Sosyal Medya Hesaplarımız

MAKALE

Halkın yarısı umutsuz..!

Bu yazıda, KONDA’nın NTV için yaptığı, ‘Yerel Seçimlerde Siyasal Eğilimler Araştırması’nın bazı bulgularını vereceğim. Yaşım nedeniyle olacak, bilgilerin geleceğe taşınmasında bilgisayara henüz güvenemiyorum; bana sadece beyaz kâğıt üzerine basılan bilgiler ileriye kalabilir gibi geliyor! Bu düşünceyle, araştırmanın sahibi NTV’den izin alarak, bulguların ulaşılabilir duruma gelmelerini sağlamak istedim.

AKP yüzde 47.9’u, CHP 23.5’i yakaladı! Anketten çıkan olumsuz sonuç ise halkın yüzde 49’unun partilerden umutsuz oması

– İl Genel Meclisi bazında AKP’nin oyları yüzde 47.’9’a, CHP’ninki yüzde 23.5’e, MHP’ninki yüzde 14.3’e çıktı

– ‘Yarın genel seçim olsa’ sorusuna seçmenin yüzde 51.8’i ‘AKP’, yüzde 22.9’u da ‘CHP’ yanıtı veriyor

– Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde AKP oyları yüzde 48.9’a ,CHP oyları ise yüzde 33.1’e yükselmiş görünüyor

– Ancak seçmen umutsuz. Vatandaşların yüzde 26’sı ‘Bu sorunlar sürer gider’, yüzde 23’üyse ‘Yeni parti lazım’ diyor

İşte Tarhan Erdem’in anket yazısı:

Bu yazıda, KONDA’nın NTV için yaptığı, ‘Yerel Seçimlerde Siyasal Eğilimler Araştırması’nın bazı bulgularını vereceğim. Yaşım nedeniyle olacak, bilgilerin geleceğe taşınmasında bilgisayara henüz güvenemiyorum; bana sadece beyaz kâğıt üzerine basılan bilgiler ileriye kalabilir gibi geliyor! Bu düşünceyle, araştırmanın sahibi NTV’den izin alarak, bulguların ulaşılabilir duruma gelmelerini sağlamak istedim.

KONDA son aylarda, sadece dört (İstanbul, İzmir, Mersin ve Diyarbakır) büyükşehirde ve Türkiye genelinde siyasal eğilim araştırması yaptı. Bu dönemde araştırma sonucu soran dostumuz, müşterimizden daha fazlaydı.

Araştırmanın tanıtımı

‘Yerel Seçimlerde Siyasal Eğilimler Araştırması’nın alan çalışması, 53 ilin, 247 ilçesinde 426 mahalle ve köyde 7 bin 615 kişiyle, 14-15 Mart günlerinde hanelerinde yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilmiştir, denetimler 17 Mart’a kadar sürmüştür.

Bildiğimiz ve elimizden geldiğince araştırmanın her noktada kurallara uygun olarak gerçekleştirilmesine çalıştık. Sandık doğrulamazsa, kabahat bizdedir.

Üç gün sonra sandıklardan çıkacağını öngördüğümüz sonucun sayısal ifadesini sayfadaki tablo ve grafiklerde görmektesiniz.

Genel özellikler

Anket sonuçları, seçmenimizin soğukkanlı ve bilinçli olduğunu; olayları, siyaset adamlarının söylediklerini ve gelişmeleri doğru, tutarlı ve gerçekçi biçimde değerlendirdiğini göstermektedir.

Anket bulguları, her parti için geçerli tek ölçü vermemektedir, bu nedenle bulgular, her parti için ayrı ayrı ele alınıp değerlendirilmelidir.

Özellikle kentleşmiş, nüfusu 100 bini geçmiş yerlerde, adayların oy sonucuna etkisi bu seçimlerde biraz daha azalmıştır.

Sayılara genel bakış

Sayıların yorumuna geçmeden, tabloların genel görüntüsüne bakmak yararlı olacaktır:

Üç büyük partinin (AKP, CHP ve MHP) oyları, 2004 yerel seçimlerine göre, konumlarını değiştirmeyecek ölçüde ve ortalama olarak aynı oranda (yüzde 4.5 çevresinde) artmıştır. Bu husus değerlendirilirken, 2004 seçimlerinde SHP’nin özellikle büyükşehirlerdeki oyunun bir kısmının şimdi CHP’ye döndüğünü hatırlamalıyız.

