcular kadar, işinin şampiyonu olanlar için. Hayatın olimpik mücadelesinde yarışan CEO’lar, TUS adayı doktorlar, genç girişimciler veya üniversite adayları “zorlu zamanlarda güçlendiren fikirler” bulacak.

“Yetenek yoksulun servetidir,” der John Wooden. Yeteneği şöhrete, şöhreti servete, serveti kudrete, kudreti de daha büyük başarıya çevirmenin sistemini keşfedeceksiniz. 

Şampiyonluk bir zihin durumudur. Kazanmak için oynamak bir dünya görüşüdür. İnsan kendi hayatının şampiyonu olabilir. İçinde ve işinde “şampiyon zihniyeti inşa etmek” isteyenlere en kapsamlı kaynak…

Kitapta Muhammed Ali’den Pele’ye, Tiger Woods’tan Michael Jordan’a, Katarina Witt’ten Bruce Lee’ye, Roger Federer’den Ronaldo’ya alanın en iyileri kişisel sırlarını ve profesyonel sistemlerini anlatıyor. Çoğu kazanma taktiği Türkçeye ilk kez çevrildi. Türkiye’nin “başarı yazarı” Mümin Sekman da efsanelerin başarı sistemini analiz etti.

Hayatı bir şampiyon gibi yaşamak isteyenler ve şampiyonluktan başka bir hayat düşünemeyenler için… Daha ileriye, daha yükseğe, daha güçlü ve daha hızlı!

Okumaya devam et

MAKALE

Evlat edinilen çocuklar ve güvenli bağlanma süreci

yakın ilişkiler, evlat edinme, evlat edinilen çocuklar, çocuk, bağlanma

Evlat edinilen çocuklar, diğer çocukların uğraşmak zorunda kalmayacağı deneyimler yaşıyorlar. Bu deneyimler, evlat edinilen çocuklarda kaygı veren davranışlara yol açabilir. Peki, bu durumu nasıl baş edebiliriz? İşte yanıtı…

Evlat Edinilen Çocuklarda Bağlanma

Bağlanma teorisini ortaya atan John Bowlby’e göre bir çocuğun birine bağlanması; korktuğu, yorgun ya da hasta olduğu durumlarda özel olarak o kişinin yakınında ve o kişiyle iletişim içinde olmak istemesi anlamına geliyor1. Çocukların bağlanma stilleri güvenli, güvensiz (kaygılı veya kaçınmacı) ve düzensiz-güvensiz olmak üzere üçe ayrılıyor1. Ebeveynlerine güvenli bağlanan çocuklar, hem etraflarındaki dünya üzerinde bir etkileri olduğuna dair kendilerine hem de kişilerarası ilişkilerinde ebeveynlerine güveniyorlar1. Bu sayede problem çözme yeteneklerine daha fazla güvenen çocuklar, daha özgür bir biçimde dünyayı keşfedebiliyorlar1. Buna karşılık güvensiz bağlanan çocuklar gelişimleri boyunca bu keşif süreçlerini güvenle gerçekleştiremedikleri için daha fazla sorun yaşayabiliyorlar. Özellikle düzensiz-güvensiz bağlanan çocuklarda davranış bozuklukları ve psikopatoloji görülme olasılığı daha yüksek oluyor1.

Yapılan araştırmalarda evlatlık çocuklarda daha sık güvensiz ve düzensiz-güvensiz bağlanma stilleri, ideal olmayan çocuk-ebeveyn ilişkileri, tepkisel bağlanma bozukluğu ve rastgele arkadaşlık davranışları olduğu görülüyor1, 3, 4, 5. Evlat edinilmiş çocukların arasında güvensiz-düzensiz bağlananların fazla olmasına aslında bu grupta yetimhanede yetişmiş çocukların sayısının daha çok olması sebep oluyor. Çünkü yetimhanelerden çıkmış evlatlık çocuklar, çok küçük yaşta biyolojik ebeveynlerinden ve yetimhanede karşılaştıkları bakıcılardan sürekli ve sık sık ayrılmak zorunda kalıyorlar1, 4. Temel ebeveyn bakımından yoksun kalmanın getirdiği stres, çocukların beyinlerinin stresle baş etmeyi sağlayan bölümünün diğer çocuklarınkine göre daha farklı çalışmasına ve strese uygun tepki verilmesini sağlayan kortizol hormonunun daha az salgılanmasına sebep oluyor8. Bu işlevsel farklılıklar, çocuklarda zihinsel hastalıklar görülmesine ya da strese yeterince uygun tepki veremedikleri için gençliklerinde daha riskli davranışlar sergilemelerine yol açabiliyor8.