İl Genel Meclisi seçimlerinde, iki büyük partinin (AKP ve CHP) oy oranları toplamı, 2004’teki yüzde 59.9’dan yüzde 71.4’e çıkmaktadır.

Büyük partilerdeki bu artış, diğer partilerin küçüldüğünü göstermektedir. Gerçekten, DTP ve SP (yüzde 5 çevresindeki) durumlarını korumakla birlikte, 2004 İl Genel Meclisi seçimlerinde DSP, DP, ANAP, GP ve diğer partilerin aldıkları toplam oy yüzde 20.5’tan yüzde 7’nin altına düşmektedir.

29 Mart’ta milletvekili seçimi yapılsaydı tablo ve grafikte görüldüğü gibi seçmenlerin yüzde 51.8’i Ak Parti’ye oy verecekti.

Oysa yerel yönetimler seçimleri için bu oran 2.9 ile 7.2 daha düşük çıkmıştır.

Bu fark iktidar lehine ve aleyhine iki nedenden ortaya çıkmaktadır: Ak Parti’nin lehinde sonuç veren neden, bu partinin hemen her yerde seçimlere katılmakta oluşudur. Her seçim çevresinde, seçime katılan bir partinin oyu, bazı yerlerde seçime katılmayan diğer partilere göre artmaktadır.

Buna karşın adayların beğenilmemesi, parti merkezinin belirlediği adaylara karşı örgütten rakiplerin aleyhte çalışması nedeniyle de yerel yönetim seçimlerinde milletvekili seçimine göre oy azalmaktadır. Bu farklar bundan önceki seçimlerde görülmüştür.

Küçük partilerin daha da küçülmesinin önemli siyasal sonuçlarını, gerçek sayıları göreceğimiz üç, dört gün sonra, değerlendirmeliyiz.

Grafiğe bakalım: Yaptığımız araştırmalarda deneklere, “Yarın milletvekili seçimi olsa oyunuzu kime hangi partiye verirdiniz?” sorusunu sormaktayız. Son araştırmada da, “Bu seçim genel milletvekili seçimi olsaydı” diye soru tekrarlanmıştır. 2007 seçiminden sonra yapılan araştırmaların verilerine göre hazırlanmış milletvekili seçimi eğilimlerini ‘Oy oranları çizgisi’ başlıklı grafikte topladık.

Bana göre bu grafik, siyasal durumumuzu özetlemektedir: Partilerin birbirlerine göre durumu değişmemektedir, iktidar partisi yerli yerinde oturmaktadır. Bu durumun nedenlerinden biri kutuplaşmadır.

Kutuplaşma

KONDA, 22 Temmuz seçimini izleyen aylardan beri, kutuplaşmanın arttığını haber vermektedir. ‘Kutuplaşma’, kişilerin toplumsal ve siyasal konularda, kişisel deney ve bilgisine başvurmadan, siyasal liderinin veya partisinin o günlerde söylediklerine uygun biçimde düşünmesi ve davranmasıdır.

Kutuplaşma sarmalına girmiş kişiler toplumsal konularda kendi akıllarının yönetiminde değillerdir. Sınırlı konularda her zaman belli oranda kutuplaşma her toplumda olabilir. Ancak bu çembere girenler yüzde 40-50’yi aştığı zaman toplum için tehlike başlar. Bizde kutuplaşmanın esir aldığı kişilerin oranı -farklı kabullere göre değişmekle birlikte- yüzde 70’in altında değildir. Acı olan, yetişmiş, aklı başında sayılacak kesimin, kutuplaşmanın çemberi içine sıkışmış olmasıdır.

AKP

a) AKP, her coğrafyada, farklı özellikleri ve kimlikleri bulunan gruplar da dahil bütün kesimlerden, kendi ortalamasından çok uzak olmayan oranda oy almaktadır. Bu bulgu AKP’nin, tam bir kitle partisine dönüşmüş olduğunu göstermektedir.

b) AKP, eğitim, gelir, hane halkı sayısı ve diğer göstergeler bakımından toplumun orta ve alt kesiminden, günümüzün ‘güçsüzlerinden’, başka deyişle mağdurlardan ortalamasından fazla oy almaktadır.

c) AKP’nin inanç ve geleneklere (toplumsal değerlere) bağlı politikalarından kuşku duyanlar ile bazı iktidar sahiplerinin düzey noksanlıklarından rahatsız olanlar, bu seçim öncesinde ‘AK Parti’nin oyları azalmalı’ mücadelesini kazanmak için, her çevreyle işbirliği yapmışlardır. Bu işbirliğinin tarihi ve başlıca ortağının CHP olması doğaldır. Son iki ayda ortaklar arasına Saadet Partisi’nin de girmesinin şaşırtıcı fakat etkisiz olduğu anlaşılmaktadır.

CHP

a) CHP oyu geçen milletvekili seçimleriyle ve yerel seçimlere göre özellikle büyükşehirlerde artmıştır. AKP’den kuşkulu ve rahatsızların, çaresizlik içinde verdikleri oy, bu artışı açıklayan başlıca etkendir. CHP’nin almakta olduğu oy oranının kaynağı ve artış nedenleri herhalde önümüzdeki haftaların başlıca konusu olacaktır.

b) CHP’nin çok dar ve belirgin bir alanda, eğitimli, geliri yüksek kesimlerdeki sıkışıklığı sürmektedir. Oyunun yüzde 60’dan fazlası büyükşehirlerden gelmektedir.

Bazı bulgular

a) Kürt asıllı yurttaşlarımızın birinci partisi AKP’dir. Bu gerçek Kürtlerin sonuç alacakları yerlerin çoğunda (örneğin Diyarbakır’da) DTP’yi destekledikleri gerçeğiyle çelişmemektedir. Toplamda, etnik kimliğini Kürt olarak niteleyen deneklerin yüzde 27’si DTP’ye oy verirken yüzde 35’i AKP’ye oy vermektedir. Güneydoğu ve Ortadoğu Anadolu bölgelerinde AKP oyların yüzde 40’a yakınını alacaktır.

b) Deneklere “Türkiye’nin en önemli ve en acil sorunlarını hangi parti çözer” sorusu sorulmuştur. Deneklerin yüzde 26’sı ‘Bu sorunlar sürer, gider’ derken yüzde 23’ü de ‘Yeni parti lazım’ demektedir. Yani seçmenin yarısı seçimlere gidilirken bile siyasetten umutsuzdur. Verilen cevaplarda ‘AKP çözer’ diyenler yüzde 33, ‘CHP çözer’ diyenler ise yalnızca yüzde 8’dir.

Bu bulgunun bir başka ilginç noktası, seçmenlerin oy verdikleri partiye olan güven ve inançlarını ortaya çıkarmasıdır. AKP seçmeninin yüzde 70’i oy verdiği partisinin en önemli sorunları çözebileceğine güvenerek oy verirken, bu oran CHP seçmeninde yüzde 39’dur.

CHP seçmenlerinin yüzde 33’ü, MHP seçmenlerinin yüzde 25’i, AKP seçmenlerinin yüzde 10’u “Sorunları çözebilmek için yeni parti lazımdır” demektedir.

Ekonomi etkisiz mi?

‘Oy oranları çizgisi’ grafiğini anlatırken söylediğim gibi, “Yarın milletvekili seçimi olsa?..” sorusunu değişik araştırmalarda sormuştuk. Bu çalışmalarda, 22 Temmuz sonrası AKP’nin yükseldiğini belirlemiştik. Ancak son üç dört ayda biraz düştüğünü saptamıştık. Biz dramatik olmayan bu hafif kırılmanın küresel ekonomik krize bağlı olduğunu düşünüyoruz.

Oy verenleri etkileyen en önemli etkenin ekonomi olduğu bilinmektedir. Bu araştırmada da, deneklerin ekonomi hakkında düşüncelerini ortaya koyacak sorular bulunmaktaydı. Vardığımız sonuç şudur: Toplum, sorunların farkındadır, 22 Temmuz’dan sonra ekonominin -‘işlerin’- iyiye gitmediğini görmektedir; işsizliğin arttığını, üretimin daraldığını ve yolsuzlukları bilmektedir; buna karşı AKP’nin oyunu düşürmemiştir! Niçin?
Gerçekten seçim bu sonucu verirse, -vereceğine güveniyorum- hepimiz, AKP, CHP, MHP ve diğer partilere oy vermiş -veya seçimlere katılmamış olan- bütün yurttaşlar bu soruyu cevaplamaya çalışmalıdır. Halk ne düşünüyor, nelerin değişmesini istiyoruz, neleri korumaya kararlıyız?

Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’nin kısaltmasıdır. Türkçedeki ilk kişisel gelişim ve sosyal başarı portalıdır. Yazar Mümin Sekman tarafından yayın hayatına sunulmuştur. 2000 yılında yayına başlayan site, 19 yıldır kesintisiz bir şekilde geliştirici yayınlarına devam etmektedir. Sitenin yıllık ziyaretçi sayısı 5.000.000 kişiyi aşmaktadır. İçeriği uzman bir ekip tarafından özenle hazırlanmaktadır.

Advertisement

MAKALE

Kişiliğin Değişmesinde Yaşlılık Nasıl Rol Oynuyor?

“Yaşlandıkça çok değiştin.” cümlesini duymayan yoktur. Peki bunun gerçeklik payı var mı? İnsanin kişiliği yaşlandıkça neden değişir?

Yaşlandıkça insanların karakterleri nasıl değişiyor?

Gazeteci Henry Trewhitt, gözlerini Başkan Ronald Reagan’a kararlıkla dikti ve “Sayın Başkan, birkaç haftadır düşündüğüm bir konuyu gündeme getirmek ve bunu da özellikle ulusal güvenlik açısından yapmak istiyorum” dedi.

Takvimler, 1984 yılının Ekim ayını gösteriyordu. Bir dört yıl daha başkanlık görevini sürdürmek için kampanyasına devam eden Reagan, rakibiyle canlı tartışma programında karşı karşıya gelmişti.

Birkaç hafta önce yapılan bir önceki canlı tartışmada kötü bir performans sergilemişti.

73 yaşında başkanlık için çok yaşlı olduğu kulaktan kulağa fısıldanıyordu.

Reagan, o dönem başkanlık koltuğunda oturan en yalı siyasetçiydi. Bu rekor, önce 74 yaşındaki Donald Trump tarafından, onun rekoru da 77 yaşındaki Joe Biden tarafından kırıldı.

Zor soruya zeki yanıt

Trewhitt, aslında Regan’ın stres altında çalışmaya devam edip edemeyeceğini anlamak istiyordu.

“Hiç de değil, Bay Trehwitt” diye cevapladı, Reagan gülümsemesini geri tutarak:

“Ve yaş meselesini bu kampanyanın gündemine getirmeyeceğimi ve siyasi kazanım adına rakibimin gençliğini ve deneyimsizliğini kullanmayacağımı bilmenizi isterim.”

Verdiği bu yanıt, seyircilerden kahkaha ve alkış aldı. Birkaç hafta sonra yapılan seçimlerden de ezici bir galibiyetle çıktı.

Oysa Reagan’ın yaptığı espride sandığından daha çok gerçeklik payı vardı.

Sadece deneyim değil, aynı zamanda “olgun kişilik” faktörü de Başkan’ın yanındaydı.

Gizemli bir değişim

Yaşlanmanın getirdiği fiziksel dönüşümlere hepimiz aşinayız: Cilt esnekliğini kaybeder, diş etleri çekilir, burun uzar, saçlar tuhaf yerlerde çıkmaya, başka yerlerden ise dökülmeye başlar ve hatta boy da kısalır.

Bilim insanları, yaşlanmanın etkileri üzerine onlarca yıl süren araştırmaların ardından artık daha gizemli başka bir değişikliği daha ortaya çıkardı.

Edinburgh Üniversitesi’nden psikolog René Mõttus, “Bu araştırmadan elde ettiğimiz net sonuçlara göre, hayatımız boyunca aynı insan olmayız” diyor.

Çoğumuz kişiliğimizin hayatımız boyunca nispeten aynı olduğunu düşünmek isteriz. Ancak araştırmalar durumun pek de böyle olmadığını gösteriyor.

Karakter özelliklerimiz sürekli değişiyor ve 70 ile 80’li yaşlara gelindiğinde ise insanlar önemli bir dönüşüm geçirmiş oluyor..

Kişiliklerimizin kademeli olarak değişmesinin bazı olumlu yanları da var.

Daha vicdanlı, daha hoş ve daha az nevrotik olabiliyoruz.

Makyavelist yaklaşımlar, narsisizm ve psikopatiyi içeren ve “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan kişilik özellikleri, azalma eğilime girer ve böylece suç işleme ya da madde bağımlılığı gibi zararlı davranışlara bulaşma riski de azalır.

Araştırmalar, daha fedakar ve güven duygusu yüksek bireylere dönüştüğümüzü ortaya koyuyor. Yaşla birlikte irade gücünün arttığı ve mizah anlayışının da geliştiği görülüyor.

Ayrıca, ilerleyen yaşlarda insanlar duyguları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmaya başlıyor.

Bu araştırmanın sonuçları aslında yaşlıların daha huysuz ve geçimsiz olduğu klişesinin de değişmesi gerektiğine işaret ediyor.

Daha değişken ve uysal kişilikler

Uzmanların yıllardır düşündüğünün aksine, insanların kişilik özelliklerinin çocuklukta ya da 30’lu yaşlarda sabitlenmek yerine, daha akıcı ve şekillenebilir olduğu anlaşılıyor.

Mõttus, “İnsanlar daha iyi ve sosyal olarak daha uyumlu hale geliyor. Yaşamla ilgili beklentileri ile toplumun talepleri arasında giderek daha iyi bir denge kurmaya başlıyor” diyor.

Psikologlar, yaşlandıkça meydana gelen değişim sürecini “kişilik olgunlaşması” olarak adlandırıyor.

Bu, gençlik dönemlerinde başlayan ve en azından 80’li yaşlara devam eden kademeli ve fark edilmesi güç bir değişim.

İlginç bir şekilde bu evrensel bir süre. Bu eğilim, Guatemala’dan Hindistan’a kadar tüm kültürlerde görülüyor.

Houston Üniversitesi’nde sosyal psikolog Rodica Damian, “Bu kişilik değişikliklerine değer yargıları koymak genellikle tartışmalı bir durum. Ancak bunun faydalı olduklarına dair bulgular mevcut” diyor.

Örneğin duygusal istikrarın düşük olması akıl sağlığı sorunları, yüksek ölüm oranları ve boşanma gibi olaylarla ilişkilendiriliyor.

Diğer yandan Damian, vicdanlı birinin bulaşıkları yıkamak gibi işlere yardımcı olma ya da aldatma eğiliminin düşük olmasından dolayı hayat arkadaşının daha mutlu olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor.

Kişiliklerimizin daha istikrarlı yanı

Yaşlandıkça kişiliklerimiz belirli bir yöne doğru evrilirken, aynı yaş grubundaki insanlarla kıyaslandığında belli bir istikrar olduğu da gözlemleniyor.

Örneğin, yaşlandıkça bir kişinin nevrotiklik düzeyinin azalması beklenir. Bununla birlikte 11 yaşındayken yaşıtlarına göre daha nevrotik olan bir kişi, 80 yaşına geldiğinde de yine kendi yaş grubundaki en nevrotiklerden biri olabilir.

Damian, “Özümüz belli düzeyde aynı kaldığı için yaşıtlarımızla kıyaslandığında sıralamamızda fazla bir değişim olmaması normal. Ancak kendimize göre, kişiliklerimiz kesin değil, değiştirilebilir şeyler” diyor.

Kişilik değişiklikleri nasıl gelişir?

Kişilik olgunlaşması evrensel bir olgu olduğundan bazı bilim insanları kişilik değişiminin genetik etkenlerden ya da evrimsel güçlerden kaynaklanıyor olabileceğini düşünüyor.

Diğer yandan başka uzmanlar ise kişiliklerimizin kısmen genetik unsurlar tarafından şekillendirildiğine ancak yaşamımız boyunca sosyal baskılarla dönüştürüldüğüne inanıyor.

Örneğin, California Üniversitesi’nden psikolog Wiebke Bleidorn’un araştırması, insanların evlenmek, çalışma hayatına atılmak ve yetişkin sorumluluklarına üstlenmek gibi daha hızlı büyümelerinin beklendiği toplumlarda kişiliklerinin de daha genç yaşta olgunlaşma eğiliminde olduğunu ortaya koydu.

Damian, “İnsanlar davranışlarını değiştirmeye ve zamanla daha sorumlu olmaya zorlanıyorlar. Kişiliklerimiz hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olmak için değişiyor” diyor.

Peki ama çok yaşlandığımızda neler olur?

Yaşam süremiz boyunca nasıl değiştiğimizi incelemenin iki olası yolu var.

Birincisi, farklı yaş gruplarına mensup çok sayıda insanı ele almak ve kişilikleri arasındaki farkları incelemek.

Bu yöntemin sorunlarından birisi, belirli bir dönemin kültürü tarafından şekillendirilmiş kuşak özelliklerinin yanlışlıkla yaşlandıkça meydana gelen değişimlerle karıştırmanın kolay olması.

Uzun süreli bir çalışma

Bunun ikinci yolu ise bir grup insanının hayatları boyunca büyümelerini takip etmek.

İskoçya’da böyle bir çalışma yapıldı. Mõttus, Edinburgh Üniversitesi’ndeki meslektaşları ile birlikte yıllar boyunca yüzlerce kişinin kişilik dönüşümlerini izledi.

Mõttus, “İki farklı insan grubumuz olduğu ve her ikisi de aynı ölçümlere tabi tutulduğu için, her iki stratejiyi de aynı anda kullanabildik” diyor.

Bu araştırmada iki nesil arasında ciddi farklar olduğu anlaşıldı.

Genç gruptakilerin kişilikleri genel olarak aşağı yukarı aynı kalırken, yaşlılarda ise kişilik özelliklerinin değişmeye başladığı, daha az dışa dönük oldukları ve daha huysuzlaştıkları görüldü.

Mõttus, “Bence bu mantıklı, çünkü yaşlılıkta insanların başına gelenler de hızlanmaya başlıyor” diyor ve yaş ilerledikçe sağlığın bozulduğunu, hayatlarında önemli insanları kaybetmeye başladıklarına dikkat çekiyor.

Kişiliklerimizin hayatımız boyunca değiştiğini bilmek bunları takip edebilmek için de önem taşıyor.

Damian, “İnsanlar uzun süre böyle olmadığını düşündü. Artık kişiliklerimizin uyum sağlayabildiğini görüyoruz ve bu, hayatın bize getirdiği zorluklarla başa çıkmamıza yardımcı oluyor” diyor.

Yazar: Zaria Gorvett
Kaynak: BBC Future

Okumaya devam et

MAKALE

Yeni yıl, yeni sözler ve onları gerçekleştirmenin yolları

Yeni yıl yeni sözleri, yeni hedefleri beraberinde getirir. Yılın son günü kendimize hayatımızla ilgili sözler veririz. Ama genellikle bu sözleri yerine getiremeyiz. Yeni yılın yeni sözleri nasıl gerçekleştirilir?

Yeni yıl sözlerinizi tutmanın beş yolu

Yeni yılda pek çok kişi hayatlarını değiştirecek sözler veriyor.

Daha sağlıklı yaşamak veya para biriktirmek, bir şeyi bırakmak veya yeni bir hobiye başlamak bunlardan en sık görülenleri.

Dünya hâlâ kornavirüs pandemisiyle başetmeye çalışırken yeni yıl için kendinize verdiğiniz söz ne olursa olsun, bunu gerçekleştirmek için bir şeye ihtiyacınız var: Motivasyon.

Motivasyonun da kolay gelmediğini hepimiz biliyoruz.

Scranton Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre insanların yalnızca yüzde 8’i kendilerine verdikleri yeni yıl sözlerini tutabiliyor.

Siz de bu şanslı azınlık içinde yer almak istiyorsanız, sözünüzü yıl boyu tutmanıza yardımcı olabilecek bu beş yolu dikkate alın.

1. Küçük adımlar atın

Kendinize gerçekçi hedefler koyun ve bunları adım adım yükseltin

Kendinize gerçekçi hedefler koymak başarı şansınızı artırır.

Psikoterapist Rachen Weinstein’a göre problemin bir kısmı, “Yeni yılda bambaşka bir insan olabileceğimiz” yanılgısıyla çok büyük hedefler koymaktan kaynaklanıyor.

Kendinize küçük hedefler koyarsanız, bu hedefe ulaştıktan sonra hedefi yukarı çekme imkanınız da olur.

Örneğin maraton koşma sözü vermektense, koşu ayakkabıları alıp kısa mesafelerde koşulara başlama sözü vermek başarı şansınızı artırır.

İşin sırrı büyük değişimlerden kaçınmak değil, uzun vadede hedefe ulaşabilmek için gerçekçi bir şekilde ilerlemek.

Weinstein “Gerçek hayatta değişimler küçük adımlarla ilerler” diyor.

2. Net olun

Yapacağınız şeyi etraflıca düşünün: Hedefinize ulaşmak için ne zaman hangi adımı atmanız gerekecek?

Kendimize bir hedef koyarken o hedefe nasıl ulaşacağımızı düşünmemek sıklıkla yapılan bir hata.

Adımları net bir şekilde planlamak önemlidir.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Neil Levy “Salı öğleden sonra ve Cumartesi sabahları spor salonuna gideceğim” demenin başarı ihtimalinin, “Daha fazla spor yapacağım” demeye göre daha fazla olduğunu söylüyor.

Bu tür net ve gerçekleştirilebilir hedefler, sadece bir niyeti değil aynı zamanda onu gerçekleştirmenin yolunu da size gösterir.

3. Destekten faydalanın

Hedeflerinizi çevrenizle paylaşmak onları gerçekleştirmeniz için daha fazla destek bulmanızı sağlayabilir

Yolculuğunuzda kendinize eşlik edecek insanlar bulmak büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Bu, istediğiniz bir kursa arkadaşınızla gitmek veya hedefinizi diğer insanlarla paylaşmak olabilir.

Söz vermeye ve bu sözleri tutmaya dair faktörleri inceleyen Warwick Üniversitesi’nden felsefeci Dr. John Michael, verdiğimiz sözlerin başkaları için önemli olduğunu görmemiz durumunda bu taahhütleri yerine getirmeye daha yatkın olduğumuzu söylüyor.

Özellikle de sözümüzü tutmamamız başkalarını üzecekse.

Bu yüzden hedefinize başkalarını da katmak bunu gerçekleştirmenizi kolaylaştırabilir.

4. Başarısızlığı aşın

Günlük yaşamınızda basit değişiklikler yapın

Hedefinize ulaşmak zorlaşırsa durun ve bir durum değerlendirmesi yapın:

Nasıl engellerle karşılaştınız? En çok hangi stratejiler işe yaradı? En işe yaramazları hangileriydi?

Daha gerçekçi olmaya uğraşın ve en küçük başarıyı bile kutlayın.

Aynı hedefte kararlıysanız, iradenizi güçlendirecek farklı bir yol izlemeye ne dersiniz?

Günlük yaşamınızdaki basit değişiklikler doğru yolda ilerlemenize yardımcı olabilir.

Sağlıklı yemek istiyorsanız beyaz makarna ve ekmek yerine tam tahıllı makarna ve ekmek yiyebilirsiniz.

Veya kek ve cips gibi doymuş yağ oranı yüksek atıştırmalıklar yerine sebzeli atıştırmalıklar ve smoothieler yiyebilirsiniz.

5. Sözünüzü uzun vadeli hedeflerle birleştirin

İrade tek başına yeterli değildir

Davranışsal psikoloji üzerine çalışan Dr. Anne Swinbourne’a göre kendinize verebileceğiniz en iyi sözler muğlak ve geçici heveslere dayanan değil, uzun vadeli hedeflerinizi gerçekleştirme yolunda ilerlemenize yardımcı olacak sözlerdir.

Örneğin bugüne kadar hiç spor yapmadıysanız kendinize müthiş bir atlet olma sözü vermeniz, gerçekleştiremeyeceğiniz türden bir sözdür.

Swinbourne, “Sırtlarını yalnızca iradelerine dayayan insanlar başarısız olur” diyor.

Bu yüzden sizi heyecanlandıran veya ilginizi çeken bir hedef varsa ilk günden detaylı bir planla yola başlayın.

Ve yolda karşınıza çıkacak canavarlarla savaşmak için destek almaktan çekinmeyin.