Yetimhaneden çıkıp evlat edinilen çocuklarda yeni ebeveynlerle bağlanmanın oluşabilmesi ve çocukların işlevselliklerinde buna bağlı olumlu gelişmeler görülebilmesi için çocuk ile ebeveyn arasındaki ilişkinin çocuğun önceki bakıcılarıyla olan ilişkisinden farklı olarak stabil, tutarlı ve kaliteli olması gerekiyor. Yapılan bir araştırmada hayatlarının ilk yıllarını yetimhanede sık sık bakıcı değiştirerek geçirmiş çocukların -en uzunu dokuz ayda olmak üzere- %40’ının ilk 3 ay içinde yeni ebeveynlerine bağlandıkları görülüyor5. Ancak çocuklarda bu şekilde bağlanma davranışlarının gözlenmesi, bağlanma stillerinin kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Romanya’daki yetimhanelerde yetiştikten sonra evlat edinilmiş çocuklarla yapılan bir araştırmada, Kanadalı çocuklar ve dört aylıktan önce evlat edinilmiş çocuklara kıyasla araştırılan grubun belirgin bir kısmının yeni ebeveynlerine daha güvensiz bağlandıkları ortaya çıkıyor6. Bu durum elbette çocukların evlat edinilmeden önce karşılaştıkları, bakıcılar tarafından ihmal edilmek gibi kötü deneyimlere oldukça bağlı.

Yetimhanedeki koşullardan ötürü güvensiz bağlanmaya yatkın olan bu çocukların yeni ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurmaları zor görünüyor ancak imkansız değil. Bowlby’ye göre çocukların hayatlarındaki ilk beş yılda karşı karşıya kaldıkları ebeveynlik davranışlarının hassasiyetindeki değişimler, çocukların bağlanma stillerinde ve dünyaya bakış açılarında iyi yönde bir değişim sağlayabiliyor4. Yapılan araştırmalarda bir yaşından önce evlat edinilen çocukların biyolojik ebeveynleriyle yetişen çocuklarla aralarında bağlanma stilleri açısından kayda değer bir fark olmadığı görülüyor4, 6. Genel olarak, evlat edinilme yaşı ile bağlanma stilinin iyi yönde değişmesinin zorluk seviyesinin paralel gittiği düşünülüyor2. Bu duruma sebep olarak bir yaşından küçük çocukların yetimhanelerin kötü şartlarına uzun süre maruz kalmadan ve henüz bağlanma sistemleri gelişmekteyken yeni ebeveynleri tarafından bakım görmeye başlamaları görülüyor6. Ancak aynı paralellik düzensiz-güvensiz bağlanma stiliyle evlat edinilme yaşı arasında bulunmuyor, yaştan bağımsız olarak düzensiz-güvensiz bağlanma stili genellikle yoğun bir şekilde kötü muameleye maruz kalma sonucu oluştuğu için değişmesi de daha zor oluyor4.

Bu istisna göz ardı edildiğinde, evlatlık edinilen çocukların, biyolojik ebeveynleri tarafından yetiştirilen çocuklar gibi bağlanma stillerinin onları evlat edinen anneleriyle oldukça benzer olduğu görülüyor7. Yapılan uzun soluklu bir çalışma da erken ve orta çocukluk dönemlerinde annelerin çocuklarına gösterdiği hassas davranışların çocukların erken yetişkinliklerindeki bağlanma algıları üzerinde olumlu etkisi olduğunu ortaya koyuyor3. Bunun yanı sıra aslında ebeveynlerden en az birinin bile güvenli bir dünya görüşüne (state of mind) sahip olması, çocukların evlat edinilmeden önce yaşadığı travma ve mahrum kalmışlığa karşı koruma görevi görebiliyor7. Yani her ne kadar bağlanma stillerinin güvenliye dönmesi zor gibi görünse de geç evlat edinilen çocukların bile kurumların bakımı altından çıkıp sabit, korumacı ve ilgi gösteren bir aile tarafından bakım görmeleri sosyal ilişkilerinden bilişsel kapasitelerine ve zihinsel sağlıklarına kadar hayatlarının birçok alanındaki gelişimlerinde olumlu etkiler yaratıyor.

Yazan: Rengim Lal Kılavuz
Düzenleyen: Dr. Gizem Sürenkök
Kaynak: www.yakiniliskiler.com

Okumaya devam et

MAKALE

Müşteri memnuniyeti için öneriler

satın alma deneyimi, satın alma, pazarlama, müşteri, marka

Markalar müşterilerine iyi bir satın alma deneyimi yaşatmayı hedefler. Fakat maalesef bu konuda başarılı olan pek az şirket var. Peki, bu durum tam tersine nasıl çevrilir? İşte yanıtı…

İyi Müşteri Deneyimi Yaşatmak Neden Çok Zor?

İnsanın bir markayla ilişkisi sadece o ürünü kullandığı zaman yaşadıklarından ibaret değildir. Bilgi edinmek için internetten yaptığı araştırmalarla başlayan süreç; çağrı merkezi görevlileriyle konuşmalar, satın alma sırasında satıcıların tavırları ve satın alma yolculuğu sonunda yaşadıklarının toplamından oluşan bir marka deneyimidir.

Kısacası müşteri ve marka arasındaki ilişki bu “gerçeklik anlarında” yaşanan tüm adımları içerir.

Rekabetin gerisinde kalmamak için şirketlerin bu gerçeklik anlarının her birini incelemesi ve satın alma yolculuğunun her aşamasını müşteri için kolaylaştırması gerekir. Bunun için insanların motivasyonlarını, yapmak istediklerini anlayıp sonra da markayla ilişkiye girdiklerinde yaşadıkları zorlukları giderecek çözümler üretmesi lazımdır.

Bugün -maalesef- büyük şirketlerin birincil sorunu müşterilerin gerçekten ne istediklerini anlayamamalarıdır. Satın alma deneyimini iyileştirmek için bir araya gelen yöneticiler, çoğu zaman empati güçlerini kaybederler. Tüketicilerin de kendileri gibi insan olduğunu unuturlar. Çamaşır makinesi üreten bir şirket yöneticisi müşteri deneyimine odaklanmak yerine satış noktalarında yaşanan şirket sorunlarına odaklanır. Oysa her marka yöneticisi, günlük hayatta bir başka markanın tüketicisidir. Özel hayatında; o da yaptığı alışverişten şikâyet eden, aldığı ürünün fiyatından yakınan, gereğinde memnun kalmadığı ürünü iade eden olağan bir müşteridir. Fakat yönetici şapkasını giyip kurumsal bir kimliğe büründüğünde düşünceleri ve davranışları değişir. Müşterilerinin çamaşır yıkamakla ilgili gerçek sorunlarını çözmek yerine sosyal projeler üretmeye, toplumsal konulara duyarlılık kisvesi altında konu dışı alanlara kafa yormaya başlar. Tüketicinin bugünkü ihtiyaçlarını çözmek yerine ilgisiz konulara öncelik verir. Kendi kişisel hedeflerine veya kendi departmanının önceliklerine odaklanır.

Benzer şekilde müşteri deneyimini iyileştirmek için uluslararası danışmanlık şirketlerine büyük projeler yaptıran şirketler bile çoğu zaman kendi tüketicilerinin (müşterilerinin) ihtiyaçlarına yalın çözümler üretmek yerine mevcut sorunları daha da karmaşıklaştırırlar.

Oysa tüketiciler markaların vaat ettiklerini hakkıyla yerine getirmesini beklerler.