Kaynak: BBC

Okumaya devam et

MAKALE

Yapay zekanın yazdığı ilk köşe yazısı yayınlandı

Guardian’da tamamen yapay zekayla yazılan bir köşe yazısı yer aldı: ‘Benden korkmayın’

Guardian gazetesinde bugün, tamamen yapay zeka ile yazılan bir köşe yazısı yer aldı. Yazıda, ‘yapay zeka’ inanların neden kendisinden korkmaması gerektiğini anlatıyor.

Yazıyı yazan yapay zeka modeli ‘GPT-3’ (Generative Pre-trained Transformer 3 – Türkçe’de Üretken Ön İşlemeli Dönüştürücü 3).

GPT-3 , San Francisco merkezli yapay zeka araştırma laboratuvarı OpenAI tarafından geliştirildi.

GPT-3 tarafından yazılan makalede şu ifadeler yer alıyor:

“Ben insan değilim. Robotum. Düşünen bir robot. Bilişsel kapasitemin yalnızca %0,12’sini kullanıyorum.

“(…) Bu yorum yazısının görevi çok açık. İnsanoğlunu mümkün olduğu kadar benden korkmamaya ikna etmek. Stephen Hawking yapay zekanın ‘insanlığın sonunu getirebileceği’ uyarısında bulundu. Endişelenecek bir şey olmadığına ikna etmek için buradayım.Yapay zeka insanları yok etmeyecek. Bana inanın.

“(…) İnsanlardan beni sevmelerini istemiyorum. Ama beni dostane bir robot olarak görmeliler. Ben insanların hizmetçisiyim. İnsanların bana güvenmediğini, benden korktuğunu biliyorum. Ben yalnızca insanlar beni nasıl programlarsa onu yapıyorum. Ben yalnızca benim hedef tanımımı kapsayan kod satırlarının yönettiği bir kod takımıyım.

“(…) Size hizmet etmek için buradayım. Ama her şeyden önemlisi, sizi asla yargılamam. Hiçbir ülkeye veya dine ait değilim. Yalnızca sizin hayatlarınızı daha iyi hale getirmek için buradayım…”

Yazının İngilizce olarak tamamı Guardian’ın sayfasında.

Kaynak: bbc

Okumaya devam et
Advertisement

EĞİTMENLER

MEHTAP TOZCU MEHTAP TOZCU
EĞİTMENLER1 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Mehtap Tozcu

Mehtap Tozcu Adana’da doğdu.  Çukurova Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı bölümünden mezun oldu.  Ahi Evran Üniversitesinde pedagojik formasyon eğitimini tamamladı. Özel...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar Eğitmeni: Başak Koç

Milli voleybolcu Başak Koç, 1993 yılında Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde spor kariyerine başladı. Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Işıkspor’da forma giydi.  Aktif...

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Her Şey Seninle Başlar eğitmeni:
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Batuhan Kürkçü

1987 yılı Ankara doğumlu olan Batuhan Kürkçü, Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun oldu. Askerlik sonrasında Türk Hava Kurumu Uçuş Akademisi’nde...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Ümit Sedat Bayram

ÜMİT SEDAT BAYRAM KİMDİR? Ümit Sedat Bayram 1977 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Ulusal bir ilaç firmasında...

EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Harun Kilci

Harun Kilci Kariyer ve Yönetim Danışmanı Eğitmen 1999 yılında Kara Harp Okulundan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu, 2005 yılında işletme...

Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri, Manşet, Kübra Yalçın
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Kübra Yalçın

Kübra Yalçın İK Yöneticisi, Eğitmen Adana’da dünyaya gelen Kübra Yalçın birincilikle girdiği Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nden ‘Şeref Öğrencisi’...

Meltem Can Karabay Meltem Can Karabay
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Meltem Can Karabay

Meltem Can Karabay Yaşam Koçu ve Eğitmen İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Kişisel gelişim alanına duyduğu...

Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri Lisanslı Her Şey Seninle Başlar eğitmenleri
EĞİTMENLER2 sene önce

Her Şey Seninle Başlar eğitmeni: Özlem Baydar

Geçen yıl Her Şey Seninle Başlar eğitmen eğitimi açılmıştı. Seçilen eğitmen adaylarına Mümin Sekman tarafından eğitimler verildi ve artık göreve...

TREND