Dijitalleşmeyle, bugün pazarlama disiplini bir evrim geçiriyor. Satın alacağı ürünü internetten iyice araştıran, tüketici yorumlarını didik didik okuyan yeni nesil müşteriler markaların önüne farklı taleplerle gelmekte. Bütün şirketlerin bu talepleri iyi anlamaları, analiz etmeleri ve bunlara çözüm üretmeleri şart. Aksi takdirde bugünün insanına zorla iteleyerek ürün veya hizmet satmak mümkün değil.

Son yıllarda hayatımıza giren Inbound Pazarlama, modern insanın beklentilerine karşılık veren bir felsefeyi benimser. Yaklaşımı, dijital ortamda edindiği bilgi ile güçlenen modern müşterinin (tüketicinin) yapmak istediğini anlamak ve ona yol göstermektir. Inbound Marketing felsefesi eski usul yöntemler kullanarak, ısrarla bir ürün veya hizmeti zorla satmaya çalışan pazarlama anlayışının tam tersidir.

Inbound Marketing’in hedefi, markayı insanlara itelemek yerine onları markaya çekmek ve gönüllü bir şekilde markadan alışveriş yapmalarını sağlamaktır.

Inbound Pazarlama yöntemini uygulamak isteyen yöneticilere önerilerim şunlardır:

  • Markanın odağına insanı koy. Onun ne yapmak istediğini, amacını anla. Tüketicilerini veya müşterilerini “persona”lar ile tanımlayabilir, onları segmentlere ayırabilirsin ama unutma ki her biri senin benim gibi gerçek birer insandır. Dolayısıyla markanın müşterisinin önce insan sonra tüketici olduğu hatırla.
  • İnsanlar her gün kendilerine zorla bir şeyler satmaya çalışan yapışkan satıcılardan bıktı. Bu nedenle Web sitene ya da mağazana gelen insana hemen satış yapmaya çalışma. Onun ihtiyaçlarını anlayabilmek için sorman gereken bütün soruları sor. Ona bilgi vermekte cömert ol. Kendini bir satıcı gibi değil, o insana yardım etmek için görevlendirilmiş bir yetkili gibi gör.
  • Alışveriş yapan her insanı tedirgin eden birçok konu vardır. Yanlış ürüne veya hizmete para harcamak, verdiği karardan dönememek, satın aldıktan sonra markanın ilgisiz kalacağından endişe etmek… Bunlar insanların “acı noktalarıdır”. Her sektörde insanların markalardan alışveriş yaparken karşı karşıya kaldıkları sayısız acı noktası vardır. Kendi markan için bunların hepsini listele ve bunlara çözüm üret. Bugün Amazon, insanların bütün acı noktalarını çözdüğü için dünyada 1 numara olmuştur.
  • Eğer böyle davranırsan insanlar senin markana güven duyacak ve alışveriş yapmaya gönüllü olacaklardır. Markanı kendilerine zorla satış yapmaya çalışan diğer markalardan ayrı bir yere konumlayacaklardır.
  • Satın alma yaptıktan sonra senin markanla ilişkiye devam edecekler, kendi çevrelerine markanı tavsiye edeceklerdir.
  • Bütün bunları hayata geçirmek ve insanlara iyi bir alışveriş deneyimi yaşatmak için dijital teknolojileri hakkıyla kullan.

Dijital çağda istediği bilgiyi edinebilen, önünde sayısız seçenek olan, istediği markadan alışveriş yapabilen modern insana hitap edebilmek, onu markana çekebilmek, onun aklını ve gönlünü kazanabilmek, onun senin markandan can-ı gönülden alışveriş yapmasını sağlamak için gerekli dijital dönüşümü gerçekleştir.

Bu dijital dönüşümü gerçekleştirmeyen markaların bugünün dünyasında iyi bir alışverişçi deneyimi yaşatmaları ve ayakta kalmaları mümkün değil.

Yazar: Temel Aksoy
Kaynak: www.temelaksoy.com

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Başak Koç
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Ümit Sedat Bayram, Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı Manşet, Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Harun Kılcı
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND